TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BUKET BARAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/14999)
Karar Tarihi: 3/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Eşref Uğur ŞENOL
Başvurucular
:
1. Buket BARAN
2. Can BARAN
3. Cihan BARAN
4. Emirberki BARAN
Başvurucular Vekili
:
Av. Mehmet Nail KOCAKAYA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, imar uygulaması ile kamuya terk edilentaşınmazın terk amacı dışında kullanılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 14/3/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyon 7/11/2019 tarihinde başvurucunun makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna, başvurucunun diğer ihlal iddialarının kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresindebeyanda bulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
A. BaşvuruKonusu Olayın Arka Planı
9. Başvurucular 21/12/2016 tarihinde vefat eden O.B.ninmirasçılarıdır.
10. İstanbul ili Bahçelievler ilçesi BahçelievlerMahallesi'nde bulunan 1090 ada 1 ve 2 parsel (eski 1042 ada 7 parsel) sayılıtaşınmaz 24/5/1978 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylananmevzi imar planında yeşil alan olarak ayrılmıştır.
11. Başvurucuların murisi bu taşınmazın 1/2 hissesini1984 yılında satın almıştır.
12. Başvurucuların beyanına göre Çevre ve ŞehircilikBakanlığı tarafından onaylanan imar planı doğrultusunda Bakırköy Belediyesinin13/11/1984 tarihli encümen kararı ile bu taşınmaz tek taraflı olarak ifrazedilmiştir. Yeni oluşan 1 numaralı parsel, düzenleme ortaklık payı olarak yeşilalana ayrılmıştır.
13. Başvurucuların beyanına göre Bakırköy Belediyesinin3/9/1987 tarihli encümen kararıyla 1 numaralı parsel ifraz edilerek yeni oluşan2.052 m2 yüz ölçümlü 6 numaralı parsel Türk Böbrek Vakfına (Vakıf) tahsisedilmiştir. 1989 yılında da Vakıf tarafından bu taşınmaz üzerinde hastanefaaliyetleri başlatılmıştır.
14. Başvurucular ayrıca İstanbul Valiliği ile Vakıfarasında 20/2/1991 tarihinde imzalanan protokol ile de bu taşınmazın 788 m2lik kısmının ilköğretim alanı, 640 m2lik kısmının da ortaöğretim alanı olarak Vakfa tahsisedildiğini savunmuşlardır.
15. Bahçelievler Belediyesi tarafından 2003 yılında butaşınmazı da kapsayan alandaki 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli planlarda fonksiyondeğişikliğine gidilerek bu taşınmaz eğitim ve sağlık alanı içine alınmıştır.8/1/2004 tarihli encümen kararı ile de bu taşınmazın sağlık tesisi alanıolarak Belediye adına tescil edilmesine karar verilmiştir.
B. İmar PlanıDeğişikliğinin İptali Süreci
16. Başvurucuların murisi imar planı değişikliği işlemive taşınmazın Bahçelievler Belediyesi adına tescil edilmesi yönünde alınankararların iptali istemiyle 2004 yılında -dosyada belirtilmeyen bir tarihte-İstanbul 2. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.
17. Mahkeme 21/6/2006 tarihinde davanın kabulü ile davakonusu işlemlerin iptaline karar vermiştir. Kararda; plan değişikliklerininnazım ve uygulama imar planlarına uygun olmadığı, plan değişikliğine yönelikolarak ilgili kurumun görüşünün alınmamış olduğu hususlarına vurgu yapılmıştır.Kararda ayrıca imar uygulaması ile kamuya terk edilmiş bir alanın başka biramaçla kullanılmaması gerekirken Belediyeye tahsis edilmesinin şehircilikilkeleri ve planlama teknikleri ile kamu yararına aykırı olduğu ifadeedilmiştir.
18. Danıştay Altıncı Dairesi 26/11/2008 tarihinde kararıonamıştır.
C. BaşvuruyaKonu Yargılama Süreci
19. Başvurucuların murisi, imar planı değişikliği işleminedeniyle oluşan maddi ve manevi zararlarının tazmini amacıyla 29/7/2009tarihinde İstanbul 3. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açmıştır.Dava dilekçesinde özetle 13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18.maddesi uyarınca davaya konu taşınmazın %65'e varan kısmının yeşil alan olarakterk edildiği ancak bu kısma fiilen özel sağlık tesisi ve özel eğitim kurumukurulduğu, sonrasında yapılan imar planı değişikliğiyle taşınmazın yeşil alanvasfının değiştirildiği belirtilmiştir. Bu nedenlerle oluşan hak kayıplarınıngiderilmesi için maddi ve manevi tazminat talep edilmiştir.
20. Mahkeme 27/12/2011 tarihinde davanın reddine kararvermiştir. Kararda özetle şu hususlara değinilmiştir:
i. 1090 ada 1-2 parsel (eski 1042 ada 7 parsel) sayılıtaşınmazın 24/5/1978 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onanan mevziimar planında yeşil alanda olduğuna, bu doğrultuda yapılan imar uygulamasısonrası düzenleme ortaklık payı kapsamında taşınmazın bir kısmının davacıtarafından kamuya terk edildiğine ve tapu kütüğüne de bu şekilde işlendiğinevurgu yapılmıştır.
ii. Söz konusu parsel üzerinde yapılan protokollerle birkısmının eğitim alanı, bir kısmının da sağlık alanı olarak kullanılması yönündefiilî uygulamalara gidildiğine değinilmiştir. Ayrıca kamuya terk edilmiş yeşilalan işlevinde olan taşınmazın 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli planlarda fonksiyondeğişikliğine gidilerek eğitim ve sağlık alanı içine alındığı, 2004 tarihlibelediye encümeni kararı ile parselin Bahçelievler Belediyesi adına ihdasedildiği ifade edilmiştir.
iii. Ancak anılan imar planı değişikliklerinin iptaliistemiyle açılan davanın İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 21/6/2006 tarihlikararıyla iptal edildiği, Danıştay Altıncı Dairesince bu kararın onandığı,davalı idarelerce yargı kararının gereği yerine getirilerek 24/5/1978 tasdiktarihli mevzi imar planındaki donatı alanlarının korunması yönünde plandeğişikliğinin yapıldığı açıklanmıştır.
iv. Buna göre mevcut durumda taşınmazın kamuya ayrılmışyeşil alan özelliğini kaybetmediği, yeşil alan vasfının devam ettiği, idareninhukuka aykırı işleminden ya da eyleminden doğan somut bir zararın söz konusuolmadığı sonucuna varılmıştır.
21. Danıştay Altıncı Dairesi 5/12/2016 tarihinde kararıonamıştır. Başvurucular bu karara karşı karar düzeltme yoluna gitmemiştir.
22. Nihai karar başvurucular vekiline 14/2/2017 tarihindetebliğ edilmiştir.
23. Başvurucular 14/3/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
24. 3194 sayılı Kanun’un 13. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planındadüzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar;
a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılanalanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak,
...
ilgili kamu kurum ve kuruluşuncakamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir."
25. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu'nun 35. maddesi şöyledir:
''İmar mevzuatı gereğince düzenlemeyetabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defayamahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılanyerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet vetesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyetiddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez.''
B. UluslararasıHukuk
26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1No.lu Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal vemülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse,ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararasıhukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin,mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerinya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) her ne kadarSözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinde açık olarak usule ilişkingüvencelerden söz edilmese de bu maddenin keyfî müdahalelerden korunmakamacıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin kanun dışı, keyfî ya da makulolmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazların sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya konabilme olanağının tanınması güvencesinikapsadığını belirtmektedir. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününebakılarak yapılmalıdır (AGOSI/Birleşik Krallık, B. No: 9118/80,24/10/1986, § 55; Jokela/Finlandiya, B. No: 28856/95, 21/5/2002, § 45).
28. Ayrıca AİHM'e göre usule ilişkin güvencelerin özelkişiler arasında ihtilaf oluşturan mülkiyet hakkı ile ilgili meseleler yanındataraflardan birinin devlet olması durumunda bu ilke daha kuvvetli uygulanmaalanı bulur (Plechanow/Polonya, B. No: 22279/04, 7/7/2009, § 100). Bubağlamda AİHM, mülkiyet hakkının korunmasına dair usule ilişkin güvencelerkapsamında mahkeme kararlarının ilgili ve yeterli bir gerekçeye sahip olmasıgerektiğine değinmiştir. AİHM bu zorunluluk davacının her iddiasına ayrıntılıcevap verilmesi anlamına gelmemekle birlikte en azından mülk sahibinin esasailişkin temel iddia ve itirazlarının yargılama makamlarınca yapılacak dikkatlive özenli bir inceleme sonucunda karşılanması gerektiğini vurgulamıştır (Gereksarve diğerleri/Türkiye, B. No: 34764/05, 34786/05, 34800/05, 34811/05,1/2/2011, § 54).
29. Gereksar ve diğerleri/Türkiye kararına konuolayda idare tarafından sulama kanalına hasar verilmesi nedeniylebaşvurucuların tarlalarının zarar görmesi söz konusudur. AİHM, derecemahkemelerinin kararlarının davanın sonucuna etkili olabilecek mahiyettekiiddia ve itirazlara cevap verecek nitelikte yeterli bir gerekçe içermediğitespitine yer vermiştir. AİHM, bu sebeple Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1.maddesinde öngörülen usul güvencelerinin yerine getirilmediğini belirterekmülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Gereksar vediğerleri/Türkiye, §§ 55-64).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
30. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
31. Başvurucular, imar uygulaması sonrasında düzenlemeortaklık payı olarak yeşil alana terk ettikleri taşınmaz üzerinde BahçelievlerBelediyesinin verdiği inşaat izinleriyle sağlık tesisleri yapıldığınıbelirtmiş; plan değişiklikleri mahkeme kararıyla iptal edilmiş olmasına rağmen1987 yılından 2004 yılına kadar olan süre içinde taşınmazın terk amacı dışındakullanılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğine değinmişlerdir. Diğertaraftan Bahçelievler Belediyesinin Mahkemenin iptal kararını yerinegetirmediğini ve taşınmaz üzerindeki sağlık tesisinin faaliyetine devamettiğini savunan başvurucular taşınmazın terk amacı dışında kullanılmasıylaelde edilen kira gelirinden tazminat isteme haklarının olduğunu, tazminatistemlerinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
32. Başvurucular ayrıca taşınmazın yeşil alan vasfıylakullanılmadığı hususunun tespiti teknik bilgiyi gerektirdiği için keşifyapılarak bilirkişi raporu alınması yönündeki taleplerinin Mahkemece gerekçegösterilmeksizin reddedilmesi nedeniyle de adil yargılanma haklarının ihlaledildiğinden yakınmışlardır.
33. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görüşünde; somutolayda başvurucuların murisi tarafından yapılan başvuru üzerine 13/10/1984tarihli encümen kararıyla parsel üzerinde ifraz işlemi gerçekleştirildiği, imaruygulaması sonrasında düzenleme ortaklık payı kapsamında parselin bir kısmınınmuris tarafından kamuya terk edildiği ifade edilmiştir. Ayrıca daha sonrasındayapılan plan değişikliklerinin iptaline ilişkin yargı kararlarının yerinegetirildiği ve bu doğrultuda yapılan uygulama imar planında ilgili parsellerintekrar yeşil alan olarak ayrıldığı belirtilmiştir. Diğer yandan mahkemekararında da ifade edildiği üzere mevzi imar planında yeşil alanda kalantaşınmazı yapılan uygulamaya istinaden düzenleme ortaklık payı kapsamında terkeden başvurucuların taşınmaz üzerindeki mülkiyet ilişkisinin sona erdiği, bubağlamda başvurucuların tazminat elde etme yolunda meşru bir beklentilerininbulunmadığına değinilmiştir.
34. Başvurucular; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görüşünekarşı beyanlarında söz konusu uygulama imar planı ve ifraz işlemi içinmurislerinin herhangi bir idari makam ile pazarlık veya uzlaşmaya gitmediğini,yapılan ifraz işleminde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onanmış mevzi imarplanının kullanıldığını belirtmişlerdir. Dolayısıyla 1042 ada 7 parsel sayılıtaşınmazın zamanın yetkili belediyesi tarafından tek taraflı bir şekilde ifrazedilip murislerine inşaat izni verildiğini ifade etmişlerdir. Diğer taraftanimar planında taşınmazın kullanım durumunun yeşil alan olarak belirtilmesininmevcut fiilî durumda taşınmazın kamu yararına kullanılmadığı olgusunudeğiştirmediğini savunan başvurucular, taşınmazın oluşturduğu artı değerdenyararlandırılmaları yönünde meşru beklentilerinin var olduğunu ilerisürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
35. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenarbaşlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz.”
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucular adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüşise de bu yöndeki şikâyetleri esas olarak kamuya terk edilen taşınmazın terkamacı dışında kullanılması, bu nedenle uğradıklarını iddia ettikleri zararınkarşılanmamasına ilişkin olduğundan bütün şikâyetler mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
37. Somut olaya konu 1042 ada 7 parsel sayılı anagayrimenkul 24/5/1978 tarihinde onaylanan mevzi imar planında yeşil alan olarakayrılmıştır. Bu taşınmazın 1/2 hissesi 1984 yılında başvurucular murisitarafından satın alınmış ve aynı yıl yapılan imar uygulamasında malikler,taşınmazın bir kısmını düzenleme ortaklık payı olarak bedelsiz şekilde kamuyaterk edip kalan kısmın yeşil alandan çıkarılmasını sağlamışlardır.
38. Anayasa Mahkemesi imar uygulaması sırasında herhangibir şart koşulmaksızın kamuya terk edilen bir taşınmazın kamu hizmetindekullanılmadığından bahisle iadesi talebinin reddinin şikâyet edildiği ŞahinTosun (B. No: 2014/10857, 11/1/2017) başvurusunda benzer bir durumuincelemiştir. Söz konusu kararda imar planının iptal edilmesi nedeniylebaşvurucunun kamuya bedelsiz olarak terk ettiği taşınmaz bölümünün iadesiniistemesi yönünde meşru bir beklentisinin mevcut olduğu ve taşınmazın iadeedilmemesinin mülkten yoksun bırakma olarak değil mülkiyetten barışçılyararlanma hakkına müdahale kapsamında değerlendirilmesi gerektiğideğerlendirilmiştir. Başvuru konusu olayda da başvurucular murislerinin kamuyaterk ettiği taşınmazın amacı dışında kullanıldığını ileri sürdüklerinden somutolayda bu ilkeden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır (ŞahinTosun, §§ 42, 43).
39. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyethakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanunadayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerekyapılması gerekmektedir(Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546,2/2/2017, § 62).
40. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilkincelenmesi gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığıtespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyethakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalıolması, müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilirkanun hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK],B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No:2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:2013/1301, 30/12/2014, § 55).
41. Başvuru konusu olayda, mevzi imar planında yeşilalana ayrılan taşınmazın imar uygulaması sonrasında başvurucuların murisitarafından düzenleme ortaklık payı olarak kamuya terk edildiği ve bu durumuntapu kütüğüne de şerh edildiği derece mahkemelerince vurgulanmıştır. 2942sayılı Kanun'un 35. maddesinde ise ''imar mevzuatı gereğince düzenlemeyetabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defayamahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılanyerlerle ilgili eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz vekarşılığı istenemeyeceği'' düzenlenmiştir. Bu itibarla ulaşılabilir,öngörülebilir ve belirli olduğu açık olan söz konusu kanun hükmüne dayananmüdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir.
42. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyethakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararıkavramı, mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlardasınırlandırılmasına imkân verdiğinden -bir sınırlandırma amacı olmasının yanısıra mülkiyet hakkının kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerekve bu anlamda bir sınırlama sınırı oluşturarak- mülkiyet hakkını etkin birşekilde korumaktadır. Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisinide beraberinde getiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan buölçütün her somut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (NusratKülah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No:2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).
43. İmar uygulaması sonrasında yeşil alan olarakterk edilen taşınmazın imar durumunun eğitim ve sağlık alanı içinealınmasına yönelik imar planı değişikliğinin şehircilik ilkeleri ve planlamateknikleri ile kamu yararına aykırı olduğu tespit edilerek derecemahkemelerince iptal edildiği görülmektedir. Buna göre müdahalenin niteliğinive olayın koşullarını dikkate alan Anayasa Mahkemesi, meşru amaç unsurunumüdahalenin ölçülülüğü ile birlikte sorgulayarak sonuca varacaktır (benzeryöndeki bir karar için bkz. Süleyman Oktay Uras ve Sevtap Uras, B. No:2014/11994, 9/3/2017, § 75).
44. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilikve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilikulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amacadaha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makulbir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §38).
45. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır.Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir taraftanulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönündebulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven,B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501,6/7/2017, § 71).
46. Anayasa Mahkemesi Şahin Tosun başvurusundaölçülülük yönünden yapılan değerlendirmede uygulama imar planında bedelsizolarak kamuya terk edilen taşınmazın iadesi isteğini incelemiştir. Buna görebağışlayanın bu bağışla elde etmeyi amaçladığı tüm yararlara kavuştuğu hâllerdeidarenin kamuya terk edilen kısım üzerinde bağışlayan ile düzenlenen protokoleuygun olarak tasarruf etmemesi bağışlayana olağan dışı, aşırı ve ölçüsüz birkülfet yüklememektedir (Şahin Tosun, §§ 49, 50).
47. Somut olayda başvurucular murisi imar planında yeşilalan vasfıyla yer alan taşınmaza ilişkin olarak Belediye ile yapmış olduğuanlaşma uyarınca taşınmazının bir kısmını bedelsiz olarak kamuya terk etmiş vebunun karşılığında taşınmazın kalan kısmı üzerinde tasarrufta bulunma hakkınıelde etmiştir. Başvurucular, murislerinin kamuya bedelsiz olarak terk ettiği bualanın idare tarafından amacına aykırı olarak bir vakfa devredildiğini ve buvakfın da taşınmaz üzerine sağlık tesisi inşa ederek gelir kazandığınıbelirterek fiilen sürdürülen bu faaliyetin kendilerini zarara uğrattığını iddiaetmektedir. Derece mahkemeleri ise taşınmazın imar planında yeşil alan vasfınıkoruduğu ve fiilî kullanımın başvurucular yönünden herhangi bir zarara nedenolmadığı gerekçesiyle başvurucuların davasını reddetmiştir.
48. Bireysel başvuruya konu taşınmaza ilişkin imar planıve uygulaması bir bütün olarak ele alındığında, ana taşınmazın tamamının yeşilalan içinde kalmakta iken başvurucular murisi ile idarenin anlaşması sonucundabir kısmının kamuya bedelsiz olarak terk edildiği ve kalan kısmın yeşil alandançıkarılarak konut alanı içinde kalacak şekilde başvurucular murisi adına tapuyatescil edildiği anlaşılmaktadır. Başvurucular her ne kadar kamuya terk edilentaşınmazın yeşil alan vasfı korunmak üzere kamuya terk edildiğini iddia etmişsede bu hususta herhangi bir belge ve bilgi sunmamışlardır. Öte yandan taşınmazınimar planındaki vasıf değişikliği mahkemece iptal edilmekle birlikte iptalingerekçesi 1978 onaylı imar planı uyarınca yeşil alan olarak kamuya terk edilmişolan taşınmazın dava konusu planlarda sağlık tesisi alanına ayrılmasınınyoğunluk arttırıcı ve donatı alanlarını azaltıcı olması ve bu nedenletaşınmazın yeşil alan olarak kalması gerektiği gerekçesine dayanmaktadır. Budurumda taşınmazın yeşil alan vasfının korunması şartıyla kamuya terk edildiğiiddiasının başvurucular tarafından kanıtlandığı söylenemez. Ayrıca malikiolduğu taşınmazın bir kısmını bedelsiz olarak kamuya terk eden başvurucularmurisi bu terk nedeniyle amaçladığı tüm yararları elde etmiştir. Bu hâlde ŞahinTosun başvurusunda belirlenen ilkeler doğrultusunda imar durumu itibarıylahâlen yeşil alan vasfındaki taşınmazın bir vakıf tarafından sağlık tesisiolarak kullanılmasının başvuruculara olağan dışı, aşırı ve ölçüsüz bir külfetyüklediği söylenemez.
49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda bir ihlalbulunmadığı açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (HikmetBalabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerindeBIRAKILMASINA 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.