TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BİRLEŞİK METAL İŞÇİLERİ SENDİKASI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/14862)
Karar Tarihi: 9/5/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 20/7/2018-30484
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Yunus HEPER
Başvurucu
:
Birleşik Metal İşçileri Sendikası
Vekili
:
Av. Ahmet ERGİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, sendikaca alınan grev kararının Bakanlar Kurulutarafından ertelenmesinin sendika hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu Sendika, 1947 yılında kurulan Türkiye Maden-İşSendikası ile 1963 yılında kurulan Otomobil-İş Sendikasının 1993 yılındabirleşmesiyle oluşmuş ve Birleşik Metal İşçileri Sendikası (Sendika) adınıalmıştır. Başvurucu Sendika, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunabağlıdır.
10. Başvurucu Sendika ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası(MESS) arasında -MESS üyesi on sekiz işyeri ve işletme için- yürütülen gruptoplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamamıştır.
11. 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İşSözleşmesi Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca bir arabulucu görevlendirilmiştir.Bahsi geçen arabulucu tarafından da uyuşmazlığın çözümlenemediğine dair raporÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğünün 16/12/2014tarihli yazısı ile başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu Sendikanın YönetimKurulu ilk olarak 14/1/2015 tarihinde toplanmış ve yirmi işyeri için 29/1/2015tarihinden itibaren uygulamaya konulmak üzere grev kararı almıştır.
12. Sendikanın Yönetim Kurulu daha sonra 22/1/2015 tarihinde birkez daha toplanarak bu kez on sekiz işyeri için 19/2/2015 tarihinden itibarenuygulamaya konulmak üzere grev kararı almıştır. Böylece toplam otuz sekizişyerinde yaklaşık on beş bin işçiyi kapsayan grev kararı alınmıştır.
13. Bakanlar Kurulu 30/1/2015 tarihli ve 29252 sayılı mükerrerResmî Gazete'de yayımlanan 29/1/2015 tarihli ve2015/7251 sayılı kararı ile grevin ertelenmesine karar vermiştir. Kararşöyledir:
"Ekli listede belirtilen işyerlerinde Birleşik Metal İşçileriSendikası tarafindan uygulanmakta olan grevin, milligüvenliği bozucu nitelikte olduğu görüldüğünden altmış gün süreyle ertelenmesi;18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Kanunun 63 üncümaddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 29/1/2015 tarihindekararlaştırılmıştır"
14. Bu kararın iptal edilmesi için Sendika tarafından 2/2/2015tarihinde Danıştay Onuncu Dairesine dava açılmış ve bu davada yürütmenindurdurulması talep edilmiştir. Yürütmenin durdurulması talebi Danıştay OnuncuDairesi tarafından 5/3/2015 tarihinde oyçokluğuyla reddedilmiştir.
"Ekonomi Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Milli Güvenlik KuruluGenel Sekreterliği ve Emniyet Genel Müdürlüğünün yazılarında, söz konusu grevinmilli güvenliği bozucu etkisinin olduğu yönünde somut verilere dayalı olarakgörüş bildirmeleri ve ekonomik güvenliğin milli güvenliğin ayrılmaz bir parçasıolduğu hususu da dikkate alındığında 29.1.2015 tarihli ve 2015/7251 sayılıBakanlar Kurulu Kararının Anayasanın 54. maddesine ve 6356 sayılı Sendikalar veToplu iş Sözleşmesi Kanunu'nun 63. maddesine uygun olduğu değerlendirilmektedir.Davacı tarafından ileri sürülen iddialar, dava konusu Bakanlar KuruluKararı'nın yürütülmesinin durdurulmasını gerektirecek niteliktegörülmemektedir.
Davanın durumu ve uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre, 2577 sayılıidari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinde öngörülen koşulların bu aşamadagerçekleşmediği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması isteminin reddine, bukararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde idari Dava DaireleriKuruluna itiraz edilebileceğinin davacıya duyurulmasına, 5/3/2015 tarihindeoyçokluğuyla karar verildi."
15. Başvurucu Sendika, bu karara karşı Danıştay İdari DavaDaireleri Kuruluna itirazda bulunarak yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir.Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 30/4/2015 tarihli kararı ile sekiz üyeninoyuna karşılık yedi üyenin karşıoyuyla itirazıreddetmiştir. Kararda yalnızca "yürütmenin durdurulması kararıverilebilmesi için yasanın aradığıkoşulların gerçekleşmemiş olduğu" gerekçesine yer verilmiştir.
16. Muhalif kalan üyelerin muhalefet şerhi şu şekildedir:
"Her ne kadar dava konusu grev erteleme kararı ile ilgili olarak,itiraz tarihi itibarıyla, altmış günlük erteleme sürecinin dolmuş olmasınedeniyle 2577 sayılı Yasanın 27. maddesinde belirtilen koşullarıngerçekleşmemiş olduğu ileri sürülebilir ise de, yukarıda belirtilen 6356 sayılıYasanın 63. maddesine göre, grev ertelemesi kararı alındıktan sonra artıksendikanın greve devam etme imkanının kalmaması ve erteleme süresi sonundataraflarca anlaşma sağlanamaması halinde uyuşmazlığın Yüksek Hakem Kuruluncaçözümleneceği göz önüne alındığında, dava konusu Bakanlar Kurulu kararı ileAnayasal bir hak olan grev ve toplu sözleşme hakkı fiilen ve hukuken ortadankaldırılmakta, uyuşmazlığın çözümü yukarıda aktarılan Yasa hükmü çerçevesindeapayrı bir mecraya yönlendirilmektedir.
Bu nedenle olayda, 2577 sayılı Yasa'nın 27. maddesinde belirtilenkoşullardan, işlemin uygulanmasının devam etmesi nedeniyle telafisi güç zararbulunma koşulunun gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Diğer koşul olan, işlemde açıkça hukuka aykırılık bulunup bulunmadığıyönünden değerlendirmeye gelince;
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere,Bakanlar Kurulunca, karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev veyalokavtın, genel sağlığı veya milli güvenliği bozucu nitelikte olduğununsaptanması halinde, yasal grev ve lokavtın altmış gün süreyle ertelenmesimümkündür. Başka bir ifade ile, bir anayasal hak ve işçi açısından güvence olangrev hakkı, ancak yasada sayılan sebeplerle idari bir tasarrufla ertelenebilir.Ekonomik veya siyasi veya başkaca bir sebeple yasal bir grevin ertelenmesineyasal olanak bulunmamaktadır.
Türk hukukunda, grev hakkının kullanılması da dahil, birçok temel hak ve özgürlüğün kullanımının sınırlanmasına veyayasaklanmasına sebep olarak gösterilen milli güvenlik kavramına ilişkin birtanım bulunmamaktadır. Soyut ve belirsiz olan bu kavramın çok geniş bir şekildeyorumlanması, hemen hemen bütün grevlerin sonuçları bakımından milli güvenliğibozabileceği sonucuna ulaşılmasına ve böylece bütün grevlerin ertelenmesine yolaçacaktır.
İşçi ile işveren arasında başlayan toplu görüşmelerin anlaşmazlıklasonuçlanması üzerine kullanılan anayasal bir hak ve işçi açısından güvence olangrev hakkının; grevin uygulandığı işyerlerinin ve yapılan üretimin grevnedeniyle bir süre durmasının milli güvenliği nasıl ve ne şekilde bozduğununaçık ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortayakonulması, bu saptama yapılırken de ölçülülük ilkesinin ve demokratik toplumungereklerinin dikkate alınması gerekir.
Doktrinde, milli güvenlik, "Yurt ölçüsünde beliren iç ve dıştehlikelere karşı devlet tüzel kişiliğinin savunma ve güvenlik altına alınmasışeklinde tanımlanmıştır. Buna göre, yasal bir grevin yasada öngörülen anlamdamilli güvenliği bozucu nitelikte görülebilmesi için, ülke ve devletin özelsavunma ve güvenlik altına alınmasını zorunlu kılacak ciddi tehlikelerin ortayaçıkması gerektiğini belirterek milli güvenliğin tanımını yapmıştır.
Yukarıda yapılan açıklama ve değerlendirme ışığında, davacı Sendikayabağlı işyerlerinde uygulanmakta olan grevin milli güvenliği bozucu nitelikteolduğunu ortaya koyan geçerli ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı ve Yasadaöngörülmeyen ekonomik sebeplere dayalı olarak alındığı anlaşılan dava konusuBakanlar Kurulu kararı açıkça hukuka aykırıdır.
Diğer taraftan, Danıştay Onuncu Dairesi'nin 09/02/2015 günlü,E:2015/294 sayılı "davacı sendika tarafından uygulanmakta olan veuygulamaya konulacak olan grevlerin "milli güvenliği bozucu nitelikte olduğu"nun nasıl ve ne şekilde belirlendiği, milligüvenliği bozucu hususların neler olduğunun açık ve tereddüteyer bırakmayacak şekilde açıklanmasının istenilmesi" yolundaki arakararına davalı idarece verilen cevaplar grevin milli güvenliği ihlal edeceğiniaçıkça ortaya koymadığı gibi, konuya ilişkin görüşlerin alındığı bazıidarelerce yazılan yazıların da dava konusu işlemden sonra düzenlenmiş olmasınedeniyle, işlemden önce milli güvenliğin ihlal edildiğine ilişkin yeterli biraraştırmanın yapılmadığını gösterdiğinden, dava konusu Bakanlar Kurulukararının yürütülmesinin durdurulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki kararakatılmıyoruz.
17. Karar, başvurucuya 31/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu 27/8/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
19. Başvurucunun başvuruya konu Bakanlar Kurulu kararının iptaledilmesi için 2/2/2015 tarihinde açmış olduğu davanın esasının henüz kararabağlanmadığı ve Danıştay Onuncu Dairesinde derdest olduğu anlaşılmaktadır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
20. 6356 sayılı Kanun’un “Grevve lokavtın ertelenmesi” kenar başlıklı 63. maddesi şöyledir:
“(1) Karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev veya lokavtgenel sağlığı veya millî güvenliği bozucu nitelikte ise Bakanlar Kurulu buuyuşmazlıkta grev ve lokavtı altmış gün süre ile erteleyebilir. Ertelemesüresi, kararın yayımı tarihinde başlar.
(2) Erteleme kararının yürürlüğe girmesi üzerine, 60 ıncı maddenin yedinci fıkrasına göre belirlenen arabulucu,uyuşmazlığın çözümü için erteleme süresince her türlü çabayı gösterir. Ertelemesüresi içerisinde taraflar aralarında anlaşarak uyuşmazlığı özel hakeme degötürebilir.
(3) Erteleme süresinin sonunda anlaşma sağlanamazsa, altı iş günüiçinde taraflardan birinin başvurusu üzerine uyuşmazlık Yüksek Hakem Kuruluncaçözülür. Aksi takdirde işçi sendikasının yetkisi düşer.”
B. Uluslararası Hukuk
21. Sendika hakkı, örgütlenme özgürlüğünün bir parçasınıoluşturmaktadır. Bu hak, mensuplarının menfaatlerini korumak üzere yapılansendikal faaliyetlere izin verilmesini de gerektirmektedir. Bu çerçevede her nekadar ayrı bir hak grubu teşkil etmeseler de grev ve toplu sözleşme hakkı,üyelerinin menfaatlerini korumak için sendikaların kullanabileceği en önemliyollardandır (Demir ve Baykara/Türkiye[BD], B. No: 34503/97, 12/11/2008, § 154; Schmidt ve Dahlström/İsveç, B. No:5589/72, 6/2/1976, § 36).
22. Enerji Yapı YolSen/Türkiye (B. No: 68959/01, 21/4/2009) kararında Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM), memurlara toplu sözleşme hakkının tanınması için KamuEmekçileri Sendikaları Konfederasyonu tarafından düzenlenen eylemlerden beş günönce memurların grev veya iş bırakma gibi eylemlere katılmasını yasaklayan birBaşbakanlık genelgesi yayımlanmasına rağmen iş bırakma eylemine katılanlarıncezalandırılmasına ilişkin şikâyeti değerlendirmiştir:
i. AİHM, grev hakkının mutlak bir niteliği olmadığınıhatırlatmış; grev hakkının bazı koşullara bağlı tutulabileceğini ve söz konusuhakka bazı kısıtlamalar getirilebileceğini kabul etmiştir. AİHM'egöre sendikal özgürlüklerin devlet adına yetki kullanan memurlara grev hakkıyasağı ile bağdaşması mümkündür. Bununla birlikte AİHM, bazı memurkategorilerine grev yasağı getirilse bile grev hakkının genel olarak memurlarıveya devlete ait ticari ve endüstriyel kuruluşlarda görev yapan işçilerikapsayamayacağını ifade etmiştir. AİHM'e göre grevhakkına getirilen yasal kısıtlamaların kısıtlamaya konu memur kategorilerinimümkün olduğunca açık ve sınırlayıcı bir biçimde tanımlaması gerekmektedir. AİHM'e göre ihtilaf konusu genelge, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin (Sözleşme) 11. maddesinin ikinci paragrafında sıralananamaçların gerekleri ile dengelenmeden tüm memurlara mutlak şekilde grev hakkınıyasaklayan genel ifadelerle kaleme alınmıştır. Ayrıca başvuru konusu genelgeyedayanılarak söz konusu kişiler disiplin cezasına çarptırılmıştır.
ii. AİHM, söz konusu cezaların üyelerinin çıkarlarını savunmakamacıyla eylemlere veya böyle bir greve katılmayı isteyen sendika üyeleri vediğer kişiler açısından caydırıcı nitelik taşıdığı kanaatindedir. AİHM,Hükûmetin demokratik bir toplumda dava konusu kısıtlamanın gerekliliğini ortayakoymadığını belirtmektedir. Kendi incelemesini yapan AİHM, söz konusugenelgenin kabulü ve uygulanmasının “zorlayıcı bir sosyal gereksinimi”karşılamadığı ve başvuran sendikanın Sözleşme'nin 11. maddesi ile tanınanhakları etkili bir şekilde kullanmasına yönelik orantısız bir müdahaleoluşturduğu sonucuna ulaşmıştır.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 9/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
24. Başvurucunun iddiaları şu şekilde özetlenebilir:
i. Başvurucu, yetkisinin düşmesine neden olmamak için ve altmışgünlük erteleme süresi içinde yürütmeyi durdurma kararı verilmemesi üzerine3/4/2015 tarihinde Yüksek Hakem Kuruluna (YHK) başvurmuştur. YHK ise 12/5/2015tarihli kararı ile erteleme konusu işyerleri için toplu iş sözleşmesini kesinolarak bağıtlamıştır. YHK'nın bu kararından sonraDanıştay Onuncu Dairesinin esas incelemesi sonrasında vereceği kararın sendikave grev hakkının güncellik taşıyan ihlaline bir etkisi olmayacaktır. Çünkütoplu iş sözleşmesi niteliğindeki YHK kararı kesindir ve Danıştay kararındanetkilenmez. Bu bakımdan tüketilmesi gereken ve ihlali giderici nitelikte etkinbir başvuru yolu kalmamıştır.
ii. Sözleşme'nin 11. maddesi tartışmasız bir şekilde sendikaözgürlüğünü içermektedir. Üyelerinin menfaatlerini korumayı amaçlayan sendikalar,bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif oluşumlar meydanagetirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenme özgürIüğününönemli bir parçasıdır. Sözleşme'nin 11. maddesinde yer alan "çıkarlarını korumak amacıyla"ibaresi, üyelerinin mesleki menfaatlerini korumak için gerçekleştireceklerisendikal faaliyetlerin Sözleşme tarafından korunduğunu açıkça ortayakoymaktadır. AİHM, grev hakkının 11. madde kapsamında olduğunu Enerji Yapı Yol Sen/Türkiye kararındaaçık bir biçimde ifade etmektedir.
iii. Bakanlar Kurulunun grev erteleme kararı geniş anlamda yasaldeğildir. Kanunun genel soyut ifadesinin kararda gösterilmiş olmasının sebepgöstermek anlamına gelmeyeceği açıktır. Bakanlar Kurulu somut nedenedayanmamıştır. Alınan grev kararlarının millî güvenliği neden ve nasıl bozucunitelikte olduğu yer, zaman ve olay gösterilerek belirtilmemiştir. Kaldı kimillî güvenlik kavramı da keyfî ve geniş yorumlanamaz. Aksi bir tutum bütüngrevlerin ertelenmesine yol açar.
iv. Grev, sendika hakkının ve toplu pazarlık sisteminin ayrılmazbir parçasıdır. Toplu pazarlık sisteminin amacı, iş barışının sosyal taraflarcagerektiğinde grev hakkını ve lokavtı kullanılarak gerçekleştirilmesinisağlamaktır. Toplu pazarlıkta işçi tarafının grev hakkını kullanması sonucuişyerlerinin zorlanması, ekonominin bu durumdan etkilenmesi grev hakkınındoğasından kaynaklanan bir zorunluluktur. Grev hakkını kullanan işçilerin grevsüresince ücret alamadıkları, bir başka işte çalışmalarının yasak olduğudüşünüldüğünde sadece işyerleri değil grevi uygulayan işçiler de zor durumdakalmaktadır. Dolayısıyla hakkın doğasında bulunan bir özelliği millî güvenliğeaykırı kabul etmek fiilen hiçbir grevin uygulanmayacağını kabul etmek anlamınagelecektir.
v. Grev ertelemesi uygulaması fiilen grev yasağına dönüşmüştür.Bakanlar Kurulunun başvuruya konu kararı, özü itibarıyla grev ertelemesi değilgrevin yasaklanmasıdır. Grev erteleme kararı ülkemizin taraf olduğu veAnayasa'nın 90. maddesi gereği ulusal mevzuattan üstün olan temel hak ve özgürlüklereilişkin sözleşmelerin de ihlali anlamına gelmektedir. Söz konusu grev ertelemekararı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerine ve denetim organlarıkararlarına da aykırılık oluşturmaktadır.
vi. Ölçülülük ilkesine uyulmamış, demokratik toplumun gerekleridikkate alınmamıştır. Sonuç olarak başvurucu Sendika, Anayasa'nın 53.maddesinde düzenlenen toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı ileAnayasa'nın 54. maddesinde yer alan grev hakkı ışığında Anayasa'nın 51.maddesinde korunma altına alınmış olan sendika hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
25. Bakanlık görüşünde; sendika hakkının korunmasını sağlayanyöntemlerden grev hakkının Sözleşme'de yer almadığı,grev hakkını sınırlandırma konusunda devletlerin geniş bir takdir hakkıbulunduğu ifade edilmiştir. Bakanlığa göre somut başvuruda "millîgüvenlik" gerekçesi zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaç baskısına karşılıkgelmektedir.
B. Değerlendirme
26. Anayasa Mahkemesi daha önce benzer şikâyetlerin yapıldığı Kristal-İş Sendikası ([GK], B. No:2014/12166, 2/7/2015) başvurusunu sendika hakkı kapsamında incelemiştir. Mevcutbaşvuruda da bahsi geçen içtihattan ayrılmayı gerektirecek bir durum yoktur.İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacakAnayasa’nın “Sendika kurma hakkı”kenar başlıklı 51. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlaraserbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimsebir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.”
27. Anayasa’nın “Toplu işsözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” kenar başlıklı 53. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
“İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyaldurumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapmahakkına sahiptirler.”
28. Anayasa’nın “Grev hakkıve lokavt” kenar başlıklı 54. maddesinin (1), (2) ve (4) numaralıfıkraları şöyledir:
“Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halindeişçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işvereninlokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunladüzenlenir.
Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplumzararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz…
Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller veişyerleri kanunla düzenlenir.”
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
29. Mevcut başvuruda grevin ertelenmesi kararına karşı yapılanyürütmenin durdurulması talebi Danıştay Onuncu Dairesi tarafından, Dairekararına yapılan itiraz ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafındanreddedilmiştir (bkz. §§ 14-16). Başvurucu, yargılamanın esasına ilişkin sonucubeklemeksizin 27/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunmuştur.
30. Anayasa Mahkemesi aynı mahiyetteki Kristal-İş Sendikası kararında benzerbaşvurular için uyuşmazlığın esası hakkında derece mahkemeleri tarafından birkarar verilmeden yapılan başvurunun kabul edilebilirliğine karar vermiştir(Daha ayrıntılı değerlendirmeler için bkz. Kristal-İşSendikası, §§ 35-46).
31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan sendikahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
32. Başvurucunun sendikal faaliyet kapsamında uygulamaya koyduğugrev kararının ertelenmesi sonucunda sendika hakkına yönelik bir müdahaleningerçekleştiği açıktır.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenkoşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 51. maddesinin ihlalini teşkiledecektir.
34. Bu itibarla sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
i. Kanunilik
35. 6356 sayılı Kanun'un 63. maddesinin "kanunilik"ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
36. Başvurucunun uygulamaya koyduğu grev kararının ertelenmesineilişkin Bakanlar Kurulu kararının Anayasanın 51. maddesinin ikinci fıkrasındayer alan “millî güvenliğin” korunmasısebebine dayandığı anlaşılmaktadır.
37. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, müdahalenin gerekliliğikonusunda yapılması gereken değerlendirmeler gözönündebulundurulduğunda söz konusu sebebin olaya uygun düşüp düşmediği de dâhil olmaküzere müdahalenin meşruluğu başlığı altında ortaya çıkan sorunları çözmeninsomut başvurunun koşullarında gerekli olmadığı sonucuna varmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
38. AnayasaMahkemesi önündeki mesele, başvurucunun aldığı grev kararının Bakanlar Kurulukararı ile ertelenmesi ile sendika hakkına yapılan müdahalenin demokratik birtoplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığıdır.
39. Demokrasilerde, vatandaşların bir araya gelerek ortakamaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir toplumun önemli birbileşenidir. Ayrıca böyle bir "örgüt", devlet tarafından saygıgösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahiptir. İstihdam alanındakendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını amaçlayan örgütler olan sendikalar,bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif oluşumlar meydanagetirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenme özgürlüğünün önemli birparçasıdır. Sendika hakkı da çalışanların bireysel ve ortak çıkarlarını korumakamacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve buniteliğiyle bağımsız bir hak değil örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özelbir yönü olarak görülmektedir (Tayfun Cengiz,B. No: 2013/8463, 18/9/2014,§§ 31, 32).
40. Diğer yandan Anayasa'nın 51. maddesi metninde yer alan “çalışanlar... üyelerinin menfaatlerini korumak için”ibaresi, gereksiz bir detay olmaktan ziyade üyelerin mesleki menfaatlerinikorumak için gerçekleştirecekleri sendikal faaliyetlerinin Anayasa tarafındankorunduğunu açıkça ortaya koymaktadır (Kristal-İşSendikası, § 54). Dolayısıyla sendika hakkı, mensuplarınınmenfaatlerini korumak üzere yapılan sendikal faaliyetlere izin verilmesini degerektirmektedir (Tayfun Cengiz,§ 31). Bu çerçevede her ne kadar grev ve toplu sözleşme hakkı bireysel başvurukapsamında tanınmamış olsa da üyelerinin menfaatlerini korumak içinsendikaların kullanabileceği en önemli yollardandır (Kristal-İş Sendikası, § 55)
41. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı Anayasa'da yeralan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir (Tayfun Cengiz, § 38). Bununla birliktedemokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvencealtına alındığı rejimlerdir. Bu nedenle temel hak ve özgürlükler, istisnaiolarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzenininsürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde sınırlandırılabilirler (AYM, E.2006/142,K.2008/148, 24/9/2008; Kristal-İş Sendikası,§ 70).
42. Anayasa Mahkemesi AİHM içtihatlarını takip ederek“demokratik toplumda gereklilik” deyiminin “zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaç”a işaret ettiğini pek çok kararında teyit etmiştir(Tayfun Cengiz, § 56). O hâldeörgütlenme özgürlüğüne ve sendika hakkına yargısal veya idari bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olup olmadığına ve bubağlamda toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıp karşılamadığına bakmakgerekecektir.
43. Eğer yapılan müdahale zorunlu bir toplumsal ihtiyaca cevapvermiyorsa, hak ve özgürlüğün kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecedegüçleştiriyorsa, etkisiz hâle getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olaraksınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplumdüzenine aykırı olacaktır( Kristal-İş Sendikası, § 70; Tayfun Cengiz, § 51; ifade özgürlüğübağlamında bkz. Bekir Coşkun[GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 49, 50).
44. Anayasa Mahkemesi bireyin ve bir bütün olarak toplumun çatışanmenfaatleri arasında adil dengenin kurulup kurulmadığına karar verirken kamugücünü kullanan organların bu alanda belirli bir takdir marjına sahip olduğunu gözönünde bulunduracaktır (TayfunCengiz, § 37).
45. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmenintemel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerinin kararlarındadayandıkları gerekçelerin sendika hakkını kısıtlama bakımından “demokratik birtoplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygunolduğunun inandırıcı bir şekilde ortaya konulup konulamadığı olacaktır.
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
46. Dava konusu grev erteleme kararının olayların tamamıışığında incelenmesi gerekir. Eldeki başvuruya konu olayda, başvurucu Sendikaile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası arasında yürütülmekte olan toplu işsözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine başvurucu Sendika,toplam otuz sekiz işyerinde yaklaşık on beş bin işçiyi kapsayan grev kararıalmıştır. Bakanlar Kurulu ise millî güvenliği bozucu nitelikte olduğu gerekçesiylegrevin altmış gün süreyle ertelenmesine karar vermiştir. Erteleme süresi içindeyürütmenin durdurulması talebinin karara bağlanmaması nedeniyle başvurucuSendika, toplu iş sözleşmesi yetkisinin düşmemesi için YHK'yabaşvurmuştur. YHK 12/5/2015 tarihli kararı ile erteleme konusu işyerleri içintoplu iş sözleşmesini kesin olarak bağıtlamıştır.
47. Anayasa Mahkemesi “millî güvenlik” kavramınınuygulayıcıların kişisel görüş ve anlayışlarına göre genişleyebilecek, öznelyorumlara elverişli, bu nedenle de keyfîliğe dekvarabilir çeşitli ve aşamalı uygulamalara yol açacak genel bir kavram olduğunu Kristal-İş Sendikası kararında bir kezdaha ifade etmiştir ( Kristal-İş Sendikası, § 78; AYM, E.1973/41,K.1974/13, 25/4/1974).
48. Anayasa Mahkemesi, Kristal-İşSendikası kararında Danıştay Onuncu Dairesinin 2003 yılında verdiğibir kararında "millî güvenlik" sınırlama sebebine ilişkin olarakgeliştirdiği ölçütü benimsemiş ve benzer başvurularda bu ölçütü uygulayacağınıifade etmiştir. Danıştayın geliştirdiği ölçüte göreyasal bir grevin yasada öngörülen anlamda millî güvenliği bozucu niteliktegörülebilmesi için ülke ve devletin özel savunma ve güvenlik altına alınmasınızorunlu kılacak ciddi tehlikelerin ortaya çıkması gerekmektedir(Kristal-İş Sendikası, § 79; DanıştayOnuncu Dairesinin 12/1/2004 tarihli ve E.2003/6134 sayılı yürütmenindurdurulması kararı).
49. Somut olaya konu Bakanlar Kurulu kararında yalnızca grevinertelenme sebebi zikredilmiş, bunun dışında bir açıklamaya yer verilmemiştir.İlk derece mahkemesi olan Danıştay Onuncu Dairesi, ilgili kamu kurumlarınınbaşvuru konusu grevin millî güvenliği bozucu etkisinin olduğu yönünde"somut verilere dayalı görüş bildirdiğini" ifade etmiş ise de zikrigeçen ifadeden başka somut verilerin neler olduğuna ve varsa bu somut verilerinmillî güvenlik ile ilişkisine dair bir açıklama yapmamıştır. Oysa derecemahkemelerinin kararlarında grevin uygulandığı işyerlerindeki üretimin bir süredurmasının millî güvenliği nasıl ve ne şekilde bozduğunun açıkça ortayakonulması gerekir.
50. Ayrıca ilk derece mahkemesinin "ekonomik güvenliğin milli güvenliğin ayrılmaz birparçası olduğu" şeklindeki gerekçesinin de açıklanmaya muhtaçolduğu tartışmasızdır. Ekonomik güvenliğin millî güvenliğin ayrılmaz birparçası olduğu görüşü, akademik olarak savunulabilir bir görüş olarak kabuledilse bile somut bir vakıada temel bir hakkın sınırlandırılması sebebi olarakkabul edilebilmesi için idarenin ve mahkemelerin ikna edici gerekçeler ortayakoyması gerektiği de her türlü izahtan varestedir.
51. Yukarıdaki değerlendirmeye ilave olarak6356 sayılı Kanun’un63. maddesine göre yalnızca millî güvenlik ve genel sağlık sebepleriyle grevertelemesi kararı verilebilmesi mümkün olup "ekonomik güvenlik" birgrev erteleme sebebi olarak sayılmış değildir. Anılan Kanun maddesinde yer alanterimlerin anlamlarının ikna edici bir gerekçe olmaksızın çok geniş bir şekildeyorumlanması, ekonomik bazı sonuçları olacak olan bütün grevlerin millîgüvenliği bozabileceği sonucuna ulaştırabilecek ve Anayasal haklara demokratiktoplumda gerekli olmayan ve ölçüsüz müdahalelere yol açabilecektir.
52. Somut olayda önce Bakanlar Kurulunun grev erteleme kararındave daha sonra da derece mahkemelerinin uyuşmazlığa ilişkin kararlarında ülke vedevletin güvenliğine ilişkin özel tedbirlerin alınmasını gerektiren cidditehlikelerin varlığının ve bu tehlikenin somut grevin ertelemesi içindemokratik toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiğiningösterilmesi gerekir. Söz konusu gereklilik sendika hakkının kullanılmasınakamu makamlarının keyfî müdahalelerine karşı bireyin menfaatlerini korumakamacının bir sonucudur.
53. Grev hakkına getirilen yasal kısıtlamaların kısıtlamaya konuişyerlerini mümkün olduğunca açık, sınırlayıcı ve ikna edici bir biçimdetanımlaması gerektiği açıktır. Somut olayda ise idare, MESS ile yürütülen topluiş sözleşmesi görüşmelerinde başvurucu Sendikanın temsil ettiği otuz sekizişyerinin tamamı için grev erteleme kararı almış; söz konusu kararı için iknaedici bir açıklama getirmemiştir.
54. İlave olarak söz konusu grev erteleme kararı tam da toplu işsözleşmesi sürecine ilişkin yasal takvimin işlediği sırada alınmış ve başvurucuSendikaya YHK'ya başvurmaktan başka seçenekbırakılmamıştır. Söz konusu erteleme kararı ile anayasal bir hak olan grev vetoplu sözleşme hakkının kullanılması fiilen anlamsız hâle gelmiştir. Açıktır kiişçiler grev yaparak işverenleri daha avantajlı bir toplu iş sözleşmesi yapmayazorlama fırsatını kullanamamışlardır. İşçilerin daha dezavantajlı bir konumadüşürülmesine ilişkin haklı gerekçeler derece mahkemelerinin kararlarındagösterilmemiştir.
55. İdare ve derece mahkemeleri bireylerin sendika hakkı ile birbütün olarak toplumun menfaatleri arasında bir çatışma bulunduğunu göstermemiş,böyle bir çatışma varsa çatışan menfaatler arasında adil bir denge kurulmasınaçalışmamıştır.
56. Dolayısıyla derece mahkemelerinin kararlarında sendikahakkına yapılan müdahalenin “toplumsal bir ihtiyaç baskısı”natekabül ettiğinin ve bu sebeple dedemokratik toplumdüzeninin sürekliliği için gerekli olduğunun ilgili ve yeterli bir gerekçe ilegösterildiği söylenemez. Söz konusu kararlarda, yalnız başına grevin millîgüvenlik sebebiyle ertelenmesine karar verildiğinin söylenmiş olması greverteleme kararının zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca dayandığının ve demokratiktoplumda gerekli olduğunun gösterildiği şeklinde değerlendirilemez.
57. Açıklanan gerekçelerle başvuruya konu grevin ertelenmesineilişkin derece mahkemelerinin kararlarında ortaya konan gerekçelerin ilgili veyeterli olmadığı sonucuna varıldığından Anayasa’nın 51. maddesinde güvencealtına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlalive sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
59. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 5.000.000 TL tazminattalebinde bulunmuş; talep ettiği tazminatın türünü belirtmemiştir. Başvurucuayrıca, avukatlık ücretlerini ve ödenen harç ile yapılan diğer masraflarınödenmesini de talep etmiştir.
60. Başvuruda Anayasa’nın 51. maddesinin ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
61. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir bilgiveya belge sunmamış olması nedeniyle manevi tazminat talep edildiği sonucunaulaşılmıştır.
62. Anayasa’nın 51. maddesinin ihlal edilmesi nedeniyle yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuyanet 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
63. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226.90TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendikahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onuncu DairesineGÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE9/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.