TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BÜLENT SİNAN KAYA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/1854)
Karar Tarihi: 28/5/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
Olcay ÖZCAN
Başvurucu
:
Bülent Sinan KAYA
Vekili
:
Av. Naci ÖZER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, sosyal güvenlik yaşlılık aylığının ödenmeyebaşlandığı tarihten itibaren geçerli olacak şekilde iptal edilmesi vebaşvurucunun geriye dönük olarak borçlandırılması nedeniyle mülkiyet hakkının;yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/1/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek olmadığınıbildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Emekli olan başvurucu 1957 yılında doğmuş olup İstanbulilinde ikamet etmektedir.
9. Başvurucunun 30/6/2006 tarihli tahsis talebine istinaden1/7/2006 tarihinden itibaren başvurucuya yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
10. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından başvurucununçalıştığı işyerlerinden A. Metal Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.de (Şirket) 2008yılında yapılan denetim sonucunda düzenlenen müfettiş raporuna istinadenişyerinden yapılan sigortalılık bildirimlerinin sahte olduğu gerekçesiyleiptaline karar verilmiştir.
11. Başvurucunun Şirketteki 13/1/2004-23/5/2006 yıllarına aitsigortalılık bildirimlerinin iptal edilmesi, yaşlılık aylığını alma şartlarını kaybetmesineyol açmış ve SGK tarafından yaşlılık aylığı sonlandırılmıştır. 17/4/2009tarihli SGK yazısı ile başvurucuya 1/7/2006-19/4/2009 tarihine kadar yapılan20.976,17 TL maaş ödemesinin yasal faizi ile birlikte 23.593,96 TL olarak19/5/2009 tarihine kadar geri ödenmesi gerektiği bildirilmiştir.
12. Başvurucu 26/5/2009 tarihinde, SGK işleminin iptali ve19/5/2009 tarihinden sonraki dönemde ödenmeyen yaşlılık aylıklarının ödenmesiistemiyle SGK ve Şirket aleyhinde dava açmıştır.
13. Mahkeme 21/7/2011 tarihinde davanın kabulüne ve davaya konuişlemin iptaline karar vermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucunun yaşlılıkaylığının kesildiği 15/9/2009 tarihinden itibaren (bu ay dâhil) ödenmeyenyaşlılık aylıklarının ödeme tarihine kadar oluşacak yasal faizlerine hakkazandığını tespit etmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun13/1/2004-23/05/2006 tarihleri arasında Şirkette fiilî çalışmasının bulunduğuaçıklanmıştır. Bu çerçevede başvurucu ile aynı dönemde çalışan komşu işyeritanıkları ile bordro tanığının beyanlarından başvurucunun söz konusu dönemdedavalı Şirkette fiilen çalıştığı tespitine yer verilmiştir.
14. Temyiz edilen karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesince (Daire)6/11/2012 tarihinde bozulmuştur. Bozma kararında, bu tür davaların kamudüzenine ilişkin olması ve özel bir duyarlılıkla yürütülmesindeki zorunluluğaişaret edilmiştir. Daire bu sebeple başvurucunun çalışmasının geçtiği iddiaedilen işyerinin mevcut olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğinivurgulamış, bu amaçla yeniden araştırma ve inceleme yapılması zorunluluğunadikkati çekmiştir.
15. Mahkeme, bozma kararına uymuş ve yeniden yapılan yargılamasonucunda 7/5/2015 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararıngerekçesinde 10/6/2003 tarihli 4857 sayılı İş Kanunu'nun 92. maddesinin sonfıkrasına göre iş müfettişleri tarafından tutulan tutanakların aksikanıtlanıncaya kadar geçerli olacağı ve kurum müfettişleri tarafından yapılaninceleme raporundaki tespitlerin aksini başvurucunun ispatlayamadığıbelirtilmiştir.
16. Bu karar, Dairenin 26/11/2015 tarihli ilamıyla onanarakkesinleşmiştir. Nihai karar 5/1/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu 25/1/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun "Yersizödemelerin geri alınması" kenar başlıklı 96. maddesi şöyledir:
"Kurumca işverenlere, sigortalılara,isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların haksahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğukişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanunkapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarındandoğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllıksürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerindenkaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beşyıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihtenitibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerdefaizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihtensonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,
...
itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdanalacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümleregöre geri alınır.
... "
19. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "I. Dürüst davranma" kenarbaşlıklı 2. maddesi şöyledir:
"Herkes, haklarını kullanırken veborçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukukdüzeni korumaz. "
20. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun"Yaşlılık aylığından yararlanmaşartları:" kenar başlıklı 60. maddesi şöyledir:
"Yaşlılık aylığından yararlanma esas veşartları aşağı da gösterilmiştir:
A) (Değişik: 23/5/2002-4759/1 md.) Yaşlılık aylığından yararlanabilmek için sigortalıların;
a) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuşolması ve en az 7000 gün veya
b) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuşolması, 25 yıldan berisigortalı bulunması ve en az4500 gün,
Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primiödemiş olmaları şarttır.
...
H) Bu maddede belirtilen yaşlılıkaylıklarından yararlanabilmek için sigortalının çalıştığı işten ayrılması veyazılı istekte bulunması şarttır.''
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 28/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucu, açtığı davanın makul sürede sonuçlanmadığınıiddia etmektedir.
23. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra 31/7/2018 tarihli ve30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılıAvrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat ÖdenmekSuretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.
24. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
25. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018,§§27-36) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilenbireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânınıngetirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterligiderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek buyolun etkililiğini tartışmıştır.
26. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılanbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ilebağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
27. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren birdurum bulunmamaktadır.
28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduklarına karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu; şartları sağladığı gerekçesiyle 2006 yılındakendisine yaşlılık aylığı bağlandığını, aradan üç yıl geçtikten sonra SGK'nın müfettiş raporuna istinaden çalıştığı Şirketteki13/1/2004-23/5/2006 yıllarına ait dönemin sigortalılık bildirimlerini iptaletmesi ve geriye dönük olarak borçlandırması nedeniyle mağdur olduğunubelirtmiştir. Başvurucuya göre SGK inceleme ve denetleme görevini yerinegetirmemiştir. Başvurucu, çalışmadığı iddiasının iyi niyetli olmadığını veişlem nedeniyle zor duruma düştüğünü ileri sürmüştür. Başvurucu sonuç olarak bugerekçelerle sosyal güvenlik ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
2. Değerlendirme
30. Anayasa’nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
32. Başvurucunun bireysel başvuruya konu temel şikâyeti,yaşlılık aylığının ödenmeye başlandığı tarihten itibaren geçerli olacak şekildeiptal edilmesi ve geriye dönük olarak borçlandırılmasına yöneliktir. Başvurucubu şikâyeti kapsamında sosyal güvenlik ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğiniileri sürmektedir. Başvurucunun belirtilen şikâyetinin, özü itibarıyla mülkiyethakkının ihlali iddiasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki sosyalgüvenlik hakkı, Anayasa’nın 60. maddesinde güvence altına alınmış olmaklabirlikte Sözleşme ve buna ek olarak Türkiye’nin taraf olduğu protokollerkapsamında bulunmamaktadır (Mehmet Hadi Tunç,B. No: 2013/1958, 7/7/2015, § 28). Bu nedenle başvurucunun söz konusuiddialarının mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Mülkün Varlığı
34. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir" denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceyebağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığıhakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda,mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul vegayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni hakların vefikrî hakların yanı sıra, icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyethakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran vediğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).
35. Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyalgüvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, öncedenprim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde birödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgilimevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamınagiren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, B. No:2013/2166, 25/6/2015, § 36).Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun enazından ortadan kaldırılıncaya kadar mülk olarakkabul edilmesine engel teşkil etmez (BülentAkgül, B. No: 2013/3391, 16/9/2015, § 56).
36. Somut olayda SGK tarafından başvurucuya 2006-2009 yıllarıarasında ödenen yaşlılık aylığı iptal edilmiş ve başvurucu geriye yönelikolarak borçlandırılmıştır. Yaşlılık aylığının başvurucuya ödenmesiylebaşvurucunun mevcut mal varlığı hâline geldiği tartışmasızdır. Bu nedenlebunların ilgili mevzuatta öngörülüp öngörülmediğinin tartışılmasına dahigirilmeksizin Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk olduklarının kabulügerekir.
ii. Müdahalenin Varlığı veTürü
37. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek vekanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, üzerinde tasarruf etme, ürünlerinden yararlanma imkanı verir (MehmetAkdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32).Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülküüzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması mülkiyethakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhanve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Ayrıca meşru beklenti teşkil eden mülk edinmebeklentilerini zedeleyici kamu işlem ve eylemleri de mülkiyet hakkına müdahaleoluşturur (Süleyman Oktay Uras ve Sevtap Uras, B. No: 2014/11994, 9/3/2017, § 57).
38. Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kuralihtiva ettiği görülmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasındaherkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yerverilmiş, ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahaleninçerçevesi belirlenmiştir. Mülkten yoksunbırakma ve mülkiyetin kontrolümülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir. Mülkten yoksun bırakmaşeklindeki müdahalede mülkiyetin kaybı söz konusudur. Mülkiyetin kullanımınınkontrolünde ise mülkiyet kaybedilmemekte ancak mülkiyet hakkının maliketanıdığı yetkilerin kullanım biçimi toplum yararı gözetilerek belirlenmekteveya sınırlandırılmaktadır. Mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale isegenel nitelikte bir müdahale türü olup mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetinkullanımının kontrolü mahiyetinde olmayan her türlü müdahalenin mülktenbarışçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında ele alınması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).
39. Başvurucuya ödenen yaşlılık aylığının iptal edilmesi ve2006-2009 yılları arasındaki dönemde yapılan ödemelerin de başvurucudan geriistenilmesi mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir. Anayasa Mahkemesi dahaönce benzeri başvuruları mülkiyetin kamu yararına kullanımının kontrolüne veyadüzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelemiştir (Kuddis Büyükakıllı, B.No: 2014/3941, 5/10/2017, § 45; Fatma ÜlkerAkkaya, B. No: 2014/18979, 22/2/2018, § 46). Somut olayda da aynıilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
iii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
40. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
41. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temelhak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olmaksızın Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkınayönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanunadayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerekyapılması gerekmektedir (Recep Tarhan veAfife Tarhan, § 62).
(1) Kanunilik
42. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gerekenölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğindediğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlaledildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukuktamüdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kurallarınbulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İşBankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; NecmiyeÇiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).
43. Başvurucuya 2006 yılından itibaren ödenen sosyal güvenlikyaşlılık aylığının ödenmeye başlandığı tarihten geçerli olacak şekilde iptaledilmesi ve başvurucunun geriye dönük olarak borçlandırılması işlemlerinindayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un 60. maddesidir.
44. 506 sayılı Kanun'un mezkûr 60. maddesinde yaşlılık aylığıtahsisi için gerekli şartlar düzenlenmiştir. SGK tarafından fiilî çalışmayadayanmadığı belirlenen 13/1/2004-23/5/2006 yıllarına ait dönemin sigortalılıkbildirimleri nedeniyle başvurucunun yaşlılık aylığı sonlandırılmıştır.Dolayısıyla anılan hükmün, 2006-2009 yılları arasındaki döneme ilişkin ödenenyaşlılık aylığının başvurucudan geri istenilmesi ve ileriye yönelik ödemenin dedurdurulması biçimindeki müdahalenin kanuni dayanağının olduğu sonucunaulaşılmaktadır. Diğer taraftan yersiz ödenen sosyal güvenlik ödemelerinin gerialınmasına ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'nun 96.maddesinde düzenleme bulunduğu görülmektedir.
(2) MeşruAmaç
45. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkıancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasınaimkân vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkınınkamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda birsınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §53).
46. Sigortalılık süresini doldurmamış bir kişiye yaşlılık aylığıbağlanmamasının temelinde yatan amaç, sosyal güvenlik sisteminin korunması vedevamlılığının sağlanmasıdır. Bu amacın kamu yararına dönük olduğu açıktır.
47. Sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalıişlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlardakaldırabileceği hususunda kuşku yoktur. Bu tespit hatalı idari işlemdenkaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerlidir. Aksi durum kişilerinsebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıdabulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyleödemelerden mahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabilir.Bu durum, sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevazverilmesi anlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmez (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074,9/3/2016, § 74).
48. SGK tarafından başvurucunun 13/1/2004-23/5/2006 yıllarınaait dönemde fiilî çalışmasının bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan,başvurucudan 2006-2009 yılları arasındaki döneme ilişkin ödenen yaşlılıkaylığının geri istenilmesinin ve ileriye yönelik ödemenin durdurulmasının kamuyararı amacına dayandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle müdahalenin meşru biramacının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
(3) Ölçülülük
(a) Genelİlkeler
49. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkınayapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmekiçin kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığıdeğerlendirilmelidir.
50. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişliliköngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).
51. Mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin Anayasa'nın 13. ve35. maddelerine göre ölçülü olabilmesi için her şeyden önce bu tedbirinöngörülen kamu yararı amacını gerçekleştirmeye elverişli olması zorunludur.Diğer taraftan müdahalede bulunulurken takip edilen kamu yararı amacınıgerçekleştirmeye en uygun aracın seçilmesi gerekmektedir. Bu alanda hangiaraçların tercih edileceği ise öncelikli olarak daha isabetli karar verebilecekkonumda olan ilgili kamu makamlarının yetkisindedir. Bu nedenle hangi aracıntercih edileceğinin belirlenmesi hususunda idarelerin belli ölçüde takdiryetkisi bulunmaktadır. Ne var ki seçilen aracın gerekliliğine ilişkin olarakidarelerin sahip olduğu takdir yetkisi sınırsız değildir. Tercih edilen aracınmüdahaleyi ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağırlaştırmasıdurumunda Anayasa Mahkemesince müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmasımümkündür. Ancak Anayasa Mahkemesinin bu kapsamda yapacağı denetim, seçilenaracın isabet derecesine yönelik olmayıp hak ve özgürlükler üzerindeoluşturduğu müdahalenin ağırlığına dönüktür (benzer yöndeki kararlar için bkz. Hamdi Akın İpek, B. No: 2015/17763,24/5/2018, § 108; Hanife Ensaroğlu,B. No: 2014/14195, 20/9/2017, § 67).
52. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır.Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir taraftanulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkatealacaktır (bkz. Arif Güven, B.No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
53. Orantılılık ilkesi değerlendirilirken dikkate alınmasıgereken hususlardan biri de kamu makamlarının tutum ve davranışlarıdır. Bubağlamda idarenin iyi yönetimilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. İyi yönetim ilkesi, kamu yararı kapsamındabir konu söz konusu olduğunda kamu makamlarının uygun zamanda, uygun yöntemleve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir. Bu bağlamdaidarelerin kendi hatalarının sonuçlarını gidermeleri ve bireylere yüklememelerigerekir (Reis Otomotiv Ticaret ve SanayiA.Ş. [GK], B. No: 2015/6728, 1/2/2018, § 100; Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No:2013/711, 3/4/2014, § 68).
54. İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkınayönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde; idarenin hatalı işlemikarşısındaki tutumunun yanında, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalıişlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faizgibi yaptırımların öngörülüp öngörülmediği önem arz etmektedir (Tevfik Baltacı, § 71).
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
55. Somut olayda elverişlilik ve gereklilik ilkeleri yönündentartışılmayı gerektirir bir yön bulunmamaktadır. Asıl üzerinde durulmasıgereken müdahalenin orantılı olup olmadığıdır. Bu itibarla uygulanan tedbirlebaşvurucuya aşırı ve orantısız bir yük yüklenip yüklenmediğinin tespitigerekmektedir.
56. Olayda başvurucu, yaşlılık aylığı şartlarını taşıdığı gerekçesiyle30/6/2006 tarihinde SGK'ya başvurmuştur. Anılantalebi kabul edilen başvurucuya 1/7/2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığıbağlanmıştır. SGK tarafından başvurucunun çalıştığı işyeri olan A. MetalÜrünleri San. Tic. Ltd. Şti'de 2008 yılında yapılandenetim sonucunda düzenlenen müfettiş raporuna istinaden işyeri tarafındanyapılan sigortalılık bildirimlerinin sahte olduğu gerekçesiyle iptaline kararverilmiştir. Buna bağlı olarak da Şirkette fiilî çalışması bulunmadığıdeğerlendirilerek yaşlılık aylığı iptal edilmiş ve başvurucu geriye yönelikolarak borçlandırılmıştır.
57. İfade edildiği üzere ölçülülük bağlamında iyi yönetişimilkesi; mülkiyet hakkı kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir önemesahiptir. Bu çerçevede kamu otoritelerinden beklenen sosyal güvenlik hakkındandoğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam ettirmesi bakımından büyüköneme sahip konularda azami özenin gösterilmesidir (bkz. §§ 49, 50). Anayasa Mahkemesi daha önce kamumakamlarının uygun zamanda, uygun yöntemle ve tutarlı olarak hareket etmesorumluluğu ile başvurucunun tutum ve davranışlarını gözeterek benzeribaşvuruları incelemiştir. Suzi Alyüz (B.No: 2013/679, 20/4/2016) kararında başvurucuya yaklaşık sekiz buçuk yıl boyuncayapılan yaşlılık aylığı ödemelerinin, geçmişte yapılan usulsüz prim girişlerinedeniyle kanuni faizi ile birlikte iadesinin istenmesinin başvurucunun ağırkusuru nedeniyle ölçülü bir müdahale olduğu sonucuna varılmıştır (Suzi Alyüz, §§ 45-63). Uğur Ziyaretli(B. No: 2014/5724, 15/2/2017) kararında ise başvurucunun emekliye ayrıldıktansonra tekrar çalışmaya başlaması üzerine yersiz olarak ödenen yaşlılıkaylıklarının, başvurucunun ve idarenin müterafikkusurlarına rağmen ana paranın çok üzerinde bir miktarda faizle geriistenildiği olayda, bütün külfetin başvurucuya yükletilmesi nedeniyle ölçüsüzbir müdahale olduğu değerlendirilerek faiz talebi yönünden mülkiyet hakkınınihlaline karar verilmiştir (Uğur Ziyaretli, §§ 69-78).
58. Başvuruya konu olayda, yaşlılık aylığının bağlanmasıyönündeki işlem idarenin tasarrufu vegözetimi altında gerçekleştirilmiştir. Ancak somut olaydabaşvurucunun yaşlılık aylığı şartlarını taşıdığına dair idarece yapılan tespitsigortalılık bildirimlerinin gerçek olması temeline dayanmaktadır. Her ne kadarbaşvurucu 2004-2006 yılları arasında Şirket tarafından düzenlenenbeyannamelerin ve çalışma olgusunun SGK tarafından kabul edilerek yaşlılıkaylığı bağlandığını ileri sürse de başvurucunun yapılan yargılama neticesindebu işyerinde fiilen çalıştığını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Şirkettarafından yapılan bildirimlerin sahteliğinden tek başına SGK'nınsorumlu tutulması mümkün olmadığı gibi başvurucunun yapılan bildirimlerinsahteliğini bilebilecek durumda olduğu da açıktır.
59. 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinde sigortalılara fazla veyayersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu kanun kapsamındaki her türlüödemelerin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuş olması hâlinde, buödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ilebirlikte geri alınacağı hüküm altına alınmıştır. Başvurucu, iadesi istenilenalacağın faizine veya topluca kendisinden istenildiğine yönelik bir şikâyettebulunmamış, yalnızca anılan dönemde fiilen çalıştığını belirterek işlemintümden yanlış olduğunu savunmuştur. Yapılan yargılama neticesinde fiilen çalışmaolgusunu ispat edemeyen başvurucunun yaşlılık aylığının iptal edileceğini ve5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre usulsüz olarak aldığı aylıklarıniadesinin isteneceğini öngörebilecek durumda olduğu kanaatine varılmıştır.
60. Bu kapsamda başvurucunun mülkiyet hakkına, yaşlılıkaylığının iptal edilmesi ve ödenen yaşlılık aylıklarının iadesinin istenmesiyönünde yapılan müdahalenin, meşru amacı ile karşılaştırıldığında vebaşvurucunun kusurunun ağırlığı gözetildiğinde şahsi olarak başvurucuya aşırıbir külfet yüklemediği değerlendirilmiştir. Bu sebeple müdahalenin içerdiğikamu yararı amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasındaki adildengenin başvurucu aleyhine bozulmadığı sonucuna varılmıştır.
61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.