TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÇAĞRI YILMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/34463)
Karar Tarihi: 13/2/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Gülsüm Gizem GÜRSOY
Başvurucu
:
Çağrı YILMAZ
Vekili
:
Av. Doğukan Tonguç CANKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımdan dolayıcezalandırılmasının başvurucunun ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/8/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
A. Arka Plan Bilgisi
8. PKK'nın neden olduğu ve uzun süredir devam eden şiddetin veterör olaylarının sona erdirilmesi amacıyla başlatılan ve yaklaşık üç yıl devameden süreçte şiddet ve terör olayları önemli ölçüde azalmıştır. Güvenlikgüçlerinin daha sonra yayımlanan raporlarına göre bu dönemde PKK terör örgütübazı şehirlerde silah ve mühimmat yığınağı yapmış, 2015 yılının ortalarındanitibaren terör ve şiddet bu kez şehirlerde başgöstermiştir (Ayşe Çelik, B. No: 2017/36722, 9/5/2019, §10).
9. Şırnak'ın Cizre, İdil, Silopi ilçeleri; Hakkâri'nin Yüksekovailçesi; Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçeleri; Mardin'in Dargeçit,Nusaybin ve Derik ilçeleri ile Muş'un Varto ilçesinde PKK terör örgütütarafından cadde ve sokaklara hendekler kazılarak barikatlar kurulmuş veburalara patlayıcılar yerleştirilerek anılan yerlerde öz yönetim adı altında hâkimiyet kurulmayaçalışılmıştır. Yaklaşık on ay süren bu şiddet olaylarını sona erdirmek içinTürk Silahlı Kuvvetleri ile Emniyet Genel Müdürlüğünce PKK mensuplarına karşıbaşta Sur, Cizre ve Nusaybin olmak üzere on bir şehirde ortak olarak güvenlikoperasyonları gerçekleştirilmiştir (AyşeÇelik, § 11).
10. Güvenlik güçleri, anılan yerlere halkın giriş ve çıkışınıengellemek isteyen terör örgütü mensuplarına operasyonlar düzenleyerekteröristlerle çatışmaya girmiştir. Bu operasyonların gerçekleştirildiğibölgelerin bazılarında sokağa çıkma yasakları uygulanmış ve bazıları geçicisüreyle askerî güvenlik bölgesi ilan edilmiştir. Bu kapsamda terör örgütüüyelerinin yakalanarak halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla anılanil ve ilçelerin bir kısmında sokağa çıkma yasakları ilan edilmiş, fakatgüvenlik güçlerince yürütülen operasyonların sona ermesinin ardından söz konusuyasaklar kaldırılmıştır (Ayşe Çelik,§ 12).
11. Aylarca devam eden bu operasyonlar ve çatışmalar sırasındayaşanan kayıpların büyüklüğü konusunda 2016 yılının Mayıs ayında yapılanaçıklamalara göre en az 2.500 terörist öldürülmüş; 480 güvenlik görevlisi şehitolmuş ve 4.000'in üzerinde güvenlik görevlisi de yaralanmıştır. Açıkkaynaklarda yer alan, resmî olmayan ve doğrulanmamış bazı açıklamalara göre100'ün üzerinde sivil hayatını kaybetmiş, 1.000'in üzerinde sivil iseyaralanmıştır. Buna ilave olarak en az 400.000 kişinin çatışma bölgelerindenbaşka bölgelere göç etmek zorunda kaldığı ileri sürülmüştür. Ancak kesinrakamların yer aldığı resmî bir açıklama bulunmadığı gibi bu konuda güvenilirve bağımsız herhangi bir rapor da Anayasa Mahkemesinin bilgisine sunulmamıştır(Ayşe Çelik, § 13).
12. 11/1/2016 tarihinde 1.128 akademisyenin imzasıyla 2015 ve2016 yıllarında Türkiye'nin doğusu ve güneydoğusunda terörle mücadelekapsamında yürütülen ve yukarıda kısaca özeti verilen çatışma ve operasyonlarsırasındaki sokağa çıkma yasaklarının ve çatışmaların sona erdirilmesi çağrısıyapan bir bildiri yayımlanmıştır. Barış İçinAkademisyenler Bildirisi veya BuSuça Ortak Olmayacağız Bildirisiolarak isimlendirilen bildirinin yayımlanmasını takip eden hafta içinde imzacıakademisyenlere destek olmak amacıyla gelen yeni imzalarla birlikte bildirininnihai imzacı sayısı 2.200'ü aşmıştır (ZübeydeFüsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 10).
13. İmzacı akademisyenler hakkında ceza soruşturmalarıbaşlatılarak kamu davaları açılmış ve bazı üniversiteler, akademisyenlerinişine son vermiştir. Akademisyenlerin bir kısmı olağanüstü hâl kanun hükmündekararnameleri (KHK) ile bir kısmı ise üniversitelerin yönetimlerince görevdenihraç edilmiştir (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 13).
B. Başvuruya Konu Olaylar
14. Başvurucu olayların meydana geldiği tarihte A. Üniversitesiİletişim Fakültesinde öğrencidir. Müşteki ise olayların meydana geldiği tarihteve hâlen A. Üniversitesi rektörüdür. Yukarıda anlatılan bildirilere imza attığıiçin KHK ile ihraç edilenler arasında A. Üniversitesinde görev yapan akademisyenlerde vardır.
15. Başvurucu, Twitterisimli sosyal paylaşım sitesindeki hesabından müşteki E.İ.yi hedef alanpaylaşımlar yapmıştır Başvurucunun 8/2/2017, 9/2/2017 ve 11/2/2017 tarihlerindeyaptığı paylaşımlar sırasıyla şöyledir:
"la sana diyoz tırşik ibiş, kıracaz elbetçarkını"
"Buradayız, biradayız!!! anladın sen onuibiş"
"la tırşik ibiş ben de hayır diyorum, sende beni kovsana okuldan"
16. Söz konusu paylaşımlar üzerine, müşteki başvurucudanşikâyetçi olmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucuhakkında hakaret ve tehdit suçlarından cezalandırılması talebiyle 10/4/2017tarihli iddianame düzenlenmiştir.
17. Yargılamayı yapan Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesibaşvurucunun tehdit suçundan beraatine, hakaret suçundan 8.840 TL adli paracezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına(HAGB) karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...Sanığın suç tarihinde A. ÜniversitesiRektörü olan katılan [E.İ.ye]yönelik 08/02/2017 ve 11/02/2017 tarihlerinde internette yayınladığı yazılarda'tırşik' şeklinde hitapta bulunduğu, tırşik kelimesinin içine her şey katılanbir yemeği ifade ettiği gibi Anadolu'da 'ne idüğübelirsiz, bir söylediğiötekini tutmayan, ne olduğu belirsiz insan' anlamlarına geldiği, dolayısıyla buifadenin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek anlamtaşıdığı, dolayısıyla sanığın belirtilen yazılarının katılana yönelik hakaretiçerdiği kanaatine varılmış ve sanığın bu suçtan cezalandırılmasına kararverilmiş, aynı ifadenin değişik günlerdeki birden çok yazıda kullanıldığıanlaşılmakla sanık aleyhine TCK.nun 43/1 maddesi uygulanarakhükümkurulmuştur..."
18. Başvurucu ilgili karara itiraz etmiştir. İtiraz üzerinekarar Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/7/2017 tarihli kararıyla kesin olarakreddedilmiştir. Nihai karar 31/7/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
19. Başvurucu 25/8/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
20. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Hakaret" kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1)Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut birfiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref vesaygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi içinfiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
...
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
...
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı biryıldan az olamaz."
B. Uluslararası Hukuk
21. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Koray Çalışkan, B. No: 2014/4548,5/12/2017, §§ 17-23; Kemal Kılıçdaroğlu,B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §§ 29-37.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; A. Üniversitesi rektörü olan müştekiyi,akademisyenlerin ihraç edilmesine ses çıkarmaması nedeniyle protesto ettiğini,ilkesiz bir duruş sergilediğini ifade etmek adına "tırşik" kelimesini kullandığını,cezalandırılmasına neden olan bu ifadenin eleştiri kapsamında kaldığını ve suçoluşturmadığını belirtmiştir. Başvurucu, ilgili paylaşımlar nedeniyle cezalandırılmasınınifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
24. Anayasa’nın “Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Herkes, düşünce vekanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarakaçıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesiolmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarınınşöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…”
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
26. Başvurucunun sosyal medyada paylaştığı sözler nedeniyle8.840 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Söz konusuMahkeme kararı ile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyapılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
27. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
28. Yukarıda anılan müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesigerekir.
i. Kanunilik
29. 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığısonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
30. Müdehalenin başkalarınınşöhret veya haklarının korunmasına yönelik önlemlerin bir parçasıolduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1)Genel İlkeler
(a) Demokratik Toplumda İfade ÖzgürlüğününÖnemi
31. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleriifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçeulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması, bunları tek başınaveya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi,savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir.Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçlaaçıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme vebu konuda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüylekarşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsalve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde veserbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğüdemokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (BekirCoşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan,B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).
(b) Müdahalenin DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
32. İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun kabuledilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı birmüdahale olması gerekir (Bekir Coşkun,§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın,§§70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).
33. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisinigöstermesi gerekmektedir (bkz. bazı farklılıklarla birlikte bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B.No: 2018/17635, 26/7/2019, § 77; SırrıSüreyya Önder, [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 58; Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51). Orantılılık ise;bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (benzer değerlendirmeler içinbkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri,§ 132; Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378,5/7/2017,§ 59).
34. Derece mahkemeleri söz konusu dengelemeyi yaparken ve ifadeözgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıpkarşılamadığını değerlendirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir. Ancakbu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir (Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 57).
35. Anılan denetim sırasında Anayasa Mahkemesi temel hak veözgürlüklere yapılan müdahalenin gerekçesine odaklanır. Kamu makamlarının,temel hak ve özgürlüklere -zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve orantılıolduğunu- ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koymadan yaptıkları müdahalelerindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğunun kabul edilebilmesimümkün değildir. Dolayısıyla ifade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya AnayasaMahkemesince ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılanmüdahaleler Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir (benzer değerlendirmeleriçin bkz. Kemal Kılıçdaroğlu, §58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 120).
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
36. Somut olayda A. Üniversitesinde öğrenci olan başvurucu,sosyal medya hesabı üzerinden aynı üniversitenin rektörü olan müşteki ileilgili birden fazla paylaşım yapmıştır. İlgili paylaşımlar müştekininüniversitede bir kısım akademisyenin ihraç edilmesine ses çıkarmadığıgerekçesiyle müştekinin tutumunu eleştirir niteliktedir.
37. İlk derece mahkemesi; başvurucununpaylaşımlarında geçen "tırşik" kelimesinin"içine her şey katılan bir yemeği"ifade ettiği gibi Anadolu'da "ne idüğübelirsiz, bir söylediği ötekinitutmayan, ne olduğu belirsiz insan" anlamlarına geldiği,dolayısıyla bu ifadenin müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencideedebilecek anlam taşıdığı gerekçesiyle başvurucunun adli para cezası ilecezalandırılmasına karar vermiştir.
38. Anayasa Mahkemesi, somut başvuruya benzer başvurulardaderece mahkemelerinin başvurucunun ifade özgürlüğü ile müştekinin itibarınınkorunması hakkı arasında adil bir denge sağlamaları gerektiğini vurgulamıştır(benzer değerlendirmeler için bkz. AbuzerDemir ve Aslı Peksezer, B. No: 2016/73556, 23/10/2019, §§ 45, 47; Kenan Kıran ve Ramazan Fatih Uğurlu, B.No: 2016/2884, 24/10/2019,§ 48; Bekir Coşkun,§§ 44, 47, 48; Hakan Yiğit,§ 61).İlk derece mahkemesinin çatışan haklar arasında dengeleme yapabilmesi için;
1- Haber, makale veya paylaşımlarda yer alan ifadelerin kimtarafından dile getirildiği
2- Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ileilgili kişinin önceki davranışları; basının sıkı denetiminde olup olmadığı;katlanması gereken, kabul edilebilir eleştiri sınırlarının sade bir vatandaşile karşılaştırıldığında daha geniş olup olmadığı
3- Haber, makale veya paylaşımların konusu, bunlardakullanılan ifadelerin türü, içeriği, şekli ve sonuçları
4- Haber, makale veya paylaşımların yayımlanma şartları
5- Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, genel yararailişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, kamuoyu ile diğer kişilerindüşünce açıklamaları karşısında sahip oldukları hakların ağırlığı
6- Kamuyu bilgilendirme değeri, toplumsal ilginin varlığı vekonunun güncel olup olmadığı
7- Haber, makale veya paylaşımda yer alan ifadelerin olgusaltemele dayalı olup olmadığı, ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterincedesteklenip desteklenmediği
8- Başkalarının şöhret ve haklarının zarar görme ihtimalininbulunduğu durumlarda başta meslek ahlakına saygı gösterme, doğru ve güvenilirbilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket etme ödevi olmak üzerebasın mensuplarının kendiliğinden uymaları gereken zorunlu sınırlara, ödev vesorumluluklara uygun davranıp davranmadıkları
9- Haber, makale veya paylaşımda dile getirilen düşüncelerecevap verme olanağının bulunup bulunmadığı
10- Haber, makale veya paylaşımın hedef aldığı kişilerinhayatı üzerindeki etkileri
kriterlerini elindeki somut olaya uyduğu ölçüde uygulamasıgerekir (benzer değerlendirmeler için bkz. NilgünHalloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2004, § 41; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503,27/10/2015, § 56; Kadir Sağdıç, [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§58-66;İlhan Cihaner (2), B. No:2013/5574, 30/6/2014 §§ 66-73; basının sorumluluğuna ilişkin bkz. Orhan Pala, B. No: 2014/2983, 15/2/2017,§§ 47-48; Medya Gündem Dijital YayıncılıkTicaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 42, 43; Kadir Sağdıç, §§ 53, 54; İlhan Cihaner (2), §§ 60, 61).
39. Buna karşın somut olayda ilk derece mahkemesi yazılariçerisinde geçen bir kelimeyi çekerek cezalandırma konusu yapmış, yazılarınbağlamını, söylenme şekli ve nedenini, söylenen sözlerin arka planı olupolmadığını, kamusal bir tartışma ekseninde gerçekleşip gerçekleşmediğinigözetmeksizin bir değerlendirme yapmıştır (NilgünHalloran, § 52; Önder Balıkçı,B. No: 2014/5552, 26/10/2017 § 45). Mahkeme, başvurucunun ifade özgürlüğü ilemüştekinin şeref ve itibar hakkı arasında bir denge kurmaya çalışmamış; tek birifadeyi çekerek, yalnızca soyut bir değerlendirmeyle söz konusu paylaşımlarıneleştiri ve düşünce özgürlüğü sınırlarını aştığını kabul etmiştir.
40. Başvuru konusu haberlerde kullanılan ifadelerin türügözönünde bulundurulmalıdır. Başvurucunun müştekinin itibarına yönelik sertifadeler kullandığı görülmekle birlikte ifade özgürlüğü kapsamında ifadeningerçek mi, duygusal mı olduğuna ve başkalarının onu yararlı veya zararlı,değerli veya değersiz olarak değerlendirmesine bakılmaksızın ifade korumaaltına alınır. İfadenin polemik içermesi veya kırıcı olması bile onu korumakapsamından mahrum etmez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali Gürbüz ve Hasan Bayar, B. No:2013/568, 24/6/2015, § 42; Önder Balıkçı,§ 40). Dolayısıyla kullanılan ifadelerin başvuru konusu olay kapsamında,yazıların tamamının ışığı altında ve özellikle hedef aldığı kişi ilebaşvurucunun konumu ve söylenme şekli bağlamında incelenmesi gerekmektedir.
41. Başvurunun çözümlenmesinde gözününde bulundurulması gerekenikinci husus başvurucunun ve müştekinin konumudur. Müştekinin rektör olarakaynı üniversitede öğrenci olan başvurucunun sıkı ve yakın takibi altında olmasıtabiidir. Özellikle kamu görevlilerinin, tasarrufları ile ilgili eleştirileredaha fazla tolerans göstermeleri gerekir. Bu bağlamda, açıklanan bir düşünceninsalt ağır olması, yetkilileri sert biçimde eleştirmesi, keskin bir dilkullanılarak ifade edilmesi ve hatta tek taraflı, çelişkili ve subjektif olmasıifade özgürlüğünün koruma kapsamından yararlanmayacağı anlamına gelmez (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali Suat Ertosun (7), B. No: 2014/1416,15/10/2015, § 36; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 128-129; Nilgün Halloran,§ 45,İlhan Cihaner (2), § 82).
42. Dikkate alınması gereken bir başka husus da ilgilipaylaşımların konusudur. Başvuruya konu paylaşımlarda, rektör olan müştekininaynı zamanda mesai arkadaşları olan bazı akademisyenlerin ihraç edilmesinetepki göstermediği için eleştirildiği savunulmuştur. Başvurucunun yönelttiğieleştirilerin, müştekinin yürüttüğü kamu görevine ilişkin olduğu, bu anlamdayapılan paylaşımların kamuoyunu ilgilendiren bir konuda yapılan tartışmanın birparçası olduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. İlhan Cihaner (2), § 74; Kadir Sağdıç, § 67).
43. Öte yandan başvurucunun söz konusu haber nedeniylecezalandırılması,bilgilendirme ve eleştiri ortamına da zarar verebilecektir.Zira yaptırıma maruz kalma endişesinin kişiler üzerinde kesintiye uğratıcı biretkisi vardır ve sonunda kişinin bu etki altında ileride düşünceaçıklamalarından imtina etme riski bulunmaktadır. Dolayısıylabaşvurucununcezalandırılmasının, başvurucu üzerinde caydırıcı etki yaratacağı kabuledilebilir.
44. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde bireylerinanayasal hakları ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin dava konusuolguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına müdahalede bulunmaz (Önder Balıkçı, § 47; Haci Boğatekin (2), B. No: 2014/12162,21/11/2017, § 49). Buna karşın yukarıdaki tespitler dikkate alındığında ilkderece mahkemesinin başvurucunun mahkûmiyetinin zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık geldiğini ilgili veyeterli bir gerekçe ile ortaya koyduğunun kabul edilmesi mümkünolmamıştır.
45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvencealtına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
47. Başvurucu ihlalin tespiti ile yeniden yargılama ve 5.000 TLtazminat talebinde bulunmuştur.
48. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkelerbelirlenmiştir. Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir(AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
49. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
50. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile AnayasaMahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundanfarklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabulhususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle birkarar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebinibeklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılamakararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyerine getirmektir (Mehmet Doğan,§§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),§§ 57-59, 66-67).
51. İncelenen başvuruda, ilgili paylaşımlardan ötürübaşvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi nedeniylebaşvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
52. Bu durumda ifade özgürlüğüne ilişkin ihlalin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
53. İfade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesinin yeterli giderim sağladığı değerlendirildiğindentazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara23. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2017/375, K.2017/490) GÖNDERİLMESİNE,
D. Tazminat talebinin REDDİNE,
E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.