TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
CAN İPÇİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/8580)
Karar Tarihi: 30/3/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Can İPÇİ
Vekili
:
Av. Cavit ÇALIŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, askerî öğrencilik statüsüne son verilmesi üzerinemaddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle açılan davada Anayasa’nın 36.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 18/9/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 23/12/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 19/1/2016 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucunun, Kara Harp Okulunda askerî öğrenci olaraköğrenim görmekte iken kalp rahatsızlığı nedeniyle ve sağlık kurulu raporunadayanılarak okul ile ilişiği kesilmiştir.
8. Başvurucu; askerî öğrenciliğe engel rahatsızlığı nedeniyleokula alınmaması gerektiği hâlde okula alındığını, bu nedenle emsallerine görehayatta geri kaldığını, sağlık hizmetindeki kusur nedeniyle bu durumun meydanageldiğini iddia ederek uğradığını ileri sürdüğü 80.000 TL maddi ve 10.000 TLmanevi zararının tazmini istemiyle 10/6/2011 tarihinde Askeri Yüksek İdareMahkemesi (AYİM) İkinci Dairesinde dava açmıştır.
9. Yapılan yargılama ve başvurucunun uğradığı zararın tespitiiçin yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda AYİM İkinci Dairesinin31/10/2013 tarihli ve E.2011/1383, K.2013/1192 sayılı kararı ile bilirkişiraporu uyarınca başvurucuya 24.646 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminat verilmesine,fazlaya ilişkin taleplerin reddine, hükmedilen maddi ve manevi tazminatmiktarları üzerinden nispi olarak hesap edilen 3.397,52 TL avukatlık ücretinindavalı idareden alınarak başvurucuya verilmesine, 26/9211 tarihli ve 659 sayılıGenel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde HukukHizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 14.maddesi gereğince reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerindenhesap edilen 6.778,94 TL avukatlık ücretinin de başvurucudan alınarak davalıidareye verilmesine, davalı idare tarafından savunmaya ek olarak gönderilenbelgelerin aynı gizlilik derecesi ile iadesine hükmolunmuştur.
10. Başvurucu, AYİM kararının usul ve yasaya aykırı olduğunuileri sürerek kararın düzeltilmesini talep etmiş ancak AYİM İkinci Dairesinin16/4/2014 tarihli ve E.2014/693, K.2014/566 sayılı kararıyla talebin reddinekarar verilmiş ve karar 20/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu 9/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
12. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 46.maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:
“Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesindebelirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai kararverilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzereartırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevapverilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.”
13. 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi şöyledir:
“Daireler veya Daireler Kurulu, bakmaktaoldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabileceklerigibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini veher türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerdenisteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerinegetirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defayamahsus olmak üzere uzatılabilir.
Taraflardan biri ara kararının icaplarınıyerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar üzerindeki etkisi, görevlidaire veya kurulca önceden takdir edilir, ara kararında bu husus ayrıcabelirtilir.
Ancak, istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğine ve yüksek menfaatlerineveya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği ve yüksek menfaatleri ile birlikteyabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan, Genelkurmay Başkanı veya ilgiliBakan gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgelerivermeyebilir.
(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf vevekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarecegönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özelbilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idareninsoruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerineincelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki davakonusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek niteliktekibilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olandiğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerineincelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarakayrıca gönderilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya verilmeyenbilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ilemahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından incelenerekhaklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha öncekarartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa incelettirilebilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik derecesinesahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde, diğer birmaksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili kanunhükümleri saklıdır.”
14. 659 sayılı KHK’nın 14. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli veidari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimiamirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri veavukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idarelerlehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava veişlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idarelerlehine vekalet ücreti takdir edilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 30/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
16. Başvurucu; Mahkeme kararının hüküm kısmında iadesine kararverilen ve davalı idare tarafından savunma ekinde sunulan belgeler hükme esasalındığı hâlde bu belgelerin tarafına tebliğ edilmemesi nedeniyle adilyargılanma hakkının, Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerinözlerine dokunulmaksızın ilgili maddelerde belirtilen nedenlere bağlı olarakancak kanunla sınırlanabileceğini ve bu sınırlamanın ölçülü olması gerektiğini,Anayasa'nın 36. maddesinin de 13. madde kapsamında kaldığı, 36. maddede isesınırlamaya ilişkin bir hüküm bulunmadığını ve bu çerçevede bu hakkın kanunladahi sınırlandırılamayacağını, ayrıca Anayasa'nın kanun hükmünde kararnameçıkarma yetkisini düzenleyen 91. maddesinin birinci fıkrasında Anayasa'nınikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel hakların kanunhükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceğinin hüküm altına alındığını, aksidüşünülse bile KHK düzenlemesinin ölçülü olmadığını, bu şekilde hak aramaözgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş; 7.096,94 TL maddi ve 3.000 TLmanevi zararının tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun davalı idare tarafından savunmadilekçesinin ekinde sunulan belgelerin incelettirilmediği yönündeki iddiasının,silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasıbaşlığında; aleyhe hükmedilen avukatlık ücretine yönelik iddiasının isemahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası başlığı altında incelenmesideğerlendirilmiştir.
a. Silahların Eşitliği veÇelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
18. Başvurucu, Mahkeme kararının hüküm kısmında iadesine kararverilen ve davalı idare tarafından savunma ekinde sunulan belgeler hükme esasalındığı hâlde bu belgelerin tarafına tebliğ edilmemesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
19. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahlarıneşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelir. Ceza davalarının yanı sıra medeni hak ve yükümlülüklerle ilgiliuyuşmazlıklara ilişkin hukuk davaları ve idari davalarda da bu ilkeye uyulmasıgerekir (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013, § 32).
20. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.”
21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2)numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
22. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca AnayasaMahkemesine bireysel başvuru “ikincilnitelikte bir kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kuralolarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.
23. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınuyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortayaçıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerinebaşvurulmalıdır.
24. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği; başvurucununtemel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarını öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmesi, bu konudasahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunması, aynı zamanda busüreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olmasıgerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takipedilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, AnayasaMahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 16/4/2013, § 32).
25. Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkindavaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tüm aşamalarındasilahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının güvence altınaalınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın birgereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamaya katılımınınsağlanması, gösterilen kanıtlardan ve sunulan görüşlerden bilgi sahibi olmasıve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının kendilerine verilmesiolup kamu güvenliği, misilleme riski altında olan şahitlerin korunması,soruşturma usullerinin gizli tutulması gibi bazı istisnaların yargılamausulünde yer alması mümkündür. Bu durumda dahi verilmeyen veya karartılan bilgive belgelere karşı ilgiliye mahkemeye itirazda bulunabilme imkânı getirilmesiadil yargılanmanın garanti altına alınması için bir gerekliliktir. Bu hususlar1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklik yapan 19/6/2010 tarihli ve 6000sayılı Kanun’un genel gerekçesi ile madde gerekçesinde de ifade edilmiş olupdeğişikliğin sebebi olarak da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM)31/10/2006 tarihinde verdiği Aksoy(Eroğlu)/Türkiye kararı gösterilmiştir (Bülent Karataş, B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 74).
26. 6000 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52.maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş ve maddeye beş ve altıncı fıkralareklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede dava dosyasındaki bilgi ve belgelerintaraf ve vekillerine açık olduğu ancak mahkeme tarafından getirtilen veyaidarece gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özelbilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idareninsoruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerineincelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki davakonusu haricindekilerin taraf ve vekillerine incelettirilemeyeceği, taraf vevekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler bulundukları yeritibarıyla taraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikteise incelettirilecek suretlerin ilgili bölümleri idare tarafından karartılmaksuretiyle ayrıca gönderileceği, davacı taraf veya vekilinin karartılan veyaverilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğuiddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın mahkeme tarafındanincelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede dahaönce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin karşı tarafaincelettirilebileceği kural altına alınmıştır (BülentKarataş, § 75).
27. Başvuru konusu olayda,sağlıksorunlarının bulunması nedeniyle askerî okula girmesi mümkün olmamasına rağmenidarenin kusuru neticesinde okula kaydının yapıldığı ve daha sonra okul ileilişiğinin kesilmesi sonucunda emsallerine göre hayatta geri kaldığı gerekçesiyleuğradığı maddi ve manevi zararların tazminiistemiyle başvurucu tarafından AYİM İkinci Dairesinde dava açılmış, Daireidarenin hizmet kusurunun olduğu sonucuna ulaşarak başvurucunun uğradığı maddizararın tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırmış ve bilirkişi incelemesineticesinde tespit edilen maddi zarar ile takdir ettiği manevi zararın davalıidareden alınarak başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.
28. Başvurucu, iadesine karar verilen belgelerin varlığındanesas hakkındaki kararın kendisine tebliği ile haberdar olmuştur. Buna karşınbaşvurucunun yaptığı karar düzeltme talebi incelendiğinde davalı idaretarafından dava dosyasına sunulan belgelerin kendisine tebliğ edilmediği ve bubilgilerin hükme esas alındığına ilişkin herhangi bir iddiayı ileri sürmediğigibi ilgili belgelerin incelettirilmesi ve bunun için yeterli süre verilmesiyönünde de bir talepte bulunmadığı anlaşılmıştır (Uğur Ayyıldız, B. No: 2012/574, 6/2/2014, § 41).
29. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu belgelerinincelettirilmediği iddiasına yönelik kanun yollarının tamamı tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
30. Başvurucunun aleyhine hükmedilen avukatlık ücretininmahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktanyoksun olmayıp başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurununbu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
31. Başvurucu; ıslah imkânının ve haksız çıkan taraf lehinenispi avukatlık ücretine hükmedilmesine yönelik bir düzenlemenin olmadığıdönemde dava açtıklarını ve dava açarlarken o dönemin şartlarına göre davakonusu miktarı belirlediklerini, dava devam ederken yürürlüğe giren 659 sayılıKHK’daki düzenleme ile öngörmedikleri bir şekilde avukatlık ücreti ödemeyemahkûm edildiklerini, bu durumun hak arama özgürlüğünü ihlal ettiğini iddiaetmiştir.
32. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı36. maddesi şöyledir:
“Herkes, meşrûvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddia ve savunma (Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davayabakmaktan kaçınamaz.”
33. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyenveya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkemekararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkınıihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
34. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına görekazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkememasraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkınamüdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksuntalepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.Ancak bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru biramaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamuyararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyibozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş olmasıgerekir (Özkan Şen, §§ 61, 62).
35. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlıkücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkınayönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesiiçin kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olmasıgerekir. Başvuru konusu olayda 2/11/2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu davaların, idarenin bünyesinde görevyapan kadrolu hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olupdavanın reddi hâlinde idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi düzenlemealtına alınmıştır. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılmasıve böylece mahkemelerin fuzuli meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul süredebitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Buyükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir.Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırıderece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez.Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlinde başvurucuya yüklenecek olan avukatlıkücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (SerkanAcar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38, 39).
36. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyanbaşvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlıkücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirlidava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeyebaşvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özelkoşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişimhakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (ÖzkanŞen, § 54).
37. Başvurucunun tam yargı (tazminat) davasını açtığı 10/6/2011tarihi itibarıyla yürürlükteki usul hükümlerinde, dava dilekçesinde belirtilentalep konusu miktarın sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesini öngören birdüzenleme bulunmamaktadır.
38. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi vebenzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesindebelirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hakkazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veyaöngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bubelirsizliğin talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla aşılmasıda 1602 sayılı Kanun gereği davanın açıldığı 10/6/2011 tarihi öncesinde mümkünolmadığından hak kaybına uğramak istemeyen davacıların, tazminat taleplerineilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneklerinin olmadığıgörülmektedir.
39. Başvurucunun da bu nedenle AYİM’eaçtığı davada uğradığı zarar için 80.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminattalebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. AYİM, başvurucu lehine toplam 27.646,00 TLmaddi ve manevi tazminat ile 3.397,52 TL avukatlık ücretine hükmettikten sonrabaşvurucunun reddedilen fazlaya ilişkin tazminat talepleri üzerinden davalıidare lehine 6.778,94 TL avukatlık ücreti ödemesine karar vermiştir.
40. Başvurucu aleyhine avukatlık ücreti ödenmesini öngörendüzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Budüzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesigerekir.
41. Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde değerlendirildiğindebaşvurucunun,dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamakiçin talebini yüksek tuttuğu ve yargılama sonucunda hak kazandığı tazminat veavukatlık ücretinin yaklaşık %22’sine denk gelen kısmını avukatlık ücretiolarak davalı idareye geri ödemek zorunda kaldığı görülmüştür. Böylecebaşvurucunun tazminat alacağının önemli bir kısmından mahrum bırakıldığı ve bumiktarın ölçülü olmadığı saptandığından mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
43. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
44. Başvurucu, 7.096,94 TL maddi ve 3.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
45. Başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
46. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlalin sonuçlarınınortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan zararlarıkarşılığında başvurucuya, talebiyle bağlı kalınarak takdirennet 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine, başvurucunun tazminata ilişkin diğertaleplerinin ise reddine karar verilmesi gerekir.
47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerininihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
30/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.