TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İBRAHİM HALİL SÖNMEZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/37210)
Karar Tarihi: 18/11/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Selçuk KILIÇ
Başvurucular
:
İbrahim Halil SÖNMEZ ve diğerleri
(Bkz. ekli tablonun (B) sütunu)
Başvurucular Vekili
:
Bkz. Ekli Tablonun (C) Sütunu
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesinedayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasının esasıincelenmeden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemehakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular muhtelif tarihlerde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Ekli listenin (A) sütununda numaraları belirtilen başvurularınkonu yönünden irtibatları nedeniyle 2017/37210 numaralı başvuru ilebirleştirilmesine ve incelemenin 2017/37210 numaralı başvuru üzerindensürdürülmesine karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alanailişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesinekarar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Arka PlanBilgisi
9. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Devletin yetkili organları tarafındantehdit değerlendirmesi yapılarak demokratik anayasal düzene, bireylerin temelhak ve hürriyetlerine, millî güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terörörgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbirler alınmasıkararlaştırılmıştır (ayrıntılar için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017).
10. Anılan tedbirler kapsamında olağanüstü hâl ilanedilmiş ve olağanüstü hâl (OHAL) kanun hükmünde kararnameleri çıkarılmıştır. Buçerçevede 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK)23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğegirmiştir.
11. 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilenyapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veyailtisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen her türlü kadro,pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personelin kamu görevindençıkarılmaları öngörülmüştür.
12. 667 sayılı KHK 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılıKanun'un 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe girmesi sonucunda kanunlaşmıştır.
B. SomutBaşvuruya İlişkin Olay ve Olgular
13. Başvurucular, kamu kurumlarında (İdareler) ve buİdarelere hizmet veren özel şirketlerde (Şirket) işçi olarak çalışmakta ikenyapılan tespitler ve ilgili birimlerce başvurucuların terör örgütü ileiltisaklı olduklarının İdarelere bildirilmesi üzerine başvurucuların işakitleri İdarelerce ve Şirketçe feshedilmiştir.
14. Başvurucular, iş akitlerinin usulüne uygun olarakfeshedilmediğini ve fesih için somut bir olguya dayanılmadığını belirterek işeiade istemiyle Şirket ve İdareler aleyhine dava açmıştır. Davalı İdareler veŞirket cevap dilekçesinde; ilgili birimlerin yazıları ekinde davacılarınbilgilerinin de yer aldığı listede bulunan kişilerin terör örgütü yapılanmasıile irtibatı ve iltisakı olduğu tespitine yer verildiğini, başvurucuların işakitlerinin bu kapsamda ve 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi gereği feshedildiğinibelirterek davanın reddini savunmuştur.
15. Ekli tablonun (D) sütununda belirtilen ilk derecemahkemelerince davaların kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesikararlarında; başvurucuların terör örgütleri ile bağlantılı ya da ilişkiliolduklarına yönelik somut herhangi bir bilginin sunulmadığı, haklı ve geçerlibir fesih nedeni bulunmadığı ve bu nedenle yapılan fesihlerin geçersiz olduğugerekçesine yer verilmiştir. Bir kısım davada ise karar verilmesine yer olmadığınakarar verilmiştir.
16. Anılan kararlara karşı istinaf yoluna başvurulmasıüzerine ekli tablonun (E) sütununda belirtilen bölge adliye mahkemelerininilgili daireleri (Bölge Adliye Mahkemesi) istinaf istemlerini kabul ederekdavaların reddine karar vermiştir. Kararlarda; şüphe feshi kavramı üzerinedurulmuş ve ilgili birimlerin yazıları ile başvurucuların terör örgütüyapılanmalarıyla irtibatı olduğunun bildirildiği, davalı işveren bakımından işsözleşmelerinin artık katlanılamaz derecede bir yük ve sıkıntı teşkil ettiğivurgulanmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi bazı başvurucularla ilgili kararlarındaise başvurucularla ilgili olarak terör örgütü üyeliğinden adli işlemleryapıldığının anlaşıldığı belirtilmiş ancak bu işlemlerin neler olduğu ile ilgilihiçbir bilgiye ve değerlendirmeye yer verilmemiştir.
17. Temyiz yolu açık kararlara karşı yapılan temyizbaşvuruları Yargıtay ilgili Hukuk Dairesince (Daire) reddedilmiş ve BölgeAdliye Mahkemesinin kararları kesin olmak üzere onanmıştır.
18. Nihai kararların tebliğinin ardından başvurucularsüresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
19. İlgili hukuk için bakınız Berrin Baran Eker([GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-35).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
21. Başvuruculardan Havva Seda Timurbuğa, bireyselbaşvuru harç ve masraflarını karşılayacak geliri olmadığını beyan ederek adliyardım talebinde bulunmuştur.
22. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtaleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. MahkemeHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucularınİddiaları
23. Başvurucular; işverence iş akdine 667 sayılı KHKgereği son verildiği belirtilmesine rağmen terör örgütü ile irtibatlı veiltisaklı olduklarına dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığını iddiaetmiştir. Başvurucular; İdarelerin iş akdinin 667 sayılı KHK kapsamındafeshedildiği yönündeki beyanı yeterli görülerek ve bu beyana üstünlük tanınarakişe iade davasının istinaf merciince reddedildiğini, bu durumun adil yargılanmahaklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
24. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenarbaşlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Somut olayda başvurucuların temel iddiası, asıl işveren tarafından terörörgütü ile iltisaklı olarak gösterilmesinin derece mahkemelerince yeterli kabuledilerek esası hakkında herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan işeiade davasının reddedilmesidir. Bu nedenle başvurucuların iddialarının adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkı yönünden incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
i. KabulEdilebilirlik Yönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mahkeme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. EsasYönünden
(1) Genelİlkeler
27. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruda uygulanacakilkeleri başvuruya benzer olgu ve iddiaları içeren Berrin Baran Ekerkararında belirlemiştir (Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568,2/7/2020, §§ 53-60). Anılan kararda belirtildiği üzere demokratik birtoplumda vazgeçilmez bir hak niteliğindeki adil yargılanma hakkınıngüvencelerinden biri olan mahkeme hakkı uyuşmazlığın bir mahkeme önünegetirilebilmesini, dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı iddia vesavunmaların yargı merciince incelenerek değerlendirilmesini ve bir kararabağlanmasını, ayrıca verilen kararın icra edilmesini gerektirir. Buna göremahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrası haklarınıiçerir (Berrin Baran Eker, § 55).
28. Mahkemenin, önündeki uyuşmazlığı karara bağlarkentaraflardan birinin iddia ve savunmasına bağlı kalarak buna karşı diğer tarafınöne sürdüğü esaslı itirazları tartışmadan yargılamayı sonuçlandırması hâlinde-ortada şeklî anlamda bir karar bulunsa bile- gerçek anlamda bir yargılamayapıldığından bahsedilemeyecektir. Bu durumda uyuşmazlığa karşı yargı yolununteorik olarak açık olması pratikte bir anlam ifade etmeyecek, böylece mahkemehakkı ve dolayısıyla adil yargılanma hakkı bir yanılsamadan ibaret kalacaktır (BerrinBaran Eker, § 56).
29. Diğer taraftan mahkemelerin, önündeki uyuşmazlığınesasını incelememesi sadece adil yargılanma hakkını zedelemekle kalmaz, aynızamanda davanın konusunu oluşturan medeni hakkın bağlantılı bulunduğu diğer(maddi) hak ve özgürlükler yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edilmesine deyol açabilir. Yargısal başvuru yolları, çoğunlukla bir hak veya özgürlüklebağlantılı uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması amacıyla ihdas edilmiştir.Kişiler dava açmak suretiyle mahkemelerden hak ve özgürlükleriyle ilgili olarakyargısal koruma talep etmektedir. Bireylerin yargısal koruma taleplerine cevapvermek, bu bağlamda dava konusu uyuşmazlığın esasını inceleyerek iddia ve savunmalarıdeğerlendirdikten sonra davayı karara bağlamak yargı mercilerinin anayasalyükümlülüğüdür (Berrin Baran Eker, § 57).
30. Bununla birlikte adil yargılanma hakkı davanınsonucuna yönelik bir güvence içermemekte yargılama sürecinin adil olarak yürütülmesinitemin edecek birtakım usul güvenceleri sunmaktadır. Dolayısıyla bireyselbaşvuru incelemelerinde adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirmeyapılırken davanın sonucuna ilişkin bir çıkarım yapılması mümkün değildir.Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların-mahkeme hakkının gereği olarak- derece mahkemelerince işin mahiyetiningerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (BerrinBaran Eker, § 58).
31. Öte yandan Anayasa Mahkemesi Berrin Baran Eker kararındavurgulandığı üzere 667 sayılı KHK'da, devletin millî güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilen yapı, oluşum veyagruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahutbunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen işçilerin iş sözleşmelerininfeshedilmesi öngörülmüş ancak yargı mercilerinin denetim yetkisini kısıtlayanherhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bu bakımdan 667 sayılı KHK'nın 4. maddesidayanak gösterilerek iş sözleşmesi feshedilen işçiler tarafından açılan işeiade davalarının esasının incelenmesini önleyen herhangi bir düzenlemebulunmamaktadır (Berrin Baran Eker, § 69).
32. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ve buKanun'u yorumlayan Yargıtay içtihatlarına göre asıl işverenin alt işverendensözleşmenin feshini istemesi, feshi kendiliğinden tek başına geçerli hâlegetirmemektedir. Ayrıca her ne kadar işten çıkarmanın şüphe feshine dayalıolduğu, dolayısıyla niteliği gereği şüphenin veya şüpheye götüren olgularınispatının imkânsız olduğu haklı olarak ileri sürülebilirse de -Yargıtaykararlarında da belirtildiği üzere- derece mahkemelerince işvereni şüpheyegötüren olguların ispat koşulu aranmadan bir bütün olarak değerlendirilmesineengel bir durum yoktur. Aksi takdirde işverenin şüphesine dayanak olgularındeğerlendirilememesi, böylece feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığınınincelenememesi şüphe feshinde yargı yolunun açık olmasını anlamsız kılar.Dolayısıyla derece mahkemelerinin başvurucunun iş sözleşmesinin feshiningeçerli nedene dayanıp dayanmadığını inceleme yükümlülüğünün bulunmadığısonucuna ulaşılmasını gerektirecek herhangi bir neden söz konusu değildir (BerrinBaran Eker, § 69).
33. Kısacası 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde belirtilenörgüt, yapı, oluşum veya gruplara üye olunması ya da bunlara mensubiyetin veyailtisakın yahut irtibatın bulunması geçerli bir fesih sebebi olaraköngörülmüştür. Ancak bu düzenleme sözü edilen yapılarla irtibatının bulunduğugerekçesiyle iş sözleşmesi feshedilen bir işçinin açtığı işe iade davasındaderece mahkemelerinin geçerli fesih sebebi olarak gösterilen olguyu, diğer birifadeyle işçinin kuralda belirtilen yapılarla irtibatının bulunupbulunmadığını, iş hukukunun kurallarını da gözeterek araştırma ve ortaya koymayükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır (Berrin Baran Eker, § 71).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
34. Somut olayda da Bölge Adliye Mahkemesi, adilyargılanma hakkının bir unsuru olan mahkeme hakkı gereği asıl işvereninbaşvurucular hakkındaki değerlendirmesinin objektif ve makul dayanakları olupolmadığını, dolayısıyla geçerli feshin koşullarının oluşup oluşmadığınıincelemeden asıl işverenin şüphesine bağlı kalarak sonuca varmıştır. Başka birifadeyle Bölge Adliye Mahkemesi yargısal fonksiyonun esasını oluşturanuyuşmazlığın içinde yer alan maddi ve hukuki sorunların bütünüyle ele alınmasıve karara bağlanması işlevini yerine getirmemiş, gerçek anlamda bir yargısalfaaliyet icra etmemiştir. Dolayısıyla hukuk düzeni tarafından başvuruculara tanınanfeshe karşı yargı yolunun açık olması teorik olmaktan öteye geçememiştir. Budurumda başvurucuların mahkeme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmaktadır.Her ne kadar başvuruya konu kararların bir kısmında bazı başvurucular hakkındaadli işlem olduğu belirtilmişse de bu işlemlerin neler olduğu ve şüpheyi haklıkılıp kılmadığı olgusal olarak değerlendirilmediğinden anılan karardanayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkeme hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
2. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
36. Ekli listenin 2. sırasında yer alan 2018/37088 No.lubaşvuru yönünden başvurucu Recep Erdem, uzun süren yargılama nedeniyle makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
37. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında medenihak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanmasıgerektiğine dair temel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bukonuda kararlar verilmiştir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No.: 2012/13,2/7/2013; Güher Ergun ve Tosun Tayfun Ergun, B. No.: 2012/12,17/9/2013). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir hususbulunmamaktadır.
38. Ekli listenin 2. sırasında yer alan 2018/37088 No.lubaşvuruya yönelik somut olayda, 24/8/2016 tarihinde açılan davanın Dairenin22/10/2018 tarihli kararı ile kesinleştiği anlaşılmıştır.
39. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde;davanın, üç dereceli bir yargılama sisteminde toplam 2 yıl 1 ay 28 gün sürdüğü,yargılama sürecinin bütünü dikkate alındığında başvurucu Recep Erdem'inhaklarını ihlal edecek bir gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
40. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlaledildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlindeihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir...
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
42. Başvurucular, yargılamanın yenilenmesine vezararlarının tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
43. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
44. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
45. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı vemahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
46. İncelenen başvuruda, derece mahkemelerinin davakonusu uyuşmazlığın esasını incelememeleri sebebiyle adil yargılanma hakkıkapsamındaki mahkeme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıylaihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
47. Bu durumda mahkeme hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenlemeiçeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılmasıgereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere ekli tablonun (D) sütununda belirtilenmahkemelere gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
48. İhlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ekli tablonun (F)sütununda gösterilen miktarlardaki harcın ve avukatla temsil edilenbaşvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Havva Seda Timurbuğa'nın adli yardım talebininKABULÜNE,
B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Ekli listenin 2. sırasında yer alan 2018/37088 nolubaşvuruya yönelik makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mahkeme hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere eklitablonun (D) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,
F. Ekli tablonun (F) sütununda belirtilen harçlarınilgili satırda gösterilen başvuruculara ÖDENMESİNE, ekli tablonun (C) sütunundaisimleri yer alan avukatlar tarafından temsil edilen başvuruculara 3.000 TLvekâlet ücretinin AYRI AYRI ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 18/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.