TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BURAK BULUT VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/17344)
Karar Tarihi: 11/12/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucular
:
1. Burak BULUT
2. Mücahit BÖYÜK
3. Fatih KIRNALI
4. Mehmet YILDIRIM
5. Muhammed Şahin ZORLU
Vekilleri
:
Av. Cavit ÇALIŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, idarenin mali sorumluluğuna ilişkin iptal davasındayerleşik içtihada aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. 2015/17344, 2015/17346, 2015/17347, 2015/17351 ve 2015/17352numaralı bireysel başvurular 12/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. 2015/17346, 2015/17347, 2015/17351 ve 2015/17352 numaralıbireysel başvuru dosyaları, aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunmasınedeniyle 2015/17344 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş olupinceleme 2015/17344 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmüştür.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucular, 2011 yılında Astsubay Meslek Yüksek Okulubünyesinde eğitime başlamışlardır.
10. Sağlık kontrollerinin olumsuz sonuçlanması gerekçegösterilerek başvurucuların Astsubay Meslek Yüksek Okulu ile ilişiğikesilmiştir.
11. Başvurucular ilişik kesme işlemine karşı Askeri Yüksek İdareMahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmışlardır. AYİM İkinci Dairesi(Mahkeme) verdiği kararlarla ilişik kesme işlemlerinin iptaline hükmetmiştir.İptal gerekçelerinde özetle başvurucuların ilişiğinin kesilmesine neden olanrahatsızlıkların Gülhane Askerî Tıp Akademisi Profesörler Kurulu tarafındandüzenlenen rapor ile doğrulanmadığı ve başvurucuların rahatsızlığının askerîöğrenciliğe engel teşkil etmediği ifade edilerek ilişik kesme işlemlerininhukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
12. İptal kararı üzerine başvurucular Astsubay Meslek YüksekOkulu bünyesinde eğitimlerine kaldıkları yerden devam etmiş ve mezun olarakastsubay çavuş rütbesiyle göreve başlamışlardır.
13. Başvurucular göreve başlamalarının ardından hukukaaykırılığı yargı kararıyla saptanmış işlem nedeniyle göreve geç başladıklarınıbelirterek bir yıl boyunca mahrum kaldıkları maaş ve özlük haklarına ilişkinmaddi zararın ödenmesi için Millî Savunma Bakanlığına başvuruda bulunmuşlardır.
14. Başvurucuların bu talebi cevap verilmemek suretiyle zımnenreddedilmiştir.
15. Başvurucular zımnen ret işleminin iptali için Mahkemenezdinde iptal davası açmışlardır.
16. AYİM Başsavcılığı tarafından uyuşmazlığa ilişkin olarakbaşvurucular hakkında hukuka aykırı olarak tesis edilen işlemin hizmet kusuruoluşturduğu, bu hizmet kusuruyla başvurucunun uğradığı zarar arasında illiyetbağı bulunduğu ve bu nedenle dava konusu işlemin iptali ile talep edilenzararın hizmet kusuru esaslarına göre ödenmesi gerektiği yönünde görüşbildirilmiştir.
17. Mahkeme açılan davaları reddetmiştir.
18. Ret gerekçelerinde öncelikle hukuk devleti ilkesi gereğifaaliyetlerini hukuka uygun bir biçimde yürütmek zorunda olan idarenin birişleminden dolayı hizmet kusuruna dayalı olarak tazmin sorumluluğundan sözedilebilmesi için kural olarak hukuka aykırılığın varlığının şart olduğu ifadeedilmiştir. Kararda idari işlemin her hukuka aykırılık hâlinin hizmet kusurunaneden olmadığı; idari işlemin sebep, konu ve maksat unsurları bakımından hukukaaykırı olması hâllerinde hizmet kusurunun ve hizmet kusuruna dayalı tazminsorumluluğun oluşacağı, öğretideki baskın görüşün de bu doğrultuda olduğuhatırlatılmıştır. Gerekçede askerî öğrencilikten çıkarılmanın ders, sağlık,disiplinsizlik, güvenlik soruşturması gibi çeşitli sebeplere dayalı olarakgerçekleştiği ve bu hususlarda yapılan incelemeler sonucu çıkarılma sebebininhukuka aykırı olduğunun anlaşıldığı durumlarda askerî öğrencilik statüsününsona erdirilmesini sağlayan işleme karşı açılan davaların iptal kararları ilesonuçlandığı belirtilerek somut olayda iptal kararının hukuki etki ve sonucununbaşvurucuların eğitimine döndürülmesi olgusu ile sınırlı olduğunun altıçizilmiştir. Başvurucuların talebi kabul edilerek bir yıllık astsubay çavuşrütbesine denk gelen maaşın ödenmesi kabul edilse bile nasıp düzeltilmesiyapılmaksızın bu talebin karşılanmasının, müteakip rütbelerde geç terfiye dayanılarak yeni taleplerin ve davaların oluşmasınıengellemeyeceği ifade edilmiştir. Ayrıca 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu uyarınca nasıpdüzeltmesi yapılanlara maaş farkı ödenmesinin mümkün olmadığı, başvurucularında nasıp düzeltme talebinin bulunmadığı belirtilmiştir. Diğer taraftan konuyailişkin içtihat değişikliğine gidildiği, bu anlamda içtihat birleştirilmesineihtiyaç duyulmadığının da altı çizilmiştir. Nihayetinde başvurucuların geçatanmasına bağlı olarak talep ettiği tazminatın karşılanmasının mümkün olmadığısonucuna varılarakret gerekçesi oluşturulmuştur.
19. Ret kararları oyçokluğu ile alınmıştır. Davanın kabulüyönündeki karşıoy gerekçesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"İdari işlemden doğan tam yargı davalarında da eylemden doğan tamyargı davalarında olduğu gibi idarenin tazmin sorumluluğu, hizmet kusuru vekusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerine dayanmaktadır.
Hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerini hukuka uygun bir biçimdeyürütmek zorunda olan idarenin, bir idari işlemden dolayı hizmet kusurunadayalı olarak tazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi için kuralolarakhukuka aykırılığın varlığı şarttır. idari işlemlerdekiyetki, şekil unsurları ve usul bakımından hukuka aykırılıkların, sonradangiderilebilir hukuka aykırılıklar olması nedeniyle hizmet kusuru teşkiletmeyeceğinden, idarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunun bulunduğundan dasöz edilemeyeceği; idari işlemlerdeki sebep, konu ve maksat unsurlarıbakımından hukuka aykırılıkların ise hizmet kusuruna sebebiyet verdiği veidarenin hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğunun bulunduğu yönündedir.
...
...davacı tarafından açılan eldeki davada, hukuka aykırılığı tespitedilen işlem nedeniyle statü dışında geçirilen 1 yıla ilişkin zararlarıntazmini talep edilmektedir. Yani "nasıp düzeltilmemesi" işlemidolayısıyla oluşan ya da oluştuğu iddia edilen zarara ilişkin bir talepbulunmamaktadır, Ancak hangi durumda olursa olsun,hukuka aykırılığı Dairemizce tespit edilen işlem (askeri öğrenciliktençıkarılma) nedeniyle davacının tazmini gereken zararları bulunmaktadır. Zira,iptal kararının, iptal edilen işlemin "hiç yapılmamış sayılması" veiptal kararı ile "işlemden önceki duruma geri gelinmesi" şeklindesonuçları olduğu ve bunların yerine getirilmesi ile kararın uygulanmış olacağıkabul edilmekle birlikte, söz konusu iptal kararına kadar oluşan zararınkarşılanmasının da yine bu kararın bir gereği olduğu kabul edilmesi gerekir,Kaldı ki, hukuk devletlerinde, devletin hukuka aykırı işlemleri nedeniylemeydana gelecek zararın ödenecek tazminatla karşılanması bir zorunluluktur.Yani, bu zararın tazminine yönelik talebin, "nasıp düzeltilmesi yapılmadangiderilemez" veya benzeri gerekçe ile reddedilmesi hukuk devleti anlayışıile uyuşmamaktadır. Zira, davacı isterse giderilmeyen (ya da giderilmediğinidüşündüğü) diğer zararlarını süresi içinde ayrı bir dava konusu da yapabilir.
Bu değerlendirmeler kapsamında; davacının, sebep ve amaç unsurlarıyönünden hukuka aykırılığı Dairemizin kararıyla saptanan bir idari işlemleAstsubay Meslek Yüksekokulu'ndan çıkarıldığı ve bu nedenle emsallerinden 1 yılgeç mezun olarak göreve başladığı maddi bir vakıadır. Dairemizin anılan iptalkararı, davalı idarece tesis edilen okuldan çıkarılma işleminde, idareninhizmet kusurunu ortaya koymaktadır, Bu itibarla, davacının hukuka aykırı olarakhakkında tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden geçastsubaylığa nasbedilmek ve göreve geç başlamaksuretiyle statü dışında geçirdiği süreye ilişkin uğradığı zararların idarecehizmet kusuru esaslarına göre tazmini gerektiği, bu nedenle davacınınemsallerine göre mahrum kaldığı 1 yılık döneme ilişkin aylıkların ödenmemesiyönündeki işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, Dairemizin uzun yıllardangelen uygulamasının ve içtihatlarının da bu yönde olduğu (AYIM 2'nci Dairesi'nin07.11.2007 tarih ve E.2007/204, K2007/910, 09.04.2008 tarih ve E.2007/1158,K2008/432, 25.02.2009 tarih ve E. 2009/36, K. 2009/226, 11 .03.2009 tarih ve E.2 0081882, K 2 009/316, 13.05.2009 tarih ve E.2009/31, K2009/557, 02.06.2010tarih ve E.2010/140, K.20101799, 28.12.2011 tarih ve E.2011/1192, K.2011/1593,19.09.2012 tarih ve E.2012/369, K2012/868, 15.05.2013 tarih ve E.2013/454,K2013/589, 15.05.2013 tarih ve E.2011/1539, K2013/602, 26.02.2014 tarih veE.20P/305, K2014/267, 0207.2014 tarih ve E.2013/1833, K2014/1040 sayıh kararları vb.) bu içtihadı değiştirmek için bir sebepde bulunmadığı kanaatinde olduğumuzdan Sayın Çoğunluk görüşüne katılamadık. "
20. Ret hükmüne yönelik karar düzeltme istemleri oyçokluğuyla(ret kararında azınlıkta kalan üyelerin karşıoyuyla)reddedilmiştir.
21. Başvurucular nihai kararları tebellüğ etmelerinin ardındansüresi içinde 12/11/2015 tarihi itibarıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Mevzuat
22. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendieylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Buhüküm Türk hukukunda idarenin mali sorumluluğunun anayasal temelinioluşturmaktadır. Özel hukuktan farklı olarak -somut bazı konuları düzenleyenbirkaç istisna dışında- idarenin idari nitelikteki işlem ve eylemlerinden doğanzararlara ilişkin mali sorumluluğunu düzenleyen genel bir kanun hükmü yoktur.İdarenin kamu hukuku alanından kaynaklanan mali sorumluluğunun çerçevesi ilehüküm ve esasları, Anayasa'nın anılan hükmünden yola çıkılmak suretiyleDanıştay içtihatlarıyla belirlenmiştir. Danıştay içtihatlarına göre idareninmali sorumluluğu, kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk şeklinde ikiyeayrılmakta; kusursuz sorumluluk da dayandığı sebebe göre tehlikeli faaliyetler,mesleki risk, sosyal risk ve fedakârlığın denkleştirilmesi biçiminde tasnifedilmektedir. Kusur sorumluluğunda idarenin kusurlu bulunması (hizmet kusuru)sorumluluğun temel şartı iken kusursuz sorumluluk hâllerinde idarenin kusurubulunmasa dahi mali sorumluluğu söz konusu olabilmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§28, 29, 30).
2. AYİM Kararları
23. Ankara Beytepe Jandarma OkullarKomutanlığında uzman jandarma öğrencisi iken ilişiği kesilen ve ilişik kesmeişlemi yargı kararı ile iptal edilen davacının geç atanması sonucu statüdışında geçirdiği sürelere ilişkin maaş ve özlük haklarına dair maddi zararınödenmemesi işlemine karşı açtığı davada Mahkeme 24/2/2009 tarihli ve E.2009/36,K.2009/226 sayılı kararıyla davanın kabulüne karar vermiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"T.C.Anayasanın125 nci maddesinin son fıkrasına göre, idare kendieylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Anayasada idareninsorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş olup bumeselenin çözümü öğretiye ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idareninsorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır.İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genelolarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti,zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zarar ileeylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur. Davacının, hukukaaykırılığı mahkeme kararıyla saptanan bir idari tasarrufla Uzman JandarmaOkulundan çıkarıldığı ve emsallerinden daha sonra göreve başladığı maddi birvakıadır. İdare ajanlarının hukuka aykırı güvenlik soruşturması sonucunu esasolarak tesis ettikleri okuldan çıkarılma işlemi, idarenin hizmet kusurunuortaya koymaktadır. Davacının hukuka aykırı olarak hakkında tesis edilenokuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden daha sonra uzman jandarmaçavuş nasbedilmek ve göreve başlamak suretiyle statüdışında geçirdiği sürede uğradığı maddi zararının idarece, hizmet kusuruesaslara göre giderilmesi gerektiği, bu nedenle, hukuka aykırılığı Mahkememizcetespit edilen okuldan çıkarma işlemi nedeniyle emsallerinden geç mezun olandavacının, emsallerine göre mahrum kaldığı aylıkların kendisine ödenmemesiyönündeki işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği sonucunaulaşılmıştır."
24. Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu öğrencisi iken ilişiğikesilen ve ilişik kesme işlemi yargı kararı ile iptal edilen davacının geçatanması sonucu statü dışında geçirdiği sürelere ilişkin maaş ve özlükhaklarına dair maddi zararın ödenmemesi işlemine karşı açtığı davada Mahkeme15/5/2013 tarihli ve E.2013/454, K.2013/589 sayılı kararıyla davanın kabulünekarar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"İdari işlemden doğan tam yargıdavalarında da eylemden doğan tam yargı davalarında olduğu gibi idarenin tazminsorumluluğu, hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinedayanmaktadır.
Hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerinihukuka uygun bir biçimde yürütmek zorunda olan idarenin, bir idari işlemdendolayı "hizmet kusuru"na dayalı olaraktazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi için kural olarak hukuka aykırılığınvarlığı şarttır. Ancak, bir idari işlemin herhangi bir yönden mevzuata ve hukukkurallarına aykırı olması halinin, her durumda ve tek başına hizmet kusurununvarlığını kabule yeterli olup olmadığı, diğer bir ifadeyle idari işlemleriniptalini gerektiren nedenlerle hizmet kusurunu doğuran nedenler arasında tambir bağlılık ve ayniyet olup olmadığı hususunda öğretide bir fikir birliğibulunmadığı görülmektedir.Ancak öğretide bu konudabaskın görüş idari işlemlerdeki yetki, şekil unsurları ve usul bakımındanhukuka aykırılıkların, sonradan giderilebilir hukuka aykırılıklar olmasınedeniyle hizmet kusuru teşkil etmeyeceğinden, idarenin hizmet kusuruna dayalısorumluluğunun bulunduğundan da söz edilemeyeceği; idari işlemlerdeki sebep,konu ve maksat unsurları bakımından hukuka aykırılıkların ise hizmet kusurunasebebiyet verdiği ve idarenin hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğununbulunduğu yönündedir.
Davacının hukuka ve mevzuata aykırılığı AYiM 2.Dairesinin 23.03.2011 tarih ve 2011/275 Esas,2011/404 Karar sayılı kararıyla saptanan bir idari işlemle Astsubay MeslekYüksek Okulundan çıkarıldığı ve bu nedenle emsallerinden geç göreve başladığımaddi bir vakıadır. Bu nedenle tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi, idareninhizmet kusurunu ortaya koymaktadır. Davacının hukuka aykırı olarak hakkındatesis edilen okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden geç Astsubaylığa nasbedilmek ve göreve geç başlamak suretiyle statü dışındageçirdiği süreye ilişkin uğradığı zararların idarece hizmet kusuru esaslarınagöre tazmini gerektiği, bu nedenle, hukuka aykırılığı Mahkememizce tespitedilen okuldan çıkarma işlemi nedeniyle emsallerinden geç mezun olan davacının,emsallerine göre mahrum kaldığı aylıkların kendisine ödenmemesi yönündeki işlemininiptaline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır."
25. Mahkemenin 8/5/2013 tarihli ve E.2013/355, K.2013/568sayılı; 8/5/2013 tarihli ve E.2012/1200, K.2013/564 sayılı; 20/3/2013 tarihlive E.2012/1099, K.2013/349 sayılı; 27/3/2013 tarihli ve E.2012/1100, K.2013/379sayılı; 20/3/2013 tarihli ve E.2012/1101, K.2013/350 sayılı; 2/7/2014 tarihlive E.2013/1833, K.2014/1040 sayılı kararları da yukarıda alıntısı yapılan karar(bkz. § 23) ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin olup aynı gerekçeye sahiptir.
26. Sözleşmeli subay adaylığına son verilmesine ilişkin işlemiyargı kararı ile iptal edilen davacının statü dışında geçirdiği sürelereilişkin maaş ve özlük haklarına dair maddi zarar ile işlem nedeniyle uğradığımanevi zararın tazmini istemiyle açtığı davada AYİM Birinci Dairesi 18/6/2013tarihli ve E.2013/217, K.2013/731 sayılı kararıyla davanın kabulüne kararvermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Davacı hakkında tesis edilen ayırmaişlemi Dairemizin 25 Ekim 2011 gün ve E:2010/1111, K:2011/1683 sayılı kararıylahukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Hukuka aykırılığı mahkeme kararıylatespit edilen bu işlem nedeniyle davalı idarenin hizmet kusuru içinde bulunduğuaçıktır. Ayrıca iptal kararları, geriye yürür şekilde işlemi ortadan kaldıranve yargılama konusu işlemin hukuk aleminde hiç doğmaması sonuçlarını doğurankararlardır. İptal kararıyla, dava konusu ayırma işleminin tesis anından öncekihukuki duruma dönülür. Bu bağlamda, davacının statü dışında geçirdiği süreyeilişkin özlük haklarının ödenmesi, iptal kararının gereklerinden olup, davalıidareyi bu hakların ödenmesi yükümlülüğü altına sokmaktadır.
...
İdarenin bir eylemi veya işlemi sonucu elem veızdırap duyulması, haysiyet ve şerefin rencideolması, manevi değerlerin ve yaşama zevkinin azalması manevi zarar teşkiletmektedir. Bu bağlamda günlük yaşamı etkileyecek ölçüde üzüntü ve sıkıntı duyulmasınm da tazmini gereken bir manevi zarara nedenolacağının kabulü gerekmektedir."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi
27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes davasının,medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alandakendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasaylakurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak vemakul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir."
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mahkemeiçtihatlarındaki değişim yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında kalmaktaolup böyle bir değişiklik özü itibarıyla önceki çözümün tatminkâr bulunmamasıanlamına gelir (S.S. BalıklıçeşmeBeldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No:3573/05 ... 30/11/2010, § 28). Ancak yerleşmiş yargısal pratiğin de içtihatdeğişikliğinin gerekçelendirildiği kararda dikkate alınması gerekir (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.No: 36815/03, 14/1/2010, § 38). Bu bağlamda aynı hususta daha önce çıkankararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmayailişkin makul bir açıklama getirilmesi gerekmektedir (Stoilkovska/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.No: 29784/07, 18/7/2013, § 49).
29. AİHM, hukuki belirlilik şartının ve meşru beklentilerinkorunması gereğinin yerleşik içtihadın sürdürülmesini içermediğinin altınıçizmekte ancak iyi temellere oturmuş yerleşik içtihadın varlığının yüksekmahkemeye içtihattan ayrılmayı haklılaştıran dahasağlam gerekçeler açıklama görevi yüklediğini ifade etmektedir. AİHM'e göre yüksek mahkemenin yerleşik içtihattan farklıkarar verilmesinin sebebi hakkında başvurucuya detaylı açıklama yapmasorumluluğu bulunmaktadır (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, §38).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
30. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
31. Başvurucular; idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle statüdışında geçen sürelerde uğranılan zararlara ilişkin olarak AYİM'deaçılan davalarda istikrarlı bir biçimde tazminata hükmedildiğini, başvuruyakonu yargılama sürecinde ise yeterli bir açıklamada bulunulmadan içtihadaaykırı karar verildiğini, bu durumun öngörülebilir olmadığını, hukukibelirlilik ve eşitlik ilkeleri ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmektedir.
32. Bakanlık görüşünde AYİM'in yapısalsorunlarına ilişkin olarak gerek AİHM tarafından verilen ihlal kararlarıgerekse iç hukukta yapılan düzenlemeler sonucu yeniden yargılanma imkânıgetirilmiş olması hususlarının gözetilerek karar verilmesi gerektiği ifadeedilmiştir.
B. Değerlendirme
33.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuruya konu yargılama sürecinde AYİMtarafından, benzer durumlarda verilen kararlardan (bkz. §§ 23, 26) farklı birsonuca varıldığı açıktır. Bununla birlikte yargı kararı ile iptal edilenişlemler nedeniyle açılan maddi tazminat davalarında AYİM daireleri tarafındanbirbiriyle çelişen kararların verildiği ve bu durumun yerleşik bir hâl aldığıortaya konulamamıştır. Bu hâle göre AYİM içtihatlarında derin ve devamlı bir içtihat farklılığınınbulunduğu söylenemez. Bu bağlamda iddiaların özü, AYİM'inbenzer maddi tazminat davalarında sergilediği yaklaşımının aksine birdeğerlendirme yapmasına karşın bu hususa dair makul, açıklayıcı bir gerekçebelirtmediği hususlarına yönelik olduğundan şikâyet maddi tazminat isteminin reddineilişkin kısım yönünden adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olangerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
36.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş, ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "... adil yargılanma" ibaresinineklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli kararhakkının da dâhil olduğu AİHM'inbirçok kararındavurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabuledilmesi gerekir (Abdullah Topçu,B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
37. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasakuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,§ 76).
38. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degerekli olmaktadır (Sencer Başat vediğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
39. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıtverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerinesunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardananlaşılmalıdır.
40. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğidavanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat vediğerleri, § 35).
41.Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunukabul ettiği bir husus hakkında ilgili veyeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usulveya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline nedenolabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,§ 39).
42. Diğer taraftan yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukundinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlamakabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Bu değişiklikler yargıorganlarının takdir yetkisi kapsamında olup öz itibarıyla önceki çözümüntatminkâr bulunmaması anlamına gelmektedir. Ancak uygulamadaki birlikteliğisağlamaları beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzerdavalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmalarıihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçları ortaya çıkartır. Bu ise hukuki belirlilikve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşecektir. Ayrıca böyle bir algınıntoplumda yerleşmesi hâlinde bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarınaduymaları beklenen güven zarar görebilir. Bu bağlamda aynı hususta daha önceçıkan kararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bufarklılaşmaya ilişkin makul bir açıklamanın getirilmesi gerekmektedir (Türkan Bal [GK], B. No: 2013/6932,6/1/2015, §§ 53, 55, 64).
43. Anayasa Mahkemesinin norm denetimi ve bireysel başvurularda(Ercan Din, B. No: 2014/94,8/6/2016; Semra Bekiroğlu ve diğerleri,B. No: 2013/6717, 16/12/2015; Ahmet Gül vediğerleri, B. No: 2014/1182, 22/9/2016) hukuki güvenlik vebelirlilik kavramının mahkeme kararlarında makul bir istikrarın sağlanmasıhususu ile de doğrudan ilgili olduğu, yargı makamlarının benzer davalarda dahaönceki kararlarıyla kabul edilebilir oranlarda uyumlu kararlar vermesigerektiği, mahkeme kararlarında istikrarlı değerlendirmelerin dışındaki biryaklaşımın hukukun dinamik yorumuyla uyumlu ve gelişmeye yönelik olarakverildiğinin yeterli ve makul gerekçeyle açıklanması gerektiği yönündedeğerlendirmeler yaptığı anlaşılmaktadır.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
44. Somut olayda Astsubay Temel Askerlik ve Astsubaylık AnlayışıKazandırma (ASTASAK) eğitim süreci sonlandırılan başvurucular, ilişik kesmeişleminin yargı kararı ile iptal edilmesi üzerine eğitimine devam etmiş veastsubay çavuş rütbesiyle atanmıştır. Başvurucular, hukuka aykırılığı yargıkararı ile saptanan işlem nedeniyle bir yıl geç atanmalarından dolayı mahrumkaldıkları özlük haklarına dair maddi zararın tazmini istemiyle davaaçmışlardır. Mahkeme, iptal kararının hukuki etki ve sonucunun ASTASAKeğitimine döndürülme olgusu ile sınırlı olduğunu ve herhangi bir nasıp düzeltmeişlemi yapılmaksızın astsubaylık özlük haklarına karşılık gelen tazminatınödenmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Mahkeme ayrıca bir yıllık astsubayçavuş rütbesine denk gelen maaşın ödenmesi kabul edilse bile bu talebinkarşılanmasının müteakip rütbelerde geç terfiyedayanılarak yeni taleplerin ve davaların oluşmasını engellemeyeceğini ifadeederek maddi tazminat yönünden davayı reddetmiştir.
45. AYİM tarafından benzer uyuşmazlıklarda somut davadan önceverilen kararlara bakıldığında (bkz. §§ 23-26) konuya ilişkin içtihadın özolarak hukuka aykırı işlem nedeniyle meydanagelen geç atamalar sonucu açılan tazminat davalarının nasıp düzeltmeye ilişkinbulunmadığı ve yargı kararı ilehukuka aykırılığı saptanan buişlemler nedeniyleuğranılan zararların iptal kararı ile işlemin tümsonuçlarının ortadan kaldırılması bağlamında idarece hizmet kusuru esaslarınagöre tazmini gerektiği yönünde olduğu görülmektedir.
46. Somut olayda ise Mahkeme; ilişik kesme işlemine yönelikiptal kararının hukuki etki ve sonucunun yalnızca ilişiğin kesildiği eğitimsürecine geri döndürülmekle sınırlı olduğunu, işlem nedeniyle uğranılan özlükhaklarına dair maddi zararın nasıp düzeltme yapılmadan ödenemeyeceğini, ödensedahi bunun daha sonra terfi dönemlerinde açılacak davaları engellemeyeceğinibelirtmiştir. AYİM'in hukuka aykırılığı yargı kararıile saptanan işlem nedeniyle açılan tazminat davasında ulaştığı sonucun konuylailgili olarak verilen önceki tarihli kararlardan farklı olduğu anlaşılmaktadır.
47. Yukarıda aktarılan ilkeler uyarınca yargısal kararlardakideğişiklikler, hukuki dinamizm ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanangelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumlu olmakla birliktebenzer davalarda farklı sonuçlara ulaşılması hâlinde bu durumun tatmin edicibir gerekçeyle açıklanması gerekmektedir.
48. AYİM, yargı kararı ile hukuka aykırılığı saptanan işlemlernedeniyle oluşan zararlar konusunda istikrarlı olarak idarenin mali sorumluluğubulunduğu yönünde kararlar vermiştir. Bu nedenle hukuki belirlilik ilkesiışığında, başvurucu açısından yargı kararı ile iptal edilen işlem nedeniyleoluşan maddi zararı için idarenin mali sorumluluğuna gidileceği olgusu dikkatealınarak değerlendirme yapılması yönünde makul bir güvenin oluştuğunun kabulügerekir.
49.AYİM somut olayda idarenin hukuka aykırılığı yargı kararı ilesaptanmış işlemi nedeniyle hizmet kusuru kapsamında mali sorumluluğunutartışmamış, nasıp düzeltme açısından olayı ele almak suretiyle maddi zararın ödenmesinin kabulünün daha sonrakitarihlerde terfi gecikmeleri nedeniyle açılacak davaları engellemeyeceğişeklinde mevcut tazminat talebiyle ilgisi olmayan bir ihtimali kararına gerekçeolarak almıştır.
50. Yargılama sürecinde hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptananişlemler nedeniyle oluşan maddi zararlar için idarenin mali sorumluluğununbulunduğu yönünde AYİM kararlarının başvurucu tarafından mahkemeye sunulduğu,dilekçelerde bu kararlardan örnekler verildiği görülmektedir. Mahkemetarafından ise ileri sürülen itirazlara yönelik içtihat değişikliğine gidildiğiveya olayın koşullarında önceki kararlardan ayrılmayı gerektirecek farklılıklarolduğu ya da alternatif bir yaklaşım sağlayan farklı gerekçelere dayanıldığınadair idarenin mali sorumluluğuna yönelik herhangi bir açıklamada bulunulmadığıanlaşılmaktadır.
51. Yukarıda açıklanan tespitlere göre AYİM'inbireysel başvuruya konu kararında, önceki kararlarından farklı bir sonuca nedenulaşıldığının başvurucular ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak anlaşılmasınaimkân verecek düzeyde yeterli açıklama yapılmadığı görülmektedir.
52. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçelikarar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
53.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
54. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında Anayasa Mahkemesince bir temelhakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasılortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir(Detaylı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan,§§ 57-60).
55. Başvurucular, yeniden yargılama yapılması ve tazminatahükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
56. Anayasa Mahkemesi, AYİM İkinci Dairesi tarafından yapılanyargılama sonucu adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkınınihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
57.Bu durumda adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılmasıgereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması venihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeplekararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeyegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
58. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunduğu sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine kararverilmesi gerekir.
59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harcın başvurucularaayrı ayrı, 1.980 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) altbendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİM İkinciDairesinin 13/5/2015 tarihli ve E.2014/1974, K.2015/834 sayılı; 27/5/2015tarihli ve E.2015/51, K.2015/842 sayılı; 27/5/2015 tarihli ve E.2015/50,K.2015/841 sayılı; 27/5/2015 tarihli ve E.2015/54, K.2015/855 sayılı; 27/5/2015tarihli ve E.2015/53, K.2015/854 sayılı kararlarına ait dava dosyaları ileilgilidir.),
D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harcın BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ve 1.980 TL vekâletücretinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.