TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İBRAHİM ÖZDEN VE MEHMET ÖZDEN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/10764)
Karar Tarihi: 27/12/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Tuğçe TAKCI
Başvurucular
:
1. İbrahim ÖZDEN
2. Mehmet ÖZDEN
Vekili
:
Av. Nezahat PAŞA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğundevamına ilişkin incelemelerin duruşmasız olarak yapılması, gözaltına alınırkenyasal hakların hatırlatılmaması, isnadın bildirilmemesi, derhâl müdafi tayinedilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın özelyetkili mahkemece yürütülmesi, değerlendirme aşamasında iddianamenin tebliğedilmemesi, iletişimin dinlenilmesi tedbirine koşulları oluşmaksızınbaşvurulması, hukuka aykırı delillerin mahkûmiyete esas alınması, müşteki vetanıkların duruşmada sorgulanmaması, çelişkili kolluk tutanakları ve tanıkbeyanları gözetilerek mahkûmiyet kararı verilmesi ve bu kararın gerekçesizolması, Yargıtaydaki incelemenin duruşmasız yapılmasıve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanmahakkının; ceza mahkûmiyetinin sonucu olan medeni hak yoksunluklarına kararverilmesi ve tanıklıktan çekinme hakkı olan yakın akrabalarıyla yapılan telefongörüşmelerinin kayda alınması nedenleriyle özel hayata saygı hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 30/6/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucu Mehmet Özden'in adli yardım talebininkabulüne karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvurucu Mehmet Özden açısından görüşünüsunmuştur.
8. Başvurucu Mehmet Özden, Bakanlığın görüşüne karşı süresindebeyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
10. Başvuruculardan İbrahim Özden 1953 tarihinde, Mehmet Özdenise 1969 tarihinde doğmuş olup olayların gerçekleştiği tarihte Manisa'nınSaruhanlı ilçesinde ikamet etmektedirler.
11. Saruhanlı İlçe Jandarma Komutanlığınca yapılan istihbaratlailgili çalışmayla başvurucu İbrahim Özden'in suç işlemek amacıyla örgütkurduğu, başvurucu Mehmet Özden'in ise bu örgüte üye olduğu şüphesiylehaklarında iletişimin tespiti ve kayda alınması kararı alınmıştır. Elde edilenbilgiler sonrasında Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2008 tarihlikararına istinaden 14/11/2008 tarihinde başvurucuların evlerinde aramayapılmıştır.
12. Başvurucular 14/11/2008 tarihinde gözaltına alınmış ve aynıtarihte Saruhanlı Sulh Ceza Mahkemesince suç işlemek amacıyla örgüt kurmasuçundan tutuklanmışlardır. Tutuklama kararına yapılan itirazlar 25/11/2008tarihinde reddedilmiştir.
13. Başvurucuların iddialarına göre gözaltına alınırkenkendilerine isnat edilen suç bildirilmemiş, yakalama ve gözaltına almayadayanak oluşturan belgelerden örnek verilmediği gibi içerikleri hakkında dabilgi verilmemiştir. Ancak başvuru dosyasında bu konuda herhangi bir bilgi yada belge bulunmamaktadır.
14. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. madde ilegörevli) 24/12/2008 tarihli iddianamesiyle başvuruculardan İbrahim Özdenhakkında suç örgütü kurma, tehdit, yaralama, dolandırıcılık ve örgütpropagandası yapma suçlarından; başvuruculardan Mehmet Özden hakkında ise suçörgütüne üye olma, tehdit, yaralama ve tefecilik suçlarından kamu davasıaçılmıştır.
15. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK 250. madde ilegörevli) başvurucuların 15/10/2009 tarihinde tahliyelerine karar verilmiştir.
16. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ilegörevli) 30/9/2010 tarihli kararıyla başvurucuların örgüt kurma ve örgüte üyeolma suçlarından beraatlerine, isnat olunan diğersuçlar açısından görevsizlik nedeniyle dosyanın Manisa Ağır Ceza Mahkemesinegönderilmesine karar verilmiştir.
17. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) 24/4/2012 tarihlikararla başvurucuların müsnet suçlardanmahkûmiyetlerine ve yağmaya teşebbüs eylemleri nedeniyle hükmedilen cezamiktarı gözetilerek yeniden tutuklanmalarına karar verilmiştir.
18. Başvurucular, haklarında takdiri indirim nedenleri de olmaküzere lehe hiçbir hükmün uygulanmadığı ve yağma suçunun unsurlarının oluşmadığıgerekçeleriyle hükmü temyiz etmiştirler.
19. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 28/5/2014 tarihli kararıylahüküm onanmıştır.
20. Nihai karar başvuruculara tebliğ edilmemiş olup başvurucularkararı 27/6/2014 tarihinde öğrendiklerini beyan etmişlerdir.
21. Başvurucular 30/6/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 27/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
23. Başvurucular; yakalama sırasında haklarının derhâlhatırlatılmadığını, derhâl yetkili hâkim önüne çıkarılmadıklarını, tutuklulukincelemesinin dosya üzerinden yapıldığını, itiraz imkânının tanınmadığını,Cumhuriyet savcısının görüşlerinin bildirilmediğini ve gerekçesiz şekildetutuklama ve tutukluluğun devamına karar verildiğini, tutukluluk sürelerininmakul olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
24. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğübaşvurulara ilişkin olarak birçok kararında “zaman bakımından yetkisi”yle ilgili ilkeleri belirlemiştir. İlk derecemahkemesince verilen mahkûmiyet kararının anılan yetkinin başladığı 23/9/2012tarihinden sonra verilmiş olması gerektiği, bu tarihten önce verilen bir nihaikararla sona eren tutukluluk hâllerine ilişkin başvuruların zaman bakımındanyetki dışında kaldığı kabul edilmiştir (Osman Büyüksu,B. No: 2013/5512, 3/4/2014, §§ 20-24; Ali Öksüz, B. No: 2013/6065, 3/4/2014, §§20-23; Cevdet Genç, B. No: 2012/142, 9/1/2014, §§ 24-29). Bu ilkeler temelindeyapılan değerlendirmede başvurucuların gözaltı ve tutukluluk hâlleri 23/9/2012tarihinden önce sona ermiştir.
25. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Özel Hayata SaygıHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
26. Başvurucular 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanunu’nun 53. maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı fıkralarının Mahkemeceuygulanmasına dair kararla ceza mahkûmiyeti dışında velayet, vesayet ve benzerimedeni haklara ilişkin ehliyetlerinin sınırlanmasının, ayrıca tanıklıktan çekinmehakkı bulunan yakın akrabalarıyla yaptıkları telefon görüşmelerinin deiletişimin tespiti sırasında dinlenilmesi ve yasak delil niteliğindeki bukayıtların dosyadan çıkarılmamasının Anayasa’nın 20. maddesini ihlal ettiğiniileri sürmüşlerdir.
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı,48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca başvurucununbaşvuru konusu olaylara ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan Anayasahükmünün ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel başvurukapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğini ve bunailişkin gerekçelerle delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38;Veli Özdemir, B. No: 2013/276,9/1/2014, §§ 19, 20).
28. Belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde AnayasaMahkemesince, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabuledilemez olduğuna karar verilebilir.
29. Başvurucular, ceza mahkûmiyetine ek olarak uygulanmasınakarar verilen hak yoksunlukları kapsamında medeni haklara ilişkinehliyetlerinin sınırlanmasının Anayasa’nın 20. maddesini ihlal ettiğini ilerisürmüşler ise de anılan sınırlamaların özel hayata saygı hakkını nasıl ihlalettiğine ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Aynı şekilde, yasakdelil niteliğinde olan yakın akraba görüşmelerinin hükme esas alındığıyönündeki iddiaların da genel ve soyut biçimde ileri sürüldüğü, ihlale nedenolduğu ileri sürülen tedbir kararının sunulmadığı anlaşılmaktadır.Başvurucular, kardeşleri ve yeğenleriyle yaptıkları görüşmelerin kaydaalındığına veya kararda kullanıldığına dair somut bir örnek belirtmemişlerdir.Bu bağlamda ihlal iddiaları ve bu iddialarının temelindeki olguların ispatınailişkin yeterli açıklamalarda bulunmayan başvurucuların iddialarınıtemellendiremedikleri sonucuna ulaşılmıştır.
30. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddialar
1. Kanuni Hâkim Güvencesinin İhlal Edildiğineİlişkin İddia
31. Başvurucular, 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile görevlimahkemede yargılanmalarının kanuni hâkim güvencesini ihlal ettiğini ilerisürmüşlerdir.
32. Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda daha önce verdiğikararlarında 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi uyarınca yargılama yapan ağırceza mahkemelerinin doğal hâkim ilkesine aykırılık oluşturmayacağına kararverilmiştir (Deniz Seki, B. No:2014/5170, 25/6/2015, §§ 51-57; Ersin Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi, B. No:2013/6068, 18/11/2015,§§ 47-52). Başvurucularıniddiaları bakımından farklı bir sonuca ulaşılmasını gerektirecek bir hususbulunmamaktadır.
33. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. İsnadın Öğrenilmesi veTanık Sorgulama Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
34. Başvurucular; iddianamenin kendilerine geç tebliğ edilmesinedeniyle savunma hazırlayamadıklarını, ayrıca müşteki ve tanık beyanlarınıntalimatla alındığını ve talimat duruşma gününün kendilerine tebliğ edilmediğiniiddia etmişlerdir.
35. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarakolağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bumahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §20).
36. Somut olayda başvurucuların ihlale neden olduğunu ilerisürdükleri iddiaları temyiz aşamasında dile getirmedikleri, böylece başvuruyollarını usulüne uygun tüketmedikleri anlaşılmaktadır.
37. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
3. DeğerlendirmeAşamasında İddianamenin Tebliğ Edilmediğine İlişkin İddia
38. Başvurucular; iddianamenin kendilerine tebliğ edilmeden,dolayısıyla itiraz hakkı tanınmadan kabul edildiğini ileri sürmüşlerdir.
39. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)“Adil yargılanma hakkı” kenarbaşlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).
40. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak veyükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasınınkarara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bukonularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiğigerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuyayönelik bir suç isnadının esası hakkında karar verilmiş olması gerektiğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanmahakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamıdışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).
41. 5271 sayılı Kanun'un "İddianameniniadesi" kenar başlıklı 174. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaiddianamenin, iddianame ve soruşturma evrakının mahkemeye verildiği tarihtenitibaren en geç on beş gün içinde eksik veya hatalı noktalar belirtilmeksuretiyle Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilebileceğibelirtilmiştir. Anılan maddenin (3) numaralı fıkrasına göre de belirtilen süresonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır. Öte yandan anılanKanun'un 191. maddesinin (1) numaralı fıkrasında duruşmanın başladığınıniddianamenin kabulü kararı okunarak açıklanacağı belirtilmiştir. Bu itibarla5271 sayılı Kanun'da, kabulü aşamasında "iddianame"ninveya kabul edildikten sonra "iddianamenin kabulü kararı"nıntaraflara tebliği için bir usul belirlenmemiştir. Ayrıca iddianamenin kabulüneitiraz mümkün değildir (Abdulvahap Aydemir ve Yusuf Candemir, B. No:2013/7349, 1/12/2015, § 77).
42. İddianamenin değerlendirilmesi sürecindeki incelemeninkonusu, "iddianame"nin bizatihi kendisiolup "cezai alanda ... yöneltilen suçlamaların esası konusunda"herhangi bir inceleme yapılmamaktadır. Diğer taraftan adil yargılanma hakkıbireylere kovuşturulmamayı isteme gibi bir hak da sağlamamaktadır (Abdulvahap Aydemir ve Yusuf Candemir, § 78).
43. Bu nedenle iddianamenin değerlendirilmesi prosedürüneilişkin iddiaların konusunun Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanınınkapsamı dışında yer aldığının kabulü gerekir.
44. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Aleni Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
45. Başvurucular, cezası on yılın altında kalan suçlar açısındanduruşmasız temyiz incelemesi yapılması nedeniyle adil yargılanma haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
46.Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında, ilk derece mahkemeleri önündeduruşmalı yargılama yapılıp karar verildikten sonra kanun yolu incelemesinindosya üzerinden yapılması hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden sözedilemeyeceğine karar vermiştir (Nevruz Bozkurt, B. No: 2013/664, 17/9/2013,§ 32; Ali İlhan Bayar, B. No:2013/725, 19/11/2014, §§ 44-46).
47. Somut olayda başvurucular, ilk derece mahkemesinde duruşmalıolarak yargılandıklarından temyiz incelemesi sırasında ayrıca duruşmayapılmamasının aleni yargılama hakkına aykırılık oluşturmadığı sonucunaulaşılmıştır.
48. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
49. Başvurucular, hangi delillere dayanarak mahkûmiyet kararı verildiğininve savunmalarının hangi gerekçelerlereddedildiğinin kararda belirtilmemesi nedenleriyle Mahkeme kararının gerekçeliolmadığını ileri sürmüşlerdir.
50. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adilyargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafolduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılamahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsanHakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçelikarar hakkının da dâhil olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkıgüvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
51. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasakuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,§ 76).
52. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tümiddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bunedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göredeğişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin yargılamayıyapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veyaaynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımındanyeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No:2013/5486, 4/12/2013, § 57).
53. Somut olayda yapılan açık yargılama sonunda taraflarındavanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarının tartışılarakverilen kararda, hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğuanlaşılmaktadır. Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda da, Mahkemenin hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu dikkatealındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğuanlaşılmaktadır.
54. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
6. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
55. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
56. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken süreninbaşlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltıgibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarakise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam edendavalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).
57. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, taraflarınve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanınsüratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkatealınır (B.E., § 29).
58. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki 5 yıl 6 ay 14 günlükyargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
59. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
7. Diğer İhlal İddiaları
60. Başvurucular; tanıklıktan çekinme hakkı bulunan yakınakrabalarıyla yaptıkları telefon görüşmelerinin iletişimin tespiti sırasındadinlendiğini, anılan tedbire, koşulları oluşmaksızın başvurulduğunu, dinlemekararında belirtilmeyen tarihlerde de dinleme yapıldığını ve hukuka aykırı eldeedilen söz konusu delile dayanılarak mahkûmiyet kararı verildiğini, çelişkilikolluk tutanakları, tanık ve müşteki beyanları gözetilerek keşif yapılmadanmahkûmiyet kararı verildiğini iddia etmişlerdir.
61. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarakolağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bumahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, § 20).
62. Somut olayda başvurucuların, ihlale neden olduğunu ilerisürdükleri iddiaları temyiz aşamasında dile getirmedikleri böylece başvuruyollarını usulüne uygun tüketmedikleri anlaşılmaktadır.
63. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
D. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
64. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
65. Başvurucuların her biri 75.000 TL maddi, 100.000 TL manevitazminat talebinde bulunmuşlardır.
66. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
67. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuların her birine ayrı ayrı 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
68. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucuların uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belgesunmamış olmaları nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesigerekir.
69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harcınbaşvurucu İbrahim Özden'e ödenmesine, 1.800 TL vekâlet ücretinin isebaşvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddiaların zaman bakımındanyetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. İsnadın öğrenilmesi ve tanık sorgulama haklarının ihlaledildiğine ilişkin iddiaların başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Değerlendirme aşamasında iddianamenin tebliğ edilmediğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Aleni yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
9. Diğer ihlal iddialarının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuların her birine ayrı ayrı 6.000 TL manevi tazminatÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harcın başvurucu İbrahim Özden'e ÖDENMESİNE, 1.800TL vekâlet ücretinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Manisa 1. Ağır Ceza MahkemesineGÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE27/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.