TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BURAK GÜNAY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6217)
Karar Tarihi: 26/2/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucu
:
Burak GÜNAY
Vekili
:
Av. Hakan UYSAL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, hamiline çekdefteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenlemek suçundan AlaplıCumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında verilen idari para cezasına karşıAlaplı Sulh Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulunduğunu, Mahkeme tarafından idariyaptırım kararının kaldırılmasına karar verildiğini ancak, kendisini vekil iletemsil ettirmesine rağmen vekâlet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek Anayasa’nın10. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 6/8/2013 tarihindeAlaplı Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğinbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 25/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm başkanı tarafından,27/6/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemeninbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular 27/6/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiş olup tanınan ek süresonunda Bakanlık, görüşünü 29/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafındanAnayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucu vekiline 9/9/2014 tarihinde tebliğedilmiş olup, başvurucu vekili tarafından 22/9/2014 tarihinde Adalet Bakanlığıgörüşüne karşı beyan dilekçesi ibraz edilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu hakkında, AlaplıCumhuriyet Başsavcılığı tarafından 27/2/2013 tarih ve 2013/6 Kabahat DefteriNumaralı karar tutanağı ile hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamilineçek düzenlemek suçunu işlediğinden bahisle 300,00 TL idari para cezasıverilmiştir.
9. Başvurucu, vekiliaracılığıyla anılan idari yaptırım kararına karşı Alaplı Sulh Ceza Mahkemesi'neitirazda bulunmuştur.
10. Başvurucunun itirazı üzerineAlaplı Sulh Ceza Mahkemesi 8/7/2013 tarih ve D.İş 2013/111 sayılı kararı ile "...söz konusu çekin hamiline düzenlenmediği,Berberoğlu Yapı Malzemeleri Ticareti adına düzenlendiği anlaşıldığından hukuka aykırı olarak tesisedildiği..." gerekçesiyle idari yaptırım kararınınkaldırılmasına karar vermiştir.
11. Başvurucu, vekil ile temsiledilmesine rağmen anılan kararda vekâlet ücretine ilişkin bir hükme yerverilmemesi nedeniyle kanun yararına bozma yoluna da başvurmuştur.
12. Alaplı Sulh CezaMahkemesi'nin kararı başvurucu vekiline 8/7/2013 tarihinde tefhim edilmiştir.
13. Başvurucu süresi içinde6/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
14. 4/12/2004 tarih ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “Yargılamagiderleri” kenar başlıklı 324. maddesinin birinci ve ikincifıkraları şöyledir:
“Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlıkücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesiamacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılanödemeler yargılama giderleridir.
Hüküm ve karardayargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.”
15. 19/3/1969 tarih ve 1136sayılı Avukatlık Kanunu'nun “Vekâlet ücreti”kenar başlıklı 164. maddesi şöyledir:
“Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olanmeblâğı veya değeri ifade eder.
Yüzde yirmi beşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyindeğeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarakkararlaştırılabilir.
İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındakimal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.
Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücretikararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir.(Değişik üçüncü ve dördüncü cümle:13/1/2004 –5043/5 md.) Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamışolduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahutücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücretsözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri paraile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamakkoşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanınkazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisiarasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ileölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.
Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafayüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcunedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”
16. 28/12/2013 tarih ve 28865sayılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Konu ve Kapsam” kenar başlıklı 1.maddesinin 1. fıkrası şöyledir:
“Mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındakiuyuşmazlığı sonlandıran her türlümerci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, AvukatlıkKanunu ve işbu tarife hükümleri uygulanır.”
17. 28/12/2013 tarih ve 28865sayılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Ceza davalarında ücret” kenar başlıklı 13.maddesinin 6. fıkrası şöyledir:
“Ceza mahkemelerinde görülen tekzip, internet yayıniçeriğinden çıkarma, idari paracezalarına itiraz gibi başvuruların kabulü veyailk derece mahkemesinin kararına yapılan itiraz üzerine, ilk derece mahkemesi kararınınkaldırılması halinde işin duruşmasızveya duruşmalı oluşuna göre İkinci Kısım Birinci Bölüm 1. sıradaki iş için öngörüldüğü şekilde avukatlık ücretine hükmedilir. Ancak başvuruya konuidari para cezasının miktarı Tarifenin İkinci Kısım Birinci Bölüm 1. sıradaki iş için öngörülenmaktu ücretin altında ise idari paracezası kadar avukatlık ücretine hükmedilir.”
18. 30/3/2005 tarih ve 5326sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Masrafların vevekalet ücretinin ödenmesi” kenar başlıklı 31. maddesinin 2. fıkrasışöyledir:
“Kanun yoluna başvuru dolayısıyla oluşan bütün masraflar vevekâlet ücreti, başvurusu veya savunması reddedilen tarafça ödenir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 26/2/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 6/8/2013 tarih ve 2013/6217numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, davayıkazanmasına rağmen vekalet ücretine hükmedilmediğini, ilgili Hakim tarafındanşifahen "kabahatler kanununda vekaletücretine ilişkin herhangi bir düzenleme olmadığından dolayı vekalet ücretitakdir etmediği ve etmeyeceği" şeklinde bir yanıt verildiğini,mahkemenin kendisini vekil ile temsil ettiren kişi davayı kazandığı takdirdelehine vekalet ücretine hükmetmesi gerektiğini, ayrıca aynı mahkemenin geçmişteyine Kabahatler Kanunu çerçevesinde vermiş olduğu kararlarda kendisini vekilile temsil ettiren taraf vekiline vekalet ücreti takdir ettiğini belirterek,Anayasa’nın 10. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan eşitlik ilkesi veadil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve vekalet ücretiaçısından yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
21. Başvurucu, vekil ile temsiledilmesine rağmen anılan kararda vekâlet ücretine ilişkin bir hükme yerverilmemesi nedeniyle kanun yararına bozma yoluna da başvurmuştur. Bununlabirlikte, kanun yararına bozma yolu olağanüstü bir başvuru yolu olduğundan,kural olarak tüketilmesi gerekli bir başvuru yolu olarak değerlendirilmemiştir.
a. Eşitlik İlkesinin İhlali İddiası
22. Başvurucu, vekil ile temsiledilmesine rağmen kazandığı davada lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğiniancak, anılan mahkemenin daha önceki yargılamalarında vekil ile temsil edilentarafın davayı kazanması halinde vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek,Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
23. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasıhükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilenhakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerininkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049,26/3/2013, § 18) Bu nedenle, bireysel başvuru kapsamındaki hakların içeriğinintespit edilmesinde Anayasa ve Sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesive ortak koruma alanının tespit edilmesi gerekir.
24. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10.maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:
“Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
…
Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar.”
25. Sözleşme’nin “Ayrımcılık yasağı” kenar başlıklı 14.maddesi şöyledir:
“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma,cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veyatoplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzereherhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizinsağlanmalıdır.”
26. Yukarıda yer verilenhükümler göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun ayrımcılık yasağıkapsamında incelenmesi gereken iddiasının, soyut olarak değerlendirilmesimümkün olmayıp, Anayasa ve AİHS kapsamında yer alan diğer temel hak veözgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 33).
27. Bununla birlikte, bireyselbaşvuru incelemesinde ayrımcılık yasağının bağımsız bir koruma işlevininolmaması, bu yasağın genişletici bir yoruma tabi tutulmasına engel teşkiletmemektedir. Anayasal bir hakkın ihlal edildiği iddiası tek başınaincelendiğinde o hakkın ihlal edilmediği kanaatine varılabilirse de bu durum, ohakka ilişkin ayrımcı bir uygulamanın incelenmesine engel değildir. Buçerçevede, ilgili temel hak ve özgürlük ihlal edilmemiş olsa da o hakla ilgilibir konuda sergilenen ayrımcı tutumun, Anayasa’nın 10. maddesini ihlal ettiğisonucuna ulaşılabilir (B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 48).
28. Ayrımcılık yasağının ihlaledilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, kural olarak kişinin hangi temelhak ve özgürlüğü konusunda, ayrıca hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruzkaldığının tespiti gerekir. Ayırımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi içinbaşvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ilekendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ifade etmesiyeterli olmayıp, ayrıca bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk,cinsiyet, din, dil vb. bir ayrımcılık temeline dayandığını makul delillerleortaya koyması gerekir. Somut olayda başvurucu tarafından, Kabahatler Kanunuçerçevesindeki benzer davalarda daha önce aynı mahkemece vekâlet ücretinehükmedildiğinden bahisle kendisinin ayırımcılığa maruz kaldığı belirtilmişolmakla beraber, şahsına hangi temele dayalı olarak ayırımcılık yapıldığınailişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı gibi, belirtilen iddiasınıtemellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış olduğuanlaşılmakla, başvurunun bu kısmının “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlali İddiası
29. Somut olayda, başvurucu sulhceza mahkemesi tarafından idari yaptırım kararının kaldırılmasına kararverildiğini ancak, yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmesine rağmenkararda vekâlet ücretine hükmedilmediğini belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüş olup, başvurucunun şikâyetinin açıkça dayanaktanyoksun olmadığı anlaşıldığından ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek bir neden görülmediğinden başvurunun bu kısmının kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
30. Başvurucu, vekil vasıtasıile takip ettiği itiraz prosedüründe, talebinin kabul edilmesine rağmen Mahkemetarafından vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesininihlal edildiğini iddia etmiştir.
31. Bakanlık görüş yazısında,Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) yerleşik içtihatlarına göre, yerelmahkemeler tarafından yapılan maddi ve hukuki hataların, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (AİHS) tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlüklerinihlaline sebep olduğu kadarıyla başvuruya konu edilebilir olduğu, AnayasaMahkemesi kararlarında da kanun yolu şikayeti niteliğindeki başvurularda bariztakdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça bireysel başvuru yolundainceleneme yapılamayacağının belirtildiği, anılan olayda da yasal düzenlemelerile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca başvurucunun kendisini vekil iletemsil ettirmesi durumunda, itirazı yargı makamlarınca kabul edildiği takdirdelehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde anılan davada sulh cezamahkemesince vekâlet ücretine hükmedilmemesinin keyfi uygulama mahiyetinde olupolmadığının değerlendirilmesi hususundaki takdirin Anayasa Mahkemesi’ne aitolduğu ifade edilmiştir.
32. Başvurucu, Bakanlık görüşünekarşı beyan dilekçesinde, Bakanlık görüşünde belirtilen hususlara katılmaklabirlikte, Anayasa Mahkemesine yapılan başvurunun nedeninin yerel mahkemeninesas hakkında verdiği kararın adil olup olmaması değil, davanın lehinesonuçlanması ve duruşmalı yapılan dosyada kendisini vekil ile temsilettirmesine rağmen vekâlet ücretinin takdir edilmemesi olduğunu belirtmiştir.
33. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
34. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (c) bendi şöyledir:
“Herkes davasının, medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız vetarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içindegörülmesini isteme hakkına sahiptir…
…
Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği birmüdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddîolanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde,resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek,”
35. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi veAİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
36. Anayasa’nın 36. maddesindeifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gerekenşekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren,bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının daaracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileriönünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil,yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır (B. No:2013/711, 3/4/2014, § 40 ).
37. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralıfıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolundagözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılıKanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceğibelirtilmiştir.
38. Bir anayasal hakkın ihlaliiddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yenidenincelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa veKanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkinolduğu açıktır. Bu kapsamda, bireysel başvuruya konu davadaki olaylarınkanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılamasırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel biruyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adilolup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz.Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve bariz takdirhatası içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalarbireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derecemahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir takdir hatası bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No. 2012/1027,12/2/2013, §§ 25-26).
39. Somut olayda, AlaplıCumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucuya verilen 300,00 TL idari paracezasına karşı başvurucunun yaptığı itirazı inceleyen Alaplı Sulh Ceza Mahkemesi,itirazı yerinde görerek idari yaptırım kararının kaldırılmasına kararvermiştir. Ancak Mahkemece, başvurucu hakkındaki idari yaptırım kararınınhukuka aykırı olması nedeni ile kaldırılmasına, yargılama giderlerinin kamuüzerinde bırakılmasına hükmedilmiş ise de vekâlet ücretine ilişkin herhangi birkarar verilmemiştir.
40. 5271 sayılı Kanun’un 324.maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre (§ 13) vekâlet ücreti de yargılamagiderleri kapsamında bulunmaktadır. Bu maddenin gerekçesinde, “…soruşturma ve kovuşturma evrelerinde, kamudavasının gerektirdiği yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesi vetaraflarca yapılan ödemeler yargılama giderlerini oluşturur. Avukatlara,bilirkişi ve tanıklara verilen gündelik, yolluk ve ücretlerle keşif, muayene,tahlil ve posta giderleri yanında harçlar, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinegöre taraflara ödenmesi gereken avukatlık ücretleri de yargılama giderlerinedâhildir. Yargılama giderlerinin ve taraflardan birinin diğerine ödemesigereken paranın miktarını hâkim veya mahkeme başkanı belirler. Bunların hüküm,karar ve ceza kararnamelerinde ayrıntıları ve dayanakları ile gösterilmesi,kimlere yükletildiğinin de belirtilmesi gereklidir…” denilmek suretiyle vekil ile temsil durumunda vekâlet ücretininkimin üzerinde bırakılacağı hususunun hükümde açıkça ve ayrıntılı olarakgösterileceği ifade edilmiştir.
41. Nitekim 5326 sayılı Kanun’un31. maddesinin (2) numaralı fıkrasından da (§ 17) kararın hüküm kısmındavekâlet ücretinin taraflardan kimin üzerinde bırakılacağının belirtilmesigerektiği hüküm altına alınmıştır.
42. Yargıtay Ceza GenelKurulu’nun 31/1/2012 tarih veE.2011/258, K.2012/8 sayılı kararında; “…CMK'nun 324. maddesinde ise yargılama giderlerinin kapsamıbelirlenmiştir. Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleriile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıylaDevlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeleryargılama gideridir. Bu hükme göre, vekâlet ücretinin de yargılama giderikapsamında bulunduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır...” denilerek,vekâlet ücretinin de yargılama giderleri kapsamında olduğunu vurgulanmıştır.
43. Yargıtay 11. Ceza Dairesincede vekâlet ücretinin yargılama giderlerine dâhil olmasının en önemlisonuçlarından biri olan, dava sonucunda vekâlet ücreti konusunda olumlu veyaolumsuz bir karar verilmesi gerektiği (17/6/2014 tarih, E.2014/11200,K.2014/11835 sayılı karar) ve davada haklı çıkan ve kendisini vekil ile temsilettiren taraf lehine, vekâlet ücreti takdir edilmesinin zorunlu olduğu(7/5/2014 tarih, E.2014/1888, K.2014/8783) belirtilerek, vekâlet ücretininyargılama giderlerinin bir parçası olduğu vurgulanmakta ve asil lehinehükmedilmesi gereken bir hak olduğu istikrarlı biçimde ifade edilmektedir. Budurumda 5271 sayılı Kanun ve yerleşik mahkeme içtihatlarına göre mahkemelerinyargılama giderleri kapsamında hükmettikleri vekâlet ücretinin, taraflar lehinebir hak ya da aleyhine bir yükümlülük doğurduğu anlaşılmaktadır. (B. No: 2012/615,21/11/2013, § 29)
44. Yukarıda yer verilen tespitleruyarınca, başvurucunun vekil ile temsil edildiği davayı kazanması neticesindelehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerekliliğine ilişkin yasal düzenlemeve Yargıtay içtihadının mevcut olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, anılan kanunidüzenlemeler ve içtihat karşısında başvurucu lehine vekâlet ücretinehükmedilmemesi, ilgili yasal mevzuatın lafız ve amacına açıkça aykırı olup,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
45. Başvurucu,ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzeredosyanın ilgili Mahkemeye gönderilmesini talep etmiş olup, herhangi birtazminat isteminde bulunmamıştır.
46. 6216 sayılıKanun’un “Kararlar” kenarbaşlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
47. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği tespitedilmiş olmakla, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere kararın ilgili Mahkemesine gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
48. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurucunun,
1.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanmahakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiği yönündekiiddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alının hakkaniyete uygun yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yenidenyargılama yapmak üzere kararınbir örneğinin Alaplı Sulh CezaMahkemesine gönderilmesine,
C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
26/2/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.