TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÇAĞLAR SAÇINTI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/16590)
Karar Tarihi: 22/9/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucu
:
Çağlar SAÇINTI
Vekili
:
Av. Levent ÖZÇELİK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, naklen atama talebine muvafakat verilmemesi ve buişleme karşı açılan davada sunulan deliller ve ileri sürülen iddialartartışılmadan davanın reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkı ile maddive manevi varlığını geliştirme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/10/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 23/10/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, Jandarma Genel Komutanlığı Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı Kimyasal İnceleme ŞubeMüdürlüğünde kimyasal inceleme uzmanı olarak görevine devam etmekte iken 2012yılında Gümrük ve Ticaret Bakanlığında münhal bulunan kadroya naklen atanmakistemiş ancak hizmetine ihtiyaç duyulduğu gerekçesiyle muvafakat verilmemiştir.
8. Başvurucu, muvafakat verilmemesi işleminin iptali istemiyleAskeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. AYİM İkinci Dairesi5/3/2014 tarihli ve E.2013/102, K.2014/327 sayılı kararı ile davayıoyçokluğuyla reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Devlet Memurlarının birkurumdan diğerine nakillerine ilişkin usul ve esaslar, 657 sayılı DevletMemurları Kanunu'nun 74’üncü maddesinde yer alan "Memurların, bu Kanunatabi kurumlar arasında kurumların muvafakati ile kazanılmış hak dereceleriüzerinden veya 68’inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesisuretiyle bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariylegirebilecekleri sınıftan bir kadroya nakilleri mümkündür" hükmü iledüzenlenmiştir.
Kanun, memurların farklı kurumlar arasındamutabakatın oluşması halinde, bu kurumlar arasında naklen atanma imkânınıtanımıştır. Bu hüküm ile kurumlar açısından naklen atanma işlemine muvafakatyetkisi takdiri bir yetki olarak düzenlenmiştir. Kurumlar kişinin atanması ilehizmetin yürütülmesinde aksaklık meydana gelip gelmeyeceği ve atamayı talepeden kişinin atama talebine esas menfaati arasındaki dengeyi gözeterek takdiryetkisini kullanmalıdır.
İdare, işlem ve eylemlerini yaparken “kişiyararı” ve “kamu yararını” göz önünde bulunduracak, yasal sınırlar içerisindetakdir hakkını bu amaçları gerçekleştirmek için kullanacaktır. Ancak, sözkonusu yetkinin kullanılma biçim ve esasları ile sınırı ne olmalıdır ki,atamaya yetkili makam hukuka uygun hareket etmiş olsun? Şu halde, söz konusutakdir hakkının davalı idarece hangi kriterlere göre kullanılması halindehukuka uygun düşeceği hususu, hukuka uygunluk denetimi açısından önem arzetmektedir.
Bilindiği üzere, idareye tanınan takdir hakkı(yetkisi) hiçbir zaman mutlak ve sınırsız değildir. Kamu hizmetininverimliliği, etkinliği ve kamu yararı ile kişi yararı arasında bir dengekurulması zorunluluğu, bu hak ve yetkinin sınırını oluşturmaktadır. Takdirhakkının, idarece takip edilen amaca uygun olarak kullanıldığı, keyfilikten,kişisel ve duygusal, subjektif değerlendirmelerdenkaçınıldığı ve uzak olduğu, objektif ve gerçek kıstaslara bağlı kalındığısürece, yargı denetimi dışında tutulması gerektiğinde kuşku yoktur. Ne var ki,idarenin takdir hakkını yerinde kullanmadığının iddia edilmesi halinde, busınırların aşılıp aşılmadığının idari yargı organınca denetlenmesi dekaçınılmaz olmaktadır. Diğer bir deyişle, Anayasanın 125/4’üncü maddesindedüzenlenmiş bulunan “İdarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararıverilemez’' tarzındaki hükmün; idarenin sınırsız ve mutlak takdir hakkına sahipolduğu ve böylece takdir hakkının idari yargı denetimine tabi olmadığı yönündeyorumlanması ve uygulanması, yine Anayasa ile öngörülen “hukuk devleti” ilkesiile bağdaşmayacaktır. Bu nedenle, anılan yetkinin sınırlarının (takdirhakkının) özellikle “yüksek mahkemelerce” olmak koşuluyla, yargı yerlerinceçizilebileceği ve hatta bu konuda hiçbir yasal sınırlamanın kabulgörmeyeceğinin benimsenmesinde kamu yararı bulunduğu gözden uzaktutulmamalıdır.
Dava konusu olayda, davacının kurumlar arasınaklen atanması için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Personel Daire Başkanlığına20.09.2012 tarihli dilekçesi ile anılan Bakanlığa naklen atanma talebindebulunduğu, ilgili Bakanlık tarafından 27.11.2012 tarihli yazı ile davacınıngörev yaptığı daireye muvafakat verilip verilmeyeceği hususunda başvurudabulunduğu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının davacıya hitaben yazmış olduğu24.12.2012 tarihli yazısı ile davalı idarenin 06.12.2012 tarihli yazısı ile sözkonusu muvafakat talebine olumlu yanıt vermediği görülmektedir. Davalı idarenindavacının kurumlar arası naklen atanması için muvafakat verip vermeme hususundatakdir yetkisinin bulunduğu, ancak bu yetkinin objektif ölçütler doğrultusundakamu yararı ile birey yararı gözetilerek kullanılıp, kullanılmadığınındenetlemesi gerekmektedir.
Bu kapsamda dava dosyası incelendiğinde;05/12/2013 tarihi itibariyle Jandarma Kriminal DaireBaşkanlığı [...] Şube Müdürlüğünde Kimyasal İnceleme Uzmanı (Astsubay) kadrosayısının 4, mevcudun 1; Kimyasal İnceleme Uzmanı(Sivil Memur) kadro sayısının30 mevcudun 8 olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca 10 Astsubay ve 3 Sivil Memur uzmanyardımcısının görev yaptığı, uzman yardımcılarının yetiştirilmelerini müteakip2014 yılında yeni teşkil edilecek İstanbul ve diğer laboratuvarlardagörevlendirilecekleri belirtilmiştir. Davacı vekilince iddia edilen hususlarkapsamında Davacının muvafakat talebinden sonra davacıyla aynı birimde çalışan4 sivil memurun muvafakat taleplerinin birisi eş durumu itibariyle olmak üzereuygun olarak karşılandığı Davalı idarenin 23.01.2014 tarihli yazısı ileanlaşılmış, bu işlemlere dayanak teşkil eden muvafakat taleplerinin Ağustos2013, Eylül 2013, Ekim 2013 ve Kasım 2013 tarihlerinde gerçekleştiğibelirtilerek Davalı İdarenin 25.02.2014 tarihli yazısı ile 26.06.2013 tarihindealınan Komuta Katı Onayı ile özel nitelikli (A Grubu) kadrolara ilave olarakasaleti tasdik olan sivil memurlardan eşit ve daha alt statüdeki kadrolara muvafakattaleplerinin de olumlu değerlendirmeye başlandığı ifade edilmiştir.
Tüm bu veriler ışığında 09.01.2013 tarihindekayıt altına alınan dava dilekçesi ve davacının 20.09 2012 tarihindekimuvafakat talebi dikkate alındığında; davacının görevden ayrılması halindepersonel zafiyeti olacağı, dolayısıyla hizmette aksamalara neden olabileceği,öte yandan dosyadaki delil durumuna göre; davacının bulunduğu görev yerindedeğil de başka bir görev yerinde istihdamında kamu yararı bulunduğu kabuletmenin mümkün olmadığı, davacının “geçmek istediği kamu kurumunda statü veözlük hakları açısından daha fazla imkana sahip bulunduğu” yönündekiiddialarının somut bilgi ve belgelerle ortaya konmadığı, muvafakat talebinineş, sağlık ve kadro bulunmaması gibi nedenlere dayanmadığı, muvafakat verilenpersonelin yerine yenisinin temininde ve özellik arz eden personelinyetiştirilmesinde güçlük çekildiği ve sürdürülen kamu hizmetinin zaafauğramaması ve hizmetin daha iyi işlemesi maksadıyla davalı idarece, hizmetihtiyacı ve personel temininde güçlük çekilmesi gerekçe gösterilmek suretiyledavacıya muvafakat verilmemesi işleminde idarece kullanılan takdir yetkisininkamu yararı ile birey yararı dengesi gözetilerek ve objektif kriterlere bağlıkalınarak kullanıldığı, bu nedenle davacının Gümrük ve Ticaret Bakanlığınanaklen atanması için muvafakat verilmemesi işleminin hukuka aykırı olmadığıkanaatine varılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucunavarılmıştır."
9. Karara katılmayan üyelerin karşıoyuise şöyledir:
"Dava dosyasındakibilgi ve belgelerden davacının muvafakat talebinin personel noksanlığınedeniyle hizmet ihtiyacı gerekçesi ile reddedilmesini müteakip, davacıyla aynıkurumda aynı ünvanda görev yapan 4 adet Kimyasalinceleme uzmanının kurumlararası naklen atamatalebine muvafakat verildiği, bu personelden sadece bir tanesinin muvafakatverilme gerekçesinin eşinin atandığı garnizonda kadrosunun bulunmaması olduğu,diğer üç personel için her hangi bir gerekçe belirtilmeden muvafakattaleplerinin kabul edildiği, dolayısıyla davalı idarenin bu konudaki takdirhakkını keyfilikten kişisel ve duygusal değerlendirmelerden kaçınarak talepedilen amaca uygun olarak kullanıldığının söylenemeyeceği, dolayısıyla objektifkriterlere uygun olarak tesis edilmeyen dava konusu işlemin hukuka aykırıolduğu, bu nedenle iptaline karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdanaksi yönde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılmadık."
10. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 9/7/2014tarihli ve E.2014/1205, K.2014/1073sayılı kararıyla oyçokluğuylareddedilmiştir. Bu karar 29/9/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu 21/10/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
12. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun74. Maddesi şöyledir:
''Memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında,kurumların muvafakatı ile kazanılmış hak dereceleriüzerinden veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesisuretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariylegirebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri mümkündür. Kazanılmış hakderecelerinin altındaki derecelere atanabilmeleri için ise atanacakları kadroderecesi ile kazanılmış hak dereceleri arasındaki farkın 3 dereceden çok olmamasıve memurların isteği de şarttır.
...
13/12/1960tarihli ve 160 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamına giren kurumlarla buKanuna tabi kurumlar arasındaki nakillerde de yukarıdaki hükümler uygulanır.Aynı kanunun 4 üncü maddesi kapsamına giren kurumlarda çalışıp 657 sayılıKanuna tabi olmayan personelden, hizmete giriş dereceleri 36 ncı madde ile tespit edilen giriş derecelerinin üzerindeolanların ilk ilerleme ve yükselmeleri için kanuni bekleme sürelerine yukarıdayazılı dereceler arasındaki sürelere tekabül eden süre kadar ilave edilir.''
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
13. Mahkemenin 22/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
14. Başvurucu, Jandarma Kriminal DaireBaşkanlığı bünyesinde kimyager sivil memur olarak görev yapmakta iken özlükhakları bakımından daha iyi ve kariyer olarak yükselme olanağı bulunan Gümrükve Ticaret Bakanlığına naklen atama talebiyle yapılan başvurusu kabuledilmesine rağmen Kurumunca muvafakat verilmediğini, hizmet ihtiyacı gerekçegösterilmek suretiyle talebi reddedildiği hâlde kısa bir süre sonra dörtkimyagerin naklen atanma talebinin kabul edildiğini, belirtilen sivil memurlaramuvafakat verilme sebeplerinin ve hizmet ihtiyacının bulunmadığına ilişkinolarak Mahkemeye sunduğu delillerin kararda tartışılmadığını vegerekçelendirilmediğini, idarenin savunmasında yer verilmeyen hususlardeğerlendirmeye alınarak karar verildiğini, bu nedenle objektif ve tarafsız birşekilde hareket edilmediğini, naklen atanması durumunda daha fazla gelir eldeedeceğini ve yükselme imkânı bulabileceğini belirterek adil yargılanma hakkınınve maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşve ihlalin tespiti ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
15. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, muvafakat verilmemesi nedeniylemaddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının ihlal edildiğini, muvafakatverilmemesi işlemine karşı açtığı davada ise adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, ileri sürülen iddialar çerçevesinde veaşağıdaki başlıklar altında değerlendirilmiştir:
1. Maddi ve ManeviVarlığını Geliştirme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
16. Başvurucu, naklen atanması durumunda daha fazla gelir eldeedeceğini ve yükselme imkânı bulabileceğini belirterek atanmasına muvafakatverilmemesi nedeniyle maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
17. Anayasa'nın "Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı 17.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkınasahiptir."
18. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarışöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden,Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.
Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlardainceleme yapılamaz."
19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenarbaşlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasadagüvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir."
20. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenarbaşlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Mahkeme, ... açıkçadayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."
21. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun'un45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa'da güvence altınaalınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden kişilereAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınmıştır.
22. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez olduğunakarar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarınınsalt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklarayönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olanbaşvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkçadayanaktan yoksun kabul edilebilir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 20).
23. Muvafakat verilmemesi nedeniyle maddi ve manevi varlığınıgeliştirme hakkına kamu gücü tarafından müdahale edildiği ileri sürüldüğündenincelenmesi gereken husus anılan hakka, kamu gücünün işlem, eylem veya ihmalinedeniyle doğrudan bir müdahalenin söz konusu olup olmadığıdır.
24. Kişinin kamu görevlisi olması, kendisine sağladığı birtakımayrıcalıklar ve avantajların yanında birtakım külfet ve sorumluluklarakatlanmayı ve diğer kişilerin tabi olmadığı birtakım sınırlamalara tabi olmayıgerektirmektedir. Kişi, kamu görevine kendi isteği ile girmekle, bu statününgerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı kabul etmişsayılmakta olup kamu hizmetinin kendine has özellikleri bu avantaj vesınırlamaları zorunlu kılmaktadır (İhsanAsutay, B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 38).
25. Bazı kamu görevlilerinin hizmetin niteliği gereği belirliaralıklarla başka yerlere atanmaları, bazılarının ise başka yer veya kurumlaraatanmamaları zorunlu olabilir. Bu konuda idareye, belirli bir takdir alanıtanınması makul karşılanmalıdır. Kişilerin birtakım mazeretler çerçevesindebaşka yere atanma konusunda talep hakları var ise de atamaya ilişkinmazeretlerini değerlendirip karara bağlayacak olan idarenin -kendi mevzuatıçerçevesinde- ifa edilen kamu hizmetinin gerekleri, insan kaynaklarının verimlikullanılması, teşkilat yapısının elverişliliği ve benzeri faktörleri dikkatealması kaçınılmazdır. Zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir şekildeyerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almak, ilgili idarenin öncelikligörevi ve sorumluluğudur (İhsan Asutay,§39).
26. Somut olayda, başvurucuya muvafakat verilmemesininbaşvurucunun maddi ve manevi varlığını geliştirmesine izin vermeyen, bu hakkıengelleyen veya yasaklayan bir işlem niteliğinde olduğu söylenemeyeceği vebaşvurucunun görevli bulunduğu yerde maddi ve manevi varlığını geliştirmesininkamu gücü tarafından engellendiği yönünde bir tespitin de bulunmadığıgörüldüğünden muvafakat verilmemesi işlemi nedeniyle başvurucunun Anayasa'nın17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan hakkının doğrudanetkilenmediği anlaşılmaktadır.
27. Açıklanan nedenlerle başvurucunun maddi ve manevi varlığınıgeliştirme hakkının ihlali iddialarına ilişkin olarak doğrudan bir müdahaleninolmadığı açık olduğundan başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
28. Başvurucu, muvafakat talebi reddedildikten sonra dörtkimyager sivil memurun taleplerinin kabul edildiğini, belirtilen sivilmemurlara muvafakat verilme sebeplerinin ve hizmet ihtiyacının bulunmadığınailişkin olarak sunduğu delillerin kararda tartışılmadığını ve gerekçelendirilmediğiniileri sürerek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
29. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
30. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin hertürlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”
31. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargıorganlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarakda iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeylegüvence altına alınan hak arama özgürlüğü -kendisi bir temel hak niteliğitaşımasının ötesinde- diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekildeyararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir.Bu bağlamda Anayasa'nın bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeliolarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak arama hürriyetininkapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, §30).
32. Anayasa'daki hakların etkili bir biçimde korunması içindavaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre "tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerinietkili bir biçimde inceleme görevi" vardır. Bir mahkemeninbaşvurucuların iddialarına yanıt vermemesi ve başvurucuların temelşikâyetlerini incelemekten kaçınması hâlinde Sözleşme'nin 6. maddesi davanındüzgün bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/1/2007, §§ 84,85, Sencer Başat ve diğerleri[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 30).
33. Mahkemeler "kararlarını hangi temele dayandırdıklarınıyeterince açık olarak belirtme" yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük,tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için gerekli olmanın yanı sıra (Hadjıanastassıou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992,§ 33) tarafların, muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallarauygun bir biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik birtoplumda toplumun kendi adına verilen yargı kararlarının sebepleriniöğrenmelerinin sağlanması için de gereklidir (SencerBaşat ve diğerleri, § 34).
34. Gerekçelendirme; davanın sonucuna etkili olay, olgu vekanıtları açıklamak yükümlülüğü olmakla birlikte bu şekildekigerekçelendirmenin detaylı olması şart değildir. Ancak gerekçelendirmenin,iddia ve savunmadan birinin diğerine üstün tutulma sebebinin ve bu kapsamdadavanın taraflarınca gösterilen delillerden karara dayanak olarak alınanlarınmahkemelerce kabul edilme ve diğerlerinin reddedilmesi hususunda makuldayanakları olan bir bilgilendirmeyi sağlayacak ölçü ve özene sahip olmasıgerekmektedir (Sencer Başat ve diğerleri,§ 37).
35. Somut olayda AYİM, idareye tanınan takdir yetkisinin mutlakve sınırsız olmadığını, kamu yararı ile kişi yararı arasında bir dengekurulması zorunluluğunun bu hak ve yetkinin sınırını oluşturduğunu, Anayasa'nın125. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “İdarenintakdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.’'hükmünün, idarenin sınırsız ve mutlak takdir hakkına sahip olduğu ve böylecetakdir hakkının idari yargı denetimine tabi olmadığı yönünde yorumlanmasının veuygulanmasının yine Anayasa ile öngörülen “hukuk devleti” ilkesi ilebağdaşmayacağını vurgulamış ve davalı idare tarafından verilen bilgilere göre26/6/2013 tarihinde alınan komuta katı onayı ile özel nitelikli (A grubu)kadrolara ilave olarak asaleti tasdik olan sivil memurlardan eşit ve daha altstatüdeki kadrolara muvafakat taleplerinin de olumlu değerlendirilmeyebaşlandığını, başvurucunun muvafakat talebinden sonra aynı birimde çalışan dörtsivil memurun muvafakat taleplerinin birinin eş durumu itibarıyla olmak üzere2013 yılı Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım aylarında kabul edildiğini belirtereksomut olayda başvurucunun 20/9/2012 tarihli muvafakat talebi dikkatealındığında görevden ayrılması hâlinde personel zafiyeti olacağından hizmetteaksamalara neden olabileceğini, başvurucunun başka bir görev yerindeistihdamında kamu yararı bulunduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı, davacının “geçmek istediği kamu kurumunda statü ve özlük haklarıaçısından daha fazla imkana sahip bulunduğu” yönündeki iddialarınınsomut bilgi ve belgelerle ortaya konmadığını belirterek davacıya muvafakatverilmemesi işleminde idarece kullanılan takdir yetkisinin kamu yararı ilebirey yararı dengesi gözetilerek ve objektif kriterlere bağlı kalınarakkullanıldığı gerekçesiyle oyçokluğuyla davanın reddine karar vermiştir.
36. Karara katılmayan üyelerin ise başvurucunun talebininpersonel noksanlığı nedeniyle hizmet ihtiyacı gerekçesi ile reddedilmesininardından dört personele muvafakat verildiği ve bunlardan sadece birininmuvafakat verilme gerekçesinin eş durumu olduğu, diğer üçü için herhangi birgerekçe belirtilmeden muvafakat taleplerinin kabul edildiği, dolayısıylaidarenin bu konudaki takdir hakkını objektif kriterlere uygun olarakkullanmadığı görüşünde oldukları anlaşılmaktadır.
37. Olayda başvurucunun muvafakat talebinin reddedilmesiişleminin yargısal denetimi yapılırken idarenin takdir yetkisini hukuka uygunkullanıp kullanmadığının ortaya konabilmesi için AYİM tarafından başvurucununçalıştığı birimdeki çalışan sayısı ve başvurucu dışında muvafakat verilenkişilerin durumlarının ele alındığı, AYİM çoğunluk üyelerinin özelliklebaşvurucunun muvafakat talebi tarihine vurgu yaparak anılan tarih itibarıylabaşvurucunun görevden ayrılması hâlinde personel zafiyeti olacağı, dolayısıylahizmette aksamalara neden olabileceği kanaatine vardığı, daha sonra 6/6/2013tarihinde alınan komuta katı onayı ile sivil muvafakat taleplerinin olumludeğerlendirmeye başlandığı ve dört muvafakat talebinin söz konusu onaytarihinden sonra gerçekleştirildiği gerekçesiyle davayı reddettiği, sonuçolarak AYİM tarafından konunun tartışılarak çoğunluk üyelerinin oyuylabaşvurucunun muvafakat talep ettiği tarihteki duruma dikkat çekilerek muvafakatverilmeme işleminde kamu yararı bulunduğu gerekçesine yer verildiği anlaşıldığındankararın yeterli gerekçeyi içerdiği sonucunaulaşılmıştır.
38. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde gerekçeli karar hakkınayönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.
39. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Sonucuİtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia
40. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuruda,kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz."
41. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Mahkeme, ... açıkçadayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."
42. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve budurumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlaletmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derecemahkemesi kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlikiçermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
43. Somut olayda başvurucu, naklen atama talebiyle yapılanbaşvurusu kabul edilmesine rağmen kurumunca muvafakat verilmesi talebininhizmet ihtiyacı gerekçe gösterilmek suretiyle reddedilmesi üzerine açılandavada AYİM tarafından konunun tartışılarak çoğunluk üyelerinin oyuylabaşvurucunun muvafakat talep ettiği tarihteki duruma dikkat çekilerek muvafakatverilmeme işleminde kamu yararı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiştir.
44. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddialarıincelendiğinde iddiaların özünün Mahkeme tarafından delillerindeğerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıylayargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.
45. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini veiddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere veiddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ilişkin bir bilgiya da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkçakeyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespitedilmemiştir.
46. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA22/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.