TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
C.A. BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2017/84)
Karar Tarihi: 9/10/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
C.A.
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukukiolmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa itirazın bağımsız vetarafsız hâkim güvencelerine aykırı olan sulh ceza hâkimliklerince kararabağlanması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluğa ilişkinincelemelerin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, bu incelemelersırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi ve tutukluluğun devamıkararlarına karşı yapılan itirazların sürüncemede bırakılması nedenleriyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının; mal varlığına yönelik uygulanan tedbirnedeniyle mülkiyet hakkının; hukuka aykırı arama kararlarına dayanılaraküzerinin, evinin ve arabanın aranması, ceza infaz kurumunda açık görüş vetelefonla görüş haklarının sınırlandırılması ile mektupla haberleşmeninyasaklanması nedenleriyle haberleşme hürriyetinin, özel hayata ve aile hayatınasaygı ile konut dokunulmazlığı haklarının; yapılan birtakım açıklamalar vehaberler nedeniyle masumiyet karinesinin; soruşturma sürecindeki birtakımuygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının; gözaltı sürecindeki bazıuygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 4/10/2016, 2/6/2017 ve 3/1/2018 tarihlerindeyapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Aynı kararla başvurucunun adliyardım talebinin kabulüne de karar verilmiştir.
5. Yapılan incelemede 2017/26837 ve 2018/2746 numaralıbaşvuruların aynı kişi tarafından ve aynı konuyla bağlantılı olarakyapıldığının anlaşılması nedeniyle 2017/84 sayılı başvuru ile birleştirilmesineve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamumakamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsünarkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve sonyıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çoksayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bineyakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıylabaşlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
9. Büyükçekmece Adliyesinde hâkim olarak görev yapan başvurucuhakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıylasoruşturma başlatılmıştır.
10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesi16/7/2016 tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, HSYK Genel Kuruluise 24/8/2016 tarihinde başvurucunun meslekten ihracına karar vermiştir.
11. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevdenuzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısıüzerine başvurucu Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 18/7/2016tarihinde gözaltına alınmıştır.
12. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklanması istemiyleBüyükçekmece 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Büyükçekmece 1. SulhCeza Hâkimliği 21/7/2016 tarihli kararıyla başvurucunun anayasal düzeni ortadankaldırmaya teşebbüs etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmesuçunun beraberinde başka suç işleme ve silahlı terör örgütüne üye olmasuçlarından tutuklanmasına karar vermiştir.
13. Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Hâkimliği 19/8/2016 tarihinde,Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucunun daaralarında bulunduğu çok sayıda şüphelinin tutukluluk durumunu incelemiş ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir.
14. Başvurucu bu karara 30/8/2016 tarihinde itiraz etmiştir.
15. Başvurucu, anılan itirazının değerlendirildiği hususundakendisine uzun bir süre bilgi verilmediğini belirterek -2017/84 sayılı başvuruyönünden- 4/10/2016 tarihinde doğrudan bireysel başvuruda bulunmuştur.
16. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 19/8/2016 tarihindeyetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınagöndermiştir.
17. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 6/1/2017 tarihli ve 29940Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 680 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararname'nin 7. maddesi ile 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler veSavcılar Kanunu'nun 93/1. maddesinde, hâkim ve savcıların kişisel suçlarıhakkında soruşturma yapma yetkisinin ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğubölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığına aitolduğu şeklinde değişiklik yapılmış olması gerekçesiyle 12/1/2017 tarihindeyetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınagöndermiştir.
18. İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliği 3/5/2017 tarihinde,İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucunun tutuklulukdurumunu incelemiş ve tutuklulukhâlinin devamına karar vermiştir.
19. Başvurucu anılan karara itiraz etmiş, İstanbul 14. Sulh CezaHâkimliği 12/5/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.
20. Başvurucu, anılan kararı 17/5/2017 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
21. Başvurucu -2017/26837 sayılı başvuru yönünden- 2/6/2017tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
22. İstanbul 14. Sulh Ceza Hâkimliği 6/11/2017 ve 5/12/2017tarihlerinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucununtutukluluk durumunu incelemiş ve her iki kararda da tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir.
23. Başvurucu anılan kararlara itiraz etmiş, İstanbul 1. SulhCeza Hâkimliği 28/11/2017 ve 19/12/2017 tarihlerinde her iki itirazın da kesinolarak reddine karar vermiştir.
24. Başvurucu, anılan kararları 8/12/2017 ve 20/12/2017tarihlerinde öğrendiğini bildirmiştir.
25. Başvurucu -2018/2746 sayılı başvuru yönünden- 3/1/2018tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
26. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 22/5/2018 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğindenbahisle cezalandırılması istemiyle İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinde(Mahkeme) kamu davası açmıştır. Aynı tarihte İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığınca başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçuharicindeki suçlardan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.Başsavcılık, aynı tarihte silahlı terör örgütüne üye olma suçu haricindekisuçlar yönünden başvurucunun resen tahliyesine karar vermiştir.
27. İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi 28/5/2018 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve Mahkemenin E.2018/110 sayılı dosyasıüzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
28. Mahkeme 17/8/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesinekarar vermiştir.
29. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilkderece mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
30. İlgili hukuk için bkz. SalihSönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkındaverilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Yakalama ve GözaltınaAlmanın Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
32. Başvurucu; suç işlediğine dair somut deliller ortayakonulmadan ve hâkimler için kanunlarda öngörülen güvencelere aykırı bir şekildehakkında yakalama ve gözaltı kararları verildiğini, hukuka aykırı gözaltıkararına istinaden gözaltına alındığını, gözaltı kararının kendisine tebliğedilmemesi nedeniyle itirazda da bulunmadığını belirterek adil yargılanma ilekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
33. Başvuru konusu olayda ileri sürülen yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olduğuiddiasıyla ilgili daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucununanılan şikâyetine ilişkin olarak 2017/15863 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm Üçüncü Komisyon tarafındanyapılan inceleme sonunda başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabuledilmezlik kararı verildiği tespitedildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğuanlaşılmaktadır.
34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucu; somut olay bakımından tutuklama nedenlerininbulunmadığını, tutuklamaya neden olabilecek hiçbir maddi olgunun karardagösterilmediğini, sadece idari bir kurul olan HSYK'nıngörüşme tutanağına dayanıldığını, tutuklama kararının gerekçesiz olduğunu vetutuklama kararında ölçülülük ilkesinin dikkate alınmadığını belirterekmasumiyet karinesi ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
36. Başvurucu ayrıca soruşturma tarihi itibarıyla bir hâkimolduğunu, bu nedenle ilgili mevzuatta belirtilen özel soruşturma usulüneuyularak hakkındaki soruşturmanın yürütülmesi gerektiğini ancak hakkındaöngörülen özel soruşturma usulüne aykırı davranılarak genel hükümlere görehakkında soruşturma yürütülüp tutuklama tedbirine başvurulduğunu, olaydakendisi yönünden suçüstü hâlinin mevcut olmadığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
37. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıylailgili daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılanşikâyetine ilişkin olarak 2017/15863 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm Üçüncü Komisyon tarafındanyapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabuledilmezlik kararı verildiği tespitedildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğindeolduğu anlaşılmaktadır.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
3. Sulh Ceza HâkimliğininBağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
39. Başvurucu; tutukluluğa ilişkin kararları veren sulh cezahâkimliklerinin kapalı devre sistem içinde faaliyette bulunduğunu, bağımsız,tarafsız ve etkili bir başvuru mercii olmadığını, bu nedenle tutuklamaya karşıetkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
40. Başvuru konusu olayda ileri sürülen sulh ceza hâkimliğinin bağımsız ve tarafsız olmadığıiddiasıyla ilgili daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucununanılan şikâyetine ilişkin olarak 2017/15863 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm Üçüncü Komisyon tarafındanyapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabuledilmezlik kararı verildiği tespitedildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğindeolduğu anlaşılmaktadır.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
4. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
42. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararınınbulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları ve bu suçlamaların delilleriniöğrenemediğini, savunmasını hazırlayamadığını ve iddia makamı ile eşitşartlarda bulunmadığını, kısıtlama kararının kendisine tebliğ edilmediğini, bunedenle bu karara karşı itirazını da ileri süremediğini belirterek kişihürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
43. Başvuru konusu olayda ileri sürülen soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıylailgili daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılanşikâyetine ilişkin olarak 2016/65791 sayılı dosya üzerinden Birinci Bölüm Üçüncü Komisyon tarafındanyapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabuledilmezlik kararı verildiği tespitedildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğindeolduğu anlaşılmaktadır.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
5. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
45. Başvurucu; tutukluluk hâlinin hukuka aykırı bir şekildeuzatıldığını, tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksunolduğunu, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı olarakaçıklanmadığını, kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve adlikontrolün yetersiz kalma nedenlerinin gösterilmediğini, tutukluluğa yönelikitirazlarının da gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, dolayısıyla somuthiçbir neden gösterilmeden matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyiaştığını ve cezaya dönüştüğünü belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti vegüvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
46. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013 § 16). Somut olayda ihlal iddialarının özüitibarıyla tutukluluğun uzun sürmesine, yargılamanın tutuklu devamettirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun bu başlıkaltındaki iddiaları Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamındadeğerlendirilmiştir.
48. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
50. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
51. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam AbdurrahmanAk, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
52. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 17/8/2018tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makulsüreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
6. Tutukluluk İncelemelerininHâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
54. Başvurucu; tutukluluk incelemelerinin beyanı alınmadan,dosya üzerinden yapıldığını belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti vegüvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
55. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiği iddiasıyla ilgili bireysel başvuruda bulunulduğu vebaşvurucunun anılan şikâyetine ilişkin olarak daha önce 2018/14059 sayılı dosyaüzerinden Birinci Bölüm İkinci Komisyontarafından yapılan inceleme sonunda başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilmezlik kararı verildiğitespit edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrerbaşvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
7. Tutuklulukİncelemelerinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
a.Başvurucunun İddiaları
57. Başvurucu; tutukluluk incelemeleri sırasında sunulanSavcılık görüşünün tarafına bildirilmediğini, bu nedenle serbest bırakılmayıisteme hakkını gereği gibi kullanamadığını belirterek adil yargılanma ile kişihürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
58. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutukluluk incelemelerinde alınan savcılık görüşününbildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıylailgili bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetine ilişkinolarak daha önce 2018/14059 sayılı dosya üzerinden Birinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından yapılan incelemesonunda anayasal ve kişisel önemden yoksunolması nedeniyle kabul edilmezlikkararı verildiği tespitedildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğindeolduğu anlaşılmaktadır.
59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
8. Tutukluğun DevamınaDair Kararlara Yapılan İtirazların Sürüncemede Bırakıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
60. Başvurucu; tutukluluğun devamı kararlarına yaptığıitirazların değerlendirilmediğini, değerlendirilmiş ise de bu husustakendisinin bilgilendirilmediğini belirterek etkili başvuru, adil yargılanma ilekişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
61.Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
62. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
63. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§§ 16, 17).
64. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama işleminekarşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumundamaddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkânsağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğa itirazın geç değerlendirildiği yada sürüncemede bırakıldığı şikâyetleri ile ilgili olarak bireysel başvurununincelendiği tarih itibarıyla tahliyesine karar verilmiş veya hükümlü hâlegelmiş başvurucular yönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendinde öngörülen yoluntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliyeolmuş başvurucular yönünden bkz. CaferYıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; Yaşar Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018,§§ 37-40;hükümlü hâle gelmiş başvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B. No: 2015/2394,31/10/2018, §§ 57-60). Somut olayda tahliyesine karar verilen başvurucunun bukapsamda kalan iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren birdurum mevcut değildir.
65. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
66. Başvurucu; soruşturma tarihi itibarıyla bir hâkim olmasınedeniyle mal varlığına yönelik olarak uygulanan tedbire ilişkin kararınyetkisiz ve görevsiz mercilerce verildiğini, üzerine atılı suçları işlediğihususunda somut herhangi bir delil olmadan bu tedbir kararının verildiğinibelirterek mülkiyet ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
67. Başvuru konusu olayda ileri sürülen mal varlığına yönelik uygulanan tedbir nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla ilgili daha öncebireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetine ilişkin olarak2016/65791 sayılı dosya üzerinden BirinciBölüm Üçüncü Komisyon tarafından yapılan inceleme sonunda başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilmezlik kararıverildiği tespit edildiğindenbaşvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğinde olduğuanlaşılmaktadır.
68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
C. HaberleşmeHürriyetinin, Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı ile Konut DokunulmazlığıHaklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Arama İşlemleriNedeniyle Özel Hayata Saygı ile Konut Dokunulmazlığı Haklarının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
69. Başvurucu; görevsiz ve yetkisiz mercilerce hiçbir delilolmaksızın verilen arama kararına dayanılarak üzerinde, konutunda ve aracındaarama yapıldığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı ile konutdokunulmazlığı haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
70. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.
71. Anayasa Mahkemesi HülyaKar ([GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, korumatedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvurudayapılması gereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar verenmakamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirmeyapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip olduklarıkabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılanzararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfîuygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönündendaha ileri bir değerlendirme yapılması gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler içinbkz. Hülya Kar, §§ 21-46).
72. Somut olayda, başvurucu hakkında başlatılan bir soruşturmakapsamında başvurucunun üzerinde 18/7/2016 tarihinde, konutunda ve aracında ise19/7/2016 tarihinde arama yapıldığı tespit edilmiştir. Başvurucu, bu tedbirnedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı ile konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin, birsoruşturma kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıylagerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
73. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi,kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir, kesin birhukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başkatedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.
74. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
75. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının özel hayatasaygı ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelik bir ihlalin olmadığının açıkolmasından dolayı incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Açık Görüş HakkınınSınırlandırılması Nedeniyle Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
76. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu ceza infaz kurumundaaçık görüş hakkının iki ayda bir olacak şekilde haksız yeresınırlandırıldığını, bu sınırlamanın sadece kendisi ile aynı suçlardan tutukluolanlara uygulandığını belirterek haberleşme hürriyetinin ve ayrımcılıkyasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
77. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, özel hayata ve aile hayatına saygıhakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.
78. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
79. Başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak 16/5/2001tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 4. maddesinde açıkça bu tarzuygulamalara ilişkin şikâyetleri karara bağlama konusunda infaz hâkimliğiningörevli olduğu belirtilmiştir. Bireysel başvuru dosyaları incelendiğinde isebaşvurucunun bu şikâyetine ilişkin olarak infaz hâkimliğine başvuruda bulunduğuhususunda herhangi bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenlebaşvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları tüketmeksizinbireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
80. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Telefonla GörüşmeHakkının Kısıtlanması Nedeniyle Haberleşme Hürriyetinin ve Aile Hayatına SaygıHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
81. Başvurucu; tutuklu olarak bulunduğu süre boyunca telefonlagörüşme hakkının iki haftada bir olacak şekilde haksız yeresınırlandırıldığını, bu sınırlamanın sadece kendisi ile aynı suçlardan tutukluolanlara uygulandığını belirterek haberleşme hürriyetinin ve ayrımcılıkyasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
82. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, haberleşme hürriyetinin ve aile hayatınasaygı hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bubölümdeki iddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.
83. Anayasa Mahkemesince 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı ResmîGazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 6. maddesininbirinci fıkrasının (e) bendi uyarınca terör suçlarından tutuklu bulunankişilerin olağanüstü hâlin devamı süresince telefonla haberleşme hakkındanancak on beş günde bir ve ilgili bentte sayılan kişilerle sınırlı olarak ondakikayı geçmemek üzere faydalanabileceklerine ilişkin uygulama aile hayatınasaygı hakkı ve haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Bayram Sivri, B. No: 2017/34955, 3/7/2018,§ 40).
84. Bu çerçevede olağanüstü hâl koşullarının gerektirdiği kamudüzeninin korunması ihtiyacı ile infaz kurumunun güvenliğini ve disiplininisağlama amacı doğrultusunda -isnat edilen suçun ağırlığı da dikkate alınarak-başvurucunun aile fertleriyle olan ilişkisinin sürdürülmesini engellemeyentelefonla haberleşme hakkının sınırlandırılması şeklindeki söz konusumüdahalede kamu makamları tarafından güdülen meşru amaç ile başvurucununbireysel yararı arasında adil bir dengenin kurulduğu, demokratik toplumdagerekli olan müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülü olduğu sonucunavarılmıştır (Bayram Sivri, § 71).
85. Somut olayda, başvurucunun şikâyeti yönünden anılan karardanayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.
86. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Mektupla HaberleşmeninYasaklanması Nedeniyle Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
87. Başvurucu; mektup ile haberleşmesinin hukuka aykırı birşekilde yasaklandığını, bu yasaklamanın sadece kendisi ile aynı suçlardantutuklu olanlara uygulandığını belirterek haberleşme hürriyetinin ve ayrımcılıkyasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
88. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğineilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının bu kapsamındaincelenmesi gerekir.
89. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillikniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
90. Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda mektuplahaberleşmenin yasaklanması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğiiddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından bu tedbirin bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kaldırılmış olması durumunda 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinin (3) numaralı fıkrasında öngörülen tazminatdavası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucunavarmıştır (H.Ö., B. No:2017/34332, 12/12/2018, §§ 37-43).
91. Somut olay bakımından ilgili ceza infaz kurumuna bu hususailişkin yazılan yazıya verilen cevapta Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmakapsamında verilen tutuklu bulunanşüphelilerin olağanüstü hal süresince yazılıhaberleşmelerinin yasaklanmasına ilişkin talimatın 27/2/2018tarihinde kaldırıldığı görülmektedir. Söz konusu talimatın başvurucu hakkındada 27/2/2018 tarihine kadar uygulandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıylabaşvurucunun bu şikâyeti yönünden yukarıda anılan karardan ayrılmayıgerektirecek bir husus bulunmamaktadır.
92. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. İfade Hürriyetininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
93. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu ceza infaz kurumunda yakınlarınıngetirdiği kitaplarının kendisine teslim edilmemesi nedeniyle işkence ve kötümuamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
94. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, ifade hürriyetinin ihlal edildiğineilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının bu kapsamındaincelenmesi gerekir.
95. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,§ 17).
96. Başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak 4675 sayılıKanun'un 4. maddesinde, açıkça bu tarz uygulamalara ilişkin şikâyetleri kararabağlama konusunda infaz hâkimliğinin görevli olduğu belirtilmiştir. Bireyselbaşvuru dosyaları incelendiğinde ise başvurucunun bu şikâyetine ilişkin olarakinfaz hâkimliğine başvuruda bulunduğu hususunda herhangi bir bilgi ya dabelgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle başvurucunun hukuk sisteminde mevcut idarive yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
97. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
E. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Masumiyet Karinesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
98. Başvurucu; bazı siyasilerin, Hükûmet temsilcilerinin ve HSYKyetkililerinin birtakım açıklamaları ve yorumları nedeniyle peşinen suçlu ilanedildiklerini, açığa alınıp tutuklandıktan sonra isminin yer aldığı listelerininternet sitelerinde ve birtakım yayın organlarında yayımlandığını belirterekmasumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
99. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgilidelilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak vedayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalardabulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamugücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hakve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılandeliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların nelerolduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücününihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olaylarıntarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkin gerekçe vedeliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir,B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).
100. Somut olayda başvurucunun başvuru formları ve eklerinde,bazı siyasilerin, Hükûmet temsilcilerinin ve HSYK yetkililerinin hangiaçıklamaları ve yorumları ile kendisinin suçlu ilan edilmesi suretiylemasumiyet karinesini ihlal ettiklerini belirtmediği görülmektedir. Yinebaşvurucu, isminin yer aldığı listenin hangi internet sitelerinde ya da medyaorganlarında yayımlandığı hususunda da herhangi bir açıklayıcı beyandabulunmadığı gibi başvuru formuna bu hususa ilişkin herhangi bir açıklayıcıbilgi veya belge de eklememiştir. Bunun yanı sıra başvurucu, masumiyetkarinesini ihlal ettiklerini ileri sürdüğü siyasilere, Hükûmet temsilcilerineve HSYK yetkililerine yönelik hiçbir belirleyici ya da ayırt edici ifade dekullanmamış; başvuru formunda bu başlık altında anılan bütün iddialarını somutbir olgu veya olay belirtmeksizin soyut olarak dile getirmiştir.
101. Dolayısıyla başvurucunun masumiyet karinesini ihlalettiklerini ileri sürdüğü hususlarda başvuruya konu ihlal iddialarıyla ilgilideliller sunarak olaylarla ilgili iddialarını kanıtlama ve hangi Anayasahükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukukiiddialarını ortaya koyma yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmıştır.
102. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun masumiyet karinesininihlal edildiğine ilişkin iddialarının temellendirilmemiş olduğu anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin Diğer İddialar
a. Başvurucunun İddiaları
103. Başvurucu; ilgili mevzuata ve soruşturma dosyasındakidelillere erişemediği için savunma hakkını gereği gibi kullanamadığını, cezainfaz kurumunda avukatıyla ilk bir aygörüşemediğini,daha sonra ise sadece haftada bir kez ve bir saat görüşebildiğini, bu görüşmeninise kamera kaydı altında ve iki memur eşliğinde gerçekleşebildiğini, aynızamanda avukatıyla belge alışverişine de imkân tanınmadığını, ayrıcabilgisayarlarına, CD'lerine ve cep telefonlarına 5271 sayılı Kanun'un 134.maddesine açıkça aykırı bir biçimde elkonulduğunu,görevsiz ve yetkisiz mercilerce soruşturmasının yürütüldüğünü belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
104. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillikniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
105. Somut olayda başvuruya konu yargılamanın devam ettiğitespit edilmiştir (bkz. § 29). Bu kapsamda başvurucunun bu başlık altındakişikâyetlerine ilişkin hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizinbireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
106. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
F. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
107. Başvurucu; gözaltında sekiz kişinin kalabileceği birnezarethanede yirmi kişiyle birlikte havasız bir ortamda kaldığını, dinlenmesive beslenmesi için gerekli olan imkânların kendisine sağlanmadığını ve busürede avukat yardımından da yararlandırılmadığını belirterek işkence ve kötümuamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
108. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, gözaltı ve devamında bazı uygulamalarnedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıylabaşvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 17. maddesi çerçevesindekötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerekir.
109. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§§ 16, 17).
110. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele iddialarınailişkin olarak başvurucu, genel olarak gözaltında iken kamu görevlileritarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltıkoşullarında tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdeki iddialar bir bütünolarak değerlendirildiğinde başvurucunun gözaltına alındığı andan itibaren kamugörevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçi olduğugörülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğindenbahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamugörevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mıkaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddialarınAnayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belgebulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucununanılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıpkaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konmasıgerekmektedir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 249).
111. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu konudakikanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereiletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini,çözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
112. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun gizlilik talebinin kabulüne ve kimlikbilgilerinin kamuya açık belgelerde GİZLİ TUTULMASINA,
B. 1. Yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olmasındandolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,
2. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,
3. Sulh ceza hâkimliğinin bağımsız ve tarafsız olmamasından dolayıkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,
4. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasından dolayı kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,
5. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuruolması nedeniyle REDDİNE,
6. Tutukluluk incelemelerinde alınan savcılık görüşününbildirilmemesinden dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın mükerrer başvuru olmasınedeniyle REDDİNE,
7. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,
C. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşmasından dolayı kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutukluğun devamına dair kararlara yapılan itirazlarınsürüncemede bırakılmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Arama işlemlerinden dolayı özel hayata saygı ile konutdokunulmazlığı haklarının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Açık görüş hakkının sınırlandırılmasından dolayı özel hayatave aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Telefonla görüşme hakkının kısıtlanmasından dolayı haberleşmehürriyetinin ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Mektupla haberleşmenin yasaklanmasından dolayı haberleşmehürriyetinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. İfade hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin bir kısımiddiaların başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
10. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
D. Adli yardım talebinin kabulü ile geçici olarak muaf tutulan257,50 TL harçtan ibaret yargılama giderinin 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarıncabaşvurucudan TAHSİLİNE 9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.