TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BURHAN YAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/67047)
Karar Tarihi: 11/9/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Burhan YAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hâkim olarak görev yapan başvurucu hakkında darbeteşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen soruşturmada uygulanan yakalama,gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedenleriyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının; hukuka aykırı olarak mal varlığı hakkında verilen tedbirkararı nedeniyle mülkiyet hakkının; gözaltı sürecindeki bazı uygulamalarnedeniyle kötü muamele yasağının, soruşturma aşamasındaki bazı işlemlernedeniyle de özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 17/10/2016 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamumakamları ve soruşturma mercileri -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsünarkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve sonyıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çoksayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bineyakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıylabaşlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
8. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiriuygulanmış, bunların bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veyakovuşturma mercilerince kaçak olduğu değerlendirilen yaklaşık otuz YüksekMahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.
9. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.
10. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzeremaddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler, Selçuk Özdemir kararında ayrıntılı bir biçimde açıklanmıştır(Selçuk Özdemir, § 22).
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
11. Hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucu, AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen birsoruşturma kapsamında 4/8/2016 tarihinde Emniyet Müdürlüğünce gözaltınaalınmıştır.
12. Başvurucu 8-9/8/2016 tarihlerinde Ankara CumhuriyetBaşsavcılığına ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucunun ifadesi özetleşöyledir:
"...Ben ilkokul, ortaokul ve liseyiKırşehir'de ailemin yanında okudum. Ailem sosyal demokrat bir yapıya sahiptir.Hatta babam E. hayranıdır. Ben üniversiteye gelene kadar alnım secdeye bilegelmedi. Üniversiteye geldikten sonra namaz kılmaya başladım. 1988 yılındaMarmara Hukuk Fakültesini kazandım. İstanbul'a kayıt için geldim. Kredi YurtlarKurumuna başvurdum. 4500. yedekte kaldım. Devlet yurduna giremeyince okulunpanosunda Pendik Sakarya Öğrenci Yurdunun ilanını gördüm. Bu yurda gittim.Yedek sıram gelene kadar burada kalmak istedim, yedek sıram gelmeyince yaklaşıkbir yıl burada kaldım. İkinci yıl Üsküdar Ridaniyeyurdunda kaldım. Bu yurt F.G. cemaatine yakın bir yurt olduğunu daha sonraöğrendim, İlk girdiğim anda da bu yurdun cemaate ait olduğunu bilmiyordum. Buyurtta kaldığım süre içerisinde F.G.ye ait kitaplar okunduğu gibi sohbet toplantılanda yapılıyordu. ... Evlerde yapılan sohbettoplantılarına sıcak bakmadığım için gitmiyordum. Yurtta kaldığım süreiçerisinde F.G.nin kasetlerini izlettiriyorlardı. Beninsanlarla orada ilk defa tanıştığım için benim katıldığım sohbettoplantılarında F.G.nin kaseti videoya konuyor veseyrettiriliyordu. Bu konuşmalarda dini içerikli konuşmalardı.
...Hukuk Fakültesini 1992 yılında bitirdim veKırşehir'e ailemin yanına dönerek Avukatlık stajına başladım. Bu dönemiçerisinde F.G.ye yakın kişilerle bir araya gelmedim. Hakimlik sınavınahazırlandım. İlk yazılıda 73 puan aldım. Ancak mülakatta elendim. İkinciyapılan sınavda 70 puan aldım. Bu sınavın mülakatına o dönem Kırşehir BelediyeBaşkanına SHP'li C.G. isimli başkanının yanınagittim. Onun verdiği kart ile o dönem Müsteşar olan Y.K.D.ninyanına geldim ve Belediye Başkanının bana vermiş olduğu mektubu ona verdim. Oyıl mülakatını kazanıp 1994 yılında Ankara'da staja başladım. ... Ankara'dastaj yaptığım dönem içerisinde beni herhangi bir sohbet evine veya yere kimsegötürmedi. Bu dönem içerisinde eğitim merkezine gittiğim zamanda da F.G.yeyakın kişilerin daveti üzerine sohbet toplantılarına gitmedim. Beni de kimsebir yere davet etmedi.
...
Ben Pınarhisar İlçesine kura ile Hakim olarak atandım. Daha askerligimiyapmadığım için askere gideceğim düşüncesiyle eşimi götürmemiştim. Daha sonraburadan askere gittim. Hatta askerlik süresince 28 Şubat olayları oldu. Benyedek subaylık görevini yaptıktan sonra Pınarhisar'a geri döndüm. Pınarhisarkaldığım süre içerisinde R.T.E.nin cezaevinegelmesinden dolayı tanıma fırsatı buldum. Hatta kendisini desteklediğimibelirttim. Hatta kendisi bu jestlerimize karşılık bize cezaevinde teşekküryemeği vermişti. Burada ki görev sürem dolunca Yahyalı'ya atandım. GerekPınarhisar gerekse Yahyah'da cemaatin biryapılanmasını görmedim. Burada yaklaşık 3 yıl kaldıktan sonra Midyat Ilçesine atandım. Eğitim Merkezinden tanıdığım S.M. benitelefonla aradı, müfettiş olup olmayacağımı sordu. Ben düşüneyim dedim. Eşimdekonuştum. Müfettiş olunca Ankara'ya gideceğimizi ve teftişin yapısının mesleğiolarak yüksek seviyede olmasını da değerlendirerek teklifi kabul ettim. Ankara'yageldim, Hakim S.M. ile buluştum. Onun söylemesiüzerine Yargıtay Üyesi H.M.nin yanına gittim. H.M.nin kendisine referans olmasını ilettim. O da not aldı.İlgileneceğim dedi. Daha sonra teftiş kurulu başkanı A.C. beyin yanına gittim,bana terfılerim konusunda sorular sordu. Ben yanındanayrıldım. Yaklaşık 7 ay sonra Midyat Başsavcısının telefonuyla teftiş kurulbaşkanlığına atandığımı duydum.
Ben Adalet Müfettişi olarak 2005 yılındaAnkara'ya geldiğimde beni kimin çağırdığını bilmemekle birlikte bir sohbetgrubumuz vardı. Bu grupta M.E.Ö., F.U., M.A., halen Cumhuriyet savcısı olanE.G., T.Ş., H.K. vardı. Bu arkadaşlar F.G.ye sempati duyan arkadaşlardı. 2010yılı HSYK yapılanmasına kadar bu arkadaşlarla birlikte dönüşümlü olarakevlerimizde bır araya geliyorduk. Bir abi diyenitelendirdiğimiz bir kişi yoktu. Ancak kiminle irtibat kurduğunu ve nasılhaber aldığını bilmediğim bir hakim o güntoplandığımız eve geliyordu. Bu şahsın 2010 yılına kadar hakimoldugunu biliyorduk. Ancak nerede görev yaptığını,isminin ne olduğunu bilmiyordum. Bu kişinin gruptan kimin tanıdığını dabilemiyorum. Bana bu hususta bilgi vermiyorlardı. Eve gittiğimiz zaman bizdensonra gelen bu şahıs bize mesajlar iletiyordu. Bu mesajlarda genellikle nekadar cevşen okunacağını, nekadar Kur'an okunacağını, ne kadar La İlahe İllallah söyleneceği belirtiliyor,F.G.ye ait kitapları ve fotokopileri bize okuyordu. 2010 yılına bu şekilde 3değişik kişi geldi. Bunlar kıdemce bizden büyük olduğu gibi yaş itibariylebizimle aynı kıdemde olduğunu anlıyabiliyordum. Bukişinin hakim olduğunu biliyordum. Ancak İdari Yargımı, Adli Yargı hakimi mi kendisidebelirtmediği gibi bende anlayamamıştım. Bu kişilerinde meslek hayatım boyuncakimliklerini öğrenemedim. Kendileriyle karşılaşmadım.
2005 yılından 2010 yılına kadar sohbetgrubumuz değişmedi. Ancak M.E.Ö, M.A. ve H.K. ile aynı dönem teftişegeldiğimizden dolayı sohbete de aynı zamanda katıldık. Diğer arkadaşlar bizdenkıdemli idi. Ancak bizi kim sohbete çağırdı inanın şuanhatırlayamıyorum. Bu arkadaş grubu dışında bir arkadaşı sohbete götürme yetkimyoktu. Kimse de getirmezdi. Bu kuralı kim koydu bilmiyorum. Kendimi götürmeyetkisi görmediğim için kimseyi bu sohbete davet etmedim. Bana bu şekildedavranılması konusunda bir talimat verilmedi. Ancak ben götürülmemesineinandığım için kimseyi sohbete götürmüyorum. Ben 5 yıl boyunca da yabancı birkimseyi sohbete götürmedim. ... Staja başladığım zaman ve hakimlik mesleğinebaşladığım zaman herhangi bir şekilde bir aylığımı bağış veya himmet parası olarakkimseye vermedim. Ancak aylık %5 himmet parası olarak sohbete katılan mesajlarıokuyan hakime bu para veriliyordu. Ben düzenli olarakbu parayı vermedim. Bu bir himmet oldugu içinmecburiyet yoktu.
Tüm değerlerim üzerine yemin ederim ki verilentalimat üzerine gidip teftiş yaptığım hakim vesavcılara haksız olarak fazla not veya eksik not vermiş değilim. Bana hiçbirzaman böyle bir talimat verilmiş değildir. ... Benim denetim yaptığım tüm hakim savcılara verdiğim not incelenirse tarafsız olduğum anlaştlacaktır.
...
2014 HSYK seçimlerine kadar bu arkadaşlarlabirlikte sohbet toplantılarımız devam etti. ... 2010 yılından sonradershanelerin kapatılması gündeme gelince sohbetin konusu hükumetin tasarruflarıda oluyordu. Bu şekilde hareketlerin iki tarafada zarar verebileceğini sohbetler sırasında dilegetiriyorduk. Hoca diye hitap ettiğimiz kişi siyasi mesajlar bize iletmiyordu.Sohbetlerimiz daha önceki sohbetler şeklinde devam ediyordu. Ancak gündemdeki olaylarıda sohbet konusu yapıyordu. Cemaatin biryapılmasından söz etmek istiyorum. Cemaat kendisine güven vermeyen, itaatkar kabul etmediği kişilere fazla sır ve bilgi vermez.Bu nedenle bende bu grup içinde yer aldığıma inanıyorum. Cemaat içinde banafazla sır vermezlerdi. Ben bunu o dönemlerde de hissediyordum.
Kamu oyunda 17-25 Aralık 2013 tarihli olaylardan sonra teftişteki ve gruptakiarkadaşlarla bir araya geldik. O dönem arkadaşlarla operasyonda çıkan ses kayıtçözümlerinin gerçek olduğuna inanıyorduk. Ancak bunun o dönem dershanekapatılmasının rövanşı olduğuna kanaat getiriyordum. Hatta bu dönemlerdekisohbetlerde dışarıdan gelen şahıs evlerde bulunan F.G.ye ait dokümanların yokedilmesini istemişti. ... Bu toplantı esnasında adaylar açıklanmamıştı. Ancakbiz cemaat hangi adayı gösterirse iyi olur, kimlerin aday olması gerektiğinikonuştuk. Ben, E.G., Y.A. ve M.Ş. cemaate yakın kişiler oldugunudeğerlendiriyorum. Bir araya geldigimize göre de cemaaten oldukları anlaşılmaktadır. Her iki toplantıda dabizim anlattıklarımızı Y.A.nındeğerlendirdiğini görüyordum. Ben HSYK'dangönderilmemi kendim için haksızlık olarak nitelendirdim. Bu nedenle YargıdaBirlik adı altına toplanan tüm adaylar dışında digeradayların desteklenmesini düşünmüştüm. ... Ben sadece kızgınlıkla YargıdaBirlik dışındaki adaylara oy verilmesini istedim. ... Seçim günü de seçimikişiselleştirdiğimden sandıklar açılmadan önce ve sonrası seçim mahallindebulundum. Ben sadece gözlem yaptım.
...
F.S. Van'daki olaylar nedeniyle açığaalınarak, meslekten ihraç edilince Ankara'ya geldiğini biliyorum. Okuldan benimsamimi arkadaşım olduğu için kendisiyle görüştük. ... Ancak ilk konuşmamızdakendisi bana hayatının tehlike altında olduğunu, kendisinin öldürüleceğinisöylüyordu. Hatta bu sohbetimizde Amerika'ya gitmek istediğini bana söylemişti.Bu konuşmalardan sonra ben kendisini abisinin Sincan'da bulunan evine bıraktım.Bu konuşmadan sonra 3-4 defa daha bir araya geldik. Bana daha önce verdiğitelefon numarası değil başka bir numarayı vermişti. Ben bu telefon numarasındankendisini anyordum. Bu konuşmalardan sonra kendisininkaldığı Sincan'a gidip alıp geziyorduk. Bu dönemlerde de Amerika vizesialamadığını bana söyledi. Daha sonra bana Afrikayagitmek istediğini söyledi. Buraya niye gitmek istediğini ve buna kimin kararverdiğini söylemedi. Ancak bana cemaatın kendisine Afrikaya gitmesi gerektiğini söylediğini, aynca cemaatin kendisine maaş bağladığını söylemişti. Bunuanlatmasının nedeni ise biraraya geldiğimizde nasılgeçiniyorsun diye sordum. O da bana cemaatin kendisine yardım ettiğini, maaşverdiğini ve bu paranın yeterli olduğunu söyledi. Ben cemaat deyince F.G.cemaati olduğunu anlamıştım. ... Ben ona bir poşet içinde para götürdüm. Ancakbu parayı bana getiren kişi nasıl ulaştı şu an hatırlamıyorum. Ancak gelen kişibana F.S.nin Afrika'ya biletini ayarladığını,İstanbul'dan geldiğini ve vereceği parayı ona götürmesini benden istedi. Buşahıs beni nasıl buldu, niye buldu, niye kendi götürüp parayı direk vermedi busorulara o zamanda cevap bulamamıştım. Şimdi de cevap bulamıyorum. Tek bildiğimburada kullanıldığımdır. Bu şahıs verdiği için içi para dolu poşeti götürüpF.S.ye verdim.
...
F.S. Afrika'ya gittikten 3-4 ay sonraAnkara'da yanıma biri geldi. Kendisinin Afrika'da Türk okullarında öğretmen oldugunu söyledi. Ben o zaman bu okulun F.G.ye yakın okulolduğunu anlamıştım. İsmini hatırlayamadığım bu şahıs bana F.S.nineşinin rahatsız oldugunu, Afrika'ya kendisiylegeldiği takdirde ona destek olabileceğini ve kendisinin de bu seyahatte eşlikedebileceğini söyledi. Bu durumu eşimle görüştüm. O da Afrika'ya gider gezergeliriz dedi. Bu şahıs kendi gideceği günü ve saati bana bildirdi. Bende tüketicikredisi çektim ve bu şahsa benim ve eşim için aldığı biletin parasını ödedim.Bu şahısla birlikte ben ve eşim Afrika'ya gittik. Başkente kadar birliktegittik. Daha sonra aynı kişinin yardımıyla F.S.ninbulunduğu yere bilet aldık. Biz o şehire gittiğimizdeF.S. havaalanında yanında bir öğretmenle birlikte bizi karşıladı.
...
Ankara Hakimliğine atandıktan sonra sohbettoplantıları için beni kimse çağırmadı, o dönemde bir gruba girmedim. Ancakdaha önce de anlattığım gibi Ankara savcısı E.G. seçimden önce hakim Y.A.nın evinde buluşacağız diyekapımın zilini çaldı, beni çağırdı. Ben bu toplantıyı sohbet toplantısı olarakalgıladım. Ancak gittiğimde evde ev sahibi Y.A, Ankara savcısı M.Ş. vardı.Sohbetin konusunun da dini şekil değil, 2014 yılında yapılacak HSYK seçimleriile ilgiliydi. Bu şekilde bir defa daha bir araya geldik.
Ben Ankara 2. İcra Hakimiolduğum dönemde sorumlu olduğum icra dairesi 25. İcra Dairesidir. 25. İcraDairesine yapılan itirazlar ve şikayetler benim mahkemeye gelir. Kamu oyunda MHP Kurultayının durdurulmasına yönelik Gemerekve Tosya Hakimlerinin tensiben verdiği tedbirkararlarının infazı için MHP merkezinin avukatları Ankara İcra Dairelerine bukararı infazını gerçekleştirmek için başvurmuşlar. Bu tedbirin infazı UYAPortamında 25. İcra Dairesi Müdürlüğünü düşmüş, bu icra talebinin yerindeolmadığına ilişkin karşı tarafın avukatları itiraz ve şikayetdilekçeleri vermiş. Bu dilekçeler bana bu nedenle geldi. Geldiğinde itirazlarabaktım. İtirazlar arasında yetkili icra dairesinin Ankara olmadığı, Akyurtİlçesi olduğu, Gemerek ve Tosya mahkemelerinin kararlarının yok hükmünde olduğubelirtildiği. Ayrıcı diğer bir itiraz sebebi olarak da tensip kararı arakarardır, bu nedenle ilamlı takip yapılamayacağı mutlak suretle ilamsız takipyapılacağı, bu nedenle takibin usule aykın olarakyapıldığı belirtildiğini gördüm. Bu itirazın Perşembegünü yapıldığını biliyorum. Karşı tarafın bu itiraza karşicevap vermek istediklerini kaleme sözlü olarak belirtmişler. Bu nedenle ben ocevabı da bekledim. Cuma günü cevap gelince, mevcut duruşmalar bittikten sonrabu dosyayı inceledim. Yapmış olduğum incelemede gerçekten de ilamsız takipyapılması gerekirken ilamlı takip yapıldığını gördüm. Ayncatedbir kararı veren mahkemelerin Ankara İcra Dairelerinin infaz içinyetkilendirilmediğini gördüm. Bu nedenle şeklen yapılan takiben iptaline kararverdim. Yargıtay'ın bu yönünde kararlarında olduğunu biliyorum. Aynca Tosya Mahkemesinin kararını infaza verildiğini de karanmda belirttim.
...
Ben KPSS sorularını cemaat tarafındansızdırıldığını ilk önce medyadan öğrendim. Daha sonra arkadaşlarımla yapmışolduğum sohbetlerde bu inancımın güçlendiği hissettim. KPSS sorulan sızdıran vekontrolsüz güçlenen F.G. cemaatinin tehlikeli olabileceğini ve diğer cemaatlerdenfarklı bir yapıya bütündüğüne inandım. 17-25 Aralıkolarak belirtilen operasyonda da amacın yolsuzluk olmadığı, farklı amaçlarıngüdüldüğüne inandım. MİT tırlarının durdurulması, Başbakanın açıklamalarıbendeki şüpheleri yoğunlaştırmaya başladı. 2015 yılı başından itibaren de bu cemaaten tamamen ilgimi kestim. Herhangi bir sohbettoplantılarına katılmadım.
Ben 2014 HSYK seçimlerinde beni daha öncemağdur ettiklerini düşünerek Yargıda Birlik dışında kimi desteklersenizdestekleyin diye yönlendirdim. Yoksa burada cemaatin adaylarını desteklemekniyetinde değildim. Bu tamamen benim haksız olarak HSYK müfettişliğindengönderilmem üzerine mevcut yönetime kızgınlığımdır. Ben HSYK'daçalıştığım dönemde UYAP'ın teftiş ekranınınhazırlanması için yaklaşık 8 yıl çalıştım. Proje ürettim. Bu çalışmalanm göz ardı edilip, teftişteki görevime sonverilmesi beni üzmüştü, Bu nedenle 2014 HSYKseçimlerinde mevcut yapıyı desteklememiştim. ... Daha önce de belirttiğim gibibu insanlarla 2015 yılı başından itibaren de ilgimi tamamen kestim.."
13. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 9/8/2016 tarihindetutuklanması istemiyle başvurucuyu Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.Başvurucu hakkındaki talep yazısında, başvurucunun "... üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla;şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suçadair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak CMK'nın100. vd. maddeleri uyarınca" tutuklanmasına karar verilmesiistenmiştir.
14. Başvurucunun sorgusu Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince9/8/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, sorgu sırasındakiifadesinde de Cumhuriyet Savcılığında verdiği beyanı tekrar ederek tutuksuzyargılanmayı talep etmiştir.
15. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"... üzerine atılı bulunan silahlı terörörgütüne üye olma suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren dosya kapsamında somut delillerin bulunması, şüphelinin kaçma vedelilleri karartma ihtimali bulunduğu, bu nedenlerle adli kontrol uygulamasınınyetersiz kalacağı, şüpheliye isnat edilen suçun ağır cezayı gerektiren suçüstühallerinden olması nedeniyle CMK'nın 2/1-j ve 2802sayılı kanunun 94. maddesi ve CMK'nın 100. maddesiyleilgili düzenlemeler ve AİHS'nin 5. maddesindeki tutuklama şartları kapsamında,isnat olunan suç ile orantılı bir tedbir kapsamında şüphelinin CMK'nın 101 maddeleri uyarınca TUTUKLANMASINA ... [kararverildi.]"
16. Başvurucu 14/8/2016 tarihinde tutuklama kararına itirazetmiş, Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 8/9/2016 tarihinde "... tutuklama kararı ve bu karara dayanak dosyakapsamının incelenmesinde, Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/104 Sorgusayılı kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı ..." gerekçesiyleitirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.
17. Başvurucu, anılan kararı 29/9/2016 tarihinde öğrendiğinibeyan etmiş ve 17/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 27/12/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesindedava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ve ByLock programına ilişkinaçıklamaların yer aldığı iddianamede başvurucu hakkında yapılan değerlendirmeözetle şöyledir:
"... Soruşturma aşamasında elde edilen veyukarıda detaylı şekilde belirtilen delillerin değerlendirilmesi neticesinde veözellikle şüphelinin müfettiş olmasına karşın diğer hakimler ile evtoplantılarına gelen kişinin de hakim olduğunu sandığı şeklindeki hayatınolağan akışı ile çelişen unsurlar da içeren ifadesindeki dolaylı ikrarları ileşüphelinin aleyhine isnatlar içeren beyanlar bulunduğu; şüphelinin bilgisayarve bilgisayar özelliği bulunan cihazlarının program ve kütüklerinde arama vekopyalama işlemlerinin devam ettiği, başka şüpheliler hakkındaki benzer isnatlı soruşturmlardagerçekleştirilen dijital arama işlemleri neticesinde şüphelilerin cihazlarında bylock vb. program artıklarının tespit edilebildiğidolayısı ile şüpheli yönünde de bu ihtimalin bulunduğu ve şüphelinin tutuklulukhali de dikkate alındığında, şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesiolduğuna dair hususunda yeterli şüphe oluştuğundan ..."
19. İddianamede, başvurucu hakkındaki bu değerlendirmeye esasolmak üzere tanık beyanlarının bulunduğu ileri sürülmüştür. Bu kapsamdabaşvurucuyla ilgili olarak ifadeleri alınan tanık beyanları özetle şöyledir:
- M.G., M.Ö. ve A.Ş. beyanlarında, başvurucunun örgüt mensubuolduğunu belirtmişlerdir.
- F.S. beyanında, ...meslekten ihraç edildiğinde örgütünkendisine ekonomik destek sağladığını ve bu kapsamda şüpheli Burhan Yaz'ınkendisine para verdiğini ifade etmiştir.
20. Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 8/1/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne kararvermiş ve E.2018/50 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış, aynıgün yapılan tensip incelemesinde "atılısuçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun CMK 100/3-a maddelerinde sayılan katalogsuçlardan olması, tanık ifadeleri teşhisler ve tüm dosya kapsamı birliktegözetildiğinde, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suçşüphesinin ve somut olguların bulunması, tutuklu kaldığı süre dikkate alınarakbu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı ancak tutuklamatedbirlerinin isnat edilen suçla orantılı olduğu" gerekçesiylebaşvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.
21. Mahkemece 13/3/2018 tarihinde ilk duruşma yapılmış ve "atılı suçun vasıf ve mahiyeti, tanık F.S.nin beyanları, atılı suçun vasıf ve mahiyeti ilesanığın örgütteki konumu ve eylemlerinin ağırlığı, tanık beyanlarında geçenhususların dosyadaki kayıtlar ve sanığın tevil yollu ikrarı ile de sabitolması karşısında kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut olguların soruşturma dosyasında var olması, yargılama sırasındahenüz diğer tanıkların dinlenmemiş olması, tanık F.S.ninbeyanlarında geçtiği üzere sanığın diğer tanıklar üzerine baskı kurmaihtimalinin olması, atılı suçun CMK 100/3.a maddesinde belirtilen katalogsuçlardan olması, tutuklu kaldığı süre de nazara alındığında bu aşamada sanıkhakkında adli kontrol tedbirlerinin uygulanması halinde yetersiz kalacağı"gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına kararverilmiştir.
22. Mahkemenin 27/11/2018 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinindevamına karar verilmiştir. Kararın ilgi kısmı şöyledir:
" ...
Sanığın açıklanan örgütsel faaliyetlerinin veFETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yargı yapılanması kapsamındaki faaliyetlerinin2016 yılı içerisinde devam ettiğine yönelik olarak Hakimler ve Savcılar YüksekKurulu 3. Dairesinin 13.02.2017 tarih 2016/5561 Esas, 2017/956 Karar sayılıkurul müfettişi görevlendirilmesine yönelik kararının ve bu kararda yer verileniddiaların da dikkat çekici olduğu, bu kapsamda Milliyetçi Hareket PartisininBüyük Kurultayının tüzük değişikliği gündemi ile olağanüstü toplantıya davetedilmesine ilişkin Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/280 esas sayılıdosyasında 8.4.2016 tarihinde 4721 sayılı TMK'nun75/2 maddesi gereğince üç kişilik çağrı heyeti görevlendirilmesi kararıverildiği, kararın Yargıtay 18. Hukuk Dairesi nezdinde temyiz edildiği, henüzkarar kesinleşmeden 6100 sayılı HMK'nun 367/2 maddesiuyarınca kişiler hukuku kapsamındaki hükümlerin kesinleşmeden uygulanmasımümkün olmadığı, dolayısıyla çağrı heyeti yasal olarak yetkili hale gelmeden15/5/2016 tarihi belirlenerek Milliyetçi Hareket Partisi Büyük Kurultayı tüzükdeğişikliği gündemiyle olağanüstü toplantıya çağrılan üst kurul delegelerininbir kısmının 4721 sayılı TMK'nın 24 ve 25 incimaddeleri uyarınca kendi ikametgahları asliye hukuk mahkemelerine başvurarakhukuki koruma talep etmeleri üzerine Gemerek ve Tosya Asliye Hukuk Mahkemeleritarafından Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi kararının kesinleşmeden uygulanmasımümkün olmayan kararlardan olduğu gerekçesi ile Yargıtay denetimi sonuna kadarinfazının ve çağrı heyeti tarafından 15/5/2016 tarihinde Milliyetçi HareketPartisi Büyük Kurultayının toplanmasına ilişkin işlemlerin ihtiyati tedbiryoluyla durdurulmasına karar verildiği, bu kararın 6/5/2016 tarihinde Ankara25. İcra Müdürlüğünde uygulamaya konulmasının hemen sonrasında sanık tarafındanyapılan icra takibine yönelik olarak açılan bir dava ya da şikayet olmaksızınicra müdür yardımcısından dosyaların fotokopisinin istendiği, bu durumunyargısal faaliyetler ile teamüllere aykırı olduğu, zira yasal olarak görevyaptığı mahkemeye usulüne uygun olarak açılan bir dava bulunmaksızın birhakimin resen harekete geçerek işlem yapma hazırlığı içerisine girmesininsanığın örgütsel bağı dışında açıklanamayacağı, hakim olarak görev yapansanığın mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve davataraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak veartıracak davranışlar içerisinde olması gerektiği, bunun yanında önündeki veyaönüne gelme ihtimali olan bir dava hakkında, bilerek ve isteyerek, davanınsonucunu etkilemesi veya sürecin aşikâr adillik vasfını zayıflatmasıbeklenebilecek hiçbir yorumda bulunmaması, kamuya açık olsun veya olmasın,herhangi bir şahıs ya da mesele konusunda adil yargılamayı etkileyebilecekherhangi bir yorum da yapmaması, bu yönde bir davranış da gerçekleştirmemesigerekirken bu yönde hareket etmediği, sanığın bu husus kendisine sorulduğundaise bir dava açılırsa hazırlıklı olmak için bu evrakları istediğini beyandabulunduğu, sanığın meslek hayatı içerisinde az önce yer verilen ve örgütün amaçlarınahizmet eden hakim ve savcı denetimleri sırasında yaptığı işlemler nazaraalındığında başka her hangi bir dava, dosya ya da teftiş incelemesi sırasındabu şekilde titiz hareket etmediği de gözetildiğinde değinilen türdenfaaliyetlerinin örgütsel olduğunda şüphe olmadığı, açıklanan tüm bu hususlaragöre sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem yargı yapılanmasıiçerisinde yer aldığı, her ne kadar sanık hakkında ByLocktespiti bulunmamakta ise de sanıktan ele geçirilen ve incelenen dijital materyalleriçeresinde yer alan Apple Iphone 4s marka ceptelefonunda, açıklandığı üzere soruşturma aşamasından önce ByLockisimli programın indirildiğinin anlaşıldığı, bu programın teknik özellikleri,indirilme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle bir kısımFETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan vemünhasıran bu suç örgütü mensupları tarafından kullanılan program olduğu dagözetildiğinde; eğitim düzeyi, edindiği bilgi, tecrübe ve konumu itibariyle örgütünnihai amacını, Devlet kurumlarında, emniyet silahlı kuvvetleri ile yargıteşkilatı içerisindeki yapılanmasını ve burada devletin her türden silahınıelinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacıdoğrultusunda kullanacaklarını bilmesi beklenen sanığın gerçekleşenfaaliyetlerin örgütsel nitelikte olduğundan, içerdikleri çeşitlilik, yoğunluluk ve süreklilik nedeniyle örgüt üyeliği suçu sübutbulmakla sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2 maddesi uyarıncacezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir."
23. Başvurucunun hükme karşı yaptığı istinaf talebi Ankara BölgeAdliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 24/6/2019 tarihli kararıyla esastanreddedilmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.
24. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaYargıtay'da temyiz aşamasındadır ve başvurucunun tutukluluk durumu devametmektedir.
25. Öte yandan başvurucu 27/12/2016 tarihinde yaptığı 2016/76312numaralı bireysel başvuruda münhasıran hukuka aykırı bir şekilde mal varlığıhakkında tedbir kararı verildiği iddiasıyla ilgili olarak başvuru yapmıştır.Yine Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusunun sonuçlanmasıüzerine 3/1/2017 tarihinde 2017/13781 numaralı ve Ankara CumhuriyetBaşsavcılığına yaptığı suç duyurusunun sonuçlanması üzerine de 30/1/2017tarihinde 2017/17528 numaralı bireysel başvurularda gözaltındaki kötü muameleiddialarıyla ilgili olarak başvuru yollarını tükettikten sonra bu iddialarınıileri sürdüğü bireysel başvurularda bulunmuş olup belirtilen başvurularıninceleme aşaması devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
26. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Salih Sönmez (B. No: 2016/25431,28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A.Özel Hayata Saygı ve Konut DokunulmazlığıHaklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu -hâkim olarak- hakkında Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca soruşturma yürütülmesinin mümkün olmadığını, bu itibarlagörevsiz mercilerce verilmiş arama kararına dayanılarak konutunda ve işyerindearama yapıldığını belirterek özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
29. Anayasa Mahkemesi HülyaKar (B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma tedbirlerininmaddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılmasıgereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar verenmakamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirmeyapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip olduklarıkabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılanzararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfîuygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönündendaha ileri bir değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler içinbkz. Hülya Kar, §§21-46).
30. Somut olayda soruşturma mercilerince verilmiş arama kararınadayanılarak başvurucunun konutunda ve işyerinde arama yapılmıştır. Başvurucu,bu tedbir nedeniyle özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı haklarınınihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin suç delillerini eldeetme amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
31. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi,kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir, kesin birhukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başkatedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır. Süregelen koruma tedbirinindurumun gerektirdiğinden daha uzun bir zaman devam ettiği veya hedeflenen amacaulaşmak bakımından açıkça elverişsiz olduğu değerlendirilmemiştir.
32. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
33. Başvurunun özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı haklarınayönelik bir ihlalin olmadığının açık olması nedeniyle diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun bulunması gerektiği değerlendirilmiştir.
B. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
34. Başvurucu; hukuka aykırı olarak mal varlığı hakkında tedbirkararı verildiğini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) kararıylameslekten ihraç edildiği için maaşının da kesildiğini ve haksız olarak konulantedbir nedeniyle de ailesinin ihtiyaçlarının karşılanamadığını hatta bu sebepleoğlunun üniversite eğitimine ara vermek zorunda kaldığını belirterek mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
35. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği şikâyetlerineilişkin olarak başvuru yollarını tükettikten sonra 27/12/2016 tarihinde yaptığı2016/76312 numaralı bireysel başvuruda münhasıran bu iddialarını ileri sürdüğüanlaşılmıştır. Anılan 2016/76312 numaralı başvuruda mülkiyet hakkına yönelikbelirtilen şikâyetlerin inceleneceği dikkate alınarak mülkiyet hakkının ihlaledildiği iddiası bu başvuru kapsamında incelenmemiştir (bkz.§ 25).
C. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
36. Başvurucu; ailesinin, akrabalarının ve muhtarın önündeellerine metal kelepçe takıldığını, kaçma şüphesi ve orada bulunanlara zararverme ihtimali bulunmadığı hâlde arama süresince dört saat boyunca kelepçelibekletildiğini, bu şekilde teşhir edildiğini, küçük bir arabanın arka bagajınayapılan bölmede yine kelepçeli olarak, aşırı sıcağa ve havasızlığa rağmen uzunsüre ara verilmeden yolculuk yaptırıldığını, muayene sırasında elleri arkadankelepçeli olduğu hâlde duvara karşı bekletildiğini, nezarethanede yetersizkoşullarda kaldığını ve ihtiyaçlarının giderilmediğini, yasak sorgu yöntemiyleifadesinin alındığını, gözaltına alındıktan sonra tutuklanıncaya kadar kendisineyapılan bazı uygulamalar nedeniyle insan onur ve haysiyetiyle bağdaşmayanişkence, eziyet ve hakaret içeren davranışlara maruz kaldığını belirterek kötümuamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
37. Kötü muamele yasağının ihlal edildiği şikâyetlerine ilişkinolarak başvurucunun Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusununsonuçlanması üzerine 3/1/2017 tarihinde 2017/13781 numaralı ve AnkaraCumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusunun sonuçlanması üzerine de30/1/2017 tarihinde 2017/17528 numaralı bireysel başvurularda bulunduğugörülmektedir. Başvurucunun yaptığı suç duyuruları üzerine yapılansoruşturmalarda başvuru yollarını tükettikten sonra bu iddialarını ilerisürdüğü anlaşılmıştır. Anılan 2017/13781 ve 2017/17528 numaralı başvurulardaözellikle soruşturma aşaması ve gözaltı işlemleri sırasındaki kötü muameleşikâyetlerinin inceleneceği dikkate alınarak kötü muamele yasağının ihlaledildiği iddiaları da bu başvuru kapsamında incelenmemiştir (bkz. § 25).
D. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Yakalama ve GözaltınınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiası
38. Başvurucu; suçüstü hâli bulunmamasına karşın yetkisizmercilerce hukuka aykırı bir şekilde hakkında yakalama ve gözaltı kararıverildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
39. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
40. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631,17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez veNazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
41. Somut olayda, başvurucu yönünden yakalama ve gözaltıtedbirlerinin hukuki olmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılankararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
43. Başvurucu; gerçekleşen darbe teşebbüsüyle hiçbir ilgisi,bağlantısı ve irtibatı olmadığı hâlde hukuka aykırı olarak hakkında tutuklamakararı verildiğini, olayda ağır cezalık suçüstü koşullarının oluşmadığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
44. Başvurucu ayrıca görevinden kaynaklanan güvencelere riayetedilmeksizin tutuklandığını iddia etmiştir. Başvurucuya göre tutuklanmasınakarar verildiği tarihte hâkim olması dolayısıyla hakkında soruşturma veyakovuşturma yapılabilmesi için 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler veSavcılar Kanunu'na göre gerekli özel şartlar oluşmadan soruşturma yürütülmüş,yetkisiz ve görevsiz mercilerce hukuka aykırı bir şekilde tutuklanmıştır.
b. Değerlendirme
45. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
46. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
47. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
48. Öte yandan başvurucu 10/8/2017 ile 9/1/2018 tarihleriarasında verdiği on adet ek dilekçedeki beyanlarında; daha önce bireyselbaşvuru formunda dile getirmediği tutukluluğun devamına ilişkin kararlarıntebliğ edilmediği, tutukluluğun makul süreyi aştığı, tutukluluğun devamına dairincelemelerin duruşmasız yapıldığı ve avukatıyla yaptığı görüşmelerinsınırlandırılarak kayda alındığı şikâyetlerini de ileri sürmüştür.
49. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma durumundatutukluluğun makul süreyi aştığı veya tutukluluk incelemeleri sırasında usuleilişkin güvencelerin sağlanmadığı iddiasıyla yapılacak bireysel başvurununbaşvurucu hakkında soruşturma veya ilk derece yargılaması devam ederken tutukluluğundevamına karar verilen her aşamada başvuru yolları tüketildikten sonra veyaserbest bırakılmadan itibaren başvuru süresi içinde yapılması gerekir (Mehmet Emin Kılıç, B. No: 2013/5267,7/3/2014, § 28). Buna göre Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde yargılaması devameden başvurucunun hakkında ilk derece yargılaması devam ederken tutukluluğunundevamına karar verilen her aşamada başvuru yollarını tükettikten sonra, başvurusüresi içinde yeniden bireysel başvuruda bulunarak -yeni bir bireysel başvuruformunu doldurmak, başvuru harcını yatırmak gibi usul yükümlülüklerini yerinegetirmek koşuluyla- tutukluluğun makul süreyi aştığı ya da tutuklulukincelemelerinin usulüne ilişkin şikâyetlerini bireysel başvuru konusu etmesimümkündür. Anayasa Mahkemesi ancak bu durumda Anayasa’nın 19. maddesininyedinci ve sekizinci fıkraları kapsamında başvurucunun tutukluluğunun makulsüreyi aşıp aşmadığı veya usule ilişkin diğer şikâyetler yönünde bir incelemeyapabilir (Selahattin Demirtaş [GK], B. No: 2016/25189, 21/12/2017, §§118-120).
50. Belirtilen nedenle başvurucunun sonradan ileri sürdüğü veayrı bir başvuru konusu yapılması gereken bu şikâyetler yönünden ayrıca birdeğerlendirme yapılmamıştır.
i. UygulanabilirlikYönünden
51. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
52. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir,§ 57).
53. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirininhukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamındayapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasınınbaşta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alangüvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek; aykırılık saptanması hâlindeise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242; SelçukÖzdemir, § 58).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
54. Genel ilkeler için bkz. Salih Sönmez (§§ 99-104) başvurusuhakkında verilen karar.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
55. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğuiddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olmasuçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
56. Diğer taraftan başvurucu, 2802 sayılı Kanun'da hâkimlerleilgili olarak öngörülen usule ilişkin güvencelerin hiçbirine riayetedilmeksizin yetkili ve görevli olmayan mahkemece tutuklandığını iddiaetmektedir.
57. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında bu şikâyetleriincelemiştir. Bu kararlarda, kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerindegörülmeyerek uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağının bulunduğu kabuledilmiştir (Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§53-59; Salih Sönmez, §§ 107-121).Somut başvuruda da aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak anılan kararlardavarılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
58. Yukarıda yer verilen veya atıf yapılan kararlarda dabelirtildiği üzere başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün dedevam eden darbe teşebbüsünün savuşturulması sonrasında hakkında çıkarılanyakalama kararı uyarınca (4/8/2016 tarihinde) yakalanarak gözaltına alınıpdarbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargımakamlarınca silahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesiolma suçundan tutuklandığı dikkate alındığında, başvurucuya isnat edilen silahlıterör örgütü üyesi olma suçu yönünden suçüstü hâlinin bulunduğu yönündesoruşturma mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki temeldenyoksun ve keyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir. 2802 sayılı Kanun'un 94.maddesi gereğince soruşturmanın genel hükümlere göre yapılacağıanlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu soruşturmada tutuklama tedbirine genel yetkiliyargı organı olarak sulh ceza hâkimliklerince karar verilebilecektir. Budurumda başvurucunun görev yaptığı yerdeki Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklanmasınınolgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulü mümküngörülmemiştir.
59. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun hâkimolması nedeniyle Anayasa veya 2802 sayılı Kanun'dan kaynaklanan güvenceleruygulanmaksızın, kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Buitibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
60. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
61. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında suçşüphesinin varlığına ilişkin olarak dosyada somut delillerin olduğu ifadeedilmiş (bkz. § 15) fakat buna ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir.
62. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede; başvurucununFETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındırantanık anlatımlarına, HSYK'nın meslekten çıkarılmasıkararına ve hayatın olağan akışı ile çelişen unsurlar içerdiği belirtilenifadesindeki dolaylı ikrarlarına dayanılmıştır (bkz. §§ 18, 19). Mahkûmiyetkararında ise belirtilen delillerle birlikte kendisinde ele geçirilen ceptelefonuna ByLockisimli programın indirilmesi ve bu uygulamanın teknik özellikleri dikkatealındığında başvurucunun kullanıcı vasfında bulunduğunun kabul edildiğibelirtilmiştir (bkz. § 22).
63. Soruşturma dosyasında, Cumhuriyet savcısı olduğu anlaşılanve FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan F.S.nin hakkındayürütülen bir soruşturma kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmakistediğini belirterek verdiği ifadesinde, hâkim olarak görev yapmakta olanbaşvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensupolduğuna yönelik anlatımlarda bulunduğu görülmektedir. Tanık F.S., daha öncemeslekten ihraç edildiğinde örgütün kendisine ekonomik destek sağladığını ve bukapsamda başvurucu aracılığıyla kendisine para verildiğini, başvurucununkendisinin Afrika'ya gönderilmesine aracılık ettiğini ve burada eşiyle birliktekendisini ziyaret ettiğini beyan etmiştir (bkz. §§ 12, 19). Tanık F.S.nin anlatımları başvurucu tarafından da doğrulanmıştır(bkz. §§ 12, 14). Yine ifadeleri alınan diğer tanıklar da başvurucunun sözkonusu örgüte üye olduğuna ilişkin beyanlarda bulunmuşlardır (bkz. § 19). Buitibarla Cumhuriyet Savcılığında verdiği ve sonrasında Sulh Ceza Hakimliğindetekrar ettiği savunmalar da dikkate alındığında başvurucu yönünden suçşüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğu görülmektedir (bkz. §§ 12,14). Nitekim Anayasa Mahkemesi, SelçukÖzdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazışüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucununFETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelikanlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirtiolarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir,§ 75; benzer yöndeki karar için bkz. MetinEvecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, § 58).
64. Başvurucu hakkında Mahkemece verilen mahkûmiyet kararında;başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifadeedilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olduğunun kabul edildiği belirtilmiştir (bkz. § 22).
65. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programınözellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir; § 74, Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,26/12/2017, § 57).
66. Gerçekleşen darbe teşebbüsü sonrasında soruşturmamercilerince başvurucu hakkındaki FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğunadair somut olgu isnadı barındıran tanık anlatımlarının, bu anlamları doğrulayansavunmaların ve başvurucunun cep telefonuna ByLock uygulaması indirmesinedeniyle Mahkemece bu uygulamanın kullanıcısı sayılmasının somut olayınkoşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabuledilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.
67. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.
68. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
69. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veyadoğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda,delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlikiçinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersizkalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüssırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçmaimkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenensuçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 271, 272; SelçukÖzdemir,§§78, 79).
70. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 26) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 19; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 148).
71. Somut olayda Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımınağırlığına, delillerin karartılması ile kaçma şüphesinin varlığına dayanıldığıgörülmektedir (bkz. § 15).
72. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 9. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine vedelilleri karartma ihtimaline yönelen tutuklama nedenlerinin olgusaltemellerinin olduğu söylenebilir.
73. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
74. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'ninözellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)de dikkate alındığında, bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çokdaha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (bkz. AydınYavuz ve diğerleri, § 350).
75. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 15) keyfîve temelsiz olduğu söylenemez.
76. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
77. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının ihlaledildiğine ilişkin iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yakalama ve gözaltı kararının hukuka aykırı olması nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA11/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.