TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BÜLENT ÇELEBİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/3397)
Karar Tarihi: 16/12/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Engin GÜNDÜZ
Başvurucu
:
Bülent ÇELEBİ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan tutukluyagönderilen mektup ve eklerine el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin vesavunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 18/1/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanmasına (PDY) -silahlı terör örgütüne- üye olma suçundantutuklu olarak Osmaniye 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfazKurumu) bulunmaktadır.
10. Eşi tarafından başvurucuya iki sayfadan oluşan birmektup ile beş adet fotoğraf ve 85 sayfadan oluşan fotokopi evrakgönderilmiştir. 13/10/2017 tarihinde Ceza İnfaz Kurumuna ulaşan mektubun önsayfasında başvurucunun eşinin selam ve iyi dileklerini sunduğu, kendisinin veçocuklarının genel durumları hakkında bilgi verdiği, özlemlerini dilegetirdiği, başvurucunun özgürlüğüne kavuşması için dua ve temennide bulunduğuanlaşılmıştır. Mektubun arka sayfasında ise küçük yaştaki kızının çizdiği pastafigürü ile elinin şeklini temsil eden bir çizimin ve bu çizimlere ilişkinbirkaç satır yazının yer aldığı görülmüştür. Son olarak başvurucu ve eşininsanık olarak yargılandığı Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesine hitaben tahliyetalebi ve savunmanın sunulması konusunda yazılmış 85 sayfadan oluşan dilekçefotokopisinin ve başvurucunun çocuğunun fotoğraflarının mektuba ekli olduğubelirtilmiştir.
11. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu (Disiplin Kurulu)26/10/2017 tarihli kararıyla sakıncalı olduğu gerekçesiyle fotokopi evraka elkonularak mektubun alıcısına gönderilmesine karar vermiştir. Anılan kararda,mektup ekinde yer alan bilgisayar ortamında oluşturulmuş fotokopi evrakınmahkeme evrakı olmadığı ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) barkodnumarası taşımadığı belirtilmiş, örgütsel şifreli mesajlaşma, haberleşme veiletişimin engellenebilmesi amacıyla söz konusu evrakın sakıncalı olduğudeğerlendirilmiştir.
12. Başvurucu, söz konusu karara karşı Osmaniye İnfazHâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) sunduğu şikâyet dilekçesinde; Disiplin Kurulukararında mektupta nasıl bir şifreli haberleşme unsuru bulunduğununaçıklanmadığını, somut bir gerçekten ziyade şüpheye dayalı olarak kararverildiğini belirterek haksız kararın iptalini talep etmiştir.
13. İnfaz Hâkimliği, 13/11/2017 tarihli kararıylaşikâyetin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; FETÖ/PDY silahlı terörörgütüne üye olma suçundan ceza infaz kurumunda bulunun tutukluya yakınıtarafından gönderilmiş olan evrakın doğrudan tutukluyu ilgilendiren veyatutukluya yönelik bir belge olmadığı, örgüt mensuplarının mors alfabesi dâhil,sıradışı haberleşme ağlarını kullandıkları, kanun hükmünde kararnameler ilealınan önlemler dikkate alındığında Disiplin Kurulunca incelemeye konu belgeninsakıncalı ve yasak olabileceği yönünde verilen kararda hukuka aykırı bir yönünbulunmadığı şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir.
14. Anılan karara karşı yapılan itiraz, Osmaniye 2. AğırCeza Mahkemesinin 27/11/2017 tarihli kararıyla ilgili mevzuat hükümlerine yerverildikten sonra İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğugerekçesiyle reddedilmiştir.
15. Nihai karar 19/12/2017 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
16. Başvurucu 18/1/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
17. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi 22/2/2018 tarihlikararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 10 ay 15gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Aynı kararlabaşvurucunun tahliyesine de hükmolunmuştur.
18. Başvurucunun, mahkûmiyet hükmüne karşı istinafbaşvurusu Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 4/6/2018 tarihlikararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun karara karşı temyiz başvurusu, bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla henüz sonuçlanmamıştır.
19. Disiplin Kurulu fotokopi evraka el konularakmektubun alıcısına gönderilmesi yönünde karar vermesine karşın başvurucumektup ve eklerin tamamının verilmediğini beyan etmiştir. Konunun açıklığakavuşturulması amacıyla Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazılmış, alınan24/1/2020 tarihli cevapta söz konusu gönderinin hiçbir kısmının başvurucuyaverilmediği Mahkememize bildirilmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
20. İlgili hukuk için bkz. (Ahmet Temiz B. No:2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20; Tayfur Tunç, B. No:2017/36327,10/3/2020, §§ 15-28; Rıdvan Türan, B. No: 2017/20669,10/3/2020, §§ 15-28; Ahmet Kağanarslan ve Diğerleri, B. No: 2017/16227,10/3/2020, §§ 18-31).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
22. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılayacak gelirinin olmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
23. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. HaberleşmeHürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
24. Başvurucu; eşinin gönderdiği mektubun ve ekinde yeralan fotoğraf ve fotokopi evrakın tarafına verilmediğini, belge içeriğininhangi somut gerekçe ile sakıncalı bulunduğuna dair bilirkişi raporu olmadığıgibi açıklama da yapılmadığını, bu kararların sadece FETÖ/PDY şüphelilerineuygulandığını belirterek haberleşme hürriyetinin ve ayrımcılık yasağının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
25. Bakanlık görüşünde; idari ve yargısal mercilerinbaşvurucuya gelen mektubun sakıncalı bulunmasına sebep olarak mektupta yer alanve bilgisayar ortamında oluşturulan fotokopi evraklarının mahkeme evrakıolmamasına ve belgelerde UYAP barkod numarası bulunmamasına dikkat çekerekevrakların örgütsel mesaj içerebileceğini değerlendirdiği, bu kapsamda mektubundenetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapıldığı iddia olunanmüdahalenin kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarınıtaşıdığı belirtilmiştir. Disiplin Kurulu, İnfaz Hâkimliği ve Ağır CezaMahkemesi kararlarının ilgili ve yeterli gerekçeler içerdiği, kararlardakitespit ve sonuçların mevzuatın uygulanması niteliğinde olduğu; Anayasa’da yeralan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı veya adaleti vesağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlik içermediği değerlendirmesine yerverilmiştir. Ayrıca, başvurucu hakkındaki kararların olağanüstü yönetimusullerinin uygulandığı bir zamanda verilmiş olduğuna dikkat çekilerekbaşvurucunun şikâyetlerine yönelik incelemenin Anayasa’nın 15. maddesikapsamında yapılması gerektiği ileri sürülmüştür.
2. Değerlendirme
26. Anayasa’nın "Haberleşme hürriyeti"kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetinesahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suçişlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veyabaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçınabağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplerebağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmışmerciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğinedokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkiminonayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, kararkendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir.”
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının özü, eşinin gönderdiği mektup ve eklerininDisiplin Kurulunca sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşmehürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (AhmetTemiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201, 20/5/2015, § 22; Akifİpek, B. No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan Vural, B. No:2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25;Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015, § 24; Tayfur Tunç, §36; Rıdvan Türan,§ 36). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayıgerektirecek bir durum bulunmamaktadır.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığıanlaşılan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. MüdahaleninVarlığı
29. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşmehürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altınaalınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesinde deherkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğudüzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı,haberleşme hürriyetinin yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsunhaberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme bağlamında,bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerinekonu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronikposta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşmefaaliyetlerinin haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliği kapsamındadeğerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693,16/4/2015, § 49; Ahmet Temiz, § 31).
30. Kamu makamlarının bireyin haberleşme hürriyetine vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıylahaberleşme hürriyetine yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birliktehaberleşme hürriyeti mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalaratabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50; AhmetTemiz, § 32).
31. Somut olayda Disiplin Kurulu, başvurucuya gelenmektup ve eklerinin sakıncalı olduğunu değerlendirerek alıkonulmasına kararvermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucununhaberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.
ii. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
32. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahale, Anayasa'nın22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygunolmadığı takdirde Anayasa'nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler,...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
33. Müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen vesomut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir(Ahmet Temiz, § 36).
(1) Kanunilik
34. Anayasanın 13. ve 22. maddeleri uyarınca haberleşmehürriyetine yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahaleninyasal dayanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir, yeterince açık ve belirlibir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir (AhmetTemiz, §§ 37, 38).
35. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz kararında,somut olayda da uygulanan 3/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin hükümlülerin ceza infazkurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanunidayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespitiyapılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan Anayasa'nın haberleşmehürriyetinin düzenlendiği 22. maddesinin ikinci fıkrasında, söz konususınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüneuygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün olabileceği belirtildikten sonraüçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşlarıkanunda belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bukurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkçadüzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamdaceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaistisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, §§74-76; Ahmet Temiz, § 41).
(2) Meşru Amaç
36. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin meşrukabul edilebilmesi için bu müdahalenin Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasındasayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genelsağlık ve ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasısebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir (Ahmet Temiz, § 47).
37. Somut olayda; haberleşme hürriyetine yapılanmüdahalenin Ceza İnfaz Kurumunun düzeni ile disiplinin sağlanması, kamudüzeninin ve güvenliğinin sağlanması kapsamında yapıldığı, bu bağlamdayazışmaların denetlenmesine yönelik uygulamanın meşru amaç taşıdığı sonucunavarılmıştır
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(a) Genelİlkeler
38. Tutuklu ve hükümlüler, Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olaraksahiptir (Recep Bekik ve diğerleri [GK], B. No: 2016/12936, 27/3/2019, §27; Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, §65). Bu bağlamda tutuklu ve hükümlülerin haberleşme hürriyeti de Anayasa veSözleşme kapsamında koruma altındadır (Ahmet Temiz, § 66; Musa Kaya(2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, § 62).
39. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanınkaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi kurumdagüvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olmasıdurumunda tutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları haklar sınırlanabilir (TuranGünana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35; Ahmet Temiz, § 66).
40. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi içinzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktırki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacıgerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenenölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratiktoplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu ikikriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (FerhatÜstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
41. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişliolması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarakkendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veyaulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahaleninzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (FerhatÜstündağ, § 46).
42. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenenamaç ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaretetmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaretetmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinindiğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaranaçıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesiyönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).
(b) Hükümlü veTutukluların Mektuplarının Denetlenmesi Suretiyle Haberleşme HürriyetineYapılan Müdahalelerin Demokratik Toplum Gereklerine Uygunluğunun DenetimindeGözetilmesi Gereken Hususlar
43. Ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme vealmanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünyaile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönündebulundurarak dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkûmlarayardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği sunmalıdır (KahramanGüvenç, B. No: 2013/2072, 3/2/2016, § 49; Musa Kaya (2), § 66; OrhanBingöl, B. No: 2016/9154, 12/11/2019, § 29; Mustafa Baysal, B. No:2016/58482, 11/9/2019, § 33, 34).
44. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi içinzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olmasıgerekir (benzer yöndeki karar için bkz. Ahmet Temiz, § 58; Musa Kaya(2), § 54; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).
45. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişliolması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarakkendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. AhmetTemiz, §§ 64, 65; Özkan Kart (2), §§ 66, 67). Orantılılık isebireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (benzer değerlendirmeleriçin bkz. Mehmet Koray Eryaşa, § 89; Veysi Aktaş (2), B. No:2015/15982, 6/2/2019, § 36).
46. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalebakımından adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının tespitinde müdahaleyigerçekleştiren kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin karar gerekçesi büyükönem taşır. Kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin temel hak veözgürlüklere yönelik müdahalenin zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini veorantılı olduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyma yükümlülüğüvardır. Aksi durumda temel haklara yönelik müdahalelerin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir.Dolayısıyla haberleşme hürriyetine gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesinceortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahalelerAnayasa'nın 22. maddesini ihlal edecektir (benzer yöndeki kararlar için bkz. AhmetTemiz, §§ 67, 68; Musa Kaya (2), §§ 64-66; Mehmet Reşit Arslan(3), B. No: 2013/1770, 10/3/2016, §§ 48, 49; Kahraman Güvenç, B.No: 2013/2072, 3/2/2016, §§ 43, 44).
47. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derecemahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgilive yeterli sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzerbaşvuruların koşullarına göre değişebilecek unsurlar şu şekilde sıralanabilir:
i. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardangönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecekmakul nedenler, somut olayın tüm koşulları dâhilinde objektif bir gözlemciyihaberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte olaya özgüolgu ve bilgilerle, somut mektuba özgü kabul edilebilir makul gerekçelerleaçıklanmalıdır. Sakıncalı bulunan mektuptaki hangi ifadelerin hangi nedenlerleceza infaz kurumu güvenliğini tehlikeye düşürdüğünün somut verilere dayanılarakgerekçelendirilmesi gerekir. 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralıfıkrasında “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlilerihedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğeyöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks vetelgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış isegönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararındaveya infaz hâkimliğinin kararında sadece bu madde hükmünün yazılmış olmasıilgili ve yeterli gerekçe sayılmaz (benzer değerlendirmeler için bkz. AhmetTemiz, §§ 69, 70; Ramazan Vural, §§ 71, 72; Musa Kaya (2), §67; Kahraman Güvenç, §§ 50-52; Mehmet Reşit Arslan (3), §§ 56-58;Ercan Oral, B. No: 2013/3827, 3/2/2016, §§ 43, 44; Musa Kaya (3),2013/3828, 1/12/2015, §§ 60, 61; Veysel Kaplan, B. No: 2013/1830,18/11/2015, §§ 63-65; Turan Günana (4), B. No: 2013/8554, 4/11/2015, §§67, 68; Abdulvahap Kavak, B. No: 2013/7477, 6/10/2015, §§ 66, 67; MustafaAydin, § 74; Akif İpek, §§ 72-74; Eren Yıldız, §§ 80, 81; MehmetSabri Yakut, B. No: 2013/9709, 23/3/2016, §§ 48-50; Cumali Karsu, B.No: 2014/971, 19/4/2017, §§ 33, 35; Özkan Kart (3), B. No: 2016/2251,12/6/2019, § 34; Orhan Bingöl, § 35; K.Ö., B. No: 2017/34068,28/1/2020,§§ 35, 36).
ii. Mektubun içeriği ile birlikte muhatabının kim olduğuda yapılan değerlendirmede dikkate alınmalı, mektubun bu muhatabagönderilmesinin hangi nedenlerle ceza infaz kurumu güvenliğini ve kamu düzeninitehlikeye düşüreceğinin açıklanması gerekir. Muhatabın kim olduğuna yönelikolarak imkânlar ölçüsünde bir araştırma yapılması, bu hususta idari ve yargısalmakamlarca elde edilen bilgilerin karar gerekçelerine yansıtılmasıgerekmektedir (Ercan Oral, § 40; avukata gönderilen mektup ile ilgiliolarak bkz. Kemal Yiğit, B. No: 2013/1700, 20/1/2016, § 56; SüleymanAraç, B. No: 2016/9882, 12/6/2019, §§ 39-41; hükümlünün avukatına vevasisine gönderdiği mektuplar ile ilgili olarak bkz. Mehmet Reşit Arslan (3),§§ 53, 54, 56-58; başbakana gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. AbdulvahapKavak,§ 66; milletvekillerine gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. KahramanGüvenç, §§ 47, 50; Mecit Şahinkaya ve Tamer Korkmaz, B. No:2016/463, 12/9/2019, § 39; bir siyasi partinin genel merkezine gönderilenmektup ile ilgili olarak bkz. Mehmet Sabri Yakut, §§ 43, 44;gazetecilere gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Musa Kaya (2), §60; Ercan Oral, § 44; Mustafa Baysal, §§ 33, 34; sivil toplumkuruluşlarına ve insan hakları derneklerine gönderilen mektup ile ilgili olarakbkz. Orhan Bingöl, §§ 31-33; Keyfo Başak ve Şeyhmus Musa, B. No:2015/17258, 20/9/2018, § 36; Murat Türk (5), B. No: 2016/2826,20/9/2018,§§ 36, 37;Naif Bal, B. No: 2015/17982, 20/9/2018, § 42; Mustafa Aydin,§ 71; Musa Kaya (2), § 66; Akif İpek, § 72; Ramazan Vural,§ 71).
iii. Mektup içeriği hakkında yapılan değerlendirmedemahpus hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyet sebeplerinin de dikkatealınması gerekir (Ahmet Temiz, § 67; Mehmet Reşit Arslan (3), §48; Kahraman Güvenç, § 43; Musa Kaya (2), § 57; VeyselKaplan, § 60; Mustafa Aydin, § 68; Murat Karayel, B. No:2013/2125, 16/9/2015, § 70; Ramazan Vural, § 68; Eren Yıldız, §69). Söz konusu bilgilerin somut mektubun alınması veya gönderilmesine olanetkilerinin (terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının haberleşmelerine neden olan yahut örgüt üyeleri arasındamotivasyonu artırmaya yönelik mektuplar gibi) karar gerekçelerindegösterilmesi gerekmektedir.
iv. Her somut olayın kendine özgü koşulları çerçevesindemektubun tamamının alıkonulmasına karar vermek yerine mektup içinde sakıncalıolduğu değerlendirilen bazı cümlelerin okunmayacak şekilde karalanarak mektubungönderilmesinin veya muhatabına verilmesinin mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir.Bu şekilde mektubun tamamının alıkonulması şeklindeki müdahalenin orantılı olupolmadığı ortaya konulmalıdır (Musa Kaya (3), §§ 69, 70; Mehmet ÇelebiÇalan (6), B. No: 2016/14536, 10/12/2019, § 31; Osman Evcan, B. No:2016/10176, 12/6/2019, § 35; Murat Karayel (6), B. No: 2013/5034,9/3/2016, § 45; Zeyni Arat, B. No: 2013/3951, 18/2/2016, § 46; TuranGünana (4), § 73; Ahmet Temiz (4), B. No: 2013/6208, 18/11/2015, §65; Özkan Kart (2), § 72).
(c) İlkelerinOlaya Uygulanması
48. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, ceza infazkurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen yazışmalara yapılanmüdahalelerin; mektubu gönderen, mektubun muhatabı ve mektup içeriğigözetilerek mektuba özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi ve haberleşmehakkının kötüye kullanıldığının objektif bir şekilde ortaya konulması gerektiğisöylenebilir. Dolayısıyla bu kapsamda öncelikle mektubun içeriğindeki hangisözlerin neden sakıncalı olduğu yeterli bir gerekçe ile gösterilmek zorundadır.Ayrıca yazışmanın kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, sakıncalı görülenkısımların çizilmesi suretiyle yazışmanın muhatabına ulaştırılma imkânının olupolmadığı hususunun da ilgili kararlarda tartışılması gerekir.
49. Öncelikle belirtmek gerekir ki somut olaya konuDisiplin Kurulu kararında, mektup ve ekindeki fotoğrafların sakıncalı olduğuyönünde bir tespit yapılmadığı ve mektubun alıcısına gönderilmesine kararverildiği hâlde söz konusu mektup ve fotoğrafların başvurucuya teslimedilmediği anlaşılmaktadır.
50. Kararın mektuba ekli fotokopi evrakla ilgili kısmınagelindiğinde Disiplin Kurulu evrakın içeriğine yönelik bir değerlendirmeyapmadan UYAP barkod numarası taşıyan bir mahkeme evrakı olmaması nedeniyleşifreli mesajlaşma şüphesinden hareketle evrakı sakıncalı olarak değerlendirmiştir.Disiplin Kurulu evrak içeriğinde yer alan hangi ifadelerin şifreli mesajlaşmaamacı taşıdığını, bu sonuca varmasına sebep olan olay ve olgular arasındakibağlantıyı ortaya koyacak bir açıklamada bulunmamıştır. İnfaz Hâkimliği iseevrakın ceza mahkemesine hitaplı, dosya numarası ile başvurucu ve eşinin sanıksıfatıyla isim ve adreslerini, yine başvurucu ve eşiyle ilgili ayrıntılıaçıklamaları içeren bir dilekçe olduğu basit bir inceleme ile anlaşılabildiğihâlde söz konusu evrakın doğrudan başvurucuyu ilgilendiren veya başvurucuyayönelik bir belge olmadığını belirterek Disiplin Kurulu kararının hukuka uygunolduğu sonucuna varmıştır. Bununla birlikte evrakın sakıncalı görülenkısımlarının çizilerek verilmesinin mümkün olup olmadığı hususu da tartışılmamıştır.
51. Görüldüğü üzere Disiplin Kurulu ve derece mahkemelerimektupla ilişkili, somut bilgilere dayalı ve yeterli bir gerekçe göstermedenbaşvurucunun mektup alma hakkını engellemişlerdir.
52. Neticede, başvuruya konu olayda kamu düzeninin korunması,suçun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasınayönelik kabul edilebilir makul gereklilikler somut gerekçelerle ortayakonulmadığından, diğer bir deyişle başvurucuya gelen mektubun alıkonulmasısuretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçeleredayandırılmadığından müdahalenin demokratik bir toplumda gerekliolmadığı kanaatine varılmıştır (Benzer yönde değerlendirmeler için bkz. TayfurTunç,§§ 57-60; Rıdvan Türan, §§ 57-60; Ahmet Kağanarslan veDiğerleri, §§ 58-61).
53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
C. SavunmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
54. Başvurucu; yargılandığı ceza davasında savunmasınaesas olacak belgelerin de mektup ekinde yer aldığını, söz konusu belgelerinverilmemesi nedeniyle savunma yapma imkânının kısıtlandığını belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
55. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (AyşeZıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
56. Somut olayda başvurucunun ceza yargılamasının temyizaşamasında devam ettiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun bu başlıkaltındaki şikâyetlerine ilişkin hukuk sisteminde mevcut yargısal yollarıtüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
D. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
59. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini, sonuçlarınınortadan kaldırılarak mektup ve eklerinin tarafına verilmesini ve 500.000 TLmanevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
60. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
61. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğinekarar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından sözedilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
62. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
63. İncelenen başvuruda, Disiplin Kurulunun yeterli veilgili gerekçe içermeyen kararı ve uygulaması nedeniyle haberleşme hürriyetininihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idari işlem veuygulamadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte İnfaz Hâkimliği deihlali giderememiştir.
64. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Osmaniye İnfaz Hâkimliğine gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
65. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için haberleşme hürriyetinin ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınanhaberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetine yönelikihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereOsmaniye İnfaz Hâkimliğine (E.2017/4455, K.2017/4645) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Osmaniye 2. Ağır CezaMahkemesine ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.