TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
BÜLENT POLAT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7666)
Karar Tarihi: 10/12/2015
R.G. Tarih ve Sayı: 3/2/2016-29613
GENEL KURUL
KARAR
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Erdal TERCAN
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Bülent POLAT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1.Başvuru, e-posta yazışmaları dikkate alınarak subay sözleşmesinin yenilenmemesiişlemi nedeniyle özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyetinin, bu işlemekarşı açtığı davanın reddi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvuru 24/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.Dilekçeler ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesindebelirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engelteşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3.Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/11/2013 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4.Bölüm tarafından 18/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5.Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş,başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 21/4/2014tarihli görüş yazısı 30/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu,bu görüşe karşı beyanda bulunmamıştır.
6.Anayasa Mahkemesinin 25/6/2015 tarihli ara kararıyla Hava KuvvetleriKomutanlığından, dava dosyasına sunulan gizli ibareli belgelerin gönderilmesi,personel tarafından yazılan e-postaların denetlenmesini düzenleyen yasalmevzuatın bildirilmesi istenmiştir.
7.Hava Kuvvetleri Komutanlığının 3/8/2015 tarihinde kayda giren 24/7/2015 tarihli cevabı,görüşlerinin alınması için başvurucuya 21/9/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.Başvurucu 6/10/2015 tarihinde beyanlarını sunmuştur.
8.Birinci Bölüm tarafından 2/12/2015 tarihinde yapılan toplantıda başvurunun,niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekligörüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 28.maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
9.Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetleşöyledir:
10.Başvurucu, 30/8/2003 tarihinde 9 yıl süreli subay sözleşmesi imzalayarak HavaKuvvetleri Komutanlığında göreve başlamıştır.
11.Başvurucu, sözleşme süresinin bitmesine yakın sözleşme yenileme talebindebulunmuş; 24/8/2012 tarihli işlemle başvurucunun sözleşmesinin yenilenmemesinekarar verilmiştir.
12.Başvurucu tarafından sözleşmenin yenilenmemesi işleminin iptali istemiyleAskeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde dava açılmıştır.
13.Yargılama sırasında davalı idarenin 2/10/2012 tarihli yazısının ekindegönderilen savunmasında, Hava Kuvvetleri Komutanlığının sözleşmeli personelihtiyacının planlandığı, ihtiyaç durumu dikkate alınarak idarenin takdiryetkisi çerçevesinde başvurucunun sözleşmesinin yenilenmediği, 4/7/1972 tarihlive 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 52. maddesi kapsamındakonu ile ilgili gizli bilgi ve belge gönderildiği belirtilmiştir. Bu belgeler; HavaKuvvetleri Komutanlığında sadece personelin kullandığı TSK- NET E-posta Sistemiüzerinden başvurucunun e-posta adresine gönderilen veya başvurucunun gönderdiğiiletilere ilişkin 16/12/2011 tarihli E-posta Denetim Birimi inceleme sonuç raporuve eklerinden oluşmaktadır. Anılan raporda başvurucunun bir sivil memur ilee-posta yazışmasının askerî kurala yakışmadığının tespit edildiği, astlarıylave devreleriyle askerî edep kuralları dışında yazışmalar yaptığınınbelirlendiği, e-posta hesabında çok sayıda gayriahlaki içerikli e-postalarbulunduğu belirtilmiştir. Raporun eklerinde ise başvurucunun 1/7/2011,30/6/2011, 22/6/2011 tarihlerinde bir sivil memura gönderdiği iletiler,30/3/2010 tarihinde bir üsteğmene e-posta eklentisi olarak gönderdiğigayriahlaki nitelikte karikatürler, 24/8/2009 tarihinde aynı kişiye gönderdiğiaynı nitelikte resimler ve 22/4/2009 tarihinde bir başka üsteğmene gönderdiğiresimler ve 11/12/2009 tarihinde başkaca üsteğmenlere gönderdiği aynı içerikteyazı ve 30/10/2009 tarihinde bir üsteğmene gönderdiği aynı nitelikte oyunlarile 18/6/2009, 2/6/2009 tarihlerinde başvurucuya gönderilen gayriahlakiresimlerin yer aldığı bildirilmiştir.
14.Başvurucu vekili, 21/11/2012 tarihli dilekçesiyle anılan belgeleri incelemetalebinde bulunmuştur. AYİM Birinci Daire Başkanlığının 18/12/2012 tarihlikararıyla bu talep kabul edilmiş, başvurucu vekilinin 21/1/2013 tarihinde sözkonusu belgeleri incelediğine dair tutanak düzenlenmiştir. Başvurucu vekili18/3/2013 ve 22/3/2013 tarihli dilekçeleriyle anılan gizli belgelere karşıbeyanda bulunmuştur.
15.Mahkeme 28/5/2013 tarihli ve E.2012/1093, K.2013/626 sayılı kararı ile davayıreddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
“…
Öncelikle dava konusu yapılan sözleşme biridari sözleşmedir… Sözleşmenin bir tarafı idare, diğer tarafı ise kamupersonelidir. Ancak bu kamu personeli ‘memur’ statüsünde değildir. Anayasa’dadayanağını bulan ‘diğer kamu görevlileri’ statüsündedir… Subay ve astsubayolarak istihdam edilecek sözleşmeli personelin alınma, özlük hakları,sözleşmenin yenilenmemesi ve feshi halleri kanun ile düzenlenmiştir. Sözleşmelipersonelin statüsü Kanun ile düzenlendiğine göre öncelikle yasada yer alansözleşmenin yenilenmesine ilişkin hükümlere ayrıntılı olarak bakmak gerekmektedir…4678sayılı Kanun hükmünde sözleşmenin hangi hallerde yenileneceğine ilişkin hükümbulunmamaktadır…
Sözleşmeli Subay ve Astsubay Yönetmeliğinin14. maddesinde …düzenlemesi yer almaktadır.…Görüldüğüüzere, sözleşme süresi bitiminde idareyi sözleşme yapmaya zorlayıcı yönetmelikhükmü de bulunmamaktadır. Yasa koyucu bu şekilde bir düzenleme yöntemiyleidareye takdir yetkisi tanımıştır. Ancak bu demek değildir ki idare takdiryetkisini keyfi bir şekilde istediği gibi kullanacaktır. İdare takdir yetkisinihukuka uygun kullanmak zorundadır. Diğer yandan sözleşmeli personel, sözleşmeliolmanın sonucu, kamu personelinin diğer bir kısmını oluşturan memurlar gibi işgüvencesine sahip bulunmamaktadır. İdare, kendi planları doğrultusunda ne kadarsözleşmeli personel bulunduracağına ilişkin hesaplar yaparak bir mahruti yapıoluşturmaya çalışmıştır. Yaptığı hesaplamalar çerçevesinde, sözleşmeli personelsözleşmelerinin yenilenmemesine karar vermiştir. Bu noktada; mahkememizcehesaplamalar yaparak, idarenin levazım subay sözleşmeli personel alımı yapmasıgerektiği konusunda değerlendirme yapıp, ‘idarenin… kadar daha personel almasıgerektiği’ yönünde bir sonuca varmak, yerindelik denetimi olacaktır ki o daAnayasa’nın 125. maddesine aykırılık teşkil edecektir. Mahkemelere böyle birdeğerlendirme yetkisi tanınmamıştır. Kısaca idareyi, sözleşmeli personelinalımında veya sözleşmeli personel sözleşmelerinin yenilenmesinde, takdiryetkisini ortadan kaldıracak şekilde iptal kararı vermek hukuken mümküngörünmemektedir.
Diğer yandan… istikrar bulmuş kararlarımızdada belirtildiği üzere, kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, buhizmeti en iyi şekilde yürütebilmesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi iledonatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetiniyürütecek personelini alırken bir takım özellikleresahip olmasını araması tabii olduğu gibi statüye alındıktan sonra da bunlarıverimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alınmasıimkânı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesinezararlı olacak personelini bünyesi dışına çıkarması da olağan görünmektedir.Dolayısıyla idare, sözleşme yenileyecek personelini belirlerken hiç şüphesiz eniyisini seçmeye çalışacaktır. Bu bağlamda öncelikle sicil ve hakkındakikanaatler ne kadar iyi olursa olsun, ceza durumu, ileride TSK’yı zor durumadüşürebilecek şekilde problem oluşturacak veya TSK’nın itibarınızedeleyebilecek personeli öncelikle eleyecektir. Bu konuda gerektiğinde arşivaraştırması yapabileceği gibi, İKK tespitleriyle de karar verebilecektir. Ziraortada sona ermek üzere olan bir sözleşmenin tekrar canlandırılması sözkonusudur. Yasa koyucu da sözleşmenin her iki tarafına sözleşmeyi yenileme veyayenilememe hususunda takdir yetkisi tanımıştır.
Bu bağlamda; dava konusu işleme baktığımızda 1602 sayılıKanunun 52’nci maddesi kapsamında gönderilen belgeler ve ara kararı sonrasıgönderilen belgeler incelendiğinde; sözleşmesi yenilenebilecek 3 levazımsubayının bulunduğu, bunlardan 1’nci sırada yer alan A.D.K’nınve 3’üncü sırada yer alan M.Ö.’nün kendi istekleriyle sözleşmesiniyenilemedikleri, davacının ise “İKK hassasiyetleri çerçevesinde” sözleşmesininyenilenmediği, davacının kurum içi hizmete ilişkin e-posta hesabının Hv.K.K.Lığı İstihbarat Başkanlığı tarafından yapılandenetimi sonucunda; davacının bir sivil memur ile e-posta yazışmasının askerikurala yakışmadığının tespit edildiği, ayrıca davacının astlarıyla vedevreleriyle askeri edep kuralları dışında yazışmalar yaptığının belirlendiği,diğer yandan yapılan yazışmalarda bir çok personele ve davacıya pornografikresimlerin gönderildiğinin tespit edildiği, diğer yandan “gönderen” personeliçinde davacının da yer aldığı, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde;idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullandığı, açık bir değerlendirmehatasının bulunmadığı, bu bağlamda davalı idare tarafından tesis edilensözleşmenin yenilenmemesi işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucunavarılmıştır”
16.Başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 10/9/2013 tarihli veE.2013/876, K.2013/861 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
17.Karar başvurucuya 1/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18.Başvurucu 24/10/2013 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
19.Anayasa Mahkemesinin 25/6/2015 tarihli ara kararı gereği gönderilen HavaKuvvetleri Komutanlığının 24/7/2015 tarihli yazısına göre TSK Net E-postaSistemi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) personeline görev kapsamındakullanılması için tahsis ettiği, dış dünyaya kapalı, intranet olarak ifadeedilen sadece askerî personelin birbiriyle ve askerî hizmete ilişkin veripaylaşımına imkân veren sınırlı bir haberleşme sistemidir.
20.Hava Kuvvetleri Komutanlığının 13/10/2015 tarihli yazısında ise askerî personeltarafından gönderilen e-postaların istihbarata ve istihbarata karşı koymahassasiyetleri çerçevesinde denetleneceğini öngören kanuni düzenlemelerin 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri veMillî İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a)bendinin (3) numaralı alt bendi, 31/7/1970 tarihli ve 1324 sayılı GenelkurmayBaşkanının Görev ve Yetkilerine Ait Kanun’un 2. maddesinin ikinci fıkrasının(a) bendi, Genelkurmay Başkanlığının 27/2/2006 tarihli ve 6406668 sayılı emri,Hava Kuvvetleri Komutanlığının 22/3/2006 tarihli ve 48960 sayılı emri ve14/5/2007 tarihli Genelkurmay Başkanlığı MY 411-7 TSK-Net E-posta Sistemi Yönergesi’ni oluşturduğu bildirilmiştir.
B. İlgili Hukuk
21.4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 17.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Amir; … Maiyetin ahlaki, ruhi ve bedeni hallerini daimanezaret ve himayesi altında bulundurur…”
22.211 sayılı Kanun’un 39. maddesi şöyledir:
“Silahlı Kuvvetlerde askeri eğitim ile beraber ahlak vemaneviyatın yükseltilmesine ve milli duyguların kuvvetlendirilmesine bilhassaitina olunur.
Cumhuriyete sadakat, vatanını sevmek, iyi ahlaklı olmak,üste itaat, hizmetin yapılmasında sebat ve gayret, cesaret ve atılganlık,icabında hayatını hiçe saymak, bütün silah arkadaşları ile iyi geçinmek,birbirlerine yardım, intizam severlik, yapılması men edilen şeylerden kaçınmak,sıhhatini korumak, sır saklamak her askerin esas vazifesidir.”
23.13/6/2001 tarihli ve 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam EdilecekSözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun’un 3. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Bu Kanun’da geçen
e) Sözleşmeli subay: Bu Kanunda öngörülenesaslara göre, kendileri ile sözleşme yapılarak subay nasbedilenteğmen, üsteğmen ve yüzbaşı rütbelerini haiz subayları,
…
ifade eder.”
24.4678 sayılı Kanun’un 6. maddesi şöyledir:
“Sözleşmeli subay adayları ön sözleşme yapılarak askerîeğitime alınırlar. Bu eğitimi başarı ile tamamlayanlardan yönetmeliktebelirtilen şartları taşıyanlarla sözleşme yapılır ve bu kişiler teğmenrütbesine nasbedilirler. Sözleşme süreleri üç yıldanaz ve dokuz yıldan fazla olmamak şartıyla, hizmet gerekleri ve yetiştirmemaliyetlerine bağlı olarak kuvvet, sınıf ve branşlara göre yönetmeliktebelirlenir. Yönetmelikte belirlenen şartları taşıyanların talepleri halindesözleşmeleri yenilenebilir. Ancak sözleşmeli subaylardan rütbe yaş haddinidolduranlar hakkında 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
Sözleşme süreleri; terörle mücadele sırasında veya bugörevlerden dolayı alıkonulma ya da kaybolma hâli ve sıkıyönetim, seferberlik,savaş veya silahlı çatışmayı gerektirecek hal ile savaş hallerinde KuvvetKomutanları, Jandarma Genel Komutanı ve Sahil Güvenlik Komutanının göstereceğilüzum üzerine, durumun devamı müddetince Genelkurmay Başkanının onayı iletalebe bakılmaksızın uzatılabilir.”
Sözleşme işlemleri, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma GenelKomutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca yapılır.”
25.4678 sayılı Kanun’un 12. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Her sözleşme süresinin sona erme tarihindenen az üç ay önce taraflar sözleşmeyi yenileyeceklerine dair yazılı bildirimdebulunmadıkları takdirde, sözleşme kendiliğinden sona erer.”
26.4678 sayılı Kanun’un “Sözleşmenin İdareceFesih Halleri” başlıklı 13. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
“Sözleşmeli subay veya sözleşmeliastsubayların sözleşmeleri, aşağıdaki nedenlerle sözleşme süresinin bitimindenönce feshedilebilir:
…
b) Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyleTürk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı sicil üstlerinindüzenleyeceği sicil ve kanaat raporu ile anlaşılmak.
…”
27.4678 sayılı Kanun’un 25. maddesi şöyledir:
“Sözleşmeli subay ve astsubay adayları ile sözleşmeli subayve astsubaylarda aranacak nitelikler, sağlık koşulları, alınacakları sınıf vebranşlar, duyuru, müracaat şekli ve zamanı, müracaatların kabul edilmesi,sözleşmenin yapılması, sözleşme süreleri, sözleşmenin feshedilmesi, görevdebaşarısız olma ve kendilerinden istifade edilmeme halleri ve bunlara yapılacakişlemler, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar, sınav, öğretim veeğitimin esas, şekil ve süreleri, kıt’a, karargâh,kurum ve idarî işlerde görevlendirilmeleri, izin, ayırma, atamalar, yerdeğiştirmeler, astlık-üstlük münasebetleri, sicil işlemlerine ilişkin usul veesaslar, muvazzaf subay veya astsubay statüsüne geçirilecekler için uygulanacakusul ve esaslar, sözleşme yapmaya yetkili makamlar, meslek içi eğitim veihtisas kurslarının süresi ve şekli, giyim, kuşam ve istihkaklarının verilmeusulü, sağlık işlemleri, Türk Silâhlı Kuvvetlerindenilişiği kesilenlerin kendilerine yapılan eğitim, öğrenim ve yetiştirmemasraflarının geri ödeme esasları ile diğer hususlar, bu Kanunun yürürlüğegirmesini takip eden altı ay içerisinde Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleriBakanlığınca müştereken çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir.”
28.4678 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Sözleşmeli subay ve sözleşmeli astsubaylardan;
a) Kendi kusurları olmaksızın idare tarafından sözleşmeleriyenilenmeyenler ile sözleşme süresi içinde vefat, bir yıl içerisinde Kanundabelirtilen süreden daha fazla hava değişimi/istirahat/benzeri sıhhi izinsüresini geçirme, bulunduğu kadronun kaldırılması, istihdam edildiği kadronunsağlık niteliğini kaybetme nedeniyle sözleşmeleri sona erenler ve bunlarınbakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin, Türk SilâhlıKuvvetlerinde sözleşmeli subay ve sözleşmeli astsubay olarak hizmet edilen sürekadar ve en çok on yılı,
…
geçmemek üzere muayene ve tedavi hizmetleri askerihastanelerde, asker hastanelerinin bulunmadığı garnizonlarda ise garnizonkomutanlıklarından sevk alınmak şartıyla kamu sağlık kuruluşlarında, ücretsizolarak verilmeye devam edilir.
Ancak, kamu kurum ve kuruluşlarının ve sosyal güvenlikkurumlarının sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı doğanlar, bu hakları mevcutolduğu sürece bu maddeye göre sağlanan sağlık hizmetlerinden ve askerhastanelerinden yararlanamazlar.”
29.4678 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Sözleşmeli subay ve sözleşmeli astsubaylardan kendikusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veya sözleşmesüresini bitirip ayrılanlar ile durumları 13 üncümaddenin üçüncü fıkrasının (i), (j) ve (k) bentleri kapsamına girenlere aşağıdayazılı esaslara göre tazminat verilir:
…”
30.27/4/2002 tarihli ve 24738 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Sözleşmeli Subay ve Astsubay Yönetmeliği’nin 14. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Sözleşmenin yenilenmesi ve uzatılması aşağıda belirtilenesas ve usullere göre yapılır.
a) Sözleşmeli subay ve astsubaylardan, sözleşmesiniyenilemek isteyenler sözleşme süresinin sona erme tarihinden 6 ay öncedenbaşlamak suretiyle dilekçe ile ilk amirine müracaat eder. Bu dilekçeler,EK-C'de belirtilen nitelik belgesi ile beraber silsileler yolu ile KuvvetKomutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınagönderilir. Sözleşmenin yenilenip yenilenmemesi konusundaki nihai karar KuvvetKomutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığıtarafından verilir. Uygun görülenlerin sözleşmesinin yenileneceği, sözleşmeninbitiminden önce bildirilir. Sözleşme, ilgili sözleşmeli subay veya astsubayıntalebinin İdarece kabul edildiğinin bildirilmesi ile yenilenir…”
31.2937 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi şöyledir:
“Bakanlıklar ve diğer kamu kurum vekuruluşlarının Devlet istihbaratına ilişkin görevleri şunlardır:
a) Kendi konularında;
1. Görevlerinin gerektirdiği istihbaratı oluşturmak,
2. MİT tarafından istenecek haber ve istihbaratı elde etmek,
3. İstihbarata karşı koymak.”
32.1324 sayılı Kanun’un 2. maddesi şöyledir:
“Genelkurmay Başkanı, Silahlı Kuvvetlerin savaşahazırlanmasında; personel, istihbarat, harekat,teşkilat, eğitim, öğretim ve lojistik hizmetlerine ait ilke ve öncelikler ileana programlarını tespit eder.
Bunlardan;
a) İstihbarat, harekat, teşkilat,eğitim, öğretim ve tedarik dışındaki lojistik hizmetlerin Kara, Deniz, HavaKuvvetleri komutanlıkları ve Genelkurmay Başkanlığına bağlı kuruluşlar ileuygulanmasını sağlar.
b) Personel hizmetleri, özel kanunlarına göre yürütülür.
c) Lojistik tedarik hizmetleri için, tespit etmiş olduğuilke, öncelik ve ana programları, bu hizmetleri yürütecek olan,Milli Savunma Bakanlığına bildirir.”
33.14/5/2007 tarihli Genelkurmay Başkanlığı MY 411-7 TSK-Net E-posta Sistemi Yönergesi’nin “Amaç”başlıklı 1. maddesi şöyledir:
“Bu yönergenin amacı; karargahlarda yürütülenfaaliyetlerin eş güdümü, bilgi arzı, emirlerin tebliği, göreve yönelik bilgialışverişi de dahil olmak üzere görevin etkinliğini artıracak bilgilendirmeyle,TSK personeli arasında sosyal etkinliklere olanak sağlayacak yeni yıl, bayramkutlamaları ve benzeri mesajların gönderilmesi maksadıyla tesis edilen TSK-NetE-Posta Sistemi’nin kullanımı ve işletme-yönetimine ilişkin esasları belirlemektir.”
34.Aynı Yönerge’nin “Kapsam”başlıklı 2. maddesinin (a) bendi şöyledir:
“Bu yönerge, TSK-Net ortamında TSK-Net E-PostaSistemi sunucusu açmaya, işletmeye ve idame etmeye yetkili tüm birlik, karargâhve kurumlar ile bu sunuculardan hizmet almak suretiyle sistemi kullanan tüm TSKpersonelini kapsar.”
35.Aynı Yönerge’nin 4. maddesinin (e) bendi şöyledir:
“Sistemin amaç dışı kullanımını önlemekmaksadıyla yönetici düzeyinde Yönergede belirtilen denetim sistemi kurulur. Budenetim mekanizması ile sistemde dolaşan e-postalar sürekli kontrol edilerekamaç dışı kullanımda bulunanlar tespit edilir.”
36.Aynı Yönerge’nin 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“…
(b)…KuvvetKomutanlıkları(…)nın Görev ve Sorumlulukları:
…
(6) Etkili bilgisayar kullanımı, bilgisistemleri güvenlik tedbirleri ve kullanıcıları ilgilendiren bilgisayar işletmeusulleri hakkında bilgilendirici ve eğitici mahiyette brifingler hazırlayarak,bu brifinglerin her yıl en az iki defa tüm kullanıcılara verilmesinisağlamaktır.
(c) Kişisel sorumluluk:
…
(2) E-posta sistemini amacı dışında kullananve bunu alışkanlık haline getiren personel hakkında, eylemi ayrıca başka birsuç teşkil etmese dahi, yasal işlem yapılır.”
37.Aynı Yönerge’nin 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“a. E-postaların ihtiyaçduyulduğunda denetimini sağlamak üzere e-posta içerikleri ve iz bilgilerimerkezi olarak saklanır ve yedeklenir.
b. Yönerge ile belirlenen e-posta kullanım esaslarınıdenetlemek maksadıyla Genelkurmay Başkanlığı, MSB.lığı(emirlerine maruzdur), Kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veSahil Güvenlik Komutanlığı karargahlarında İstihbarat Başkanlıkları bünyesindeilave kadro ihtiyacı getirmeyecek şekilde e-posta ‘denetim birimi’ teşkiledilir.
c. Bahse konu denetim birimleri;
(1) Gönderilen e-postaları, hazırlayacakları aylık/yıllıkdenetim planları kapsamında veya habersiz olarak, göreve/hizmete yönelik olupolmaması ve İstihbarat/İstihbarata Karşı Koyma (İKK) yönlerinden inceler,
(2) E-posta incelemelerini talep/ihbar üzerine veyaörnekleme metodu ile yapar,
(3) Kullanıcı bilgisi dahilinde veya sunucularayönlendirilerek toplanan e-postaları kullanıcıdan habersiz olarak denetlemeksuretiyle gerçekleştirir,
(4) Tespit ettikleri sorunlu hususları (denetim sonuçlarını)yayımlar ve takip eder.
ç. Yönergede yer alan diğer hususların denetimi, geneldenetleme heyetleri ve MEBS Denetleme heyetleri tarafından gerçekleştirilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
38.Mahkemenin 10/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun24/10/2013 tarihli ve 2013/7666 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
39.Başvurucu,
i. AYİM Birinci Dairesikararında belirtilen pornografik resimler ve askerî edep kuralları dışındayazışmalar yapıldığı gerekçesinin doğru olmadığını, bu nedene dayalı olarakdavalı idarece tarafına hiçbir ceza verilmediğini veya kendisinin ikazedilmediğini, söz konusu e-posta yazışmalarında gönderici olmayıp alıcıkonumunda bulunduğunu, dolayısıyla iradesi dışında kendisine gelen e-postalarnedeniyle sorumlu tutulmaması gerektiğini, bu iddiaların şerefini ve onurunuzedelediğini belirterek özel hayatın gizliliğinin ve haberleşme hürriyetininihlal edildiğini,
ii. Davalı idarece objektif birgerekçe olmaksızın sözleşmesinin yenilenmediğini oysa sicil ve takdir yönündenkendisinden düşük durumda olan kişilerin sözleşmelerinin yenilendiğini, bunedenle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini,
iii. AYİM’in oluşumunda hâkim sınıfındanolmayan üyelerin bulunduğu, bu üyelerin tümüyle idareye bağlı olduğu,atamalarında ve seçimlerinde büyük ölçüde idarenin ve ordunun müdahalesininbulunduğu iddiasıyla bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanmadığını;idarenin savunmasında sözleşmeli personel ihtiyacının azaldığındanbahsedildiğini, mahkemenin, davasını incelerken orduda ne kadar sözleşmelipersonel bulundurulacağını değil, levazım sınıfında ne kadar subaya ihtiyaçolacağını hesaplaması gerektiğini, bu konuda mahkemenin yorumunun hatalıolduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini,
iv. Sözleşmesininyenilenmemesinin bir ceza olduğunu, haklı bir neden olmadan sözleşmesininyenilenmemesinin kamu hizmetine girme ve çalışma hakkını, Mahkeme kararındapornografik resimler ve askerî edep kuralları dışında yazışmalar yapıldığıgerekçesinin yer almasının masumiyet karinesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
40.Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesiile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Somut olayda başvurucu Hava Kuvvetleri Komutanlığında sözleşmeli subayolarak çalışmış, sözleşme süresinin sona ermesi üzerine sözleşmesiyenilenmemiştir. Bu işlemin, idarenin takdir yetkisi çerçevesinde HavaKuvvetleri Komutanlığında sadece personelin kullandığı TSK-NET E-posta Sistemiüzerinden başvurucunun e-posta adresine gönderilen veya başvurucunun gönderdiğiiletiler dikkate alınarak tesis edildiği anlaşılmıştır. Söz konusu iletiler; başvurucununkendisine ait herhangi bir bilgi, resim, görüntü, kayıt vb. içermemektedir.Sözleşmesinin yenilenmemesi işleminin somut sebebini başvurucuya ait kurumsal e-postahesabının ve içeriklerinin denetlenmesi oluşturduğundan başvurucunun iddiaları,Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği hakkı ile 22.maddesinde yer alan haberleşme hürriyeti çerçevesinde ele alınmıştır.
41.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme/AİHS) ve buna ek protokoller, Sözleşme'ye taraf olan devletlere kamu hizmetine girmeyi,belli bir mesleği icra etmeyi garanti altına almaz. Ancak Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM), çalışma hakkı kapsamında değerlendirilebilecek bazı konularlailgili şikâyetlerin Sözleşme'de korunan diğer haklarıda ilgilendirmesi durumunda ilgili haklarla bağlantı kurarak bir incelemeyapabilmektedir (Sidabras ve Dziautas/Litvanya,B. No: 55480/00, 59330/00, 27/7/2004, §§ 46, 67; Dahlab/İsviçre, B. No: 42393/98, 15/2/2001).
42.Başvurucunun dilekçesinde ifade ettiği ve Anayasa'nın 48. maddesinde yer alançalışma ve sözleşme hürriyeti, Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerden olmakla beraber AİHS ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğuprotokollerden herhangi birinin kapsamına girmemektedir. Ancak başvurucununçalışma ve sözleşme özgürlüğü konusundaki şikâyeti, Anayasa ve Sözleşme'ninortak koruma alanında olan özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyeti ilebağlantılıdır.
43.Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 48. ve 49. maddelerinin ihlaledildiği yönündeki iddialarının, Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinin ihlaledildiği yönündeki iddiaları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
44.Başvurucu, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşse de somutolayda başvurucu hakkında açılmış bir ceza davası olmadığı gibi başvurucuyadisiplin cezası verilmesi de söz konusu değildir. Uyuşmazlık, başvurucununsözleşmesinin yenilenmemesi işleminden kaynaklanmakta olup yargısal süreçteverilen kararların gerekçelerine bakıldığında konunun sözleşme yenilememevzuatı kapsamında ele alındığı, başvurucuya herhangi bir suç isnadındabulunulmadığı görülmektedir. Bu nedenle masumiyet karinesi bakımından incelemeyapılmamıştır.
45.Başvurucunun eşitlik ilkesi ve adil yargılanma hakkının ihlali iddiaları ayrıbaşlıklar hâlinde incelenmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Eşitlik İlkesinin İhlali İddiası
46.Başvurucu, sicil ve takdir yönünden kendisinden düşük durumda olan kişilerinsözleşmeleri yenilenirken kendi sözleşmesinin haksız olarak yenilenmediğini, bunedenle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
47.Başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlaledildiğine yönelik iddialarının, bahsi geçen maddelerdeki ifadeler dikkatealındığında soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa veSözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarakele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §33).
48.Ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için kuralolarak kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda ve hangi temele dayalıolarak ayrımcılığa maruz kaldığının tespiti gerekir. Ayrımcılık iddiasınınciddiye alınabilmesi için başvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki başkakişilere yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığınbulunduğunu ifade etmesi yeterli olmayıp ayrıca bu farklılığın meşru bir temeliolmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. bir ayrımcılık temelinedayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir (Onurhan Solmaz, § 33).
49.Somut olayda, başvurucu sicil ve takdir yönünden kendisinden düşük durumda olankişilerin sözleşmeleri yenilenirken kendisinin sözleşmesinin haksız olarakyenilenmediğini belirterek ayrımcılığa maruz kaldığını ileri sürmüşse dekendisine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangibir beyanda bulunmadığı gibi belirtilen iddiasını temellendirecek herhangi birsomut bulgu ve kanıt da sunmamış olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple başvurunun bukısmının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Yapısından Kaynaklandığıİleri Sürülen Nedenlerle Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası
50.Başvurucu, kuruluşu ve yapısal sorunları nedeniyle davanın AYİM’degörülmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
51. Başvurucununihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşruluğunun açık olduğu başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular, açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
52.Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce incelenirkenbelirtildiği üzere AYİM’in oluşumu, statüsü vegörevleri Anayasa ve ilgili Kanun'da hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa veilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleriyönünden askerî hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı,kararlarından dolayı idareye hesap verme yükümlülüklerinin bulunmadığı,disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip kararabağlandığı görülmektedir (Hikmet Balabanoğlu, § 35).
53.Bu karardan ayrılmayı gerektirecek herhangi bir yönü bulunmayan başvurucunun bubölümdeki iddialarının, açıklanan nedenlerle Derece Mahkemesinin kararlarındada açık bir ihlal tespit edilmediğinden açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
c. Özel Hayatın Gizliliği Hakkının ve Haberleşme Hürriyetininİhlal Edildiği İddiası
54.Başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlaledildiğine ilişkin şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi başka birkabul edilemezlik nedeninin de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeplebaşvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
55.Bakanlık görüşünde, söz konusu yazışmaların ve resimlerin paylaşılmasısırasında başvurucunun görev unvanı ile bağlantı kurulmasının başvurucuyuistihdam eden kurum tarafından kurum itibarını olumsuz yönde etkileyen birunsur olarak kabul edildiği; kurumun, zedelenen itibarını kazanmak ve bu türfiillerin yeniden vuku bulmasını önlemek amacıyla subay sözleşmesininyenilenmemesi işleminin tesis edildiğinin anlaşıldığı belirtilmiştir.
56.Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
57.Hava Kuvvetleri Komutanlığının 3/8/2015 tarihinde kayda giren 24/7/2015 tarihli yazısında e-posta sistemi üzerindenyapılacak yazışmaların E-posta Denetim Birimi tarafından denetleneceğihususunun TSK personelinden gizlenmediği, 14/5/2007 tarihli GenelkurmayBaşkanlığı MY 411-7 TSK-NET E-posta Sistemi Yönergesi’ninher personelin bilgisayarı aracılığıyla rahatlıkla ulaşabileceği intranetortamında yayımlanarak personele ilanen tebliğ edildiği; 2006 yılından itibarenHava Kuvvetleri Komutanlığı birliklerinin tamamında her yıl düzenli olarak icraedilen Muhabere Elektronik Bilgi Sistemleri (MEBS), Güvenlik Brifingleri veBilgi Sistemleri Güvenliği Brifingleri kapsamında bilgi sistemlerinin kullanımesaslarının ve bilgi sistemleri güvenliğinin uygulamalı olarak personele izahedildiği, güvenlik brifinglerini almaksızın görev bilgisayarını kullanması vecari işlemlerini gerçekleştirmesi mümkün olmayacağından başvurucunun söz konusubrifingleri almış olduğunun kabulü gerektiği; ayrıca bilgisayarlarda oyunprogramı, göreve yönelik olmayan uygunsuz yazı, resim, video, müzik ve sunumgibi dosyalar bulundurulmayacağı, intranet üzerinden e-posta gönderilirkenevrak güvenliği prensiplerine uyulması gerektiği hususlarını içeren “Bilgi Sistem Kullanıcılarının Uyacağı Kurallar” başlıklıyazının başvurucuya 29/12/2009 tarihinde tebliğ edildiği, TSK-NET E-postaSisteminin Kullanımı konulu emrin ise 30/7/2010 tarihinde başvurucuya tebliğedildiği ve bu tebliğ belgelerinin başvurucunun özlük dosyasında muhafazaedildiği bildirilmiştir.
58.Anılan yazı, görüşlerinin alınması için başvurucuya 21/9/2015 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu 6/10/2015 tarihli cevabında, e-postaların istihbarat veistihbarata karşı koyma hassasiyeti çerçevesinde denetleneceğine ilişkin olaraktarafına hiçbir emir tebliğ edilmediği gibi bu konuda eğitim de almadığını,TSK-NET E-posta Sisteminin amaç dışında kullanılması hâlinde kullananlarhakkında yasal işlemin yapılacağı belirtilmesine karşılık kendisine hiçbirsoruşturma açılmadığını, uyarı yapılmadığını veya disiplin cezası verilmediğinibelirtmiştir.
59.Anayasa'nın "Özel hayatıngizliliği" kenar başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz.”
60.Anayasa’nın 22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmeningizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi,genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevlihâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekizsaat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanundabelirtilir.”
61.Anayasa’nın 20. maddesinde özel hayatın gizliliği hakkı düzenlenmiştir. Özelhayat geniş bir kavram olup kapsayıcı bir tanımının yapılması oldukça zordur.Bununla beraber bu kavram; kişinin maddi ve manevi bütünlüğü, fiziksel vesosyal kimliği, bireyin ismi, cinsel yönelimi, cinsel yaşamı gibi unsurlarıkorumaktadır. Kişisel bilgiler ve veriler, kişisel gelişim, aile hayatı vb.konular da bu hakkın içinde yer almaktadır.
62.Özel hayat, “özel bir sosyal hayat”sürdürmeyi yani kişinin sosyal kimliğini geliştirme hakkı anlamında bir “özel hayatı” güvence altına almaktadır.Bu yönü ile değerlendirildiğinde bahsi geçen hak, ilişki kurmak ve geliştirmeküzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir. AİHMiçtihatlarında mesleki hayat çerçevesinde yürütülen faaliyetlerin “özel hayat” kavramı dışında tutulamayacağıbelirtilmektedir. Mesleki hayata getirilen sınırlamalar, bireyin sosyalkimliğini yakınlarında bulunan insanlarla olan ilişkilerini geliştirme şeklindeyansıttığı ölçüde Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamına girebilmektedir. Bu noktadabelirtmek gerekir ki insanların büyük çoğunluğu, dış dünya ile olanilişkilerini geliştirme olanaklarını en çok mesleki hayatları çerçevesindeyürüttükleri faaliyet kapsamında elde etmektedir (Özpınar/Türkiye, B. No. 20999/04, 19/10/2010, § 45; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29).
63.AİHM, mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özel hayatı hakkında sorgulanmasınınve bunun doğurduğu idari sonuçların, buna ek olarak kişilerin davranış vetutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmalarının özel hayatın gizliliğineyapılmış bir müdahale oluşturduğunu vurgulamaktadır (Özpınar/Türkiye, § 47).
64.Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğu vehaberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır. Sözleşme’nin 8.maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahipolduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak korumaalanı, haberleşme hürriyetinin yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsunhaberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme bağlamındabireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerinekonu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, e-posta,telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşme faaliyetlerininhaberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği kapsamında değerlendirilmesigerekir (Mehmet Koray Eryaşa,B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49).
65.Haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliği ilkesi, kişilerin sadece özelmeskenlerinde yaptıkları iletişimleri değil; aynı zamanda iş yerlerindeyaptıkları haberleşmeleri de güvenceye almaktadır (Halford/Birleşik Krallık, B. No: 20605/92, 25/6/1997, § 44; Copland/Birleşik Krallık, B. No: 62617/00,3/4/2007, §§ 41, 43, 44).
66. Kamumakamlarının, bireyin haberleşme özgürlüğüne ve haberleşmesinin gizliliğinekeyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Anayasa ve Sözleşme ilesağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır. Haberleşmenin içeriğinindenetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıyla haberleşme hürriyetineyönelik ağır bir müdahale oluşturur (MehmetKoray Eryaşa, § 50).
i. Müdahalenin Varlığı
67.Somut olayda başvurucunun Hava Kuvvetleri Komutanlığı sistemine bağlı resmîe-posta adresine gelen ve bu hesaptan gönderilen e-postaların E-posta DenetimBirimi tarafından denetlendiği, subay sözleşmesinin yenilenmemesi işlemi tesisedilirken idarenin söz konusu e-posta içeriklerini de dikkate aldığı,başvurucunun bu işleme karşı açtığı davayı reddeden AYİM Birinci Dairesinin28/5/2013 tarihli kararının gerekçesinde anılan e-posta içeriklerinindeğerlendirildiği anlaşılmıştır. Bu durumda başvurucunun iş yerinde aldığı vegönderdiği e-postaların toplanması, saklanması, bu iletilerin içeriklerininbaşvurucu hakkında tesis edilen idari işleme (sözleşmesinin yenilenmemesi)dayanak alınması suretiyle özel hayatın gizliliği hakkına ve haberleşmeözgürlüğüne müdahalede bulunulduğu sonucuna varılmıştır.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
68.Anayasa’nın 20. maddesinin ikinci fıkrasında, çeşitli nedenlerle özel hayatınkorunması hakkına sınırlamalar getirilebileceği belirtilerek bu hakkın mutlakolmadığı kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında da “temel hak ve hürriyetlerin doğasından kaynaklananbazı sınırları bulunduğu gibi Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan kurallarda temel hak ve hürriyetlerin doğal sınırını oluşturur. Bir başka deyişle,temel hak ve özgürlüklerin kapsamının ve objektif uygulama alanının her birnorm yönünden bağımsız olarak değil Anayasa’nın bütünü içerisindeki anlama görebelirlenmesi gerekir” ifadesine yer verilmiştir (AYM, E. 2012/100.K. 2013/84, 4/7/2013).
69.Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında ise haberleşme hürriyetibakımından sınırlama sebepleri gösterilmiştir.
70.Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızınyalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz."
71.Belirtilen Anayasa hükmü, hak ve özgürlükleri sınırlama ve güvence rejimibakımından temel öneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün hak veözgürlüklerin yasa koyucu tarafından hangi ölçütler göz önünde bulundurularaksınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Anayasanın bütünselliği ilkesiçerçevesinde Anayasa kurallarının bir arada ve hukukun genel kuralları gözönünde tutularak uygulanması zorunlu olduğundan belirtilen düzenlemede yer alanbaşta kanun ile sınırlama kaydı olmak üzere tüm güvence ölçütlerinin,Anayasa'nın 20. ve 22. maddesinde yer verilen hakların kapsamınınbelirlenmesinde de gözetilmesi gerektiği açıktır (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187,19/12/2013, § 35).
72.Dolayısıyla özel hayatın gizliliği hakkı ile haberleşme hürriyetine yapıldığıiddia edilen müdahalelerin incelemesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılansebeplerin var olup olmadığı her somut olayın kendi koşulları içindedeğerlendirilmelidir.
Kanunilik
73.Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların öncelikle kanunla öngörülmüşolması gerekmektedir. "Kanun ile sınırlama" ölçütü veya"kanunilik ilkesi" Sözleşme'nin 8. maddesinde de bir sınırlama vegüvence ölçütü olarak yer almaktadır. Buna karşılık Sözleşme'deyer alan “kanunla öngörülmüş olma”kavramı ile Anayasa'da yer alan “kanunilikilkesi” tam olarak aynı değildir.
74.AİHM içtihatlarında ifade edilen kanunla öngörülme kriteri, kendi içinde üçtemel prensibi içermektedir. İlk olarak müdahale teşkil eden eylem, mevzuattayer alan bir düzenlemeye dayanmalıdır. İkinci olarak bu düzenlemenin mutlakaşeklî anlamda kanunla yapılması zorunlu olmayıp anılan şart, devletin temel hakve özgürlüklere müdahalesi için kendisine yetki veren bir hukuk kuralınınvarlığı şeklinde anlaşılmalıdır. Keza müdahalenin dayanağını teşkil edendüzenleme, ilgili kişi açısından yeterli derecede ulaşılabilir olmalıdır. Sonolarak söz konusu düzenleme, hitap ettiği kişiler bakımından davranışlarını onagöre yönlendirme ve belli koşullar çerçevesinde eylemleri neticesinde meydanagelebilecek sonuçları öngörebilmeye olanak sağlayacak açıklıkta olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.No: 5947/72, 25/3/1983, §§ 86-88).
75.Anayasa'nın 22. ve 13. maddeleri haberleşme hürriyetine getirileceksınırlamaların kanunla yapılması gerektiğini hüküm altına almaktadır. AİHM;yasada öngörülen koşulları, bir diğer ifadeyle hukukiliği geniş yorumlayarak istikrarkazanmış yargı kararlarına dayanan içtihat yoluyla geliştirilmiş ilkelerin dehukukilik şartını karşılayabildiğini kabul ederken (Malone/İngiltere, B. No: 8691/79, 2/8/1984, §§ 66-68) Anayasa, tümsınırlandırmaların mutlak manada kanunla yapılacağını öngörerek Sözleşme'den daha geniş bir koruma sağlamaktadır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:2013/817, 19/12/2013, § 31).
76.Anayasa’nın 87. maddesine göre "kanunkoymak, değiştirmek ve kaldırmak" Türkiye Büyük MilletMeclisinin görev ve yetkisindedir. Bir yasama işlemi olarak kanun, TürkiyeBüyük Millet Meclisinin iradesinin ürünüdür. Kanun, parlamento kararı dışındakalan ve Anayasa’nın yetki verdiği Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafındanAnayasa'da öngörülen kanun yapma usullerine uyularak yapılan işlemlerdir.Anayasa'nın 7. maddesinde yer alan "Yasamayetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetkidevredilemez." kuralı, bir ayrım yapmadan kanunun maddi veşeklî anlamlarını kapsamaktadır. Anayasa'nın 7. maddesinin anlamı, kanun yapmayetkisinin başka bir mercie devredilemeyeceği ve bunun doğal sonucu olarak daAnayasa'ya göre kanunla yapılması zorunlu olan bir düzenlemenin başka bir mercitarafından yapılamayacağıdır (Tuğba Arslan[GK], B. No: 2014/256, 25/6/2014, § 85).
77.Bunun yanı sıra Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrası uyarınca sosyal veekonomik haklar hariç olmak üzere temel hak ve hürriyetlere ilişkin olarakkanun hükmünde kararname ile düzenleme yapılamaz. Dolayısıyla kanun hükmündekararname ile dahi düzenlenemeyecek temel hak ve hürriyetlerinsınırlandırılmasına ilişkin bir düzenlemenin ilk elden idari düzenleyiciişlemlerle yapılması Anayasa karşısında mümkün değildir (Tuğba Arslan, § 88).
78.Öte yandan Anayasa Mahkemesi, Anayasa'da temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda,kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması gerektiğini veAnayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlemesini öngördüğü konularda, yasamaorganının temel kurallarını saptadıktan sonra uzmanlık ve idare tekniğineilişkin hususları yürütmeye bırakmasının yasama yetkisinin devri olarakyorumlanamayacağını kabul etmiştir (AYM, E.2014/133, K.2014/165, 30/10/2014).Bu bağlamda temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına yönelik kanunidüzenlemelerde, kanun koyucu tarafından temel esaslar, ilkeler ve çerçevebelirlendikten sonra diğer ayrıntıların düzenleyici işlemler ilebelirlenebileceği kabul edilmiştir (MehmetKoray Eryaşa, § 63).
79.Temel hak ve özgürlükler alanında yasama organının, keyfîliğeizin vermeyen öngörülebilir düzenlemeler yapma zorunluluğu vardır. İdareyekeyfî uygulamalara meydan verebilecek çok geniş bir takdir yetkisi tanınmasıAnayasa'ya aykırı olabilecektir. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasınailişkin kanunların şeklen var olması yeterli görülemez, aynı zamanda kanunlarınniteliğine de bakılmalıdır. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir alandakanunun emrine dayanarak yürütme organınca alınacak önlemler objektif niteliktaşımalı ve keyfî uygulamalara sebep olacak geniş bir takdir yetkisini idareyevermemelidir (AYM, E.1984/14, K.1985/7, 13/6/1985).
80.Kanun metninin ve kanunun uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunuöngörebilecek kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeylekanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitindeönem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri,B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).
81.Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır.Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuknormlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindedevlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güvenduygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesiise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamayave kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilirolmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlemiçermesini ifade etmektedir. Bu bakımdan kanunun metni; bireylerin gerektiğindehukuki yardım almak suretiyle hangi somut eylem ve olguya, hangi hukuksalyaptırımın veya sonucun bağlandığını belli bir açıklık ve kesinlikteöngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır. Dolayısıylauygulanması öncesinde kanunun, muhtemel etki ve sonuçlarının yeterli derecedeöngörülebilir olması gereklidir (AYM, E.2013/39, K.2013/65, 22/5/2013).
82."Belirlilik" ilkesi yalnızca yasal belirliliği değil, daha genişanlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir. Erişilebilir, bilinebilir veöngörülebilir olma gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluylayasalar, mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukukibelirlilik sağlanabilir. Asıl olan, muhtemel muhataplarının mevcut şartlaraltında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini öngörmelerinimümkün kılacak bir normun varlığıdır (AYM, E.2009/9, K.2011/103, 16/6/2011).
83.Yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirilerek başvurucuyaait kurumsal e-posta hesabının ve içeriklerinin denetlenerek elde edilenbilgiler çerçevesinde sözleşmesinin yenilenmemesi yönündeki müdahalenin kanunidayanaklarının ortaya konulması gerekmektedir.
84.Anayasa Mahkemesinin ara kararıyla Hava Kuvvetleri Komutanlığından, TSKpersonelinin e-postalarının denetlenmesine izin veren yasal mevzuatı bildirmesiistenmiştir. Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından, resmî e-posta adresinegelen ve bu hesaptan gönderilen e-postaların E-posta Denetim Birimi tarafındandenetlenmesinin dayanağını, 2937 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birincifıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi, 1324 sayılı Kanun’un 2.maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, Genelkurmay Başkanlığının 27/2/2006tarihli ve 6406668 sayılı emri, Hava Kuvvetleri Komutanlığının 22/3/2006tarihli ve 48960 sayılı emri ve 14/5/2007 tarihli Genelkurmay Başkanlığı MY411-7 TSK-Net E-posta Sistemi Yönergesi’ninoluşturduğu bildirilmiştir.
85.2937 sayılı Kanun’un 5. maddesinde bakanlıklar ve diğer kamu kurum vekuruluşlarının devlet istihbaratına ilişkin görevleri sayılmış, birincifıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendinde ise “istihbarata karşı koymak” bu görevlerarasında gösterilmiştir.
86.1324 sayılı Kanun’un 2. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde iseGenelkurmay Başkanının; istihbarat, harekât, teşkilat, eğitim, öğrenim velojistik hizmetlerinin uygulanmasını; Kara, Deniz, Hava KuvvetleriKomutanlıkları ve Genelkurmay Başkanlığına bağlı kuruluşları aracılığıylasağlayacağı düzenlenmiştir.
87.Anılan hükümlerin, TSK personelinin e-postalarının istihbarata ve istihbaratakarşı koyma hassasiyeti çerçevesinde denetleneceğini açıkça düzenlemediğigörülmekle birlikte istihbarata karşı koymanın kamu kurum ve kuruluşlarınıngörevi olarak belirlendiği ve Genelkurmay Başkanının, istihbarat hizmetiniKuvvet Komutanlıkları ve bağlı kuruluşları aracılığıyla yürüteceğibelirtilmekle bu konuda yetkilendirildiği anlaşılmaktadır. Anılan kanunidüzenlemeler çerçevesinde Genelkurmay Başkanına verilen yetkinin, istihbarathizmetinin yürütülmesi kapsamında düzenleyici işlemler yapmayı da içerdiğiaçıktır. Soyut şekilde düzenlenmesi nedeniyle her ihtimale çözüm getiremeyecekolan yasal mevzuatın gereken temel hakları koruma seviyesinin büyük ölçüdeilgili metnin düzenlediği alan ve içeriğiyle birlikte muhataplarının niteliğive sayısıyla yakından bağlantılı olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle kuralınkarmaşık olması ya da belirli ölçülerde soyutluk içermesi tek başına hukukenöngörülebilirlik ilkesine aykırı görülemez. (HalimeSare Aysal [GK], B. No: 2013/1789,11/11/2015, § 61).
88.Bu kapsamda ilgili kanuni düzenlemenin, söz konusu sınırlamaya ilişkin temelçerçeveyi ortaya koymakla birlikte özellikle uygulama koşulları ve prosedürel ayrıntıları düzenleyici işlemlere bırakmasımümkündür. Ancak bu ihtimalde de söz konusu düzenleyici işlemin yinemuhataplarınca ulaşılabilir olması ve içeriği hakkında ilgilileri yeterinceaydınlatacak nitelik ve açıklıkta olması gerekmektedir (Halime Sare Aysal,§ 62).
89.Buna göre Genelkurmay Başkanlığı tarafından anılan Kanun hükümlerinin verdiğiyetki çerçevesinde çıkarılan ve askerî personelin görev bilgisayarlarıüzerinden gönderdikleri e-postalarının denetleneceğine dair hükümler içerendüzenleyici işlemlerin, muhataplarınca ulaşılabilir olması ve içeriği hakkındailgilileri yeterince aydınlatacak nitelik ve açıklıkta olması koşullarınısağlayıp sağlamadığı hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
90.Anılan kanuni düzenlemelerin verdiği yetki doğrultusunda çıkarılan GenelkurmayBaşkanlığının 27/2/2006 tarihli ve 6406668 sayılı emri, E-posta Denetim Birimlerininkurulmasını öngören ilk düzenleyici idari işlemdir. Bu emirde karargâhlardayürütülen faaliyetlerin eş güdümü, bilgi arzı, emirlerin tebliği, göreveyönelik bilgi alış verişi de dâhil olmak üzere görevin etkinliğini artıracakbilgilendirmeyle TSK personeli arasında sosyal etkinliklere olanak sağlayacakyeni yıl, bayram kutlamaları ve benzeri mesajların gönderilmesi maksadıylaTSK-Net E-posta Sistemi tesis edildiği, e-postaların hizmete/göreve ilişkinolup olmama, istihbarata ve istihbarata karşı koyma yönlerinden incelenmesiamacıyla istihbarat başkanlıkları bünyesinde E-Posta Denetim Birimlerikurulacağı, e-posta kullanım yetkisi verilmiş personele yasaklar vemüeyyidelerin imza karşılığında tebliğ edileceği düzenlenmiştir.
91.Bu emrin yerine getirilmesi için Hava Kuvvetleri Komutanlığının 22/3/2006tarihli ve 48960 sayılı emri yayımlanmıştır. Anılan emirde, E-posta DenetimBirimi tarafından e-postaların, hizmete/göreve ilişkin olup olmama, istihbaratave istihbarata karşı koyma yönlerinden inceleneceği, bu emrin tüm personeleimza karşılığı tebliğ edileceği ve tebliğ nüshalarının personelin birlik şahsidosyasında muhafaza edileceği bildirilmiştir.
92.Anılan emirlerde yer alan hususlar özel bir yönerge hâline getirilmiş ve14/5/2007 tarihli Genelkurmay Başkanlığı MY 411-7 TSK-NET E-posta SistemiYönergesi (Yönerge) oluşturulmuştur. Bu Yönerge’ylesistemin görev dışı kullanımı, toplumsal ahlaka uygun olmayan resim, ses,görüntülü ve yazılı dosyaların gönderilmesi yasaklanmış; e-posta sistemini amacıdışında kullanan personel hakkında eylemi ayrı bir suç teşkil etmese dahi yasalişlem yapılacağı düzenlenmiştir.
93.Anılan Yönerge’nin dördüncü bölümünün 5. maddesinde,E-posta Denetim Biriminin e-postaları, hazırlayacakları aylık ve yıllık denetimplanları kapsamında veya habersiz olarak göreve/hizmete yönelik olup olmama,istihbarata ve istihbarata karşı koyma yönlerinden kullanıcı bilgisi dâhilindeveya kullanıcıdan habersiz olarak denetleyeceği düzenlenmiştir.
94.Söz konusu düzenlemelerde personelin elektronik imza ve şifreleme suretiyleileti oluşturabileceği, bu iletilerin sadece ilgilisi tarafından okunabileceğidüzenlenmiştir. Dolayısıyla E-posta Denetim Biriminin elektronik imza veşifreleme usulüyle oluşturulmuş e-postaların içeriğini göremeyeceğianlaşılmıştır. Hava Kuvvetleri Komutanlığının 24/7/2015 tarihli yazısında buhusus teyit edilmiştir.
95.Anayasa Mahkemesinin 25/6/2015 tarihli ara kararına verilen 24/7/2015 tarihlicevaba göre söz konusu emirler ve Yönerge, Resmî Gazete’deyayımlanmamış olmakla birlikte e-postaların denetleneceği düzenlemesini deiçeren Yönerge’nin, TSK personelinin görevbilgisayarları aracılığıyla ulaşabileceği intranet ortamında 14/5/2007tarihinde yayımlanarak personele ilanen tebliğ edildiği, TSK-NET kullanıcısıolan başvurucunun anılan Yönerge’ye her zaman ulaşmaimkânının bulunduğu anlaşılmıştır. Ayrıca bilgisayarlarda oyun programı, göreveyönelik olmayan uygunsuz yazı, resim, video, müzik ve sunum gibi dosyalarbulundurulmayacağı, intranet üzerinden e-posta gönderilirken evrak güvenliğiprensiplerine uyulması gerektiği hususlarını içeren “Bilgi Sistem Kullanıcılarının Uyacağı Kurallar” başlıklıyazının başvurucuya 29/12/2009 tarihinde tebliğ edildiği, TSK-NET E-postaSisteminin Kullanımı konulu emrin ise 30/7/2010 tarihinde başvurucuya tebliğedildiği ve bunların başvurucunun özlük dosyasında muhafaza edildiğianlaşılmıştır.
96.Buna göre anılan Yönerge’nin, askerî personelin resmîe-posta hesabından gönderilen iletilerin denetlenebileceğine ilişkin yeterliaçıklıkta hükümler içerdiği anlaşılmıştır. Söz konusu hükümlerin, gerek TSKpersonelinin görev bilgisayarları aracılığıyla ulaşabileceği intranet ortamında14/5/2007 tarihinde yayımlanarak personele ilanen tebliğ edildiği gereksebaşvurucuya imza karşılığı duyurulduğu dikkate alınarak başvurucu açısındanyeterli derecede ulaşılabilir ve öngörülebilir olduğu kanaatine varılmıştır. Budurumda söz konusu düzenlemelerin “kanunilik”ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
97.Başvurucunun subay sözleşmesinin yenilenmemesi işleminin ise, 4678 sayılıKanun’un 6. ve 12. maddeleri ile Sözleşmeli Subay ve Astsubay Yönetmeliği’nin14. maddesi temelinde yürütüldüğü görülmüştür.
98.Bu kapsamda somut olayda başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkı vehaberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğuanlaşılmıştır.
Meşru Amaç
99.Somut olayda, başvurucunun resmî e-posta adresi üzerinden gönderdiği iletilerindenetlenmesiyle elde edilen e-posta içeriklerinin sözleşmesinin yenilenmemesiişlemine dayanak alınması suretiyle haberleşme hürriyeti ve özel hayatıngizliliği hakkına müdahale oluşmuştur. Görüleceği üzere anılan müdahale, hemAnayasa’nın 22. maddesinde öngörülen haberleşme hürriyeti hem de 20. maddesindedüzenlenen özel hayatın gizliliği hakkının kapsamı içinde kalmaktadır.
100.Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabul edilebilmesi için bumüdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış olan millîgüvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genelahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden birveya birkaçına dayanması gerekir.
101.2937 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralıalt bendi ve 1324 sayılı Kanun’un 2. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendiuyarınca istihbarata karşı koyma, kamu kurum ve kuruluşlarının görevi olarakbelirlenmiş; Genelkurmay Başkanının istihbarat hizmetini Kuvvet Komutanlıklarıve bağlı kuruluşları aracılığıyla yürüteceği belirtilmiştir. Yönerge’de, TSK personelinin kurumsal e-posta hesaplarınındenetim birimlerince e-postaların göreve/hizmete yönelik olup olmama,istihbarata ve istihbarata karşı koyma çerçevesinde kullanıcı bilgisi dâhilindeveya kullanıcıdan habersiz olarak denetleneceği düzenlenmiştir.
102.Anılan Yönerge düzenlemelerinde E-posta Denetim Birimlerinin; gönderilene-postaların göreve/hizmete yönelik olup olmadığının, gerekli şifrelemeişleminin yapılıp yapılmadığının, gizlilik ihlali yapılıp yapılmadığının;video, görüntü dosyaları, ses dosyaları, virüs ve zararlı kod taşıyabilecekdosyalar bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla denetim yapacaklarıdüzenlenmiştir. Buna göre TSK’nın personeline görev nedeniyle tahsis ettiği resmîe-posta adreslerinden yapılan haberleşme üzerindeki söz konusu denetlemeninbilgi güvenliği ve istihbarata karşı koyma amacına yönelik olduğuanlaşılmaktadır.
103. Bu kapsamda somut başvuruda, ülkegüvenliğini sağlamak ve korumakla yükümlü askerî idarenin söz konusumüdahalesinin, askerî hizmetin yürütülmesine yönelik olarak kendi personeliarasında iletişimi sağladığı sistem üzerinden üretilen ve paylaşılan verileringüvenliğinin sağlanmasını hedeflediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla söz konusumüdahalenin; bilgi güvenliği ve istihbarata karşı koyma kapsamında millîgüvenliğin korunması amacını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın 20. ve 22.maddeleri çerçevesinde meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır.
Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma ve Ölçülülük
104.Bireyin temel haklarına yapılan müdahale ile bu müdahaleyle güdülen meşru amaçarasında bir orantı bulunması zorunludur. Anayasa’nın 13. maddesinde, buorantının değerlendirilmesi noktasında dikkate alınmak üzere demokratiktoplumda gereklilik, hakkın özü ve ölçülülük unsurlarına riayet edilmesişeklinde üç ayrı güvence ölçütüne daha yer verilmiştir (Marcus Frank Cerny [GK], B. No:2013/5126, 2/7/2015, § 70).
105.AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumda zorunluluk kavramı,müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanması vetakip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarını içermektedir (Silver ve diğerleri /Birleşik Krallık, §97).
106.Hakkın özü, dokunulduğunda söz konusu temel hak ve özgürlüğü anlamsız kılanasli çekirdeği ifade etmekte olup bu yönüyle her temel hak açısından kişiyedokunulmaz asgari bir alan güvencesi sağlamaktadır. Bu çerçevede hakkınkullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren, hakkı kullanılamaz hâle getiren veyaortadan kaldıran sınırlamaların, hakkın özüne dokunduğu kabul edilmelidir.Haberleşme hürriyeti bağlamında da bu hakkın ortadan kaldırılması, kullanılamazhâle getirilmesi veya kullanılmasının aşırı derecede güçleştirilmesi sonucunudoğuran müdahalelerin, bu hakkın özünü zedeleyeceği açıktır. Ölçülülükilkesinin amacı da temel hak ve özgürlüklerin gereğinden fazlasınırlandırılmasının önlenmesidir. Anayasa Mahkemesi kararları uyarıncaölçülülük ilkesi, sınırlama için kullanılan aracın sınırlama amacınıgerçekleştirmeye uygun olmasını ifade eden elverişlilik, sınırlayıcı önleminsınırlama amacına ulaşmak bakımından zorunlu olmasına işaret eden zorunluluk vearaçla amacın orantısız bir ölçü içinde bulunmaması ile sınırlamanın ölçüsüzbir yükümlülük getirmemesini ifade eden oranlılık unsurlarını içermektedir(AYM, E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013).
107.Belirtilen ölçütlere riayetle bir sınırlandırma yapılıp yapılmadığının tespitiiçin müdahale teşkil eden önlemin temelini oluşturan meşru amaç karşısında,bireye düşen fedakârlığın ağırlığının göz önünde bulundurulması ve gözetilengenel yararın gerekleri ile bireyin temel hakkının korunması arasında adil birdengenin kurulup kurulmadığının belirlenmesi zorunludur. Anayasa'nın 13.maddesi vasıtasıyla Anayasa'da yer alan tüm temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması hususunda geçerli olan bu denge, özel hayatın gizliliği hakkıile haberleşme hürriyetinin sınırlandırılmasında da göz önündebulundurulmalıdır. (Marcus Frank Cerny, §73).
108.Kamusal makamların bir hakkın sınırlandırılması sürecinde iki ayrı aşamadatakdir yetkisi bulunmaktadır. Bunlardan ilki, sınırlama ölçütünün seçimidir.İkincisi ise ilgili sınırlama ölçütü çerçevesinde izlenen meşru amacıgerçekleştirmek üzere yapılan sınırlamanın gerekliliğidir. Ancak kamusalmakamlara tanınan bu takdir yetkisi sınırsız olmayıp ihlal iddiasına konuönlemin anayasal temel hak ve özgürlüklerle bağdaşır olması yani müdahaleyimeşrulaştırmak üzere kullanılan argümanların elverişli, zorunlu ve orantılıolması gerekir (Marcus Frank Cerny, §72).
109.Belirtilen takdir yetkisi, her bir olay özelinde ayrı bir kapsama sahiptir.Güvence altına alınan hakkın veya hukuksal yararın niteliği ve bunun bireybakımından önemi gibi unsurlara bağlı olarak bu yetkinin kapsamı daralmaktaveya genişlemektedir.
110.Öte yandan personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda, kamumakamlarının faaliyetin niteliği ve sınırlamanın amacına göre değişen geniş birtakdir yetkisinin bulunması doğaldır. Bununla birlikte haberleşme hürriyeti veözel hayatın gizliliği hakkı ile kamu hizmetinin yukarıda belirtilen temellereuygun yürütülmesini gözetmek konusundaki meşru menfaat arasında adil birdengenin kurulup kurulmadığının göz önünde bulundurulması zorunludur (Marcus Frank Cerny, §73).
111.Kişinin kamu görevlisi olması, kendisine sağladığı birtakım ayrıcalıklar veavantajların yanında bazı külfet ve sorumluluklara katlanmayı ve diğerkişilerin tabi olmadığı sınırlamalara tabi olmayı da gerektirmektedir. Kişi,kamu görevine kendi isteği ile girmekle bu statünün gerektirdiğiayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı kabul etmiş sayılmaktaolup kamu hizmetinin kendine has özellikleri, bu avantaj ve sınırlamalarızorunlu kılmaktadır (İhsan Asutay,B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 38).
112. AİHM kararlarında, kamu görevlilerininiş yerlerindeki telefon görüşmelerinin, kendilerine tahsis edilen bilgisayarlarüzerinden yaptıkları e-posta haberleşmelerinin, internet kullanımlarınınbelirli ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyet vermeyeceği,iş yerinin olağan ve makul gereksinimleri ve meşru amaçlar dikkate alınarak birdeğerlendirmede bulunmanın gerekli olduğu belirtilmiştir (Copland/Birleşik Krallık, § 48).
113.Somut olayda, başvurucunun Hava Kuvvetleri Komutanlığı sistemine bağlı resmîe-posta adresine gelen ve bu hesaptan gönderilen e-postaların E-posta DenetimBirimi tarafından denetlendiği anlaşılmıştır. Bu sistem, TSK’nın personelinegörev kapsamında kullanılması için tahsis ettiği, dış dünyaya kapalı, sadeceaskerî personelin birbiriyle ve askerî hizmete ilişkin veri paylaşımına imkânveren sınırlı bir haberleşme sistemidir. Anılan sistemde personelin elektronikimza ve şifreleme suretiyle sadece ilgilileri tarafından okunabilecekdolayısıyla gizliliği korunan e-posta oluşturma imkânı da bulunduğu, bu tarze-postaların içeriğinin E-posta Denetim Birimi tarafından okunamayacağıanlaşılmıştır. Olayda başvurucunun E-posta Denetim Birimi tarafından denetlenene-postalarının şifrelenmeden gönderilen iletiler olduğu tespit edilmiştir.İdarenin bu e-posta sisteminde üretilen verilerin güvenliğinin sağlanması,istihbarat zafiyeti yaratacak verilerin gönderilmesinin önlenmesi, gereklişifreleme işleminin yapılıp yapılmadığının, gizlilik ihlali olup olmadığınınanlaşılabilmesi için yazışmaların denetlenmesine yönelik idari tedbirler almasımillî güvenliğin korunması meşru amacı kapsamında kaçınılmazdır. İdare, askerîpersonelin resmî e-posta adreslerinden yaptıkları yazışmaların denetlenmesininesaslarını ilgili mevzuatta yeterince açık bir şekilde düzenlemiş ve tümpersoneline ilanen tebliğ etmiştir. Bu kapsamda başvurucuya da tebligatyapılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun bu uygulamadan haberdar olmadığından sözedilemez. Bu durumda başvurucunun kurumsal e-posta adresinden yaptığı yazışmalarındenetlenmesinin demokratik bir toplumda gerekli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
114.Bunun yanı sıra Hava Kuvvetleri Komutanlığının 24/7/2015 tarihli yazısındabelirtildiği üzere personele TSK-NET E-posta Sistemi’nde (intranet) şifrelenmeksuretiyle içeriğinin gizliliği sağlanmış e-postalar oluşturma imkânınınverildiği, intranet dışında ise haberleşmenin gizliliğinin korunduğu ayrıiletişim olanaklarının sağlandığı, örneğin çalışanların görev yerlerindebulunan telefonlar veya belirlenen yerlerde özel cep telefonlarını kullanmaksuretiyle iletişim kurabildikleri, ayrıca personele internet üzerinden iletişimkurma imkânı tanıyan ve haberleşmenin içeriğinin izlenmediği kişisel e-postakullanımı imkânının da verildiği dikkate alındığında başvurucunun kurumsale-posta adresinden yaptığı yazışmaların denetlenmesinin orantısız olduğundan dasöz edilemez.
115.Öte yandan, başvurucu Hava Kuvvetleri Komutanlığında subay olarak görev yapmışve sözleşme süresi bittikten sonra sözleşmesi idarenin takdir yetkisine dayanılarakyenilenmemiştir. İdare bu takdir yetkisini somutlaştırırken sözleşmeli personelihtiyaç durumunun yanı sıra başvurucunun e-posta içeriklerinde bulunangayriahlaki nitelikte yazı, resim ve karikatürlerin paylaşılması sebeplerinedayanmıştır. Söz konusu yazışmaların ve resimlerin paylaşılması sırasında,başvurucunun görev unvanı ile de bağlantı kurulması, başvurucuyu istihdam edenTSK tarafından kurum itibarını olumsuz yönde etkileyen bir unsur olarakdeğerlendirilmiştir. Bu durumda çalıştığı askerî kurumun saygınlığını zedeleyenbir subayın sözleşmesinin yenilenmemesinin kurum tarafından itibarının tamirive bu tür fiillerin yeniden yapılmasının önlenmesi amacıyla sosyal bir ihtiyaçolarak görüldüğü anlaşılmıştır. TSK’nın millî güvenliğin sağlanması vekorunmasında üstlendiği görev dikkate alındığında askerî disiplinin sağlanması,TSK’da çalışmak isteyenlerin diğer kişilerin tabi olmadığı bazı sınırlamalaratabi olmalarını gerektirmektedir. Dolayısıyla TSK’nın istihdam etmek istediğipersonelde arayacağı nitelikler konusunda daha geniş bir takdir yetkisine sahipolduğuna kuşku yoktur.
116.Somut olayda başvurucunun dava konusu yaptığı işlemin sözleşmesinin feshideğil, sözleşmenin yenilenmemesi işlemi olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. İdaresöz konusu resim ve yazıların paylaşımı nedeniyle başvurucunun sözleşmesinifeshetme yoluna gitmemiştir. Ancak bu sözleşmenin süresinin bitiminden sonraidare; başvurucuyu yeniden istihdam edip etmeme konusunda değerlendirmeyaparken sicil, ödül, ceza yanında kurumsal e-posta hesaplarının denetimbirimlerince e-postaların göreve/hizmete yönelik olup olmaması yönündendüzenlenen raporu da esas alarak sözleşmeyi yenilememe yönünde takdirkullanmıştır. Bu bakımdan askerî disiplinin gerekleri açısından daha sıkıkuralların geçerli olduğu bir statüde personel istihdam ederken TSK’nın takdiryetkisinin daha geniş olduğu dikkate alındığında başvurucunun yeniden istihdamedilmemesine yönelik işlemin demokratik toplumda gerekli ve orantılı olmadığısöylenemez.
117.Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddialarının bir ihlal içermediğianlaşıldığından Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınanhaklarının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
ZühtüARSLAN, Engin YILDIRIM, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Hicabi DURSUN,Hasan Tahsin GÖKCAN ve Rıdvan GÜLEÇ bu görüşe katılmamışlardır.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
2. AYİM'inyapısından kaynaklandığı ileri sürülen nedenlerle adil yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,
3. Özel hayatıngizliliği hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddialarınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliğihakkı ile 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin İHLALEDİLMEDİĞİNE Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, SerruhKALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, HicabiDURSUN, Hasan Tahsin GÖKCAN ve Rıdvan GÜLEÇ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
C.Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
10/12/2015tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1.Başvurucu, elektronik posta (e-posta) yazışmaları dikkate alınarak HavaKuvvetleri Komutanlığı tarafından subay sözleşmesinin yenilenmemesinin özelhayatın gizliliğini ve haberleşme hürriyetini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
2. Başvurucunun e-postalarının denetlenereksubaylık sözleşmesinin yenilenmemesi, kamu makamları tarafından başvurucununözel hayata saygı hakkına ve haberleşme hürriyetine yönelik müdahaleniteliğindedir. E-postaların kurumun dâhili internet sisteminden alınması veyagönderilmesi, Anayasa’nın 20. maddesinde güvenceye alınan özel hayatıngizliliği ile 22. maddesinde korunan haberleşme hürriyetini devre dışıbırakmamaktadır.
3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de, kamuimkânlarının kötüye kullanılmasını engellemek amacıyla da olsa, kamu kurumlarında dâhili iletişimsisteminden yapılan konuşmaların, e-postaların ve internet kullanımınındenetlenmesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesinde yer alan “özelhayat” ve “haberleşme” kavramları kapsamında değerlendirmektedir (Halford/Birleşik Krallık, B.No:20605/92, 25 Haziran 1997, § 44; Copland/BirleşikKrallık, B.No: 62617/00, 3 Nisan 2007, §41). AİHM’e göre, kamu makamlarının kurumsal telefon,e-posta ve internet üzerinden paylaşılan bilgileri, başvurucunun bilgisidışında toplaması ve depolaması, bu bilgiler tamamen yasal olarak toplanmış veherhangi bir disiplin işleminde kullanılmamış olsa bile, özel hayatın vehaberleşmenin gizliliğine müdahale teşkil eder (Copland/Birleşik Krallık, §§ 43, 44).
4. Somut başvuruda, müdahalenin kanuniliği vemeşru amacının varlığı konusunda çoğunluğa katılıyoruz. Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda sözleşmelisubay olarak görev yapan başvurucunun, resmi e-posta adresine gelen ve buhesaptan gönderilen mesajların, istihbarat ve istihbarata karşı koymahassasiyeti çerçevesinde, milli güvenliği koruma amacıyla E-Posta DenetimBirimi tarafından denetlendiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, e-postalarıniçeriğinden hareketle başvurucunun sözleşmesinin yenilenmemesi işleminin silahlıkuvvetlerin disiplinini ve saygınlığını korumaya yönelik olduğu dasöylenebilir.
5. Müdahalenin kanuni dayanağının ve meşruamacının olması, ihlal teşkil etmediği anlamına gelmemektedir. Bu durumdasınırlama, Anayasa’nın 13. maddesinde ifadesini bulan demokratik toplumdüzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterlerine de uygun olmalıdır. Özel hayatıngizliliği hakkı ile haberleşme hürriyetine yönelik müdahalelerin ölçülü kabuledilebilmesi için, müdahaleyle gözetilen genel yarar ile özel hayatına ve haberleşmesinemüdahale edilen kişinin yararı/kaybı arasında adil ve hakkaniyete uygun birdengenin sağlanması gerekir. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarında vurgulandığıüzere, Anayasa’nın 13. maddesinde “belirtilenölçütlere riayetle bir sınırlandırma yapılıp yapılmadığının tespiti için,müdahale teşkil ettiği ve özel hayatın gizliliği hakkını ihlal ettiği iddiaedilen önlemin temelini oluşturan meşru amaç karşısında, bireye düşenfedakârlığın ağırlığının göz önünde bulundurulması ve gözetilen genel yararıngerekleri ile bireyin temel hakkının korunması arasında adil bir dengeninkurulup kurulmadığının belirlenmesi zorunludur.” (Serap Tortuk, B.No: 2013/9660, 21/1/2015 § 48).
6.Hiç kuşkusuz, Silahlı Kuvvetler bünyesinde resmi e-posta hesabının amaç dışıkullanılması yasaklanabilir ve bu yasak bir takım disiplin müeyyideleriyleetkili bir şekilde uygulanabilir. Bu yönde bir işlem yapıldığına dair dosyadaen küçük bir belirti yoktur. Başvurucu tarafından sözleşmenin yenilenmemesiişlemine karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) önünde açılan iptal davasıdevam ederken, davalı idarenin gönderdiği savunmaya ekli gizli bilgi vebelgelerden de bu konuda hiçbir işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. E-PostaDenetim Birimi’nin 16/12/2011 tarihli raporuna göre, başvurucu 2/6/2009tarihinden 1/7/2011 tarihine kadar farklı zamanlarda bir sivil memurla, astlarıve devreleriyle çok sayıda gayri ahlaki içerikli e-posta paylaşımındabulunmuştur. Ancak bu süre içerisinde, başvurucu hakkında hiçbir disiplinişlemi yapılmadığı gibi, herhangi bir uyarıda da bulunulmamıştır.
7. Başvurucunun, sistemin amaç dışındakullanılması durumunda yasal işlem yapılacağının belirtilmesine karşılık,kendisine hiçbir soruşturma açılmadığı, uyarı yapılmadığı veya disiplin cezasıuygulanmadığı yönündeki itirazlarını karşılamaya yönelik olarak AYİM’in kararında da herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.Aksine, bu süre içerisinde başvurucunun sicil notlarının çok iyi olduğu, sicilamirlerince hakkında herhangi bir olumsuz kanaat bildirilmediği, herhangi birdisiplin cezası almadığı, takdir ve ödül belgelerinin bulunduğu, en önemlisisözleşmesi yenilenecek subaylara ilişkin nitelik belgesinin sicil amirlerinceolumlu tanzim edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
8.Çoğunluk görüşüne göre “çalıştığı askerikurumun saygınlığını zedeleyen bir subayın sözleşmesinin yenilenmemesinin kurumtarafından itibarının tamiri ve bu tür fiillerin yeniden yapılmasının önlenmesiamacıyla sosyal bir ihtiyaç olarak görüldüğü anlaşılmıştır” (§ 115).Ancak bu gerekçe, idarenin yaklaşık üç yıl boyunca, en iyi ihtimalle dee-postaların gayri ahlaki yazı ve resim içerdiği tespiti yapıldıktanbaşvurucunun sözleşmesinin yenilenmemesi işlemine kadar sekiz ayı aşan süreboyunca hiçbir işlem yapmadığı gerçeği karşısında tutarlı değildir. Bu kadaruzun bir süre başvurucu hakkında hiçbir uyarıda bulunulmaması ve herhangi birdisiplin işleminin yapılmaması, sözleşmenin yenilenmemesine gerekçe olarakgösterilen e-postaların aslında kurum itibarına tamiri zor zararlarvermediğinin de zımnen kabulü olarak anlaşılabilir.
9.Diğer yandan, çoğunluk gerekçesinde yer alan dava konusu işlemin, başvurucununsözleşmesinin “feshi” değil, “yenilenmemesi” olduğu, dolayısıyla bu haliylemüdahalenin “orantılı” olduğu şeklindeki görüşe de (§ 116) katılmak mümkün değildir.İdarenin son üç yıldır hakkında hiçbir işlem yapmadığı mesajlara dayanarakbaşvurucunun sözleşmesini yenilememesi, kişinin geçim kaynağını dolayısıylageleceğini etkileyen son derece ağır bir yaptırım mahiyetindedir. Bu türyaptırımların başvurucuların “meslekî hayatıüzerinde olduğu kadar, temel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyleekonomik geleceği üzerinde de önemli bir etki oluştur”duğuaçıktır (Serap Tortuk,B.No: 2013/9660, 21/1/2015, § 60). Somut başvuruda,sözleşmesi yenilenmeyen başvurucunun subay olarak görev yaptığı, SilahlıKuvvetler dışında iş bulmasının diğer meslek mensuplarına kıyasla daha zorolduğu gerçeği de dikkate alındığında, başvuru konusu müdahalenin öngörülenmeşru amaçla ölçülü olduğu söylenemez.
10. Sonuçolarak, söz konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli ve ölçülüolduğu söylenemeyeceğinden, Anayasa’nın 20. maddesinde korunan özel hayatasaygı hakkı ile 22. maddesinde korunan haberleşme hürriyeti ihlal edilmiştir.Bu gerekçeyle, çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılma imkânı olmamıştır.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
KARŞIOY GEREKÇESİ
Somutolayda başvurucunun dava konusu yaptığı subay sözleşmesinin yenilenmemesineyönelik işlemdir. Davalı idarenin sözleşme yapma, feshetme, yenilememeaşamalarında takdir yetkisinin varlığı tartışılamaz. İdarenin sözleşmeninyenilenmemesinde, başvurucunun resmi e-posta adresine gelen ve bu hesaptangönderilen ve e-posta denetim birimi tarafından denetleme sonucu e-posta içerikdeğerlendirmelerinin esas alındığı, bununda özel hayatın gizliliğine birmüdahale olduğu açıktır. Müdahale haberleşme, haberleşmenin gizliliği,ve de özel hayatın gizliliği kapsamı içinde kaldığından yapılan müdahaleninbaşvurucunun Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olduğu düşünüldüğünde bilgigüvenliği ve milli güvenliğin korunması amacını taşıdığı ve meşru amaca yönelikolduğunda duraksanamaz.
Ancak,istihbari faaliyet çerçevesinde elde edilen sözkonusu e-postaların 2009 ve 2010 yıllarında gönderildiği, bu durumun E-PostaDenetim Biriminin 16/12/2011 tarihli inceleme raporunda tespit edilmiş olmasınarağmen, sözleşmenin yenilenmemesine karar verildiği 24/8/2012 tarihine kadarbaşvurucu hakkında herhangi bir disiplin işlemi gerçekleştirilmediği başvurudosyası incelendiğinde, başvurucunun sicil notlarının çok iyi düzeyde olduğu,sicil amirlerince hakkında herhangi bir olumsuz kanaat bildirilmediği, disiplincezasının bulunmadığı, takdir ve ödül belgelerinin bulunduğu, bu itibarlabaşvurucunun söz konusu eylemlerinin kamu hizmetinde bulunmasına esasen engelolarak görülmediği, sözleşmesi yenilenecek subaylara ilişkin nitelik belgesindede başvurucunun sicil amirlerince herhangi bir olumsuz görüş belirtmediğianlaşılmaktadır. Başvurucunun sözleşmesinin yenilenmemesi işleminin, meslekihayatı üzerinde olduğu kadar, temel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyleekonomik geleceği üzerinde önemli bir etki oluşturduğu da dikkate alındığında,sınırlandırma ile ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğüsınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir dengenin gözetilmediği sonucunavarılmıştır.
Kaldıki;
GenelKurmay Başkanlığı tarafından yapılan düzenleyici işlem ile askeri personelin bilgisayarlarıüzerinden gönderdikleri e-postaların denetleneceğine ilişkin 27/2/2006 tarih ve6406668 sayılı emrin amacı ve kapsamı, denetim şekli ve ilgili birime ilişkine-posta kullanım yetkisi verilmiş başvurucu personele yasakları vemüeyyidelerinin imza karşılığı tebliğ edileceğine ilişkin AÇIK BİR DÜZENLEMEVARDIR. Nitekim bu kapsamda, TSK net e-posta sistem kullanımı konulu emir30/7/2010’da bilgi sistem kullanıcılarına “uyacağı kurallar” başlıklı yazı29/12/2009’da başvurucuya imza karşılığı ( özlük dosyasında mevcut ) tebliğedilmiş ise de 6406668 sayılı emrin yerine getirilmesi için 22/3/2006 tarih ve48960 sayılı Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nca yayımlanan e-posta denetimbirimine e-potaların hizmete/göreve ilişkin olup olmama ve istihbarata/istihbaratakarşı koyma yönlerinden inceleneceği ve bu emrin tüm personele imza karşılığıtebliğ edileceği, tebliğ nüshasının personelin birlik şahsi dosyasında muhafazaedileceğine ilişkin bu açık emre rağmen,
Dosyainceleme aşamasında, Anayasa Mahkemesinin ara kararı üzerine, Hava KuvvetleriKomutanlığı tarafından bu konuda sorulan soruya verilen cevapta, 22/3/2006tarihli emrin başvurucuya tebliğ edildiğine dair tebellüğ belgesineulaşılamadığı bildirilmiştir. Buna göre, Genel Kurmay Başkanlığının 27/2/2006tarihli ve 6406668 sayılı emri ve Hava Kuvvetleri Komutanlığının 22/3/2006tarih ve 48960 sayılı emrinin başvurucu bakımından ulaşılabilir veöngörülebilir olmadığı, dolayısıyla yukarıda ilkeleri belirtilen kanunilikşartını sağlamadığı anlaşılmaktadır.
Butespite rağmen anılan emirlerde yer alan hususların bir yönerge halinegetirildiği ve TSK personeline görev bilgisayarları aracılığı ile intranetortamında ilanen tebliğ edildiği, dolayısıylebaşvurucunun yönerge içeriğine ulaşma imkanı bulunduğuifadesi ile kanunilik unsurunun karşılandığı ifade edilmiş ise de,
GenelKurmay Başkanlığının e-posta denetim birimi oluşturulması emir içeriğininyerine getirilmesine ilişkin emirde yer alan emrin imza karşılığı tebliğesasına ilişkin hususların açıklığa kavuşturulmadığı ve hatta yukarıdadeğinilen sonraki tarihli (29/12/2009, 30/7/2010) aynı konudaki emirlerin imzakarşılığı tebliğ edilmişliği dikkate alındığında, idarenin internet ortamındasunumunun tebliği koşulunu karşıladığı görüşüne katılma olanağı yoktur.
Hakkınkullanımına gelecek sınırlamada beklenen kanunilik unsuru, kanun ya da yetkiveren hukuki düzenlemenin açık ve kesin öngörülebilirliğini aramakta ve hukukigüvenliğin tesisinde önemli olduğuna işaret etmektedir.
İdareönce, yazılı emrinin içeriğini değiştirmiş ise bunu da açıkça belirtmelidir.Aksi hal idarenin takdirinde keyfilik olarak değerlenebilecektir.
Anılannedenlerle Anayasa’nın 20. ve 22. maddeleri kapsamında değerlendirilebilenmüdahale ihlal niteliği taşıdığından çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
Üye
Serruh KALELİ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvurucunun özel hayatın gizliliğineyapılan bir müdahale sonucu elde edilen bulgulara dayanılarak, sözleşmeli subaystatüsünün yenilenmediği anlaşılmaktadır.
2. Türk Silahlı Kuvvetlerine dokuz yıl başarıile hizmet etmiş olan başvurucunun başkaca bir olumsuzluğu saptanamadığından,sözleşmenin yenilenmemesinin yalnızca “pornografik”olduğu öne sürülen e-postalara dayandırıldığı açıktır. Bu durumda bahse konu e-postalarınniteliğinin, fiilen işsiz bırakma anlamına gelen “sözleşmenin yenilenmemesi” yaptırımını gerektirecek kadarağır bir nitelik taşıyıp taşımadığı değerlendirilmeli ve olayda temel hakihlali bulunup bulunmadığı, yapılan işlemde bir ölçüsüzlük bulunupbulunmadığına göre tespit edilmelidir.
3. İdare, başvurucunun “pornografik” yazı, karikatür ve resimlerie-posta ile kendisiyle aynı rütbedeki kişilere ve bir sivilmemura göndermesini askerlik hizmetinin gerekleri ile bağdaşmaz niteliktegörmüş ise de “pornografi”nin her şeyden önce TürkCeza Kanunu’nun (TCK) 226. maddesinde düzenlenen “müstehcenlik” suçunun karşılığını teşkil ettiği, başvurucunun eyleminin ise TCK 226. maddesikapsamına girmeyen erotik nitelikli resim, karikatür ve yazılardan ibaretolduğu anlaşılmaktadır.
4. Bu tür bir davranışın suç teşkil etmese bilesilahlı kuvvetlerin disiplinini bozucu olduğu da ileri sürülemez. Çünkübaşvurucunun yaptığı paylaşımlar, ast ve üstler arasında değil, arkadaşlıkilişkisi içinde bulunduğu aynı rütbedeki veya sivil kişiler arasındagerçekleşmiştir. Öte yandan sadece belirli kişilerin girebileceği kapalı devrebir platformda (intranet) yapılane-posta yazışmalarından üçüncü şahısların haberdar olmasının mümkün olmadığıaçıktır. Bu nedenle e-posta yazışmalarının silahlı kuvvetlerin itibarınızedeleyici bir etkisi olacağından da söz edilemez.
5. Açıklanan nedenlerle Silahlı Kuvvetlerinsözleşmeyi yenilememe yönündeki uygulamasının, “demokratikbir toplunda zorunlu” ve “ölçülü”olmadığı açıktır. Sonuç olarak, başvurucunun özel hayatının gizliliğinin ihlaledildiği ve mağduriyetine yol açıldığı, bu nedenle başvurunun KabulEdilebilirliğine karar verilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY YAZISI
2013/7666nolu bireysel başvuruda ki çoğunluğun görüşüne,azınlığın karşıoylarında Anayasa’nın 20. ve 22.,AİHS’nin 8. ve “ölçülülük” ilkesine dayandırılarak açıklanan gerekçelerlekatılmadım.
Üye
Hicabi DURSUN
KARŞIOY GEREKÇESİ
A. Başvuruya Konu Olay Ve Süreç
Başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığındasözleşmeli astsubay olarak 9 yıl çalışmış, sözleşmesinin yenilenmesi talebininkabul edilmemesi üzerine AYİM 1. Dairede yenilenmeme işlemine karşı iptaldavası açmış, ancak mahkeme gerekçesinde; yargılama sırasında mahkemeyegönderilen belgelere göre başvurucunun 22.4.2009 ila 1.7.2011 tarihleriarasında görevde kullandığı e-posta yazışmalarında bazı personele pornografikiçerikli resim ve karikatürler gönderdiği belirtilerek, davacının askeri edepkurallarına uymayan ve göreve aykırı yazışmalar yapması nedeniyle idarenintakdir yetkisini hukuka uygun kullandığı gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiş ve karar düzeltme istemi de reddedilmiştir. Başvurucu bu süreçte özelhayatının gizliliği ve haberleşme haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Olayda, kişinin görev yerinde kullandığıe-postası, Genelkurmay Başkanlığı'nın 14.5.2007 tarihli Yönergesi uyarıncadenetlenmiştir. Anılan Yönergede TSK Net E-Posta sisteminin görevle ilgilibilgilerin arzı, emirlerin duyurulması ve bayram mesajı, kutlamalar ve benzerisosyal etkinliklere olanak sağlayacak mesajların gönderilmesi amacıylakullanılacağı, bu sistemin amaç dışı kullanımının önlenmesi amacıyla idarecedenetim sistemi kurulacağı ve denetleneceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Buanlamda başvurucunun bu Yönerge içeriğini bildiği düşünülmektedir.
Ancak, bilindiği üzere temel hak veözgürlüklerle ilgili olarak yapılan müdahalelerin hukuka uygunluğunundenetlenmesinde ilk test kanunilik testidir. Yapılan müdahalenin kanuni birdayanağının bulunmaması durumunda, diğer ölçütlere başvurmaksızın müdahaleninhukuka aykırı olacağı ve hak ihlalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Kanunilikölçütü bakımından AİHM içtihatlarında bilinebilir, ulaşılabilir veöngörülebilir olmak kaydıyla kanun veya diğer ikincil mevzuatın da yeterliolacağı kabul edilmektedir. Fakat Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarındabelirtildiği üzere, hukukumuz bakımından bireysel başvuruda Anayasal denetimyapıldığından, bu konudaki anayasal 'kanunilik' ilkesinin esas alınmasıgerekmektedir.
Başvurucu, Anayasa’nın 20. ve 22.maddelerindeki haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Gerçekten,e-posta denetimi yapılması ve bu denetim sonucu elde edilen bilgilerinbaşvuranın meslek hayatına son verecek biçimde kullanılmış olması özel hayatıngizliliği ve haberleşme hürriyetine müdahale oluşturur niteliktedir. Şu halde bu müdahalenin hukuka uygun görülebilmesi için ilkolarak kanuni bir dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. HavaKuvvetleri Komutanlığı, Mahkemenin bu konudaki yazısına verdiği cevapta,Genelkurmay Başkanlığı E-Posta Yönergesinin ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı emrininkanuni dayanağı olarak; 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milliİstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 5. maddesinin (a) fıkrasının üçüncü altbendinde yer alan "Bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınınDevlet İstihbaratına ilişkin görevleri şunlardır :.... 3. İstihbarata karşı koymak" ibaresinin ve 1324 sayılı GenelkurmayBaşkanının Görev ve Yetkilerine Ait Kanun'un 2-a. maddesindeki;"Genelkurmay Başkanı, .... a) İstihbarat, harekat,teşkilat, eğitim, öğretim ve tedarik dışındaki lojistik hizmetlerin Kara,Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ve Genelkurmay Başkanlığına bağlıkuruluşlar ile uygulanmasını sağlar." cümlesinin yasal dayanak olduğubelirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi çoğunluğu da belirtilen bu hükümlerinkanunilik testini aşmak için yeterli bulunduğunu kabul etmiş ve yapılanmüdahalenin ölçülü olduğu sonucuna ulaşarak hak ihlali bulunmadığına kararvermiştir. Aşağıda açıklayacağım üzere, bu olayda kanunilik şartınıngerçekleşmemesi nedeniyle hak ihlali olduğu görüşünde olduğumdan sayınçoğunluğun bu görüşüne iştirak edememekteyim.
B. Müdahalede Kanunilik Öğesinin Bulunmadığınaİlişkin Gerekçemiz
Anayasa’nın 13. maddesinde "temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir."denilmektedir. Dolayısıyla getirilen 'kanunilik' güvencesi nedeniyleAnayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümünde yer alan temel hak veödevler (Anayasa m. 12 - 40) ile dördüncü bölümdebulunan siyasi hak ve ödevler (m. 66-74) doğrudan KHK veya tüzük ya dayönetmelikle veya diğer bir düzenleyici işlemle sınırlanamaz. Anayasa’nın 13.maddesinin devamında, kanunla yapılan sınırlamanın "Anayasanın sözüne veruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine veölçülülük ilkelerine aykırı olamayacağı" da ifade edilmektedir. Bireyselbaşvuru yönünden, bir temel hak ve hürriyete yapılan sınırlama kanun düzeyindedeğilse, diğer sınırlama nedenleri incelenmeksizin, sınırlamanın Anayasa’ya vehukuka aykırı olduğu ortaya konulmuş olunacaktır. Sınırlamanın kanunlayapılacak olması, o konuda hiçbir idari düzenleme yapılamayacağı anlamınagelmemektedir. Ancak bu kuralla yönetilenlere getirilen Anayasal güvence, birtemel hak ve özgürlüğü sınırlamayı öngörecek olan herhangi bir müdahalenin'kanun' düzeyinde yapılması zorunluluğudur.
Bilindiği üzere temel hak ve özgürlüklerinAnayasa’da düzenlenmesinin; kişi haklarını güvenceye almak ve bu yolla idareyisınırlandırmak biçiminde iki boyutu bulunmaktadır. İdarenin fonksiyonlarıgereği sahip olduğu kabul edilen ve Anayasa’da belirtilen düzenleyici işlemleryapma yetkisi Anayasa’nın 13. maddesiyle sınırlandırılmıştır. Bir temel hakkayapılacak müdahalenin kanuni dayanağının bulunması zorunluluğu elbette bukonuda hiçbir biçimde idari düzenleme yapılamayacağı anlamına gelmemektedir.Örneğin adli bir soruşturma bulunmadığı halde bir taşıt sürücüsünün trafikakışı içerisinde denetlenmesi ve idari yaptırım kararı verilebilmesi içinilgili kanunda bu yetkinin idareye verilmiş olması zorunludur. Ancak butakdirde idare kanundaki bu yetkiyi ne şekilde kullanacağına ilişkin olaraktrafik denetiminin esas ve usullerini yönetmelikte ve uygulama talimatındadüzenleyebilir. Başka bir anlatımla, kanun dışındaki tali düzenleyiciişlemlerin bir temel hakkı sınırlayıcı mahiyetteki içeriklerinin mutlaka ohakkın sınırlandırılmasına yetki veren kanun hükmüne dayalı bulunması şarttır.Aksi takdirde kişi hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılmasında 'kanunilik'güvencesi tanınmasının bir anlamı olmayacaktır.
Diğer taraftan, "yürütme yetkisi vegörevi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasa ve kanunlara uygunolarak kullanılır ve yerine getirilir" biçimindeki Anayasa’nın 8.maddesinde yer alan kuralın gereği olarak da, idarenininsan haklarına müdahale gerektiren hususta kanuni bir dayanak olmadan talidüzenleyici işlem veya uygulama yapma yetkisinin bulunmadığı sonucunaulaşılmaktadır. Yine Anayasa’nın 123. maddesindeki; "idare kuruluş vegörevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir" hükmü de bu kuralı teyiteder niteliktedir. Doktrinde de işaret edildiği üzere, anılan Anayasa hükümleri'idarenin kanuniliği' ilkesini düzenlemekte ve bu ilke uyarınca idare her türlüfaaliyetinde kanunla bağlı olduğu gibi, kanuni dayanağı olmayan hiçbir işlemveya eylemde bulunamaz. İdarenin (Anayasa madde 107 gibi istisnası dışında)doğrudan Anayasa’dan kaynaklanan ve kanuni temeli olmadan kullanılabilecek birdüzenleme yetkisinin bulunmadığı ifade edilmektedir (Prof. Lütfi Duran, İdareHukuku Dersleri, 1982, s. 37). Ancak kanuna dayanmak kaydıyla Anayasa’da yeralmayan diğer düzenleyici işlemleri yapma konusunda da idarenin genel düzenlemeyetkisinin var olduğu kabul edilmektedir (Prof. Metin Günday, İdare Hukuku,Ankara 1996, s. 152; Prof. Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, 12.B. s. 247;Prof. Bahtiyar Akyılmaz, Prof. Murat Sezginer, Doç.Cemil Kaya, Türk İdare Hukuku, Ankara 2009, s. 136 vd.; düzenlenemez (Prof.Kemal Gözler, Anayasa Hukukuna Giriş, 2013, s. 317). Başka bir anlatımlaAnayasa idareye düzenleme yetkisi vermekle birlikte bu yetkininkullanılabilmesi için kanuni bir dayanağın varlığı gereklidir.
Anayasa Mahkemesine göre de yürütmenindüzenleyici işlem yapma yetkisi 'kanunilik ilkesi' bağlamında ve tamamlayıcıniteliktedir (AYM 13.6.1985, 1984/14 - 1985/7). İdarenin düzenleyici işlem yapması konusundakimi zaman kanunda veya Anayasa gereği 'bağlı yetki' öngörülmüş, kimi durumdaise takdir yetkisine sahip olduğu kabul edilmiştir. Anayasa’nın 13. maddesindetemel haklara ilişkin olarak 'kanunla düzenleme zorunluluğu' biçimindegetirilen sınırlamanın, idarenin düzenleyici işlem yapma yetkisi yönünden'bağlı yetki' getirdiği düşünülmelidir. Esasen 13. maddedeki sınırlama olmasadahi, hukuk devleti ilkesi yönünden de düzenleyici işlemlerle kişi haklarınamüdahale edilebilmesi için açık bir kanuni dayanağın bulunması zorunlugörülmelidir (Bkz.; T. Bekir Balta, İdare Hukuku I, s. 127, nakleden Prof.Turgut Tan, Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında Yürütmenin Düzenleme Yetkisi,Anayasa Yargısı, 1986, C.III, s. 207). Anayasa’nın 13. maddesi, temel haklarlailgili olarak yürütmenin düzenleyici işlem yapmasının yasaklandığı biçimindeyorumlanmamalıdır. Yürütme, temel bir hakkı sınırlandıran bir kanun hükmününuygulanmasını sağlamak üzere de düzenleyici işlem yapabilir. Fakat Yürütme,"düzenleyici işlemlerle, yasa tarafından öngörülmemiş bir sınırlandırmayapamaz." (Prof. H. Tahsin Fendoğlu, 2001 Anayasa Değişikliği BağlamındaTemel Hak ve Özgürlüklerin Sınırlandırılması, Anayasa Yargısı, 2002, s. 126).Daha açık ifadeyle, bir temel hakkı sınırlandıran kanun hükmü olmadıkça, o hakdoğrudan (ilk olarak) yürütme organı tarafından sınırlandırıcı biçimdedüzenlenemez (Prof. Kemal Gözler, Anayasa Hukukuna Giriş, 2013, s. 317).İdarece düzenleyici işlem yapılırken; "yasanın bütününe bağlı kalınmasızorunlu olduğu gibi, yasayı ve yasanın amacını aşar veya yasa konusu alanlaragirer nitelikte düzenleme yapma olanağı da bulunmamaktadır." (HalilKalabalık, “İdare Hukukunda Takdir Yetkisi Kavramı ve Benzer KurumlarlaKarşılaştırılması’’, GÜHFD, C.I, S.2, 1997, s.205). Bu bakımdan, salt askeri Yönerge ile kişi haklarınısınırlayıcı işlem-eylem yapma yetkisinin verilmesi de bu bağlı yetkiye vedolayısıyla Anayasa’ya aykırıdır. Anayasa’ya göre daha önce kanunla veyatüzükle düzenlenmeyen bir alanın Yönetmelikle dahi düzenlenmesi yasaklandığı(Prof. Kemal Gözler, İdare Hukuku, 2.B. C.I, s. 1168)halde, doğrudan Yönergeyle düzenleme yapılması asla düşünülemeyecek bir hususolmalıdır. Diğer düzenleyici işlemlerin idarenin genel yetkisindenkaynaklandığı görüşü ileri sürülse dahi, bu konudaki düzenlemenin kanuna veAnayasa’ya aykırı olamayacağı açıktır. Nitekim Anayasa Mahkemesi bir kararında,tüzük ve yönetmeliklere ilişkin Anayasal sınırların, diğer düzenleyici işlemlerbakımından da geçerli olduğuna işaret etmiştir (AYM 18.6.1994, 1994/46 E. - 1994/57 K.) Yine Anayasa Mahkemesinin bir kararındabelirtildiği gibi, "bir hukukdevletinde kaynağını anayasadan almayan bir düzenlemenin hukuk alemindevarlığını sürdürmesi düşünülemez." (AYM., 11.06.2003,E.2001/346, K.2003/63). Bu anlamda kaynağını kanundan almayan ve kanun veAnayasa’ya aykırı bir düzenleyici işlemin de hukuk aleminde varlığını vemeşruiyetini koruyacağını söylemek mümkün görünmemektedir.
İncelenen olayda, görevle bağlantılı olsa dahiilgili askeri Yönerge'de sosyal amaçlı mesajlardakullanılabileceği belirtilen ve dolayısıyla özel hayatın gizliliği vehaberleşme özgürlüğüyle de ilgili olan bu tür mesajların idare tarafındandenetlenmesinin kanuni bir temelinin bulunmadığı görülmektedir. İdarenin kanunitemel olarak gösterdiği hükümler idareye yalnızca; "istihbarata karşıkoymak" veya "istihbarat vb. hizmetlerin uygulanmasını sağlamak"biçiminde yetkiler vermektedir. Bu hükümler örneğin, ülkenin ve kurumungüvenliğini sağlamak amacıyla istihbarat elde etmeye veya casuslukfaaliyetlerine karşı birtakım önlemler almaya yetki vermektedir. Bu kapsamda, dayanakkanun hükmü uyarınca gerek personelin ve gerekse sivil kişilerin temel hak veözgürlüklerine müdahale oluşturmayacak türdeki çok sayıda tedbirin alınması veuygulamanın yapılmasına yönelik olarak yönerge çıkartılması mümkündür. Ancakilgili hususlardaki tedbirlerin gereği olsa dahi, bu kanun hükümlerine dayalıolarak kişi hak ve özgürlüklerine müdahale oluşturacak bir tedbir veyauygulamanın salt yönergeyle düzenlenmesi Anayasa’nın 13. maddesindeki güvencesistemine ve hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Aksi düşüncenin kabulü,(Anayasa’ya ve hukuka aykırı olmasına karşın) yapılabilecek açık bir talidüzenlemeyle, diğer kamu kurumlarındaki görevlilerin ve hatta sivil kişileriniletişimlerinin 'istihbarata karşı koyma' görevi kapsamında denetlenebilmesininde yolunu açar.
Başvuruya konu olayda kanuni dayanağıbulunmadığı halde ilk olarak, başvuranın göreve tahsisli e-postası özel hayatve haberleşme özgürlüğünü kapsar biçimde denetlenmek suretiyle ve ikinci kez debu denetim sonucunda elde edilen özel hayata ilişkin veriler sözleşmeninyenilenmemesine gerekçe oluşturulmak biçiminde özel hayat ve haberleşmeözgürlüklerine yönelik olarak hak ihlalinde bulunulduğu görüşünde olduğumdan,çoğunluğun ihlal bulunmadığı yolundaki sonucuna iştirak edememekteyim.
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN