TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BÜLENT KARATAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6428)
Karar Tarihi: 26/6/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Bülent KARATAŞ
Vekili
:
Av. Kürşat KARACABEY
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, Mardin iliYeşilli ilçe jandarma komutanı olarak görev yapmakta iken Van garnizonunayapılan atamasının iptali istemiyle açtığı davada adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini iddia etmiş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 23/8/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 31/10/2013 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölümtarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesinekarar verilmiştir.
4. Bölüm, 4/12/2013 tarihindeyapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin birlikteyapılmasına karar vermiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular 6/12/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. AdaletBakanlığı, görüşünü 6/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafındanAnayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 10/1/2014 tarihindebildirilmiştir. Başvurucu, karşı beyanlarını 14/1/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Mardin iliYeşilli ilçe jandarma komutanı olarak görev yapmakta iken 22/8/2012 tarihindemaiyetinde bulunan iki subayın tartıştığını bölge komutanına bildirmiştir.
9. Bölge komutanı tarafından23/8/2012 tarihinde tahkikat heyeti oluşturulmuştur.
10. Heyetin yaptığı tahkikatınneticesinde, başvurucunun maiyetindeki iki subayın eşleri arasında uzunzamandır süre gelen huzursuzluğu bildiği ve bazı hususlara şahit olduğunu beyanetmesine rağmen (jandarma komutanlığına gece/gündüz sivil bir aracın gelmesi vegelen şahısların maiyetindeki bir subayın abisi olduğunu belirtmesi, aynısubayın sivil şahıslara borçlanması v.b.) disiplinamiri olarak gerekli müdahalede bulunmadığından bahisle bölge komutanının3/9/2012 tarihli işlemi ile başvurucu ikaz edilmiştir.
11. Daha sonra başvurucunun,maiyetindeki iki subayın eşleri arasındaki sürtüşmeyi ve lojmanlar bölgesinesivil şahısların giriş çıkışlarını uzun süredir bilmesine rağmen disiplin amiriolarak zamanında gerekli müdahaleyi yapmadığı, ailesiyle lojmanda oturan diğeraileler arasında ihtilaf oluştuğu tespit edildiğinden bahisle 14/9/2012 tarihliişlem ile Van garnizonuna ataması yapılmıştır.
12. Başvurucu tarafından26/9/2012 tarihinde atama işleminin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdareMahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde dava açılmıştır.
13. Dava devam ederken29/11/2012 tarihinde başvurucu vekili, davalı idare olan Jandarma GenelKomutanlığı tarafından savunmaya ek olarak gönderilen gizli ve gizli olmayandelilerin incelettirilmesini AYİM Birinci Dairesinden talep etmiştir.
14. AYİM Birinci Dairesi27/12/2012 tarihinde talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davadosyasının talep hakkında karar vermeye yetkili olan AYİM Genel Sekreterliğineiadesine karar vermiştir.
15. Genel Sekreterin 4/1/2013günlü kararı ile talebin uygun bulunmadığı belirtilmiştir. Karar gerekçesindeyer alan ifadeler ise şöyledir:
“… bu düzenlemeyle davalı idare tarafındangönderilen 1602 sayılı yasanın 52’nci maddesi kapsamındaki belgelerinincelettirilmesi hususunda Genel Sekreterliğe bir yetki verilmemiştir.
Bununla birlikte, talebiniz hakkında GenelSekreterlik tarafından değerlendirme yapılması hususunda ilgi (b) kararverilmiştir. Söz konusu ilgi (b) Karar uyarınca inceleme talebinizdeğerlendirilmiş, uygun bulunmamıştır. Anılan ilgi (b) kararda buna “itiraz”edilebileceği belirtilmiştir.”
16. Başvurucu tarafından anılankarara yönelik bir itiraz yapılmamıştır.
17. AYİM Birinci Dairesi3/7/2013 tarih ve E.2012/1188, K.2013/783 sayılı kararı ile davanın reddine vegizlilik dereceli belgelerin iadesine karar vermiştir. Karar gerekçesinde yeralan bazı ifadeler ise şöyledir:
“… Genel Sekreterlik tarafından 04.01.2012tarihli yazıyla davacı vekilinin talebinin uygun bulunmadığı ve fakat bunaitiraz edilebileceğinin davacı vekiline bildirildiği ancak davacı vekilininGenel Sekreterliğin bu kararına itiraz etmediği anlaşılmıştır.
…
Davalı idarece 1602 sayılı Kanunun 52’ncimaddesi kapsamında gönderilen belgelerden (tarafların ifadesi ve idari tahkikatraporu) ve dava dilekçe ile lahiyalardan; … davacınınise bu hususların büyük kısmına önceden vakıf olmasına rağmen gerekliincelemeyi zamanında yapıp gerekli tedbirleri almadığı anlaşılmaktadır.
…
…Davacının en son noktada durumu amirlerinebildirdiği ve idari tahkikat yapılmasını tetiklediği gerçektir. Lakin davacı,daha baştan alması gereken tedbirleri almamıştır. Örneğin, davacı komutanolarak lojmanın/birliğin güvenliğinden sorumludur. Lüks arabalarla geldiğinisöylediği sivil kişileri araştırıp soruşturmaması, gelenlerin C. Yzb.nın abisiolduklarını söylediler demekle geçiştirilecek bir konu değildir. Esasen Yeşilli’nin küçük bir garnizon olduğu, personelin topluolarak lojmanda oturduğu nazara alındığında davacının olanların tamamına vakıfdeğilse bile bu hususun da davacının bir nakisası olduğunu ileri sürmekmümkündür. Bu itibarla davacının, sorumluluğu geniş olan ve müstakil ve seçimlibir görev olan ilçe jandarma komutanlığından başka bir garnizona müstakilolmayan bir göreve atanmasında hukuka aykırılık bulunmadığıdeğerlendirilmiştir.”
18. Karar, başvurucu vekiline24/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
19. Başvurucu 23/8/2013tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.
20. Bunun yanında başvurucu,atama işleminin iptali istemiyle açılan dava devam etmekte iken görevindenistifa etmiştir.
B. İlgiliHukuk
21. Anayasa’nın “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi” kenarbaşlıklı 157. maddesi şöyledir:
“Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayanmakamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerîhizmete ilişkin idarî işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargıdenetimini yapan ilk ve son derece mahkemesidir. Ancak, askerlikyükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartıaranmaz.
Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkimsınıfından olan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tamsayısınınsalt çoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boşyer için gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbeve nitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığıncaher boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.
Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görevsüresi en fazla dört yıldır.
Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve dairebaşkanları hâkim sınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.
(Değişik fıkra: 7/5/2010-5982/21 md.)AskerîYüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarınındisiplin ve özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatıesaslarına göre kanunla düzenlenir.”
22. 4/7/1972 tarih ve 1602sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Teminat” başlıklı 4. maddesi şöyledir:
“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanı, Başsavcı, DaireBaşkanları ve üyeleri; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimleri olarak TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının kendilerine sağladığı teminat altında hizmetgörürler.”
23. 1602 sayılı Kanun’un 8., 9.ve 10. maddeleri şöyledir:
“Üyelerin seçimi:
Madde 8 – (Değişik: 25/12/1981 -2568/1 md.)
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri hakimsınıfından olan üyeleri, bu sınıftan olan başkan ve üyeler tam sayısının saltçoğunluğu ile her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,
Hakim sınıfından olmayan üyeleri, GenelkurmayBaşkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,
Cumhurbaşkanınca seçilir.”
“Atanma:
Madde 9 – (Değişik: 25/12/1981 -2568/1 md.)
Seçilenler arasından rütbe ve kıdem sırasına göre AskeriYüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına, Başsavcılığına, daire başkanlıklarına veüyeliklere, Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın imzalayacağı, Cumhurbaşkanınınonaylayacağı Kararname ile atama yapılır. Atamalar ResmiGazete'de yayımlanır.
Başkan, Başsavcı ile daire başkanlarının askeri hakim sınıfından olması şarttır.”
“Görev süresi:
Madde 10 – (Değişik: 25/12/1981 -2568/1 md.)
Askeri Hakim sınıfından olmayanüyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.”
24. 1602 sayılı Kanun’un “Dosya dışında inceleme” başlıklı 52.maddesi şöyledir:
“Daireler veya Daireler Kurulu, bakmaktaoldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabileceklerigibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini veher türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerdenisteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerinegetirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defayamahsus olmak üzere uzatılabilir.
Taraflardanbiri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde bunun verilecek kararüzerindeki etkisi, görevli daire veya kurulca önceden takdir edilir, arakararında bu husus ayrıca belirtilir.
Ancak,istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetiningüvenliğine ve yüksek menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği veyüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan,Genelkurmay Başkanı veya ilgili Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, sözkonusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.
(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf vevekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarecegönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özelbilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idareninsoruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerineincelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki davakonusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek niteliktekibilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olandiğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerineincelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarakayrıca gönderilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya verilmeyenbilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ilemahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından incelenerekhaklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha öncekarartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa incelettirilebilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik derecesinesahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde, diğer birmaksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili kanunhükümleri saklıdır.”
25. 5/12/1984 tarih ve 14251sayılı Resmi Gazete’deyayımlanarak yürürlüğü giren Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İçtüzüğü’nün38. maddesi şöyledir:
“Dosyaları incelemek isteyen vekil veya temsilcilerinvekaletname veya temsil belgeleri ile gerektiğinde hüviyetlerini göstermelerizorunludur. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümleri saklıdır.
Taraflar da hüviyetlerini göstermek suretiyle dosyaları inceleyebilirler .
Dosyalar, ancak ilgili başkan, üye, raportör, Başsavcı,savcı, Genel Sekreter veya birimlerin başkatiplerinin gözetimi altındaincelenebilir.
Dava dosyaları içinde bulunan gizli bilgi ve belgeler tarafve vekillerine gösterilemez.
Tereddüt halinde gizliliğin takdiri; kurul başkanlarına,Başsavcıya veya Genel Sekretere aittir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
26. Mahkemenin 26/6/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 23/8/2013 tarih ve 2013/6428numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
27. Başvurucu, Van garnizonunayapılan atamasının iptali istemiyle açtığı davada hukuka aykırı kararverildiğini, savunmaya ek olarak davalı tarafından sunulan gizli ve gizliolmayan delillerin talep edilmesine rağmen incelettirilmeyerek iddia ve savunmahakkını gerektiği ölçüde kullanamadığını, AYİM’in birceza mahkemesi niteliği olmamasına rağmen davalı idare tarafından sunulansoruşturma dosyasına itibar ederek suç işlediği yönünde isnatlarda bulunduğunu,AYİM’in kuruluşu ve bünyesindeki sınıf subaylarınedeniyle tarafsız ve bağımsız olmadığını belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin giderilmesi için yeniden yargılamayapılmasını ve uğradığı maddi ve manevi zarara karşılık tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
28. Başvurucunun şikâyetleriadil yargılanma hakkı ile masumiyet karinesinin ihlaline yönelik olduğundan buşikâyetlerin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
29. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü ve 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkralarıuyarınca, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerkapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia edenkişilere Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınmıştır.
30. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
31. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartlarıve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
32. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireyselbaşvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği vebu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
1- Kabul Edilebilirlik Yönünden
a-Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiği İddiası
33. Başvurucu, AYİM’in bir ceza mahkemesi niteliği olmamasına rağmendavalı idare tarafından sunulan soruşturma dosyasına itibar ederek suç işlediğiyönünde isnatlarda bulunduğunu ifade ederek masumiyet karinesini ihlal ettiğiniileri sürmüştür.
34. Bakanlık, başvurunun bu kısmınınkabul edilebilirliği konusunda herhangi bir görüş bildirmemiştir.
35. Başvurucunun ihlal iddiasınakonu olan masumiyet karinesi, Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü, Sözleşme’ninise 6. maddesinin (2) numaralı fıkralarında düzenlenmektedir.
36. Anayasa’nın 38. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlusayılamaz”
37. Sözleşme’nin 6. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasalolarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”
38. Masumiyet karinesi, kişininsuç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabuledilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfetiiddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez.Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları vekamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesinetabi tutulamaz (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
39. Bu çerçevede, masumiyetkarinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyetkararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı mahkûmiyete dönüşenkişiler açısından ise, artık “hakkında suçisnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için masumiyet karinesiiddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak ceza davası sonucundakendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu veya suçu işlediğinekesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle sanık hakkında beraat kararıverilen durumlarda kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğinin kabulügerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü veSözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları anlamında kişinin suçluluğusabit olmamıştır ve bu nedenle kişi suçlu sayılamaz.
40. Masumiyet karinesi, suçisnadının karara bağlandığı yargılamalarda geçerli olduğu için, Sözleşme’nin 6.maddesinde ifade edilen “medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar” çerçevesinde değerlendirilenidari davalar, kural olarak masumiyet karinesinin uygulama alanı dışındakalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan maddi olayın tespitindeidari yargı mercii, aynı maddi olayı ele alan ceza mahkemesinin daha önceverdiği beraat kararına uygun hareket etmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararlarıiçin bkz. X/Avusturya, B. No:9295/81, 6/10/1982, k.k.; C/Birleşik Krallık, B. No: 11882/85, 7/10/1987, kk.). Bu kural, kişi hakkında verilen beraat kararısorgulanmadığı sürece, aynı maddi olay çerçevesinde daha düşük ispat standardıkullanılarak kişinin disiplin sorumluluğu çerçevesinde yaptırıma tabitutulmasına engel teşkil etmemektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ringvold/Norveç, B. No: 34964/97, 11/2/2003, §38).
41. Bu çerçevede, ceza davasıdışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idariuyuşmazlıklarda, kişi hakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen, bukarara esas teşkil eden yargılama sürecine dayanılması ve bu şekilde beraatkararının sorgulanması masumiyet karinesi ile çelişir. Buna karşılık, idariuyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından, kişi beraat etmiş olsadahi yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesi,kişinin suçlu muamelesi gördüğünden ve dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlaledildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararıngerekçesinin bütün halinde dikkate alınması ve nihai kararın, münhasırankişinin yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiilleri işlediği kabulünedayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 29).
42. Öte yandan, ceza ve cezamuhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabidisiplinler olduğunun hatırlanmasında yarar vardır. Buna göre kamu görevlisinindavranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu dagerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrıayrı yürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemiişlemediğine dair hükümler dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin makamlarıaçısından doğrudan bağlayıcı değildir (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 30). Ancakbu kapsamda yapılan değerlendirmelerde delil yetersizliğine dayalı olsa bilekişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz olmadığıyönünde değerlendirmelerden kaçınılması gerekir.
43. Kişinin suçluluğunu ima edenya da kabul eden bir yargı söz konusu olmadıkça, sadece soruşturma açılmışolması da disiplin veya idari yaptırım işlemlerinin başlatılması veyauygulanması için yeterli görülebilir (B. No: 2012/998, 7/11/2013, § 65).
44. Somut olayda, ilçe jandarmakomutanlığındaki iki subayın eşleri arasındaki sürtüşme ve lojmanlar bölgesinesivil şahısların giriş çıkışları hakkında yapılan tahkikat neticesinde ilçejandarma komutanı olan başvurucunun Van garnizonuna ataması yapılmıştır.
45. AYİM, komutanlıktatahkikatın başvurucunun bildirimi sonucu başlatılmış olsa dahi lojman vebirlikte meydana gelen olayların tamamına vakıf olmamasının bir eksiklikolduğu, alması gereken tedbirleri başta almadığı tespitlerini yaparakbaşvurucunun atamasının yapılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılıkbulunmadığı sonucuna varmıştır.
46. AYİM, kararında yer alanifadelerde ve atama işlemini incelerken yaptığı hukuki değerlendirmede,başvurucu için suçlu ifadesini kullanmamış veya bir suç işlediği tespitindebulunmamış olup, atama işlemine karşı açılan davayı başvurucunun yönetimeksikliğinden kaynaklanan nedenler ile reddetmiştir.
47. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkin bir husussaptanmamış olup, başvurunun bu bölümünün“açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
b- Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası
48. Başvurucu, davalı idaretarafından AYİM’e sunulan gizli belgelerinincelettirilmediğini, AYİM’in kuruluşu vebünyesindeki sınıf subayları nedeniyle tarafsız ve bağımsız olmadığını ilerisürmüştür.
49. Başvurucunun bu başlıkaltındaki şikâyetlerinin ayrı ayrı incelenmesi gerekir.
i. Gizli Belgelerinİncelettirilmediği İddiası
50. Başvurucu, davalı idaretarafından sunulan gizli belgelerin kendisine tebliğ edilmediğini, belgelerinincelettirilmesi hususunda yaptığı başvurunun reddedildiğini ve bu suretle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
51. Bakanlık görüş yazısında, AYİM’in, davayı karara bağlarken, gizlilik derecelibelgeleri de değerlendirerek hüküm kurduğunu, ancak başvurucunun bu belgeleriinceleme talebinin AYİM Genel Sekreterliğince reddedildiğini, bununla birliktebelgeleri inceletmeme işlemine karşı başvurucunun itiraz hakkı olduğubildirildiği halde, gizlilik dereceli belgelerin inceletilmemesine ilişkinişleme karşı başvurucu tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, buitibarla, başvurucunun konuya ilişkin şikâyeti açısından idari ve yargısalyolları tüketip tüketmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
52. Başvurucu cevapdilekçesinde, başvuru formunda yer alan iddialarını tekrar etmiştir.
53. Olayda, AYİM’degörülen davada davalı idare tarafından sunulan gizlilik dereceli belgelerinbaşvurucuya bildirilmediği, başvurucunun AYİM’eyaptığı başvuru hakkında karar verilmeyerek talebin Genel Sekreterliğegönderildiği, Genel Sekreterlikçe konu hakkında karar verme yetkisininbulunmadığı belirtilmekle birlikte mahkemenin aldığı karar ilgi gösterilerektalebin reddedildiği ve bu karara itiraz edilmediği görülmektedir.
54. Bireysel başvurunun ikincilniteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğiiddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bumercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek içingerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmalarıönünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlalineilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz(B. No: 2012/1049, 16/4/2013, § 32).
55. Her ne kadar GenelSekreterlik kararına karşı başvurucu itiraz etmemiş ise de hem gizliliknedeniyle kendisine gönderilmeyen bilgi ve belgelerin incelettirilmesi talebiniAYİM Dairesine yapmış olması, hem de 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde yeralan düzenlemede gönderilmeyen gizli belgelere karşı ilgililerin yapacaklarıitirazdan çıkan anlamın ilgili Dairesine konu hakkında talepte bulunmaktanfarklı bir anlam ifade ettiğinin açık bir şekilde anlaşılmaması ve GenelSekreterlik kararında da konu hakkında karar alma yetkisinin bulunmamasınarağmen mahkeme kararı ilgi gösterilerek karar alındığının belirtilmesikarşısında, başvurucunun gizli ibareli belgeleri talep etmesinin ardından GenelSekreterlikçe talebin reddedilmesinden sonra bu karara itiraz etmemesini,başvuru yollarının tüketilmemesi olarak değerlendirmenin mümkün olmadığısonucuna varılmıştır.
56. Bunun yanında Mahkememizeyapılan 2013/7611 sayılı bireysel başvuru dosyasında yer alan AYİM İkinciDairesinin 25/4/2012 tarih ve E.2011/1292 sayılı bilgi ve belgelerinincelettirilmesine dair kararda, ilgili dava dosyasına davalı idare tarafındansunulan ve 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında olanbilgi ve belgelerin incelettirilmesi yönündeki talep hakkında Genel Sekreterlikaracı kılınmaksızın doğrudan karar verildiği görülmektedir.
57. Bu durumda, başvurucu tarafındangizlilik dereceli belgelerin kendisine incelettirilmemesine ilişkin şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun değildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de görülmeyen bu şikâyet yönünden başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Bağımsız Olmadığıİddiası
58. Diğer taraftan, başvurucu, AYİM’in kuruluşu ve bünyesindeki sınıf subayları nedeniyletarafsız ve bağımsız olmadığını ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
59. Bakanlık bu iddiaya karşıgörüş bildirmemiştir.
60. Başvurucunun ihlaliddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığıveya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (B.No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
61. Anayasa Mahkemesi tarafındanbu konu daha önce incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’inoluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altınaalınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerinbağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,atanma ve çalışma usulleri yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecekbir hususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap verme durumundabulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kuruluncaincelenip karara bağlandığı görülmektedir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29).Diğer yandan, sınıf subayı üyelerin en fazla dört yıllık bir süre ile görevyapmaları, disiplin konularında yukarıda bahsedilen Disiplin Kuruluna tabikılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askeri yetkililerce herhangibir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu subayların idareye karşıbağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Mustafa Yavuz ve Diğerleri/Türkiye (kk.), B. No: 29870/96, 25/5/2000; Bek/Türkiye, B. No:23522/05, 20/4/2010, § 30).
62. Somut olayda, mahkemeninbağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmamış olup, başvurununbu bölümünün “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2- Esas Yönünden
63. Başvurucu, davalı idareninsavunma ekinde sunduğu gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmesi talebininreddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
64. Bakanlık görüş yazısında,başvurucuya gizlilik dereceli belgelerin inceletilmemesinin adil yargılanmahakkını ihlal edip etmediği değerlendirilirken konuya ilişkin AİHM kararlarınıngöz önünde bulundurulması gerektiği değerlendirilmiştir.
65. Başvurucu cevap dilekçesinde,başvuru formunda yer alan iddialarını tekrar etmiştir.
66. Başvuru konusu davadabaşvurucunun gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmediği iddiası çelişmeliyargılama hakkı açısından incelenecektir.
67. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
68. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafındandavasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesiniisteme hakkına sahiptir.”
69. Yapılan yargılama sırasındatanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı vedeğerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabuledilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak vegerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanmahakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesiuyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşmenin lâfzîiçeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke vehaklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13,2/7/2013,§ 38).
70. Adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi,davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynıkoşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf birduruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önündedile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (B. No: 2013/1134,16/5/2013, § 32). Kural olarak başvurucular, davanın karşı tarafına tanınan biravantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdan olumsuzetkilendiğini ispat etmek zorunda değildirler. Taraflardan birine tanınan, diğerinetanınmayan avantajın, fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasada silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılır. (Bkz., AİHM, Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).
71. Çelişmeli yargılama ilkesiise taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkınıntanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarakkatılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, mahkemece tarafların dinlenilmemesi,delillere karşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılamafaaliyetinin hakkaniyete aykırı hale gelmesine neden olabilecektir (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Ruiz-Mateos/İspanya,B. No.12952/87, 23/06/1993, § 63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahlarıneşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlarniteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor olması,medeni bir hakka ilişkin yargılamada tarafların duruşmada hazır bulunması dadahil olmak üzere, yargılamanın bütününe aktif olarak katılmalarını gerektirir(B. No: 2013/1780, 20/3/2014,§ 25).
72. AİHM, hükme esas olan vegizli olduğu belirtilen belgelere tarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlalsebebi saydığı birçok kararından biri olan Miran/Türkiye kararında, AskeriYüksek İdari Mahkemesinde görülen davada "gizli"ibareli belgelere başvuranın erişiminin imkânsız olmasına ilişkin şikayet yönünden AİHS'in 6/1.maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Miran/Türkiye,B. No: 43980/04, 21/4/2009). AİHM, benzer bir kararında da “gizli” ibareli belgelere erişiminsağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırıolduğu gerekçesiyle AİHS'in 6/1. maddesinin ihlaledildiğini hükme bağlamıştır (GünerÇorum/Türkiye, B. No: 59739/00, 31/10/2006, §§, 21-30).
73. Başvuru konusu olayda,başvurucu, atamasının yapılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığıdavada Jandarma Genel Komutanlığı tarafından savunmaya ek olarak gönderilengizli ve gizli olmayan belgelerin kendisine gönderilmemesi üzerine AYİM’den bu belgelerin incelettirilmesi talebinde bulunmuş,AYİM 27/12/2012 tarihinde aldığı karar ile 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinindördüncü ve altıncı fıkraları ile AYİM İçtüzüğü’nün38. maddesi uyarınca aşaması itibarıyla dosya hangi birimde ise o birimdenbelgelerin incelenmesinin talep edilebileceği, ilgili birimin belgeleriinceletmemesi kararına yapılacak itiraz üzerine AYİM Dairesinin bu konuda birkarar verebileceği, dava dosyasının Genel Sekreterlikte olması nedeniyle bukonuda Genel Sekreterliğin görevli olduğunu belirterek talep hakkında kararverilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Bu karar üzerine AYİM Genel Sekreteri4/1/2013 tarihli kararı ile kendisine 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarıncabelgelerin incelettirilmesi hususunda bir yetki verilmemesine rağmen AYİMkararı gereği değerlendirme yapmak zorunda kaldığını ve talebi reddettiğini,karara karşı AYİM Dairesinde itiraz edilebileceğini belirtmiştir. Başvurucu buişleme karşı itiraz etmemiş, AYİM ise 3/7/2013 tarihinde verdiği kararda, 1602sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarınca gönderilen belgeleri (tarafların ifadesive idari tahkikat raporu), dava dilekçesi ve lahiyalarıdeğerlendirerek davayı reddetmiştir.
74. Ceza davaları ile medeni hakve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzereyargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılamahakkının güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukukdevleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamayakatılımının sağlanması, gösterdikleri kanıtlardan ve sundukları görüşlerdenbilgi sahibi olması ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânınınverilmesi olup kamu güvenliği, misilleme riski altında olan şahitlerinkorunması, soruşturma usullerinin gizli tutulması gibi bazı istisnalarınyargılama usulünde yer alması mümkündür. Bu durumda dahi verilmeyen veya karartılanbilgi ve belgelere karşı ilgilinin mahkemeye itirazda bulunabilme imkânıgetirilmesi adil yargılanmanın garanti altına alınması için bir gerekliliktir.Bu hususlar 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklik yapan 19/6/2010tarih ve 6000 sayılı Kanun’un genel gerekçesi ile madde gerekçesinde de ifadeedilmiş olup, değişikliğin sebebi olarak da AİHM’in31/10/2006 tarihinde verdiği Aksoy(Eroğlu)/Türkiye kararı gösterilmiştir.
75. 6000 sayılı Kanun’un 20.maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmişve maddeye beş ve altıncı fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede;dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancakmahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge vedosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet vegüvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulmasımaksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ilepersonelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerineincelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek niteliktekibilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olandiğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretleri, ilgilibölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacı taraf veyavekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkiledecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın,mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemeninbelirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi vebelgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır.
76. Somut olayda, AYİM’de görülen davada davalı idare tarafından sunulangizlilik dereceli belgelerin başvurucuya bildirilmediği, başvurucunun AYİM’e yaptığı başvuru hakkında karar verilmeyerek talebinGenel Sekreterliğe gönderildiği, Genel Sekreterlikçe konu hakkında karar vermeyetkisinin bulunmadığı belirtilmekle birlikte mahkemenin aldığı karar ilgigösterilerek talebin reddedildiği ve bu karara itiraz edilmediği görülmektedir.
77. Bu durumda, başvurucu,kendisine bildirilmeyen ve hükme esas alındığı görülen belgelerinincelettirilmesi için 1602 sayılı Kanun’da öngörülen usule göre AYİM’e başvuru yapmış olup, gizlilik dereceli belgelerin,başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğininkorunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması veya benzerihaklı görülebilecek hususlar nedeniyle başvurucunun incelemesine açılmadığınıortaya koyacak hiçbir argümanın Genel Sekreterlik veya AYİM kararında ortayakonulmadığı, bu hususların değerlendirmeye alınmasına imkân dahi vermeyecekşekilde gerekçesiz olarak talebin reddedildiği görülmekle olayda, başvurucunundavalı idarenin savunması ekinde sunulan ve AYİM kararında hükme esas alınangizlilik dereceli belgelerin incelettirilmemesi nedeniyle silahların eşitliğiilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
78. Yukarıdaki açıklamalarçerçevesinde, başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
79. Başvurucu, adil yargılanmahakkına yapılan ihlalinin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına,uğradığı maddi ve manevi zararların tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
80. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
81. Başvuruya konu yargılamadadavalı idare tarafından gönderilen gizlilik dereceli belgelerin başvurucuyaincelettirilmeyerek bu belgeler hakkında görüş vermesinin engellenmesinedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmişolup, bu ihlal ve ihlalin sonuçları yeniden yargılama yapmak suretiylegiderilebilecek niteliktedir.
82. Başvurucu uğradığını ilerisürdüğü maddi ve manevi zararların tazmini talebinde bulunmuş ise de, Mahkemece yargılamanın yeniden yapılmasına kararverildiğinden bu aşamada talebin reddedilmesi gerekir.
83. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL başvuru harcı ve1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine, ihlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinkararın bir örneğinin AYİM Birinci Daire Başkanlığına gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun
1.Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız olmadığı şikâyetinin “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
2.Masumiyet karinesinin ihlal edildiği şikâyetinin “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Gizlilik dereceli belgelerin tebliğ edilmediğine ilişkin şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Gizlilik dereceli belgelerin tebliğ edilmemesi nedeniyle adilyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararınbir örneğinin AYİM Birinci Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,
E. 198,35 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
26/6/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.