TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
BÜLENT TÜRK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/7002)
Karar Tarihi: 1/12/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 30/12/2016-29934
GENEL KURUL
KARAR
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucu
:
Bülent TÜRK
Vekili
:
Av. Hüseyin GÜLEÇ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, naklen atama işleminin iptali istemiyle açılandavada verilen yürütmenin durdurulması kararının gereği gibi uygulanmamasınedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 10/11/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 19/12/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş31/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 12/1/2015 tarihinde ibraz etmiştir.
7. İkinci Bölümün 29/6/2016 tarihinde yaptığı toplantıda niteliğiitibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görülen başvurununAnayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28. maddesinin (3)numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Bilişim Sistemi(UYAP) üzerinden başvuruya konu yargılama dosyasına ilişkin tespit edilenolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve OrganizeSuçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığında Bilgi Teknolojileri Şube Müdürü olarakgörev yapmakta iken 19/12/2013 tarihli Bakan oluru ile Polis AkademisiBaşkanlığına öğretim görevlisi olarak atanmıştır.
10. Başvurucunun anılan işlemin iptali ve yürütmesinindurdurulması istemi ile açtığı davada Ankara 5. İdare Mahkemesinin 21/2/2014tarihli ve E.2014/4 sayılı kararıylabaşvurucunungörevinden alınması sonucunu doğuran işlemin hukuka aykırı olduğu veuygulanması hâlinde telafisi güç zararlar doğacağı gerekçesiyle 6/1/1982tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi gereğinceişlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Karar gerekçesişöyledir:
“…davalı idarece davacının Emniyet GenelMüdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı(KOM)'nda Bilgi Teknolojileri Şube Müdürü görevinden alınmasınıgerektirecek herhangi bir ihtiyacın ortaya konulamadığı gibi, davacınınyeterliliğini veya başarısını kusurlandıracaknitelikte hukuken geçerli, objektif bir bilgi veya belgenin de dava dosyasınasunulmadığı ve dava konusu işlemin salt takdir yetkisine dayanılarak tesisedildiği anlaşıldığından, davacının görevden alınmasına ilişkin işlemin kamuyararı ve hizmet gereklerine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, davacının Emniyet Genel MüdürlüğüKaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı(KOM)'nda Bilgi Teknolojileri Şube Müdürü görevinden alınmasısonucunu doğuran dava konusu işlemin uygulanması halinde davacı açısındantelafisi güç zarar doğuracağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açıkolan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlardoğabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27.maddesi uyarınca teminat alınmaksızınyürütülmesinin durdurulmasına,…”
11. İdarenin karara karşı yapmış olduğu itiraz, Ankara Bölgeİdare Mahkemesi Birinci Kurulunun 2/4/2014 tarihli ve Y.D. İtiraz 2014/1832sayılı kararıyla reddedilmiştir.
12. Yürütmenin durdurulması kararı üzerine idare, 14/4/2014tarihli Bakan olurlu işlem ile 6/3/2014 tarihli ve 28933 Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 21/2/2014 tarihlive 6526 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile değiştirilen 2577 sayılı Kanun’un 28.maddesi gereği boş kadro olmadığı gerekçesiyle başvurucuyu tekrar PolisAkademisi Başkanlığına öğretim görevlisi olarak atamış, atama işlemibaşvurucuya 22/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu 21/5/2014 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.
14. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra Ankara 5. İdare Mahkemesi25/12/2014 tarihli ve E.2014/4, K.2014/1664 sayılı kararıyla dava konusubaşvurucunun Bilgi Teknolojileri Şube Müdürlüğünden alınarak Polis AkademisiBaşkanlığına öğretim görevlisi olarak atanmasına ilişkin 19/12/2013 tarihliişlemin iptaline karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
“Olayda, davacının Polis Akademisi'nden mezunolduktan sonra muhtelif kadrolarda görev yaptıktan sonra, 30.06.2011 onaytarihli işlem ile Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize SuçlarlaMücadele Dairesi Başkanlığı(KOM)'nda BilgiTeknolojileri Şube Müdürü olarak görev yaptığı, bu görevini yaparken almışolduğu bir cezanın veya olumsuz sicilinin bulunmadığı gibi sicillerinin çok iyiolduğu,davalı idare tarafından dava dosyasınadavacının görevinde verimsiz ya da başarısız olduğunu kanıtlayacak herhangi birbilginin ve belgenin sunulmayıp, idarenin kamu görevlilerinin yerlerinindeğiştirilmesi hususunda takdir yetkisine sahip bulunduğunun ve somutuyuşmazlıkta takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygunolduğunun savunulduğu dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı idarece davacının EmniyetGenel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele DairesiBaşkanlığı(KOM)'nda Bilgi Teknolojileri Şube Müdürügörevinden alınmasını gerektirecek herhangi bir ihtiyacın ortaya konulamadığı gibi,davacının yeterliliğini veya başarısını kusurlandıracaknitelikte hukuken geçerli, objektif bir bilgi veya belgenin de dava dosyasınasunulmadığı ve dava konusu işlemin salt takdir yetkisine dayanılarak tesisedildiği anlaşıldığından, davacının görevden alınmasına ilişkin işlemin kamuyararı ve hizmet gereklerine aykırı olduğu bu nedenle hukuka uyarlıkbulunmadığı sonucuna varılmıştır”
15. Davalı idare tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerineDanıştay Onaltıncı Dairesi 4/9/2015 tarihliE.2015/16307, K.2015/4823 sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararınınbozulmasına karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
“Emniyet hizmetlerinin önemi gereği ülkeiçinde bu hizmetin öngörülen seviyede ve aksama olmadan yürütülmesininmutlakkoşullarından birisi de istenilen yer ve/veya görev için planlanan seviyedepersonel bulundurulmasıdır. Bu durumda, idarenin kamu hizmetinin gerekleridoğrultusunda personelin görev yerini değiştirme konusunda kanunen sahip olduğutakdir yetkisini emniyet hizmetlerinin önem ve özelliğine uygun olarakkullandığı, bu takdir yetkisini kamuyararı ve hizmetgerekleri dışında subjektif (öznel) nedenlerlekullandığına dair herhangi bir bilgi belge de bulunmadığıanlaşıldığından;davacının kadro derecesi değişmeden aynı ilde eşdeğer bir göreve atandığıdikkate alındığında dava konusu işlemde kamuyararına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.”
16. Başvurucu tarafından bu karara karşı karar düzeltme yolunabaşvurulmuş olup henüz bu konuda bir karar verilmemiştir.
B. İlgili Hukuk
17. 2577 sayılı Kanun'un "Yürütmenindurdurulması" kenar başlıklı 27. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"1. Danıştaydaveya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesinidurdurmaz.
2. (Değişik: 2/7/2012 -6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idariişlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması veidari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesidurumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtiktensonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunmaalındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızında durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.)Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev veunvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idariişlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz.Yürütmenin durdurulmasıkararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu veişlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların nelerolduğunun belirtilmesi zorunludur. ...
...
7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkındaverilen kararlar;... idare ve vergi mahkemeleri iletek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine, ...kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsusolmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisinegelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerineverilen kararlar kesindir."
18. 2577 sayılı Kanun'un "Kararlarınsonuçları" kenar başlıklı 28. maddesinin (1) sayılı fıkrası,yürütmenin durdurulması kararı üzerine İdarece uygulama yapıldığı tarihteyürürlükte bulunan şekliyle şöyledir:
"Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idareve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarınınicaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmayamecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuzgünü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.:2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.)(…) (Ekcümleler: 21/2/2014-6526/18 md.) Kamu görevlilerihakkında tesis edilen atama, görevden alma, göreve son verme, naklen veyavekâleten atama, yer değiştirme, görev ve unvan değişikliği işlemleriyle ilgiliolarak verilen iptal ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarınıngereği; dava konusu edilen kadronun boş olması hâlinde bu kadroya, boş olmamasıhâlinde ise aynı kurumda kazanılmış hak aylık derecesine uygun başka birkadroya atanmak suretiyle yerine getirilir. Eski kadro ile atandığı yeni kadroarasında mali haklar bakımından bir fark bulunması durumunda, bu fark 14/7/1965tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 91inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen usul ve esaslar çerçevesindeödenir.”
19. Anayasa Mahkemesi, 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesindeyapılan değişiklik ile kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, görevdenalma, göreve son verme, naklen veya vekâleten atama, yer değiştirme, görev veunvan değişikliği işlemleriyle ilgili olarak verilen iptal ve yürütmenindurdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının gereğinin, dava konusu edilenkadronun boş olması hâlinde bu kadroya, boş olmaması hâlinde ise aynı kurumdakazanılmış hak aylık derecesine uygun başka bir kadroya atanmak suretiyleyerine getirileceğine ilişkin kurala yapılan başvuru üzerine anılandüzenlemenin Anayasa’nın 2., 13., 36.ve 138. maddelerine aykırı olduğuna veiptaline karar vermiştir (AYM, E.2014/86, K.2015/109, 25/11/2015). Kararınilgili kısmı ise şöyledir:
“102. Hukuk devleti ilkesi, vatandaşlarınhukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin hukuk kurallarıyla bağlı olduğubir sistemi ifade etmekte olup devletin hukuk kurallarına bağlılığınısağlayacak en önemli mekanizma, idarenin yargısal denetimidir. İdare karşısındabireylerin hak arama özgürlüğünü kullanmaları, idarenin eylem ve işlemlerininyargı denetimine açık olmasına bağlı olmakla birlikte bu husus, tek başınahukuk devleti ilkesi bakımından yeterli değildir. Hukuk devletinin gerçekleşmesiiçin aynı zamanda idarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararlarıngereklerine göre işlem ya da eylemde bulunması zorunludur. İdarenin, yargıkararlarını uygulamaması durumunda, hukuk devleti ilkesinin varlığından sözedilemez.
103. Anayasa’nın 138. maddesine göre yasama veyürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlarve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerinegetirilmesini geciktiremez. Buna göre, idare bağlı yetkiye sahiptir. İdarenin, yargıkararlarını uygulayıp uygulamama konusunda takdir yetkisi bulunmamaktadır.Bunun yanında idare, yargı kararını uygulamayı herhangi bir koşula dabağlayamaz. Aksine bir yaklaşım, iptal kararı ile ortadan kaldırılan işleminsonuçlarını geçerli kılmak anlamına gelir. İdare iptal kararının gereğine göreyeni bir işlem yapmak ve iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadankaldırmakla görevlidir. İdarenin başkaca bir tercih ve takdir hakkı yoktur.
104. Kuşkusuz, ilgililerin atama ve benzeriişlemlere karşı dava açmalarının nedeni, tesis edilen işlemin hukuka aykırıolduğunu ileri sürmek ve yargı kararı ile dava konusu işlemin hukukaaykırılığının tespiti halinde önceki görevlerine dönebilmektir. Oysa itirazkonusu kurallarla yargı kararlarının uygulanması “kadronun boş olması” koşulunabağlanmıştır. Uygulamada ise söz konusu kadroların boş bırakılmama, bukadroların söz konusu işlemler sonrası diğer kamu görevlileriyle doldurulmaihtimali çok yüksektir. Bu durumda yargı kararıyla dava konusu işlemin hukukaaykırılığı tespit edilmiş olsa bile kadro boş olmadığından bu kararuygulanamayacaktır. Dolayısıyla yargı kararlarının uygulanmasının bu şekildekadronun boş olması koşuluna bağlanmış olması hak arama özgürlüğünü etkisizhale getiren ölçüsüz bir sınırlamadır. Kural idarenin yargısal denetimini vehak arama özgürlüğünü etkisiz bırakacağından, hukuk devleti ilkesine aykırılıkoluşturduğu gibi idarenin bütün işlemlerinin yargı yoluyla denetlenmesi veyargı kararlarının bağlayıcılığı ilkelerini de ihlal etmektedir.”.
20. 2577 sayılı Kanun'un 52. maddesinin (4) numaralı fıkrasışöyledir:
"Kararın bozulması,kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 1/12/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, görev biriminin değiştirilmesi üzerine açtığıdavada verilen yürütmenin durdurulması kararının, 2577 sayılı Kanun’un 28.maddesi gerekçe gösterilerek uygulanmadığını, böylelikle yargı kararının etkisizhâle getirildiğini, yürütmenin durdurulması kararı gereği gibi yerinegetirilmediğinden başvuru yolunun etkili olmadığını, dava konusu işlemdendolayı kendisi ve ailesinin Mahkeme kararında da belirtildiği üzere telafisigüç zararlar içinde olduğunu, idare tarafından kendisine mobbinguygulandığını, tesis edilen işlemin amacının kendisini gözden düşürmek, görevelayık olmadığını ve yakın çevresinde kusuru var kanaatini uyandırmak olduğunu,idarece tesis edilen işlemin idareye güven ilkesine ve hukuki güvenlik ilkesineaykırı olduğunu, kamu yararına yönelik en verimli olduğu kadroda çalışmahakkının elinden alındığını belirterek Anayasa'nın 8., 11., 17., 36. ve 49.maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, 14/4/2014tarihli atama işleminin iptali ve 10.000 TL manevi tazminat talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu,EmniyetGenel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi BaşkanlığındaBilgi Teknolojileri şube müdürü olarak görev yapmakta iken Polis AkademisiBaşkanlığına öğretim görevlisi olarak atanmıştır. Başvurucu, bu işleme karşıaçtığı davada verilen yürütmesinin durdurulması kararının gereği gibiuygulanmamasından şikâyet etmekte olup başvurucunun şikâyetlerininmahkemeyeerişim hakkı kapsamında yargı kararının icrası yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
24. Bakanlık görüşünde, yürütmenin durdurulması kararının 2577sayılı Kanun’un 28. maddesindeki kural dikkate alınarak uygulandığı,başvurucunun yeniden Polis Akademisi Başkanlığına atanmasına ilişkin işlemekarşı dava açmadığı ve Ankara 5. İdare Mahkemesindeki yargılamanınsonuçlanmadığı hususlarının kabul edilebilirlik aşamasında gözönündebulundurulması gerektiği ifade edilmiştir.
25. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta, başvuruformundaki iddialarını tekrar etmiştir.
26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasında, herkesin,Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceğibelirtilmiştir. Buna göre Anayasa ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudasadece Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı içinde olan temel hak ve özgürlüklerinihlal edildiğine ilişkin iddiaları inceleme görevi verilmiştir.
27. Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuruda, anılan ortak korumaalanı içindeki temel hak ve özgürlüklerin ihlali iddialarını incelemekte,bununla birlikte bu incelemeyi yaparken, temel hakların yorumlanması ile kapsamve içeriğinin belirlenmesinde Anayasa'nın diğer maddelerinden destek normolarak yararlanmaktadır.
28. Örneğin, Anayasa Mahkemesi adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkin başvurularda incelemeyi Anayasa’nın 36. maddesikapsamında yapmakta ve bu maddenin yorumlanması ile kapsam ve içeriğininbelirlenmesinde Anayasa'nın yargılamaya ilişkin hususları düzenleyen diğermaddelerinden de faydalanmaktadır (Gerekçeli karara ilişkin Anayasa'nın 141.maddesin üçüncü fıkrası yönündenVedat Benli,B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30; makul süreye ilişkin Anayasa'nın 141.maddesinin dördüncü fıkrası yönünden GüherErgun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39; kanuni hâkimgüvencesine ilişkin Anayasa'nın 142. maddesi yönünden Mehmet Çelik, B. No: 2015/889, 17/11/2016,§ 56).
29. Öte yandan Anayasa'nın 36. maddesine 2001 yılında yapılanAnayasa değişikliğiyle eklenen "adil yargılanma" ibaresine ilişkingerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınanadil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. AnayasaMahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesini Anayasa'nın yargılamaya ilişkin diğerhükümleri ile Sözleşme'nin 6. maddesi ve Sözleşme'yiyorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığındayorumlamaktadır (Güher Ergun ve diğerleri,§ 38; Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §22; Adnan Oktar, B. No: 2012/917,16/4/2013, § 21).
30. Bu çerçevede bireysel başvuruya konu olan yürütmenindurdurulması kararlarının icra edilmediğine ilişkin şikâyetin de diğer arakararlarında olduğu gibi ancak ortak koruma alanında olan ve Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında veSözleşme'nin 6. maddesi ile buna ilişkin AİHM içtihadı göz önündebulundurularak incelenmesi gerekmekte olup Anayasa'nın 125. ve 138. maddeleriyönünden adil yargılanma hakkından bağımsız bir inceleme yapılması mümkündeğildir.
31. Anayasa’nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
32. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü,diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamandatoplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme,haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanmahakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmadabulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan birhaktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010). Bir uyuşmazlığı mahkeme önünegötürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme, yargılamanın sonuçdoğurmasını sağlayan hak arama hürriyetinin olmazsa olmaz koşuludur. Hak aramaözgürlüğünün bir gereği olan mahkemeye erişim hakkı, yargılama sonunda verilenkararın etkili bir şekilde aynen ve gecikmeksizin uygulanmasını dagerektirmektedir (AYM, E.2014/92, K.2016/6, 28/1/2016§ 109).
33. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde kararların icrasından açıkça bahsedilmemekle birlikte AİHM,mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının icra edilmesihakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkemeönüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını istemehaklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecinitamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Kararuygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No:18357/91, 19/3/1997, § 40).
34. Ancak AİHM içtihatlarında, icra edilmediğinden şikâyetedilen ve bu nedenle ihlale konu olan yargı kararlarının kesinliğine ve nihailiğine vurgu yapıldığı görülmektedir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Burdov/Rusya, § 34; Büker/Türkiye,B. No: 29921/96, 24/10/2000, §§ 28-34; AhmetKılıç/Türkiye, B. No: 38473/02, 25/7/2006, § 27). AİHM, üstmercilerin incelemesine tabi olabilecek ya da üst mahkemece bozulabilecekkararların Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının güvencesi altınaalınmadığını açıkça belirtmektedir. Temyiz merciinin, ilk derece mahkemesikararının uygulanmasını erteleme veya askıya alma gibi bir etkisinin olupolmadığına bakılmaksızın 6. madde sadece nihai ve bağlayıcı mahkemekararlarının uygulanmasını korur. Özellikle de temyiz merciinin, başvuranlarıntaleplerini dayandırdığı kararı bozduğunu gözönündebulundurarak, iç hukuk tarafından uygulanması zorunlu olsa bile idarenin bukarara uymamasını 6. maddenin gerekliliklerine aykırı olarak görmemektedir (Ouzounis ve diğerleri/Yunanistan, B. No: 49144/99,15/4/2002,§ 21).
35. Bu çerçevede AİHM genel olarak ihtiyati tedbir alınmasıamacıyla yürütülen davaları medeni hak ve yükümlülükler konusundaki biruyuşmazlık ile ilgili olarak kabul etmemekte ve dolayısıyla 6. maddeninkoruması kapsamına girmediğini belirtmektedir (Wiot/Fransa (k.k.), B. No: 43722/98,15/3/2001, Libert/Belçika (k.k.),B. No: 44734/98, 8/7/2004). Bu nedenle AİHM, yargılamanın uzunluğu ile ilgilidavalarda 6. maddeyi ihtiyati tedbirler ile ilgili kararın alınması talebindenitibaren değil esasa ilişkin davanın açılmasından itibaren uygulamaktadır (Jaffredou/Fransa (k.k.),B. No: 39843/98, 15/12/1998). Bununla birlikte, bazı istisnai durumlarda AİHM,özellikle ihtiyati tedbirin başvurucunun medeni hakları için belirleyici olmasıhâlinde 6. maddeyi ihtiyati tedbirlere de uygulamaktadır (Aerts/Belçika, 30/7/1998, Recueil1998-V; Boca/Belçika, B. No:50615/99, CEDH 2002-IX). AİHM, ihtiyati tedbirle ilgili meselenin asıl davaiçin geniş bir şekilde belirleyici olduğu ve tarafların hakları üzerinde yeterikadar uzun bir zaman dilimi içinde etkilerini gösterdiği durumlarda ve ihtiyatitedbir ile ilgili kararın niteliğinin de gerektirmesi halinde istisnai olarak6. maddenin uygulanabileceğini söylemektedir (Markass Car Hire Ltd/Kıbrıs(k.k.) B. No: 51591/99, 23/10//2001). Özetle AİHM,ihtiyati tedbirin konusunun,amacının ve ilgili olduğu hak üzerindeki etkilerinin çok yakından incelenmesigerektiğini ve bir tedbirin medeni hak veya yükümlülük için belirleyici olduğukanaatine varıldığında 6. maddenin uygulanacağını kabul etmektedir (Micallef/Malta, B. No: 17056/06, 15/10/2009,§§75-86).
36. Anayasa'nın 125. maddesinin beşinci fıkrasında idari işleminuygulanmasıyla telafisi güç veya imkânsız zararların doğacağı durumlarda,mahkemelere yürütmenin durdurulması kararı verme yetkisi tanınarak kişilere hakarama özgürlüklerini daha etkili biçimde kullanabilme olanağı sağlanmıştır(AYM, E.2012/107, K.2013/90, 10/7/2013). Hak arama özgürlüğü bakımındankişilerin idareye karşı sahip oldukları en etkili yargısal koruma mekanizmasıiptal davasıdır. İptal davasında, idari işlemin hukuk kurallarına aykırılığınınbelirlenmesi hâlinde iptali yoluna gidilmekte ve bunun sonucunda idarenin hukukabağlılığı ve hukuk düzeninin korunması sağlanmaktadır. Genel ilke, iptalkararlarının geriye yürümesi ve iptal edilen işlemi başından itibaren ortadankaldırması, bu işleme ve ona dayanan sonuçların hiç mevcut olmamış gibi kabuledilmesi olmakla birlikte bu ilke, idari işlemin iptal kararına kadarmevcudiyetine ve etki doğurmasına engel değildir. Bu nedenle kişileri iptaldavası sonuçlanıncaya kadar hukuka aykırı idari işlemin olumsuz etkilerindenkorumak, ileride giderilmesi veya düzeltilmesi imkânsız veya zor olan durumlarıönlemek, idareyi de hem olası bir tazmin yükünden kurtarmak hem de hukuksınırları içine çekerek hukuk devletinin kesintiye uğramadan devamını sağlamakamacıyla yürütmenin durdurulması kurumu öngörülmüştür (AYM, E.2008/77, K.2010/77,3/6/2010).
37. Yürütmenin durdurulması kurumu anayasal bir değer ve önemesahip olmakla birlikte adil yargılanma hakkı kural olarak uyuşmazlık bakımındannihai ve kesin nitelik taşıyan yargı kararlarının sonucuna erişmeyi güvencealtına almakta olup yürütmenin durdurulması kararlarının bu nitelikte olmadığıaçıktır. Yürütmenin durdurulması kararlarının icra edilmemesinin de diğer arakararlarında olduğu gibi ancak adil yargılanma hakkına hâkim olan ilkelerdenyargılamanın bütününün adil olmaktan çıkması ilkesi dikkate alınarak mahkemeyeerişim hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.
38. Buna göre yargılama bakımından nihai nitelik taşımayanyürütmenin durdurulması kararlarının icra edilmemesine ilişkin şikâyetlerdeadil yargılanma hakkı yönünden bakılacak husus; yürütmenin durdurulmasıkurumunun niteliği gereği bu kararın uygulanmamasının ileride başvurucu lehineverilecek muhtemel nihai kararın icra edilmesini imkânsız hâle getirecek veyaaşırı derecede zorlaştıracak nitelikte olup olmadığıdır. Bu hususun ise hersomut olayda olayın koşulları dikkate alınarak incelenmesi gerekir.
39. Adil yargılanma hakkına ilişkin ilke bu şekilde olmaklabirlikte diğer temel haklar yönünden ara kararlarının icra edilmemesişikayetinin somut olayın koşulları dikkate alınarak yargılamanın bütünündenbağımsız olarak da incelenmesi mümkündür. Nitekim Anayasa Mahkemesi Yaman Akdeniz ve diğerleri (B. No:2014/3986, 2/4/2014) başvurusunda yürütmenin durdurulması kararınınuygulanmadığına ilişkin başvuruyu ifade özgürlüğü yönünden incelemiştir. Benzerşekilde Kristal-İş Sendikası ([GK],B. No: 2014/12166, 2/7/2015) başvurusunda yürütmenin durdurulması istemininreddi üzerine yapılan bireysel başvuruyu sendika hakkı yönünden incelemiştir.
40. Somut olayda ise başvuruya dayanak olan ve gereği gibi icraedilmediği ileri sürülen yürütmenin durdurulması kararları, başvurucunun aynıil içinde aynı özlük haklarıyla başka bir birime atanması işlemine ilişkindir.Başvurucu, münhasıran tayine ilişkin olan bireysel başvurusunda başka birhakkın ihlal edildiğini ileri sürmediği gibi Mahkeme tarafından da başvurunundiğer temel haklarla bir bağlantısı tespit edilememiştir. Ayrıca yürütmenindurdurulması kararının gereği gibi icra edilmemesinin, yargılama sonundakinihai kararın icra edilmesini imkânsız hâlegetirecek veya aşırı derecede zorlaştıracak bir nitelikte olmadığı daanlaşılmaktadır.
41. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ışığındabaşvurucunun Mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğusonucuna ulaşılmaktadır.
42. Açıklanan nedenlerle mahkemeye erişim hakkına yönelik birihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
.V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına1/12/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.