TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
İBRAHİM DEMİROĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/15698)
Karar Tarihi: 26/7/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 19/12/2019 - 30983
GENEL KURUL
KARAR
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Engin YILDIRIM
Başkanvekili
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Recep KÖMÜRCÜ
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Gülbin AYNUR
Başvurucu
:
İbrahim DEMİROĞLU
Vekili
:
Av. Mikail DEMİROĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yargılama devam ederken çıkarılan yasa ile davanınortadan kaldırılması suretiyle uyuşmazlığın esasına yönelik talebin kararabağlanmasının engellenmesi nedeniyle karar hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/1/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
8. İkinci Bölüm tarafından 3/7/2018 tarihinde yapılantoplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanmasıgerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
10. Başvurucu 1985 Hakkari doğumlu olup2007 yılında Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Mühendislik Fakültesindeyükseköğrenimine başlamış, 2011 yılında da Fakülteden mezun olmuştur.
11. Başvurucu, taahhütname imzalamak suretiyle yükseköğrenimisüresince Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumundan (Yurtkur)katkı ve öğrenim kredisi (kredi) almıştır.
12. Yurtkur, mezuniyeti sonrasındabaşvurucudan taahhütnamedeki kredi borcunu geri ödemesini istemiştir.
13. Kredi borçlusu olan başvurucu 11/3/2014 tarihinde Yurtkura başvurmuş ve ikamet ettiği köyün terörlemücadeleden dolayı boşaltılan köylerden olduğunu belirterek 12/4/1991 tarihlive 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca, daha öncealdığı kredinin bursa dönüştürülmesini ve borcunun iptal edilmesini talepetmiştir.
14. Yurtkur 13/3/2014 tarihli yazıylabaşvurucunun talebini reddetmiştir. Söz konusu yazıda, terör sebebiyle köyleriboşaltılan öğrencilere 2007-2008 öğrenim yılı itibarıyla burs verilmeyebaşlandığı hatırlatılmış; kredi almakta iken durumunda sonradan değişiklikolanlardan değişikliğin meydana geldiği öğretim yılında burs verileceköğrenciler kapsamına girenlerin kredilerinin öğrencinin durumunda meydana gelendeğişikliği izleyen ödeme döneminden itibaren bursa dönüştürüldüğübelirtilmiştir. Aynı yazıda bu uygulama kapsamında kredisinin bursadönüştürülmesinin mümkün olmadığı ve kredi borcunun iptali için yapılacakherhangi bir işlem bulunmadığı başvurucuya bildirilmiştir.
15. Başvurucu, söz konusu talebinin reddine ilişkin işleminiptali istemiyle Yurtkur'a karşı 26/5/2014 tarihindeidari yargıda dava açmıştır. Başvurucu, hakkında takip ve haciz işlemlerinegeçilmemesi için dava sürecinde kredi borcunu ödemiştir.
16. Ankara 6. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 15/7/2015 tarihlikararıyla dava konusu işlemi iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucununikamet ettiği yer olan Hakkari'nin merkez ilçesiDutluca köyünün 1994 yılında terör nedeniyle boşaltılan köylerden olduğununHakkari Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı yazısıyla sabit olduğunadikkat çekilmiştir. Sağladığı koşullar itibarıyla başvurucuya burs verilmesininilgili yasa hükmünden kaynaklandığı, bu hususta idarenin takdir yetkisininbulunmadığı belirtilen kararda kredi borcunun bursa dönüştürülmesi yolundakitalebin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ifadeedilmiştir.
17. Davalı idarenin söz konusu karara karşı yaptığı itirazAnkara Bölge İdare Mahkemesi (Bölge İdare Mahkemesi) 4. Kurulunun 17/5/2016tarihli kararıyla reddedilmiş ve Mahkeme kararı onanmıştır.
18. Yurtkur 13/7/2016 tarihindebaşvurucuya borç terkini konulubir yazı göndermiştir. Söz konusu yazıda, yapılan incelemede kredi borcunuödediğinin tespit edildiği ancak Mahkeme kararının uygulanması zorunluluğunedeniyle ödediği miktar kendisine iade edileceğinden banka hesap numarasıbilgilerini göndermesi gerektiği hususu başvurucuya bildirilmiştir.
19. Bu süreçte Yurtkur 25/7/2016tarihinde, 17/5/2016 tarihli onama kararına karşı karar düzeltme yolunabaşvurmuştur.
20. Karar düzeltme incelemesi devam ederken 3713 sayılıKanun'un, terör nedeniyle köyleri boşaltılan öğrencilere karşılıksız burs verilmesiniöngören 21. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi 3/10/2016 tarihli ve 676sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında KanunHükmünde Kararname'nin(KHK) 89. maddesi ileyürürlükten kaldırılmıştır. Aynı KHK'nın 90. maddesi ile 3713 sayılı Kanun'aeklenen geçici 16. maddede ise 3713 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birincifıkrasının mülga (ı) bendine istinaden yargı mercilerinde Yurtkuraleyhine açılan davalardan feragat edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.
21. Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi (Daire)10/11/2016 tarihli kararıyla davalı idarenin karar düzeltme istemini kabuletmiş, 17/5/2016 tarihli onama kararını kaldırarak 15/7/2015 tarihli Mahkemekararını bozmuştur. Daire bozma kararı üzerine yeniden yaptığı incelemeneticesinde 3/10/2016 tarihli yasal düzenleme gereğince feragat edilmişsayılması nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yerolmadığına karar vermiştir.
22. Nihai karar 31/12/2016 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
23. Başvurucu 26/1/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
24. Bireysel başvurunun incelenmesi sürecinde, 676 sayılı KHK,1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı DüzenlemelerYapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul EdilmesineDair Kanun ile kanunlaşmıştır. Anılan Kanun'un 72. ve 73. maddeleriyle, 676sayılı KHK'nın 89. ve 90. maddeleri aynen kabul edilmiştir.
25. 7070 sayılı Kanun'un 73. maddesiyle 3713 sayılı Kanun'aeklenen geçici 16. maddenin "Söz konusubende istinaden yargı mercilerinde Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumualeyhine açılan davalardan feragat edilmiş sayılır" şeklindekiikinci cümlesinin iptali istemiyle 114 milletvekili tarafından 3/5/2018tarihinde Anayasa Mahkemesinde dava açılmıştır. Anayasa Mahkemesi 24/7/2019tarihli ve E.2018/73, K.2019/65 sayılı kararıyla kuralı, Anayasa'nın 13. ve 36.maddelerine aykırı görerek iptal etmiştir.
26. Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının gerekçesindeözetle; yargılama usulü kurallarına göre doğrudan davacının açık iradesinebağlı kılınan davadan feragat etme hususunda bireye herhangi bir seçenektanınmadığı, söz konusu davalar hakkında her ne kadar şeklî olarak bir kararverilmesi öngörülmüşse de kuralın uyuşmazlığı maddi yönden çözümekavuşturmadığı, sadece davayı davacının tamamen aleyhine olacak şekilde veüstelik onun iradesi dışında ortadan kaldırdığı, bu yönüyle kuralın bireyindava açmaktaki gayesiyle bağdaşmadığı; Kanun’da bireye, sınırlama ile ortadankaldırılan davayı açmakla elde etmek istediği menfaatlerini kısmen de olsatelafi etmeye yönelik herhangi bir imkân sağlanmadığı da dikkate alındığında budurumun bireye aşırı ve orantısız bir külfet yüklediği, dolayısıyla söz konusukuralın karar hakkına orantısız, ölçüsüz bir sınırlama getirdiğibelirtilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Kanunlar
27. 3713 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasının olaytarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mülga (ı) bendi şöyledir:
"Terörle mücadeleden dolayı köyleriboşaltılan üniversite çağındaki öğrencilere ve ölenlerin çocuklarına yükseköğrenimleri süresince Devletçe karşılıksız burs verilir."
28. 3713 sayılı Kanun'un, 7070 sayılı Kanun'un 73. maddesi ileeklenen geçici 16. maddesi şöyledir:
"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihitibarıyla 21 inci maddenin birinci fıkrasının mülga (ı) bendi kapsamındaYüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumundan burs almakta olanların bursları,normal öğrenim sürelerinin sonuna kadar ilgili mevzuat hükümlerine göreverilir. Söz konusu bende istinaden yargı mercilerinde Yüksek Öğrenim Kredi veYurtlar Kurumu aleyhine açılan davalardan feragat edilmiş sayılır. Feragatnedeniyle mahkemece yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilemez,verilmiş olan kararlar üzerine ayrıca herhangi bir işlem yapılmaz."
29. 7070 sayılı Kanun'un 72. maddesi şöyledir:
"3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesininbirinci fıkrasının (ı) bendi yürürlükten kaldırılmıştır."
30. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 307. maddesinin (1) numaralı bendi şöyledir:
"Feragat, davacının, talep sonucundankısmen veya tamamen vazgeçmesidir."
2. Danıştay İçtihadı
31. Danıştay Onuncu Dairesinin 19/4/2016 tarihli ve E.2016/1503,K.2016/2134 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"DicleÜniversitesi öğrencisi olan davacı tarafından, almakta olduğu öğrenimkredisinin 3713 sayılı [Kanun hükmü] uyarınca karşılıksız bursa çevrilmesi istemiyle 5.4.2013 tarihindeyapılan başvurunun reddine dair 10.1.2014 [günlü] işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda,Ankara 3. İdare Mahkemesince; Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit KomisyonuBaşkanlığı'nın 25.12.2013 tarihli... belgesinden davacının yaşamış olduğuDiyarbakır/Değirmenli Köyü'nün terör ve güvenlik gerekçesiyle boşaltıldığıanlaşılmakta olup, bu bağlamda, 5532 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği29.6.2006 tarihinden sonra müracaat eden ilgililerin anılanKanunkapsamında karşılıksız burs almaya hak kazanacağı gibi, söz konusu Kanununyürürlüğe girdiği tarihten sonra öğrenim kredisi alan ilgililerin hak sahibiolduklarını kanıtlamaları hâlinde öğrenim kredilerinin karşılıksız bursaçevrilmelerini her zaman talep edebilecekleri, davacının Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten sonra 2008 tarihli müracaatında hak sahibi olduğunubelirtmemiş olmasının daha sonra yeniden başvurmasına engel teşkil etmeyeceği,aksi yorumun ilk başvurularında belgelerini ibraz ederek karşılıksız bursalanlar ile daha sonraki başvurularında ibraz ederek hak talebinde bulunanlararasında eşitsizliğe sebep olacağı ve hakkaniyete aykırı bir durum yaratacağı,zira ilgililerin 5532 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonrakiöğrenim kredilerinin bursa çevrilmeyeceğine dair mevzuatta sınırlayıcı birhüküm yer almadığı, bir başka deyişle kredisinin tamamını 5532 sayılı Kanun ilegetirilen kural yürürlüğe girdikten sonra aldığı dikkate alındığında; davacınınanılan Kanun kuralından yararlandırılması gerektiği sonucuna varıldığından,öğrenim kredisinin karşılıksız bursa çevrilmesi istemiyle yaptığı başvurusununreddine dair dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığıgerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararıntemyizenincelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.
(...)
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülentemyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden,temyiz isteminin reddi ile ...[kararın] ONANMASINA..."
B. Uluslararası Hukuk
32. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkesdavasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar[ın] ... esası konusundakarar verecek olan, ... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkınasahiptir..."
33. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin 6.maddesinin medeni hukuk alanına giren konularda uygulanabilirliği ilk olarakbir uyuşmazlığın varlığına bağlıdır. İkinci olarak uyuşmazlık en azından savunulabilirbir şekilde iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek hak ve yükümlülükler ileilgili olmalıdır. Son olarak ise bu hak ve yükümlülükler -her ne kadar bizzat6. madde bu hak ve yükümlülüklere Sözleşmeci devletlerin hukuk sistemi içindebelirli bir anlam atfetmese de- Sözleşme anlamında medeni nitelikte olmalıdır (Jamesve diğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 8793/79, 21/2/1986, §81).
34. AİHM; Sözleşme'nin 6. maddesinin Sözleşmeci devletlerin içhukukunda geçen bir hak içinbelirli bir anlam öngörmediğini, bir hakkın var olup olmadığını kararabağlamada ilke olarak iç hukuka başvurulacağını, ulusal mahkemelerin bukonudaki değerlendirmelerinden farklı bir sonuca ulaşılması için de güçlügerekçelerin olması gerektiğini, yetkililerin belli bir başvuran tarafındantalep edilen tedbirin kabul edilip edilmemesine karar vermede takdir hakkınıkullanıp kullanmadığının dikkate alınabileceğini, hatta bu durumun belirleyiciolabileceğini, bununla birlikte salt bir kanun hükmünün lafzında bir takdir unsurununbulunmasının bir hakkın varlığını tek başına hükümsüz kılmayacağını, benzerdurumlarda iddia edilen hakkın yerel mahkemelerce tanınması veya yerelmahkemelerin başvuranın talebinin esasını incelemesi hususunun da gözönüne alınması gerektiğini belirtmiştir (Boulois/Lüksemburg [BD], B. No: 37575/04,3/4/2012, §§ 91-94).
35. AİHM; mahkeme hakkının görünümlerinden biri olan karar hakkıile ilgili Kutic/Hırvatistan davasında yaptığıdeğerlendirmede ise Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının hukukiuyuşmazlıkların tespiti için mahkemeye erişim hakkını güvence altına aldığınıyinelemekte ancak bu hakkın yalnızca dava açma hakkı ile sınırlı olmadığını,aynı zamanda mahkemenin uyuşmazlıkkonusundaki kararını elde etme hakkını da kapsadığını belirtmektedir.AİHM'e göre bir taraf devletin iç hukuk sistemiuyarınca, bir birey tarafından açılan davaya ilişkin yürütülen yargılamalarneticesinde davanın nihai bir karara bağlanacağı garanti edilmeden bu kişininbir mahkeme önünde hukuk davası açmasına izin verilmesi yanıltıcı olur. AİHM,Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının davacılara tanınan usuleilişkin güvenceleri -adil, aleni ve hızlı yargılama-, uyuşmazlıklarının nihaibir çözüme kavuşturulacağını garanti etmeksizin detaylı olarak açıklamasınınanlamsız olacağına dikkat çekmektedir (Kutic/Hırvatistan, B. No: 48778/99, 1/3/2002, § 25).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
36. Mahkemenin 26/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
37. Başvurucu, terörden dolayı yaşadığı mağduriyet nedeniylekendisine burs alma imkânı sağlayan yasal düzenlemenin KHK hükmü ile ortadan kaldırılmasınınmaddi ve manevi yönden mağduriyetine neden olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu,aldığı kredinin bursa çevrilmesi hakkını yargı kararı ile elde etmiş olmasınarağmen kararın uygulanmasının bilinçli olarak geciktirildiğini iddia ederek, bugecikme sürecinde yürütme işlemi olan KHK ile kanunda yapılan düzenlemeyledavadan feragat etme yönünde bir iradesi olmadığı hâlde kendisine böyle birirade atfedilmek suretiyle davanın ortadan kaldırıldığından şikâyet etmiştir.Başvurucu, yukarıda belirtilen sebeplerle Anayasa'da güvence altına alınanmaddi ve manevi varlığın korunması ile adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
38. Bakanlık görüşünde kabul edilebilirlik yönünden; ihlaledildiği iddia olunan hak Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı kapsamındayer alsa dahi 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (3) numaralı fıkrasıuyarınca ihlalin kaynağını oluşturduğu iddia edilen kamu gücü işlemi bir yasamaişlemi, düzenleyici idari işlem, Anayasa Mahkemesi kararı ya da Anayasa’nınyargı denetimi dışında bıraktığı işlemlerden biri ise bunlar hakkındakibireysel başvuruların Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dışındakaldığı ifade edilmiştir. Somut olayda başvurucunun şikâyet konusu yaptığıdüzenlemeyi içeren 676 sayılı KHK’nın olağanüstü hâl KHK’sı olduğuhatırlatılarak Anayasa Mahkemesinin yargısal denetiminin dışında olduğubelirtilmiş; söz konusu hususun başvurunun konu bakımından yetkiye ilişkinkabul edilebilirlik incelemesi sırasında değerlendirilmek üzere AnayasaMahkemesinin dikkatine sunulduğu ifade edilmiştir.
39. Görüş yazısında esasa ilişkin olarak ise önceliklebaşvurucunun şikâyetlerinin adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesininuygun olacağının değerlendirildiği belirtilmiştir. 3713 sayılı Kanun’un 21.maddesinin mülga (ı) bendi ile terörle mücadeleden dolayı köyleri boşaltılanüniversite çağındaki öğrencilerin eğitimlerinin aksamamasının amaçlandığı ifadeedilmiştir. Uygulamada anılan maddede geçen köyleriboşaltılan ibaresinin çok geniş yorumlandığına dikkat çekilen görüşyazısında; ilgiliye ikametgâhının/doğum yerinin boşaltılan köy olup olmadığına,göçü fiilen yaşayıp yaşamadığına bakılmaksızın büyükşehirde doğmuş ve yaşamışolsa dahi sadece nüfus kaydının köyde olmasına binaen burs bağlandığı, budurumun da kamu maliyesine ciddi bir yük getirmesi üzerine düzenlemeninkaldırıldığı açıklamalarına yer verilmiştir. İhtiyaç sahibi öğrencilere burs,diğer tüm öğrencilere ise istekleri hâlinde öğrenim kredisi verildiği, bubakımdan anılan madde uyarınca burs bağlanmasına ilişkin uygulamanın öğrencilerarasında eşitsizliğe yol açtığı, öğrenimlerini tamamlayan öğrencilerin işegirmelerinin ardından aldıkları krediyi geri ödemelerinin yeni öğrencilerekredi verilmesi için mali kaynak oluşturduğu belirtilmiştir. Söz konusu meşruamaçlar doğrultusunda getirilen düzenleme gereğince başvurucunun açtığı somutbaşvuruya konu davada karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği belirtilerekaleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmediği de gözönünde bulundurulduğunda başvurucuya aşırı bir külfetyüklenmediği sonucuna ulaşıldığı değerlendirmesinde bulunulmuştur. Görüşyazısında son olarak, açıklanan hususların başvurucunun şikâyetlerininmahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesinde gözetilmesi konusundaki takdirinAnayasa Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.
40. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta bireyselbaşvuru formundaki açıklamalarına atfen ihlal iddialarını tekrarlamıştır.
B. Değerlendirme
41. Anayasa'nın 36. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes,...yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir."
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindekidavaya bakmaktan kaçınamaz."
42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun yukarıda belirtilenşikâyetlerinin özü; iptal davasına konu edilen, daha önce alınan kredininilgili kanun hükmü kapsamında bursa dönüştürülmesi talebinin yargı merciinceuyuşmazlığın esasına ilişkin bir değerlendirme yapılmak suretiyle nihai bir çözümekavuşturulmamış, karara bağlanmamış olmasıdır. Bu sebeple belirtilen ihlaliddiaları mahiyeti itibarıyla karar hakkı kapsamında incelenmiştir.
1. UygulanabilirlikYönünden
43. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa Mahkemesine yapılanbir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafındanmüdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmışolmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerinkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
44. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğal sonucuolarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birincifıkrasına adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesinde "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti'nin tarafolduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılamahakkı[nın] metne dahil" edildiği belirtilmiştir. DolayısıylaAnayasa'nın 36. maddesine söz konusu ibarenin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasalgüvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (YaşarÇoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017,§54). Bu itibarla Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkınınkapsam ve içeriği belirlenirken Sözleşme'nin"Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekir (Onurhan Solmaz,§22).
45. Anayasa Mahkemesi; Sözleşme'nin adil yargılanma hakkınıdüzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgiliuyuşmazlıkların ve bir suçisnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğunubelirterek hakkın kapsamının bu konularla sınırlandırıldığını, hak aramahürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek içinbaşvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafıolması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olmasıgerektiğini belirtmiştir (Adnan Oktar,B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 21).
46. Ayrıca Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınuygulanabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın en azından savunulabilir birşekilde iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek haklarla ilgili olması gerektiği belirtilerek AİHM ilebenzer ilkeler benimsenmiştir (İsmailTaşpınar, B. No: 2013/3912, 6/2/2014, §21).
47. Bu bağlamda bireysel başvuruya konu olayda, başvurucunundava konusu talebine dayanak olarak gösterdiği 3713 sayılı Kanun'un 21.maddesinin mülga (ı) bendi hükmünün lafzı incelendiğinde anılan düzenleme ileterörle mücadeleden dolayı köyleri boşaltılan üniversite çağındaki öğrencilereve ölenlerin çocuklarına yükseköğrenimleri süresince devlet tarafındankarşılıksız burs verilmesinin öngörüldüğü hususunda herhangi bir tereddütbulunmadığı görülmektedir. Buna karşılık belirtilen hükmün, daha önce alınanbir kredinin bursa çevrilmesi yönünde de bir hak bahşettiğine dair ilk bakıştaanlaşılabilir nitelikte açık ve net bir düzenleme içerdiği söylenemez.Dolayısıyla anılan hükmün böyle bir talep hakkına vücut vermeye müsait birmahiyet taşıdığı hususunda ciddi tereddütler bulunduğu özelliklebelirtilmelidir.
48. Bu nedenle somut olayda, anılan Kanun hükmününuygulanmasıyla ilgili olarak dava konusu edilen uyuşmazlığın en azındansavunulabilir bir şekilde hukuk sistemi içinde tanınmış olduğu söylenebilecekbir hak ile ilgili olupolmadığının ortaya konulması, Anayasa'nın 36. maddesinin uygulanabilirliğinintespiti bakımından önem arz etmektedir.
49. Bireysel başvuru kapsamında yapılan incelemelerdeAnayasa'nın 36. maddesinin uygulanabilirliğinin tespiti için savunulabilir bir hakkın var olup olmadığı belirlenirkenilke olarak derece mahkemesi kararlarına başvurulmalıdır. Özellikle içtihatmahkemesi olan Danıştayın yorum ve uygulamalarının buhususta belirleyici bir role sahip olduğu vurgulanmalıdır. Öte yandanAnayasa'nın 36. maddesinin uygulanabilirliği yönünden söz konusu tespitinyapılmasında Danıştayın bu konudakideğerlendirmelerinden farklı bir sonuca ulaşılması için güçlü gerekçelerinbulunması gerektiği de belirtilmelidir.
50. Bu bağlamda Danıştay içtihadına göre yükseköğrenim sırasındaalınan kredinin anılan kanun hükmü uyarınca bursa çevrilmesi talebiyle yapılanbaşvurunun reddine ilişkin işlemlerden doğan uyuşmazlıkların konu edildiğidavalarda; bu koşullardaki kişilerin de kanun kapsamında hak sahibi olduğunun,belirtilen düzenlemeden yararlandırılması ve kredilerinin bursa çevrilmesigerektiğinin kabul edildiği görülmektedir.
51. Bu durumda somut başvurudaki uyuşmazlığın en azındansavunulabilir bir biçimde hukuk sistemi içinde tanınmış olduğu söylenebilecekbir hak ile ilgili olduğusonucuna varıldığından ihlal iddialarının konusunun Anayasa ve Sözleşme'ninortak koruma alanının kapsamında yer aldığının kabulü gerekir.
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
52. Bireysel başvuruya konu olayda olağanüstü hâl kapsamındaçıkarılan 676 sayılı KHK’nın 1/2/2018 tarihinde kanunlaştığı ve dolayısıylayasama işlemi hâline geldiği anlaşılmaktadır. Öte yandan başvurucu tarafındandoğrudan yasama işlemi aleyhine değil yasama işleminin uygulanmasımahiyetindeki yargı kararına karşı bireysel başvuruda bulunulduğu dikkatealındığında başvurunun konu bakımından yetkiye ilişkin kabul edilebilirlikkriterini sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
53. Ayrıca açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
54. Anayasa’nın 36. maddesinin ikinci fıkrasında hiçbirmahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağıbelirtilmiştir. Bu bağlamda Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkı, kişilere davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığa ilişkin birkarar verilmesini isteme güvencesini de sağlar. Öte yandan Sözleşme'yiyorumlayan AİHM de Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkeme hakkışeklinde genel bir hakkı düzenlediğini kabul etmekte ve bu hakkın karar hakkınıda içerdiğini ifade etmektedir (bkz. § 35).
55. Adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkemehakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrası haklarını içerir.Karar hakkı genel itibarıyla mahkeme önüne getirilen uyuşmazlığın kararabağlanmasını isteme hakkını ifade eder. Zira dava hakkını kullanan bireyin asılamacı davanın sonunda, uyuşmazlık konusu ettiği talebinin esasıyla ilgiliolarak bir karar elde edebilmektir. Bir başka ifadeyle dava sonucunda şayet birkarar elde edilemiyorsa dava açmanın da bir anlamı kalmayacaktır. Öte yandankarar hakkı bireylerin sadece yargılama sonucunda şeklî anlamda bir karar eldeetmelerini güvence altına almaz. Bu hak aynı zamanda dava konusu edilenuyuşmazlığa ilişkin esaslı taleplerin yargı merciince bir sonuca bağlanmasınıda gerektirir.
56. Diğer taraftan, görülmekte olan bir dava, yargılama usulükuralları gereğince uyuşmazlığın esasının incelenemediği birtakım kararlarla daneticelenmiş olabilir (düşme/açılmamış sayılma/karar verilmesine yerolmadığı/süre aşımı vb.). Bu durum kural olarak karar hakkı yönünden bir sorunteşkil etmez. Zira söz konusu hakkın sağladığı güvence bakımından önemli olanhusus; açıldığı sırada davanın -usuleilişkin sorunlar hariç- uyuşmazlığın esasını çözüme kavuşturmapotansiyeline sahip, bir başka ifadeyle dava açılmasındaki asıl amacıgerçekleştirmeye elverişli olmasıdır. Ancak bu nitelikleri taşıyan bir davadayargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhineolacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesiniengelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesinidurdurarak karara bağlanmasına mâni olan yasalar çıkarılması karar hakkınınihlaline yol açabilir.
57. Kuşkusuz Devletin, uyuşmazlıkların bir an öncesonlandırılması ve yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasının önüne geçilerek davasayısının azaltılması suretiyle iyi adalet yönetimini sağlamak, böylecetoplumsal barışın tesis edilmesine de katkıda bulunarak nihai olarak kamuyararını gerçekleştirmek amacıyla belirli konulardaki uyuşmazlıklara ilişkindavaların ortadan kaldırılmasına yönelik düzenlemeler yapma konusunda birtakdir hakkı bulunmaktadır. Yargı merciince uyuşmazlığın esasının incelenmesiniengelleyen ve dolayısıyla bireyin bu hususta bir karar elde etme imkânınıortadan kaldıran bu tip düzenlemelerin karar hakkına bir müdahale teşkil ettiğiaçıktır. Bununla birlikte, ölçülülüğün alt ilkelerinden olan orantılılıkilkesi, kamu yararının korunması ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adilbir dengenin sağlanmasını gerekli kılmaktadır. Öngörülen tedbirin bireyi olağandışı ve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahalenin orantılı vedolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez. Bu itibarla uygulanan tedbirlebireye aşırı ve orantısız bir yük yüklenmemesi gerekmektedir. Bu bağlamdabireyin, ortadan kaldırılan davayı açmakla elde etmek istediği, maddiuyuşmazlığa ilişkin menfaatlerini kısmen de olsa korumaya, telafi etmeyeyönelik birtakım imkânlardan faydalandırıldığı durumlarda davanın ortadankaldırılmasının bireye aşırı ve katlanılamaz bir külfet yüklediği, dolayısıylamüdahalenin ölçüsüz olduğu söylenemez.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
58. Somut olayda başvurucu, yükseköğrenimi sırasında aldığıkredinin 3713 sayılı Kanun'un 21. maddesinin mülga (ı) bendi uyarınca bursaçevrilmesi yönünde idareden bir talepte bulunmuş; bu talebinin reddedilmesiüzerine idari işlemin iptali istemiyle dava açmıştır. Yargılama süreci devamederken terör nedeniyle köyleri boşaltılan öğrencilere karşılıksız bursverilmesini öngören düzenleme yürürlükten kaldırılmış ve hâlihazırda burs alanöğrencilerin öğrenim süresi sonuna kadar hakları saklı tutulmakla birliktekişilerin anılan hükme istinaden Yurtkur aleyhineaçtıkları davalardan feragat etmiş sayıldıkları yönünde düzenlemegetirilmiştir.
59. Kişilerin 3713 sayılı Kanun'un 21. maddesinin mülga (ı)bendi hükmüne istinaden Yurtkur aleyhine açtıklarıdavalardan feragat etmiş sayıldıkları yönünde düzenleme getiren ve 1/2/2018tarihinde kanunlaşan 676 sayılı KHK'nın 90. maddesinin gerekçesinde, yapılandüzenleme ile söz konusu hükümden yararlanmak amacıyla aldıkları öğrenimkredisini bursa dönüştürmek isteyenlerin açtıkları davaların düşürülmesininöngörüldüğü belirtilmiştir.
60. 3713 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesi yukarıda yer verilengerekçesiyle birlikte değerlendirildiğinde anılan hüküm ile uyuşmazlık konusuolgunun (kredinin bursa dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği) esasına dair birdüzenleme getirilmediği, öte yandan yargı merciine de uyuşmazlığın esasıhakkında herhangi bir değerlendirme yapma imkânı tanınmamak suretiyle sadece buhususta açılan mevcut davaların ortadan kaldırılmasının amaçlandığı,ilgililerin söz konusu davayı açmakla elde etmek istedikleri, maddi uyuşmazlığailişkin menfaatleri kısmen de olsa telafi etmeye yönelik herhangi bir güvenceyeise yer verilmediği görülmektedir. Üstelik somut davada verilen söz konusukararın hukuki dayanağı olan ve yargılama usulü kurallarına göre doğrudandavacının açık iradesine bağlı kılınan davadan feragat etme koşulununbaşvurucuya herhangi bir inisiyatif tanınmaksızın kanun hükmü ileoluşturulduğuna da özellikle dikkat çekmek gerekir. Dolayısıyla somut davadakikararın bu yönüyle kişinin kendi iradesiyle davadan feragat etmesi üzerineverilen ve ihlal iddiasına konu hakkın sağladığı güvenceler yönünden sorunteşkil etmediğine yukarıda değinilen (bkz. § 56) aynı nitelikteki kararlardanayrıldığı belirtilmelidir.
61. Bu itibarla söz konusu dava hakkında her ne kadar şeklîolarak bir karar (feragat edilmiş sayılma nedeniyle karar verilmesine yerolmadığı) verilmişse de uyuşmazlığı maddi yönden çözüme kavuşturmadığı, sadecemevcut Danıştay içtihadı çerçevesinde makul bir başarı şansı da bulunduğuanlaşılan bir davayı tamamen başvurucunun aleyhine olacak şekilde ve üstelikonun iradesi dışında ortadan kaldırdığı açık olan söz konusu kararınbaşvurucunun dava açmaktaki gayesiyle bağdaşır bir nitelik taşıdığı söylenemez.Öte yandan başvurucuya, müdahale ile ortadan kaldırılan davayı açmakla eldeetmek istediği menfaatlerini kısmen de olsa telafi etmeye yönelik herhangi birimkân sağlanmadığı da dikkate alındığında bu durumun başvurucuya aşırı veorantısız bir külfet yüklediği değerlendirilmiştir.
62. Buna göre başvurucunun karar hakkına yapılan müdahaleninölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.
63. Nitekim bu bireysel başvuruya konu olan, feragat edilmişsayılma nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığıyolundaki mahkeme kararının dayanağını teşkil eden kural da,karar hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinceiptal edilmiştir (bkz. §§ 25, 26).
64. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan karar hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
4. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
65. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
66.Başvurucu, ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.
67. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususundagenel ilkeler belirlenmiştir.
68. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
69. Mehmet Doğankararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derecemahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derecemahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bunagöre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yenidenyargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenenyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesisebebinin varlığının kabulü hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdiryetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanınyenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değilihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derecemahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalinsonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
70. İncelenen başvuruda başvurucunun açtığı dava hakkında kararverilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması sebebiyle Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkınınihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
71. Bu durumda karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gerekeniş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucunaulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni birkarar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yenidenyargılama yapılmak amacıyla dosyanın Ankara Bölge İdare Mahkemesinegönderilmesini sağlamak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesigerekmektedir.
72. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ile 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.732,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin karar hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla Ankara Bölgeİdare Mahkemesine gönderilmek üzere Ankara 6. İdare Mahkemesine (E.2014/1087,K.2015/1240) GÖNDERİLMESİNE,
D. 257,50 TL harç ile 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.732,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE26/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.