TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BÜNYAMİ ARIKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9559)
Karar Tarihi: 16/10/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Elif KARAKAŞ
Başvurucu
:
Bünyami ARIKAN
Vekili
:
Av. Özgür ARIKAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, yargı kararınınuygulanmaması sebebiyle açtığı manevi tazminat davasında lehine verilenkararın, dava dosyasında ve davalı idarenin itiraz dilekçesi ekinde olmayan veüzerinde inceleme yapılmayan belgeler sanki varmış ve incelenmiş gibi ifadeedilmek ve var olmayan belgelere dayanmak suretiyle bölge idare mahkemesitarafından kaldırılması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek yargılamanınyenilenmesi ve zararının tazmin edilmesi talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 20/12/2013 tarihindeDerinkuyu Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 24/2/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, Nevşehir ili,Derinkuyu ilçesi, Til köyü, Kepezaltımevkiinde kendisine ait tarımsal sulama kuyusu ile ilgili olarak yeraltı suseviyesinde azalmaya sebep olan bölgedeki diğer kuyular gerekçe gösterilerekkendisine ruhsat verilmediğinden bahisle bu kuyuların faaliyetinin önlenmesi,bu amaçla bölgedeki kuyuların denetlenerek ruhsatlı olup olmadıklarınıntespiti, ruhsatsız kuyuların kapatılması, yasal yükümlülüklerini yerinegetirmeyenler yönünden müeyyide uygulanması ve bölgenin kamu yararıdoğrultusunda yeni belge ve tahsis taleplerine açılması istemiyle 26/4/2010tarihinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne başvurmuştur.
6. DSİ Genel Müdürlüğü Kayseri12. Bölge Müdürlüğünün 7/6/2010 tarihli işlemiyle, 167 sayılı Yeraltı SularıHakkında Kanun doğrultusunda DSİ Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan yeraltısularının yeniden tahsisi ve yapılan ve yapılmış tahsislerin kontrolü ileilgili yeni yasa çalışmalarının tamamlanmasının beklenildiği, bahse konu yasaçalışmalarının tamamlanmasından ve yayımlanmasından sonra taleplerinindeğerlendirileceği gerekçesiyle başvurucunun talebi reddedilmiştir.
7. Söz konusu işlemin iptaliistemiyle açılan davada, Kayseri 2. İdare Mahkemesinin 27/10/2011 tarih veE.2010/511, K.2011/1048 sayılı kararıyla “başvuruhakkında yürürlükteki mevzuat hükümlerinin davalı idareye verdiği görev veyetkiler çerçevesinde bölgede ruhsatsız olduğu ileri sürülen kuyular bulunupbulunmadığı, bu kuyuların tahsis fazlası su kullanıp kullanmadığı, bölgeninkamu yararı doğrultusunda yeni belge ve tahsis taleplerine açılıp açılamayacağıyönünde gerekli kontroller ve araştırmalara ilişkin bilgilerin verilmesigerekirken davacının başvurusunun mer’i mevzuat uyarınca her hangi biraraştırma ve tespit yapılmaksızın yeni yasa çalışmalarının tamamlanmasınınbeklenildiği gerekçe gösterilmek suretiyle reddine ilişkin dava konusu işlemdehukuka uyarlık bulunmadığı” gerekçesiyle dava konusu işlem iptaledilmiştir. Bu karar, temyiz üzerine Danıştay 10. Dairesinin 11/4/2013 tarih veE.2012/1545, K.2013/3224 sayılı kararıyla onanmıştır.
8. Başvurucunun, anılan kararınuygulanması amacıyla 24/2/2012 tarihinde yaptığı başvuru, DSİ Genel Müdürlüğü12. Bölge Müdürlüğünün 15/3/2012 tarihli işlemiyle “bölgede 206 belgeli kuyu ve 23 adet ruhsatsız kuyunun tespit edildiğive bunlar için idari para cezalarının uygulandığı, ayrıca mevzuat değişikliğisonrası oluşan yeni duruma göre kuyularını belgelendirmeyenlerin kuyularınıntespit edilerek kapatılacağı, eksikliklerin tamamlanması durumunda başvurucuyaait kuyuların belgelere bağlanabileceği” belirtilerekreddedilmiştir.
9. Başvurucunun, söz konusuişlemin iptali istemiyle açtığı davada, Kayseri 2. İdare Mahkemesinin 8/1/2013tarih ve E.2012/523, K.2013/5 sayılı kararıyla, “davalı idare tarafından her ne kadar mevzuat değişiklikleri sonucundaYAS Eylem Planı doğrultusunda konu hakkında gereğinin yapılacağı öne sürülmeklebirlikte davaya konu başvurudaki ‘bölgedeki ruhsatsız açılan kuyuların tespitedilerek kullanıma kapatılması ve kendilerine tahsis yapılan kuyu sahiplerincetahsis fazlası su kullanıp kullanmadığının denetlenmesi ve sonucunda işlemtesis edilmesi’ istemi yönünden anılan mahkeme kararı gerekçesi gözetilerekuygulama yapılması gerekirken, karar ile tespit edilen hukuka aykırılıknedenlerine benzer şekilde işlem tesis edilmesi yoluna gidilmesinin mevzuattaöngörülen idarenin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olanbir yargı kararını uygulamakla yükümlü olduğu kuralının ihlal edildiği sonucunavarıldığı” gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
10. Başvurucu tarafından,Kayseri 2. İdare Mahkemesinin 27/10/2011 tarih ve E.2010/511, K.2011/1048sayılı iptal kararının uygulanmadığından bahisle 10.000,00 TL manevi tazminatınödenmesine hükmedilmesi istemiyle tam yargı davası da açılmış, Kayseri 2. İdareMahkemesinin 22/1/2013 tarih ve E.2012/522, K.2013/57 sayılı kararıyla, “davacının yargı kararının yerine getirilmesiistemiyle idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyleaçtığı davanın Kayseri 2. İdare Mahkemesinin 8/1/2013 tarih ve E.2012/523,K.2013/5 sayılı kararıyla iptal edildiği, dolayısıyla uygulanması istenen yargıkararının bütün hukuki sonuçlarıyla yerine getirilmediğinin yargı kararıyla daortaya konulduğu ve idarenin ağır hizmet kusuru olduğu sonuç ve kanaatinevarıldığı” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek2.500,00 TL manevi tazminatın başvurucuya ödenmesine hükmedilmiştir.
11. Bu karara başvurucununtazminat miktarının yetersiz olduğu, davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğününise başvurucunun uğradığı bir zararın bulunmadığı gerekçesiyle yaptıklarıitiraz üzerine Kayseri Bölge İdare Mahkemesi, 12/6/2013 tarih ve E.2013/291,K.2013/665 sayılı kararıyla “dosyadaki bilgi ve belgeler ile davalı idare itirazdilekçesinin eklerinin incelenmesinden, Kayseri 2. İdareMahkemesinin 27/10/2011 tarih ve E.2010/511, K.2011/1048 sayılı iptal kararınındavalı DSİ Genel Müdürlüğü 12. Bölge Müdürlüğüne 26/1/2012 tarihinde tebliğ edilmeklebirlikte iş bu davanın açıldığı tarihten sonra 25/2/2011 tarihinde yürürlüğegiren 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile SosyalSigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 167 sayılıYeraltı Suları Hakkında Kanun’un 10. maddesine eklenen 2. fıkra hükmünedayanılarak çıkarılan ve 3/6/2011 tarihinde yürürlüğe giren DSİ ÖlçümSistemleri Yönetmeliği hükümleri ile ruhsatlı kuyuların tahsis fazlasıçekimlerinin önlenmesi amacıyla sondaj kuyularına ölçüm sistemi takmazorunluluğu için verilen 2 yıllık sürenin henüz dolmaması nedeniyle yasalzorunluluk nedeniyle İdare Mahkemesi kararının yerine getirilemediği gibi buçalışmalar kapsamında ilk pilot bölge olarak Kayseri Yeşilhisar ve Derinkuyuarasında kalan bölgenin hidrojeolojik etüd raporudoğrultusunda çalışmalar yapılarak 7/9/2011 tarihinden itibaren Tilköy Havzası yeraltı tahsislerine açılmış; davacının Kepezaltı mevkiinde tarımsal sulama yapmak için talepettiği kuyu ruhsatı ile yapılan müracaatının incelenmesinden de, kuyu açmatalebinde bulunulan tarlanın Bünyami Arıkan’ınbabasına ait olup babasının 1997 yılında vefatı nedeniyle 54 parçaya bölünmesisuretiyle bir çok varislerinin bulunduğunun tespit edilerek DSİ Genel Müdürlüğü12. Bölge Müdürlüğünün 14/10/2011 – 15/11/2011 tarihli yazılarıyla gereklibelgelerin getirilmesi istendiği, ayrıca da BünyamiArıkan’a 20/2/2012 günlü yazı ile yasal düzenlemelerden bahsedilerek KayseriYeşilhisar ve Derinkuyu (Tilköy) arasında kalanbölgede 2012 yılına kadar toplam 206 belgeli kuyu ve 23 kaçak kuyunun tespitedilerek kaçak kuyular ile ilgili olarak idari para cezalarının uyglandığı, yeni duruma göre kuyularınıbelgelendirmeyenlerin kuyularının tespit edilerek kapatılacağınınbildirildiğinin belirlendiği; bu durumda, davalı idarece gerek yeni yasaldüzenlemeler nedeniyle, gerekse ruhsatsız kuyuların tespit çalışmalarının uzunsürmesi nedeniyle Kayseri 2. İdare Mahkemesinin 27/10/2011 tarih ve E.2010/511,K.2011/1048 sayılı kararının 30 günlük yasal süresi içerisinde yerinegetirilmediği, daha sonraki çalışmalarla bu kararın gereğinin yerinegetirildiği, durumun da davacıya bildirildiği anlaşıldığından, yargı kararınınuygulanmamasından söz edilemeyeceği gibi hizmet kusurunun da olmadığı açıkbulunduğundan davacının manevi tazminatın gerekçesi olan üzüntü ve elemeuğradığından bahisle adına tazminata hükmedilmesinde hukuka uyarlıkbulunmadığı” gerekçesiyle başvurucunun itirazını reddetmiş; davalıidarenin itirazını ise kabul ederek Kayseri 2. İdare Mahkemesinin 22/1/2013tarih ve E.2012/522, K.2013/57 sayılı kararını kaldırarak davanın reddine kararvermiştir.
12. Başvurucunun karar düzeltmetalebi ise Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin 22/10/2013 tarih ve E.2013/1039,K.2013/1039 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Bu karar başvurucu vekiline3/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
B. İlgiliHukuk
13. Anayasa’nın 138. maddesininson fıkrası şöyledir:
“Yasama ve yürütme organları ile idare,mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”
14. 6/1/1982 tarih ve 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararlarınsonuçları” başlıklı 28. maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkralarışöyledir:
“ (1) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare vevergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarınınicaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmayamecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuzgünü geçemez. …”
“ (3)Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göreişlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhineDanıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.”
15. 16/12/1960 tarih ve 167sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun’un 5. maddesinin birinci ve ikincifıkraları şöyledir:
“İlan edilmiş yer altı suyu işletme sahalarıdışında her arazi sahibi; arazisinde yeraltı suyu aramak, suyu bulduktan sonra,bunun kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kullanmak hakkına maliktir.
Ancak bu işler 8 incimaddenin şümulüne girdiği takdirde belge alınması mecburidir.”
16. 167 sayılı Kanun’un 10.maddesinin 6111 sayılı Kanun ile eklenen ikinci fıkrası şöyledir:
“Kuyu, galeri, tünelve benzerlerine çekilecek yeraltı suyu miktarının tespitini sağlayacak ölçümsistemleri kurulmadan, kullanma belgesi verilemez. Bu ölçüm sistemininözellikleri yönetmelikle belirlenir.”
17. 167 sayılı Kanun’un 6111sayılı Kanun ile eklenen geçici 2. maddesi şöyledir:
“10 uncu maddeninikinci fıkrasında öngörülen yönetmelik, üç ay içinde hazırlanarak Devlet Suİşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlık tarafından yürürlüğe konulur.”
18. 167 sayılı Kanun’un 6111sayılı Kanun ile eklenen geçici 3. maddesi şöyledir:
“Bu maddenin yayımı tarihinden önce yeraltısuyu temini maksadıyla kuyu, galeri, tünel ve benzerleri için kullanma belgesialmış olanlar, iki yıl içerisinde 10 uncu maddenin ikinci fıkrasında öngörülenölçüm sistemini kurarlar. Bu süre içerisinde ölçüm sistemi kurmayanlarınkullanma belgeleri Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından iptal edilir vebelgeye konu yer kapatma masrafları sahibinden alınarak kapatılır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 16/10/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 20/12/2013 tarih ve 2013/9559 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
20. Başvurucu, bölgedeki diğerkuyuların aşırı su çekimi yapması gerekçe gösterilerek 2006 yılından bu yanakendi kuyusunun ruhsatlandırılmadığını ve kapalı tutulduğunu, söz konusukuyular yönünden gerekli denetimin yapılması ve bölgenin yeni tahsistaleplerine açılması istemiyle yaptığı başvurunun reddedildiğini, bu retişleminin mahkemece iptal edildiğini, ancak kararın idare tarafındanuygulanmadığını belirterek açtığı tam yargı davasının yargı kararınınuygulandığı gerekçesiyle reddedildiğini, mahkemenin gerekçesine esas aldığıdosyadaki bilgi ve belgeler ile davalı idarenin itiraz dilekçesine ekli olduğubelirtilen belgelerin dava dosyasında bulunmadığını, davalı idarenin itirazdilekçesinde ekli herhangi bir belgenin de olmadığını, dolayısıyla dosyadabulunmayan ve inceleme yapılmayan belgeler incelenmiş gibi gösterilerek açıkbir keyfilikle davanın aleyhine sonuçlandırıldığını ve mahkeme kararınınbirbirine aykırı hükümlere dayandırıldığını, iptal davası sonucunda verilenlehine yargı kararının da idarece uygulanmadığını belirterek Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
a. Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin Tam Yargı Davasındaİtiraz Üzerine Verdiği Karar Yönünden
i. Mahkemenin Dava Dosyasında Olmayan ve İncelenmeyen Bilgive Belgelere Göre Karar Verdiği İddiası
21. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
22. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
23. AİHS’nin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“1. Herkes medeni hakve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisineyöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsızve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyeteuygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.”
24. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
25. Başvuru konusu olayda,başvurucu tarafından Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin gerekçesine esas aldığıve dava dosyası ile davalı idarenin itiraz dilekçesi ekinde olduğunu belirttiğibilgi ve belgelerin dosyada olmadığı, dolayısıyla mahkeme tarafından olmayanbilgi ve belgelere göre karar verildiği, üzerinde inceleme yapılmayanbelgelerin sanki varmış ve incelenmiş gibi ifade edilerek adaleti ve sağduyuyuhiçe sayan tarzda bir keyfilikle davanın aleyhine sonuçlandırıldığı ilerisürülmüştür.
26. Kayseri Bölge İdareMahkemesinin başvuruya konu kararında, karar gerekçesinin dava dosyası iledavalı idarenin itiraz dilekçesinin eklerinde yer alan bilgi ve belgeleredayandırıldığı ifade edilmektedir. Bu bilgi ve belgeler arasında 3/6/2011tarihinde yürürlüğe giren DSİ Ölçüm Sistemleri Yönetmeliği ile ruhsatlıkuyulara ölçüm sistemi kurma zorunluluğu getirilmesi ve bunun için verilen ikiyıllık sürenin henüz dolmamış olması hususu ile başvurucunun kuyu ruhsatınailişkin müracaatı, başvurucudan gerekli belgelerin istenilmesine ilişkin DSİGenel Müdürlüğü 12. Bölge Müdürlüğünün 14/10/2011 ve 15/11/2011 tarihliyazıları ile başvurucuya yasal düzenlemelerden bahsedilerek kuyusunun bulunduğubölgede 2012 yılına kadar toplam 206 belgeli kuyu ve 23 kaçak kuyunun tespitedildiğinin, kaçak kuyular ile ilgili olarak idari para cezalarınınuygulandığının ve yeni duruma göre kuyularını belgelendirmeyenlerin kuyularınıntespit edilerek kapatılacağının bildirildiği 20/2/2012 tarihli DSİ GenelMüdürlüğü 12. Bölge Müdürlüğü yazısı yer almaktadır. Başvurucu tarafındanbaşvuru formuna ek olarak sunulan dava dosyasının fotokopisi içinde söz konusubelgelerin tamamının yer aldığı, ancak gerekçeye esas bu bilgi ve belgelerindavalı idare itiraz dilekçesi ekinde değil, dava dilekçesine karşı 25/6/2012tarihinde Mahkemeye sunulan davalı idare cevap dilekçesi ve eklerinde yeraldığı görülmüştür.
27. Buna göre, başvurucutarafından, dosya içeriğinde bulunmadığı halde Mahkemece incelenmiş gibigösterildiği ileri sürülen bilgi ve belgelerin dava dosyası içerisinde yer aldığı,Mahkeme kararında sehven bu bilgi ve belgelerin davalı idare cevap dilekçesiyerine davalı idare itiraz dilekçesinde yer aldığının belirtilmiş olmasının dabu sonucu değiştirmeyeceği açıktır.
28. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü yargılamaişlemlerinde açık ve görünür bir ihlal saptanmadığından, başvurunun, diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. MahkemeKararının Birbirine Aykırı Hükümlere Dayandırıldığı İddiası
29. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
30. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
31. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti, hukuku ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve budurumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlaletmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurularaçıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B.No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
32. Başvurucu, başvuruya konukararda Mahkemece bir yandan yargı kararlarının geç uygulanmasının tazminsorumluluğu doğurduğuna vurgu yapılırken bir yandan da davaya konu yargıkararının geç uygulanmasına rağmen bu durumun tazminatı gerektirmediğininbelirtilmesi suretiyle birbirine aykırı hükümlere göre karar verildiğini ilerisürmüştür.
33. Başvuru konusu olayda başvurucu,yargı kararının uygulanması istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkinişlemin iptali için açtığı dava sonucunda verilen iptal kararınınuygulanmadığından bahisle 10.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyledava açmış, ilk derece mahkemesinin davayı kısmen kabul eden kararı Bölge İdareMahkemesi tarafından kaldırılarak “davalıidarece gerek yeni yasal düzenlemeler nedeniyle, gerekse ruhsatsız kuyularıntespit çalışmalarının uzun sürmesi nedeniyle Kayseri 2. İdare Mahkemesinin27/10/2011 tarih ve E.2010/511, K.2011/1048 sayılı kararının 30 günlük yasalsüresi içerisinde yerine getirilmediği, daha sonraki çalışmalarla bu kararıngereğinin yerine getirildiği, durumun da davacıya bildirildiği anlaşıldığından,yargı kararının uygulanmamasından söz edilemeyeceği gibi hizmet kusurunun daolmadığı açık bulunduğundan davacının manevi tazminatın gerekçesi olan üzüntüve eleme uğradığından bahisle adına tazminata hükmedilmesinde hukuka uyarlıkbulunmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
34. Adil yargılanma hakkıbireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulününadil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvurudaadil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucununyargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığıveya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendidelillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözümekavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediğiveya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olanunsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğeilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (B. No:2013/2767,2/10/2013, § 22).
35. Bölge İdare Mahkemesi, karargerekçesinde yargı kararının Kanun’da belirtilen otuz günlük süredeuygulanmadığını ifade etmekle birlikte bu durumun idarenin keyfi davranmasındandeğil, başvuru konusu olaya özgü yeni yasal düzenlemeler ve ruhsatsız kuyularıntespit çalışmalarının uzun sürmesi gibi haklı nedenlere dayalı olduğunubelirterek Anayasa ve 2577 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinde geçen vetazminat sorumluluğu doğuran yargı kararlarının uygulanması zorunluluğununsomut olayda yerine getirildiği sonucuna varmıştır. Başvurucu ise Mahkemeninolayın koşulları çerçevesinde mevzuata ilişkin yapmış olduğu budeğerlendirmenin çelişkili olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucunun iddiasınınmevzuatın yorumlanmasına ve delillerin değerlendirilmesine ilişkin olduğuanlaşılmaktadır.
36. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, derece mahkemesi kararının açık bir keyfilik veya bariz takdir hatasıda içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin, “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Kayseri 2. İdare Mahkemesinin 27/10/2011 Tarih veE.2010/511, K.2011/1048 Sayılı Kararının Uygulanmadığı İddiası Yönünden
37. Başvurucu, kendisine aittarımsal sulama kuyusunun yeraltı su seviyesinde azalmalara sebep olanbölgedeki diğer kuyular gerekçe gösterilerek kendisine ruhsat verilmediğindenbahisle bu kuyuların faaliyetinin önlenmesi, bu amaçla bölgedeki kuyularındenetlenerek ruhsatlı olup olmadıklarının tespiti, ruhsatsız kuyularınkapatılması, yasal yükümlülüklerini yerine getirmeyenler yönünden müeyyideuygulanması ve bölgenin kamu yararı doğrultusunda yeni belge ve tahsistaleplerine açılması istemiyle idareye yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkinişleme karşı açtığı iptal davasında lehine verilen yargı kararının hâlâ uygulanmadığını,söz konusu karara rağmen idarece hiçbir su kuyusunun kapatılmadığını ilerisürmektedir.
38. Başvurucunun iddialarınınözü mahkeme kararının uygulanmadığı şikâyetine dayanmaktadır. Adil yargılanmahakkının unsurlarından biri de mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişimhakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilenkararın uygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarınınuygulanması, yargılamanın dışında olmakla birlikte onu tamamlayan veyargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsayargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (B. No:2012/144, 2/10/2013, § 28).
39. Bununla birlikte,Anayasa’nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekmekte olup (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38); söz konusumaddede adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” vebir “suç isnadının” esasınınkarara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bukonularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak arama hürriyetinin ihlaledildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için, başvurucunun yamedeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya dabaşvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanmahakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve AİHS kapsamı dışındakalacağından, bireysel başvuruya konu olamaz (B. No: 2012/917, 16/4/2013, §21).
40. Bu nedenle, somut başvuruaçısından öncelikle, uygulanmadığı ileri sürülen yargı kararına ilişkinuyuşmazlık yönünden adil yargılanma hakkına ilişkin güvence ve ilkelerinuygulanabilir olup olmadığının, daha açık bir ifadeyle, başvuruya konuuyuşmazlığın “medeni hak ve yükümlülüklerile ilgili uyuşmazlıkların” ya da bir “suç isnadının” esasının karara bağlanmasına ilişkin olupolmadığının incelenmesi gerekmektedir.
41. Başvurucu tarafındanuygulanmadığı ileri sürülen yargı kararı ile sonuca bağlanan uyuşmazlık,başvurucuya ait tarımsal sulama kuyusunun bulunduğu bölgedeki aşırı çekim yapandiğer kuyuların faaliyetinin önlenmesi, bu amaçla bölgedeki kuyularındenetlenerek ruhsatlı olup olmadıklarının tespiti, ruhsatsız kuyularınkapatılması, yasal yükümlülüklerini yerine getirmeyenler yönünden müeyyideuygulanması ve bölgenin kamu yararı doğrultusunda yeni belge ve tahsistaleplerine açılması istemine ilişkin olup, söz konusu uyuşmazlığın başvurucuhakkındaki bir suç isnadının karara bağlanmasına ilişkin olmadığı açıktır.
42. Bu durumda, somut başvuruyailişkin uyuşmazlığın “medeni hak veyükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar” kapsamında olup olmadığınıntespiti gerekmektedir.
43. Bir başvurunun “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar”kapsamında ele alınabilmesi için öncelikle bir mevzuat hükmü ya da içtihatyoluyla tanınmış ve savunulabilir şekilde ileri sürülebilen medeni bir hak ile ilgili uyuşmazlığınbulunması gerekmektedir. Bu uyuşmazlık, hakkın varlığı, kapsamı ya dakullanılma şekillerine ilişkin gerçek ve ciddi bir uyuşmazlık olmalı; davanınsonucu da söz konusu hak için doğrudan belirleyici olmalıdır (bkz. AİHM, Vilho Eskelinen veDiğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/4/2007, § 40; Kienast/Avusturya, B.No:23379/94,23/6/2003, §38).
44. Yargılamanın sonucunun haküzerinde belirleyici olabilmesi için ise kararın ilgilinin medeni hak veyükümlülükleri üzerinde doğrudan bir etki ve sonuç doğurması gerekmekte olupdolaylı, uzak etkiler, zayıf bağlantılar ya da daha sonra ortaya çıkan sonuçlaradil yargılanma hakkının uygulanabilirliği bakımından yeterli değildir (bkz.AİHM, Kök/Türkiye, B. No:1855/02,19/10/2006, § 32; Bouloıs/Lüksemburg [BD], B. No:37575/04, 3/4/2012, §90).
45. Somut olayda, başvurucunun,kendisine ait tarımsal sulama kuyusunun, yeraltı su seviyesinde azalmalarasebep olan bölgedeki diğer kuyular nedeniyle belgeye bağlanamadığından bahislebu kuyuların faaliyetinin önlenmesi, bu amaçla bölgedeki kuyuların denetlenerekruhsatlı olup olmadıklarının tespiti, ruhsatsız kuyuların kapatılması, yasalyükümlülüklerini yerine getirmeyenler yönünden müeyyide uygulanması ve bölgeninkamu yararı doğrultusunda yeni belge ve tahsis taleplerine açılması istemiyleyaptığı başvurunun yeraltı sularının yeniden tahsisi ve tahsislerin kontrolüile ilgili yasa çalışmalarının tamamlanmasından ve yayımlanmasından sonrataleplerinin değerlendirileceği gerekçesiyle idarece reddi üzerine açtığı iptaldavasında Kayseri 2. İdare Mahkemesinin 27/10/2011 tarih ve E.2010/511,K.2011/1048 sayılı kararıyla “başvuruhakkında yürürlükteki mevzuat hükümlerinin davalı idareye verdiği görev veyetkiler çerçevesinde bölgede ruhsatsız olduğu ileri sürülen kuyular bulunupbulunmadığı, bu kuyuların tahsis fazlası su kullanıp kullanmadığı, bölgeninkamu yararı doğrultusunda yeni belge ve tahsis taleplerine açılıp açılamayacağıyönünde gerekli kontroller ve araştırmalara ilişkin bilgilerin verilmesigerekirken davacının başvurusunun mer’i mevzuat uyarınca her hangi biraraştırma ve tespit yapılmaksızın yeni yasa çalışmalarının tamamlanmasınınbeklenildiği gerekçe gösterilmek suretiyle reddine ilişkin dava konusu işlemdehukuka uyarlık bulunmadığı” gerekçesiyle dava konusu işlem iptaledilmiştir.
46. Başvurucunun idaribaşvurusu, kendisine ait tarımsal sulama kuyusunun, yeraltı su seviyesindeazalmaya sebep olan bölgedeki diğer kuyular nedeniyle ruhsata bağlanamamasındandolayı tahsis fazlası su kullanımının denetimini, ruhsatsız kuyularınkapatılmasını ve böylece bölgenin yeni tahsis taleplerine açılarak kendi kuyusuiçin kullanma belgesi (ruhsat) talebinde bulunabilmesini sağlamaya yöneliktir.
47. Kuyu kullanım belgesi(ruhsat) alma hakkı ilgili mevzuatta bir hak olarak tanınmakta (§15) veniteliği itibarıyla da medeni bir hak özelliği taşımaktadır. Ancak, uygulanmadığıileri sürülen başvuruya konu mahkeme kararı, gerekçesiyle birliktedeğerlendirildiğinde başvurucunun denetim, kuyu kapatma ve yeni tahsisbaşvurularının alınmasına ilişkin talepleri hakkında gerekli çalışmalarınyapılması ve başvurucunun bu konuda bilgilendirilmesi sonucunu doğurmakta,başvurucuya doğrudan kuyu kullanım belgesi alma hakkını ise sağlamamaktadır.
48. Anılan mahkeme kararıüzerine idarece yapılan kontrollerden sonra mevzuata aykırı su çekimi yapılankuyuların tespit edilerek kapatılması ve bunun üzerine başvurucunun kendikuyusu için kullanım belgesi talebinde bulunabilmesi olanağı doğsa dahi, butalebin sonucu mevzuat hükümleri çerçevesinde idarenin yapacağı değerlendirmeyebağlı olduğundan, anılan yargı kararının başvurucunun kullanım belgesi almahakkı açısından kesin bir sonuç doğurmadığı açıktır.
49. Sonuç olarak, yargıkararının uygulanmadığına ilişkin başvuru yönünden Kayseri 2. İdareMahkemesinin 27/10/2011 tarih ve E.2010/511, K.2011/1048 sayılı kararı ilehükme bağlanan uyuşmazlık, başvurucunun medeni bir hak olan kuyu kullanımbelgesi alma hakkını ilgilendirmekle birlikte söz konusu hak ile anılan kararınsonucu arasındaki bağlantının dolaylı ve zayıf olduğu, yargı kararı sonucununbaşvurucunun kuyu kullanım belgesi alma hakkı konusunda doğrudan bir etki vesonuç doğurmadığı ve dolayısıyla başvurucunun medeni hakkı konusundabelirleyici olmadığı tespit edilmiştir.
50. Bu durumda, başvurunun “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgiliuyuşmazlıkların” ya da bir “suçisnadının” esasının karara bağlanması çerçevesinde elealınabilmesinin ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki ilke ve güvencelerinbaşvurunun bu kısmı yönünden uygulanabilirliğinin mümkün olmadığıgörülmektedir.
51. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun yargı kararının uygulanmadığı yönündeki ihlal iddiası bakımındanadil yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin uygulanabilir olmadığı vedolayısıyla Anayasa ve AİHS'nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşılanbaşvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin “konu bakımındanyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
A. Başvurucunun;
1.Mahkemenin dava dosyasında olmayan ve incelenmeyen bilgi ve belgelere görekarar verdiği yönündeki iddiasının “açıkçadayanaktan yoksun olması”,
2.Mahkeme kararının birbirine aykırı hükümlere dayandığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
3.Yargı kararının uygulanmadığı yönündeki iddiasının “konu bakımından yetkisizlik”
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
16/10/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.