TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BİS ENERJİ ELEKTRİK ÜRETİM A.Ş. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/11933)
Karar Tarihi: 6/7/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucu
:
BİS ENERJİ ELEKTRİK ÜRETİM A.Ş.
Vekili
:
Av. Gülde ALPARSLAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, elektrik üretim şirketindenhaksız tahsil edilen iletim sistem kullanım bedelinin iadesi istemiyle elektrikdağıtım şirketine karşı açılan alacak davasında karar altına alınan tazminatiçin ödeme tarihinden değil dava tarihinden itibaren temerrüt faizinehükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; davanın uzun sürmesi nedeniylede makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 18/7/2014 tarihindeyapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünüsunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu Bis Enerji ElektrikÜretim Anonim Şirketi, Bursa Organize Sanayi Bölgesi içinde elektrik üretim veticareti faaliyetinde bulunmaktadır. Başvurucu, ürettiği elektriğin bir kısmınıdoğrudan santrale bağlı ortaklara, büyük bir bölümünü ise serbest tüketicileresatmaktadır. UEDAŞ Uludağ Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine (Dağıtım Şirketi)ait iletim sistemi kullanılmak suretiyle serbest tüketicilere satılan elektrikiçin Dağıtım Şirketine başvurucu tarafından iletim sistem kullanım bedeliödenmektedir.
9. İletim sistem kullanım bedeli 3.030 TL/kWholarak tahsil edilmekte iken 2003 Nisan ayından sonra 4.040 TL/kWh şeklinde tahsil edilmeye başlanmıştır.
10. Başvurucu; tarifeye yansıtılan 1.010 TL kWhbedelin yersiz ve hatalı olduğunu, bu tutarı içeren 31/1/2004ve 29/2/2004 tarihli ve sırasıyla 1.456.717,94 TL ve 1.237.320,53 TL tutarlıfaturaları kabul etmediklerini ve her türlü dava haklarını saklı tuttukları ihtirazi kaydıyla ödeme yaptıklarını 19/2/2004 ve 16/3/2004tarihli noter ihbarnameleriyle Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine(TEDAŞ) bildirmiştir.
11. TEDAŞ tarafından cevap olarak gönderilen yazıda 4.040 TL/kWh üzerinden ödeme talep edilmeye devam edileceğininbelirtilmesi üzerine başvurucu, 30/3/2004 tarihindenoter aracılığıyla düzenlenen ihtarnameyle bu uygulamanın kanunlara,yönetmeliklere ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararlarına aykırı olduğunuve bu uygulamadan dönülmediği takdirde yasal dava ve şikâyet haklarınınkullanılacağını TEDAŞ'a ihtar etmiştir.
12. Başvurucu tarafından TEDAŞ Genel Müdürlüğünün bedelartırımına ilişkin işlemi ile TEDAŞ Bursa Müessese Müdürlüğünün buna ilişkinuygulama işlemine karşı 20/4/2004 tarihinde Ankara 11.İdare Mahkemesinde iptal davası açılmıştır. Anılan Mahkemece 5/1/2006tarihinde davanın adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararıverilmiştir. Mahkeme kararı, Danıştay OnüçüncüDairesinin 4/10/2006 tarihli kararıyla onanmıştır.
13. Başvurucu tarafından, aynı grubun ortaklarından olan BursaÇimento Anonim Şirketinin 2004 Kasım dönemi tüketiminden kaynaklı olarak adınadüzenlenen faturanın hatalı olduğu gerekçesiyle 23/5/2005 tarihinde kayda girendilekçe ile hatanın düzeltilmesi istemiyle TEDAŞ'a başvurulmuştur.TEDAŞ 7/6/2005 tarihli işlemle talebireddetmiştir.
14. Başvurucu bu idari işleme karşı 19/7/2005tarihinde Ankara 10. İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Anılan Mahkeme 30/11/2005 tarihli kararla davanın adli yargının görevinegirdiği gerekçesiyle görev yönünden reddine karar vermiştir. Karar, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 4/10/2006tarihli kararıyla onanmıştır.
15. Başvurucu 31/1/2007 tarihinde Bursa2. Asliye Ticaret Mahkemesinde (Mahkeme) Dağıtım Şirketi aleyhine alacak davasıaçmıştır. Dava dilekçesinde, haksız olarak tahsil edilen iletim sistem kullanımbedelinin ödeme tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faiziyle birliktetazmini gerektiği belirtilmiş ve şimdilik 100.000 TL maddi tazminat talebindebulunulmuştur. Başvurucu 6/5/2008 tarihli dilekçe iledavayı ıslah etmiş ve 8.814.816,18 TL'nin de tazminat talebine eklenmesiniistemiştir.
16. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenenraporda 2003 Nisan-2006 Ağustos tarihleri arasında başvurucu Şirketten haksızyere toplam 8.928.377,81 TL iletim sistem kullanım bedeli tahsil edildiğisonucuna ulaşılmıştır.
17. Mahkeme 10/12/2012 tarihlikararıyla davayı kabul ederek başvurucu lehine 8.914.816,18 TL tazminatahükmetmiştir. Mahkeme ayrıca bu tazminatın 100.000 TL'sinin davanın açıldığı 31/7/2007 tarihinden, 8.814.816,18 TL'sinin ise ıslahtalebinde bulunulduğu 6/5/2008 tarihinden itibaren 21/7/1953 tarihli ve 6183sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarıncahesaplanacak gecikme faizi ile birlikte ödenmesine karar vermiştir. Kararda,borçlu Dağıtım Şirketinin dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğigerekçesine dayanılmıştır.
18. Başvurucu 5/2/2013 tarihli dilekçeile Mahkeme kararını temyiz etmiştir. Temyiz dilekçesinde, Dağıtım SistemKullanım Anlaşması'nın 3/A maddesinde hatalı ödeme durumunda ödeme tarihindenitibaren faiz ödeneceği hükmünün yer aldığı belirtilmiştir. Dilekçede,başvurucunun üç defa ihtarname gönderdiği ve bu ihtarnamelerin borçluyutemerrüde düşürdüğü ifade edilmiştir. Başvurucu Şirket, ödemelerin ihtirazi kayıtla yapılmış olmasının veidariyargıda dava açılmış olmasının da ihtar mahiyeti taşıdığını vurgulamıştır.Başvurucu son olarak Yargıtayın yerleşik içtihadınınhaksız ödemelerde haksız ödemenin yapıldığı tarihten itibaren faizehükmedilmesi gerektiği yönünde olduğunun altını çizmiştir.
19. Temyiz istemini inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (Daire) 17/12/2013 tarihli kararla Mahkeme kararını onamıştır. Karardüzeltme istemi de Dairenin 28/4/2014 tarihlikararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 18/6/2014tarihinde başvurucu Şirkete tebliğ edilmiştir.
20. Başvurucu 18/7/2014 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
21. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılımülga Borçlar Kanunu'nun Kanunu’nun 101. maddesişöyledir:
“Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtariyle, mütemerrit olur.
Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayinedilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunuusulen bir ihbarda bulunmak suretiyle tesbit etmişise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerritolur.”
22. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılıTürk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi şöyledir:
“Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklınınihtarıyla temerrüde düşer.
Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmişveya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüneuygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle;haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmeningerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsizzenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 6/7/2017 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Temerrüdün BaşlangıçTarihine İlişkin Şikâyet Yönünden
24. Başvurucu, Yargıtayın emsalkararlarında, haksız ödemelerde temerrüt faizinin ödemenin yapıldığı tarihtenitibaren işlemeye başlayacağının kabul edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu,Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması'nın 3/A maddesinde hatalı ödeme durumundaödeme tarihinden itibaren gecikme faizi ödeneceği hükmünün yer aldığınıbelirtmiştir. Başvurucu, tüm ödemelerin ihtirazikayıtla yapıldığını ve karşı tarafa defalarca ihtarname gönderildiğinivurgulamış; bunların borçluyu temerrüde düşürdüğünü savunmuştur. Haksızödemeler nedeniyle idari yargıda açtığı davalara da atıfta bulunan başvurucu,Dairenin bu iddiaları dikkate almadan gerekçesiz bir şekilde karar verdiğindenyakınmış ve bunun mahkemelerin tarafsızlığı ilkesini zedelediğini iddia etmiştir.
25. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdaaçık bir keyfîlik içermesi, bu durumun kendiliğindenbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Buçerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açık bir keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz, Recep Gündüz, B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 26).
26. Davanın açıldığı tarihte yürürlüktebulunan 818 sayılı Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrasında, muaccel birborcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile mütemerritolacağı hükme bağlanmış; ikinci fıkrasında da borcun ifa edileceği gün borçilişkisinin taraflarınca birlikte tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakkaistinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir ihbarda bulunmak suretiyle tesbit etmiş ise tayin ve tespit edilen günün geçmesiyleborçlunun mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Buna göre kural olarak vadesi belliolmayan borçlarda borçlunun temerrüdü, alacaklının ihtarıyla gerçekleşir.İhtar; borcun borçlu tarafından ödenmesi isteğini içeren, borçluyu borcunuödemeye davet eden bir irade beyanıdır. Alacaklının, borcun ödenmesi isteğineilişkin irade beyanının borçluya ulaşmasıyla borçlu temerrüde düşer. Bunakarşılık vadesi önceden belli olan alacaklarda alacaklının ihtarına gerekbulunmamakta, vadenin dolduğu gün borçlunun temerrüdü gerçekleşmektedir.
27. Somut olayda Dağıtım Şirketi tarafından 2003 Nisan-2006Ağustos tarihleri arasında başvurucu Şirketten haksız yere 8.914.816,18 iletimsistem kullanım bedeli tahsil edildiği Mahkeme kararıyla tespit edilmiştir.Mahkeme, başvurucudan haksız yere tahsil edilen iletim sistem kullanımbedelinin yanında temerrüt faizine de hükmetmiştir. Ancak Mahkeme, borçlunundaha önce temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle temerrüdün 100.000 TL yönündendavanın açıldığı 31/7/2007 tarihinde, 8.814.816,18 TLyönünden ise ıslah talebinde bulunulduğu 6/5/2008 tarihinde gerçekleştiğinikabul etmiş; anılan tarihlerden itibaren temerrüt faizine hükmetmiştir.
28. Başvuruya konu temel şikâyet, borçlunun temerrüde düştüğütarihe ilişkindir. Başvurucuya göre borçlunun temerrüdü, haksız ödeme tarihindegerçekleşmiştir. Mahkeme ise borçlunun dava ve ıslah tarihlerinde temerrüdedüştüğünü kabul etmiştir.
29. Haksız ödeme durumunda borçlunun temerrüde düşmesi içinalacaklının borçluya ihtarda bulunmasının gerekli olup olmadığı veya DağıtımSistem Kullanım Anlaşması'nın 3/A maddesi hükümlerinin ihtar zorunluluğunuortadan kaldırıp kaldırmadığı hususu, hukuk kurallarının yorumuna ilişkin birmesele olup derece mahkemelerinin takdirindedir. Bu nedenle derecemahkemelerinin, haksız ödeme hâllerinde de borçlunun temerrüdü için alacaklınınborçluya ihtarda bulunması zorunluluğunun bulunduğu ve Dağıtım Sistem KullanımAnlaşması hükümlerinin bu zorunluluğu ortadan kaldırmadığı sonucuna ulaşmışolması Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurudaki denetim yetkisinin kapsamıdışında kalmaktadır.
30. Öte yandan borçluyu; haksız ödenen tutarları ödemeye davetiradesi içermeyen, sadece 1.456.717,94 TL ve 1.237.320,53 TL tutarlı iki adetfaturanın kabul edilmediğini ve ödemelerin ihtirazikayıtla yapıldığını TEDAŞ'a bildiren 31/1/2004 ve29/2/2004 tarihli ihbarnameler ile idari yargıda, TEDAŞ tarafından tesis edilenidari işlemlere karşı 20/4/2004 ve 19/7/2005 tarihlerinde açılan iki adet iptaldavasının 818 sayılı Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrası anlamında"ihtar" niteliği taşıyıp taşımadığı hususu uyuşmazlığa ilişkin hukukiolguların değerlendirilmesine dair bir meseledir. Davayla ilgili hukukiolguların değerlendirilmesi ise derece mahkemelerinin takdirinde olan birhusustur. Derece Mahkemelerince, başvurucu tarafından TEDAŞ'a gönderilen veborçluyu ödeme yapmaya davet iradesini içermeyen iki ihbarname ile TEDAŞtarafından tesis edilen idari işlemlere karşı açılan idari davaların"ihtar" hükmünde görülmemesi Anayasa Mahkemesinin müdahalesinigerektiren bir durum değildir.
31. Ayrıca başvurucu, temyiz aşamasında da ileri sürülen buiddiaların Daire tarafından tartışılmadan karar verildiğini ileri sürmüş ise deAnayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında da belirtildiği üzere kanun yoluincelemesi yapan mercinin yargılamayı yapanmahkemeyle aynı sonuca ulaşması, bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya atıflakararına yansıtması yeterlidir (Yasemin Ekşi,B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).
32. Sonuç olarak başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,Derece Mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarınınyorumlanmasına ilişkin olup Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkatealındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğuanlaşılmaktadır.
33. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiği Şikâyeti Yönünden
34. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş; TEDAŞ Genel Müdürlüğünün bedel artırımına ilişkin işlemine karşıAnkara 11. İdare Mahkemesinde iptal davasının açıldığı 20/4/2004tarihine göre sürenin makul olup olmadığının hesaplanması gerektiğinibelirtmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
36. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih yargılamasıdevam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esasalınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013,§§ 50, 52).
37. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindekitutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatininniteliği gibi hususlar dikkate alınır (GüherErgun ve diğerleri, §§ 41-45).
38. Başvurucu tarafından 20/4/2004tarihinde Ankara 11. İdare Mahkemesinde açılan dava TEDAŞ Genel Müdürlüğününbedel artırımına ilişkin işleminin iptali istemine dair olup anılan davanınbireysel başvuruya konu ve haksız iletim sistem kullanım bedeli tahsilatındankaynaklanan bu alacak davasıyla bir ilgisi bulunmamaktadır. Diğer bir ifadeylebireysel başvuruya konu bu dava, 20/4/2004 tarihindeAnkara 11. İdare Mahkemesinde açılan iptal davasının devamı niteliğindedeğildir. Bu nedenle yargılamanın bireysel başvuruya konu bu davanın açıldığı 31/1/2007 tarihinde başladığının kabulü gerekir. Bu durumdaDairenin karar düzeltme isteminin reddine ilişkin 28/4/2014tarihli kararıyla sona eren yargılamanın yaklaşık 7 yıl 3 ay sürdüğüanlaşılmaktadır.
39. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiğikararlar dikkate alındığında yaklaşık 7 yıl 3 aylık yargılama süresinin makulolmadığı sonucuna varmak gerekir.
40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnaysa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…”
42. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
43. Somut olayda, makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
44. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesigerekir.
45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Temerrüdün başlangıç tarihine ilişkin şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesine(E.2007/52) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.