TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
BÜŞRA ÇAKALTARLA VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5554)
Karar Tarihi: 6/4/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Nahit GEZGİN
Başvurucu
:
Büşra ÇAKALTARLA
Kübra ÇAKALTARLA
Nalan ÇAKALTARLA
Tuğba ÇAKALTARLA
Vekili
:
Av. Naci ÖZER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kolluk görevlisi olan yakınlarının görevini yerinegetirirken yaşamını yitirmesi neticesinde olayda idarenin hizmet kusurubulunduğu ileri sürülerek açılan davanın reddedilmesi ve bu dava ile görevmalullüğü hükümlerinden faydalanmak için açılan davanın makul süredesonuçlandırılmaması nedenleriyle yaşama ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 18/4/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular İstanbul'da ikamet etmektedirler. BaşvurucuNalan Çakaltarla'nın eşi, diğer başvurucuların isebabası olan A.Ç. olay tarihinde polis memuru olarak görev yapmaktadır.
10. A.Ç. 14/2/2006 tarihinde, bir ülkenin fahrikonsolosluğundaki koruma noktasında nöbetçi memur olarak görev yaptığı sıradasabah saatlerinde nöbeti devralmaya gelen polis memuru tarafından ölü olarakbulunmuştur.
11. Ölüm tutanağında ölümün kalp krizinden kaynaklandığıbelirtilmiştir. Olayındoğal ölüm olaraknitelendirilmesi nedeniyle otopsi işlemi gerçekleştirilmemiş, olaya ilişkinceza soruşturması açılmamıştır.
A. İdarenin Hizmet Kusuru Bulunduğu İleriSürülerek Açılan Dava Süreci
12. Başvurucular 2/10/2006 tarihinde ölümün idarenin hizmetkusurundan kaynaklanması vegerçekleşen ölüm nedeniylemaddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek İçişleri Bakanlığı aleyhineSarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmışlardır.
13. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın idari yargının görevalanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermesi üzerine başvurucular,aynı davayı 23/2/2007 tarihinde bu kez İstanbul 5. İdare Mahkemesindeaçmışlardır.
14. Başvurucular dava dilekçelerinde idarenin hizmet kusuru olarak,ilgili yasal düzenlemelerde müteveffanın yaşamını yitirdiği görev noktası gibibölgelerde en az iki memurun görev yapması gerektiğini belirtmiş ve aynıkonudaki uygulamalar da bu yönde geliştirilmişken müteveffanın olay yerine tekbaşına gönderildiğini ve belli aralıklarla gerekli denetimler (kontroller)yapılmadığı için kalp krizi geçirdiği sırada acil müdahalede bulunulabilmesininmümkün olmadığını ileri sürmüşlerdir.
15. İstanbul 5. İdare Mahkemesi 22/1/2008 tarihinde davayıesastan reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
"...
İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmekiçin ise, ortada bir idari eylemin bulunması, zararın bulunması ve bununidareye yüklenebilen bir işlem veya zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıgerekir. Zarar doğuran eylemin İdareye bağlanabilmesinden sonra ancak doğanzararın kusurlu veya kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmini yolunagidilmesi yoluna gidilebilir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Sanyer İlçesi, Kireç Burnu Mahallesi, Çam Yolu Sokak 16numaralı yerde bulunan Finlandiya Başkonsolosluğu ikametgahı noktasında13.2.2006 günü saat 19.00 ile 14.2.2006 günü saat 08.00 arasında nöbetçigörevli polis memuru Arif Çakaltarla'nın 14.2.2006günü nöbeti devralmaya gelen polis memuru Şevket Yıldırım tarafından ölübulunduğu, aynı günlü 1/81 sıra numaralı Ölüm Tutanağına göre ölümün kalp krizisonucu gerçekleştiği ancak vefat eden polis memuru için otopsi yapılmadığıanlaşılmıştır.
Olayda, davalı idarenin kusura dayalısorumluluğuna ve bu çerçevede tazminat yükümlülüğüne gidilebilmesi için zararlaidari faaliyet arasındaki illiyet bağının hukuken kabul edilebilir, açık ve netdelillerle ortaya konması gerekir.
Dosyada bulunan bilgiler ve belgeler birliktedeğerlendirildiğinde; A... Ç...'nınyasal mevzuata uygun olarak görevlendirilmesi sonrasında görevini ifa etmekteiken kalp krizi geçirerek vefat ettiği, zarara esas olayda (ölümün meydanagelmesinde) davalı idareye atf-ı kabul bir kusurunbulunmadığı, ölümün idari eylemden bağımsız gerçekleştiği sonucuna ulaşılmışolup bu nedenle davacıların tazminat taleplerinin kabulünün mümkün olmadığı(kanaatine varılmıştır.)"
16. Bu karar, başvurucuların temyizi üzerine Danıştay OnuncuDairesi tarafından 20/3/2012 tarihinde onanmıştır.
17. Başvurucuların karar düzeltme talepleri de aynı Dairetarafından 29/1/2014 tarihinde reddedilmiştir.
18. Nihai karar, başvurucular tarafından 24/3/2014 tarihindeöğrenilmiş olup 18/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. Görev MalullüğüHükümlerinden Faydalanılması Talebiyle Açılan Dava Süreci
19. Başvurucu Nalan Çakaltarla9/3/2006 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) başvurmuş ve olay nedeniylegörev malullüğü hükümlerinden faydalanmayı talep etmiştir. Bu başvurunun SGKtarafından 28/11/2006 tarihinde, ölümün görev sebebiyle ve etkisiyle meydanagelmediği gerekçesiyle reddedilmesi üzerine de başvurucular 1/2/2007 tarihindeAnkara 5. İdare Mahkemesinde dava açmışlardır.
20. Ankara 5. İdare Mahkemesi, bazı eksiklikler nedeniyledava dilekçesini reddetmiş; başvurucular,dilekçelerindeki eksiklikleri tamamladıktan sonra 7/9/2007 tarihinde davalarınıyenilemişlerdir.
21. Ankara 5. İdare Mahkemesi 26/6/2008tarihinde davayı esastanreddetmiştir.
22. Bu karar, başvurucuların temyizi üzerine Danıştay OnbirinciDairesi (Daire) tarafından 25/10/2010 tarihindeonanmıştır.
23. Başvurucular aynı Daireye karar düzeltme talebindebulunmuşlardır. Daire, bireysel başvuruda bulunulmasından sonra 25/4/2014tarihinde bu talebi kabul etmiş ve Ankara 5. İdare Mahkemesinin kararınıbozmuştur.
24. Bozmadan sonra yargılamaya devam eden Ankara 5. İdareMahkemesi, 17/9/2014 tarihinde SGK'nın dava konusuret işleminin iptaline karar vermiştir.
25. SGK'nın bu kararı temyizi Dairetarafından 22/10/2015 tarihinde reddedilerek karar onanmıştır.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 6/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Yaşama Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
27. Başvurucular, müteveffanın kalp hastası olduğunu ve budurumun idare tarafından bilinmesine rağmen kendisine sık aralıklarla ve uzunsüreli nöbet görevi verilmesi, olay günü de görev yerine tek başına gönderilip12 saat gibi uzun bir zaman nöbet tutturulması sonucu yorgun düşerek kalp krizigeçirmesi nedeniyle yaşamını yitirdiğini iddia etmişlerdir. Başvurucular ayrıcanöbeti sırasında başka bir memur tarafından durumunun kontrol edilmemesinedeniyle müteveffaya acil tıbbi müdahalede bulunulabilmesinin mümkünolmadığını, meydana gelen ölümde idarenin hizmet kusuru bulunduğu hâldeaçtıkları tazminat davasının Mahkemece reddedildiğini belirterek Anayasa'nın17. maddesinde güvence altına alınan yaşama hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
28.Bakanlık görüşünde, başvurucuların devletin gerekli önlemlerialmamasından ve denetim yükümlülüğüne aykırı davranmasından şikâyet ettikleriancak ilgili tutanakta ölümün kalp krizinden kaynaklandığı bildirilmiş ise debu konuya ilişkin bir bilirkişi raporunun bulunmadığı, bunun yanında Mahkemeninölümün kalp krizinden dolayı ancak idari eylemden bağımsız şekildegerçekleştiğini kabul ettiğini belirtilerek iddiaların değerlendirmesikonusundaki takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.
2. Değerlendirme
29. Anayasa’nın "Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
30. Anayasa'nın “Devletintemel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
31. Yaşama hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybedenkişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyleölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucu Nalan Çakaltarla,müteveffanın eşi; diğer başvurucular ise çocuklarıdır. Bu nedenle başvuruehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır. Başvuru ehliyeti bakımındanbir eksiklik bulunmamakla birlikte başvurunun kabul edilebilirlik açısından dadeğerlendirilmesi gerekir.
32. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında cankaybının gerçekleştiği durumlarda, kamu makamlarının Anayasa'nın 17. maddesigereğince öncelikle yetkileri dâhilinde tüm imkânları kullanarak yaşama hakkınayönelen tehdit ve risklere karşı etkili yasal ve idari tedbirleri oluşturulmalarıgerektiği ifade edilmelidir. Bu kapsamda anılan yasal ve idari tedbirler,yaşama hakkına yönelik ihlalleri durdurmayı ve gerektiğinde faillerincezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır. Bu yükümlülük, yaşamahakkının tehlikeye girebileceği her durum bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).
33. Bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikeninbulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlardamakul ölçüler çerçevesinde kamu makamlarının bu tehlikenin gerçekleşmesiniönleyebilecek şekilde önlem alması gerekir. Ancak özellikle insandavranışlarının öngörülemezliği, öncelikler vekaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihidikkate alındığında pozitif yükümlülük, kamu makamları üzerinde aşırı yükoluşturacak şekilde yorumlanamaz (SerpilKerimoğlu ve diğerleri,§53).
34. Başvuruda İstanbul 5. İdare Mahkemesi başvurucularındavasını reddetmesine ilişkin gerekçesinde, olayla ilgili olarak topladığı tümdelillere dayanarak somut olaydadevletinsorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında ölümün gerçekleşmediğini vemeydana gelmesi ile idari eylem arasında bir nedensellik bağının bulunmadığınıtakdir ettiğini bildirmiştir. Mahkeme, ölümün görevden kaynaklanmadığına ve budurumda idareninherhangi bir kusurundanbahsedilemeyeceğine karar vermiştir (bkz. § 15 ).
35. Somut olayda yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edilipedilmediği konusunda bir sonuca varabilmek için öncelikli olarak müteveffanınyaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunup bulunmadığının ortayakonması gerekmektedir. Ancak bu noktada yaşamı koruma yükümlülüğünün söz konusuolabilmesi için yaşamın gerçek ve yakın bir tehlike altında bulunmasınınyeterli olmadığı, bunun yanında yetkililerin bu tehlikeyi bilmeleri veyabilmelerinin gerektiği ifade edilmedir.
36. Öncelikle başvuru dosyasında, başvurucuların iddialarınınaksine müteveffanın kronik kalp hastası olduğuna ve bu durumun idare tarafındanbilindiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanmadığıbelirtilmelidir. Ayrıca başvurucuların idarenin hizmet kusurunun bulunduğunuileri sürerek açtıkları davada bu hususları ileri sürmedikleri degörülmüştür (bkz. § 14).
37. Diğer taraftan başvurucular, sağlık durumu uygun olmadığıhâlde müteveffanın olay öncesinde sık aralıklarla ve uzun saatler boyunca nöbetgörevine gönderilmesi nedeniyle kalp krizi geçirdiğini iddia etmişlerdir.Başvuru dosyasında, müteveffanın sağlık durumu nedeniyle herhangi birnitelikteki nöbet görevini yerine getiremeyeceğini belirten bir hekim ya dasağlık kurulu raporu bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurucular, böyle birrapor olmaksızın da müteveffanın ya da kendilerinin yetkili makamlara başvuruphastalık nedeniyle söz konusu görevin yerine getirilemeyeceğinin ve iş bölümüyapılırken bu durumun gözetilmesinin talep edildiğini de ileri sürmemişlerdir.
38. Bunların yanında mevcut bilgi ve belgeler, aksinin kabulüdurumunda dahi müteveffanın ölümünün kendinde var olan kronik kalprahatsızlığının olumsuz çalışma şartları yüzünden sarf ettiği efor ve stresnedeniyle tetiklenmesi sonucunda gerçekleştiğini söyleyebilmeye imkânvermemektedir. Başka bir ifadeyle başvuruda, kalp hastası olduğu ifade edilenmüteveffanın doğal nedenler dışında ve yerine getirdiği görev nedeniyle kalpkrizi geçirdiği tereddütsüz bir şekilde ortaya konamamıştır.
39. Başvuruda, müteveffanın yaşamının olağan dışı bir nedenletehlike altında bulunduğunun ortaya konamadığı gibi aksi kabul edilse dahimevcut bilgi ve belgelere göre yetkililerin bu tehlikeyi bildikleri ya dabilmemekle birlikte öngörmeleri gerektiğini kabul etmek de mümkün değildir. Budurumda müteveffanın ölümünün devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlaraltında gerçekleştiği söylenemeyecektir.
40. Dolayısıyla somut olayda, yetkililerin başvurucularıniddialarının aksine müteveffanın görev yerini belli aralıklarla kontrol etmekgibi bir tedbir almalarını gerektiren bir durumun varlığı da saptanamamıştır.Aksinin kabulü, yaşamı koruma yükümlülüğünü idare tarafından yürütülenfaaliyeti dikkate almadan ve idarenin bu faaliyeti yürütmesindeki önceliklerinive kaynaklarını değerlendirmeden kamu makamları üzerinde aşırı yük oluşturacakşekilde yorumlamak olacaktır.
41. Açıklanan nedenlerlebaşvuruda bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
42. Başvurucular, olaya ilişkin yargılamaların makul süredetamamlanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini de ilerisürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
43. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
44. Başvurucuların yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı şikâyetinin Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
46. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılamasıdevam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esasalınır (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).
47. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
48. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında biri -idarenin hizmet kusuru bulunduğuileri sürülen- yedi yılı aşkın bir sürede tamamlanan, diğeri ise yaklaşık dokuzyıl süren başvuruya konu yargılamaların sürelerinin makul olmadığı sonucunavarmak gerekir.
49. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adilyargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
50. 30/3/2011 sayılı ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
51. Başvurucular, 100.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi olmaküzere toplam 150.000 TL tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
52.Başvuruda adil yargılanmahakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
53. Karar örneğinin İstanbul 5. İdare Mahkemesi ve Ankara 5.İdare Mahkemesine gönderilmesi gerekir.
54. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilenihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi birbelge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine kararverilmesi gerekir.
55. Yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararıkarşılığında başvuruculara -başvuruya ilişkin davalara konu hukuki menfaatlerive aile birliği de dikkate alınarak- müştereken takdirennet 18.960 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,60 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yaşama hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Karar örneğinin İstanbul 5. İdare Mahkemesi ve Ankara 5.İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvuruculara, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle net18.960 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğertaleplerin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.800 vekalet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE6/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.