TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İBRAHİM YILMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/19756)
Karar Tarihi: 19/7/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucu
:
İbrahim YILMAZ
Vekili
:
Av. Mennan EVREN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, askerlik hizmetinden kaynaklandığı ileri sürülenrahatsızlık ve bu rahatsızlığın tedavisinde hatalı müdahalede bulunulmasısebebiyle oluşan zararların tazmini istemiyle açılan davanın Askeri Yüksekİdare Mahkemesi tarafından süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 18/12/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm başkanı tarafından kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına vebu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunmayacağınıbildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, 20/7/2011 tarihinden itibaren Türk SilahlıKuvvetleri (TSK) emrinde uzman onbaşı statüsünde görev yapmakta iken 6/9/2011tarihinde Isparta Asker Hastanesi Baştabipliği tarafından sağ hobital omuz çıkığıön tanısıyla ileri tetkik ve tedavi için Etimesgut Asker Hastanesi ortopedibölümüne sevk edilmiştir.
9. Etimesgut Asker Hastanesinde 16/11/2011 tarihinde yatışıyapılarak başvurucu ameliyat edilmiştir. Hastanenin 21/11/2011 tarihli sağlıkkurulu raporuyla, başvurucu hakkında omuz bankart tamiri ameliyatlısı tanısı konulmuş vebir buçuk ay hava değişimi raporu tanzim edilmiştir. Aynı Hastanenin 4/1/2012tarihli sağlık kurulu raporu ile sağ eklemçıkığı (sağ omuz artroskopik bankarttamiri ameliyatlısı nekahatlisi tanısıylakırk beş gün istirahat raporu tanzim edilmiştir.
10. Başvurucu, Gülhane Askerî Tıp Akademisinde (GATA) 17/7/2012tarihinde yeniden ameliyat edilmiştir. 17/7/2012 tarihli ve 662 sayılı ameliyatraporunda şöyle denilmiştir:
"... Sağ omuz içianatomik yapılar görüldü. Glenion anteriorundaönceden yerleştirilmiş migre olan anchorvidaları izlendi ve çıkarıldı. Humerus başı anteromedialinde 2x2 cm.likvidaların sürtünme sonrası oluşturduğu kondral lezyonizlendi düzenlendi. Bol yıkamayı müteakip portaller çekildi. Portal girişleriusulüne uygun kapatılarak pansumanı yapıldı. Omuz askısı uygulanarak ameliyatason verildi."
11. Başvurucuya 23/8/2012 tarihli sağlık kurulu raporuyla appendektomi ameliyatlısı tanısıyla on gün ve11/10/2012 tarihli sağlık kurulu raporuyla da sağomuz hareket kısıtlılığı tanısıyla kırk beş gün hava değişimi raporutanzim edilmiştir.
12. Söz konusu raporlar üzerine Dağ Komanda Tugay KomandoKomutanlığının 3/11/2012 tarihli işlemi ile başvurucunun, hava değişimi veistirahat sürelerinin üç aydan fazla olması nedeniyle 17/11/2012 tarihindengeçerli olmak üzere uzman erbaşlık sözleşmesi feshedilmiştir.
13. Belirtilen işlemin iptali istemiyle açılan davada AskeriYüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinin 9/10/2013 tarihli veE.2013/160, K.2013/971 sayılı kararıyla "... davacının istirahat ve hava değişimi ve almasına yol açanrahatsızlığının 3269 Sayılı Kanunun 10'uncu maddesinde belirtilen ilişiğininkesilmemesini ve izinli sayılmasını gerektirecek mahiyette görev esnasında veyagörev dışında görevinden dolayı uğradığı bir kaza sonucu ya da bir meslekhastalığından kaynaklanmadığı göz önüne alınarak kanun hükmünden kaynaklananbağlı yetki uyarınca sözleşmesinin feshedilerek TSK. ileilişiğinin kesilmesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucunavarılmıştır." gerekçesiyle davanınreddinekarar verilmiştir.
14. Başvurucu, sözleşmesinin feshine ilişkin olan bu kararakarşı bireysel başvuruda bulunarak eşitlik ilkesinin ve çalışma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş ise de Anayasa Mahkemesi 2014/3748 sayılı başvuruyu3/7/2015 tarihli kararıyla konu bakımındanyetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.
15. Diğer yandan başvurucu hakkında GATA Hastanesi tarafındandüzenlenen 31/1/2013 tarihli raporda başvurucunun sağ omuz eklem hareketkısıtlığı tanısı ile TSK'da görev yapamayacağı tespit edilmiştir.
16. Başvurucu, askerlik görevi sırasında 6/9/2011 tarihindedüşerek omzunda tahribat oluştuğu ve rahatsızlığın tedavisiyle ilgili17/11/2011 tarihli ameliyatın kusurlu olduğu iddialarıyla maddi ve manevitazminat ödenmesi istemiyle 2/12/2013 tarihinde idari başvuru yapmıştır.Başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine 19/2/2014 tarihinde AYİM'detam yargı davası açılmıştır.
17. AYİM 9/7/2014 tarihli ve E.2014/380, K.2014/1094 sayılıkararıyla davayı süre aşımı gerekçesiyle oyçokluğuyla reddetmiştir AYİMgerekçesi şöyledir:
"Dava dosyasında bilgive belgelerin incelenmesinden; davacının 2011 yılında Dağ Komando Okulu EğitimMerkezi Komutanlığında P.Uzm.Onb. olarak görevli ikenkomutanlık önüne hastaneye sevk konulu yazmış olduğu dilekçesinde: "2 yılönce düşmem sonucunda meydana gelen omuz çıkmaları ilk başlarda rahatsızetmemekteydi, Konya'da yapmış olduğum askerlik hizmeti sırasında omuz çıkmalarıartarak ağrılar fazlalaşınca Konya Askeri Hastaneindemuayenemi olarak tedavi süreci başladı, sonuç olarak ameliyata karar verildi,Askerlik hizmetini yapmakta iken KKK.lığı uzman erbaşseçme sınavına girerek kazandım ve ameliyat olmaktan vazgeçtim ve P.Uzmn.Onb. olarak okuldaki eğitimimi almaya başladım amaomuzumdaki ağrılar şiddetli bir şekilde artmaya başlayınca Isparta AskeriHastanesine sevkim uygun görüldü" şeklinde beyanda bulunduğu, ...[anlaşılmıştır].
...
Dava konusu olayda tazminat isteminin sebebiolan omuz çıkması olayının (idari eylemin) davacının el yazısı ile komutanlıkönüne yazmış olduğu dilekçeden anlaşılacağı 2009 yılında meydana geldiği, hattabu sürenin davacının askere sevk edilmeden önceki tarihi de ihtiva edebileceğişüphesini uyandırdığı, dikkate alındığında davacının omzunun çıktığı tarihtenitibaren omuz çıkma olayı şayet mecburi askerlik hizmetinde gerçekleşmişse biryıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesiniistemesinin gerektiği, halbuki davacı rahatsızlığını iyi niyet kurallarınaaykırı bir şekilde uzman erbaş sınavında saklayarak davalı idareyi kandırdığı,rahatsızlığını tedavi ettirmeyerek büyük bir efor sarf edeceği bir eğitim olankomando eğitimine iştirak ederek rahatsızlığın artmasına bilerek sebebiyetverdiği, bu gerçekler karşısında davacının iyi niyetli olduğundanbahsedilemeyeceği, rahatsızlığının artmasında asıl sorumluluğun davacıya aitolduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı vekili bir yıllık kesin süre geçtiktensonra 02.12.2013 tarihinde tazminat istemiyle idareye müracaat ettiğindendavada süre aşımı bulunmaktadır. Her ne kadar davacı hakkında eylem tarihindenyaklaşık dört yıl sonra kesin işlemli rapor tanzim edilmiş ve davacı bu raporüzerine 02.12.2013 tarihinde ön karar tesis için idareye müracaat ettiktensonra davasını ikame etmiş ise de anılan raporun geçirilen dava süresini ihyakabiliyeti bulunmadığından süre aşımından reddi gerektiği sonucuna varılmıştır."
18. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 12/11/2014tarihli ve E.2014/1365, K.2014/1594 sayılı kararıyla, olayda karar düzeltmesebeplerinin bulunmadığı gerekçesiyle oyçokluğuyla reddedilmiştir. Karşıoyda şöyle denilmiştir:
".. süreninzararın ortaya çıktığı tarihten başlatılma zorunluluğu vardır. Zarar ortayaçıkmadan istenecek bir tazminat konusu olmayacağından dava açma hakkı daolmayacaktır. Tazminat istenebilmesinin ilk koşulu bir zararın varlığıdır.Sözleşmeli uzman çavuş olan davacının yaralanması ve devamında yapılan tedavidehata dolayısıyla oluşan rahatsızlığı, sağlık durumuna ilişkin raporununonaylanması ile tespit edilmiştir. Bu nedenle zorunlu idari müracaat süresininonaylanan raporun davacıya tebliğ edildiği tarihten başlatılması gerekmektedir.Davacı hakkında lüzenlenen GATA Hastanesi SağlıkKurulunun ... raporun hangi tarihte onaylanarak kesinleştiği dosya içeriğinden... anlaşılamamıştır. Ancak zorunlu idari müracaat süresinin rapor tarihindenbaşlatılması durumunda dahi 03.12.2013 tarihinde davalı idareye yapılan zorunlumüracaatın bir yıllık müracaat süresi aşılmadan yapılmış olduğu ... davada süreaşımı bulunmadığı kanaatinde olduğumuzdan, karar düzeltme alebininkabul edilerek, süre aşımı yönünden davanın reddine ilişkin verilen kararınkaldırılması ve davanın esastan görülmesi gerek[[mektedir]."
19. Bu karar başvurucu vekiline 8/12/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
20. Başvurucu 18/12/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
21. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:
“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlüdür.”
22. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu’nun43. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"İdari eylemlerdenhakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce,bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihtenitibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkilimakama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Buisteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliğitarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiğitarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler."
B. Uluslararası Hukuk
23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme/AİHS) 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Herkesmedeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alandakendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuşbağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde,hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir...”
24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasında ifade edilen hakkın kurucu unsurlarındanbirinin mahkemeye erişim hakkı olduğunu belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36).Mahkemeye erişim hakkı, Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerindoğal bir parçası olup (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B.No: 54252/07, 16/6/2009, § 52) bu kapsamda (1) numaralı fıkra, herkesin kişiselhakları ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya biryargı yeri önüne çıkarma hakkını güvence altına alır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).
25. Mahkemeye erişim hakkı, niteliği gereği devlet tarafındandüzenleme yapılmayı gerektirdiğinden mutlak bir hak olmayıp sınırlamalaratabidir. AİHM'e göre bu hak, Sözleşme'nin tanımlamaksızın kabul ettiği bir hakolduğundan bir hakkın kapsamını belirleyen (çerçevesini çizen) sınırlardanbaşka sınırlamalara da tabi olabilir. Ancak hiçbir durumda bu sınırlamalarhakkın özünü zedelememelidir (Golder/BirleşikKrallık, § 38).
26. Ayrıca bu sınırlama meşru bir amaç izlemeli ve kullanılanaraçlarla gerçekleştirilmek istenen amaç arasında makul bir orantılılıkilişkisi bulunmalıdır; aksi takdirde bu sınırlama 6. maddenin (1) numaralıfıkrasıyla bağdaşmaz (Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78,28/5/1985,§ 57).
27. Temyize başvurma, dava açma gibi usul kurallarına ilişkinkanunlarda birtakım süreler öngörülmesi, hukuksal güvenlik ilkesi vemahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan ve eksik olankanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında kararvermelerini istemekle oluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek gibi önemlive meşru amaçlara hizmet etmektedir (Stubbings ve diğerleri/Birleşik Kralık, B.No: 22083/93, 22/10/1996, § 51).
28. Süre koşulu gibi dava açmaya ilişkin usul koşulları birdenfazla yoruma neden olabilecek nitelikte ise mahkemeye erişim hakkı kapsamında oyorumlardan birinin davayı açmak isteyen kişileri engelleyecek şekilde katı birşekilde kullanılmaması veya söz konusu koşulların katı bir uygulamaya tabiolmaması gerekir (Beles ve diğerleri/Çek Cumhuriyeti, B. No:47273/99, 12/11/2002, §§ 50-51).
29. AİHM Eşim/Türkiye (B.No: 59601/09, 17/9/2013) kararında, süre aşımı nedeniyle davası reddedilenbaşvuranın mahkemeye erişim hakkının engellenip engellenmediği hususunudeğerlendirmiştir. Söz konusu olayda başvurucu, askerlik hizmetini yerinegetirirken 25/9/1990 tarihinde yaşanan bir çatışmada yaralanmış, tedavisiuzunca bir süre devam etmiş ve sonunda başvurucunun 1992 yılında askerlikleilişiği kesilmiştir. Başvurucu sonraki yıllarda sürekli baş ağrısından ve başdönmesinden yakınmış, 2004 yılında başında belirlenemeyen metal bir cisminolduğu tespit edilmiş, 2007 yılında GATA'daki muayenesinde başvurucunun başındamermi olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu 19/9/2007 tarihinde tazminat almakamacıyla idareye başvurmuş ancak bu talebi reddedilmiştir. Bunun üzerinebaşvurucunun idare aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davadaAYİM söz konusu olayın yaşandığı tarihten itibaren beş yıl içinde davaaçılmadığı gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir.
30. AİHM anılan kararında, davanın temelinde yer alan konununaslen beş yıllık süre sınırını başvurucunun yaralandığı tarihten itibarenhesaplayan yerel Mahkeme kararındaki gerekçelendirme olduğunu ifade etmiş;başvurucunun 25/9/1995 tarihinde kafatasındaki mermiden haberdar olmamasıtartışma konusu olmadığından kendisinden beş yıl içinde tazminat davasıaçmasının beklenmesinin makul olarak değerlendirilemeyeceğine, Mahkemeninnazarında şahsi yaralanmayla ilgili tazminat davalarında dava açma hakkınıntarafların uğradığı zararı gerçekte değerlendirebildiğinde kullanılmasıgerektiğine hükmetmiş ve AYİM’in süre sınırıhakkındaki katı yorumunun davanın esasının tam olarak incelenmesine engelolması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Eşim/Türkiye, §§ 23, 25, 26).
31. AİHM, Howald Moor ve Diğerleri/İsviçre (B.No: 52067/10 ve 41072/11,11/3/2014) başvurusunda daEşim/Türkiye başvurusundaki içtihadınısürdürmüştür. Başvuruya konu olayda başvuranlar,1965 yılından 1978 yılına kadarçalışma ortamında amyanta (asbest) maruz kalması sebebiyle oluşan hastalıknedeniyle 2005 yılında vefat eden bir teknisyenin eşi ve çocuklarıdır. Olaydahastalığın amyanttan kaynaklandığı 2004 yılında belli olmuş ve başvuranlarınmirasçısı 25/10/2005tarihinde işveren aleyhine maddi ve manevi tazminat davasıaçmıştır. İsviçre Federal Mahkemesi, on yıllık zamanaşımı süresinin, zararınortaya çıktığı andan değil olayın oluş anından itibaren başlayacağınıbelirterek davacının 1995 yılından sonra amyanta maruz kalmadığını, 1995'tenönceki olaylar açısından ise taleplerin zamanaşımına uğradığına kararvermiştir.
32. AİHM söz konusu başvuruda, zamanaşımına ilişkin kuralların amyantınyol açtığı gibi tetikleyici olaylardan ancak yıllar sonra teşhis edilebilenhastalıklardan muzdarip kişilere sistematik olarakuygulanmasının, bu kişileri iddialarını mahkemeler önünde ortaya koymaolanağından yoksun bırakma ihtimali bulunduğuna dikkat çekmiştir. AİHM, kişininbelli bir hastalıktan muzdarip olduğunubilemeyeceğinin bilimsel olarak kanıtlanmış olduğu durumlarda bu gerçeğinzamanaşımı süresinin hesaplanmasında dikkate alınması gerektiğini belirterekzamanaşımı sürelerinin uygulanmasının başvuranların mahkemeye erişimini, sözkonusu haklarının özüne halel getirecek derecede kısıtlamış olduğuna kararvermiştir (Howald Moor ve Diğerleri/İsviçre,§§77,78).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
34. Başvurucu; Etisemgut AskerHastanesinde MR, röntgen gibi hiçbir teşhis işlemi yapılmadan omuz ameliyatıyapılarak omuzuna vida uygulandığını, vidalar uygun şekilde yerleştirilmediğiiçin ameliyattan sonra kemiklerdeki kırılma ve vidaların yerinden çıkmasınedenleriyle dayanılması güç ağrılar çektiğini, nitekim GATA'da yapılan17/7/2012 tarihli ameliyatla vida ve parçaların çıkarıldığını belirterek AYİM'in bilirkişi incelemesi yaptırmaksızın sakatlığınınönceden gerçekleştiği varsayımıyla davasını süreden reddetmesi nedeniyle adilyargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıcaduruşmalıyargılama yapılmaması ve hatalı tedaviye ilişkin iddialarının karşılanmamasınedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.Başvurucu bu iddialarının yanında, sakatlık nedeniyle kazanma gücü kaybınauğradığını ve uğranılan zararın tazmin edilmediğini ileri sürerek mülkiyethakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yargılamanın yenilenmesine kararverilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme
35. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun iddialarının özümahkemeye erişim hakkına ilişkin olduğundan başvuru adil yargılanma hakkıkapsamında mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı veHakkın Kapsamı
38. Anayasa’nın 36. maddesinin biricifıkrasında, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanmahakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
39. Anayasa'nın 36. maddesine 2001 yılı değişiklikleriyleeklenen "adil yargılanma" ibaresine ilişkin gerekçede, Türkiye'nintaraf olduğu uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınan adil yargılanmahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Bu sözleşmelerden AİHSile AİHS'i yorumlayan AİHM içtihadındaki adilyargılanma hakkı güvencelerinden birini mahkemeye erişim hakkı oluşturmaktadır(bkz. §§ 23-32).
40. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre de bir uyuşmazlığı mahkemeönüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelen mahkemeye erişim hakkı, Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biridir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §52).
41. Başvurucunun açtığı davanın AYİM İkinci Dairesi tarafındansüresinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilerek davasının esasınınincelenmemesinin başvurucunun mahkemeye erişim hakkına müdahale olduğu açıktır.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
42. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
43. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan mahkemeyeerişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması mümkündür.Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir(Murat Kara ve diğerleri, B. No:2014/6042, 9/3/2017, § 59).
44. Müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somutbaşvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma(meşru amaç), ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir. Aksi takdirde yukarıda anılan müdahaleAnayasa’nın 36. maddesini ihlal eder.
i. Kanunilik
45. Başvuruya konu olayda, AYİM İkinci Dairesinin, 1602 sayılıKanun’un 43. maddesine göre süre aşımı gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğianlaşılmaktadır. AYİM Dairesinin bu maddeye göre verdiği kararla yapılanmüdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü karşıladığı açıktır.
ii. Meşru Amaç
46. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü içinherhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbirşekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özelsınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazısınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddedeherhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başkamaddelerinde yer alan kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılmasımümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkinbir kısım düzenlemenin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırlarıortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancakbu sınırlamalar Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz(AYM, E.2014/112, K.2014/203, 25/12/2014).
47. Diğer taraftan hukuki güvenlik ve hukuki istikrar ilkeleriAnayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerindendir. Builkelerin sağlanması amacıyla adil yargılanma hakkı kapsamında yer alanmahkemeye erişim hakkına sınırlama getirilebilir. Bu çerçevede idari işlem veeylemlerin sürekli bir biçimde dava açılma tehdidi altında kalmasınıengellemek, kamu hizmetinin hızlı ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak amacıylahukuki istikrar ve hukuki güvenlik ilkeleri gereğiidari davaların açılmasının belli sürelerle sınırlandırıldığını söylemekmümkündür.
48. Bunun yanında dava ya da hukuki işlemler için tanınansüreler, mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan, eksikya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana gelmiş olaylarhakkında karar vermelerini istemekle oluşabilecek adaletsizliklerin önünegeçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi önemli ve meşru amaçlara hizmet eder(AYM, E.2014/92, K.2016/6, 28/1/2016, § 17).
49. Bir başka ifadeyle süre gibi usul kuralları, adaletin iyiyönetimini ve bilhassa hukuki güvenlik ve istikrara saygının temin edilmesiniamaçlar.
50. Bu açıklamalar çerçevesinde idari işlem ve eylemlere karşıbaşvurularda süre koşulunun öngörülmesi meşru amaçlara sahiptir.
iii. Ölçülülük
51. Askerlik hizmetinden kaynaklandığı ileri sürülen rahatsızlıkve bu rahatsızlığın tedavisinde hatalı müdahalede bulunulması sebebiyle oluşanzararların tazmini istemiyle açılan başvuruya konu davada, AYİM Dairesinindavayı süre aşımı gerekçesiyle reddetmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeyeerişimine yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığınınincelenmesigerekir.
(1) Genel İlkeler
52. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukukdevleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumungerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.Bireylerin hak ve özgürlüklerinin, somut koşulların gerektirdiğinden daha fazlasınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamınageleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014).
53. Mahkemelerin usul kurallarını uygularken bir yandan davanınhakkaniyetine zarar verecek kadar katı şekilcilikten öte yandan kanunlaöngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırıesneklikten kaçınmaları gerekir (Kamil Koç,B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65). Bu çerçevede mahkemeye erişim hakkınayapılacak sınırlandırmanın ölçülü olup bireylerin mahkemeye erişim hakkınıaşırı derecede zorlaştırmaması ya da imkânsız hâle getirmemesi gerekir.
54. Öte yandan bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiilgili mevzuatı yorumlamak derece mahkemelerinin görevi olup AnayasaMahkemesinin bireysel başvuruda incelediği husus derece mahkemeleriningerekçelerine esas yorumun ölçülü olup olmadığı ve buna göre Anayasa'da güvencealtına temel hak ve özgürlükleri ihlal edip etmediğidir. Bu kapsamda dava açmasürelerinin hangi tarihte başlayacağını belirlemek Anayasa Mahkemesinin göreviolmayıp Anayasa Mahkemesi, dava açma sürelerinin başlatıldığı tarihle ilgili derecemahkemelerin yorumlarının Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanmahakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal edip etmediğiniincelemektedir.
55. Askerlik hizmeti sırasında meydana gelen eylemden dolayıuğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımı gerekçesiylereddedilmesi üzerine mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası daha önceAnayasa Mahkemesince incelenmiştir ( Kemal İnan, B. No: 2013/1524, 6/10/2015; Haluk Pek, B.No:2013/9094, 4/2/2016; Nahit Aydın, B.No: 2013/4072, 6/1/2016; SezaiBalta, B. No:2013/8834, 4/2/2016; Mesut Ekinci,B. No: 2014/956, 18/5/2016).
56. Anayasa Mahkemesinin anılan başvurularda ortaya koyduğuiçtihada göre kişinin idari eyleme ilişkin tam yargı davası açma hakkını, idarieylem nedeniyle bir zarara uğramış olduğunu ve uğradığı zararın hangi sebepveya sebeplerden kaynaklandığını gerçekte değerlendirebildiğinde kullanabilmesigerekir.
57. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verileniçtihadında; askerlik hizmeti sırasında meydana gelen eylemden dolayı zararauğranıldığına ilişkin iddiada erken terhis durumunun varlığı hâlinde söz konusuzararın erken terhisle öğrenilerek değerlendirilebileceği, erken terhisişleminden sonra sağlık raporunun onaylanarak başvurucuya tebliğ edilmesininise ancak açılan tazminat davasında rahatsızlığın seviyesine göre talepedilecek olan tazminat tutarının hesaplanmasına etki edebileceği kabuledilmektedir. Erken terhis durumunun olmadığı durumlarda ise mahkemeye erişimhakkının ihlal edilip edilmediğinin tespitinde zarardan bilgi sahibi olupolmadıklarına dair başvurucuların ortaya koyacakları argümanlar bu çerçevedezararın öğrenilmesine elverişli nitelikteki sağlık raporunun varlığı ve derecemahkemelerinin bunlara dair gerekçeleri önem arz eder.
58. Ayrıca derece mahkemesi kararlarında başvurucularınuğradıklarını ileri sürdükleri zararı öğrendikleri veya öğrenmeleri gerekentarih hakkında hiçbir değerlendirme yapılmaksızın dava açma süresine ilişkinbazı kategorik kabul ve değerlendirmelerle davaların süre yönünden reddedilmesimahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.
(2) İlkelerin Olaya Uygulanması
59. Başvurucu, 1602 sayılı Kanun’da belirtilen dava açmasüresinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönünde bir şikâyette bulunmamıştır.Başvurucu, omzuyla ilgili rahatsızlığının kamu görevinden çok önceye ait olduğukabulüyle davayı süre aşımı gerekçesiyle AYİM'inreddetmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.
60. Somut olayda başvurucu açtığı tam yargı davasında hemaskerlik görevi nedeniyle omzunda rahatsızlık oluştuğunu hem de burahatsızlığın tedavisinde Etimesgut Asker Hastanesinin hatalı tedaviuyguladığını ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucunun hemomuz rahatsızlığı hem de bunun tedavisine ilişkin Etimesgut Asker Hastanesininuygulaması nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararını değerlendirebileceğitarihin belirlenmesi ve bu tarihe ilişkin AYİM Dairesinin gerekçesi,başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edilip edilmediğinin tespitindeönem arz etmektedir. Zira ilke olarak tazminat davalarında dava açma hakkını,tarafların uğradığı zararı gerçekte değerlendirebildiğinde kullanabilmelerigerekir. Bu bağlamda rahatsızlığın bilindiği veya bilinmesi gerektiği tarihintespiti ve buna ilişkin AYİM Dairesinin yorumu önem arz eder.
61. Başvurucu, tazminat istemiyle yaptığı 2/12/2013 tarihliidari başvurusunda zorunlu askerlik görevi sırasında 6/9/2011 tarihinde düşerekomzunda tahribat oluştuğunu ve rahatsızlığın tedavisiyle ilgili 17/11/2011tarihli ameliyatın kusurlu olduğunu ileri sürmüştür. AYİM, başvurucunun omzuylailgili rahatsızlığının kamu görevinden çok önceye ait olduğunu kabul ederekdavayı süre aşımı gerekçesiyle reddetmiştir. Olayda başvurucunun söz konusu omuzrahatsızlığına ilişkin zararını en geç Etimesgut Asker Hastanesindekiameliyatla birlikte öğrenerek değerlendirebileceği açıktır. Öte yandanEtimesgut Asker Hastanesinde uygulanan tedaviden kaynaklandığını ileri sürdüğüzararını ise en geç 17/7/2012 tarihinde GATA Hastanesinde yapılan ameliyatlabirlikte öğrenerek değerlendirebileceği anlaşılmaktadır.
62. Diğer taraftan başvurucu hakkında GATA Hastanesi tarafındandüzenlenen 31/1/2013 tarihli raporda başvurucunun sağ omuz eklem hareketkısıtlığı tanısı ile TSK'da görev yapamayacağı tespit edilmiş ise de başvurucu,TSK'da görev yapamayacağına ilişkin bu raporla birlikte zararının ortayaçıktığına veya bu zararı yeni öğrendiğine, dolayısıyla davasının süresindeolduğuna dair gerek Derece Mahkemelerindeki yargılama aşamalarında gereksebireysel başvuru aşamasında herhangi bir hususu ileri sürmemiştir.
63. Anılan ameliyat nedeniyle başvurucunun zarara uğrayıpuğramadığını değerlendirebilmesi için bir yıllık sürenin yeterli olmadığı daileri sürülmemiştir. Başvurucunun anılan ameliyata bağlı olarak ortaya yeniçıkan herhangi birciddi iddiayı ileri sürmediğidikkate alındığında AYİM'in davayı süre aşımıyönünden reddetmesinin başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik katı biryorum olmadığı ve bu yorumun başvurucunun mahkemeye erişim hakkını aşırıderecede güçleştirmediği açıktır.
64. Dolayısıyla idari başvurunun her iki zarar iddiası yönündende bir yıllık süre geçtikten sonra yapıldığı anlaşıldığından ve olayda yapılanmüdahalenin gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılıolduğu görüldüğünden mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlal olmadığıanlaşılmaktadır.
65. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişimhakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin bilgi için -Anayasa'nın 21/1/2017tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici 21. maddesinin birincifıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış olduğundananılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİ YARGI MERCİİNEGÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesiyleilgilidir.),
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE19/7/2017 OYBİRLİĞİYLE karar verildi.