TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÇAĞDAŞ PETROL ÜRÜNLERİ PAZARLAMA OTOMOTİV TİC. VE TUR. LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/12306)
Karar Tarihi: 28/11/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Eşref Uğur ŞENOL
Başvurucu
:
Çağdaş Petrol Ürünleri Pazarlama Otomotiv Tic. ve
Tur. Ltd. Şti.
Vekili
:
Av. Nejat ADAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmesi vebu ruhsatın talep edilmesine rağmen yeniden düzenlenmemesi nedenleriylemülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/7/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
A. Başvuru Konusu Uyuşmazlığın Arka Planı
6. İstanbul ili Bağcılar ilçesi Kirazlı mahallesi Mahmutbeycaddesi 3236 ada 1 parsel (eski 926 ada 1645 parsel) sayılı taşınmaz üzerindeakaryakıt istasyonu yapımı için S.K., E.Y, ve E.Y.isimli kişiler tarafından 21/2/1995 tarihinde Bağcılar Belediye Başkanlığı(Belediye) İmar Planlama Müdürlüğünden plan tadilatı talebinde bulunulmuştur.Bu talebe istinaden aynı şahıslar 22/2/1995 tarihli dilekçeyle birtakımtaşınmazlarını bedelsiz olarak Belediyeye devredeceklerini taahhüt etmişlerdir.Verilen taahhüt gereğince taşınmazlar 15/6/1995 tarihinde bedelsiz olarakBelediyeye devredilmiştir.
7. Belediye Meclisinin 19/7/1995 tarihli ve İstanbul BüyükşehirBelediye (Büyükşehir Belediyesi) Meclisinin 16/2/1996 tarihli kararlarısonucunda plan değişikliği yapılarak söz konusu taşınmaz akaryakıt alanınaalınmıştır.
8. Büyükşehir Belediyesi Gayrı Sıhhi Müesseseler İncelemeKurulunun (Kurul) 9/2/1999 tarihli kararıyla başvurucu şirkete akaryakıt satışve servis tesisi izni verilmiştir. Belediye tarafından 9/11/2004 tarihindedüzenlenen imar durum belgesinde de taşınmazın niteliği akaryakıt istasyonualanı olarak gösterilmiştir. Başvurucu şirket 10/12/2004 tarihinde ikinci veüçüncü sınıf gayrisıhhi işyerlerine ait tesis iznini almıştır. 15/12/2004tarihinde de başvurucu şirkete Belediye tarafından akaryakıt+sıvılaştırılmışpetrol gazları (LPG) otogaz tesisi olmak kaydıyla yerseçim ve tesis izni verilmiştir. Belediye İmar Müdürlüğünce 29/12/2004tarihinde proje onaylanmıştır. 17/6/2004 tarihli ve 25495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin(Yönetmelik) 45. maddesinde şehir içi yollarda iki akaryakıt ve/veya LPGistasyonu arasındaki mesafenin bir kilometreden az olamayacağı yönündedüzenleme yapılmıştır. 14/1/2005 tarihinde de inşaat ruhsatı verilmiştir.
9. Kurulun 22/9/2005 tarihli kararıyla tesisin akaryakıt kısmınaüç ay süreyle deneme izni verilmiştir. Aynı kararda 12/2/2002 tarihli LPG Otogaz Yönetmeliği'nin 17. maddesine istinaden şirketin LPG(otogaz) kısmının faaliyetten men edilmesi uygungörülmüştür.
10. Başvurucu şirket 16/1/2006 tarihinde tesise akaryakıt+LPG (otogaz) ruhsatıverilmesi için yeniden Kurula başvurmuştur. Kurulun 24/2/2006 tarihli kararıylainşaat ruhsatının 1/1/2005 tarihinden sonra alındığı ve bir kilometre yakındaruhsatlı akaryakıt istasyonu bulunduğu gerekçesiyle talebin reddine kararverilmiştir. Ret işlemine karşı açılan davada İstanbul 1. İdare Mahkemesi26/5/2006 tarihli kararıyla Kurul işleminin yürütmesinin durdurulmasına kararverilmiştir. Yürütmenin durdurulması kararında, taşınmazın imar planındaakaryakıt istasyonu olarak ayrıldığı, başvurucunun 1/1/2005 tarihinden önceruhsat müracaatında bulunduğu ve bu tarihten önce inşaat projesininonaylandığı, gerekli harçların yatırılmaması ve bürokratik işlemler nedeniyleruhsatın 14/1/2005 tarihinde verildiği bu bağlamda istemin reddedilmesindehukuka uyarlık bulunmadığı vurgulanmıştır.
11. Yürütmenin durdurulması kararına istinaden Kurul tarafından 4/7/2006tarihinde başvurucu şirkete akaryakıt+LPG (otogaz) ruhsatı verilmesi uygun görülmüş ve aynı tarihtebaşvurucu şirket adına ikinci sınıf gayrisıhhi müessese çalışma ruhsatıdüzenlenmiştir.
12. Kurul 3/5/2007 tarihli kararıyla İçişleri Bakanlığının3/4/2006 tarihli görüşü gereğince 1/1/2005 tarihinden önce -15/12/2004tarihinde- tesis izni alan başvurucu şirketin mesafe kuralından muaf tutulmasıgerekirken anılan nedenle başvurusunun reddedildiğini vurgulamıştır. Diğertaraftan Kurul kararında imar planının iptalinden önce inşaat ruhsatı ve yapıkullanma izin belgesi alan başvurucu şirketin kazanılmış hakkının korunmasıgerektiği belirtilerek çalışma ruhsatının devamı yönünde karar verilmiştir.
13. İstanbul 1. İdare Mahkemesinde görülen davaya, bağlantınedeniyle İstanbul 5. İdare Mahkemesinde devam edilmiştir. Mahkeme, bir kilometre mesafeden yakın akaryakıt istasyonubulunmaması şartının Yönetmelik'ten önce 4/12/2003 tarihli ve 5015sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nda düzenlendiğini, olayda bu şartın mevcutolmadığını vurgulamıştır. Kararda, söz konusu yerin akaryakıt istasyonu olarakayrılmasına ilişkin 1/1000 ve 1/5000'lik imar planlarına karşı açılan birdavanın bulunduğu, bu davada İstanbul 4. İdare Mahkemesince 18/4/2006 tarihindeyürütmenin durdurulmasına karar verildiği ifade edilmiştir. Belirtilengerekçelerle 27/2/2007 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir.
14. Yukarıda bahsedilen imar planlarının iptali istemiyle açılandavada İstanbul 4. İdare Mahkemesince (Mahkeme) 28/9/2006 tarihinde imarplanlarının ilgili kısımlarının iptaline karar verilmiştir.
15. İmar planının iptali üzerine Büyükşehir Belediye Meclisincekabul edilen 18/4/2008 tarihli 1/5000 ölçekli Bağcılar Revizyon İmar Planı'ndataşınmazın imar durumu tali iş merkeziolarak değiştirilmiştir. Başvurucu şirket bu işlemin iptali istemiyle davaaçmıştır. Yargılama sonucunda 23/2/2011 tarihinde revizyon nazım imar planınınşehircilik ilkeleri ve planlama teknikleri ile kamu yararına uygun olduğugerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
16. 26/5/2006 tarihli yürütmenin durdurulması kararı üzerine (§10), başvurucu şirketin ticari rakip olarak ifade ettiği O.U. ve H.P. Ltd. Şti.tarafından başvurucu şirketin çalışma izninin ve yapılan işlemlerin gerialınması talebiyle Büyükşehir Belediyesine başvurulmuştur. Talebin reddiüzerine anılan kişi ve şirket tarafından ret işleminin iptali istemiyle davaaçılmıştır. Bu davada 31/7/2008 tarihinde, yürütmenin durdurulması kararıüzerine verilen ruhsatın, yargılamanın sonucunda verilen davanın reddi kararıüzerine iptal edilmesi gerekirken ruhsatın devamına karar verilmesinin hukukaaykırı olduğu belirtilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bukarar üzerine Kurul tarafından, başvurucu şirkete verilen 4/7/2006 tarihliruhsat 6/11/2008 tarihinde iptal edilmiştir. 24/8/2009 tarihinde de akaryakıttesisi mühürlenmiştir.
17. Başvurucu şirket 25/3/2009 tarihinde yeniden ruhsatverilmesi talebinde bulunmuştur. Talebin reddi üzerine ret işleminin iptaliistemiyle açılan davada İstanbul 1. İdare Mahkemesi 30/11/2010 tarihinde, meriimar planında akaryakıt alanında olmayan, ayrıca geçerli yapı kullanma iznibulunmayan ve geçerli mesafe şartını taşımadığı açık olan akaryakıt istasyonunailişkin olarak yapılan işyeri açma ve çalışma ruhsatı talebinin reddedilmesininhukuka aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
B. Ruhsatın İptali veYeniden Ruhsat Verilmesi Talebinin Reddedilmesi Nedeniyle Açılan Tam YargıDavası
18. Başvurucu şirket, faaliyetteki akaryakıt istasyonununruhsatının iptal edilmiş olması ve yeniden ruhsat verilmesi talebinin reddinedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazmini amacıyla tam yargıdavası açmıştır.
19. İstanbul 4. İdare Mahkemesi 9/7/2014 tarihinde, başvurucuşirketin yeniden ruhsat verilmesi yönündeki talebinin reddi işlemine karşıaçmış olduğu davanın aleyhine sonuçlanarak kesinleştiği, ruhsat için gereklişartları taşımadığı açık olan tesise yeniden ruhsat verilmemesinin hukukaaykırı olmadığı, idarelere atfedilebilecek kusur bulunmadığı, dolayısıylatazminata ilişkin şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine kararvermiştir.
20.İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Kurulu 16/1/2015tarihinde kararın onanmasına hükmetmiştir. İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin21/5/2015 tarihli kararıyla karar düzeltme isteminin reddi üzerine hükümkesinleşmiştir.
21. Nihai karar başvurucu şirket vekiline 19/6/2015 tarihindetebliğ edilmiştir.
22. Başvurucu şirket 20/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
23.6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun "İptal ve tam yargıdavaları" kenar başlıklı 12. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“İlgililerhaklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştayave idare ve vergi mahkemele-rine doğrudan doğruya tamyargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibiilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustakikararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğiveya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihindenitibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde deilgililerin 11 nci maddeuyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”
24. 13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun "Tanımlar" kenar başlıklı 5.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Nazımİmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazırharitalar üzerine, yine varsa kadastral durumuişlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini,başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını,gerektiğinde yapı yoğunluğu-nu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleriile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususlarıgöstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzeredüzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olanplandır.
Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazırharitalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmişolarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapıadalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imaruygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileriayrıntıları ile gösteren plandır.”
25. 3194 sayılı Kanun’un "Planlarınhazırlanması ve yürürlüğe konulması" kenar başlıklı 8.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“İmarPlanları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut isebölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediyesınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgilibelediyelerce yapılır veya yaptırılır. Beledi-ye meclisince onaylanarakyürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme dördüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediyebaşkanlığınca tespit edilen ilan yerle-rinde ve ilgili idarelerin internetsayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresi içinde planlara itirazedilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar veplanları belediye meclisi onbeş gün içindeinceleyerek kesin karara bağlar.
Belediye ve mücavir alan dışında kalanyerlerde yapılacak planlar valilik veya ilgilisince yapılır veya yaptırılır.Valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. (Yenidendüzenleme üçüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Onaytarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerininternet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylıkilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır,valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisindeinceleyerek kesin karara bağlar.
Onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerde yukarıdaki usullere tabidir.”
26. 5015 sayılı Kanun'un "Bayiler"kenar başlıklı 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Akaryakıt ve LPG istasyonlarıarasındaki mesafeler, aynı yönde olmak üzere, şehirler arası yollarda onkilometreden, şehir içi yollarda bir kilometreden az olmamak üzere Kurultarafından çıkarılacak ve 1.1.2005 tarihinde yürürlüğe girecek yönetmelikledüzenlenir."
27. Yönetmelik'in 45. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"İki akaryakıt ve/veya LPG istasyonuarasındaki mesafe, aynı yönde olmak üzere;
a) Şehirlerarası yollarda on,
b) Şehir içi yollarda bir,
kilometreden az olamaz."
B. Uluslararası Hukuk
28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında,mülkiyet hakkının kapsamı konusunda mevzuat hükümlerinden ve derecemahkemelerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak özerk bir yorum esas alınmaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010,§ 62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, §63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,§ 129).
30. Bir işin yürütülmesi için verilen çalışma ruhsatları, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak korumaalanında yer alan mülkiyet hakkının konusunu oluşturur. AİHM'egöre, verilen ruhsat ve izinlerin sona erdirilmesi, ilgili şirketin veyaişyerlerinin ticari itibarına ve değerine olumsuz etkide bulunduğundan olupmülkiyet hakkına müdahale niteliğindedir. Bununla birlikte AİHM; ruhsat veyaizinlerin sona erdirilmesini, Sözleşme'ye ek 1 No.luProtokol'ün 1. maddesinin birinci paragrafının ikinci cümlesi anlamında mülkiyetten yoksun bırakma kapsamındadeğil anılan maddenin ikinci paragrafı anlamında mülkiyetin kontrolü kapsamında bir müdahale olarakincelemektedir (Tre TraktörerAktiebolag/İsveç, B. No: 10873/84,7/7/1989, §§ 53, 55; RosenzweigAnd Bonded Warehouses Ltd./Polonya, B. No: 51728/99,28/7/2005, § 49; Capital Bank AD/Bulgaristan, B. No: 49429/99,24/11/2005, §§ 130, 131; Bimer S.A./Moldova, B. No: 15084/03, 10/7/2007,§§ 49-51; Megadat.com SRL/Moldova,B. No: 21151/04, 8/4/2008, §§ 62, 63, 65).
31. Sud Fondi SRL vediğerleri/İtalya (B. No: 75909/01, 20/1/2009) kararına konu olaydabaşvurucular, bir ormanın yakınında binalar inşa ettirmek üzere belediyeyebaşvurmuşlardır. Belediye bu imar ıslah planını onaylamış ve binalarınyapılması için gerekli izinleri vermiştir. Ancak bakanlık kararıyla bu ormansonradan koruma altına alınmış ve bu bölgede yapılaşma bakanlık izninebağlanmıştır. Bunun üzerine başvurucu tarafından yaptırılan yapıların izinsizolduğu gerekçesiyle açılan ceza davasında derece mahkemeleri, kanuna aykırıoldukları gerekçesiyle bu alanda yapılan binaların belediye yararına müsadereedilmesine karar vermiştir. AİHM mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin hukukadayalı olmadığını ve keyfî olduğunu kabul etmiştir. Ancak şikâyet edilenmüdahalenin ağırlığını dikkate alan AİHM, ölçülülük yönünden de değerlendirmeyaparak mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (SudFondi SRL ve diğerleri/İtalya, §§130-142). Daha sonraki bir tarihte verilen Varvara/İtalya kararında da aynı sonuca varılmışancak kararda ayrıca bir ölçülülük incelemesi yapılmayacağı belirtilmiştir (Varvara/İtalya, B. No: 17475/09, 29/10/2013, §§83-85).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 28/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu şirket, meri imar planlarına göre idare tarafındantaşınmazın akaryakıt satış ve servisistasyonu olarak ayrılmasının ve çalışma ruhsatı verilip dört yılfaaliyet gösterilmesinin ardından yapılan plan değişikliğiyle taşınmazın imardurumunun tali iş merkezi olarakdeğiştirilmesinden ve buna bağlı olarak çalışma ruhsatının iptal edilmesindenyakınmıştır. Başvurucu şirkete göre idare, mahkeme kararlarını uygulamak adınaanılan işlemleri tesis etmiş olsa bile hukuki veya fiilî duruma göre tesisetmiş olduğu idari işlemler sebebiyle oluşan zararı karşılamak durumundadır.Başvurucu şirket sonuç olarak bu gerekçelerle mülkiyet ve adil yargılanmahakları ile hukuki belirlilik ve kazanılmış haklara saygı ilkelerinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
34. Anayasa’nın"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu şirket mülkiyet hakkı dışında adilyargılanma hakkı, hukuki belirlilik ve kazanılmış haklara saygı ilkelerininihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak somut olayda başvurucu şirketin asılşikâyetinin ruhsat iptali nedeniyle oluşan zararın tazminine yönelik olduğuanlaşıldığından, başvurucu şirketin bütün şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlaliiddiası kapsamında incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı
i. Genel İlkeler
37. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B. No:2013/1178, 5/11/2015, §§ 49-54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaatininolup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §26; İhsan Vurucuoğlu,B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).
38. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyethakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bubağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul vegayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar vefikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyethakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran vediğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).
39. Mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul edilenmülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bualanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargıiçtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge,B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 31; MustafaAteşoğlu ve diğerleri, § 51).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
40. Somut olayda başvurucu şirkete akaryakıt satış ve servistesisi izni, akabinde proje onaylanarak inşaat ruhsatı verilmiştir.Başvurucunun akaryakıt ve otogaz ruhsatı verilmesiiçin yaptığı başvurunun idarece reddedilmesi sebebiyle açtığı davada alınanyürütmenin durdurulması kararı üzerine verilen ruhsatın, yargılamanın sonucundaverilen davanın reddi kararı üzerine iptal edilmesi gerekirken ruhsatındevamına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin 31/7/2008 tarihlimahkeme kararı üzerine Büyükşehir Belediyesince 6/11/2008 tarihinde ruhsatiptal edilmiştir.
41. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, işyeri açma veçalışma ruhsatının düzenlenmesi için gerekli hukuki prosedürlerin yerinegetirilmesi neticesinde başvurucu şirket adına ruhsat düzenlenmiştir. Başvurucuşirket kendisine verilen ruhsat kapsamında belirtilen tarihler arasında ikiyıldan fazla bir süre ticari faaliyette bulunmuştur. Bu durumda müşteri çevresive ticari itibar sağladığı açık olan işyeri açma ve çalışma ruhsatının,başvurucu şirket yönünden ekonomik bir değerinin olduğu ve bu ekonomik değerinmülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hususunda tereddütbulunmamaktadır.
b. Müdahalenin Varlığı veTürü
42. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek vekanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma ve üzerinde tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma imkânıverir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, mülkünsemerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, § 53).
43. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas edendiğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkınamüdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğubelirtilmek suretiyle mülkten barışçılyararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülktenbarışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddeninikinci fıkrasında, genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullardasınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülktenyoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir.Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararınaaykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımınıkontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazımaddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özelhükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakmave mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).
44. Başvurucu şirketin mülkiyetinde bulunan işyeri açma veçalışma ruhsatının iptal edilmesinin Anayasa’nın 35. maddesi anlamında mülkiyethakkına müdahale oluşturduğunu belirtmek gerekir. Somut olayda olduğu gibiakaryakıt ve otogaz sektörünün düzenlenmesikapsamında ruhsat verilmesi veya iptalinin kamu makamlarının kontrol vedüzenleme yetkisi kapsamında olduğu açıktır. Bu sebeple başvurunun mülkiyetinkullanımını düzenleme ve kontrole ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesigerekir.
c. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
45. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
46. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönündebulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleninAnayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararıamacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(RecepTarhan ve Afife Tarhan, § 62).
i. Kanunilik
47. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesigereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespitedildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, içhukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilirkuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiyeİş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; NecmiyeÇiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).
48. Somut olayda kamu makamlarınca mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesi ve 3194 sayılı Kanun’un ilgilihükümlerine dayandırıldığı görülmektedir. Bu bağlamda müdahalenin kanuni dayanağınınmevcut olduğu değerlendirilmiştir.
ii. Meşru Amaç
49. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkıancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasınaimkân vermekte ve bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkınınkamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda birsınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır. Kamuyararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberinde getiren birkavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün her somut olaytemelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (benzer yöndeki karar için bkz. Nusrat Külah,B.No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).
50. Başvuru konusu olayda taşınmazın imar planındaki akaryakıtservis ve satış istasyonu fonksiyonunun iptali üzerine başvurucu şirketinişyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edildiği görülmektedir. İmarplanlarının amacının, yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarınauygun olarak teşekkülünü sağlamak amacı taşıdığını belirtmek gerekir. Bubağlamda imar planlarında yapılan değişiklik nedeniyle gerçekleşen müdahaledekamu yararının bulunduğu kabul edilmiştir.
iii. Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
51. Son olarak kamu makamlarınca başvurucu şirketin mülkiyethakkına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacıgerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülükilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.
52. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahaleninulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaçbakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahaleile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makulbir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,§ 38).
53. Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuşolacaktır. Anayasa Mahkemesi; müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirkenbirtaraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer taraftan müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkatealacaktır (Arif Güven, B. No:2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
54. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden sözetmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesibakımından bu madde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da ifadeedildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makulolmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesinikapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarakyapılmalıdır (Züliye Öztürk, B. No: 2014/1734, 14/9/2017, §36; Bekir Yazıcı [GK], B. No:2013/3044, 17/12/2015, § 71).
55. Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri hem özel kişilerarasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan birinin kamu gücüolduğu durumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasının sözkonusu olduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerinegetirildiğinden söz edilebilmesi için derece mahkemelerinin kararlarında konuile ilgili ve yeterli gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki buzorunluluk davacının bütün iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemeklebirlikte mülkiyet hakkını ilgilendiren davanın sonucuna etkili esasa ilişkintemel iddia ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekildedeğerlendirilerek karşılanması gerekmektedir (Kamil Darbaz ve Gmo YapıGrup End. San. Tic. Ltd. Şti., B. No:2015/12563, 24/5/2018, § 53).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
56. Somut olayda başvurucu şirket tarafından imar planıdeğişikliğiyle akaryakıt alanına alınan taşınmaz üzerinde işyeri açma veçalışma ruhsatı başvurusunda bulunulmuştur. Bu talebin reddi üzerine açılandavada verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine başvurucu şirkete işyeriaçma ve çalışma ruhsatı verilmiştir. Akabinde imar planı değişikliğinin iptaliiçin açılan dava sonucunda plan tadilatının iptaline karar verilmiştir. İptalkararı sonrasında taşınmazın imar durumu taliiş merkezi olarak değiştirilmiştir. Bu karar üzerine başvurucuşirkete verilen ruhsat iptal edilmiş ve şirketin faaliyetine son verilmiştir.Başvurucu şirket, yeniden ruhsat verilmesi talebinde bulunmuş ise de bir sonuçelde edememiştir. Başvurucu şirket bunun üzerine maddi ve manevi zararınıntazmini amacıyla tam yargı davası açmıştır. Mahkemenin 9/7/2014 tarihlikararıyla davanın reddine hükmedilmiştir. Kararda, ruhsat için gerekli şartlarıtaşımadığı açık olan tesise yeniden ruhsat verilmemesinin hukuka aykırı olmadığı,bu bağlamda tazminata ilişkin şartların mevcut olmadığı vurgulanmıştır.
57.Bununla birlikte olayda başvurucu şirketin mülkiyet hakkınınihlaline ilişkin olarak yargılama makamları önünde dile getirdiklerişikâyetleri tek başına yeniden ruhsat verilmesi talebinin reddedilmesineilişkin değildir. Hâlbuki aynı yargılama sırasında başvurucu şirket, daha öncekendisine verilen ruhsatın iptal edilmesine rağmen idarenin işlemleri nedeniyleoluşan zararının karşılanmamasından yakınmıştır. Başvurucu şirketin ruhsatverilmesi istemi idare tarafından reddedilmiş ise de mahkemenin yürütmenindurdurulması kararına istinaden başvurucu şirkete ruhsat verilmiş, sonrasındada ruhsat verilmemesi yönündeki idari işlemin İçişleri Bakanlığı görüşüneaykırı olduğu gerekçesiyle ruhsatın devamına karar verilmiştir.
58. Buna göre idare tarafından ruhsatın iptal edilmesine rağmenbaşvurucunun muhtemel zararlarının karşılanıp karşılanmadığına yönelik olarakbir değerlendirme yapılmaması, başvurucunun mülkiyet hakkının korunmasınıngerekliliklerine uygun düşmez. Dolayısıyla olayda başvurucu şirket tarafındanBelediye aleyhine açılan tazminat davasında derece mahkemelerince bu iddialarınaçıklığa kavuşturulması mülkiyet hakkının korunması bakımından önemtaşımaktadır.
59. Başvurucu şirket somut olayda, idare tarafından taşınmazınmeri imar planlarına göre akaryakıt alanı olarak ayrılması üzerine kendisineişyeri açma ve çalışma ruhsatı verilip belirli bir süre çalışmasına müsade edilmesine rağmen sonradan yapılan plandeğişikliğiyle parselin imar durumunun değiştirilmesi ve buna bağlı olarakçalışma ruhsatının iptal edilmesinden yakınmaktadır. Derece mahkemesinin karargerekçesine bakıldığında yeniden ruhsat verilmesi talebinin reddedilmesininhukuka aykırı olmaması nedeniyle tazminat hakkı doğmadığına yönelik olduğugörülmektedir. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Kurulunun kararınonanmasına ve karar düzeltme isteminin reddine ilişkin kararlarında da derecemahkemesinin karar gerekçesine atıf yapılmakla yetinilmiştir. Netice olarakbaşvurucu şirketin mülkiyet hakkının ihlaline yönelik şikâyetinin özünü teşkileden plan iptali sebebiyle oluşan zararlarının tazminine dair bir değerlendirmeyapılmadığı anlaşılmaktadır.
60. Halbuki somut olayda mahkemece verilen yürütmenin durdurulmasıkararı üzerine başvurucu şirkete 4/7/2006 tarihinde idare tarafından ruhsatverilmiştir. Aynı zamanda idare, başvurucu şirketin ruhsat talebininreddedilmesine yönelik kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek 3/5/2007tarihinde de ruhsatın devamı yönünde karar vermiştir. Başvurucu şirket,kendisine verilen ruhsat üzerine birtakım yatırımlar yaparak dört yıllık sürezarfında faaliyetine devam ettiğini öne sürmektedir. Ne var ki yapılanyargılama neticesinde bu hususlar açıklığa kavuşturulamamıştır. Dolayısıylamülkiyet hakkına ilişkin yargılamanın sonucu bakımından bu kadar önemli biriddia yönünden derece mahkemelerince yapılan değerlendirmenin yeterli olmadığıanlaşılmaktadır.
61. Sonuç olarak derece mahkemelerinin kararlarının başvurucuşirketin mülkiyet hakkına ilişkin davanın sonucuna etkili olabilecekmahiyetteki iddia ve itirazlarına cevap verecek nitelikte yeterli bir gerekçeiçermediği tespit edilmiştir. Bu sebeple mülkiyet hakkının korunmasında usuleilişkin güvencelerin somut olayda yerine getirilmediği sonucuna varılmıştır.Dolayısıyla müdahalenin taşıdığı meşru amacın dayandığı kamu yararı ilebaşvurucu şirketin mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adildenge başvurucu şirket aleyhine bozulmuş olup müdahale ölçülü değildir.
62. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
63. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğinekarar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
64. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
65. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
66. Mehmet Doğankararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derecemahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derecemahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bunagöre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yenidenyargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenenyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesisebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derecemahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararıverilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir,derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındabelirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,§ 59).
67. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafındanbir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespitedilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin birişlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsasöz konusu usul işleminin hak ihlalini giderecek şekilde yeniden -veya dahaönce hiç yapılmamışsa ilk defa- yapılması icap etmektedir. Buna karşılıkihlalin idari işlem veya eylemin kendisinden ya da -derece mahkemesince yapılanveya yapılmayan usul işlemlerinden değil de- derece mahkemesi kararınınsonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiğihâllerde derece mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan, doğrudan,mümkün olduğunca dosya üzerinden, önceki kararının aksi yönünde karar vererekihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).
68. Başvurucu şirket yeniden yargılama yapılması talebindebulunmuştur.
69. Somut olayda başvurucu şirketin ruhsatının iptal edilmesi nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetine yönelik olarak derecemahkemelerince verilen kararların başvurucunun davanın sonucuna etkiliolabilecek mahiyetteki iddia ve itirazlarına cevap verecek nitelikte yeterlibir gerekçe içermediği tespit edilmiştir.
70. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Dolayısıyla kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereİstanbul 4. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Buna göreihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yapılacak yargılamada mülkiyethakkının ihlaline yol açan uyuşmazlığın çözümüne etkili, ayrı ve açık yanıtgerektiren başvurucunun iddialarının derece mahkemelerince yeterli ve makul birgerekçe ile karşılanması gerekmektedir.
71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul4. İdare Mahkemesine (E.2013/2070, K.2014/1381) GÖNDERİLMESİNE,
D. 226,90 TL harç ve 1980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.