TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BÜLENT ŞİMŞEK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/372)
Karar Tarihi: 8/9/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Bülent ŞİMŞEK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu,19/2/2009 tarihinde, Mersin 2. İş Mahkemesinde açtığı işe iade davasınınreddedildiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, çalışma veadil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılamanınyenilenmesini ve tazminat ödenmesini talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru,3/1/2014 tarihinde Mersin 2. İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yöndenyapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesiBölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine kararverilmiştir.
4. Bölümtarafından 15/5/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 11/6/2014 tarihli yazısında, AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucunun iş akdi, işveren tarafından, dışarıdan gelenkişilerin işyerine sokularak tesisin güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğügerekçesiyle 13/2/2009 tarihinde feshedilmiştir.
8. Başvurucu, 19/2/2009 tarihinde Mersin 2. İş Mahkemesinde,Enerji Petrol Ürünleri Paz. A.Ş. aleyhine açtığı davada, iş akdinin haksızfeshedildiğini ileri sürerek işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
9. Mahkemece, 16/7/2010 tarih ve E.2009/151, K.2010/376sayılı kararla; davalı tarafından, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğininispatlanamadığı, izlenen CD kayıtlarında başvurucunun tesisin güvenliğinitehlikeye düşürecek emare bulunmadığı, dolayısıyla feshin haklı bir nedenedayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, başvurucunun işe iadesine kararverilmiştir.
10. Temyiz üzerine, Yargıtay 22. Hukuk Dairesince, 2/3/2012tarih ve E.2011/9702, K.2012/3233 sayılı ilamla; başvurucu hakkında tutulantutanakta imzaları bulunan tutanak mümzilerinindinlenmediği gerekçesiyle ve oyçokluğuyla hüküm bozulmuştur.
11. Anılan bozma kararına muhalif olan üye, tanık listesindegösterilmeyen tanıkların dinlenmesinin mümkün olmadığını, hâkimin resen deliltoplayamayacağını, bu hususta temyiz talebinde de bulunulmadığını, dosyadamevcut ve hukuki delillere göre iş akdinin feshinin geçerli nedene dayandığınındavalı işverence ispatlanamadığını, dolayısıyla hükmün onanması gerektiğinibildirmiştir.
12. Mahkemece bozma kararına uyularak, tutanak mümzi tanıklar dinlenmiş, 19/6/2013 tarih ve E.2012/689,K.2013/426 sayılı kararla; incelenen CD kayıtlarında başvurucunun tesisingüvenliğini tehlikeye düşürecek iz veya emare bulunmadığı, tutanak mümzi tanıkların da başvurucunun işyeri güvenliğini tehlikeyedüşürecek bir davranışı belirtmedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne,başvurucunun işe iadesine karar verilmiştir.
13. Temyiz üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1/10/2013tarih ve E.2013/22760, K.2013/16458 sayılı ilamıyla; tanıkların beyanlarınagöre işyerinin kapı kısmında güvenlik görevlisi olarak çalışan başvurucunun,işyerinin güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde görev yerinden ayrılarakişyerine gelen yabancı misafirlerle birlikte idari binaya girmesi nedeninedayanan feshin haklı ve geçerli bir nedene dayandığı, dolayısıyla davanın reddiyerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararınınbozularak ortadan kaldırılmasına, davanın reddine kesin olarak kararverilmiştir.
14. Karar, 4/12/2013 tarihinde başvurucu tarafındanöğrenilmiştir.
15. Başvurucu, 3/1/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
16. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 30. maddesi ile 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 30/1/1950tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrasıile 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi, 22/5/2003 tarih ve 4857sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
17. Mahkemenin 8/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 3/1/2014 tarih ve 2014/372 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu, iş akdinin işveren tarafından haksızfeshedilmesi üzerine 19/2/2009 tarihinde Mersin 2. İş Mahkemesinde açtığı işeiade davasının kabulüne karar verildiğini, CD kayıtlarında, tesisin güvenliğinitehlikeye düşürecek fiilinin olmadığı açık olduğu ve tutanak mümzi tanıkların da tesisin güvenliğini tehlikeye sokacakdavranışta bulunulduğunu görmediklerini ve duymadıklarını belirtmelerinerağmen, Yargıtay tarafından davanın reddine karar verildiğini, ayrıcadavalının, tutanak mümzilerinin tanık olarakdinlenmesi yönünde talepte bulunmamasına rağmen tanıkların dinlendiğini,hâkimin resen delil toplayamayacağını, tarafların sunduğu delillere göredeğerlendirme yapabileceğini, davalının tanık listesinde göstermediğitanıkların dinlenmesinin hukuken mümkün olmadığını, nitekim Yargıtayınilk bozma kararında muhalif kalan üyenin bu hususları belirttiğini, davalışirketin güvenliğini tehlikeye sokacak bir durumun da bulunmadığını, 3 ayiçinde sonuçlandırılması gereken işe iade davasının 4 yıl 9 ay sonrasonuçlandığını, makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, çalışma veadil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
19. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,işe iade davasında delillerin hatalı değerlendirilmesi ve aleyhine yorumlanmasısonucu davanın reddine karar verilmesinin çalışma ve adil yargılanma haklarınıihlal ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucununihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukukinitelendirmeyi bizzat yapar. İhlal iddiaları, yargılama sonucunda verilenkararın adil olup olmadığına yönelik olup, bu iddialar da adil yargılanmahakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir. Başvurucunun,yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkınınihlali iddiası ayrıca değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığıİddiası
20. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
21. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
22. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
23. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
24. Somut olayda başvurucu, CDkayıtlarında, tesisin güvenliğini tehlikeye düşürecek fiilinin olmadığı açıkolduğu ve tutanak mümzi tanıkların da tesisingüvenliğini tehlikeye sokacak davranışta bulunulduğunu görmediklerinibelirtmelerine rağmen, Yargıtay tarafından davanın reddine karar verildiğini,davalının, tutanak mümzilerinin tanık olarakdinlenmesi yönünde talepte bulunmamasına rağmen tanıkların dinlendiğini,hâkimin resen delil toplayamayacağını, tarafların sunduğu delillere göredeğerlendirme yapabileceğini, davalının tanık listesinde göstermediğitanıkların dinlenmesinin hukuken mümkün olmadığını, nitekim Yargıtayınilk bozma kararında muhalif kalan üyenin bu hususları belirttiğini, davalışirketin güvenliğini tehlikeye sokacak bir durumun da bulunmadığını belirterek,adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
25. Başvurucu tarafından açılandavada, taraflarca delillerin bildirilmesinden sonra Mahkemece olay yerine aitgörüntüleri içeren CD kayıtları incelenmiştir. Mahkemece, davalı işverentarafından, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı, izlenenCD kayıtlarında başvurucunun tesisin güvenliğini tehlikeye düşürecek emarebulunmadığı, dolayısıyla feshin haklı bir nedene dayanmadığı gerekçesiyledavanın kabulüne, başvurucunun işe iadesine karar verilmiştir.
26. Temyiz üzerine Yargıtay 22.Hukuk Dairesince, başvurucu hakkında tutulan tutanakta imzaları bulunan tutanakmümzilerinin dinlenmediği gerekçesiyle hükümbozulmuştur. Başvurucunun belirttiği üzere anılan bozma kararına muhalif olanüye, tanık listesinde gösterilmeyen tanıkların dinlenmesinin mümkün olmadığını,hâkimin resen delil toplayamayacağını, bu hususta temyiz talebinde debulunulmadığını, dosyada mevcut ve hukuki delillere göre iş akdinin feshiningeçerli nedene dayandığının davalı işverence ispatlanamadığını, dolayısıylahükmün onanması gerektiğini bildirmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak,tutanak mümzi tanıklar dinlenmiş ve anılan tanıklarında başvurucunun, işyeri güvenliğini tehlikeye düşürecek bir davranışıbelirtmedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyizüzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1/10/2013 tarihli ilamıyla; tanıklarınbeyanlarına göre işyerinin kapı kısmında güvenlik görevlisi olarak çalışanbaşvurucunun, işyerinin güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde görev yerindenayrılarak işyerine gelen yabancı misafirlerle birlikte idari binaya girmesinedenine dayanan feshin haklı ve geçerli bir nedene dayandığı, dolayısıyladavanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyleMahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına, davanın reddine kesin olarakkarar verilmiştir.
27. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Yargıtay tarafındandelillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabetolmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğuanlaşılmaktadır.
28. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınDerece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Yargıtayın kararında bariz takdirhatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
29. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, Yargıtay kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası
30. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
31. Başvurucu, Mersin 2. İşMahkemesinde açtığı işe iade davasının makul sürede sonuçlanmadığınıbelirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
32. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) metni ileAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesindeyer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §38). Bu doğrultuda, makul sürede yargılanma hakkı da adil yargılanma hakkınınkapsamında değerlendirilmektedir.
33. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuişe iade davasında, 5521 ve 4857 sayılı Kanun ile 6100 sayılı Kanun’da yer alanusul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak veyükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 49).
34. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
35. Medeni hak ve yükümlülüklerleilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcıkural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeyebaşlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somutbaşvuru açısından 19/2/2009 tarihidir.
36. Sürenin bitiş tarihi iseyargılamanın sona erme tarihi olan 1/10/2013 tarihidir (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 52).
37. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekiliarasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarındandoğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altınaalınmıştır.
38. Bu şekilde kanun koyucu, işhukukunun çalışanı koruyucu niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkatealarak genel mahkemelerin dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş veiş davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit veucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No:2013/4701, 23/1/2014,§ 47).
39. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,başvurucu tarafından açılan davada tarafların delilleri toplanmış, başvurucuyaait sigorta sicil kayıtları istenmiş ve CD kayıtları incelenerek 16/7/2010tarihinde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün Yargıtay tarafındanbozulması üzerine başvurucu hakkında tutulan tutanakta imzası bulunantanıkların beyanları alınmış ve 19/6/2013 tarihinde davanın kabulüne kararverilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince, 1/10/2013 tarihindehükmün bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, aynıtarihte hüküm kesinleşmiştir.
40. 5521 ve 4857 sayılı Kanunile 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemelernezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar dahaönce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından,özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerininnazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (B. No: 2013/772, 7/11/2013, §§49-66).
41. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, başvuruya konu işe iade davası; hukuki meselenin çözümündekigüçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılanengeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktanuzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usulihaklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemliölçüde sebep olduğu da söylenemez. Anılan davanın başvurucu açısından taşıdığıdeğer ve başvurucunun davadaki menfaati dikkate alındığında, somut başvuruaçısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı veyaklaşık beş yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmeninolduğu sonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
43. Başvurucu, adil yargılanmahakkının ihlali nedeniyle 50.000,00 TL tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
44. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
45. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin yaklaşık beş yıllık yargılama süresi nazara alındığında,yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararları karşılığında başvurucuya 4.400,00 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
46. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adilolmadığı yönündeki iddiasının “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündekiiddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya 4.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucununtazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
8/9/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.