TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BURHAN KUZU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/4988)
Karar Tarihi: 19/12/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Abuzer YAZICIOĞLU
Başvurucu
:
Burhan KUZU
Vekili
:
Av. Hükümdar HAMDİOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, internet üzerinden paylaşılan küfür ve hakaretiçerikli yazıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu iddiasıylayapılan suç duyurusu sonrasında etkili bir soruşturma yapılmaması nedeniylekişinin şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/4/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucu, anayasa hukuku alanında akademisyen olup hakaretiddiasına dayanak olan olayın gerçekleştiği tarihte Türkiye Büyük MilletMeclisi Anayasa Komisyonu Başkanlığı görevini yürütmektedir.
10. Sosyal medya platformu Twitterisimli internet sitesi üzerindeki @dead-communion isimli hesaptan 16/6/2013 tarihlipaylaşımda küfür içeren ifadeler kullanılmıştır. Başvurucu, bu paylaşımlardakendisine hakaret edildiği iddiası ile 18/6/2013 tarihinde Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı Bilişim Suçları Bürosuna suç duyurusunda bulunmuştur.
11. Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı BilişimSuçları Bürosu olayın şüpheli ya da şüphelilerini araştırmak üzere Ankara İlEmniyet Müdürlüğü ile yazışma yapmış; yapılan araştırmalar sonucunda düzenlenen6/11/2013 tarihli tutanakla Twitter isimli yersağlayıcının Amerika Birleşik Devletleri üzerinden yayın yaptığı, @dead-communionisimli profil sayfasından kullanıcıların gerçek bilgilerine ulaşılamadığıtespit edilmiş ve soruşturma sürecinde ilgili Cumhuriyet başsavcı vekilindendosyanın Zamanaşımı Bürosuna gönderilmesi hususunda görüş sormuştur. Yazınıniçeriği şöyledir:
"Müştekinin maruz kaldığı faili meçhulsuç ile ilgili olarak bugüne kadar yapılan tüm araştırmalarda olay faili ya dafailleri tespit edilemediğinden Cumhuriyet Başsavcılığımız 15/9/2006 tarih ve3/2006-2 genelgesi uyarınca evrakın Zamanaşımı Bürosuna gönderilmesitakdirlerinize arz olunur."
12. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yürüttüğü soruşturmaneticesinde 24/2/2014 tarihli "daimî arama kararı" ile dosyayıZamanaşımı Bürosuna göndermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Soruşturma evrakının incelenmesisonucunda; müştekiye yönelik sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaretolayının şüphelilerinin tespit edilemediği anlaşılmıştır.
Yapılan inceleme sonucunda; meçhul şüphelilereisnat edilen eylemin 5237 sayılı TCK'nın 125/2, 3-a maddesi kapsamına girdiğive aynı kanunun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık zamanaşımına tabi olduğuanlaşıldığından;
Olayın şüphelilerinin yukarıda yazılızamanaşımı tarihine kadar aranmasına devam edilerek, yakalandıklarındaifadeleri alınarak C. Başsavcılığımızda hazır edilmeleri, kimlikleri tespitedildiğinde yakalanmasalar bile açık kimliklerinin delillerle birlikteBaşsavcılığımıza bildirilmesi,
Soruşturmanın sonucu hakkında her üç ayda birtekide mahal bırakılmadan savcılığımıza bilgi verilmesi, …"
13. Daimî arama kararının ilgililere tebliğ edilmediği fakatbaşvurucunun 9/4/2014 tarihinde vekil aracılığıyla dosyadan suret aldığıanlaşılmıştır.
14. Başvurucu, yukarıda anlatılan gelişmeler üzerine etkili biryargı yolu kalmadığı iddiasını ileri sürerek 10/4/2014 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun"Kamu davasını açma görevi"kenar başlıklı 170. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Kamu davasını açmagörevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.
(2)Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterlişüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler."
16. 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında YapılanYayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla MücadeleEdilmesi Hakkında Kanun'un "İçeriğinyayından çıkarılması ve cevap hakkı" kenar başlıklı mülga 9.maddesi şöyledir:
"(1) İçerik nedeniylehakları ihlâl edildiğini iddia eden kişi, içerik sağlayıcısına, bunaulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğinyayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığıcevabı bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebilir. İçerikveya yer sağlayıcı kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebiyerine getirir. Bu süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirdereddedilmiş sayılır.
(2) Talebin reddedilmiş sayılması halinde,kişi onbeş gün içinde yerleşim yeri sulh cezamahkemesine başvurarak, içeriğin yayından çıkarılmasına ve yayındakikapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabın bir hafta süreyle internetortamında yayımlanmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi butalebi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Sulh ceza hâkimininkararına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yolunagidilebilir.
(3) Sulh ceza hâkiminin kesinleşen kararının,birinci fıkraya göre yapılan başvuruyu yerine getirmeyen içerik veya yersağlayıcısına tebliğinden itibaren iki gün içinde içerik yayından çıkarılarakhazırlanan cevabın yayımlanmasına başlanır.
(4) Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddedebelirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi,altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İçerik veya yersağlayıcının tüzel kişi olması halinde, bu fıkra hükmü yayın sorumlusu hakkındauygulanır."
17. 5651 sayılı Kanun’un 6/2/2014 tarihli ve 6518 sayılıKanun’la değiştirilen "İçeriğinyayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi" kenar başlıklı9. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) İnternet ortamındayapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia edengerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, bunaulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğinyayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarakiçeriğe erişimin engellenmesini de isteyebilir.
(2) İnternet ortamında yapılan yayın içeriğinedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişilerin talepleri,içerik ve/veya yer sağlayıcısı tarafından en geç yirmi dört saat içinde cevaplandırılır.
(3) İnternet ortamında yapılan yayın içeriğinedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri doğrultusunda hâkim bumaddede belirtilen kapsamda erişimin engellenmesine karar verebilir.
(4) Hâkim, bu madde kapsamında vereceğierişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca kişilik hakkınınihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb.şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadıkçainternet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine kararverilemez. Ancak, hâkim URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesiyöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi hâlinde, gerekçesini debelirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişiminengellenmesine de karar verebilir.
(5) Hâkimin bu madde kapsamında verdiğierişimin engellenmesi kararları doğrudan Birliğe gönderilir.
(6) Hâkim bu madde kapsamında yapılanbaşvuruyu en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Bukarara karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunuhükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.
…
(10) Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddedebelirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi,beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır."
18. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İlke" kenar başlıklı 24.maddesi şöyledir:
"Hukuka aykırı olarakkişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşıkorunmasını isteyebilir.
Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, dahaüstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkininkullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarınayapılan her saldırı hukuka aykırıdır."
19. 4721 sayılı Kanun'un "Davalar"kenar başlıklı 25. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:
"Davacı, hâkimdensaldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sonaermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitiniisteyebilir.
Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veyakararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde debulunabilir.
Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleriile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz işgörme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkısaklıdır."
20. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun "Tasarruf ilkesi"kenar başlıklı 24. maddesi şöyledir:
"(1)Hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın,kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz.
(2) Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimsekendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz.
(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarrufedebilecekleri dava konusu hakkında, dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisidevam eder."
21. 6100 sayılı Kanun'un "Taraflarcagetirilme ilkesi" kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir:
"(1) Kanunda öngörülen istisnalardışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıalarıkendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahibulunamaz.
(2) Kanunla belirtilen durumlar dışında,hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz."
22. 6100 sayılı Kanun'un "İhtiyatitedbirin şartları" kenar başlıklı 389. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"(1) Mevcut durumda meydana gelebilecekbir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanınyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlıkkonusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."
23. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Genel olarak" kenar başlıklı49. maddesi şöyledir:
"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiillebaşkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralıbulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Mahkemenin 19/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
25. Başvurucu, @dead-communion isimli Twitterhesabından kendisine hakaret edildiği ve kişilik haklarının ihlal edildiğiiddiası ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Bürosu nezdindeyaptığı suç duyurusu sonrasında şüphelinin tespit edilemediği gerekçesi ilesoruşturma dosyasının Zamanaşımı Bürosuna sevk edildiğini, anılan Twitter hesabı üzerinden kişilik hakkı ihlalinin devamettiğini, soruşturma sürecinin etkili bir hukuki koruma sağlamadığınıbelirterek Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüş ve ilgili Twitter hesabının, bununmümkün olmaması durumunda ise ilgili internet sitesinin (twitter.com) erişime kapatılması ve manevitazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
26. Başvurucu; hakkındaki hakaretle ilgili olarak CumhuriyetBaşsavcılığınca verilen daimî arama kararı, şüpheli veya şüphelilerin bulunamamasıgerekçesine dayandığından ve zamanaşımı süresi sonunda dosya kapatılmışolacağından soruşturmanın etkili bir başvuru yolu olma özelliğini ortadankaldırdığını, dolayısıyla bu yolun tüketilmesinin gerekmediğini, ayrıca AnayasaMahkemesinin 2014/3986 sayılı bireysel başvuru kararında tespit edilen ilke veyorumlar kapsamında tüketilecek başka etkili bir yol kalmadığını ilerisürmektedir.
27. Bakanlık görüşünde, başvuru yollarının tüketilmesi ileilgili olarak 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin (1) ve (4) numaralıfıkralarında belirtilen başvuru yolunun Anayasa Mahkemesinin 2014/3986 sayılı (Yaman Akdeniz ve diğerleri başvurusu) ve2014/4705 sayılı (Youtube Llc Corporation Service Companyve diğerleri başvurusu) bireysel başvuru incelemelerindeki ihlalkararları ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık,Anayasa’nın özel hayata saygı hakkına ilişkin hükümlerinin Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) 8. maddesi ile bu maddeye ilişkin Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ışığında yorumlanması, bu kapsamda kişiselşeref ve itibarı ile devletin pozitif yükümlülüğü gibi kavramların başvurukonusu şikâyetlerle ilgili olduğunun dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
28. Başvurucu, başvuru formunu aynen tekrar etmiştir.
B. Değerlendirme
29. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir:
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkına sahiptir."
30. Bireyin şeref ve itibarı, Anayasa'nın 17. maddesindedüzenlenen "manevi varlık" kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyinmanevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfî olarak müdahaleetmemek ve öncelikli olan bu negatif yükümlülüğe ek olarak kişinin manevivarlığına etkili bir biçimde saygının sağlanması bağlamında üçüncü kişilerinsaldırılarını cezai veya hukuki koruma sağlayacak etkili mekanizmalar kurmaksuretiyle önlemekle yükümlüdür (Adnan Oktar(3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 35). Üçüncü kişilerin şeref veitibara müdahalesi, birçok ihtimalin yanında görsel ve işitsel yayınlar yoluylada olabilir. Bir kişi görsel ve işitsel yayın yoluyla bir kamuoyu tartışmasıçerçevesinde eleştirilmiş olsa dahi o kişinin şeref ve itibarı manevibütünlüğünün bir parçası olarak değerlendirilmelidir (Nilgün Halloran,B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41).
31. Buna karşılık olarak ifade özgürlüğü, demokratik toplumuntemelini oluşturan ana unsurlardan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesiiçin gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 26.maddesinin ikinci fıkrası saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğünün sadece toplumtarafından kabul gören veya zararsız ya da ilgisiz kabul edilen bilgi vefikirler için değil incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bilgi vedüşünceler için de geçerli olduğu yinelenmelidir. İfade özgürlüğü, yokluğuhâlinde "demokratik bir toplum"dan sözedilemeyen çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir ve bazıistisnalara tabi ise de bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkınsınırlandırılmasının ikna edici olması gerekir (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, § 48; İlhan Cihaner (2),B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 55).
32. Anayasa Mahkemesinin YamanAkdeniz ve diğerleri (B. No: 2014/3986, 2/4/2014, § 39) kararında Twitter isimli internet sitesine erişimin engellenmesineyönelik Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) kararı değerlendirilirkeninternetin modern demokrasilerde başta ifade özgürlüğü olmak üzere temel hak veözgürlüklerin kullanılması bakımından önemli bir araçsaldeğere sahip olduğu, sosyal medya zemininde kişilerin bilgi ve düşünceleriniaçıklama, karşılıklı paylaşma ve yaymalarına katkı sağladığı belirtilmiştir. Bubağlamda düşünceyi açıklamanın günümüzde en etkili ve yaygın yöntemlerindenbiri hâline gelen internet ve sosyal medya araçları konusunda yapılacakdüzenleme ve uygulamalarda devletin ve idari makamların çok hassas davranmalarıgerektiği vurgulanmıştır.
33. Öte yandan örnek olaylardan YamanAkdeniz ve diğerleri başvurusunda 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin(4) numaralı fıkrası gereğince yetkili mahkeme tarafından verilmiş "tümsiteye yönelik erişim engelleme" kararı bulunmadığı, bu nedenle TİB’in mahkeme kararını aşan ve idari işlem niteliğindekabul edilen uygulamasının ihlal konusu olarak değerlendirildiği ve kararın5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında "erişimin engellenmesi"taleplerini doğrudan etkisiz hâle getiren bir karar olmadığı dikkatealınmalıdır.
34. Devletin bireylerin maddi ve manevi varlığının korunması ileilgili pozitif yükümlülükleri çerçevesinde şeref ve itibarın korunması hakkıile diğer tarafın Anayasa’da güvence altına alınmış olan ifade özgürlüğündenyararlanma hakkı arasında bir denge kurması gerekir (VonHannover/Almanya (No. 2)[BD], B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 99).
35. Bireylerin maddi ve manevi varlığına üçüncü kişilerinmüdahalelerine karşı etkili mekanizmalar kurma çerçevesinde devletin pozitifyükümlülüğü, mutlaka cezai soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerekli kılmaz.Üçüncü kişilerin haksız müdahalelerine karşı bireyin korunması hukuk muhakemesiyoluyla da mümkündür. Nitekim üçüncü kişilerce şeref ve itibara yapılanmüdahaleler için ülkemizde hem cezai hem de hukuki koruma öngörülmüştür.Hakaret; ceza hukuku anlamında suç, özel hukuk anlamında ise haksız fiil olaraknitelendirilmekte ve tazminat davasına konu edilebilmektedir. Dolayısıyla birbireyin üçüncü kişilerce şeref ve itibarına müdahale edildiği iddiasıyla hukukdavası yoluyla da bir giderim sağlaması mümkündür (Adnan Oktar (2), B. No: 2013/514, 2/10/2013, § 32).
36. Somut olayda başvurucunun, mağduriyetini gidermek amacıylaceza kanunlarına göre ceza davası açılmasını sağlama yoluna başvurduğu gibi5651 sayılı Kanun hükümleri gereğince erişimin engellenmesi talebinde bulunmaveya medeni hakların korunması bağlamında özel hukuk davaları açma şeklindebirden fazla seçeneğinin bulunduğuna şüphe yoktur (Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik [GK], B. No: 2013/6237,2/7/2015, § 42). Başvurucu, ceza davası açılmasını sağlamak amacıyla suçduyurusunda bulunmuş fakat soruşturma sürecinin etkili yürümemesi ve dosyanınZamanaşımı Bürosuna gönderilmesi nedeniyle bireysel başvurusunu yapmıştır. Buaşamada 5651 sayılı Kanun’un 9. madde hükmü gereğince “içeriğin yayından çıkarılması veya erişiminengellenmesi” ve devamında “internetsitesindeki tüm yayına erişimin engellenmesi”ni talep etme, cezasoruşturmasının sonucunu bekleme veya hukuk davası açma yollarının başvurucununtalebi karşısında tüketilmesi gereken etkili bir başvuru yolu olup olmadığıdeğerlendirilmelidir.
37. Başvurucunun iddiaları ile ilgili olarak başvurduğu cezadavası yolu, ulaşılabilir telafi kabiliyetini haiz ve başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıyan tek başvuru yolu değildir vesomut olayda da soruşturma süreci nihai olarak tüketilmemiştir. Yine 5651sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında internet erişiminin engellenmesini talepetme imkânı, belirli şartlar altında uygulanabilen ve çekişmesiz yargılamayöntemiyle sonuçlandırıldığı için taraflar arasında kesin hüküm teşkil etmeyenbir yöntem olduğundan tüketilmesi gereken etkili bir yol olarakdeğerlendirilmeyebilir (Benzer durum için bkz. AzizYıldırım (5), B. No: 2013/9037, 23/3/2016, § 43). Fakat hakaretinolumsuz etkileri ile ilgili olarak hukuk davası açarak da başvurucununşikâyetlerini derece mahkemeleri önünde ileri sürebilmesi ve bu iddialarlailgili olarak giderim sağlayabilmesi mümkündür (Adnan Oktar (2), § 40).
38. Yerleşik hâle gelen içtihatlara göre tazminat davalarınındaha yüksek başarı şansı sunabilecek etkili bir başvuru yolu olduğuanlaşılmaktadır (Işıl Yaykır,B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 44). Anılan içtihatlar nedeniyle bir başvurucu,şeref ve itibarına yönelik müdahale iddiası nedeniyle yalnızca cezalandırmatalebinde bulunmuş ve tazminat davası açmamış ise başvurunun başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmektedir.
39. Buna karşın mevcut başvuruda, başvurucunun itibarına kimlikbilgileri bilinmeyen bir kişi tarafından müdahalede bulunulmuştur. ÜstelikCumhuriyet savcısı, şüphelinin açık kimlik bilgilerini tespit edemediği içindosyayı Zamanaşımı Bürosuna aktarmıştır. Öte yandan mevcut başvuruda tazminatdavalarının yüksek başarı şansı sunabilecek etkili bir başvuru yolu olduğukabul edilse bile başvurucunun en azından itibarına müdahalede bulunan kişininkim olduğunu bilmeden böyle bir dava açabilmesi mümkün değildir. Dolayısıylasomut olayın şartları itibarıyla tek neden olarak tazminat davası yolunabaşvurulmaması gösterilmek suretiyle bireysel başvuru için başvuru yollarınıntüketilmediği söylenemez.
40. Bu aşamada münhasıran tarafları ilgilendiren ve kamununmenfaati olmayan bir özel hukuk uyuşmazlığı olan hakaret davalarında, sıradankişilerce elde edilmesi son derece zor veya imkânsız olan haksız müdahaleyiyapan kişiye ait kimlik bilgilerinin ceza soruşturması sürecinde kamu gücütarafından tespit edilmesinin devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında olupolmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
41. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler Mustafa Tepeli (B. No: 2014/5831,1/3/2017) kararında ortaya konulmuştur. Mevcut başvuruda adı geçen karardabelirtilen ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir yön bulunmamaktadır.
42. İnternet küresel bir ağdır ve hiçbir sınırı yoktur. Bunedenle internet ortamında yayımlanan ve başvurucuların iftira ve hakaretniteliğinde olduğunu ileri sürdüğü bir iddiaya karşı adli mekanizmaları devreyesokmak çoğu zaman güç veya çok maliyetli olabilir. Buna karşın kaçınılmazolarak doğrudan etkili olan ciddi anlamda incitici veya temel haklara zararveren müdahalelere karşı bireylerin ve kamunun korunmasının devletinyükümlülüklerinden olduğunun da kabul edilmesi gerekir (Mustafa Tepeli, § 28).
43. Bu kapsamda internet servis sağlayıcıları tarafından kullanılacakstandartları geliştirmek, ulusal veya uluslararası mekanizmaların kurulmasınaveya mevcut mekanizmaların işletilmesine ve geliştirilmesine katkıda bulunmak,internet üzerinden anayasal haklara yöneltilen saldırılara karşı uygun yasaldüzenlemeler dâhil bireylerin itirazlarını iletebilecekleri ve uygun görülecekbaşka önlemleri almak devletin yükümlülükleri olarak sayılabilir (Mustafa Tepeli, § 29).
44. Başvurucunun şüphelinin cezalandırılması için ısrarcıolması, kişisel anlamda bir ilke sorunu olarak algılanabilirse de bu algı; kamugücünü kullanan organlara, şeref ve itibara müdahale eden kişileri bir cezasoruşturması ve kovuşturmasına konu etmeleri şeklinde bir yükümlülük yüklemez.Yine internet üzerinden işlenen suçlara yönelik soruşturmalardaki güçlükler degözetildiğinde Anayasa'da korunan temel hak ve özgürlükler bağlamında ciddiendişeler doğuracak nitelikte geniş kapsamlı etkiler uyandırmayan ya datoplumsal menfaati doğrudan etkilemeyen bir şikâyet hakkında failinbelirlenmesine yönelik çalışmaların yargı makamlarının gösterdiği tüm çabalarakarşın konunun hukuki tıkanıklığa yol açan uluslararası boyutu nedeniylesonuçsuz kalmasının, Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasının devleteyüklediği pozitif yükümlülükler bakımından bireyin menfaatleri ile toplumunmenfaatleri arasında açık bir dengesizlik oluşturacağı değerlendirilemez.
45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda temel hak veözgürlüklere yönelik bir müdahalenin olmadığı açık olan başvurular açıkçadayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
46. Somut olaydaki gibi internet üzerinden yapılan hakaretolaylarında adli makamların suç failinin belirlenmesine yönelik çalışmalarındansonuç alınamamasının başvurucunun şeref ve itibarının korunmasını isteme hakkınayönelik bir ihlal oluşturmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişinin şeref ve itibarının korunması hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 19/12/2017tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.