TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CAN CEMAL PULAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5250)
Karar Tarihi: 6/3/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Raportör
:
Şebnem NEBİOĞLU ÖNER
Başvurucular
:
Can Cemal PULAK
Vekili
:
Av.Aydın TORAMAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu 1991 yılındaaçılan tespite itiraz davasının henüz karara bağlanmamış olması, yargılamasüresince taşınmazdan yararlanamaması ve taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkınınkesinleşmemesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlaledildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğradığı manevi zararın tazmininekarar verilmesini talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 7/6/2013 tarihindeMarmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyonasunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölümün İkinciKomisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzeredosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 7/11/2013 tarihindeyapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 6/1/2014 tarihli görüş yazısı 17/1/2014 tarihinde başvurucuvekiline tebliğ edilmiş, başvurucu tarafından Adalet Bakanlığı görüşüne karşıbeyanda bulunulmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru dilekçesi ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Muğla ili Marmaris ilçesiKaraca köyünde kain 857 parsel sayılı taşınmaz, kadastro tespit çalışmalarısırasında başvurucunun da aralarında yer aldığı bir kısım şahıslar adına tespitgörmüştür.
8. Bir kısım davacılartarafından başvurucu ve müşterekleri adına yapılan tespit aleyhine kadastrokomisyonuna yapılan itirazın reddini müteakip, 1/8/1991 tarihinde MarmarisKadastro Mahkemesinde tespite itiraz davası açılmıştır.
9. Marmaris KadastroMahkemesinin 13/8/2009 tarih ve E.1991/244, K.2009/952 sayılı kararı iledavacıların taleplerinin reddine, müdahil orman idaresinin davasının kabulüile, dava konusu taşınmazın tespitinin iptaline ve orman vasfı ile maliyehazinesi adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
10. Karar temyiz edilmekle,Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 4/12/2012 tarih ve E.2011/11665, K.2012/13896sayılı kararı ile, eksik olduğu belirtilen bir kısım belgelerin dosyayaeklenmesi gerektiğinden bahisle dosya ilk derece mahkemesine geri gönderilmişolup, eksikliklerin ikmalini müteakip halihazırda temyiz mercii önündederdesttir.
B. İlgiliHukuk
11. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesişöyledir:
“Hâkim, yargılamanınmakul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gideryapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
12. 21/6/1987 tarih ve 3402sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesi;taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerhedilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçüuyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara veözel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ileilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerineveraset belgesi de verebilir.”
13. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastromüdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastrotutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında davadosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ileuyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgilidairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara TebligatKanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”
14. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenarbaşlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşmayapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosyaişlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olandelilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.
…
Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyanhallerde basit yargılama usulü uygulanır.
Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”
15. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimintakdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarışöyledir:
“Kadastrotutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçegösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim,kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasındaçelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleritanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.
Kadastrokomisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilendosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçınındışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayaraktaşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespitedilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararıverilir.”
16. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanunyollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesikararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.”
17. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastroharcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasınınson cümlesi şöyledir:
“Bu Kanun gereğinceresen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler,ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenektenkarşılanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 6/3/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 7/6/2013 tarih ve 2013/5250numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
19. Başvurucu, kadastro tespitçalışmaları sırasında adına tespit gören taşınmazın tespitinin iptali hususunda1991 yılında açılan hukuk davasının henüz karara bağlanmamış olduğunu, ilkderece mahkemesince başka dava dosyaları bekletici mesele yapılmak suretiyle veözellikle davacı tarafın yargılamayı uzatmaya yönelik girişimleri karşısındagerekli usuli imkânlar kullanılmayarak yargılamayıuzatmaya yönelik girişimlere müsaade edilmesi neticesinde uyuşmazlığın uzunsüredir karara bağlanamadığını, ayrıca yargılama süresince taşınmazdanyararlanamadığını ve taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kesinleşmediğinibelirterek, Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
20. Başvurucu, başvuruya konuuyuşmazlığı sonlandırır nitelikte bir karar mevcut olmadığını belirtmiştir.
21. Adalet Bakanlığı görüşünde,başvuruya konu yargılamanın 1/8/1991 tarihinde başlamış olduğunun ve MarmarisKadastro Mahkemesinin 13/8/2009 tarihli kararıyla ilk derece mahkemesi nezdindeneticelendirilmiş olan davanın, hâlihazırda temyiz incelemesi için kanun yolumahkemesi önünde derdest olduğunun, yapılacak değerlendirmede nazara alınmasıgerektiği bildirilmiştir.
22. Başvuru konusu dava, AnayasaMahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlama tarihi olan 23/9/2012’den önceaçılmış olup, başvuru tarihi itibarıyla derdest olduğu anlaşılmakla, başvurununincelenmesi Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi dâhilindedir. Ayrıca,bireysel başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuruyollarının tamamının tüketilmiş olması gerekmekle birlikte hukuk sistemimizde,yargılamanın uzamasını önleyici etkiye sahip olan veya yargılamanın makulsürede yapılmaması sonucunda oluşan zararları tespit ve tazmin edici niteliktaşıyan bir idari veya yargısal başvuru yolunun bulunmadığı anlaşıldığından,başvuru kanun yollarının tüketilmesi yönünden kabul edilebilir niteliktedir.(B. No. 2012/13, 2/7/2013, §§ 21-30).
23. Açıklanan nedenlerle, açıkçadayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecekbaşka bir neden de bulunmayan başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas İnceleme
24. Başvurucu, kadastro tespitçalışmaları sırasında adına tespit gören taşınmazın tespitinin iptali hususunda1991 yılında açılan hukuk davasının henüz karara bağlanmamış olduğunu, ilkderece mahkemesince başka dava dosyaları bekletici mesele yapılmak suretiyle veözellikle davacı tarafın yargılamayı uzatmaya yönelik girişimleri karşısındagerekli usuli imkânlar kullanılmayarak yargılamayıuzatmaya yönelik girişimlere müsaade edilmesi neticesinde uyuşmazlığın uzunsüredir karara bağlanamadığını belirterek, makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğini iddia etmiştir.
25. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasıhükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilenhakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerininkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No. 2012/1049,26/3/2013, § 18)
26. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
27. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en azgiderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”
28. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsızbir mahkeme tarafından davasının makul birsüre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemehakkına sahiptir.”
29. Sözleşme metni ile AİHMkararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adilyargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında,ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamaksuretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No. 2012/13, 2/7/2013, § 38).
30. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No.2012/13, 2/7/2013, § 39).
31. Makul sürede yargılanmahakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruzkalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletingerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukukiuyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılamafaaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olupolmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.No. 2012/13, 2/7/2013, § 40).
32. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No.2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
33. Ancak, belirtilenkriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyicideğildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespitiile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurunyargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No.2012/13, 2/7/2013, § 46).
34. Yargılama faaliyetinin makulsürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığıntürüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesigereklidir.
35. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, bir adet taşınmaz hakkında kadastro mahkemesinde açılan bir tespiteitiraz davasının söz konusu olduğu görülmekle, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılıKanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin,medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B.No. 2012/13, 2/7/2013, § 49).
36. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih, 1/8/1991 tarihidir. Sürenin bitiştarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sonaerme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamısırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacaksürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No.2012/13, 2/7/2013, § 52).
37. Davanın ikame edildiği tarihile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zamanbakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacaksüre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıçtarihinden itibaren geçen süredir.(B. No. 2012/13,2/7/2013, § 51).
38. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun bir adet taşınmaza ilişkintespite itiraz talebi olduğu, iki davacı vekili tarafından verilen1/8/1991havale tarihli dava dilekçesi üzerine Marmaris Kadastro MahkemesininE.1991/244 sırasına kaydı yapılan davanın 5/8/1991 tarihli tensip zaptısonrasında, yargılama evrakının ikmaline başlanıldığı, uzun süre MarmarisKadastro Mahkemesinin E.1996/11 sayılı dosyasının akıbetinin beklenildiği,yargılama sürecinde 23/5/2009 tarihinde keşif yapılarak bilirkişi raporu tanzimettirildiği, taraflarında elliye yakın kişi bulunan yargılamanın 13/8/2009tarihli celsesinde davacılar ile müdahil Hazinenin davasının reddine ve müdahilorman idaresinin davasının kabulüne dair hüküm tesis edildiği, ilk derecemahkemesi kararı temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 4/12/2012tarih ve E.2011/11665, K.2012/13896 sayılı kararı ile, eksik olduğu belirtilenbir kısım belgelerin dosyaya eklenmesi gerektiğinden bahisle dosyanın geri gönderildiği,belirtilen hususların ikmalini müteakip 15/11/2013 tarihinde yeniden temyizmerciine gönderildiği ve hâlihazırda kanun yolu mahkemesi nezdinde derdestolduğu anlaşılmaktadır.
39. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin ilk derece mahkemesinezdinde geçen bölümünün tamamının kadastro mahkemesinde sürdüğü görülmekle,3402 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama faaliyetininsöz konusu olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile buKanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulama alanı bulacak olan ve medeni hakve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri içingeçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılıKanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesigerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 11-17).
40. Özellikle somut yargılamaaçısından dava malzemesinin taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığınazara alındığında, yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütmeyükümlülüğünün daha dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No. 2012/12, 17/9/2013, § 58; B. No. 2013/1115, 5/12/2013, § 64).
41. Kadastro mahkemesinezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar dahaönce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından,özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan ve yargılamada sürati temin etmeyehizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularakmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmiş olup(B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67; 2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43), başvuruya konu davadayer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usulişlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortayakoymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, 3402 sayılı Kanun’da yeralan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuruaçısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve sözkonusu yaklaşık yirmi üç yıllık yargılama sürecinde makul olmayan birgecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
43. Başvurucu tarafından ayrıca,uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazdan yararlanamadığı belirtilerekAnayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiaedilmiş olmakla beraber, somut yargılama bağlamında başvurucunun makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitlerışığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddianın ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
44. Başvurucu, yargılamanınmakul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
45. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
46. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin yaklaşık yirmi üç yıllık yargılama süresi nazaraalındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren 18.700,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
47. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
48. Başvuruya konu yargılamanınyaklaşık yirmi üç yıldır sürdüğü ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkınıihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan biryargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğüzararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısasürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın birörneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiyönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya 18.700,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE
D. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeHazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
G. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,
6/3/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.