TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
B.Y. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/30296)
Karar Tarihi: 7/9/2021
R.G. Tarih ve Sayı: 14/10/2021-31628
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Çağlar ÖNCEL
Başvurucu
:
B.Y.
Vekili
:
Av. Mert ELEKÇİ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğününyerine getirilmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişiselverilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 8/10/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu ile eşi arasında Ezine Asliye HukukMahkemesinde (Hukuk Mahkemesi) devam eden boşanma davasında, başvurucunun eşi 8/6/2016tarihinde beyan ve delil dilekçesi ibraz etmiştir. Anılan dilekçede;başvurucunun telefonunda bulunan mesaj içerikleri, ses kayıtları, videolar vebir adet fotoğrafını mahkemeye sunmuştur.
10. Başvurucu, kullandığı cep telefonuna eşi tarafındanyüklenen casus yazılım aracılığıyla tüm kişisel verilerinin ele geçirildiğinive kullanıldığını ileri sürerek 28/11/2016 tarihinde şikâyetçi olmuştur.Başvurucu vekili şikâyet dilekçesinde; başvurucunun tüm kişisel verileri,e-devlet şifresi, banka hesap bilgileri, sosyal medya yazışmaları, aramakayıtları, GPS yer bildirim kayıtları, fotoğrafları ile videolarının özelhayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması haklarına aykırı olarak elegeçirilip mahkeme dosyasına sunulduğunu vurgulamıştır. Dilekçede başvurucununeşinin bu bilgileri ele geçirmek için bir internet sitesinden satın aldığıyazılımı başvurucunun telefonuna yüklediği ve zaman içinde elde ettiği buverileri hukuka aykırı şekilde depoladığı ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucununeşi tarafından boşanma davasında delil olarak kullanılması amacıyla bu şekildehareket edildiği bildirilmesine karşın dava dilekçesinde bu amacın fazlasıylaaşıldığı beyan edilerek başvurucunun aile fertlerinin hayatlarının dahi takipedildiği, boşanma davasındaki tanıkların kimliklerinin ele geçirildiğibelirtilmiştir. Başvurucu, telefonundaki programın ne zaman yüklendiğinin veeşi tarafından elde edilen verilerin kapsamının ne olduğunun belirlenmesininiddialarının ispatı için önem taşıdığını belirterek eşinin haberleşmeningizliliğini ihlal ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarındancezalandırılmasını talep etmiştir.
11. Ceza soruşturmasını yürüten Ezine CumhuriyetBaşsavcılığı (Başsavcılık) tarafından 11/5/2017 tarihinde iddianamedüzenlenerek başvurucunun eşinin verileri hukuka aykırı olarak vermeveya ele geçirme, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişiler arasındakikonuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçlarından cezalandırılmasıistenmiştir. İddianamede başvurucunun eşinin casus program sayesinde başvurucununkullandığı telefondan yapılan konuşmalara, kısa mesajlara ve internet üzerindenkullanılabilen programların içeriğine, e-devlet ve bankacılık şifrelerine,fotoğraf ve videolara ulaşabildiği belirtilmiştir. Yine başvurucunun eşitarafından bu sayede kayıt altına alınan konuşmalar, mesajlar, fotoğraflar vevideoların boşanma davası dosyasına ibraz edildiği ifade edilerek başvurucununeşinin atılı suçlardan cezalandırılması talep edilmiştir.
12. Ezine Asliye Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi)tarafından yapılan yargılama sonucunda başvurucunun eşinin beraatine kararverilmiştir. Kararın gerekçesinde; sanık olan başvurucunun eşinin başvurucununkullandığı telefona program yüklediğini ikrar ettiği ve kayıtları boşanmadavasına delil olarak sunma dışında atılı suçlara vücut verecek şekilde bilerekve isteyerek basın, yayın, internet yolu ile veya başkaca herhangi bir yollayayıp ifşa etmemesi nedeniyle suç işleme kastının olmadığı belirtilmiştir.
13. Başvurucu vekili; istinaf yoluna müracaat etmiş veşikâyet dilekçesindeki hususlara ek olarak Başsavcılığın suçun hukukinitelendirmesini yaparken hatalı davrandığını, kişisel verilerin hukuka aykırışekilde ele geçirilmesi konusunda bir değerlendirme yapmadığını belirtmiştir.Bu nedenle sanığın 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 134.maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlalsuçu ile 132. maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen haberleşmeningizliliğini ihlal suçundan cezalandırılması gerektiğini, beraat kararınedeniyle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygıhakkının ve kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlaline nedenolunduğunu beyan etmiştir.
14. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi (Daire)tarafından 25/5/2018 tarihinde Ceza Mahkemesinin kararının onanmasına kararverilmiştir. Kararın gerekçesinde; Yargıtay kararlarına ve yerleşik uygulamayaatıf yapılarak haksız bir saldırıyı önlemek için kaybolma olasılığı bulunankanıtları yetkili makamlara sunmak amacıyla kişisel verileri kaydetme, elegeçirme ve yayma eylemlerinde bulunulabileceği vurgulanmıştır.
15. Nihai karar 8/9/2018 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
16. Başvurucu 8/10/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
17. UYAP üzerinden yapılan inceleme neticesinde HukukMahkemesinde görülen boşanma davasında başvurucu ve eşi tarafından mahkemeyeanlaşmalı boşanma protokolü sunulduğu görülmüştür. Hukuk Mahkemesi 19/7/2019tarihinde tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar vermiş, karar kesinleşmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Mevzuat
18. 5237 sayılı Kanun'un "Özel hayatıngizliliğini ihlal" kenar başlıklı 134. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Kişilerin özel hayatınıngizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlaledilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır"
19. 5237 sayılı Kanun'un "Kişisel verilerinkaydedilmesi" kenar başlıklı 135. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Hukuka aykırı olarak kişiselverileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir."
20. 5237 sayılı Kanun'un "Verileri hukuka aykırıolarak verme veya ele geçirme" kenar başlıklı 136. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Kişisel verileri, hukuka aykırıolarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yılakadar hapis cezası ile cezalandırılır. "
2. İlgili Yargı Kararları
21. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12/3/2019 tarihli veE.2018/5100, K.2019/2582sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...Dosyadaki yazılara ve mahkemeceuyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalı-davacıerkeğin delil olarak dayandığı ses kaydının hukuka aykırı delil olmasınedeniyle hükme esas alınmamasında bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte,davalı-davacı erkeğin bir kısım tanık beyanlarıyla da ispatladığı üzeredavacı-davalı kadının eşine orospu çocuğu diyerek ağır hakaret ettiği, eşinin bilgisayarınacasus proğram yüklediği, davalı-davacı erkeğin de son olayda eşine ağır şekildefiziksel şiddet uyguladığı ve ortak haneye gizli kamera koyduğu, boşanmayasebebiyet veren olaylarda eşine fiziksel şiddet uygulayan davalı-davacı erkeğinfazla kusurlu bulunmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla,tarafların yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul vekanuna uygun olan hükmün ONANMASINA..."
22. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24/5/2017 tarihli veE.2016/11851, K.2017/4263sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"....Oluşa ve dosya kapsamına göre;esnaf olan sanık [E.nin],kimliği tespit edilemeyen bir kişi tarafından bilgisayarına yüklenen 'KimNerde' adlı ücretli casus yazılım programı sayesinde, bir süre karşılıksız bursverdiği üniversite öğrencisi katılan mağdur [H] ile onun erkek arkadaşıolan diğer katılan mağdur [M.T.nin] farklı tarihlerde birbirlerinegönderdikleri mesajların birer kopyasını elde ederek, mesaj içerikleriniöğrendiğinin iddia ve kabul edildiği olayda,
Sanık [E.nin], katılan mağdurlar [H.] ve [M.T.nin]telefon aracılığıyla birbirlerine gönderdikleri mesajların kopyasınıkaydetmesinden dolayı eylemine uyan TCK'nın 132. maddesinin 1. fıkrasının 1.cümlesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan cezalandırılmasına,haberleşme içeriklerini kaydeden sanığa hükmedilen cezada aynı madde vefıkranın 2. cümlesi gereğince bir kat artırım yapılmasına, katılan mağdurlar [H]ve [M.T.in] farklı tarihlerde birbirlerine gönderdikleri mesajiçeriklerini, bilgisayarına yüklettiği tek bir casus yazılım programı sayesindeele geçiren sanığın, aynı suçu katılan mağdurlara karşı tek bir fille ve birsuç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla defaişlemesinden dolayı sanık hakkında tayin olunan cezada, önce TCK'nın 43/1.maddesi, daha sonra da TCK'nın 43/2. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 43/1.maddesi gereğince artırım yapılmasına ilişkin yerel mahkemenin kabulünde birisabetsizlik görülmemiştir...."
B. UluslararasıHukuk
23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özelve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
"(1) Herkes özel ve aile hayatına,konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamumakamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik birtoplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzeninkorunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarınınhak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda sözkonusu olabilir."
24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kişiler arasıilişkilerde Sözleşme'nin 8. maddesine uyulmasını güvence altına alacaktedbirlerin seçiminin ulusal makamların takdirinde olduğunu, bu konudakiyükümlülüğü yerine getirmenin niteliğinin özel hayata yönelik müdahaleye görefarklılık oluşturabileceğini ifade etmiştir. AİHM, devletlerin Sözleşme’nin 8.maddesi uyarınca uygun bir yasal koruma çerçevesi oluşturma ve uygulamayükümlülüğünün her zaman ceza hükümlerinin tatbik edilmesi anlamınagelmeyeceğini de vurgulamıştır (Söderman/İsveç [BD], B. No: 5786/08,12/11/2013, § 79; M.P./Portekiz, B. No: 27516/14, 7/9/2021, §§ 40, 41).AİHM, eşlerin birbirlerinin erişimine rıza gösterdiği bilgilerin hukukdavasında kullanılması suretiyle ifşa edildiği iddiasının incelendiği bir cezadavasının akabinde yapılan başvuruda, ifşa edildiği iddia edilen söz konusubilgilerin ortak erişime açık olduğuna ve başvuranın özel hayatı üzerindekietkilerinin sınırlı olduğuna vurgu yapmış; neticede bu bilgilerin hukukdavasında kullanılmasının cezai takibatı gerektirmediği yönünde ulaşılan sonucuözel hayata saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediğianlamına gelmediğini belirterek sonuca ulaşmıştır (M.P./Portekiz, §§46-51).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
25. Mahkemenin 7/9/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
26. Başvurucu; kullanmakta olduğu telefona eşi tarafındankendi bilgisi ve rızası dışında yüklenen casus yazılım aracılığıyla konuşma vemesaj kayıtları, fotoğrafları, videoları, e-devlet ve bankacılık şifreleri gibitüm kişisel verilerine ulaşıldığını belirtmiştir. Başvurucu; eşinin bu verilerarasında yer alan özel yazışmaları ve ses kayıtlarını boşanma davasında delilolarak mahkemeye sunduğunu, bu mesaj kayıtlarından bir tanesinin boşanmadavasının açıldığı tarihten beş ay sonraki bir tarihe ait olduğunu ifade ederekkişisel verilerine ne zamana kadar ulaşıldığını bilemediğini belirtmiştir.Soruşturma ve kovuşturma sırasında talebine rağmen eşinin hangi tarihlerarasında hangi verilere ulaştığı konusunda bir araştırma yapılmadığını beyanetmiş, ayrıca Mahkemenin eşlerin diğer eş hakkındaki bilgilere ulaşabileceğişeklindeki gerekçesinin Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında korunamayacağınıifade etmiştir. Rızası dışında ele geçirilen kişisel verilerinin boşanmadavasında kullanılmasının eşinin eylemini hukuka uygun hâle getirmeyeceğinibelirten başvurucu, özel hayata saygı hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlaledildiğini ileri sürmüş; ayrıca kamuya açık belgelerde kimlik bilgilerininaçıklanmamasını talep etmiştir.
27. Bakanlık görüşünde; başvurucunun evlilik birliğininyüklediği yükümlülüklere uygun hareket etmediğini ispat etmek amacıylabaşvurucunun eşinin hareket ettiği belirtilerek bu bilgilerin yalnızca boşanmadavasında kullanıldığı, nitekim başvurucunun söz konusu verilerin ifşaedildiğine dair iddiasının bulunmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte CezaMahkemesi ve Daire tarafından yapılan değerlendirmelerde söz konusu suçlarınkanuni unsurlarının tartışılarak sanığın suç işleme kastının bulunmadığısonucuna ulaşıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca sanığın beraat etmiş olmasınındevletin başvurucu hakkında yargısal koruma sağlama yükümlülüğüne uygundavranmadığı sonucunu doğurmayacağı da vurgulanmıştır.
B. Değerlendirme
28. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak "Özel hayatın gizliliği" kenar başlıklı 20.maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ve ailehayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve ailehayatının gizliliğine dokunulamaz.
Herkes, kendisiyle ilgili kişiselverilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyleilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunlarındüzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıpkullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülenhallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasınailişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir."
29. Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında herkesinkendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ayrıca düzenlenmişve güvence altına alınmıştır. Söz konusu anayasal güvence, Sözleşme'nin 8.maddesinde koruma altına alınan özel hayata saygı hakkına karşılık gelmektedir.Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurunun korunmasının vekişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak bireyinhak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayıamaçlamaktadır (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, §§ 19, 20).
30. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzerekişisel veri -belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla- bir kişiyeilişkin bütün bilgileri ifade etmekte olup bireyin adı, soyadı, doğum tarihi vedoğum yeri gibi sadece kimliğini ortaya koyan bilgileri değil telefon numarası,motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, öz geçmiş,resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, sağlık bilgileri, genetikbilgiler, IP adresi, e-posta adresi, alışveriş alışkanlıkları, hobiler,tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri gibikişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler kişiselveri kapsamındadır (AYM, E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2014/180,K.2015/30, 19/3/2015).
31. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden incelemeyapılabilmesi için öncelikle anılan hak kapsamında korunması gereken birkişisel verinin olup olmadığı belirlenmelidir. Anayasa hükmünün lafzı, konuyailişkin uluslararası belgeler ve karşılaştırmalı hukuk dikkate alındığındabelirli ya da belirlenebilir bir gerçek veya tüzel kişi hakkındaki her türlübilgi kişisel veri olarak değerlendirilir. Ancak her davada ya da başvurudaAnayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası anlamında bir kişisel veri bulunupbulunmadığı, davanın ve başvurunun kendine özgü koşulları dikkate alınaraktespit edilir. Bir kişisel verinin bulunduğu tespit edildiğinde bu veriyeyönelik her türlü sınırlama ve müdahale Anayasa’nın anılan hükmü kapsamındakigüvenceleri harekete geçirir (Bülent Kaya [GK], B. No: 2013/2941,11/5/2016, § 49; Fatih Saraman, [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, § 57;E.Ü. [GK], B. No: 2016/1310, 17/9/2020, § 59; Bestami Eroğlu[GK], B. No: 2018/23077, 17/9/2020, § 102; AYM, E.2014/74, K.2014/201,25/12/2014; E.2013/122, K.2014/74, 9/4/2014; E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014;E.2013/84, K.2014/183, 4/12/2014).
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Somut olayda başvurucunun telefonunda yer alan bilgilerin eşi tarafındankaydedilerek boşanma davasında delil olarak kullanılması söz konusudur. Bubağlamda başvurucunun fotoğrafları, videoları, konuşma ve mesaj kayıtlarınınbelirli bir gerçek kişi hakkındaki bilgi kapsamında olduğu gözetildiğindebu bilgilere erişilmesinin, bunların kullanılmasının ve işlenmesinin özelhayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkıçerçevesinde kaldığı anlaşılmıştır. Somut olayda başvurucunun şikâyetlerininözünü; telefonunda yer alan bilgilerin, dolayısıyla kişisel nitelikteki birtakımverilerinin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesine ilişkin suç duyurusundaetkili bir yargısal sistem kurma yükümlülüğüne uyulmadığı iddiasıoluşturmaktadır. Bu durumda başvurunun Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncüfıkrasında düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerinkorunması hakkı yönünden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan kişisel verilerin korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
34. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasının birincicümlesinde genel olarak herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş, ikinci cümlesinde kişiselveriler bağlamında bazı özel güvenceler sayılmış, üçüncü cümlesinde kişiselverilerin ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıylaişlenebileceği düzenlenmiş, dördüncü cümlesinde ise kişisel verilerinkorunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hüküm altınaalınmıştır. Buna göre lafzı dikkate alındığında Anayasa’nın 20. maddesininüçüncü fıkrasının kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı kapsamında sadeceişleme şeklindeki sınırlama ya da müdahalelere karşı değil, kişisel verilereyönelik her türlü müdahale ve sınırlamalara karşı güvence getirdiğianlaşılmaktadır (E.Ü. [GK], B. No: 2016/1310, 17/9/2020, § 63; BestamiEroğlu B. No: 2018/23077, 17/9/2020, §101).
35. Yine Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğinebağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.Bu genel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin kişilik değerlerineyönelen ve zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. AyrıcaAnayasa'nın 5. maddesinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması,maddi ve manevi varlıklarının geliştirilmesi için gerekli şartlarınhazırlanması devletin temel amaç ve görevlerinden biri olarak sayılmaktadır. Budüzenlemeler ışığında devletin bireyin temel hak ve özgürlüklerine keyfî olarakmüdahale etmemenin yanında üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlükılındığı, bu bağlamda pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğu söylenebilir.Uyuşmazlıkların özel hukuk kişileri arasında gerçekleştiği durumlarda da temelhak ve özgürlüklerin sağladığı güvencelerin yerine getirilip getirilmediğidenetlenirken Anayasa’nın kamusal makamlara yüklediği sorumluluklardan doğrudanözel hukuk kişileri sorumlu tutulamayacağından taşıdığı koşullarınözelliklerine göre bu tür başvuruların devletin pozitif yükümlülükleribağlamında ele alınması gerekebilir. Dolayısıyla özel hayatın korunmasıkapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden de devletinpozitif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan tüm bireyleri gerekkamusal makamların ve diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerindenkaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (E.Ü.,§ 65; Ömür Kara ve Onursal Özbek, B. No: 2013/4825, 24/3/2016, §§ 45,46; Ali Çığır, B. No: 2015/19298, 8/5/2019, §§ 32, 33; Erol Kumcu,B. No: 2015/18988, 9/5/2019, §§ 32, 33; U.B., B. No: 2015/3175,10/10/2019, §§ 33, 34).
36. Bu anlamda öncelikle devlet, uyuşmazlıkların çözümüneilişkin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Sözkonusu pozitif yükümlülük; olayın meydana gelme şekli ile etkisi, ağırlığı vesonuçları bakımından yapılacak değerlendirmelere ve olayın kim tarafından nasılgerçekleştirildiği konusunda aydınlatılmasını gerekli kılan durumların bulunupbulunmadığına göre her durumda ceza soruşturması/yargılaması yapılmasınıgerekli kılmaz. Nitekim yargısal sistem kurma yükümlülüğü -olayın koşullarınagöre- hukuki ve idari yolların devlet tarafından oluşturulmasıyla da yerinegetirilebilir. Bu bağlamda bazı durumlarda disiplin soruşturması ile dedevletin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi mümkün olabilir (ErolKumcu, § 34; Ali Çığır, § 34).
37. Öte yandan yargısal sistem kurma yükümlülüğünün cezasoruşturması/yargılaması yapılmasını gerekli kılması, failler hakkında mutlakaceza davası açılmasını ya da onların cezalandırılmasını zorunlu hâlegetirmediği gibi başvuruculara üçüncü tarafları bir suç nedeniyle yargılatma yada cezalandırılmalarını talep etme hakkı da vermemektedir. Zira buradakastedilen sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.Ancak her durumda söz konusu yargısal sistemlerin etkili şekilde işletilmesi vesoruşturmalar ya da yargılamalar neticesinde yargısal makamlarca ulaşılan tümsonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde ilgili veyeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (Erol Kumcu, § 35; AliÇığır, § 35).
38. Ek olarak ayrıca vurgulamak gerekir ki kişilerincezai sorumluluğuna ilişkin hukuki sorunların incelenmesi, cezasoruşturması/kovuşturması sürecinin mahkûmiyet kararı ile sonuçlanması, buhâlde takdir edilecek cezanın miktar ve mahiyetinin belirlenmesi AnayasaMahkemesinin görev alanı içinde olmayıp bu husus esasen derece mahkemelerinintakdirindedir (Erol Kumcu, § 36; Ali Çığır, § 36).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
39. Öncelikle devletin pozitif yükümlülüğünün kişiselverilerin korunması kapsamında üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı yasalaltyapı oluşturulması yanında bu altyapının ihlaline etkili yargısal tepkivermeyi de içerdiği vurgulanmalıdır. Bu bağlamda devletin kişisel verilerinkorunması kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi,işlenmesi ve açıklanmasına yönelik önleyici tedbirler alması ve benzerdurumların bir daha yaşanmaması için bunu yapanlara karşı caydırıcı yargısaltepki göstermesi gerekir. Bu yargısal tepkinin adli ceza biçiminde olmasızorunlu değildir. Ancak bu tür müdahalelerin kanunda suç olarak düzenlenmesihâlinde ceza soruşturması ve kovuşturmasının etkili bir biçimde yürütülmesininsağlanması ve açıklanan gerekçelerin anayasal güvenceleri gözetecek mahiyetteilgili ve yeterli olması da devletin pozitif yükümlülüklerinin gereğidir.
40. Başvuru konusu olayda başvurucunun kullanımında olantelefondaki bir adet fotoğraf, çeşitli videolar ile konuşma ve mesaj içerikleriboşanma davasına delil olarak sunulmuştur. Başvurucunun telefonunda yer alan bubilgilerin başvurucuya ilişkin kişisel veri niteliğinde bilgiler olduğu,kişisel veri mahiyetindeki bilgilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi veaçıklanmasının da mevzuatta suç olarak düzenlendiği açıktır. Belirtildiği üzereetkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü, isnat edilen eylemin suç olarakdüzenlendiği her durumda ceza soruşturması yapılmasını gerekli kılmamaklabirlikte somut olayın meydana gelme şekli ile ağırlığı gözönüne alındığındamevcut başvuruda devletin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün etkilibir ceza soruşturması ve kovuşturması yapılmasını gerekli kıldığı kanaatinevarılmıştır. Bu durumda başvurucunun şikâyetleri gözetilerek etkili bir cezasoruşturması yapılması, bu bağlamda öncelikle olayın tüm yönleriyle açıklığakavuşturularak ulaşılan sonucun olaya özgü gerekçelerle açıklanması gerektiğisöylenebilir.
41. Bu hâlde bireysel başvuru kapsamında yapılacakdeğerlendirmede dikkate alınacak husus; belirtilen çerçeve içinde usule ilişkinyeterli güvencelerin sunulduğu bir cezai takibatın yürütülüp yürütülmediğine,soruşturmanın bağımsız, özenli, süratli, etkili şekilde yapılıp yapılmadığınave ulaşılan sonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekildeilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanıp açıklanmadığına ilişkin olacaktır (AliÇığır, § 38; Erol Kumcu, § 38).
42. Somut olayda şikâyet dilekçesinde başvurucu; eşininyalnızca boşanma davasında delil elde etme amacıyla hareket etmediğini, bu davaaçıldıktan sonra da casus yazılımı kullanmaya devam ettiğini beyan etmiştir.Yine başvurucu, bu yazılımın hangi tarihte yüklendiğinin, eşi tarafından eldeedilen verilerin kapsamının ne olduğunun araştırılmasını talep etmiş; boşanmadavasına sunulan ses kayıtlarında kesyapıştır şeklinde değişiklikleryapıldığını ileri sürmüştür. Bu şikâyet üzerine Başsavcılık tarafındanşüphelinin ifadesinin alındığı, Hukuk Mahkemesi ile yazışma yapıldığı veboşanma davasının incelendiği görülmüştür. Başsavcılık tarafından yapılandeğerlendirme neticesinde başvurucunun eşinin üzerine atılı fiilleri ikrarettiği belirtilerek bu kişinin cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır. Buitibarla soruşturmanın etkili bir şekilde yürütüldüğünü, başvurucununiddialarının kovuşturma sırasında tartışılıp değerlendirilmesine imkânsağlayacak şekilde ortaya konulduğunu söylemek mümkündür.
43. Öte yandan yargılama sırasında başvurucu tarafındanaynı iddialar ileri sürülmüş ise de Ceza Mahkemesi gerekçesinde boşanmadavasına atıfta bulunularak sanığın delillerin kaybolmaması amacıyla hareketettiği ve elde edilen verilerin yalnızca boşanma davasında delil olarakkullanıldığı belirtilmiştir. Bu itibarla somut olayda başvurucunun hangikişisel verilerinin elde edildiği, bu verilerde değişiklik yapılıp yapılmadığı,verilere ne kadar süre ile ulaşıldığı hususlarında hiçbir araştırma yapılmadığıgibi gerekçede başvurucunun bu iddialarının hangi sebeplerle karşılanmadığıkonusunda bir açıklama bulunmadığı da görülmüştür.
44. Başvurucunun özel yaşamının gizli alanına dahilönemli bir unsur olan telefonuna yazılım programı yüklenerek ulaşılan kişiselverilerin elde ediliş şekline, kapsamına vekişisel verilere ulaşma amacınınmeşru olup olmadığına yönelik olarak derece mahkemelerince bir değerlendirmeyapılmamıştır. Ayrıca başvurucunun eşinin, başvurucunun telefonuna programyüklediğine, kişisel verilerine ulaştığına ve bunları kullandığına ilişkin açıkikrarının olduğu gözetildiğinde verilerin hukuka aykırı şekilde elegeçirilmesine ilişkin suç kastının bulunup bulunmadığının başvurucunun süreçiçinde ileri sürdüğü tüm iddiaları karşılanarak ve gösterilen delilleraraştırılarak ortaya konulması gerekirken, ele geçirme fiilinin unsuru olmadığıhâlde verilerin ifşa edilmediği gerekçesine dayanılmıştır. Derecemahkemelerinin eşlerin birbirlerine karşı özel hayat alanlarının bulunmadığısonucunu doğuracak mahiyetteki yaklaşımının anayasal güvencelere aykırı olduğuaçıktır. Bu hususlar dikkate alındığında derece mahkemelerince açıklanangerekçelerin başvurucunun kişisel verilerinin korunması hakkının güvencelerinigözetecek şekilde ilgili ve yeterli olduğunun söylenmesi mümküngörünmemektedir.
45. Dolayısıyla yargılama sürecinde olayınaydınlatılmasına yönelik esaslı iddiaların araştırılmaması, bu suretlekovuşturmanın derinleştirilmemesi, yasal dayanağı gösterilmeyen gerekçelerlesonuca ulaşılması nedeniyle anayasal hakları güvence altına alacak şekildeetkili bir yargısal sistem kurma yükümlülüğüne uygun hareket edildiğisöylenemeyecektir.
46. Sonuç olarak etkili bir yargısal sistem kurulmasıkonusunda kamusal makamlarca üstlenilmesi gereken pozitif yükümlülüğüngerektirdiği şartların somut olayda yerine getirilmediği değerlendirildiğindenAnayasa’nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamındakişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
48. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına ve 1.000.000TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
49. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
50. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
51. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisineulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
52. İncelenen başvuruda başvuruya konu dava dosyasındaolayın aydınlatılmasına yönelik esaslı iddiaların Ceza Mahkemesi tarafındanaraştırılmaması, bu suretle incelemenin derinleştirilmemesi ve somut olayauygun olmayan gerekçelerle sonuca ulaşılması nedeniyle özel hayata saygı hakkıkapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğinekarar verilmiştir. Buna göre ihlalin mahkemenin işlemlerinden kaynaklandığıanlaşılmaktadır. Ayrıca istinaf mercii de ihlali giderememiştir.
53. Bu durumda kişisel verilerin korunmasını istemehakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yeniden yargılama yapılması, bireyselbaşvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda Ceza Mahkemesi tarafından yapması gereken iş, ihlalkararında tespit edilen eksiklikleri giderecek şekilde yeni bir yargılamayapmaktan ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılamayapılmak üzere Ezine Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
54. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özelhayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkınınİHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin kişisel verilerin korunmasınıisteme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere Ezine Asliye Ceza Mahkemesine (E.2017/236, K.2018/34)GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin bilgi için Bursa Bölge AdliyeMahkemesi 3. Ceza Dairesine ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 7/9/2021 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.