TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÇAĞDAŞ MÜHENDİSLİK LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3449)
Karar Tarihi: 22/1/2015
R.G. Tarih- Sayı: 5/6/2015-29377
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Çağdaş Mühendislik Ltd. Şti.
Temsilcisi
:
Müslim YILMAZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, iştirak ettiği hizmet alımı ihalesine ilişkinolarak yaptığı itirazen şikâyet başvurusununreddedilmesine ilişkin Kamu İhale Kurulu kararının iptali istemiyle açtığıdavada Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 16/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engelbir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 24/12/2013 tarihindekabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucunun iştirak ettiğiDevlet Su İşleri (DSİ) 3. Bölge Müdürlüğü tarafından 15/9/2009 tarihinde açıkihale usulü ile yapılan "Sakarya MerkezAşırlar Göleti Proje Yapımı" ihalesibaşka şirkete verilmiştir.
6. Başvurucunun ihaleninsonucuna karşı yaptığı 2/10/2009 tarihli şikayetbaşvurusu DSİ 3. Bölge Müdürlüğünün 9/10/2009 tarih ve 93974 sayılı işlemi ilereddedilmiş, bu işlem başvurucuya 15/10/2009 tarihinde tebliğ edilmiş vebaşvurucu 26/10/2009 tarihinde Kamu İhale Kurumu’na (KİK) itirazenşikayet başvurusunda bulunmuştur.
7. Başvurucu dilekçesinde,ihalenin aşırı düşük teklif tespiti ve sorgulaması yapılmadan başka bir şirketeverildiğini, bu sorgulama yapılsaydı ihale üzerinde kalan şirketin teklifinindeğerlendirme dışı bırakılacağını ve ekonomik açından en avantajlı teklifivermesi nedeniyle ihalenin kendi üzerinde kalacağını ileri sürmüştür.
8. KİK yaptığı ön incelemede, itirazen şikayet başvurusudilekçesine başvuru bedelinin yatırıldığına dair banka dekontunun eklenmediğinitespit etmiş ve bu eksikliğin itirazen şikayetbaşvuru süresinin bitim tarihi olan 26/10/2009 tarihine kadar tamamlatılmasıgerektiğini Kamu Satınalma Platformunda ilanetmiştir.
9. Başvurucunun belirtileneksikliği 26/10/2009 tarihi mesai bitimine kadar tamamlamaması üzerine Kamuİhale Kurulu 2/11/2009 tarih ve 2009/UH.I-2688 sayılıkararı ile başvurucunun yaptığı itirazen şikayetbaşvurusunu reddetmiştir.
10. Başvurucu anılan kararıniptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Ankara 3. İdare Mahkemesinde davaaçmış, Mahkeme 27/1/2010 tarih ve E.2009/1604 sayılı kararı ile yürütmenindurdurulması talebini reddetmiştir.
11. Başvurucunun bu kararayaptığı itiraz da Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 4/3/2010 tarih ve İtirazNo:2010/909 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
12. Daha sonra Ankara 3. İdareMahkemesi 8/12/2010 tarih ve E.2009/1604, K.2010/1654 sayılı kararı ile davayıreddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
“Dosyanın incelenmesinden, DSİ 3. Bölge Müdürlüğü tarafından15.9.2009 tarihinde Açık İhale Usulü ile yapılan 2009/114061 İhale KayıtNumaralı "Sakarya Merkez Aşırlar Göleti ProjeYapımı" ihalesine ilişkin olarak, davacı şirket tarafından 02.10.2009tarihinde idareye şikayet başvurusunda bulunulduğu, idarenin başvurunun uygunbulunmadığına dair kararının davacıya 15.10.2009 tarihinde tebliğ edilmesiüzerine 10 günlük itirazen şikayet başvuru süresininson günü olan 26.10.2009 tarihinde davalı idareye itirazenşikayet başvurusunda bulunulduğu, idarece yapılan ön inceleme neticesinde,davacı tarafından başvuru dilekçesine başvuru bedelinin Kurum hesaplarınayatırıldığına dair banka dekontunun eklenmediği, söz konusu eksikliğin davalıidare internet sitesinde yer alan Kamu SatınalmaPlatformunda belirtildiği, buna karşın eksikliğin 10 (on) günlük itirazen şikayet başvurusu süresinin dolduğu tarih olan26.10.2009 tarihi mesai bitimine kadar tamamlanmadığı gerekçesiyle, dava konusu02.11.2009 tarih ve 2009/UH.I-2688 sayılı Kamu İhale Kurulu kararı ile 4734sayılı Kanunun 54. maddesinin 10. fıkrasının (c) bendi uyarınca"Başvurunun reddine" karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığıanlaşılmıştır.
Yukarıda hükümlerine yer verilen mevzuat uyarınca,danışmanlık hizmeti alımı ihaleleri için yapılacak olan itirazın şikayet başvurularında da başvuru bedelinin yatırılmasızorunlu olup, davacının bu bedeli yatırmaması nedeniyle başvurusunun reddiyolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.”
13. Karar, başvurucutemsilcisinin gösterdiği adresin kapalı olması nedeniyle muhtarlığa bırakılmışve ihbarname adresin kapısına 20/4/2011 tarihinde yapıştırılmıştır.
14. Başvurucu 6/6/2011 tarihindekararı temyiz etmiş ve temyiz dilekçesinde 27/5/2011 tarihinde kararıöğrendiğini belirtmiştir.
15. Danıştay OnüçüncüDairesi 26/9/2011 tarih ve E.2011/2857, K.2011/4052 sayılı kararı ile temyizistemini süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Dairenin gerekçesi şöyledir:
“Dosyanın incelenmesinden; temyizenincelenerek bozulması istenen mahkeme kararının davacı şirkete 20.04.2011tarihinde tebliğ edildiği, bu karara karşı en geç 20.05.2011 tarihine kadartemyiz isteminde bulunulması gerekirken, davacı şirket tarafından 06.06.2011tarihinde Ankara 3. İdare Mahkemesi kaydına giren dilekçe ile temyiz istemindebulunulduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenmeolanağı bulunmamaktadır.”
16. Bu karara karşı yapılankarar düzeltme talebi de aynı Dairenin 18/2/2013 tarih ve E. 2012/557, K.2013/368 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
17. Karar, başvurucuya 6/5/2013tarihinde tebliğ edilmiş, 16/5/2013 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.
B. İlgili Hukuk
18. 4/1/2002 tarih ve 4734sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhalelereyönelik başvurular” kenar başlıklı 54. maddesinin yedinci ve devameden fıkraları şöyledir:
“İtirazen şikayetdilekçelerine, başvuruda bulunmaya yetkili olunduğuna dair belgeler ile imzasirkülerinin aslı veya yetkili mercilerce onaylı örneklerinin, varsa şikayeteidarece verilen cevabın bir örneği ile başvuru bedeli ve teminatının Kurumhesaplarına yatırıldığına dair belgenin eklenmesi zorunludur.
Aynı kişi tarafından birden fazla ihaleye, birden fazla kişitarafından ise aynı ihaleye tek dilekçe ile başvuruda bulunulamaz.
Belirtilen hususlara aykırılık içeren ve henüz başvurusüresi dolmamış olan başvurulardaki eksiklikler, idare veya Kurumun bildirimyapma zorunluluğu bulunmaksızın, başvuru süresinin sonuna kadar başvuru sahibitarafından giderilebilir.
Başvuruların ihaleyi yapan idare veya Kurum dışındaki idarimercilere ya da yargı mercilerine yapılması ve başvuru dilekçelerinin bumerciler tarafından ilgisine göre idareye veya Kuruma gönderilmesi hâlinde,dilekçelerin idare veya Kurum kayıtlarına girdiği tarih, başvuru tarihi olarakkabul edilir.
Başvurular üzerine ihaleyi yapan idare veya Kurum tarafındangerekçeli olarak;
a) İhale sürecinin devam etmesine engel oluşturacak vedüzeltici işlemle giderilemeyecek hukuka aykırılığın tespit edilmesi halindeihalenin iptaline,
b) İdare tarafından düzeltme yapılması yoluylagiderilebilecek ve ihale sürecinin kesintiye uğratılmasına gerek bulunmayandurumlarda, düzeltici işlem belirlenmesine,
c) Başvurunun süre, usul ve şekil kurallarına uygunolmaması, usulüne uygun olarak sözleşme imzalanmış olması veya şikayete konu işlemlerde hukuka aykırılığın tespitedilememesi veya itirazen şikayet başvurusuna konuhususun Kurumun görev alanında bulunmaması hallerinde başvurunun reddine,
karar verilir.”
19. 11/2/1959 tarih ve 7201sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığıve tebellüğden imtina” kenar başlıklı 21. maddesi şöyledir:
“Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddelermucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adrestebulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı,o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir vememurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtivaeden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber,adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini demümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya dabildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresiolup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmışolsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyarheyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığındateslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilenadresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığıtarih, tebliğ tarihi sayılır.
Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurlarıyukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabulemecburdurlar.”
20. 6/1/1981 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun “Temyiz dilekçesi”kenar başlıklı 48. maddesinin (6) ve (7) numaralı fıkraları şöyledir:
“Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerintamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren; mahkeme veya Danıştay dairebaşkanı tarafından verilecek onbeş günlük süreiçerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususutemyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderlertamamlanmadığı takdirde, mahkeme, ilk derece mahkemesi olarak davaya bakanDanıştay dairesi, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Temyizinkanuni süre geçtikten sonra yapılması halinde de kararı veren mahkeme, ilkderece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay dairesi, temyiz isteminin reddinekarar verir. Mahkemenin veya Danıştay dairesinin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyizisteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihiniizleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerinödenmemiş olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarınagöre düzenlenmediği ve temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapıldığıhususlarının dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgilidairesi ve kurulunca saptanması hallerinde de 2 ve 6 ncıfıkralarda sözü edilen kararlar daire ve kurulca verilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 22/1/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 16/5/2013 tarih ve 2013/3449 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
Başvurucu,
i. DSİ 3. Bölge Müdürlüğünce yapılan ihalede ihalenin üzerindebırakılmasına karar verilen şirket hakkında "aşırı düşük teklif" sorgulaması yapılmamasının usule vekanuna aykırı olduğunu, ayrıca ilgili kanunda "danışmanlık hizmet alımı işleri" için başvuru ücreti alınacağınadair bir hüküm bulunmamasına rağmen KİK tarafından, anılan ücretinyatırılmadığı gerekçesiyle başvurusunun reddedildiğini, açıklanan nedenlerleidarenin hukuka bağlılığı ilkesinin,
ii. Ankara 3. İdare Mahkemesinde açtığı davada yürütmenin durdurulmasıtalebinin reddi kararının ve bu karara yaptığı itiraz üzerine verilen kararıngerekçesiz olduğunu, başvuru ücreti yatırılmadığı için davanın reddedilmesininkanuna aykırı olduğunu, bu nedenle adil yargılanma hakkının,
iii. Mahkeme kararının muhtara bırakılması şeklindegerçekleştirilen tebligatın usulsüz ve kararın ıttıla tarihinin 27/5/2011olduğu belirtilmesine rağmen, Danıştay tarafından bu itirazlar dikkatealınmaksızın ve bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın temyizbaşvurusunun süre aşımı gerekçesiyle reddine karar verilmesinin, bunun yanındatemyiz talebi incelenmediği için harç ve diğer giderlerin iadesine kararverilmemiş olmasının ve karar düzeltme talebinin reddi kararının gerekçesizolması nedeniyle adil yargılanma hakkının,
ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi vemanevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki tavsifi ile bağlı değildir. Başvurucunun iddialarınınözü, ilk derece mahkemesi ve Danıştay kararlarının adil olmadığı hususu ileilgilidir. Bu sebeple başvurucunun iddiaları aşağıda iki başlık altında ve adilyargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir.
1. Danıştay Kararlarında AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden
23. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesigereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
24. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
25. 6216 sayılı Kanun’un “Esashakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralıfıkrası şöyledir:
“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşıyapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlaledilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ilesınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda incelemeyapılamaz.”
26. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncüfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilenkanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireyselbaşvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
a. Danıştay Kararının Sonucu İtibarıyla AdilOlmadığı İddiası
27. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğindenbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Buçerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatasıveya açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönündenincelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
28. Başvurucu, Ankara 3. İdare Mahkemesi kararının muhtarabırakılmak suretiyle tebliğ edilmesinin usulsüz olduğunu ve kararın ıttılatarihinin 27/5/2011 olduğu belirtilmesine rağmen, Danıştay tarafından buitirazlar dikkate alınmaksızın ve bu konuda herhangi bir değerlendirmeyapılmaksızın temyiz başvurusunun süre aşımı gerekçesiyle reddine kararverildiğini ileri sürmüştür.
29. Başvuru konusu olayda, 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesiuyarınca (§ 19) ilk derece mahkemesi kararı şirket temsilcisinin gösterdiğiadrese tebligata çıkarılmış, temsilcinin adreste bulunmaması nedeniyle postamemurunca araştırma yapılmış, komşudan alınan bilgiye göre temsilcinin “çarşıya” gittiğinin tespit edilmesiüzerine karar mahalle muhtarına imza karşılığı teslim edilmiş ve 20/4/2011tarihinde temsilcinin gösterdiği adresin kapısına ihbarname yapıştırılmıştır.
30. Danıştay Onüçüncü Dairesitarafından temyiz başvurusu üzerine yapılan incelemede, ilk derece mahkemesininverdiği kararın 20/4/2011 tarihinde tebliğ edildiği, bu karara karşı en geç20/5/2011 tarihine kadar temyiz talebinde bulunulması gerekirken 6/6/2011tarihinde kayda giren dilekçe ile yapılan temyiz talebinin süre aşımı nedeniylereddinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
31. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilenkararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletmeimkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkinşikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarınasaygı gösterilmediği, bu çerçevede karşı tarafın sunduğu deliller vegörüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etmefırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya dauyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesitarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararınınoluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal yada bariz takdir hatası veya açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuşolması gerekir. Somut olayda başvurucu, temyiz talebinin süre aşımı nedeniylereddedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmamışolup, başvurucunun Danıştay Onüçüncü Dairesincedelillerin değerlendirilmesinin ve verilen kararın içeriğinin adil olmadığışikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.
32. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Danıştay OnüçüncüDairesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediğianlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Harç ve Diğer Giderlerin İade Edilmediğiİddiası
33. Başvurucu, temyiz talebi incelenmediği gerekçesiyle harçve diğer giderlerin iadesine karar verilmemesinden de şikâyet etmektedir.
34. 2577 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (6) ve (7) numaralıfıkraları uyarınca (§ 20), temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılmasıhalinde kararı veren mahkemenin, ilk derece mahkemesi olarak davaya bakanDanıştay dairesinin temyiz isteminin reddine karar vereceği, temyizin kanunisüre geçtikten sonra yapıldığı hususlarının dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca saptanmasıhallerinde de temyiz isteminin reddine ilişkin kararın daire ve kurulcaverileceği düzenlenmiştir.
35. Anılan mevzuat uyarınca, başvurucu tarafından yapılantemyiz başvurusunun süresinde yapılıp yapılmadığı hakkında Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından bir inceleme yapılmış vesonuçta temyiz süresinin geçirilmesinden sonra talepte bulunulduğunun tespitedilmesi nedeniyle temyiz talebi süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir.
36. Başvuruya konu olayda, başvurucu tarafından yapılantemyiz istemi üzerine 2577 sayılı Kanunun 48. maddesi gereğince gerekliincelemeler yapılarak karar verildiği görüldüğünden, başvurucunun temyiztalebinin incelenmemesi nedeniyle harç ve giderlerin iadesine karar verilmesigerektiği şikâyetinin, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Karar Düzeltme Talebinin GerekçesizReddedildiği İddiası
37. Başvurucu karar düzeltme talebinin reddi kararınıngerekçesiz olmasından şikâyet etmektedir.
38. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır.”
39. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hakniteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gerekenşekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlükararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesindegözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).
40. Derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tümiddialara cevap verme zorunluluğu bulunmayıp, hükme esas teşkil edengerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koyması yeterlidir. Diğer taraftankanun yolu mercilerince; onama, itiraz veya başvurunun reddi kararlarıverilmesi hâlinde alt derece mahkemelerinin kararlarında gösterdikleri gerekçelerkabul edilmiş olacağından, anılan kararlarda ayrıca gerekçe gösterilmesinegerek bulunmamaktadır (B. No: 2013/1235, 13/6/2013, § 25). Nitekim AİHMiçtihatları da bu yöndedir (Van de Hurk/Hollanda, B. No: 16034/90, 19/4/1994, §61).
41. Somut olayda Danıştay OnüçüncüDairesi, temyiz talebinin ilk derece mahkemesi kararının tebliğ tarihindenitibaren en geç 20/5/2011 tarihine kadar yapılması gerekirken 6/6/2011tarihinde yapılması nedeniyle süre aşımı nedeniyle temyiz talebinireddetmiştir. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi üzerine aynı Dairetemyiz kararına atıf yapmak suretiyle karar düzeltme talebini reddetmiştir. DolayısıylaDanıştay Onüçüncü Dairesinin karar düzeltme talebihakkında verdiği kararın gerekçesiz olduğundan söz edilemez.
42. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli karar hakkına yönelik birihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. İlk Derece Mahkemesi KararlarındaAdil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden
43. Başvurucu, KİK kararının hukuka aykırı olması, Ankara 3.İdare Mahkemesinde açtığı davada yürütmenin durdurulması talebinin reddikararının ve bu karara yaptığı itiraz üzerine verilen kararın gerekçesiz olmasıile başvuru ücreti yatırılmadığı için davanın reddedilmesinin adil yargılanmahakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
44. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
45. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
46. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca AnayasaMahkemesine bireysel başvuru, “ikincilnitelikte bir kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kuralolarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.
47. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği,başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarını öncelikleyetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmesi,bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunması, aynızamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermişolması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüptakip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, AnayasaMahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (B. No: 2012/1049,16/4/2013, § 32).
48. Başvuru konusu olayda, başvurucu, KİK kararının hukukaaykırı olduğunu ve bu kararın iptali istemiyle açtığı davada adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de, ilkderece mahkemesi kararına karşı yaptığı temyiz başvurusunu süresinde yapmadığıgerekçesiyle Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından bubaşvuru süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir.
49. Bu durumda, başvurucunun ilk derece mahkemesi kararınısüresi içinde temyiz etmeyerek kanunda öngörülen yargısal başvuru yollarınıntamamını usulüne uygun bir şekilde tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğugörülmektedir
50. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmına ilişkin ihlaliddialarının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun
1.Danıştay kararlarında adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündekiiddialarının “açıkça dayanaktan yoksunolması”,
2. İlk Derece Mahkemesi kararlarında adil yargılanma hakkınınihlal edildiği yönündeki iddiasının “başvuruyollarının tüketilmemiş olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
22/1/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.