TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
BURCU ÖZKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/28895)
Karar Tarihi: 25/10/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 19/12/2018-30630
GENEL KURUL
KARAR
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Recep KÖMÜRCÜ
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Burcu ÖZKAN
Vekili
:
Av. Ramazan DEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; milletvekili hakkında uygulanan tutuklama tedbirininhukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, ifade özgürlüğükapsamındaki eylemlerin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün,tutuklama dolayısıyla milletvekilliği görevinin yerine getirilememesi nedeniyleseçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/7/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
7. İkinci Bölüm tarafından 9/5/2018 tarihinde yapılantoplantıda, niteliği itibarıyla başvurunun Genel Kurul tarafından kararabağlanması gerekli görülmüş ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
9. PKK'nın terör örgütü olduğu ulusal ve uluslararası makamlartarafından kabul edilmiş tartışmasız bir olgudur. Anılan örgütüngerçekleştirdiği terörist şiddet, bölücü amaçları dolayısıyla anayasal düzene,millî güvenliğe, kamu düzenine, kişilerin can ve mal emniyetine yönelik ağırtehdit oluşturmaktadır. Bu yönüyle ülkenin toprak bütünlüğünü hedef alan PKKkaynaklı terör, onlarca yıldır Türkiye'nin en hayati sorunu hâline gelmiştir (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, §§ 7-18).
10. Bununla birlikte kamuoyunda demokratik açılım süreci, çözümsüreci ve Millî Birlik veKardeşlik Projesi gibi farklı isimlerle ifade edilen süreç içinde2012 yılının son döneminden itibaren PKK tarafından gerçekleştirilen terörsaldırıları önemli ölçüde azalmıştır. Ancak Suriye'de son yıllarda yaşanan içsavaşın Türkiye'nin güvenliği üzerinde etkileri olmuş, PKK ve DAEŞ kaynaklıterör olayları yeniden artmaya başlamıştır. Kamuoyunda 6-7 Ekim olayları ve hendek olayları olarak bilinen teröreylemleri bunların başında gelmektedir (Gülser Yıldırım (2), §§ 21-30).
11. Türkiye 2015 yılı Haziran ayından itibaren yeniden yoğun birşekilde terör saldırılarına maruz kalmıştır. Bu kapsamda PKK tarafından Şırnakil merkezi ile Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde, Hakkâri'nin Yüksekovailçesinde, Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçelerinde, Mardin'in Dargeçit,Nusaybin ve Derik ilçelerinde, Muş'un Varto ilçesinde cadde ve sokaklarahendekler kazılıp barikatlar kurularak ve bu barikatlara bomba ve patlayıcılaryerleştirilerek teröristler tarafından bu yerleşim yerlerinin bir kısmında öz yönetim adı altında hâkimiyetsağlanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çok sayıda terörist, halkın bu yerleregiriş ve çıkışını engellemek istemiştir. Güvenlik güçleri, hendeklerinkapatılması ve barikatların kaldırılması suretiyle yaşamın normale dönmesinisağlamak amacıyla operasyonlar yapmış ve teröristlerle çatışmaya girmiştir.Aylarca devam eden bu operasyon ve çatışmalar sırasında yaklaşık iki yüzgüvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş, tonlarca bomba ve patlayıcı imhaedilmiştir.
12. Terör saldırılarının gittikçe yoğunlaştığı ve ülkenin birçokbölgesine yayıldığı bu dönemde, hem güvenlik güçleri hem de siviller hedefalınmıştır. Bu bağlamda PKK tarafından başvurucunun seçim bölgesi olan vekonuşmalar yaptığı Muş'ta çok sayıda terör saldırısı gerçekleştirilmiştir. Buterör saldırılarında, önemli bir bölümü sivillerden oluşan çok sayıda kişihayatını kaybetmiş ve yaralanmıştır.
B. BaşvurucununTutuklanmasına İlişkin Süreç
13. Başvurucu 7/6/2015 ve 1/11/2015 tarihlerinde HalklarınDemokratik Partisinden (HDP) Muş milletvekili seçilmiştir. Başvurucu hâlenmilletvekilidir.
14. Başvurucu hakkında milletvekili olarak görev yaptığı dönemdeve bundan önce işlediği iddia olunan suçlara ilişkin olarak farklı Cumhuriyetbaşsavcılıklarınca soruşturma yürütülmüştür. Anayasa'nın 83. maddesinin ikincifıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Seçimdenönce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisinkararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz veyargılanamaz" hükmü uyarınca yasama dokunulmazlığına sahip olanbaşvurucunun dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle fezlekeler düzenlenmiş veTürkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sunulmak üzere Adalet Bakanlığı Cezaİşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir.
15. Bu fezlekelerde başvurucuya isnat edilen suçlamalara ilişkinolgular şöyledir:
- 8/6/2015 tarihinde Muş Belediye Meydanı'nda HDP tarafındandüzenlenen etkinlik sırasında başvurucunun köy korucularını kastederek "Hepiniz defolup gideceksiniz, defolupgideceksiniz, bize uzattığınız o keleşi size çevirmesini çok iyi biliriz."şeklinde ifadelerin yer aldığı bir konuşma yaptığı ileri sürülmüştür.
- 25/9/2015 tarihinde Muş ili Malazgirt ilçesi Tatargazi köyünde PKK terör örgütü mensubu Ö.K.nın cenazesine katılarak mezarına çiçek attıktan sonra "...bu zamanlar sözlerin tükendiği, cümlelerinbittiği zamanlardır. 7 Hazirandan sonra bu halka ve kürdistanayapılan savaş konseptiyle birlikte onlarca gencimiz, yoldaşımız ve çocuklarımızkatledildi, bu mücadele sonuna kadar devam edecek" şeklindeifadelerin yer aldığı bir konuşma yaptığı ileri sürülmüştür.
- 2/3/2016 tarihinde güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada ölenterör örgütü üyesi B.D.nin cenazesine katıldığı ilerisürülmüştür.
- 5/4/2016 tarihinde, Diyarbakır ili Sur ilçesinde güvenlikgüçleri ile girdiği çatışmada ölen terör örgütü mensubu M.E.E.nincenazetörenine katıldığı ileri sürülmüştür.
16. 2014 yılının Ekim ayında yaşanan ve ülkenin büyük birbölümünü etkileyen şiddet olayları ve sonrasında 2015 yılının Haziran ayındanitibaren ülkede yaşanan terör saldırılarının artması (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 40170, 16/11/2017, §§ 28-33)dolayısıyla siyasi çevrelerde ve kamuoyunda milletvekillerinindokunulmazlıklarının kaldırılması hususunda yoğun tartışmalar yaşanmıştır.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda değişiklik yapılmasını öngören kanun teklifi12/4/2016 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulmuştur. Bu teklif; Bakanlıkta,Başbakanlıkta, TBMM Başkanlığında, Anayasa ve Adalet Komisyonlarınınüyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan yasama dokunulmazlığı dosyalarıylailgili olarak Anayasa'da ve TBMM İçtüzüğü'nde öngörülenyasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin usulün uygulanmamasını ve budosyaların gereğinin yapılması amacıyla yetkili mercilere iade edilmesiniöngörmektedir.
17. TBMM Genel Kurulunda 20/5/2016 tarihinde kabul edilen 6718sayılı Kanun'un 1. maddesiyle Anayasa'ya eklenen geçici 20. madde ile "Bu maddenin Türkiye Büyük Millet Meclisindekabul edildiği tarihte; soruşturmaya veya soruşturma ya da kovuşturma iznivermeye yetkili mercilerden, Cumhuriyet başsavcılıklarından ve mahkemelerden;Adalet Bakanlığına, Başbakanlığa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınaveya Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığınaintikal etmiş yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyaları bulunanmilletvekilleri hakkında, bu dosyalar bakımından, Anayasanın 83 üncü maddesininikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmü uygulanmaz. Bu maddenin yürürlüğegirdiği tarihten itibaren onbeş gün içinde; Anayasave Adalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığında, TürkiyeBüyük Millet Meclisi Başkanlığında, Başbakanlıkta ve Adalet Bakanlığındabulunan yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyalar, gereğininyapılması amacıyla, yetkili merciine iade edilir." hükmügetirilmiştir.
18. Anayasa değişikliği 8/6/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Buna göreanılan maddenin TBMM tarafından kabul edildiği 20/5/2016 tarihi itibarıylamaddede sayılan mercilere intikal etmiş olan dosyalar hakkında Anayasa'nın 83.maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan yasamadokunulmazlığına ilişkin hüküm (bkz. § 14) uygulanmayacaktır. Ayrıca Anayasadeğişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün içinde Anayasa veAdalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığında, TBMMBaşkanlığında, Başbakanlık ve Bakanlıkta bulunan yasama dokunulmazlığınınkaldırılmasına ilişkin dosyaların gereğinin yapılması amacıyla yetkili merciineiade edileceği öngörülmüştür.
19. Böylece Bakanlık verilerine göre Adalet ve Kalkınma Partisi(AK Parti) grubuna mensup 29 milletvekiline ait 50, Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) grubuna mensup 59 milletvekiline ait 215, Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) grubuna mensup 10 milletvekiline ait 23, HDP grubuna mensup 55milletvekiline ait 518 ve 1 bağımsız milletvekiline ait 5 fezlekeyle ilgiliolarak yasama dokunulmazlığına ilişkin hükümler uygulanmamış ve bu dosyalargereği için ilgili mercilere iade edilmiştir.
20. Bu kapsamda başvurucu hakkındaki fezlekelere konu olansoruşturma dosyaları da Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüaracılığıyla gereğinin takdir ve ifası için Muş ve Hınıs CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilmiştir.
21. Muş Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma ileilgili olarak 21/6/2016 tarihinde Savcılık personeli tarafından başvurucununkullandığı telefon numarası aranmak suretiyle ifadesinin alınması içinSavcılığa davet edilmiştir. Başvurucu telefon görüşmesinde "Bu konuda partimizin genel kararı var, buyapılan işler Anayasa'ya aykırı olduğu için ifade vermeye gelmeyeceğim."şeklinde beyanda bulunmuştur. Konuyla ilgili Savcılık personeli tarafındantutanak düzenlenmiştir.
22. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı 30/6/2016 tarihinde başvurucununifadesinin alınması için ikametinin bulunduğu Büyükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığına talimat yazmıştır. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığıbaşvurucunun adresine çağrı kâğıdı göndermiş ise de bu çağrı kâğıdı tebliğedilememiştir.
23. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı 1/9/2016 tarihinde başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olma, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme veterör örgütü propagandası yapma suçlarından cezalandırılması talebiyleiddianame düzenlemiştir.
24. İddianamede başvurucunun Muş Belediye Meydanı'nda HDPtarafından düzenlenen etkinlik sırasında yapmış olduğu konuşmada köykorucularını kastederek "Hepinizdefolup gideceksiniz, defolup gideceksiniz, bize uzattığınız o keleşi sizeçevirmesini çok iyi biliriz" şeklinde sözler sarfettiği, 25/9/2015 tarihinde Muş ili Malazgirt ilçesi Tatargazi köyünde PKK terör örgütü mensubu Ö.K.nın cenazesine katılarak mezarına çiçek attıktan sonrayaptığı konuşmasında "...bu zamanlarsözlerin tükendiği, cümlelerin bittiği zamanlardır. 7 Hazirandan sonra bu halkave kürdistana yapılan savaş konseptiyle birlikteonlarca gencimiz, yoldaşımız ve çocuklarımız katledildi, bu mücadele sonunakadar devam edecek" sözlerini sarf ettiği ve 5/4/2016 tarihindeDiyarbakır ili Sur ilçesinde güvenlik güçleri ile girdiği çatışmada ölen terörörgütü mensubu M.E.E.nin Muş ili Korkut ilçesiAkyıldız köyüne bağlı köy mezarlığına defnedildiği, köyde terörist adına taziyeçadırı açıldığı, taziye çadırına terör örgütünü simgeleyen sözde flamalarasıldığı ve başvurucunun da cenaze törenine katıldığı ileri sürülmüştür.
25. İddianamede bu eylemlerle ilgili olarak "Muş Belediye Meydanında, milletvekiliseçimlerinin yapıldığı günün hemen ertesi gün olan 08/06/2015 tarihinde yapılanmitingte yaptığı konuşmada; 'Bu memleketten defolupgideceksiniz, defolup gideceksiniz, bize uzattığınız o keleşi size çevirmesiniçok iyi biliriz' şeklinde sözler sarf ettiği, şüphelinin siyasetçi vemilletvekili olması karşısında 'keleş' olarak tabir ettiği silaha nasıl sahipolduğunun izah edilemeyeceği, zira siyaset yapan ve siyasetçi olan bir kişinin6136 sayılı yasa kapsamında yasak niteliği haiz vahim nitelikli silahlardanolan 'Keleş' diye tabir edilen silaha sahip olması gibi bir durumun söz konusuolamayacağı, şüphelinin sahip olduğunu iddia ve ima ettiği silahın PKK terör örgütüve bu örgütün kullanmış olduğu silahlar olduğunun çok açık olduğu, nitekimşüphelinin yapmış olduğu konuşmadaki '... O keleşi size çevirmesini iyibiliriz' cümlesinin sonunda 1. çoğul şahıs ekini kullanmasının, şüphelinin PKKterör örgütü ile birlikte, aidiyet duygusu ile hareket ettiği ve örgütünhiyerarşik yapısına dahil olduğu, yine şüphelinin mensubu bulunduğu partinin eşgenel Başkanı olan F.Y.nin sırtını terör örgütünedayadıkları şeklindeki kamuoyunca ve herkesçe bilinen sözleri de bir bütünolarak değerlendirildiğinde, şüphelinin PKK terör örgütünün silahlı gücünü kastettiği, zaten kuruluşundan bugüne koruculuk sistemine karşı olan ve bu sisteminkaldırılması gerektiğini belirten PKK terör örgütü ile aynı amaçla söylediğininaçık olduğu,bu suretle şüphelinin halkın bir kesiminioluşturan korucular aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği bu durumunterör olaylarının yoğun şekilde gerçekleştiği Muş ilinde ve bölgede açık veyakın tehlike oluşturduğu zira terör örgütü PKK'nın bölgede çok sayıda korucuyuinfaz edip öldürdüğünün bilinen hususlardan olduğu, yine şüphelinin 25/9/2015tarihinde Malazgirt İlçesi Tatargazi Köyünde PKK/KCKterör örgütü mensubu Ö.A.nın cenazesine katılarak mezarınaçiçek attığı ve burada yaptığı konuşmada 'bu zamanlar sözlerin tükendiği,cümlelerin bittiği zamanlardır. 7 Hazirandan sonra bu halka ve kürdistana yapılan savaş konseptiyle birlikte onlarcagencimiz, yoldaşımız ve çocuklarımız katledildi, bu mücadele sonuna kadar devamedecek' söylemi karşısında ölen PKK mensubunun silahlı çatışmada ölmesigözetildiğinde şüphelinin bu ölen terör örgütü mensubunun silahlı mücadelesinikast ederek 'Bu mücadele sonuna kadar sürecek' sözünün PKK'nin silahlımücadelesi olduğu, bu mücadele yöntemini benimsediği, yine '...yoldaşımız katledildi'şeklindeki beyanıyla da öldürülen PKK mensuplarıyla aynı duygu ve misyonupaylaştığını açıkça beyan ettiği, şüphelinin bu sözleri söylerken PKK terörörgütüne aidiyet duygusuyla söylediğinin açık olduğu, bu suretle şüphelininterör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecekveya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasınıyaptığı, İddianamede anlatılan şüphelinin üç eylemi ve dosya kapsamındaki bilgive belgeler gözetildiğinde, şüphelinin silahlı terör örgütü olan PKK'ninhiyerarşik yapısı içerisinde bulunup faaliyet gösterdiği, hatta PKK'nin silahlıgücünün kendilerine ait olduğunu iddia ve ima eder şekildeki sözleri ileşüphelinin eylemlerinin içerik, süreklilik ve yoğunluğu gözönündebulundurulduğunda şüphelinin silahlı terör örgütü üyesi olduğu..."şeklinde değerlendirmelerde bulunulmuştur.
26. Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesi 7/9/2016 tarihinde iddianameninkabulüne karar vermiş ve E.2016/238 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşamasıbaşlamıştır.
27. Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesi aynı tarihte yaptığı tensipincelemesi sonucunda başvurucunun ikametinin bulunduğu Büyükçekmece Asliye CezaMahkemesine talimat yazarak başvurucunun Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi(SEGBİS) vasıtasıyla ifadesinin alınacağından 22/12/2016 tarihinde duruşmasaatinde hazır edilmesini istemiştir.
28. Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi başvurucunun ikametadresine duruşma saatini bildiren davetiye göndermiştir. Davetiye, başvurucununadresinden taşınması sebebiyle 3/10/2016 tarihinde 11/2/1959 tarihli ve 7201sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi gereğince muhtara teslim edilmiştir.
29. Talimat mahkemesi 1/12/2016 tarihli duruşmada davetiyeninbaşvurucuya tebliğ edilemediğini, başvurucunun adresten taşındığının anlaşıldığınıancak davetiye gönderilen adres ile başvurucunun Merkezî Nüfus İdare Sistemi'ne(MERNİS) kayıtlı adresinin aynı olduğunu tespit etmiştir.
30. Öte yandan Hınıs Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun2/3/2016 tarihinde güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada ölen terör örgütüüyesi B.D.nin cenazesine katılmasından dolayıbaşlattığı soruşturmada ifadesinin alınması için başvurucunun adresininbulunduğu Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına talimat yazmıştır.Başvurucunun adresten taşınmış olması sebebiyle davetiye tebliğ edilememiş vetalimatla ifadesinin alınması da mümkün olmamıştır.
31. Hınıs Cumhuriyet Başsavcılığı 31/10/2016 tarihindesoruşturma dosyasını yetkisiz olduğu gerekçesiyle Muş Cumhuriyet Başsavcılığınagöndermiştir. Muş Cumhuriyet Başsavcılığının 15/11/2016 tarihli iddianamesi ilesilahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebi ile başvurucuhakkında kamu davası açılmıştır. Bu dava Muş 1. Ağır Ceza MahkemesininE.2016/303 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.
32. Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesi 23/11/2016 tarihinde E.2016/303sayılı davanın E.2016/238 sayılı dava ile birleştirilmesine ve yargılamanınE.2016/238 sayılı dava üzerinden yürütülmesine karar vermiştir.
33. Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesi 1/11/2016 tarihli duruşmada yetkibelgesi sunan avukatların başvurucunun müdafileri olarak duruşmaya kabulünekarar vermiştir. Aynı tarihte Mahkeme, Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesitarafından davetiye tebliğ edilemediğinden başvurucunun işyeri adresininbulunduğu Ankara Ağır Ceza Mahkemesine talimat yazarak başvurucunun ifadesiSEGBİS vasıtasıyla alınacağından 22/12/2016 tarihinde duruşma saatinde hazıredilmesini istemiştir.
34. Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi 22/12/2016 tarihinde duruşmasaatinde hazır olması gerektiğini bildiren davetiyeyi başvurucunun işyeriadresine göndermiş ve davetiye 28/11/2016 tarihinde işyerinde daimi çalışanateslim edilmiştir.
35. 22/12/2016 tarihinde, başvurucu duruşmaya katılmayıpbaşvurucunun müdafii katılmıştır. Başvurucunun müdafii Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinde SEGBİSvasıtasıyla alınan beyanında, başvurucunun TBMM çalışmaları nedeniyle duruşmayakatılamadığını ve bir sonraki celse hazır bulunacağını beyan etmiştir. Bunedenle duruşma 21/2/2017 tarihine bırakılmıştır.
36. Başvurucu 20/2/2017 tarihinde mazeret dilekçesi ile beşgünlük istirahat raporunu Mahkemeye sunmuştur. Yine başvurucunun avukatı da20/2/2017 tarihinde mazeret dilekçesi sunmuştur.
37. 21/2/2017 tarihli duruşmada başvurucunun ve avukatınınmazereti kabul edilmiş ve 16/3/2017 tarihli celsede başvurucunun ifadesi SEGBİSvasıtasıyla alınmak üzere Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonundahazır edilmesi için talimat yazılmasına karar verilmiştir.
38. Talimat mahkemesi tarafından duruşma günü tebliğ edilmesineve sonrasında duruşma günü zorla getirilmesine karar verilmesine rağmenbaşvurucunun 6/3/2017 tarihli ve 18/4/2017 tarihli celselerde hazır edilmesimümkün olmamıştır.
39. 8/4/2017 tarihli duruşmada Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesi,başvurucu hakkında yakalama emri çıkarılmasına ve duruşmanın 18/5/2017 tarihinebırakılmasına karar vermiştir.
40. 19/4/2017 tarihinde başvurucu Muş ilinde yakalanarak Muş 1.Ağır Ceza Mahkemesine getirilmiştir. Mahkeme, başvurucunun sorgusunu SEGBİSaracılığıyla yapmıştır. Başvurucunun sorgusu sırasında üç avukatı hazırbulunmuştur. Sorgu sırasında başvurucuya sorulan soruların ve başvurucununsavunmalarının ilgili bölümü şöyledir:
"... Mahkeme Başkanı : ... 07/06/2015 tarihinde yine HDP'deorganize edilen bir basın açıklaması yapılmış burada da 'bu memleketten defolupgideceksiniz, defolup gideceksiniz, bize uzattığınız o keleşi size çevirmesinibiz çok iyi biliriz, tekrar altını çiziyorum orada yaşayan halkımızKaraağaç'ta, Hasköy'de onlar bizim başımızın üstüne, biz onlar için de mücadeleedeceğiz, bu topraklarda yaşayan herkes için Kızılağaç'tantutun, Ajmanuk'tan tutun Korkut'a, Bulanık'a,Malazgirt'te, Hasköy'e, Varto'ya herkesin başımızın gözümüzün üstünde yeri var'şeklinde bir açıklamanız var...
...
Başvurucu : ... Cenaze törenleri, aslında burada keşke banacenaze törenlerine katılıp katılmadığım sorulmasaydı. Keşke bugün burada bucenazelerin bu ölümlerin nasıl durdurulabileceği nasıl gerçektensonlanabileceği gerçekten bu ülkede barışın demokrasinin birlikte yaşamıneşitliğin kardeşliğin nasıl aslın getirilebileceği konuşulabilseydi çok dahadoğru olurdu. Çünkü burada özellikle Muş ve bölgede insanlarımızın cenazeleride düğünleri de bir aslında hani bizler millet vekili olarak hani halkımızıngönlünü hoş etmek halkla beraber olduğumuzu yaşamını kaybeden insanlarınailelerine başsağlığı ve taziye noktasında dileklerimizi iletmekten başka aslave katiyen öteye geçen bir durum yoktur. Bu anlamda insanidir, vicdanidir bubahsettiğiniz şeyler. Bizler HDP milletvekilleri olarak basına da yansımıştır,asker taziyesine de katılmış insanlarızama toplumundiğer kayıplarına da cenazelerine de elbette ki katılma noktasında birmilletvekili olarak halkın beklediğine
...
Başvurucu : ... 7 haziran günü il başkanlarımız yanımızda şuanda tutuklu olduğunu bildiğim il başkanımız şu anda hala milletvekilliği devameden A.Y. yine millet vekilimiz, hep birlikte şuan tam unuttum sanki ama hangibölge olduğunu hatırlamaya çalışıyorum, ilk önce Hasköy pardon Sungu, Sungu merkezdebir okula girdik, ziyaret esnasında bunlar gerçekleşiyor ve o ziyaret esnasındabugün 2-3 gün önce yaşadığımız referandum günü de gördüğümüz sahneler iştekorucuların ya da köy korucularının ya da kolluk kuvvetlerinin okulçevrelerinde ya da sandık başlarında durduğunu gördük ve biz özellikle birsahneyi anlatmak istiyorum yani bir sandık düşünün sandığın başında korucuelinde mühürler elinde zarf biri vuruyor biri zarflıyor diğeri de atıyor yaniböyle bir sahne ile karşılaştık ve yaptığımız ilk şey il seçim kurulunu aramakseçim başkanını aramak yani kurul başkanını aramak ve kendisinden rica ettikdedik ki hani bölgeye geçin bakın orada bir usulsüzlük var aksi takdirde yanidoğru bir işlem yok orada doğru bir yani halk yok bir kere halk adına kendisigeçmiş işte mührünü, zarfını almış kullanıyor dedik. Daha sonra biz o bölgedenayrıldık Karaağaç bölgesinde küçük bir okuldu hatırladığım kadarı ile daha dakötü bir sahne ile karşılaştık o gün, tamamen o gün bildiğim kadarı ile AKP'ninüçüncü sıra adayının akrabalarının da olduğunu sonradan öğrendim bu arada,Sungu'daki olaya Sungu belediye başkanı da şahitlik etmişti onu geçmek istemem,fakat Karaağaç'ta 3. Sıra adayının akrabalarının da olduğu bir okul olduğunuben sonradan tabi öğreniyorum bunu, gayet normal hani merhaba merhaba bir ziyaret amaçlı hani halkı okullarda oy verirkenhalkın yanında olduğumu göstermek adına bir anda yine sandık başında köykorucuları ellerinde silahlar ve devletin silahları bunlar öyle biliyoruz bizen azından ve çok ilginç böyle garip insanlar bir anda doldular biz yine ikikadın olarak ben ve il eş başkanımız E.Ç. vardı, bir anda biz bir köşede böylesınıfın köşesinde bir çok erkek ve bir grup erkekten oluşan bir grubunsaldırısına maruz kaldık hakaret derseniz hakaret, darp derseniz darp, okulundışında silah derseniz silah, ve o gün telefonum kırıldı, bana yöneltilenhakaretler ve ne yazık ki uğradığımız darba karşılık biz her hangi bir suçduyurusunda bulunmak tercihini yapmadık, çünkü bu toplumda herkes birbirini çokiyi tanıyor, daha sonradan olay yaşandıktan sonra olaya karışan katılaninsanların aileleri tarafından tarafıma yöneltilen özür telefonları ve bizatihigelip hani bizlerden özür dilemesinden sonra herhangi bir suç duyurusundabulunmadım ama o gün, seçimden bir gün sonra yaptığımız açıklama tamamenbununla alakalı. Şunun altını çizeyim herhangi bir siyasi bir durum yok birkere orada, tamamen adli bir durum onu söyleyelim. Yani siyasi bir durum yokadli bir durum ama şunu da söyleyim hemen oaçıklamadan sonra halkın yanlış anlamasından ya da kelimelerin doğruanlaşılmasını arzuladığımızdan kaynaklı bir özür basın toplantısında düzenledikve orada halkın yanlış anladığını halktan özür diledik ama onu söyleyim, çünkü tarafıma yapılan darp ve hakaretten sonrabunu yapmış olanlara ilişkin bir özürü dilemem mümkündeğildi. Mevzu odur o konuya ilişkin de, aslında mağdur olan ve ciddi anlamdamağdur edilen bizlerdik, ama sonuç dosyaya böyle yansıdı bu da bundanibarettir. Eğer sormak istediğiniz bir şey varsa ben cevaplamak isterim amabahsedeceklerim bunlardır kısaca.
Mahkeme Başkanı : Tam olarak hangi ifadeyi kullandınız orada?
Başvurucu : Ben dedim ki, bize doğrultuğunuzo silahları size doğrultmasını biliriz dedik yani ama doğru bulmuyoruz bunu,hani eğer zaten doğru bulsaydık orada gerçekten o gün...
Mahkeme Başkanı : Biz derken neyi kast ediyorsunuz?
Başvurucu : O gün orada bir heyet var.
Mahkeme Başkanı : Yani heyet mi yoksa genel olarak bir konuşma.
Başvurucu : Hayır o da çok net söylüyorum burada ki yerel basınarkadaş gazeteci arkadaşımız o haberi verdikten sonra da benim şahsımdan birkaç defa özür diledi çünkü hangi niyet ile söylendiğini çok iyi biliyor. Heyetkastımız orada biz derken ilbaşkanımız milletvekilimiz yani o gün aday olan Ahmet Yıldırım ben yönetici arkadaşlarımızlaberaber Karaağaç'ta bulunan heyetten bahsediyorum bizden kastımız o.
Başvurucu : Bize doğrultuldu. Yani o anlamda.
Savcı : Sizin cümleniz neanlama geliyor?
Başvurucu : Ya o anlamda o gün gerçekten hani doğru bir cümleolarak ben sonradan kendime de kızdım onu söyleyeyim, benim söyleyebileceğimbir cümle değil bu ama çok öfkelenmiştim yani ciddi anlamda hem maddi olarakhani telefonum çantam param parça edildi o telefonu ondan sonra kullanılmadımesela ben darp edildim, hakarete maruz kaldımo anduygusal anlamda belki bir kadın olarak ağzımdan çıkmış bir cümle doğru muhayır değil kesinlikle değil bir kere halkın temsilcisi olarak bir irade olarakelbette ki ağzınızdan çıkan bir bazı cümlelere dikkat edilmesi konusunda ben dehem fikirim, doğru değil.
Mahkeme Başkanı : Yine haber7.com diye bir sitede size ait bir sözpaylaşılmış, şöyle bir beyanınız var; 'bu zamanlar sözlerin tükendiği,cümlelerin bittiği zamanlardır. 7 Hazirandan sonra bu halka ve kürdistana yapılan savaş konseptiyle birlikte onlarcagencimiz, yoldaşımız ve çocuklarımız katledildi, bu mücadele sonuna kadar devamedecek' şeklinde bir söyleminiz var, burada kürdistandanbahsettiğiniz yer neresi? Neyi kast ediyorsunuz?
...
Başvurucu : ... bir bölge olarak 4 parça toprak parçası var vebu Osmanlı tutanaklarından tutun şuan meclisin tutanaklarına kadar o bölgeKürdistan bölgesidir, o bölgenin bir parçası da Türkiye sınırlarıiçerisindedir, bu anlamda geçmişten bu güne bölgeye kürdistandenmiştir.
...
Mahkeme Başkanı : Terörist cenazelerine birden fazla teröristcenazesine katılmışsınız işte çiçek bırakma olayı falan var bunu partinizingenel bir eylemi mi yani böyle bir talimat mı var bütün cenazelere katılın yada öyle bir organizasyon mu oluyor nasıl bir organizasyon yapıyorsunuz?
Başvurucu : Şimdi şöyle söyleyim yanigerçekten biraz anlaşılmak için açmak gerekiyor galiba. G.E. bir YPG'linin cenazesine katılmıştı ve boy boyfotoğrafları vardı hala var internet sayfalarında hala var, ben eminim yani bu G.E.nin bu cenaze törenine katılmış olması bu kişinin ölenkişinin sıfatı ile alakalı olmadığına eminim örneğin bir hukukçu olaraksöylüyorum bunu bir milletvekili olarak söylüyorum tam da bu noktada ele almakgerekiyor, sizlerin de bu noktada ele alması gerekiyor yani ölen kişinin sıfatıgeçmişi konumuyla alakalı değildir. Bu topraklarda cenaze törenleri örftüradettir ve bizler milletvekiliyiz bir millet vekili olarak halkın bizi görmekistediği her yerde olmak durumundayız yoksa
Mahkeme Başkanı : Onlardan haber gelip de hani şu cenazeye katılınşeklinde mi?
Başvurucu : Hayır şöyle söyleyim çokdaha samimi olsun, yani ölen kişiler ya kapı komşunuzdur ya amcanızın çocuğudurya tanıdığınız bir insanın akrabasıdır, çünkü bu memleket küçük bir yer buanlamda çok zor olmuyor herkesin haberi olur bu topraklarda kim ölmüş, kimincenazesi gelmiş.
Mahkeme Başkanı : Çok fazla olduğu için soruyorum yani tek bir yerdedeğil cenaze törenleri o yüzden soruyorum bir çok yerde ve bir çok cenazeye...
Başvurucu : Muş ama Muş özgününden bahsediyoruz...
Mahkeme Başkanı : Evet ama hani dağılma şeklinde Muş ve ilçeleridiyelim o zaman.
Başvurucu : Bir de hatırladığım kadarı ile bahsettiğinizdönemler hep 2015 yılı olması gerekiyor hepte YPG' liler ile ilgili olması gerekiyor diye hatırlıyorumanımsıyorum sadece, bi de tabi kobenisürecini burada bize yine en iyi anlatacak olan yine hükumettir çünkü o dönemdekoridorun nasıl açıldığı peşmergelilerin ve YPG'lilerin o koridordan güneye nasıl geçtikleri ve dahasonra orada Işit'e karşı nasıl halen de daha nasılmücadele edildiğine dair, nasıl bir sürecin işlediğini aslında o günkü bütünsiyasi partiler özellikle iktidarın aslında söylemesi gerekiyor bildiğim kadarıile yanlış söylemek istemem ama Muş'a gelen cenazelerde hep kobanidenyani bu orta doğudaki devam eden savaşta yaşamını yitirmiş olan insanlarıncenazeleri bunun dışında çok fazla söyleyebileceğim bir durum yok çünkügerçekten bir milletvekili olarak halk görmek istiyorsa gitmek durumundakalıyorsunuz.
Mahkeme Başkanı : Ö.A.nın cenazesinekatıldığınızda yine Malazgirt ilçesi Tatargaziköyünde25/09/2015 tarihinde 'bu mücadele sonuna kadar sürecek ve yoldaşımızkatledildi.' şeklinde bir beyanınız var bu yoldaşımız derken neyi kastediyorsunuz?
Başvurucu : 'Yoldaşımız katledildi' bir kere çok zannetmiyorumbenim azımdan çıkabilecek yani kayıt nasıl alınmış bilmiyorum.
Mahkeme Başkanı : Beyan ettiğiniz yönünde iddia var ama...
Başvurucu : Yoldaş, arkadaş, dost bunların hepsi aynı kavramlarbunun dışında öyle çok altında aramamız gereken bir şey yok yani mana yok.
Mahkeme Başkanı : Ben sadece yoldaş olarak söylediniz mi söylemedinizmi ya da neyi kast ettiğinizi soruyorum.
Başvurucu : Benimle beraber Mansur arkadaşım da meslektaşım dabenim yoldaşımdır örneğin yani bu böyle bir şeydir çok öyle altında önemli birşey yok yani onun...."
41. Mahkeme duruşma sonunda (19/4/2017 tarihinde) başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.Kararın ilgili bölümü şöyledir:
"...Burcu Çelik'in hakkında -dosyadabulunan tutanaklar- eylemlerine ilişkin görüntü kayıtları, yine üzerine atılısuç ile ilgili söylediği sözlere ilişkin delillerin bulunması, sanığın duruşmaesnasındaki terör örgütü üyeliğine yönelik beyanları suçun ileride vasıf vemahiyetin değişme durumu, sanığın bu zamana kadar mahkememiz tarafından zorlagetirilme emri çıkarılmasına ve sanığın diğer sanıklara ilişkin duruşmalarakatılmasına rağmen Mahkememiz huzurunda savunma yapmaktan kaçılması nazaraalındığında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, sanığınüzerine yüklenen suçun CMK 100. maddesinde sayılan katalog suçlardan olması ve5271 sayılı CMK'nun 100/3. maddesine göre tutuklamanedeninin var sayılması, sanığın üzerine yüklenen suçta öngörülen cezamiktarına nazaran başvurucu hakkında hakkında uygulanacakher türlü adli kontrol kararının bu aşamada umulan gayeye hizmet etmeyeceği sanığınüzerine yüklenen suçun kanunda belirtilen ceza miktarının alt ve üst sınırları gözönüne alınarak sanık Burcu Çelik'in tutuklanmasına [kararverildi]."
42. Başvurucu, müdafileri aracılığıyla 26/4/2017 tarihindetutuklama kararına itiraz etmiştir.
43. İtirazı inceleyen Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 2/5/2017tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.
44. Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesi 15/6/2017 tarihinde başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
45. Başvurucunun tutukluluk hâlinin devamı kararına yaptığıitiraz Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/7/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
46. Başvurucu 10/7/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
47. Mahkeme 6/10/2017 tarihinde; başvurucunun üzerine atılıterör örgütü propagandası yapma, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmesuçlarından beraatine karar vermiştir. Başvurucununüzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla ilgili olarak ise suçvasfının değiştiği ve başvurucunun örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dâhilolmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediğigerekçesiyle 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tutukluluğunundevamına karar vermiştir.Kararın gerekçesinin ilgilibölümü şöyledir:
"... dosyaya konu sanığa ait ve sanıktarafından da kabul edilen 08.06.2015 tarihli konuşma metninde geçen vedevletin güvenlik güçlerinden olan köy korucularına yönelik olan 'Siz bumemleketten defolup gideceksiniz, defolup gideceksiniz, bize uzattığınız okeleşi size çevirmesini çok iyi biliriz' şeklindeki sözlerinde köy korucularınıhedef gösterdiği, sanığın bu sözlerinin artık birpropagandaveya halkı suç işlemeye tahrik boyutunu aşıp terör örgütüne taraftar toplayacaknitelikte ağır ve halkı etkileyecek boyutta olduğu, sanığın siyasi kimliğialtında katılmış olduğu bu seçim etkinlikleri ve mitinglerin artık bir siyasiparti propagandası olmaktan çıkıp tamamen PKK/KCK terör örgütünün amaçlarınıgerçekleştirmesi, ideoloji ve fikirlerini yayması yolunda etkin bir destek veyardım düzeyine ulaştığı, sanığın milletvekili olması göz önündebulundurulduğunda halk üzerinde etkin bir konumda olduğu ve halkı ideolojikolarak yönlendirme gücünün bulunduğu, sanığın da bu gücünü bilinçli bir şekildebilerek ve isteyerek terör örgütüne fikri ve fiili yardım sağlayacağı açık olaneylemlerde kullandığı, sanığın eylemlerinin sadece siyasi parti faaliyetidüzeyinde kalmadığı ayrıca halkı terör örgütünün hukuk dışı eylemlerini vesözde mücadelesini destekleyici söylemleri ile yönlendirme çabası içindeolduğu,
Yine PKK/KCK terör örgütünün kendisine halktabanında meşruiyet kazandırması, terör örgütünün tabanının genişlemesi,kökleşmesi ve güçlenmesi çabası yollarından biri olan terör örgütümensuplarının cenazelerini sahiplenme çerçevesinde sanık Burcu Çelik'interörist cenazelerine sıklıkla katılarak halk arasında bu cenazelere önemkazandırmaya çalıştığı, nitekim 25/09/2015 tarihinde Malazgirt İlçesindePKK/KCK terör örgütü mensubu Ö.A.nın cenazesinekatılarak mezarına çiçek attığı ve burada yaptığı konuşmada 'bu zamanlarsözlerin tükendiği, cümlelerin bittiği zamanlardır. 7 Hazirandan sonra bu halkave kürdistana yapılan savaş konseptiyle birlikteonlarca gencimiz, yoldaşımız ve çocuklarımız katledildi, bu mücadele sonunakadar devam edecek' şeklinde konuşma yaptığı, sanığın bu konuşmasında TürkiyeCumhuriyeti Devletinin terör ile mücadelesini bir savaş olarak gördüğü vegüvenlik güçleri ile girdikleri çatışmalar sonucu ölen terör örgütümensuplarının katledildiğini vurguladığı, terör örgütünün devletle mücadelesinidevam edeceğini söyleyerek terör örgütünün ideolojisini ve eylemlerinidesteklediği, haklı ve meşru gördüğü, bu eylemleri yaymaya çalışarak fikriyardımda bulunduğu, sanığın terörist cenazelerine kendisinin mensubu olduğusiyasi partinin ilkeleri kapsamında katıldığını, katılmaya mecbur olduğunu vekendi yöresinde terörist cenazelerine katılmanın pek tabi insani bir davranışolduğu savunması karşısında; bir siyasi partinin terör örgütü mensuplarınıncenazelerini organize etmesi, bu cenazelere süreklilik arz ederek katılması,cenazeleri sahiplenmesinin tamamen siyasi zeminde değerlendirilmesinin hukukkuralları ve vicdan ile bağdaşmayacağı, zira sanığın örgüte yardım iradesinintek tek sayılmış olan tüm somut davranışlarıyla zaten ortaya konulduğu ve buiradenin terör örgütüne destek ve yardıma yönelik olduğunun da yine sanığıneylemlerinden net olarak anlaşıldığı, kaldı ki sanığın eylemlerinin ölenlerinailesine taziye de bulunmak niteliğinden olmayıp bizzat cenaze törenlerinekatılarak ölen teröristlerin mezarlarına çiçek ve toprak attığı, ölen terörörgütü mensuplarıyla ilgili övücü beyanlarda bulunduğu, ölen terör örgütümensuplarının mezarlarına çiçek atmak veya başka yerden getirildiği anlaşılanve poşet içinde bulunan toprağı mezara dökmek gibi bir töre veya gelenekolmadığı gibi hiç bir siyasi partinin ilkeleri arasında da olmadığı, zirasanığın bu eylemleri ile terör örgütü içinde iken öldürülen şahıslara adetakutsallık atfettiği veya böyle bir algı oluşturmaya çalıştığının açık olduğu,kaldı ki hiç bir hukuk düzeni de; binlerce vatandaşını ve güvenlik güçleriniöldüren, topraklarından bir kısmını ayırıp piyon bir devlet kurmak isteyen elikanlı bir terör örgütünün mensubu iken güvenlik güçleri ile girilen çatışma daöldürülen kişilerin cenaze törenlerinin siyasi şov malzemesi haline getirilmemaksadıyla yapılacak bu tür eylem ve söylemleri meşru göremeyeceği, ayrıcaTürkiye Cumhuriyetinin bağımsızlık, birlik ve bütünlüğünün sembolü olan TBMMüyesi olan bir kişinin bu hussuta daha dikkatlidavranması gerektiği, çünkü bu kişlerin söylem veeylemlerinin geniş halk kitleleri üzerinde yönlendirici etkisinin olmasınınkaçınılmaz olduğu, sanığın da söz konusu cenazeler de açıklandığı şeklideritüeller ve konuşmalar ile ölen terör örgütü mensuplarını ve eylemlerinimeşrulaştırma hatta halk arasında özendirme ve destekleme çabası içindeolduğunun açık olduğu..."
48. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi istinafincelemesi sonucunda Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararının kaldırılmasına,başvurucunun iddianamede dava konusu edilen 8/6/2015 tarihli konuşmasında sarfettiği sözlerle iç güvenlik harekatında görev yapan köy korucularına yönelikolarak silahlı terör örgütünün korkutucu gücünden yararlanmak suretiyle tehditsuçunu işlediğine ve artırımlarla birlikte 3 yıl 24 ay hapis cezası ilecezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme, silahlı terör örgütüne üyeolmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan isebaşvurucunun 1 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
49. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş oluptemyiz incelemesi devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
50. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§ 64-89.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
51. Mahkemenin 25/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
52. Başvurucu; Anayasa ile öngörülen usulün dışında yasamadokunulmazlığı kaldırılarak tutuklandığını, tutuklamaya konu eylemlerininsiyasi faaliyetleri ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekenbeyanlarından ibaret olduğunu, ayrıca milletvekili olması nedeniyle ölçülülükilkesi ihlal edilerek hakkında tutuklama kararı verildiğini, kuvvetli suçşüphesini ortaya koyan bir delilin bulunmadığını, tutuklama kararının hukukaaykırı olarak verildiğini, tutuklama ve tutukluluğa itirazın reddi kararlarınınsomut ve hukuki gerekçeden yoksun olduğunu, bu kararlarda tutuklamanedenlerinin gösterilmediğini ileri sürmüştür.
53. Başvurucu tutuklama ve tutukluluğa itirazın reddikararlarında milletvekili oluşunun, dokunulmazlığının hâlen devam ettiğinin veisnat edilen eylemlerin ifade özgürlüğü kapsamında olup olmadığının dikkatealınmadığını, daha hafif koruma tedbirlerinin neden uygulanamayacağınıntartışılmadığını iddia etmiştir.
54. Öte yandan başvurucu, tutuklama kararının milletvekiliolarak siyasi faaliyetlerini engelleme ve bu faaliyetleri nedeniyle kendisinicezalandırma amacını taşıdığını belirtmiştir.Başvurucuyagöre hakkındaki tutuklama tedbiri, Anayasa'da öngörülenin dışında siyasi saikle uygulanmıştır.
55. Bakanlık görüşünde; Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsanHakları Mahkemesinin (AİHM) tutukluluğa ilişkin benzer kararları hatırlatılarakAğır Ceza Mahkemesinin karar verirken bireyselleştirmede bulunduğu, suç işlemişolabileceğinden şüphelenilmesi için inandırıcı delilleri ortaya koyduğu,tutuklama nedenlerini açıkladığı ve somut delillerle ilişkilendirmede bulunduğubelirtilmiştir. Bakanlık; tutuklama kararının gerekçesinden ve iddianamedenbaşvurucunun suç işlemiş olabileceğinden şüphelenilmesi için inandırıcıdelillerin bulunduğunun anlaşıldığını, dolayısıyla tutuklamanın haksız vegerekçesiz olduğuna ilişkin şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğunubelirtmiştir. Milletvekili olan başvurucu hakkında başka bir koruma tedbiridüşünülmeden tutuklama kararı verildiği iddiasına ilişkin olarak ise yasamadokunulmazlığı kaldırılan bir milletvekilinin tutuklanmayacağına ilişkin biranayasal kural bulunmadığı ifade edilmiştir.
56. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurudilekçesinde belirttiği hususlara benzer açıklamalarda bulunmuştur.
2. Değerlendirme
57. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
58. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir."
"Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
59. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
a. Genel İlkeler
60. Genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§ 110-124.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
61. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, PKK silahlı terörörgütünün üyesi olma suçundan 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
62. Diğer taraftan başvurucu, yasama dokunulmazlığındanyararlanmasına rağmen hakkında tutuklama tedbirinin uygulandığını iddiaetmektedir.
63. Anayasa'nın 83. maddesinin ikinci fıkrasının birincicümlesinde; seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen birmilletvekilinin "Meclisin kararıolmadıkça" tutulamayacağı, sorguya çekilemeyeceği,tutuklanamayacağı ve yargılanamayacağı belirtilmiştir.
64. Bununla birlikte 6718 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle Anayasa'yaeklenen geçici 20. maddeyle bu maddenin TBMM tarafından kabul edildiği20/5/2016 tarihi itibarıyla Bakanlığa, Başbakanlığa, TBMM Başkanlığına veyaAnayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığınaintikal etmiş olan dosyalar hakkında Anayasa'nın 83. maddesinin ikincifıkrasının birinci cümlesinde yer alan yasama dokunulmazlığına ilişkin hükmünuygulanmayacağı düzenlenmiştir (bkz. § 12).
65. Başvurucunun da aralarında bulunduğu yetmiş milletvekilitarafından dokunulmazlıkların kaldırılmasınadair TBMM kararı niteliğinde olduğu ileri sürülerek anılandüzenlemenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur. AnayasaMahkemesi, bu düzenlemenin Anayasa'nın 85. maddesi kapsamında yasamadokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin bir karar olmadığı, Anayasadeğişikliği niteliğinde bulunduğu sonucuna ulaşmış; Anayasa değişikliklerininiptali istemine dair usule uyulmadığından talebin reddine karar vermiştir (AYM,E.2016/54, K.2016/117, 3/6/2016, §§ 4-15).
66. Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı dikkatealındığında, yapılan Anayasa değişikliği ile belirli aşamalardaki dosyalarlailgili olarak yasama dokunulmazlığı yönünden bir istisna getirildiğianlaşılmaktadır. Başvurucunun, hakkındaki tutuklama kararına konu suçların buistisna kapsamında olmadığı yönünde bir iddiası bulunmamaktadır.
67. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun yasamadokunulmazlığı nedeniyle tutuklanamayacağı söylenemez. Bu yönüyle başvurucuhakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır (benzeryöndeki karar için bkz. Gülser Yıldırım (2), § 132).
68. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
69. Başvurucunun tutuklanmasına karar veren Muş 1. Ağır CezaMahkemesi tutuklama kararında, kuvvetli suç şüphesi ile ilgili olarak dosyadabulunan tutanaklara, eylemlere ilişkin görüntü kayıtlarına, yine başvurucununduruşma esnasındaki terör örgütüne yönelik beyanlarına atıf yapmıştır.Başvurucunun 8/6/2015 tarihinde köy korucularını kastederek "Hepiniz defolup gideceksiniz, defolupgideceksiniz, bize uzattığınız o keleşi size çevirmesini çok iyibiliriz.", 25/9/2015 tarihinde PKK terör örgütü mensubu Ö.K.nin cenazesinde "...buzamanlar sözlerin tükendiği, cümlelerin bittiği zamanlardır. 7 Hazirandan sonrabu halka ve Kürdistana yapılan savaş konseptiylebirlikte onlarca gencimiz, yoldaşımız ve çocuklarımız katledildi, bu mücadelesonuna kadar devam edecek" şeklinde sözler sarfetmesive güvenlik güçleri ile girdiği çatışmada öldürülen iki terör örgütü üyesinincenazesine katılması şeklindeki eylemlere dayanılarak tutuklandığıanlaşılmaktadır.
70. Milletvekili olan başvurucu, hendek olayları olarak bilinenolayların gerçekleştiği dönemde (bkz. § 11) güvenlik güçleriyle girdikleriçatışmada ölen teröristlerin cenaze törenlerine katılmıştır. Bu bağlamdabaşvurucunun 25/9/2015 tarihinde Muş ili Malazgirt ilçesinde cenaze törenindeyaptığı konuşmada ölen teröristleri yoldaş olarak tanımladığı ve bu mücadeleninsüreceğini ifade ettiği görülmektedir. Anılan sözler PKK kaynaklı şiddetinülkenin birçok bölgesinde (anılan konuşmanın yapıldığı Muş ilinde de bkz. § 11)devam ettiği bir dönemde, ölen PKK'lılardan birinin cenazesinde orada bulunankalabalığa hitaben söylenmiştir. Soruşturma ve kovuşturma makamlarının busözleri, terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşrugöstermek olarak yorumlaması temelsiz değildir (bkz. §§ 25, 47). Öte yandanbaşvurucunun koruculara yönelik sözlerinin, soruşturma ve kovuşturmamakamlarınca terör olaylarının yoğun şekilde gerçekleştiği Muş ilinde vebölgede koruculara yönelik açık, yakın bir tehlike ve hedef gösterme olarakyorumlanmasının da keyfî olduğu söylenemez (bkz. §§ 25, 47). Bu itibarlasoruşturma ve kovuşturma mercilerinin başvurucunun siyasi konumunu, söz konusukonuşmaların yapıldığı dönemi ve yerleri, konuşmaların içeriğini ve bağlamını birliktedikkate alıp yukarıda yer verilen ifadeleri içeren konuşmaları terörlebağlantılı bir suç işlendiğine dair belirti olarak kabul etmelerinin keyfî vetemelsiz olduğu söylenemeyecektir.
71. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.
72. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
73. Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun tutuklanmasınakarar verilirken, işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçunailişkin kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına, suçun 5271 sayılı Kanun'un100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasındaolmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 41).
74. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen bir suç tipidir. İsnat edilen suça ilişkin olarak öngörülen cezanınağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan silahlı terör örgütü üyesi olma suçu, 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedenivarsayılabilen suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), §148). Öte yandan ilk derece mahkemesi, hakkında zorla getirme emriçıkarılmasına ve başka sanıklara ilişkin duruşmalara katılmasına rağmenbaşvurucunun mahkeme huzurunda savunma yapmaktan kaçındığını belirtmiştir (§41).
75. Sonuç olarak başvurucu hakkında verilen tutuklama kararındaaçıklanan ve kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusaltemellerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
76. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülü olup olmadığının belirlenmesinde somutolayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır (bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,20/06/2017, § 268; Selçuk Özdemir [GK],B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 76).
77. Somut olayda başvurucu, tutuklanmasının siyasifaaliyetlerini yerine getirmesine engel olacağını belirtmiş; bu nedenle AnayasaMahkemesinin bazı kararlarını emsal göstererek tutuklanmasının ölçüsüz olduğunuileri sürmüştür.
78. Anayasa Mahkemesi, milletvekillerinin tutukluluğuyla ilgiliverdiği Mehmet Haberal (B. No:2012/849, 4/12/2013), Mustafa Ali Balbay (B.No: 2012/1272, 04/12/2013) Kemal Aktaş veSelma Irmak (B. No: 2014/85, 3/1/2014), Faysal Sarıyıldız (B. No: 2014/9, 3/1/2014), İbrahim Ayhan (B. No: 2013/9895,2/1/2014), GülserYıldırım (B. No: 2013/9894, 2/1/2014) kararlarında seçilme ve siyasifaaliyette bulunma haklarıyla bağlantılı olarak sadece tutukluluğun makulsüreyi aştığına ilişkin şikâyetleri incelemiştir. Anılan kararlarda AnayasaMahkemesi, milletvekillerinin -hiçbir durumda- tutuklu olarakyargılanamayacakları yönünde bir değerlendirmede bulunmamıştır.
79. Öte yandan Anayasa Mahkemesi yakın tarihte verdiği Gülser Yıldırım (2), (bkz. §§ 156, 157, 163) ve Selahattin Demirtaş ([GK], B. No:2016/25189, 21/12/2017, §§ 169, 170, 176) kararlarında başvurucuların milletvekili olmaları dolayısıyla tutuklamanınölçüsüz olduğu yönündeki iddialarını -tutuklamanın hukukiliğibağlamında- incelerken yasama dokunulmazlığına istisnanın getirildiği veya budokunulmazlığın kaldırıldığı durumlarda milletvekillerinin tutuklanamayacağınailişkin anayasal bir kural bulunmadığını ve milletvekilliğinin başlı başınatutuklamaya engel teşkil etmediğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi bu kapsamdayaptığı inceleme sonucunda, milletvekili olan başvurucuların tutuklanmalarınınölçüsüz olmadığını değerlendirmiştir.
80. Son olarak başvurucunun tutuklanmasına konu suçların genelolarak 2015 yılı Haziran ve Eylül ayı ile 2016 yılı Mart ve Nisan ayındakieylemlere ilişkin olması, dolayısıyla iddia edilen suçların işlendiği tarihtenuzunca bir süre sonra tutuklama tedbirine başvurulması nedeniyle somut olaydaayrıca soruşturma süreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuruolarak gerekli olup olmadığınında incelenmesi gerekir. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer durumdaki -suç tarihiile tutuklama tarihi arasında önemli zaman diliminin bulunduğu- bazı olaylarailişkin başvurularda tutuklamanın gerekliliğine dair incelemede bulunmuştur.
81. Somut olayda öncelikle Anayasa'nın 83. maddesinin ikincifıkrasının birinci cümlesi uyarınca yasama dokunulmazlığından yararlandığısürece başvurucu hakkında tutuklama tedbirinin uygulanmasının mümkün olmadığı gözardı edilmemelidir. Yasama dokunulmazlığının belirliaşamadaki dosyalar için uygulanmayacağına ilişkin Anayasa değişikliği 8/6/2016tarihinde yürürlüğe girmiş; akabinde başvurucu hakkındaki soruşturma dosyaları,ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarına gönderilmiştir. Başvurucu, anılan Anayasadeğişikliğinin yürürlüğe girmesinden on ay sonra tutuklanmıştır.
82. Bu süre içinde yapılan işlemler incelendiğinde Anayasadeğişikliğinin yürürlüğe girmesini müteakip Cumhuriyet başsavcılıklarınagönderilen dosyalarla ilgili fezleke düzenlenmesi, başvurucunun ifadesininalınması için talimat yazılması ve çağrı kâğıdı çıkarılması gibi usule ilişkinbir çok işlemin yapıldığı anlaşılmıştır (bkz.§§ 20-40). Dolayısıyla soruşturma süresince soruşturma mercileri başta olmaküzere kamu makamlarının hareketsiz kalmaları söz konusu değildir.
83. Öte yandan terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (benzeryöndeki kararlar için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64).
84. Ölçülülüğe ilişkin somut olayın yukarıda belirtilenözellikleri dikkate alındığında Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin isnat edilensuçlar için öngörülen yaptırımın ağırlığını ve işin niteliğini de gözönünde tutarak tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu veadli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî vetemelsiz olduğu söylenemez (benzer yöndeki karar için bkz. Selahattin Demirtaş, § 176).
85. Ayrıca tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarakyukarıda yer alan tüm açıklamalar karşısında başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin Anayasa'da öngörülenin dışında siyasi bir amaçlagerçekleştirildiği iddiasının incelenmesini gerektiren bir durum söz konusudeğildir.
86. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. İfade Özgürlüğü ile Seçilmeve Siyasi Faaliyette Bulunma Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun iddiaları ve Bakanlık Görüşü
87. Başvurucu, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesigereken beyanlar nedeniyle tutuklandığını belirterek Anayasa'nın 26. maddesindegüvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.Başvurucu ayrıca, tutuklanması nedeniyle yasama faaliyetine katılma hakkınınengellendiğini belirterek seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
88. Bakanlık, başvuruya konu davaların derdest olması nedeniylebaşvuru yollarının tüketildiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle bu şikâyetinkabul edilemez olduğunu ileri sürmüştür. Bakanlık ayrıca başvurucunun bu başlıkaltındaki iddiaları açısından ayrı bir değerlendirme yapılmasına gerekolmadığını belirterek bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğunu dilegetirmiştir. Bakanlık, esas bakımından yaptığı değerlendirmede ise ifadeözgürlüğüne yapılan müdahalenin kanuni olduğunu, meşru amaca hizmet ettiğini,ölçülü ve demokratik toplumda gerekli olduğunu belirtmiştir.
89. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında yargılamanındevam ediyor olması nedeniyle bu şikâyetin kabul edilemez olduğuna ilişkindeğerlendirmenin doğru olmadığını, AİHM’in de davaderdest olduğu hâlde ifade ve basın özgürlüğü şikâyetlerini incelediğinibelirtmiştir. Başvurucu, AİHM kararlarına atıf yaparak ifade özgürlüğükapsamındaki eylemleri nedeniyle tutuklandığının açık olduğunu belirtmiştir.Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında ayrıca AİHM’inyakın tarihte verdiği Işıkırık/Türkiye (B. No: 41226/09, 14/11/2017)kararına atıf yaparak tutuklanmasının hukuken öngörülebilir olmadığını ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
90. Anayasa Mahkemesi tutuklama tedbirinin ifade ve basınözgürlükleri, dernek kurma hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyette bulunmahakları gibi diğer temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisini incelerkenöncelikle tutuklamanın hukuki olup olmadığını ve/veya tutukluluğun makul süreyiaşıp aşmadığını değerlendirmekte; sonrasında tutuklamanın hukukiliğine ya datutukluluğun süresinin makullüğüne ilişkin vardığı sonucu da dikkate alarakdiğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini belirlemektedir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:2015/18567, 25/02/2016, §§ 92-100; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 111-117; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/05/2016, §§157-164; Günay Dağ ve diğerleri [GK],B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 191-203; MehmetHaberal, §§ 105-116; Mustafa AliBalbay, §§ 120-134; Kemal Aktaş ve Selma Irmak, §§ 61-75; Faysal Sarıyıldız, §§ 61-75; İbrahim Ayhan, §§ 60-74; Gülser Yıldırım, §§ 60-74).
91. Somut olayda başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığınailişkin iddiası incelendiğinde başvurucunun suç işlemiş olabileceğindenşüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğu, ayrıca olayda tutuklamanedenlerinin mevcut olduğu ve tutuklamanın ölçülü olduğunun söylenebileceğisonucuna varılmıştır (bkz. §§68-84). Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında başvurucununyalnızca ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarıkapsamında kalan eylemleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığı ve tutuklandığıiddiası yönünden farklı bir sonuca varılmasını gerekli kılan bir durumbulunmamaktadır.
92. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının ifadeözgürlüğü ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarını ihlal ettiğiiddialarına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurununbu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Tutuklanma dolayısıyla ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasifaaliyette bulunma haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA25/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.