TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BURHANETTİN YALÇIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2578)
Karar Tarihi: 8/9/2015
R.G. Tarih- Sayı: 23/10/2015-29511
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucu
:
Burhanettin YALÇIN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, gözaltı sürecinde kanunihakların hatırlatılmaması, avukat yardımından yararlandırılmama, kötü muameleuygulanması, avukatın ifade alma işlemine katılmasına izin verilmemesi, gözaltıaşamasındaki işlem ve kötü muameleler ile soruşturma işlemlerine ilişkin iddiave taleplerin mahkemece karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının; birsınır belirtilmeksizin ölünceye kadar hapis cezası verilmesi nedeniyle yaşamhakkının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 3/4/2013 tarihindeKocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksikliklertamamlatılmış ve başvuruda, Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 22/4/2014tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 30/6/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığına (Bakanlık), 30/6/2015tarihinde başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin birörneğini görüş için gönderilmiştir.
6. Aynı konu ve şikâyetler kapsamında daha önce kararverilmiş olması (Abdulselam Tutal ve diğerleri [GK], B. No:2013/2319, 8/4/2015) nedeniyle Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğincebaşvuru, Bakanlık cevabı beklenmeksizin kabul edilebilirlik ve esas yönündenincelenmiştir.
III. OLAYLAR VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. 3/5/2004 tarihinde İ.G. ve eşi S.G.nin, evlerinde ölü bulunmaları üzerine soruşturma başlatılmıştır.
9. Başvurucu, maktullerin ateşli silahla öldürülmeleri olayıkapsamında, yasa dışı İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi (İBDA/C) örgütüylebağlantılı olarak bu suça iştirak ettiği şüphesiyle 15/5/2004tarihinde gözaltına alınmıştır.
10. Başvurucu gözaltına alındığında 20 yaşındadır.
11. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ŞubeMüdürlüğünde, başvurucu ve diğer şüphelilerin, isnat edilen suçla ilgiliifadeleri alınmıştır. Bu kapsamda başvurucunun ifadesi 17/5/2004tarihinde alınmıştır. Düzenlenen tutanaklarda, başvurucunun bir avukatın hukukiyardımından yararlanmak istemediğine ve isnat edilen suçla ilgili ifade vermekistediğine yönelik beyanları yer almaktadır.
12. Başvurucu ve diğer şüphelileringözaltı sürecinde alınan ifadelerinde, cezaevinde bulunan İBDA/C örgütü lideriS.M.ye zihin kontrolü yoluyla işkence edilmesinden sorumlu olduğunudüşündükleri İ.G.nin öldürülmesine karar verilmesi,bu amaçla adresinin tespiti, silah satın alınması/temin edilmesi, olay günü birkısmı dışarıda gözcülük yaptığı sırada şüphelilerden birinin kurye kıyafetiyleeve giderek anılan kişiyi ve eşini öldürmesi ile olay sonrasına ilişkinayrıntılı anlatımlar bulunmaktadır.
13. Başvurucu, gözaltı sonrasında 18/5/2004tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet savcısına verdiğiifadede, polis tarafından hazırlanan ifade tutanaklarını baskı altındaimzalamaya mecbur bırakıldığını, dört gün boyunca uykusuz kaldığını,görevlilerin isteklerine uymak zorunda kaldığını ve direnemediğini belirterekkolluk görevlilerince alınan ifadesini kabul etmediğini beyan etmiştir.
14. Başvurucu ve diğer şüpheliler, 18/5/2004tarihinde İstanbul DGM hâkimi tarafından yapılan sorgulama sonrasında 2004/42Sorgu sayılı kararla Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı zorla tebdil ve ilgayateşebbüs etmek ve bu amaçla eylem gerçekleştirmek suçundan tutuklanmışlardır. Başvurucu, avukatının hazır bulundurulmadığı sorgusunda,suçlamaları kabul etmediğini, Cumhuriyet savcısı huzurundaki savunmasını kabulettiğini, kolluktaki savunmasını kabul etmediğini, anılan savunmasındaanlattıklarının olduğu gibi yazılmadığını, görevlilerin kendilerince bir şeyleryazıp imzalattıklarını, uykusuz bırakıldığını, avukat istediği hâldeistemediğine dair tutanak imzalatıldığını, bir önceki gece sabaha kadarkendisini sorgulayan polis memurları tarafından iki kolundan tutulmuş vaziyetteyer gösterme işlemi yapıldığını beyan etmiştir.
15. İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığınca, başvurucu vediğer şüpheliler hakkında düzenlenen 14/6/2004 tarihliiddianamede, İBDA/C örgütü lideri S.M. tarafından yazılan “Telegram-Zihin Kontrolü” isimli kitapta, kendisine uygulanan işkencemetotlarının, ismini açıkça yazmadan İ.G.nin eseriolduğunun belirtildiği ve bu kitabın tanıtımı ile ilgili olarak bir dergide İ.G.nin adının açık olarak yazıldığı, başvurucu ve diğerşüphelilerin bu nedenle anılan şahsı öldürmeye karar verdikleri ve gözaltıifadelerinde belirtilen şekilde eylemi gerçekleştirdikleri iddia edilmiştir.
16. Tutuklu olarak devam eden yargılamanın 18/10/2004tarihli oturumunda başvurucu, gözaltı sürecinde düzenlenen ifade tutanaklarınıniçeriğini kabul etmediğini, anılan tutanakların baskı ve yanıltmaya dayalıolarak imzalatıldığını ileri sürmüş, tahliye ve beraatinekarar verilmesini talep etmiştir. Aynı oturumda ilk derece mahkemesi, başvurucuve diğer şüphelilerin gözaltı sonrası alınan doktor raporlarını dikkate alarakkötü muamele iddialarıyla ilgili bir karar vermemiş, başvurucuların bu konudailgili mercilere müracaat etmekte serbest olduklarını belirtmiştir.
17. Yargılamanın 28/2/2005 tarihli oturumunda, soruşturmaaşamasında şüpheli olarak gözaltına alınan ve daha sonra tanık olarak beyandabulunan S.A. ve İ.K., şüphelilere gözaltı sırasındakötü muamelede bulunulduğunu; şüpheli A.T.ye, avukat istemediğine dair yemekfişine tanzim edilmiş bir tutanak imzalatıldığını gördüklerini beyanetmişlerdir.
18. Yargılamanın 11/7/2005 tarihlioturumunda, olayın meydana geldiği binanın bazı dairelerinde tadilat olduğubelirtilerek çalışanların tespiti ve tanık olarak dinlenilmeleri talep edilmişancak bu talep Mahkeme tarafından reddedilmiştir.
19. Başvuru üzerine, daha önce duruşma günü olarakbelirlenmeyen 2/6/2009 tarihinde celse açılarak tanıkÇ.E.’nin beyanı alınmıştır. Bununla birlikte bu tanıkdaha önce, yargılama kapsamında başvurucular ve müdafilerinin hazırbulundukları 23/11/2005 tarihli duruşmada 2/6/2009tarihli ifade ile benzer mahiyette beyanda bulunmuş ve İ.G. ve eşininöldürülmesiyle ilgili görgüye dayalı bilgisinin olmadığını ifade etmiştir.
20. Yargılama devam ettiği sırada, gözaltında kötü muamele vebaskıya maruz kalındığı yönündeki şikâyetler üzerine yürütülen soruşturmakapsamında, Fatih Cumhuriyet Başsavcılığının 27/4/2006tarihli ve 2004/26798 Soruşturma sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığınakarar verilmiştir.
21. Yargılama sonunda İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/1/2012 tarihli ve E.2004/196, K.2012/7 sayılı kararıylabaşvurucunun da aralarında bulunduğu beş sanık, İBDA/C örgütü adına bahse konueylemi gerçekleştirdikleri gerekçesiyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nıntamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkületmiş olan Büyük Millet Meclisini ıskata veya vazifesini yapmaktan mene cebrenteşebbüs suçundan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun146. maddesinin birinci fıkrası gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapiscezasına mahkûm edilmişlerdir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:
“[S]anıklarher ne kadar eylemi tüm ayrıntılarıyla anlattıkları emniyette alınanifadelerinden sonra aşamalarda ısrarla bu ifadelerini reddetmişlerse de,yukarıda deliller kısmında izah edilen maktullerin otopsi tutanakları, otopsiraporları, maktullerin vücutlarından çıkan kurşunlara ilişkin ekspertiz raporları, sanıkların birbirleriyle uyumlu olarakolaya ilişkin emniyetteki anlatımlarını destekler, doğrular mahiyetteoldukları, olay mahallinde maktul İ.G.'e kargo paketiolarak hazırlandığı belirtilen kitapların ele geçirilmiş olması, ayrıcahaklarında takipsizlik kararları verilen ancak tanık sıfatıyla ifadelerihazırlık aşamasında tespit edilen tanıkların anlatımlarının gerek eylemöncesinde gerekse eylem sonrasında sanıkların davranışlarına ilişkin emniyettekianlatımlarıyla uyumlu olacak şekilde verdikleri ifadeleri, ayrıca sanıklardan A.E'nin emniyetteki anlatımı sonrasında savcılıkta vermişolduğu ifadesinde sanıklardan B.'nin olay sonrasındaevine geldiklerinde maktullerin öldürülmesine ilişkin gazetedeki haberlerigöstererek bu eylemi kendilerinin gerçekleştirdiklerini söylediğine dairifadesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanıkların sonradansavunmalarında yapmış oldukları ifade değişikliklerine tüm bu nedenlerlemahkememizce itibar edilmemiş, sanıkların bu eylemi yasadışı silahlı terörörgütü İBDA/C adına… gerçekleştirdikleri kanaatinevarılmış[tır].”
22. Başvurucunun temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay 9.Ceza Dairesinin 2/10/2012 tarihli ve E.2012/7356,K.2012/10175 sayılı ilamıyla onanmış ve aynı tarihte kesinleşmiştir.
23. Anılan karar, başvurucuya 21/3/2013tarihinde tebliğ edilmiştir.
24. Başvurucu 3/4/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştu.
B. İlgili Hukuk
25. Olay tarihinde yürürlükte olan 4/4/1929tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 135. maddesişöyledir:
“Zabıtaamir ve memurları ile Cumhuriyet Savcısı tarafından ifade almada ve hâkimtarafından sorguya çekilmede aşağıdaki hususlara uyulur:
1. İfadeverenin veya sorguya çekilenin kimliği tesbit edilir.İfade veren veya sorguya çekilen kimliğe ilişkin soruları doğru olarakcevaplandırmak zorundadır.
2. Kendisineisnat edilen suç anlatılır.
3. Müdafitayin hakkının bulunduğu, müdafi tayin edebilecek durumda değilse baro tarafındantayin edilecek bir müdafi talep edebileceği ve onun hukuki yardımındanyararlanabileceği, isterse müdafiin soruşturmayıgeciktirmemek kaydı ile ve vekaletname aranmaksızınifade veya sorguda hazır bulunacağı bildirilir; yakınlarından istediğine yakalandığınıduyurabileceği söylenir.
4. İsnad edilen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunihakkı olduğu söylenir.
5. Şüphedenkurtulması için somut delillerinin toplanmasını talep edebileceği hatırlatılırve kendisi aleyhine var olan şüphe sebeplerini ortadan kaldırmak ve lehine olanhususları ileri sürmek imkanı verilir.
6. İfadeverenin veya sorguya çekilenin şahsi halleri hakkında bilgi alınır.
7. İfadeveya sorgu bir tutanakla tesbit edilir. Bu tutanakta;
a) İfadeverme veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih,
b) İfadeverme veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatlarıile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği,
c) İfadevermenin veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine getirilipgetirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise sebepleri,
d) Tutanakiçeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan müdafi tarafındanokunduğu ve imzalarının alındığı,
e) İmzadanimtina halinde bunun nedenleri yer alır.”
26. 1412 sayılı mülga Kanun’un 135/A maddesi şöyledir:
“İfadeverenin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyicinitelikte kötü davranma, işkence, zorla ilaç verme, yorma, aldatma, bedenselcebir ve şiddette bulunma, bazı araçlar uygulama gibi iradeyi bozan bedeni veyaruhi müdahaleler yapılamaz.
Kanunaaykırı bir menfaat vaat edilemez.
Yukarıdakifıkralarda belirtilen yasak yöntemlerle elde edilen ifadeler rıza olsa dahidelil olarak değerlendirilemez.”
27. 1412 sayılı mülga Kanun’un 136. maddesi şöyledir:
“Yakalanankişi veya sanık, soruşturmanın her hal ve derecesinde bir veya birden fazla müdafiin yardımından faydalanabilir. Kanuni temsilcisivarsa o da yakalanana veya sanığa bir müdafi seçebilir.
Zabıta amirve memurları tarafından yapılacak sorgulama işlemlerinde, ancak bir müdafihazır bulunabilir. Cumhuriyet Savcılığı işlemlerinde bu sayı üçü geçemez.
Zabıtacayapılan soruşturma da dahil olmak üzere, soruşturmanınher safhasında müdafiin, yakalanan kişi veya sanıklagörüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımdabulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.”
28. 1412 sayılı mülga Kanun’un 138. maddesi şöyledir:
“Yakalanankişi veya sanık müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse talebihalinde baro tarafından kendisine bir müdafi tayin edilir. Yakalanan kişi veyasanık onsekiz yaşını bitirmemiş yahut sağır veyadilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malul olur ve bir müdafi’de bulunmazsa talebi aranmaksızın kendisine müdafitayin edilir.”
29. 765 sayılı mülga Kanun’un 146. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“TürkiyeCumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir vetebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men’ecebren teşebbüs edenler, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına mahkum olur.”
30. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun 148. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
“Müdafihazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheliveya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.”
31. 4/11/2004 tarihli ve 5252 sayılı Türk CezaKanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 3. maddesi şöyledir:
“(1)Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan Türk Ceza Kanununa yapılan yollamalar, 5237sayılı Türk Ceza Kanununda bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelereyapılmış sayılır.
(2)Mevzuatta, yürürlükten kaldırılmış Türk Ceza Kanununun kitap, bab ve fasıllarına yapılmış olan yollamalar, o kitap, bab ve fasıl içinde yer almış hükümlerin karşılığınıoluşturan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun maddelerine yapılmış sayılır. ”
32. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesinin (16) numaralıfıkrası şöyledir:
“5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım,‘Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar’ başlıklı Dördüncü Bölüm, ‘Anayasal Düzeneve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar’ başlıklı Beşinci Bölüm, ‘Milli SavunmayaKarşı Suçlar’ başlıklı Altıncı Bölüm altında yer alan suçlardan birinin birörgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbethapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.”
33. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı TerörleMücadele Kanunu’nun 17. maddesinin son fıkrası şöyledir:
“Ölümcezaları, 14/7/2004 tarihli ve 5218 sayılı Kanunun 1inci maddesi ile değişik 3/8/2002 tarihli ve 4771 sayılı Çeşitli KanunlardaDeğişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülenterör suçluları ile ölüm cezaları ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasınadönüştürülen veya ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına mahkûm olan terörsuçluları koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamaz. Bunlar hakkındaağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası ölünceye kadar devam eder.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
34. Mahkemenin 8/9/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 3/4/2013 tarihli ve 2013/2578 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
35. Başvurucu, gözaltı sürecinde kanuni haklarınınhatırlatılmadığını, kanuni haklarını kullanmasının zorla ve hileyleengellendiğini, uykusuz bırakıldığını; tehdit, yanıltma ve kötü muameleuygulandığını, avukat istemediğine dair tutanağın zorla ve hileyle ileimzalatıldığını; avukatının, ifade alma işlemine katılmasına izin verilmediğini;polisin, kurgusunu kendi ifadesi gibi sunduğunu, bunun kendisine işkence vetehditle ezberletildiğini ve yer gösterme işleminde tekrar ettirildiğini,kolluk birimine getirilen görgü tanığının, gördüğü zanlının kendisi olmadığınıbelirtmesine rağmen buna ilişkin tutanak tutulmadığını, olay yerine uydurma vesahte deliller bırakıldığını, ifade tutanağının kendisini sorgulayan polislerceimzalanmadığını, Adli Tıp Kurumu raporundaki belirsizliklerinaraştırılmadığını, yer gösterme işlemine ilişkin iddialarını ispata yarayanvideo kasetin bulunamadığını, sanıklar E.K. ve S.A.nınokul kayıtlarının Mahkemece görmezden gelindiğini, gözaltı aşamasındaki işlemve kötü muameleler ile soruşturma işlemlerine ilişkin iddia ve taleplerininMahkemece karşılanmadığını, bir sınır belirtilmeksizin ölünceye kadar hapiscezası verildiğini, bu nedenlerle Anayasa'nın 17.,19., 36., 38. ve 141. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama ve tazminata hükmedilmesitaleplerinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. KişiHürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem vekararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”
37. Başvurucu, 14/5/2004 tarihindeİstanbul’da polis tarafından gözaltına alınmış ve 18/5/2004 tarihinde İstanbulDGM hâkimi tarafından tutuklanmıştır.
38. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıylayapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukukaaykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerinbulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarakilgilinin tutukluluk hâlinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukukisebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu açılabilecektir.Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek birkarar alma amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yollarıtüketilmek şartıyla, tutukluluk hâli devam ettiği sürece yapılabilmesimümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:2012/726, 2/7/2013, § 30).
39. “Bir suç isnadına bağlı olarak” tutuklulukta geçen sürenin başlangıcı, başvurucununilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığıdurumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişininserbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hükmün verildiği tarihtir. Belirtilentarihler arasında geçen süre esas alınarak “birsuç isnadına bağlı olarak” tutuklulukta geçen sürenin makul olup olmadığı değerlendirmesiyapılacaktır (Mehmet Emin Kılıç,B. No: 2013/5267, 7/3/2014, § 27).
40. Bu kapsamda “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma” durumunda,tutukluluk süresinin makul olmadığı iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun,ilk derece yargılaması devam ederken tutukluluğun devamına karar verilen heraşamada başvuru yolları tüketildikten sonra ve serbest bırakılma dışında,nihayet bu durumun ortadan kalktığı mahkûmiyet kararından itibaren süresiiçinde yapılması gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de mahkûmiyetkararından itibaren altı ay içerisinde yapılmayan “bir suç isnadına bağlı” tutma kapsamındaki başvurununsüresinde olmadığını belirtmiştir (MehmetEmin Kılıç, § 28).
41. Somut olayda başvurucu, İstanbul 14. Ağır CezaMahkemesinin 25/1/2012 tarihli kararıyla müebbet hapiscezasına mahkûm edilmiştir.
42. Başvurucunun yargılama kapsamında 15/5/2004-25/1/2012tarihleri arasında “bir suç isnadına bağlıolarak” özgürlüğünden yoksun bırakıldığı, mahkûmiyet kararındansonraki özgürlükten yoksun bırakmanın“mahkûmiyete bağlı tutma” olduğu anlaşılmaktadır.
43. Bu belirlemeler karşısında, “bir suç isnadına bağlı olarak” tutukluluğun AnayasaMahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki yetkisinden önce gerçekleştiğidikkate alınarak başvurunun bu kısmının “zamanbakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları
44. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
45. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6.maddesinin (1) numaralı fıkrası ve (3) numaralı fıkrasının (c) ve (d) bentlerişöyledir:
“1. Herkes davasının, … cezaialanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan,yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuyaaçık olarak, … görülmesini isteme hakkına sahiptir...
…
3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklarasahiptir:
…
c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafiin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak içingerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekligörüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarakyararlanabilmek;
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunmatanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin vedinlenmelerinin sağlanmasını istemek;
…”
46. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesiniddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsamve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil yargılanmahakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).
47. Başvurucuların iddialarının açıkça dayanaktan yoksunolmadığı, ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığındanbaşvurunun, adil yargılanma hakkına ilişkin kısmının kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
48. Adil yargılanma hakkı kişilere, dava sonucunda verilenkararı değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletmeimkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkinşikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarınasaygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşlere ilişkin bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili birşekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarınısunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınderece mahkemesi tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibimahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamışeksiklik, ihmal ya da açık keyfîliğe ilişkin bir bilgiya da belge sunmuş olması gerekir (NaciKarakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013, §22).
49. Başvurucu, genel olarak yargılamanın hakkaniyete uygunyürütülmediğini ve bu kapsamda esas olarak gözaltında avukata erişim imkânındanyararlandırılmadığı sırada, baskı altında imzalanan ancak içeriği kabuledilmeyen tutanaklarda yer alan ifadelere dayanılarak karar verildiğini ilerisürmektedir.
50. Sözleşme’nin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendikapsamında, isnat altında bulunan kişi savunma hakkının kullanılmasında üç ayrıhakka sahiptir. Bunlar kendisini bizzat savunma, seçtiği bir müdafi yardımındanyararlanma ve bir müdafi tayin etme olanağından yoksun ise ve adaletin yerinegelmesi için gerekli görülürse resen atanacak bir müdafi yardımından yararlanmahaklarıdır. Dolayısıyla suç isnadı altında bulunan kişinin kendisini bizzatsavunması talep edilemez (Pakelli/Almanya, B. No: 8398/78, 25/4/1983,§ 31; Kazım Albayrak, B.No: 2014/3836, 17/9/2014, § 28).
51. Müdafi yardımından yararlanma hakkı, adil yargılama içinsuç isnadı altındaki kişilere savunma hakkı verilmesinin tek başına yeterliolmadığını ayrıca bu kişilerin kendilerini savunma imkânına da sahip olmalarıgerektiğini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda savunma hakkını etkin bir şekildekullanma imkânını sağlayan müdafi yardımından yararlanma hakkı, aynı zamandaadil yargılanma hakkının diğer bir unsuru olan “silahlarıneşitliği” ilkesinin de gereğidir (KazımAlbayrak, § 29).
52. Sözleşme’nin anılan maddesi herhangi bir istisnagözetmeksizin suç isnadı altında bulunan herkesi kapsamakta ve cezayargılamasının her aşamasında uygulanmaktadır. Dolayısıyla soruşturmaaşamasında yapılan işlemler bakımından da bu hak güvence altına alınmıştır. Bukapsamda AİHM, adil yargılanma hakkının güvencelerinin yargılama öncesiişlemlere de uygulanması gerektiğini belirtmiştir (Imbrioscia/İsviçre, B. No: 13972/88, 24/11/1993, §§ 36-38). Diğer taraftan AİHM, müdafi iletemsil hakkının sınırsız olmadığını, geçerli bir nedenle dava öncesi aşamadaavukata erişimin kısıtlanabileceğini, her durumda yargılamaya bir bütün olarakbakıldığında kısıtlamanın adil yargılamaya engel olup olmadığınındeğerlendirileceğini belirtmiştir (John Murray/Birleşik Krallık, B. No: 18731/91, 8/2/1996,§ 63; Magee/BirleşikKrallık, 6/6/2000, B. No: 28135/95, § 41). Bu kapsamda suç isnadı altında bulunan kişinin, gerekirse resen atananbir avukat tarafından etkili bir şekilde savunulma hakkı, adil yargılanmahakkının temel unsurlarından biridir (Poitrimol/Fransa, B. No: 14032/88, 23/11/1993,§ 34; Kazım Albayrak, § 30).
53. Bununla birlikte AİHM, adil yargılanma hakkına ilişkinSözleşme’nin 6. maddesinin, bu hakkın güvencelerinden kişilerin kendiiradeleriyle vazgeçmelerini engelleyecek şekilde yorumlanamayacağınıbelirtmektedir (Aksin ve diğerleri/Türkiye,B. No: 4447/05, 1/10/2013, § 48).
54. Adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan müdafiyardımından yararlanma hakkından vazgeçmenin, geçerli ve etkin olabilmesi içinher türlü şüpheden uzak bir açıklıkta olması, ayrıca sonuçlarının ağırlığıitibarıyla asgari garantileri içermesi, önemli hiçbir kamu menfaatine tersdüşmemesi ve vazgeçmenin sonuçlarının makul olarak öngörebileceğinin ortayakonulması gerekir (Salduz/Türkiye [BD], B. No: 36391/02, 27/11/2008 § 59;Talat Tunç/Türkiye, B. No:32432/96, 27/3/2007, § 59; Aksin vediğerleri/Türkiye, § 48).
55. AİHM, bazı durumlarda kişinin talebi olmasa da resenücretsiz olarak avukat tayin edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Kişininolanağının olmaması yanında, ayrıca suçlama nedeniyle alabileceği özgürlüktenmahrum bırakılmayı gerektiren bir ceza ve davanın karmaşıklığı, avukatyardımının sağlanmasını gerektiren bir hukuki menfaati ortaya çıkarmaktadır (Talat Tunç/Türkiye, §§ 55-56; Kazım Albayrak, § 31).
56. Somut olayda başvurucunun, 15/5/2004tarihinde yakalanması sonrasında 18/5/2004 tarihinde Cumhuriyet savcısına ifadeverinceye kadar gözaltında tutulduğu görülmektedir. Gözaltı işleminin devamısırasında düzenlenen ifade tutanaklarına genel olarak bakıldığındabaşvurucunun, kendisi ve diğer şüpheliler hakkında isnat edilen suç konusundasorumluluk doğuracak ayrıntılı anlatımlarının yer aldığı görülmektedir.
57. Başvurucu ve diğer şüphelilerin gözaltında bulunduklarısırada yürürlükte olan mevzuat, kişilerin bir avukatın hukuki yardımındanyararlanmalarını engelleme sonucunu doğuracak bir kısıtlama öngörmemektedir.Bununla birlikte, avukat yardımı kural olarak kişinin talebine bağlıdır (§§27-28).
58. Başvurucu ve diğer şüphelilere ait ifade tutanaklarında1412 sayılı mülga Kanun’un 135. maddesinde düzenlenen ifade vermeye ilişkinkurallar ve haklar belirtilmektedir. Başvurucu ve diğer şüphelilerin kollukifade tutanaklarında bir avukatın hukuki yardımından yararlanmak istemediklerihususu matbu olarak yer almaktadır.
59. Bununla birlikte başvurucu gözaltı sonrasında 18/5/2004 tarihinde Cumhuriyet savcısına verdiği ifadesinde,polis tarafından hazırlanan ifade tutanaklarını baskı altında imzalamaya mecburbırakıldığını, dört gün boyunca uykusuz kaldığını, görevlilerin isteklerineuymak zorunda kaldığını ve direnemediğini belirterek kolluk görevlilerincealınan ifadesini kabul etmediğini beyan etmiştir.
60. Başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında İstanbul DGMCumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/6/2004tarihli iddianamede, isnat edilen suçun işlenişine dair anlatım genel olarakgözaltı ifadelerine dayanmaktadır. Ayrıca mahkûmiyet kararının gerekçesidikkate alındığında gözaltı ifadelerinin belirleyici biçimde hükme esasalındığı görülmektedir (§ 21).
61. AİHM, soruşturma aşamasındaki ikrarın, kötü muamele veyaişkence altında verildiği belirtilerek hâkim önünde reddedilmesi hâlinde bukonu irdelenmeksizin esasa geçilerek ikrarın dayanak olarak kullanılmasını bireksiklik olarak değerlendirmiştir (HulkiGüneş/Türkiye, B. No: 28490/95, 19/6/2003,§ 91).
62. Sanığın hâkim önüne çıkarılmadan uzun süre tecrit hâlindegözaltında tutulması nedeniyle şüpheler ortaya çıktığında ikrara yönelikkuşkuların hakkaniyete aykırılıklar yaratabileceği belirtilmektedir (Barbera, Messegue ve Jabardo/İspanya, B. No: 10590/83, 6/12/1988, § 87; Magee/Birleşik Krallık, § 43).
63. Bu kapsamda başvurucunun gözaltında kötü muameleye maruzkaldığı ve bu nedenle ifade tutanağını imzaladığı yönündeki iddialarınıdoğrulayan somut bir bulgu sunulmamıştır. Başvurucunun bu iddialar temelindeinsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamelede bulunma yasağının ihlal edildiğiyönünde ayrı bir şikâyeti de bulunmamaktadır.
64. Baskı ve zorlamaya maruz kalındığına ilişkin iddialarınayrı bir şikâyet olarak ifade edilmemesi ve buna ilişkin somut olguların ortayakonulmaması, adil yargılanma hakkı kapsamında yapılacak incelemede belirtilenkoşulların göz önünde bulundurulmasına engel değildir (Abdulselam Tutal, 8/4/2015,§ 68). AİHM’e göre de işkence ve kötü muamele yasağıkapsamındaki şikayetlerin kabul edilemez bulunması nedeniyle incelenmemişolması, belirtilen koşulların adil yargılanma hakkı açısından göz önündebulundurulmasına engel teşkil etmez (Kolu/Türkiye,B. No: 35811/97, 2/8/2005, § 54).
65. Başvurucu, diğer sanıklarla birlikte yasa dışı birörgütün amacı doğrultusunda iki kişiyi öldürmek ve böylece anayasal düzenizorla değiştirmeye teşebbüs etmek suçunu işlemekle suçlanmış ve yargılamasonunda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiştir.
66. Yargılama sırasında suçsuz olduğunu ve suçla ilgisiniortaya koyan delil bulunmadığını savunan başvurucunun, gözaltı sonrasında Cumhuriyetsavcısı ve hâkim huzurunda kolluk ifadelerini kabul etmediği, tehdit vezorlamayla ifade tutanaklarının imzalatıldığını belirttiği görülmektedir.
67. Başvurucunun savunmaları ve şüpheli olarak gözaltınaalınan ancak haklarında kamu davası açılmayan kişilerin beyanları ile avukataerişim imkânının sağlanmadığına ilişkin diğer iddialar irdelenmeksizin anılanifadeler hükme esas alınmıştır.
68. Bu çerçevede, suçlamanın niteliği ve cezanın ağırlığı ilegözaltı sonrası savunma ve beyanları dikkate alındığında başvurucunun, gözaltısüresi boyunca bilinçli ve anlayışlı bir biçimde avukat yardımı istemeyerekifade vermeyi kabul ettiği her türlü şüpheden uzak görünmemektedir.Başvurucunun bu vazgeçmenin sonuçlarını makul olarak öngörebildiği somut olarakortaya konulamamıştır.
69. Başvurucunun, kabul etmediği ifadesinin mahkûmiyetinedayanak oluşturduğu, daha sonra sağlanan avukat yardımı ve yargılama usulünündiğer güvencelerinin, soruşturmanın başında savunma haklarına verilen zararıgideremediği görülmektedir.
70. Yargılama devam ederken yürürlüğe giren 5271 sayılıKanun’un 148. maddesinin (4) numaralı fıkrası, kovuşturma aşamasında savunmanınetkinliğini sağlayacak nitelikte ise de dava, anılan ifadelerin oluşturduğuçerçevede sonuçlanmış ve bu durum temyiz aşamasında değerlendirilmemiştir.
71. Başvurucunun gözaltında avukat yardımındanyararlanamaması ve bu nedenle savunma haklarına verilen zarar, yargılamanın birbütün olarak adil olmasını engellemiştir. Bu sebeple yargılamanın daha sonrakiaşamalarında adil yargılanma hakkının diğer güvencelerinin yerine getirilipgetirilmediğinin ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
72. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, Anayasa’nın 36.maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
73. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının ölünceye kadarinfaz edilmesinin Anayasa’nın 17. maddesini ihlal ettiğine ilişkin iddianıntespit edilen ihlal nedeniyle ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 SayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
74. Başvurucu, ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılması ile maddi zararlarının yanı sıra 300.000 TLmanevi zararının tazminine hükmedilmesini talep etmiştir.
75. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esasinceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğinekarar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
76. Başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
77. Başvurucu, tazminat taleplerinin dayanağını yargılamakapsamında özgürlükten yoksun kalma nedeniyle elde etmesi muhtemel çalışmagelirlerinden mahrum kalması olarak göstermiştir. Ancak ihlalin, gözaltındaavukat yardımından yararlanamama nedenine dayandığı göz önüne alındığındaihlalin doğrudan sonucu olmayan maddi tazminata ilişkin taleplerin reddinekarar verilmesi gerekir.
78. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması bakımından en uygun yolun başvurucunun yeniden yargılanmasıolacağı açıktır. Bu nedenle yeniden yargılama yapılmak üzere kararın birörneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
79. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun;
1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönündekiiddiasının “zaman bakımından yetkisizlik”nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Gözaltında avukat yardımından yararlanamaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenenadil yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
4. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer şikâyetlerin ayrıcaincelenmesine yer olmadığına,
B. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere karar örneğinin ilgili mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
C. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
D. Tespit edilen ihlal kapsamında yeniden yargılamaya kararverildiğinden başvurucunun, ölünceye kadar infazı devam edecek müebbet hapiscezası verilmesi nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiğine ilişkiniddiasının ayrıca incelenmesine yer olmadığına,
E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
8/9/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.