TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İBRAHİM SÖNMEZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/16979)
Karar Tarihi: 10/5/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Leyla Nur ODUNCU
Başvurucu
:
İbrahim SÖNMEZ
Vekili
:
Av. Vedat ÖZKAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılanbaşvuru ve akabinde açılan davada makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/10/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, Mardin ili Ömerli ilçesi Sulakdereköyünde ikamet etmekte iken 1993 yılında meydana gelen terör olayları neticesindemal varlığı zararlarının oluştuğunu iddia etmiştir.
9. Başvurucu 7/10/2004 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamınagiren zararlarının karşılanması talebiyle Mardin Valiliği Zarar TespitKomisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.
10. Komisyon 15/8/2006 tarihli ve 2006/4-2969-4953 sayılıkararında başvurucunun talebin reddine karar vermiştir.
11. Başvurucu tarafından, belirtilen ret işlemi aleyhine Mardinİdare Mahkemesinde iptal ve tam yargı davası açılmıştır.
12. Başvurucu İbrahim Sözmez 10/3/2007tarihinde vefat etmiştir.
13. Mardin İdare Mahkemesinin 3/3/2009 tarihli ve E.2007/1228,K.2009/323 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
14. Temyiz başvurusu üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 6/3/2013 tarihli ve E.2011/6979 K.2013/1787 sayılı ilamı ile İlkDerece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
15. Bozma kararı üzerine yapılan yeniden incelemede Mardin İdareMahkemesinin 9/10/2013 tarihli ve E.2013/2017, K.2013/1917 sayılı kararı iledava konusu işlemin iptaline, maddi tazminat istemi yönünden karar verilmesineyer olmadığına, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
16. Kanun yoluna başvurulmaması sonucu karar, temyiz incelemesiaşaması olmaksızın kesinleşmiştir.
17. Bireysel başvuru formunda, iptal kararı akabinde yeni birişlem tesis edilmesi için 4/12/2013 tarihinde Komisyona başvuruda bulunulduğufakat idarece henüz bir işlem tesis edilmediği belirtilmiştir.
18. 21/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 10/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
20. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürülmüştür.
21. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük)83. maddesi ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi gereği başvurucununistismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireyselbaşvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvurureddedilir ve yargılama giderleri dışında ilgilinin 2.000 Türk lirasından fazlaolmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.
22. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde birkamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkçaöngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasınınhukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasınınbireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamdabireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve mahkemenin başvuruyugereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların, başvuru hakkının kötüyekullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).
23. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçekolmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgiverilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusudeğerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkındamahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaatoluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmakkaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veyatahrik edici bir üslup kullanılması, söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalintespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçlabağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuruhakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö., § 29, benzer yöndeki kararlar için bkz. Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013,2/7/2015; Osman Sandıkçı, B. No:2013/6297, 10/3/2016; Selman Kapan vediğerleri, B. No: 2013/7302, 20/4/2016).
24. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 28.maddesine göre gerçek kişiler hakkında sağ doğmakla başlayan kişilik, ölümlesona ermekte olup ölüm ile kişiliği sona erenler için artık hak ve fiilehliyetine sahip olduklarından söz etmeye olanak bulunmamaktadır. 11/1/2011tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 43. maddesinde ve 513.maddesinin birinci fıkrasında yer alan hükümlerinden anlaşıldığı üzere isehukuki işlemden doğan vekâlet veren ile vekil arasında temsil yetkisine dairsözleşme, aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkçataraflardan birinin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası ile hiçbir işlemegerek kalmaksızın kendiliğinden son bulacaktır (Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 28).Bu bakımdan müvekkilin ölümü ile davaya vekâlet son bulduğundan müvekkilinsağlığında düzenlediği vekâletname ile yetkili kıldığı vekili (avukatı),müvekkilin ölümünden sonra onun adına dava açamaz (Abdulhalim Özdemir ve diğerleri, B. No: 2014/9850,16/11/2016, § 28).
25. Başvuru konusu olayda, başvurucu İbrahim Sönmez 10/3/2007tarihinde vefat etmiş, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla 21/10/2014 tarihindeavukat tarafından bireysel başvuru yapılmıştır.
26. Bu durumda, başvuru tarihinden önce vefat eden başvurucuadına aksi bir kanıya varılacak durum bulunmadığından vekâlet ilişkisi sonaermiş olan avukat tarafından yapılan bireysel başvuruda, başvurucunun güncelbir hakkının ihlal edildiği iddiasının değerlendirilmesi söz konusuolamayacaktır.
27. Başvuru konusu olayda başvurucu İbrahim Sönmez 7/9/2004 tarihindeAvukat Vedat Özkan’a vekâlet vermiştir. Başvurucu, nüfus kayıtlarına göre10/3/2007 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucu vekili tarafından 21/10/2014tarihinde başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiasıyla bireysel başvuru yapılmış, başvuru formunda başvurucunun öldüğükonusunda bir bilgiye yer verilmediği gibi başvuru sonuçlanana kadar da birbildirimde bulunulmayarak Mahkemeyi yanıltıcı bir davranışın ortaya konulduğuanlaşılmaktadır.
28. Açıklanan nedenlerle başvuru tarihinden önce vefat etmişbaşvurucu adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılanbireysel başvurunun başvuru hakkının kötüyekullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
29. Avukat Vedat Özkan aleyhine, Anayasa Mahkemesini yanıltıcınitelikte başvuru yapması nedeniyle 6216 sayılı Kanun’un 51. maddesi ve İçtüzük’ün 83. maddesi uyarınca takdiren2.000 TL disiplin para cezasına hükmedilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun başvuruhakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,
B. 6216 sayılı Kanun’un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 83. maddesi uyarınca Avukat Vedat Özkan’ın2.000 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,
C. Başvuru, başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniylereddedildiğinden 206,10 TL harcın Avukat Vedat Özkan'dan TAHSİLİNE,
D. Kararın bir örneğinin Mardin Valiliği Zarar TespitKomisyonuna GÖNDERİLMESİNE,
E. Kararın bir örneğinin Adana Barosuna GÖNDERİLMESİNE 10/5/2017tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.