TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İBRAHİM KIZILKAYA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2517)
Karar Tarihi: 5/4/2017
R.G. Tarih ve Sayı: 23/5/2017-30074
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Akif YILDIRIM
Başvurucu
:
İbrahim KIZILKAYA
Vekili
:
Av. Aziz URFİOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, mahkûmiyet kararının onanmasına ilişkin görüş içerenYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinintebliğ edilmemesi ve haksız olarak mahkûmiyete karar verilmiş olmasınedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/2/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylarözetle şöyledir:
8. Van Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen S.2010/1243 sayılısoruşturma neticesinde KCK-TM Van yapılanmasında il sorumlusu olduğu iddiasıylave örgüt üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle 18/7/2010 tarihindebaşvurucu hakkında dava açılmıştır.
9.Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun müsnetsuçtan 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.
10.Kararın temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından hazırlanan onama istemli tebliğnameninbaşvurucuya veya müdafiine tebliğ edildiğine dairherhangi bir bilgi veya kayda rastlanmamıştır. Tebliğnamede,mahkûmiyet kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle onanması talepedilmiştir.
11. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12/12/2013 tarihli veE.2013/4819, K.2013/15435 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin kararıonanmıştır.
12. Başvurucu, nihai karardan 29/1/2014 tarihinde haberdarolmuştur.
13. Başvurucu 25/2/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
14. 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nunYürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesi uyarınca 4/4/1929tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 316. maddesininüçüncü fıkrası karar tarihinde yürürlükte bulunduğu şekliyle şöyledir:
“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname,hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesihalinde sanık veya müdafii ile müdahil, şahsi davacıveya vekillerine dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren yedigün içinde yazılı olarak cevap verebilir.”
B. Uluslararası Hukuk
15. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 1/6/2010tarihinden geçerli olmak üzere 14. Protokol'le değişik 35. maddesinin (3)numaralı fıkrası şöyledir:
“Aşağıdaki hallerde Mahkeme, 34. madde uyarınca sunulan bireyselbaşvuruları kabul edilemez bulur:
a) Başvurunun konu bakımından Sözleşme veya Protokollerininhükümleriyle bağdaşmaması, açıkça dayanaktan yoksun veya bireysel başvuruhakkının kötüye kullanılması niteliğinde olması veya;
b) Başvurucunun önemli bir zarar görmemiş olması; meğer ki Sözleşme veProtokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygı ilkesi başvurununesastan incelenmesini gerektirsin. Ancak ulusal bir mahkeme tarafından gereğigibi incelenmemiş hiçbir dava bu gerekçe ile reddedilemez."
16. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 35.maddesine 14. Protokol'le eklenerek 1/6/2010 tarihinde yürürlüğe giren önemsizzarar kriterine ilişkin içtihadında bu yeni kriterin, Sözleşme ve protokolleriile güvence altına alınan hakların Avrupa düzeyinde hukuksal açıdan korunmasınısağlama yönündeki temel görevine yoğunlaşması için önemsiz başvurularıivedilikle inceleme olanağı vermesi amacıyla oluşturulduğunu belirtmektedir (Stefanescu/Romanya (k.k.),B. No: 11774/04, 12/4/2011, § 35). Deminimis non curat praetor prensibine göre yeni kabul edilebilirlikşartının -bir hak ihlali ne denli gerçek olursa olsun- uluslararası bir mahkemetarafından incelenmeyi gerektirecek asgari bir ağırlık düzeyine ulaşmasıgerektiği görüşüne dayanır (Korolev/Rusya (k.k.),B. No: 25551/05, 1/7/2010). Bu kriterin incelenmesinde ihlal edildiği iddiaedilen hakkın mahiyetini, ihlal iddiasının ciddiyeti ve/veya ihlalin başvuranınkişisel durumu üzerinde oluşturacağı olası sonuçları da gözönündebulundurmak gerekir (Giusti/İtalya, B. No: 13175/03, 18/10/2011, §34).
17. AİHM, söz konusu kriteri uygularken Sözleşme veprotokollerinin güvence altına aldığı insan haklarına saygının başvurununesastan incelenmesini gerektirip gerektirmediği hususunu da incelemektedir. Bukapsamda AİHM, önem kriteri getirilmeden önce deönünegelmiş olan Sözleşme ile ilgili hususta açık ve çokça uygulanmış olan biriçtihadın bulunması durumunda bu incelemenin yapılmasının gerekli olmadığınahükmettiğini (Van Houten/Hollanda(kayıttan düşürme), B. No: 25149/03, 29/9/2005, §§ 33-38; Kavak/Türkiye (k.k.),B. No: 34719/04 ve 37472/05, 19/5/2009) hatırlatarak mahkeme içtihatlarınıgenişletebilecek veya bunlara katkı sağlayabilecek nitelikteolmayanbaşvuruları incelememektedir (TayfunGörgün/Türkiye (k.k.), B. No: 42978/06,16/9/2014).
18. AİHM, Danıştay savcısının görüşünün tebliğ edilmemesinedeniyle çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkinşikâyeti incelemiş; Danıştay savcısının görüşünde başvurucunun yorum yapmasınıgerektirecek yeni herhangi bir argümanın ileri sürülmediği, Danıştayınbaşvurucunun temyiz başvurusunu reddetmek için söz konusu görüşe dayanmadığı veilgililerin söz konusu görüşe cevap olarak davanın incelenmesi için yeni veuygun belgeler ileri sürdüklerini kanıtlayamadıkları saptamasında bulunarakyukarıda belirtilen kriter kapsamında kabul edilemezlik kararı vermiştir (Aysel Kılıç ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 33162/10).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 5/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Silahların Eşitliği veÇelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin kendisine veya müdafiinetebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
21.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi”kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme, Anayasanınuygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarınınbelirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zararauğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir."
22. Başvurucunun ileri sürdüğü ihlal iddialarının niteliğinazara alınarak başvurunun kabul edilebilirlik kriterlerinden olan anayasal vekişisel önemden yoksun olma kriteri yönünden incelenmesi gerekir.
a. Anayasal ve KişiselÖnemden Yoksun Olma Kriterine İlişkin Genel İlkeler
23. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasında herkesinbireysel başvuru hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık yukarıdayer verilen Kanun maddesinde (bkz. § 21) anayasal ve kişisel önemi düşük olanveya bulunmayan başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hükümaltına alınmıştır. Anılan düzenlemenin kaynağı, hâkimin küçük/önemsiz işlerleuğraşmaması gerektiğini ifade eden kadim De minimis non curatpraetor ilkesidir. Bu ilkenin temelindeyatan düşüncelerden biri mahkemelerin asıl işlevlerine odaklanmalarını sağlamakve buna engel teşkil edecek olan önem derecesi düşük davaların ve başvurularıniş yükü oluşturmasını önlemektir (K.V.[GK], B. No: 2014/2293,1/12/2016, § 47).
24. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksunbaşvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlikkriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerinitaşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebileceknitelikte olsa bile Kanun’da belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemezbulunabilecektir (K.V., § 55).Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların kabul edilemez bulunabilmesiiçin iki koşul öngörülmüştür: “Anayasal önem” olarak adlandırılabilecek olanbirinci koşul "başvurunun Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması veyatemel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önemtaşımaması”, “kişisel önem” olarak adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise“başvurucunun önemli bir zarara uğramaması”dır (K.V., § 57).
25. Anayasal önem koşulunun uygulanmasıyla ilgili olarak kanunkoyucu “Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma”, “Anayasa’nınyorumlanması açısından önem taşıma” ve “temel hakların kapsamının vesınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıma” şeklinde üç unsur belirlemişolmakla birlikte temel hak ve özgürlüklerle ilgili Anayasa hükümlerininyorumlanması -işin doğası gereği- temel hak ve özgürlüklerin kapsamının vesınırlarının belirlenmesini de içermektedir. Bu nedenle anayasal önemin, temelhak ve özgürlüklere ilişkin Anayasa hükümlerinin “yorumlanması” ve“uygulanması” açısından önem taşıma şeklinde ifade edilebilecek iki unsurununbulunduğunu kabul etmek gerekir (K.V.,§ 61).
26. İşin doğası ve kanun metni dikkate alındığında birbaşvurunun anayasal öneminin bulunduğu sonucuna varılabilmesi için onun bu ikiunsurdan biri açısından önem taşımasının yeterli olduğu anlaşılmaktadır (K.V., § 62). Anayasa hükümlerininyorumlanması açısından önem taşıma unsurunun başta Anayasa Mahkemesininbireysel başvuru yoluyla daha önce yorumlamadığı meseleleri kapsadığında kuşkubulunmamaktadır. Bununla birlikte mahkeme, bir meseleyle ilgili olarak dahaönce Anayasa’nın ilgili hükümlerini yorumlamış olsa bile değişen durumlarıdikkate alarak yeniden yorumlama ihtiyacı duyabilir. Bu durumda da o meseleyeilişkin başvurunun anayasal öneminin bulunduğunu kabul etmek gerekir(K.V., § 63).
27. Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma unsuru iseözellikle mahkemenin Anayasa hükümleriyle ilgili yorumu ile kamu makamları vederece mahkemelerinin uygulamaları arasındaki farklılıkta kendisini gösterir.Ancak her uygulama farklılığı, başvurunun Anayasa’nın uygulanması açısından“önemli” olduğu anlamına gelmez. Anayasa hükümlerinin uygulanması açısındanbaşvurunun önem taşıdığının söylenebilmesi için kamu makamları ve derecemahkemelerinin belli bir meseleye ilişkin uygulamalarının Anayasa Mahkemesiyorumlarından farklı olması ve bu farklılığın da önemli olması gerekir (K.V., § 64).
28. Kişisel önemin bulunmaması koşulu, başvurucunun önemli birzarara uğramamış olmasını ifade eder. Bu koşul, somut olayın başvurucununkişisel durumu üzerindeki olumsuz etkisinin derecesiyle ilgilidir. Somut olaydaortaya çıkan kişisel zararın önemli olup olmadığını başvurucunun subjektif algısı belirlemez. Bu husus başvurucunun içindebulunduğu koşullar da dâhil olmak üzere her olayın kendine özgü koşullarıdikkate alınarak ve objektif verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesitarafından değerlendirilir (K.V.,§§ 66, 67).
29. Zararın parayla ölçülüp ölçülememesi, onun öneminideğerlendirme bakımından belirleyici değildir. Parayla ölçülmesi mümkün olmayanzararlar yönünden de anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriterininuygulanması mümkündür. Öte yandan parayla ölçülebilen zararlar yönünden herbaşvurucu için geçerli olacak ve kişisel önem koşulunun belirlenmesinde esasalınacak belli bir meblağ belirlenmesi mümkün değildir. Belli bir meblağ,başvurucuların içinde bulundukları kişisel koşullara göre farklı önemderecesine sahip olabilir (K.V.,§68).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
i. Anayasal Önem Yönünden
30. Başvurucu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin kendisine veya müdafiinetebliğ edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Başvurucunun bu iddiası, adil yargılanma hakkı kapsamındakisilahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine ilişkindir.
31. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen iddialara ilişkin birçokbaşvuruda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin kapsam veiçeriğini belirlemiştir. Bu kapsamda;
- Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başsavcısının görüşünün (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,16/5/2013, §§ 32-37; Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, §§42-48; Ramazan Tosun, B. No:2012/998, 7/11/2013, §§ 34-42; MuharremKeserci, B. No: 2012/575, 8/5/2014, §§ 43-55),
- Danıştay Başsavcılığı görüşünün (Ahmet Teyit Keşli, B. No: 2013/2237,18/9/2014, §§ 55-65; Abdulselam Tunç, B. No: 2013/6986, 5/11/2014, §§56-66; Zeki Güngör, B. No:2013/8491, 31/3/2016, §§ 46-57; FahriGösteriş, B. No: 2013/1297, 13/4/2016, §§ 27-37),
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin(Gürhan Nerse,B. No: 2013/5957, 30/12/2014, §§ 33-40;Zekayi Çelebi, B. No: 2014/5633, 18/5/2016, §§ 25-30; Özgür Murat Engin, B. No: 2014/7806, 21/9/2016, §§ 38-44),
- Cumhuriyet savcısından alınan görüşün (Laleş Çeliker, B.No: 2013/8413, 21/9/2016, §§24-31) taraflara tebliğ edilmemesine ilişkin şikâyetlerin Anayasa Mahkemesitarafından incelendiği; somut başvuruda dile getirilen şikâyetlere benzerşekilde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğiiddialarına ilişkin başvurularda ilgili Anayasa kurallarının yorumlandığıanlaşılmaktadır.
32. Anılan başvurularda başvurucunun yargılama mercileriönündeki başarı şansını zedeleyen her türlü mütalaadan haberdar edilme hakkınasahip olduğu ve bu nitelikteki mütalaalara karşı başvuruculara yazılı görüşbildirme olanağının tanınmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar başvurucununşikâyetine konu uygulamanın Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verileniçtihatlarında benimsediği yorumlardan farklı olduğu ileri sürülebilirse de bufarklılığın genel bir soruna işaret etmediği anlaşılmaktadır.
33. Buna göre Mahkemenin sıklıkla uygulanmış açık biriçtihadının bulunduğusilahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin başvurunun genel bir sorunaişaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temelhakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından da önem taşıdığınınortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.
ii. Kişisel ÖnemYönünden
34. Başvurucu, onama istemli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin kendisine veya müdafiinetebliğ edilmediğini ileri sürmektedir.
35. Anılan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesi,sanık (başvurucu) tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerinin yerindeolmadığına ve temyiz başvurusunun reddedilmesi gerektiğine ilişkindir. Tebliğnamede esasen başvurucunun yorumlarını gerektirecekdaha önce tartışılmayan konulara ilişkin yeni herhangi bir argüman ilerisürülmemektedir. Tebliğnamenin esaslıdeğerlendirmeler ya da başvurucunun bilgisi dâhilinde olmayan ek açıklamalariçermediği, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle hükmün onanmasının talepedildiği görülmektedir. Diğer taraftan Yargıtay, onama kararının gerekçesinde tebliğnameye kesinlikle atıf yapmamaktadır.
36. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinintebliğ edilmemesinin kendisine ciddi anlamda zarar verdiği ve kendisi için nedenli önemli olduğu hususunda başvurucunun herhangi bir açıklamasının olmadığıda gözetildiğinde başvurunun bu kısmı açısından önemli bir zarar olduğukanaatine ulaşılamamıştır.
iii. Sonuç
37. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmınınAnayasa'nın yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibibaşvurucunun da önemli bir zarara uğramadığı sonucuna varılmaktadır.
38. Açıklanan gerekçelerle anayasal ve kişisel önemden yoksunolduğu anlaşılan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
39. Başvurucu; yasal bir partinin seçim çalışmalarında görevaldığını, çoğu lehe yorumlanabilecek telefon görüşmesi içeriklerinin dışındaaleyhinde başkaca delil bulunmadığını ve haksız olarak mahkûmiyetine kararverildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
40. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmamasıbireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veyaaçık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bukapsamda değildir (Ahmet Sağlam,B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
41. Somut olayda Mahkemece, başvurucunun mahkûmiyetine dayanakteşkil eden telefon görüşmeleri ile hakkında önceden verilmiş mahkûmiyethükmüne gerekçeli kararda yer verilmek suretiyle başvurucunun Van ilindeörgütsel çalışmalarda bulunduğu, bu kapsamda örgütsel toplantılara, zaman zamanda yasa dışı toplumsal olaylara katıldığı sabit görülerek terör örgütü üyesiolma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucunun anılaniddialarının esas itibarıyla derece mahkemelerince delillerindeğerlendirilmesinde isabet bulunmadığına ve dolayısıyla kararın sonucunailişkin olduğu görülmektedir. Yapılan incelemede, mahkemenin ve Yargıtayın kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespitedilmemiştir.
42. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarınınyukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğusonucuna varıldığından başvurunun bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerininihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasalve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE5/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.