TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İBRAHİM TOSUN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/7869)
Karar Tarihi: 10/12/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Tuğçe TAKCI
Başvurucular
:
1. İbrahim TOSUN
2. Murat TOSUN
3. Nihat TOSUN
4. Nilgün TOSUN
5. Sultan TOSUN
Vekili
:
Av. Mehmet KIRAÇ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, güvenlik güçlerinin gerekli önlemi almamasınedeniyle üçüncü kişilerin saldırısına maruz kalınması sonucu yaralanma meydanagelmesi, olayla ilgili zararlarının karşılanmaması nedeniyle yaşam hakkının;tam yargı davasının uzun sürmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/4/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan, ayrıca İstanbul 5. İdareMahkemesinden (İdare Mahkemesi) temin edilen yargılama dosyasındaki bilgi vebelgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Olay tarihinde 18 yaşında olan başvurucu Murat Tosun13/8/2007 tarihinde arasında husumet bulunan şahıslar tarafından ateşli silahlayanağından yaralanmıştır.
A. Olayla İlgili CezaSoruşturması Süreci
8. Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğü Kocasinan Polis MerkeziAmirliği (Amirlik) tarafından düzenlenen Telefonla Görüşme Tutanağı uyarınca13/8/2007 tarihinde Murat Tosun'un kurusıkı tabancayla yaralanması olayıylailgili olarak M.A.K. ve A.B.K. aynı tarihte yakalanmış, 18 yaşından küçükolduklarından 14/8/2007 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına(Cumhuriyet Başsavcılığı) sevkedilmiş, sonrasındaserbest kalmıştır. Tutanağa göre M.Y. ve S.G. ise 21/8/2007 tarihinde Amirliğeteslim olmuş, ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılmıştır. S.G. ve M.Y.nin kollukta 21/8/2007 tarihinde alınan ifadelerindeşahıslar suçlamaları reddetmiştir.
9. Başvurucu Murat Tosun'un 13/8/2007 tarihinde geçici adliraporu alınmıştır. Başvurucunun kollukta müşteki olarak alınan beyanının ilgilikısmı şöyledir:
"13/8/2007 günü akşam saatlerinde 21.00sıralarında ikamet ettiğim mahallede [Ü.] ocaklarına takılan sadece isimlerini bildiğim [B.,İ., S. ve M.] isimli şahıslar sen neden[Ü.] ocağına takılmıyorsun diye beni darpettiler ve saat: 23.00 sıralarında da benim ikamet ettiğim evin batı duvarına [M.] ve [C.] [bazı siyasi partilerin adı] yazmışlar ben de o yazıları sildim ve üzerine [D.][bir siyasi partinin adı] yazdım. Bunu gören[B.] beni .... birbilardo salonuna çağırdılar ... bilardo salonunun dışarısında [B.] isimli şahıs benim gözüme önce sprey sıktı, sonrabilye atar ... ile iki defa bana ateş etti. ... şikayetçiyim..."
10. Tanık S.F.nin 14/8/2007 tarihindekollukta verdiği beyanının ilgili kısmı şöyledir:
"...
14.08.2007 günü saat 22.00 evimizin önündebulunduğum sırada bana Murat dayak yemiş dediler. bendebana ne dedim bunun üzerine Murat yanıma geldi bana mahallerin çocukları olan [S., İ., M.B.] isimli çocukların kendisini dövdüğünü söyledi veşikayetçi olmak için polis merkezine gideceğini söyledi bende bunun üzerinearkadaşım ile Kocasinan polis merkezine geldim. Muratıgörevli polisler Bakırköy Devlet Hastanesine gönderdiler. Hastaneye giderkenmurat param yok eve gidelim para alalım dedivearkadaşım [S.yi] çağırdık arabası ile geldi para almak için[Murat] TOSUN un evlerine gittik. Tamaraçtan indiğim sırada [A.B.K., M.A.K., S., İ.] isimli şahıslar ile tanımadığımız şahıslar Murat TOSUNa saldırdılar. Bu esnada iki el silah sesi duydum vearkadaşım Murat yaralandı hemen kendisini alarak [S.nin] arabası ile ...hastanesine götürdük. Ben silahla kimin ateş ettiğini görmedim. Kavganın dakendi aralarında birbirlerinin evlerinin duvarına [M.] ve [D.] [bazı siyasi partilerin adı] yazıları yazmalarından olayı olmuş, ayrıca[Murat] TOSUNu [Ü.] ocaklarına geleceksin diye tehditetmişlerdir..."
11. Tanık olarak beyanları alınan S.Y. ve S.K. da benzeranlatımlarda bulunmuştur.
12. Cumhuriyet Başsavcılığına iletilen Adli Tıp Kurumu BakırköyAdli Tıp Şube Müdürlüğünce (ATK Şube Müdürlüğü) düzenlenen 14/8/2007 tarihli önraporda, Murat Tosun'un "bilinci açık, oryante, koopere [olduğu], pupiller ışık refleksi [olduğu], sol maksiler sinüs üzerinde giriş yarası olduğu,çıkış yarası olmadığı, kurşunun C2, C3 seviyesine geldiği"tespitleri bulunmaktadır.
13. ATK Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 23/11/2007 tarihli adliraporun ilgili kısımları ise şöyledir:
"...
...fasiyalkemiklerde herhangi bir fraktür saptanmadığı, ...Hastanın PRC açısından acil girişim endikasyonuolmayıp, ... Sık PRC poliklinik önerildiği, ... Sol maksillerbölgede giriş deliği (3 mm), sol maksiller bölgede7x5 cm.lik alanda ödem ve hematommevcut olduğu,... Kraniografide sol maksiller sinüsten yabancı cisim (?) girdiği ve lateral filmde posteriyor servikal bölgede yumuşak dokuda kalmış gözüktüğü...Hastanın oryante, koopere olup,nefes sıkıntısı olmadığı, ... KBB açısından acil müdahale düşünülmediği, 2 günsonra KBB poliklinik kontrol uygun görüldüğünün kayıtlı bulunduğu,
Mevcut tıbbi belgelerde kafada kırık yada kafa içi travmatik değişim, travmatik osseoz patoloji, büyükdamar sinir, iç organ yaralanması tarif edilmediğine göre,
SONUÇ
Kişide tanımlanan yumuşak doku seyirli ateşlisilah yaralanmasının;
a) Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durumOLMADIĞI,
b) Kişini üzerindeki etkisinin basit bir tıbbimüdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI,
c) Vücudunda kemik kırığı tanımlanmadığıkanaatini bildirir RAPORDUR."
14. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5/12/2007 tarihliiddianameyle 18 yaşından küçük oldukları anlaşılan M.A.K. ve A.B.K. hakkındasuça sürüklenen çocuk M.A.K. açısından darp suretiyle kasten basit yaralama,suça sürüklenen çocuk A.B.K. açısından ise ruhsatsız silahla kasten nitelikliyaralama ve 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ileDiğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarından kamu davası açılmıştır.
15. Yargılamanın görüldüğü Bakırköy 6. Çocuk Mahkemesi (ÇocukMahkemesi) 24/2/2009 tarihli görevsizlik kararıyla, başvurucu Murat Tosun'aait, 14/8/2007 tarihli ön raporda sol maksiller sinüsüzerinde ateşli silah yarası deliği bulunduğu, başvurucunu sol yanak kısmındankuru sıkı tabanca ile yaralandığı, 23/11/2007 tarihli ATK Şube Müdürlüğününraporuna göre sol maksillerde çekirdek bulunduğununtespit edildiği ve ateşli silah yaralanmasının basit tıbbi müdahaleylegiderilebilecek nitelikte olmadığı verilerini gözeterek suça sürüklenen çocukA.B.K. açısından başvurucu Murat Tosun'a yönelik kavga ortamında yakınmesafeden bilye atar hâle dönüştürülmüş kuru sıkı tabancayla ateş ederek basitolmayan derecede yaralama eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturupoluşturmadığının değerlendirilmesi için dosyanın Bakırköy Çocuk Ağır CezaMahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
16. Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde (Ağır CezaMahkemesi) görülen yargılamada başvurucu Murat Tosun'un mağdur olarak alınanbeyanı şöyledir:
"...
Olay günü ben ... adlı arkadaşlarımla birlikteevimizin önünde akşam 19:00 ile 20:00 saatleri arası idi oturuyorduk.Baktığımda evimizin bulunduğu caddenin tam karşısında başka bir şahsa aitbulunan dairenin duvarlarına [Ü.]ocaklarına ait amblemler çizilmişti, yazılar yazılmıştı. Bende arkadaşlarımlabirlikte bu yazıları silelim diye söyledim ve yukarda isimlerini verdiğimarkadaşlarımla birlikte duvar boyalarını fırçayla yazı ve amblemierinüstünden geçerek sildik. Bizim bu yazıları silmemiz daha sonra mahalledededikodu şeklinde yayılmış ve [M.Y.]adlı şahıslarla ben bu konuda ağız tartışması yapmıştım. Ancak kavgaetmemiştik. Aradan 15 günlük bir süre geçti. Yine ben saat 19:00 sıralarındaişten çıkıp evime geldim. Yemeğimi yedim saat 19:00 sıralarında eve yakın yerdebulunan bilardo salonuna gittim. ... Daha önceden şahsen tanıdığım samimiyetimolmadığı [M.A.K.] bizimbulunduğumuz bilardo salonuna geldi benim yanıma geldi. ... [M.A.nın] peşi sıra onunla bende yalnız bilardo salonunun dışına çıktım. ... 5kişi karanlıkta duruyordu. Ben duran şahıslarla geçmişe dayalı aramızdaherhangi bir anlaşmazlık yoktu. Bu nedenle beş kişinin yanına ... çekinmedengittim. ... Bu arada [M.Y.] adlışahıs sen kimsin, bizim yazılarımızı siliyorsun şeklinde ana-avrat küfretmeye başladı.... Tanımadığım şahıslardan bir tanesi benim gözümesprey sıktı. Ben yere düştüm. Tekme tokat şahıslar bana vumıayabaşladılar. Bu arada hangisi olduğunu bilemiyorum bir tanesi bana doğru benyerde iken silahla 3 el ateş etti. Ancak mermiler bana sebebini bilemiyorumisabet etmedi. Bana ateş ettiği mesafe yarım ya da bir metre arasında idi. ...Gurup halinde bu şekilde beni dövdükten ve silah sıktıktan sonra kaçtılar.Silah sesine de bilardo salonundan isimlerini saydığım benim arkadaşlarımçıkmışlardı. Bende yerde yatar vaziyette görünce beni kaldırdılar ve birliktekarakola gittik. [M.A.K.] veyanında bulunan şahısları şikayet ettim. Beni Bakırköye rapor almam için karakol sevk etti. Paramolmadığı için eve gidip para alma ihtiyacını hissettim. Karakola 3 km uzaklıktabulunan eve yürüyerek gittim. Kendi evimin önüne geldim. Oradan paramı aldımyeniden sokağın başına caddeye çıkıp sağlık ocağına gitmek için yürüdüğümuz sırada [S.K., S.Y. ve S.F.] üçü benim yanımdalardı. Caddenin sokakla kesiştiğiyere geldiğimizde yine sokağın başına [M.A.K.], bilahare yukarda ismini bilmediğim şeklindesöylemiş isem de olaydan sonra öğrendiğim [M.A.K.nın] kardeşi [A.B.K.] yine soyadlarını bilmediğim [S., İ.,M.Y.] ve ismini bilmediğim diğer bir şahısolarak altı kişi olarak bizi bekliyorlardı. Aniden 2-3 metreden gurubuniçerisinden bir şahıs elindeki tabancayla ateş etti ve 4-5 el ateş etti ve benalmış olduğum mermi yarasıyla yere düştüm. Bana ateş eden şahsı görmedim.Gurubun içerisinden hangisinin ateş ettiğini bilmiyorum ben bu şekilde yaralandım.Daha sonra da beni vuran ateş eden gurup olay yerinden kaçtı. Benimarkadaşlarım da beni hastaneye tedaviye götürdüler. Duyduğuma göre de[M.Y.] ismini bilmediğim şahsı [G.Ü.]Ocaklarından getirttirmiş ve o şahsa benitabancayla ateş ettirmek suretiyle vurdurmuş o şahsın kim olduğunu dabilmiyorum. Beni vurup öldürmeye tesebbüs eden SSç'lerden şikayetçiyim..."
17. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/9/2012 tarihli kararıyla, M.A.K.nın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekildeyaralama suçundan neticeten 1.320 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına vehakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, A.B.K.nınkasten yaralama suçundan neticeten 10 ay hapis cezasıyla ayrıca 6136 sayılıKanun'a muhalefet suçundan neticeten 6 ay 20 gün hapis ve 250 TL adliadli para cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında heriki suç bakımından da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilmiştir.
B. Olayla İlgili TamYargı Davası Süreci
18. Tam yargı davası dosyasının incelenmesi neticesinde Amirliktarafından, 13/8/2007 günü saat 23.10'da Amirliğe getirilen başvurucu MuratTosun'un tedavisinin yapılarak hakkında darp/cebir raporu verilmesi içingönderildiğine ilişkin olarak Bakırköy Doktor Sadi Konu Eğitim ve AraştırmaHastanesine müzekkere yazıldığı görülmüştür.
19. Başvurucu Murat Tosun'un İçişleri Bakanlığından olaynedeniyle tazminat ödenmesi talebinin İçişleri Bakanlığı tarafındanreddedilmesi üzerine başvurucular, İstanbul Nöbetçi İdare Mahkemesinegönderilmek üzere Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesine hitaben yazılan, Mart 2008tarihli dilekçeyleolay nedeniyle maddi ve manevitazminat ödenmesi talepli dava açmıştır. Başvurucular, Murat Tosun için 10.000TL manevi, kardeşleri olan başvurucular Nilgün Tosun ve İbrahim Tosun için ayrıayrı 5.000 TL manevi, annesi olan başvurucu Sultan Tosun ve babası olanbaşvurucu Nihat Tosun için ayrı ayrı 5.000 TL manevi ve 500 TL maddi olmaküzere toplam 30.500 TL maddi ve manevi tazminatın ödenmesini talep etmiştir.
20. Başvurucular dava dilekçesinde özetle Murat Tosun'un13/8/2007 günü saat 23.00 sıralarında evinin bulunduğu mahalleden tanıdığı beşaltı kişilik grubun saldırısına uğradığını, yaralanan başvurucu Murat Tosun'unAmirliğe giderek şahıslardan şikâyetçi olup gerekli önlemlerin alınmasını talepettiğini, polis memurlarının şüphelileri yakalamak ve önlem almak yerinebaşvurucu Murat Tosun'a hastaneye hitaben yazılan müzekkereyi verip Amirlikteyeterli araç ve memur bulunmadığından kendisine refakatçi olarak polis memuruverilemeyeceğini söyleyerek kendi imkânlarıyla hastaneye gidip rapor almasıgerektiğini belirttiklerini, bunun üzerine para almak için eve gittiğindebaşvuru Murat Tosun'un mahalledeki aynı şahıslar tarafından yeniden darbedildiğini, kafasına silahla ateş edilerekyaralandığını, mermi çekirdeğinin başvurucu Murat Tosun'un yüzünden girerekbeyninin alt kısmına denk gelecek şekilde boynunda kaldığını ve bir ay sonrariskli bir ameliyatla mermi çekirdeğinin boynundan çıkarılabildiğini ifadeetmişlerdir. Başvurucular güvenlik güçlerinin ikinci saldırıyı önlemek içingerekli önlemleri almak ve başvurucu Murat Tosun'u bir polis memuru refakatindehastaneye götürmek yerine kendi imkânlarıyla hastaneye gitmesini söylediklerinibelirterek tek başına gönderilmeseydi Murat Tosun'un ikinci saldırıya maruzkalmayabileceğini ileri sürmüşlerdir.
21. İçişleri Bakanlığı 31/10/2008 tarihli savunmasında, MuratTosun'un Amirliğe başvurması sonrasında kendisiyle ilgilenildiğini ve darpraporu alması için hastaneye sevk edildiğini, sonrasında gelişen olaylarınpolisin öngörmediği ya da öngörmesinin beklenemeyeceği bir gelişme olduğunu,güvenlik güçlerinin kimin suç işleyip kimin suç işlemeyeceğini öncedenbilemeyeceğini, dolayısıyla olayda hizmet kusuru bulunmadığını belirtmiştir.
22. Başvurucular 22/12/2008 tarihli cevap dilekçesinde, güvenlikgüçlerinin her suçu önceden öngörmesinin beklenemeyeceğini fakat somut olaydailk suçun bildirilmesinden sonra güvenlik güçlerince gerekli önlemleralınsaydı, gece saat 23.10 sıralarında başvurucu Murat Tosun'un kendiimkânlarıyla hastaneye gönderilmesi yerine bir polis memuru eşliğindegönderilseydi ikinci saldırıya maruz kalmayabileceğini, ilk olayıngerçekleştiğinin güvenlik güçlerine bildirilmesi sonrasında gerekli önlemlerinalınmaması nedeniyle ikinci saldırının gerçekleştiğini, dolayısıyla olaydaidarenin ağır kusuru olduğunu iddia etmişlerdir.
23. İdare Mahkemesi tarafından 17/4/2009 tarihli ara kararıylaİçişleri Bakanlığından, başvurucu Murat Tosun'un Amirliğe sunduğu şikâyetdilekçesinin bir örneğinin iletilmesi ve bu şikâyet üzerine Amirlikçe ne gibiişlemler yapıldığının bildirilmesi, başvuruculardan maddi tazminat miktarı olan500 TL'ye ilişkin belgelerin iletilmesi, Çocuk Mahkemesinden soruşturma veyargılama dosyalarının birer örneğinin gönderilmesi talep edilmiştir.
24. Başvurucular 8/6/2009 tarihli dilekçeyle talep edilenbelgeleri sunmuş ve İdare Mahkemesinden başvurucu Murat Tosun'un yaralanmasıneticesinde kalıcı bir rahatsızlığa maruz kalıp kalmadığı, maluliyeti olupolmadığı, psikolojisinin olaydan etkilenip etkilenmediği hususlarında gerekligörülürse ATK'dan rapor talep edilebileceğini ifadeetmişlerdir.
25. Talep edilen evrak İçişleri Bakanlığı tarafından 15/6/2009tarihli yazı ekinde İdare Mahkemesine iletilmiştir.
26. İdare Mahkemesi tarafından bu defa 27/10/2009 tarihli arakararla İçişleri Bakanlığından Murat Tosun'un 13/8/2007 tarihinde uğradığısaldırıdan kurtularak şüphelileri şikâyet etmek için Amirliğe geldiği sıradaverdiği bir şikayet dilekçesi var ise iletilmesini,ayrıca Çocuk Mahkemesinden yargılama dosyasının bir örneğinin gönderilmesinitalep edilmiştir.
27. İçişleri Bakanlığı tarafından 18/12/2009 tarihli yazı iletalep edilen evrakın daha önce iletildiği, ayrıca başvurucu Murat Tosun'un olaytarihinde sunduğu bir şikâyet dilekçesinin bulunmadığı İdare Mahkemesinebildirilmiştir.
28. Çocuk Mahkemesi tarafından 22/12/2009 tarihli yazı ekindeyargılama sırasında verilen 24/2/2009 tarihli görevsizlik kararı (bkz. § 15)iletilmiştir.
29. İdare Mahkemesi tarafından 21/6/2010 tarihinde davanınreddine karar verilmiştir. Karanın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Olayda, davalı idarenin kusura dayalısorumluluğuna ve bu çerçevede tazminat yükümlülüğüne gidilebilmesi için,zararla idari faaliyet arasındaki illiyet bağının hukuken kabul edilebilir,açık ve net delillerle ortaya konması gerekmektedir. Bakılan davada ise zararaesas olayın davacının evinin bulunduğu mahalde bir takımkişilerce saldırıya uğraması neticesinde gerçekleştiği, davalı idarenin isezararın oluşumunda hizmet kusuru oluşturacak nitelikte bir katkısının olmadığıanlaşılmıştır.
Bu maddi ve hukuki duruma ve dosyadaki maddidelil durumuna göre bakılan davada idareyi tazmin borcu ile yükümlü tutmayayetecek oranda hukuken kabul edilebilir bir delilin varlığından bahsetme imkanı bulunmadığından açılan davanın reddi gerektiğisonucuna varılmıştır.
..."
30. Başvurucuların temyiz talebi Danıştay Onuncu Dairesinin(Daire) 22/12/2014 tarihli kararıyla onanmış; başvurucuların karar düzeltmetalebi de Dairenin 9/2/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
31. Nihai karar, başvuruculara 23/3/2016 tarihinde tebliğedilmiş olup başvurucular 21/4/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
32. 6/1/1982tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması”kenar başlıklı 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“İdarieylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bueylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihtenitibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgiliidareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Buisteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğiniizleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediğitakdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde davaaçılabilir.
33. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve SalâhiyetKanunu’nun “Adli görev ve yetkiler”kenar başlıklı ek 6. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
"Edinilen bilgi veya alınan ihbar veyaşikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan polis, olay yerindekişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarargelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için derhalgerekli tedbirleri alır"
B. Uluslararası Hukuk
34. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İnsan haklarına saygı yükümlülüğü" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetkialanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde açıklananhak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar"
35. Sözleşme'nin "Yaşamhakkı" kenar başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
" Herkesin yaşam hakkı yasaylakorunur..."
36. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında Sözleşme'nin2. maddesinin ilk cümlesinin devletlerin yalnızca kasti ve hukuka aykırı ölümesebebiyet vermekten kaçınmasını değil aynı zamanda kendi egemenlik yetkileriiçinde bulunan kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri almalarınadair devletlere pozitif yükümlülük yüklediğini de hatırlatmaktadır (L.C.B/İngiltere, B. No: 23413/94,9/6/1998, § 36).
37. AİHM’e göre Sözleşme’nin2.maddesi, devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında can kaybınınbulunduğu durumlarda devlete elindeki tüm imkânları kullanarak yaşam hakkınıkorumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını vebu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak yeterliyargısal veya diğer tedbirleri alma görevi yüklemektedir (Osman/İngiltere [BD], B. No: 23452/94,28/10/1998, § 115; Paul ve Audrey Edwards/İngiltere,B. No: 46477/99, 14/3/2002, § 54). AİHM, bu yükümlülüğün -kamusal olsun veyaolmasın- yaşam hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından dageçerli olduğu kanaatindedir (Öneryıldız/Türkiye[BD], B. No: 48939/99,30/11/ 2004, § 71).
38. AİHM, Ciechonska/Polonya (B. No: 19776/04, 14/6/2011, § 67)kararında devletin yaşam hakkını güvence altına alma görevininkamuya açık alanlarda bireylerin güvenliğini sağlamaya yönelik makul tedbirleralmayı ve ciddi bir yaralanma ya da ölüm olayının yaşanması durumunda olaylarıntespit edilmesi, hatalı kişilerin sorumlu tutulması ve mağdura uygun telafininsağlanması bakımından yeterli nitelikteki yasal yolların mevcut olduğunugüvence altına alan etkili ve bağımsız bir adli sisteme sahip olmayıkapsadığını kaydetmiştir.
39. Ancak AİHM'e göre Sözleşme’nin2.maddesikapsamında yetkililerin pozitif yükümlülükleri mutlak/koşulsuzdeğildir. Yaşama yönelik varsayılan her tehdit, yetkilileri riski önlemek içinözel önlemler almaya zorlamaz. Özel önlemler alma yönünde bir görev, sadeceyetkililerin yaşama yönelik gerçek ve yakın bir riskin bulunduğunu bildikleriya da bilmeleri gerektiği ve yetkililerin durum üzerinde belirli derecedehâkimiyetlerinin bulunduğu hâllerde ortaya çıkar (Finogenov ve diğerleri/Rusya, B. No: 18299/03, 27311/03,20/12/ 2011,§ 209).
40. Diğer taraftan söz konusu pozitif yükümlülük; moderntoplumların güvenliğini sağlamadaki zorluklar, insan davranışlarının öngörülemezliği ve belirli bir faaliyete ilişkintercihlerin önceliklere ve kaynaklara göre yapılması gerektiği akılda tutularakyetkililere imkânsız veya aşırı bir sorumluluk yüklemeyecek şekildeyorumlanmalıdır (Finogenov ve diğerleri,§ 209; Makaratzis/Yunanistan [BD], B. No: 50385/99,20/12/2004, § 69).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
41. Mahkemenin 10/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Yaşam Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
42. Başvurucular; Murat Tosun'un daha önce aynı şahıslarca darbedilmesi üzerine güvenlik güçlerine başvurduğu hâldebir polis memuru eşliğinde darp raporu alınması amacıyla hastaneye sevkigerekirken gece vakti tek başına hastaneye gönderildiğini, güvenlik güçleritarafından gerekli önlemler alınsaydı Murat Tosun'un ikinci defa ateşli silahlayaralanmayacağını belirterek Anayasanın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkıile Anayasanın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
a. UygulanabilirlikYönünden
43. Somut olayda başvuru ateşli silahla yaralama olayına ilişkinolup başvurucu Murat Tosun hayattadır. Bu nedenle başvuruda öncelikle yaşamhakkını güvence altına alan Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasınınuygulanabilirliğinin değerlendirmesi gerekmektedir.
44. Bir olayda yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesiiçin gerekli şartlardan biri doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmaklabirlikte ölümle sonuçlanmayan bir olaya ilişkin başvuru da mağdura karşıgerçekleştirilen eylemin niteliği ve failin amacı gibi somut olayın koşullarıdikkate alınarak yaşam hakkı kapsamında incelenebilir. Bu değerlendirmeyapılırken eylemin potansiyel olarak öldürücü niteliğe sahip olup olmadığı ilemaruz kalınan eylemin mağdurun fiziki bütünlüğü üzerindeki sonuçları önemtaşımaktadır (Mustafa Çelik ve Siyahmet Şeran, B. No: 2014/7227, 12/1/2017, § 69;Yasin Ağca, B. No: 2014/13163, 11/5/2017, §§109, 110).
45. Somut olayda başvurucu Murat Tosun uğradığı saldırıdanyaralı olarak kurtulmuş olsa da başvurucuya yönelik saldırının ÇocukMahkemesinin görevsizlik kararında belirtildiği üzere (bkz. § 15) yakınmesafeden ateşli bir silahla gerçekleştirilmesi ve başvurucunun hayati bölgesiolan başından yaralanması nedenleriyle bu saldırının potansiyel olarak öldürücübir niteliği olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim Çocuk Mahkemesi de eyleminkasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesiamacıyla yargılama dosyasını Ağır Ceza Mahkemesine iletmiştir. Eylemin buniteliği ve başvurucunun saldırı sonucu yaşamasının tesadüfe bağlı olma olasılığıbirlikte değerlendirildiğinde başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde incelenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
b. İncelemenin KapsamıYönünden
46. Anayasa’nın “Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddive manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."
47. Anayasa'nın “Devletintemel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin vetoplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak vehürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır.”
48. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
49. Başvurucuların iddialarının özünü yaşama yönelik kamumakamlarınca bilinen ya da bilinmesi gereken gerçek ve yakın bir tehditbulunduğu hâlde anılan makamlarca yaşamı korumak için gerekli tedbirlerin alınmadığıhususu oluşturmaktadır. Bu nedenle başvurucular tarafından Anayasa’nın 19.maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiği iddiası da yaşam hakkının yaşamı koruma yükümlülüğü kapsamındaincelenmiştir.
c. Kabul EdilebilirlikYönünden
i. Başvurucular SultanTosun, Nihat Tosun, İbrahim Tosun ve Nilgün Tosun Yönünden
50. Başvurucular yakınlarının yaralanması nedeniyle kendilerininde yaşam hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmektedirler. Bu nedenlebaşvurucuların yaşam hakkı yönünden mağdur statüsüne sahip olup olmadığınınincelenmesi gerekir.
51. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"Herkes, Anayasadagüvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiğiiddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir..."
52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."
53. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığıileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkıdoğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."
54.Bireysel başvuru yolunu işletebilecekler esas itibarıyladoğrudan mağdur sıfatını taşıyan kişiler olmakla birlikte somut olayınkoşullarına ve ihlal edilen hakkın niteliğine göre mağdur ile arasında doğrudankişisel ve özel bir bağ bulunan, dolayısıyla da Anayasa'nın ihlalinden olumsuzolarak etkilenmiş veya ihlalin sona ermesinden meşru ve kişisel bir menfaatibulunan kimseler de dolaylı mağdur sıfatıyla bireysel başvurudabulunabileceklerdir (Engin Gök ve diğerleri,B. No: 2013/3955, 14/4/2016, § 53).
55. Bununla birlikte dolaylı mağduriyetin ortaya çıkması, somutolayın koşullarına ve ihlal edilen hakkın niteliğine bağlı olarakdeğişebilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, mağdurun bizzat başvuruyapmasının mümkün olmadığı ve yakın akrabalık ilişkisinin bulunduğu kimidurumlarda -özellikle yaşam hakkının söz konusu olduğu durumlarda-başvurucuların ihlalden doğrudan etkilenmemiş olmalarına rağmen ihlaldendolaylı olarak etkilenmeleri nedeniyle kendi adlarına başvuru yapabileceklerinekarar vermiştir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41; Cemil Danışman, B. No: 2013/6319,16/7/2014; Sadık Koçak ve diğerleri,B. No: 2013/841, 23/1/2014; Rıfat Bakır vediğerleri, B. No: 2013/2782, 11/3/2015).
56. Mevcut başvuruda, başvurucu Murat Tosun'un annesi, babası vekardeşleri olan başvurucular Sultan Tosun, Nihat Tosun, İbrahim Tosun ve NilgünTosun sadece yakınlarının değil kendi yaşam haklarının da ihlal edildiğiniileri sürmektedir. Yaşam hakkı ile ilgili olarak mağdur olunduğunun ilerisürülebilmesi için yakın akrabalık ilişkisi içinde olunan kişi veya kişilerinolayda yaşamını yitirmesi gerekmektedir. Başvurucuların yakını, olayda başvurutarihi itibarıyla hayattadır ve bireysel başvuruda bulunma imkânına da sahipolup bu imkânını kullanmıştır. Dolayısıyla bu başvurucuların yaşam hakkıbakımından doğrudan ya da dolaylı biçimde mağdur statüsünde olduklarının kabulümümkün değildir.
57. Açıklanan gerekçelerle söz konusu başvurucular bakımındanbaşvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Başvuru Murat TosunYönünden
58. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete negatifyükümlülükler yanında pozitif yükümlülükler de yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 50).
59. Pozitif yükümlülükler kapsamında devletin yetki alanındabulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğer bireylerin vehatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevivardır. Devlet, öncelikle yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşıcaydırıcı ve koruyucu yasal düzenlemeler yapmalı; bununla da yetinmeyerekgerekli idari tedbirleri almalıdır. Bu ödev ayrıca bireyin yaşamını her türlütehlike, tehdit ve şiddetten koruma yükümlülüğünü de içerir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 51).
60. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında cankaybının gerçekleştiği durumlarda kamu makamlarının Anayasa'nın 17. maddesigereğince öncelikle yetkileri dâhilinde tüm imkânları kullanarak yaşam hakkınayönelen tehdit ve risklere karşı etkili yasal ve idari tedbirleri oluşturmalarıgerektiği ifade edilmelidir. Bu kapsamda anılan yasal ve idari tedbirler, yaşamhakkına yönelik ihlalleri durdurmayı ve gerektiğinde faillerincezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır. Bu yükümlülük, yaşamhakkının tehlikeye girebileceği her durum bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).
61. Bu kapsamda devletin egemenlik alanında bulunan bireylerinyaşamını korumak için önleyici genel güvenlik tedbirleri alma yükümlülüğübulunmaktadır. Bu gereklilik daha ziyade bireylerin üçüncü kişilerin suçniteliğindeki eylemleri nedeniyle yaşamlarının tehdit altında olduğu durumlardaortaya çıkmaktadır (Mehmet Çetinkaya veMaide Çetinkaya, B. No: 2013/1280, 28/5/2014, § 59).
62.Bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikeninbulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda,makul ölçüler çerçevesinde kamu makamlarının bu tehlikenin gerçekleşmesiniönleyebilecek şekilde önlem alması gerekir. Ancak özellikle insandavranışlarının öngörülemezliği, öncelikler vekaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihidikkate alındığında pozitif yükümlülük kamu makamları üzerinde aşırı yükoluşturacak şekilde yorumlanamaz (SerpilKerimoğlu ve diğerleri,§53).
63. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın ilerisürüldüğü tazminat ve tam yargı davalarında, derece mahkemelerinin Anayasa’nın17. maddesinin gerektirdiği özende bir inceleme yapma yükümlülüğübulunmaktadır. Bununla birlikte söz konusu özen yükümlülüğü, yaşam hakkı ileilgili her davada mutlaka mağdurlar lehine bir sonuca varılmasını garantialtına almamaktadır (Aysun Okumuş ve AytekinOkumuş, B. No: 2013/4086, 20/4/2016, § 73).
64. Başvuru dosyasının incelenmesinden şikâyetin idareningüvenliği sağlama hizmetinde kusuru bulunduğuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Başvurucu Murat Tosun'un ateşli silahla yaralanmasından önce aynı gün içindeaynı şahıslar tarafından darbedilmesi üzerineAmirliğe şikâyette bulunduğu, darbedildiğinin tespitiiçin adli rapor almak üzere yanında herhangi bir polis memuru olmadan hastaneyegönderildiği, hastaneye gitmeden önce para almak için evine geldiği sırada aynışahıslarca yeniden saldırıya uğradığı hususlarında bir tereddütbulunmamaktadır.
65. Bu nokta da tespit edilmesi gereken husus, kamu makamlarınıngerekli tedbirleri alması yükümlülüğünün ortaya çıkabilmesi için gerekli olan,şahsın yaşamına yönelik var olan tehlikenin kamu makamlarınca bilinipbilinmediği ya da bilinmesinin gerekip gerekmediğidir.
66. Somut olayda başvurucu Murat Tosun her ne kadar ilk darbedilmesi sonrasında güvenlik güçlerine şikâyettebulunmuş olsa da başvurucunun aynı şahıslar tarafından yeniden saldırıya uğramatehlikesi bulunduğunu güvenlik güçlerine ilettiğine, güvenlik güçlerindengerekli önlemlerin alınmasını talep ettiğine yahut tek başına hastaneye sevkedilmesine itiraz ettiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeyerastlanmamıştır. Ayrıca başvurucunun yanında para olmaması nedeniyle hastaneyegitmeden önce evine uğrayacağının ve bu sırada mahallesinde bulunan aynışahıslarca yaralanabileceğinin güvenlik güçlerince öngörülebilmesi mümkündeğildir. Bu nedenlerle başvurucu Murat Tosun'un yaşamına yönelik tehlikeninvarlığından kamu makamlarının haberdar olduğunun ya da tehlikenin varlığını bilmesigerektiğinin kabulü makul görünmemektedir. Dolayısıyla olayın öngörülemeznitelikte olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle başvurucunun şikâyetleriyönünden yaşam hakkının yaşamı koruma yükümlülüğü açısından bir ihlalinbulunmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.
67. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
68. Başvurucular, açtıkları tam yargı davasının makul süredesonuçlanmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.
69. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucuların söz konusu iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındakaldığı değerlendirilmiştir.
70. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihlive 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupaİnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek SuretiyleÇözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.
71. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
72. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı yada yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediğiiddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurularailişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkinyolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğinitartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 26-36).
73.Ferat Yükselkararında özetle anılan başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmamasıve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenlenişşekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir başarı şansı sunma kapasitesindenmahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkünolmadığında başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriyle potansiyelolarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu hususundadeğerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel,§§ 33-36). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakıştaulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterligiderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolutüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
74. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayıgerektiren bir husus bulunmamaktadır.
75. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Başvurucular Sultan Tosun, Nihat Tosun, İbrahim Tosun veNilgün Tosun yönünden yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Başvurucu Murat Tosun yönünden yaşam hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA10/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.