TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BURAK ŞENDİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/278)
Karar Tarihi: 9/5/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
M. Emin ŞAHİNER
Başvurucu
:
Burak ŞENDİR
Vekili
:
Av. Çağrı YILMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, vergi incelemesi sonucu vergi ziyaı cezalı banka vesigorta muameleleri vergisi tarh edilmesinden dolayı açılan davada esasa etkiliiddialarının karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; hukuka aykırıkarar verilmesi nedeniyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 31/12/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucu 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı AlacaklarınYeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunuve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun'un yürürlüğe girmesi ile birlikte anılan Kanun kapsamında 2006,2007, 2008 ve 2009 vergi dönemlerine ilişkin kendisine ve şirketine ait vergiborçlarının yapılandırılmasını talep etmiştir. Bu talep üzerine başvurucunun veortağı bulunduğu şirketlerin söz konusu yıllara ait vergi borçlarıyapılandırılmıştır.
10. Vergi İdaresi başvurucuyu yasa dışı ikrazatçılıkfaaliyetinden dolayı elde ettiği faiz gelirini beyan etmediği gerekçesiyle8/12/2011 tarihinde takdir komisyonuna sevk etmiştir. Başvurucunun 2006 yılınaait işlemlerinin yasa dışı ikrazatçılık faaliyetiyönünden bu şekilde takdir komisyonuna sevki neticesinde ise 16/12/2012 tarihliVergi İnceleme Raporu düzenlenmiştir. Anılan rapor uyarınca ilgili dönemde yasadışı ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğu tespitedilen başvurucu tarafından beyan edilmediği iddia edilen banka ve sigortamuameleleri vergisi nedeniyle 2006 yılı vergi dönemine ait toplam 17.271,70 TLvergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergisi tarh edilmiştir.
11. Başvurucu tarafından vergi ziyaı cezalı banka ve sigortamuameleleri vergisi için 24/1/2013 tarihinde ve süresi içinde uzlaşma talepedilmiştir. 6/3/2013 tarihinde uzlaşma toplantısı yapılmış ancak uzlaşmayavarılamamıştır.
12. Başvurucu söz konusu vergi ziyaı cezalı banka ve sigortamuameleleri vergisine karşı 15/3/2013 tarihinde İstanbul 2. Vergi Mahkemesinde(Mahkeme) iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinde; vergi ve cezaların dayanağıraporun başvurucuya tebliğ edilmediği, başvurucunun beyaz eşya alım ve satımıile uğraştığı herhangi bir ivaz karşılığı borç verme işiyle ilgilenmediği,idarece kesilen vergi/ceza ihbarnamelerinin zamanaşımı süresinin dolduğu, vergicezalarının dayanağının gösterilmediği, başvurucunun banker sıfatıbulunmadığından 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nunkapsamında başvurucu adına banka ve sigorta muameleleri vergisinin tarhedilmesinin hukuken mümkün olmadığı, başvurucuya ait tüm vergi borçlarının 6111sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığından yapılandırılan vergi dönemlerineait tekrar vergi tahakkuk ettirilmesinin hukuka aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
13. Mahkeme 12/11/2013 tarihinde davanın reddine kararvermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun ihtilaflı dönemde yasa dışı ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğuna dair tanıkanlatımlarına işaret edilmiştir. Mahkeme, bu dönemde elde edildiği tespitedilen Takdir Komisyonu geliri üzerinden yapılan vergi ziyaı cezalı banka vesigorta muameleleri vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucunavarmıştır.
14. Başvurucunun itirazı İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin21/5/2014 tarihli kararıyla reddedilerek hüküm onanmıştır. Başvurucu Şirketinkarar düzeltme talebi de Bölge İdare Mahkemesince 13/10/2014 tarihindereddedilmiştir.
15. Nihai karar, başvurucuya 3/12/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
16. Başvurucu 31/12/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
17. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 114.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Vergi alacağının doğduğu takvim yılınıtakip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğedilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.
(İptalikinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 15/10/2009 tarihli ve E.: 2006/124, K.:2009/146 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 23/7/2010-6009/8 md.) Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri içintakdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûrkomisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığıyerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldanfazla olamaz.
..."
18. 213 sayılı Kanun'un 341. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlununvergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksikyerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veyaeksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder
..."
19. 213 sayılı Kanun'un 374. maddesi şöyledir:
"Aşağıdayazılı süreler geçtikten sonra vergi cezası kesilmez:
1. (Değişik: 23/6/1982 - 2686/42 md.) Vergi ziyaı cezasında cezanın bağlı olduğu vergialacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden; 353 vemükerrer 355 nci maddeler uyarınca kesilecekusulsüzlük cezalarında, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birincigününden başlayarak beş yıl (114 ncü maddenin ikincifıkrası hükmü ceza zamanaşımı için de geçerlidir.);
2. Usulsüzlükte, usulsüzlüğün yapıldığı yılıtakip eden yılın birinci gününden başlayarak iki yıl;
(Değişik:22/7/1998 - 4369/81 md.) Ancak 336 ncı madde hükmüne göre vergi ziyaı cezası ile usulsüzlüğünbirleşmesi halinde kesilecek ceza, vergi ziyaı cezası için belli edilenzamanaşımı süresi içinde kesilir.
Bu süreler içinde ceza ihbarnamesi tebliğedilmekle zamanaşımı kesilmiş olur."
20.213 sayılı Kanun'un geçici 28. maddesi şöyledir:
"1/1/2005 tarihinden önceki dönemlereilişkin olarak, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce matrah takdiri içintakdir komisyonuna sevk edilmiş olup, komisyonca takdir edilen matrah üzerinden31/12/2012 tarihine kadar tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.Bu hüküm, 374 üncü maddede yer alan ceza kesmede zamanaşımı açısından dauygulanır."
21. 6802 sayılı Kanun'un 28. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
"Bankerlerin yapmış oldukları bankamuamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsunnakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veyabaşkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım-satıma tavassut etmeyi veyaalıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslekhaline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ilemevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamaküzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralarasağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığıgibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisinetabidir"
22. 30/9/1983 tarihli ve 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri KanunHükmünde Kararname'nin 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu Kanun Hükmünde Kararnamede geçen;
a) İkrazatçı:Devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne adaltında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle,ödünçpara verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden vekendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişileri,
...
İfade eder."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir."
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı
24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6.maddesinin bir mahkeme önünde medeni hak ve yükümlülüğe ilişkin bir iddiadabulunma hakkını güvence altına aldığını, mahkemenin teşkilatının veyargılamanın yürütülmesinin bu güvencenin kapsamında olduğunu (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70,21/2/1975, § 36) ve davalarda adil yargılanma koşullarını yerine getirmeyükümlülüğünün ulusal makamlara ait olduğunu ifade etmiştir (Dombo Beheer B.V./ Hollanda,B. No: 14448/88, 27/10/1993, § 33).
25. AİHM, Sözleşme’deki haklarınetkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin 6.maddesine göre tarafların dayanaklarını,iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme göreviolduğunu belirtmiştir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33;Kraska/İsveç, B. No: 13942/88, 19/4/1993, § 30).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 9/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
27. Başvurucu; zamanaşımına yönelik itirazı ile esasa ilişkinhiçbir iddiasının Mahkemece değerlendirilmediğini, mahkeme kararının dosyadaileri sürülen iddiaları ve maddi olguları açıklamadığını belirterek hak aramahürriyetinin ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
28. Bakanlıkgörüşünde, başvurucunun açtığı dava üzerine verilen Mahkeme kararının uyuşmazlıkkonusu vergi ile cezalarla ilgili yeterli gerekçeler içerdiği belirtilmiştir.Bakanlık bununla birlikte başvurucunun zamanaşımına ilişkin iddiasının vergimahkemesi veya bölge idare mahkemesi tarafından ayrıca cevaplandırılmasıgereken bir iddia olup olmadığı dolayısıyla olayda mahkemelerce verilenkararların içerdiği gerekçelerin başvurucunun zamanaşımı iddiası bakımındangerekçeli karar hakkının gerekliliklerine uygun olup olmadığı konusundatakdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğunu ifade etmiştir.
2. Değerlendirme
29. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenarbaşlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun iddiasının adil yargılanma hakkının güvenceleri arasındayer alan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılangerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
32. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adilyargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafolduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılamahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınkapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu AİHM'inbirçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini dekapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,19/4/2017, § 75).
33. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa'nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasakuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır.
34. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK],B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
35. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıtverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerinesunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardananlaşılmalıdır.
36. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğidavanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat vediğerleri, § 35).
37. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkiliolduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgilive yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektirenusul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline nedenolabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,§ 39).
38. Başvurucu tarh zamanaşımı süresinin dolduğu yönündekiiddiasının mahkemeler tarafından incelenmediği hususundan yakınmaktadır.
39. 213 sayılı Kanun'un 114. maddesinde vergi alacağının doğduğutakvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh vemükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı belirtilmiştir.Bununla beraber vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonunabaşvurulmasının, zamanaşımını durduracağı; duran zamanaşımının mezkûr takdirkomisyonu kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığıyerden işlemeye devam edeceği hükme bağlanmıştır.
40. Somut olayda başvurucunun 2006 yılına ilişkin yasa dışı ikrazatçılık faaliyetinden dolayı elde ettiği faiz gelirinibeyan etmediği gerekçesiyle başvurucu adına vergi ziyaı cezalı banka ve sigortamuameleleri vergisi tarhiyatı yapılmıştır. Vergi idaresi, 1/1/2007 tarihindenitibaren işlemeye başlayan beş yıllık tarh zamanaşımı süresinin dolmasına 23gün kala işlem dosyasını takdir komisyonuna sevk etmiştir. Buna göre takdirkomisyonu kararının vergi idaresine ulaştığı tarihten itibaren 23 gün içindeverginin tarh edilmemesi ve aynı süre içinde başvurucuya tebliğ edilmemesihalinde tarh zamanaşımı söz konusu olabilecektir.
41. Görüldüğü üzere başvurucunun zamanaşımı iddiası temelsizolmayıp uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenlezamanaşımı iddiasının derece mahkemelerince ilgili ve yeterli bir gerekçe ilekarşılanması gerekmektedir. Buna karşın ilk derece mahkemesinin bireyselbaşvuruya konu kararında, başvurucunun uyuşmazlık konusu vergi ve cezaihbarnamelerinin zamanaşımı süresinin geçtikten sonra düzenlendiği iddiasınıkarşılar mahiyette herhangi gerekçeye yer verilmediği görülmektedir. Diğertaraftan istinaf talebi üzerine Bölge İdare Mahkemesi kararında da bu iddia veitiraza yönelik herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.
42. Sonuç olarak başvurucunun uyuşmazlığın çözümü için esaslı niteliktekibelirtilen iddia ve itirazları derece mahkemelerince konu ile ilgili makul veyeterli bir gerekçe ile karşılanmamıştır. Bu sebeple yargılama süreci bir bütünolarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçelikarar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
44. Başvurucu; ceza ihbarnamelerinin dayanağını oluşturan vergitekniği raporunun yetersiz olduğunu, aleyhine vergi tarhiyatı yapılan çeklerinşahsına ait olmadığını, senetlerin ise tamamının salt ticari faaliyetler sonucuedinildiğini belirtmiştir. Başvurucu, vergi ve cezaların dayanağı olan vergitekniği raporunun tarafına tebliğ edilmediğini ileri sürmektedir. Başvurucuayrıca söz konusu belgelere karşı beyanlarını dile getiremediğinden dolayısavunma hakkının ihlal edildiğinden yakınmaktadır. Başvurucu nihayet kararınadil olmadığı gerekçesiyle de hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
45. Somut başvuruda başvurucunun adil yargılanma hakkıkapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden bu aşamadadiğer ihlal iddialarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
47. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetinihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işleminve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebepolduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülendiğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).
48. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna göreihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerindenkaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolununbelirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (MehmetDoğan, § 57).
49. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak içinyeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeyegönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §58).
50. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiğihâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derecemahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındabelirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,§ 59).
51. Başvurucu, ihlallerin tespiti ile tazminat taleplerindebulunmuştur.
52. Anayasa Mahkemesi başvurucunun uyuşmazlığın çözümü içinesaslı nitelikteki zamanaşımı iddiasının derece mahkemesince tartışılmamış vekarşılanmamış olması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli kararhakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
53. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikleihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlalsonucuna uygun olarak başvurucunun uyuşmazlığın sonucuna etkili olabilecek ayrıve açık yanıt gerektiren iddialarının karşılandığı ilgili ve yeterli birgerekçe oluşturulmak suretiyle yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Busebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 2.Vergi Mahkemesine (E.2013/995, K.2013/2506) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
54. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi gerekçelikarar hakkının ihlalinin sonuçlarının giderilmesi bakımından yeterligörüldüğünden başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinegerekir.
55. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Diğer ihlal iddialarının ayrıca incelenmesine GEREKOLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 2. VergiMahkemesine (E.2013/995, K.2013/2506) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
G. Kararın Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 9/5/2019 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.