TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CAVİDE SEVİNÇ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/10703)
Karar Tarihi: 5/10/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Nahit GEZGİN
Başvurucular
:
1. Cavide SEVİNÇ
2. Talip TAMER
3. Hakan TAMER
4. Melek KAVAS
5. Tarkan TAMER
Vekili
:
Av. Mehmet BİLİCİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tıbbi hata sonucu meydana gelen ölüm olayı üzerineaçılan tam yargı davasının kısmen reddedilmesi ve davanın makul süredesonuçlandırılmaması nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/6/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. İlk iki başvurucunun kızı ve diğer başvurucuların kardeşiÖzlem Tamer 12/11/2005 tarihinde 29 yaşında yaşamını yitirmiştir.
A. Başvurucuların Yakını Özlem Tamer'inHastaneye Başvurması ve Ölümü
9. Başvurucuların yakını Özlem Tamer 6/11/2005 tarihinde saat18.20 sıralarında bulantı, kusma ve karın ağrısı şikâyeti ile İzmit DevletHastanesi Acil Polikliniğine müracaat etmiştir. Burada muayene edilen hastanınkan ve idrar tahlilleri incelenmiş, üriner enfeksiyonön tanısıyla hastaya serum ve ağrı kesici uygulanmıştır. Bu işlemlerden sonrakendisini daha iyi hissettiğini söyleyen hastaya,ertesi gün ileri tetkik ve kontrol için üroloji polikliniğine başvurmasıönerilerek saat 19.45'te hasta taburcu edilmiştir. Aynı gece rahatsızlananhasta, saat 03.20 sıralarında yine Hastanenin Acil Polikliniğine müracaat etmişve sabaha kadar müşahede altında tutulmuştur. Bu sırada rahatladığını ifadeeden hastaya ileri tetkik ve tedavi içinürolojipolikliniğine müracaat etmesi önerilerek hasta evine gönderilmiştir.
10. Hasta Özlem Tamer 7/11/2005 tarihinde saat 22.45'te yineHastanenin Acil Polikliniğine müracaat etmiştir. Burada yapılan bazıtetkiklerden sonra genel cerrahi uzmanından konsültasyon istenmiştir. GenelCerrahi Uzmanı Dr. S.B., hastayı muayene etmiş ve hastanın Genel CerrahiServisine yatırılmasına karar vermiştir.
11. Genel Cerrahi Servisine yatırılan hasta Özlem Tamer8/11/2005 tarihinde gece saat 01.30 sıralarında akut apandisit ön tanısı ileameliyata alınmıştır. Ameliyat sonrasında hastanın olağan ağrı ve yakınmalarıolmuş ancak ameliyattan iki gün sonra 10/11/2005 tarihinde sabaha karşı hastadaani bilinç kaybı görülmüştür. Bunun üzerine hasta önce özel bir hastaneye sevkedilmiş, akabinde ise Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Yoğun BakımÜnitesine alınmıştır. Bilinci kapalı şekilde Yoğun Bakım Ünitesine alınan hastasolunum cihazına bağlanmış ve burada iki gün tedavi görmüştür. Genel durumukötü olan hastada ilerleyen dönemde kardiak arrest gelişmiştir. Yapılan müdahalelere rağmenkurtarılamayan hasta 12/11/2005 tarihinde saat 01.30 sıralarında ölmüştür.
B. Tam Yargı Davası Süreci
12. Başvurucular 26/9/2006 tarihinde Sağlık Bakanlığına müracaatetmiş ve anılan olay sebebiyle uğramış oldukları manevi zararlarının tazminedilmesi talebinde bulunmuşlardır. Sağlık Bakanlığı başvurucuların talebinireddetmiştir.
13. Bunun üzerine başvurucular 8/12/2006 tarihinde Kocaeli 1.İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) tam yargı davası açmıştır. Başvuruculardava dilekçesinde özetle yakınlarının ölümüne İzmit Devlet Hastanesinde görevyapan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. S.B.nin sebebiyetverdiğini belirterek toplamda 290.000 TL manevi tazminat talebindebulunmuşlardır.
14. Yaşanan olayla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisasKurulundan bilirkişi raporu alınmıştır. Raporun sonuç kısmında "(...)bulantı, kusma ve karın ağrısı şikâyetiyle giden, sağ alt kadranda hassasiyetolan hastada akut apandisit düşünülerek apendektomiyapılmasının endikasyonunun (gerekliliği) doğruolduğu ancak, ameliyat sonrası hastaneye geliş şikâyetleri aynen devam etmesinerağmen kan elektoritlerinin hiç araştırılmamış olduğuve mevcut patoloji anlaşılmadan hastanın sevk edildiği, başvurduğu hastanedegerekli tetkikler yapılarak uygun tedaviye başlanıldığı ancak geç kalındığı,geri dönüşümsüz evreye girdiği için hastanın muhtemelen dehidretasyonve elektrolit dengesi bozukluğundan kaybedildiği, bu nedenle İzmit DevletHastanesinde ameliyat sonrası yapılan takip ve tedavinin uygun olmadığı(...)" belirtilmiştir.
15. İdare Mahkemesi 11/7/2008 tarihli kararla davanın kısmenkabulüne karar vermiş ve başvurucular lehine toplam 35.000 TL manevi tazminatahükmetmiştir. Mahkeme, İzmit Devlet Hastanesinde ameliyat sonrasında yapılantakip ve tedavinin tıp kurallarına uygun olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuylasabit olduğunu, başvurucuların yakını Özlem Tamer'in ölümünde hizmet kusurununbulunduğunu belirtmiştir.
16. Tarafların temyizi üzerine Danıştay Onuncu Dairesi 1/7/2009tarihli ilamla tazminat miktarının az olduğu gerekçesiyle söz konusu kararıbozmuştur. Danıştay bozma gerekçesinde, hükmedilen manevi tazminat miktarınınidarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak düzeyde olmadığına özellikle vurguyapmıştır.
17. İdare Mahkemesi bozma üzerine yaptığı yargılama sonucunda4/5/2011 tarihinde başvurucular lehine toplam 85.000 TL manevi tazminatahükmetmiştir. Temyiz edilen karar, Danıştay OnbeşinciDairesinin 9/5/2013 tarihli ilamıyla onanmıştır.
18. Başvurucuların karar düzeltme talebi, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 18/3/2014 tarihli ilamıylareddedilmiştir.
19. Bu karar, başvurucular vekiline 26/5/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
20. Başvurucular 24/6/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 5/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
22. Başvurucular, İzmit Devlet Hastanesinde görevli Dr. S.B.tarafından yapılan hatalı ameliyatın ve ameliyat sonrasındaki tedavinin doğruuygulanmamasının yakınları Özlem Tamer'in ölümüne sebebiyet verdiğini ilerisürmüştür. Başvurucular, yakınlarına uygulanan tıbbi müdahalenin özen içindeyapılmadığını, nitekim bu durumun Adli Tıp Kurumu raporuyla sabit olduğunu,derece mahkemelerince tespit edilen manevi tazminat miktarının çok düşükolduğunu, hükmedilen tazminat miktarının yaşadıkları üzüntü ve kederikarşılamaktan uzak olduğunu belirtmiştir. Başvurucular, bu nedenlerle dava iletalep ettikleri 290.000 TL manevi tazminatın reddedilen 205.000 TL'lik kısmınınidareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktetahsiline karar verilerek mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmişlerdir.
23. Başvurucular ayrıca 2006 yılında başlayıp 2014 yılındatamamlanan söz konusu yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını da ilerisürmüş ancak bu konuda tazminata karar verilmesini talep etmemişlerdir.
24. Başvurucular, yukarıdaki iddialarla Anayasa'nın 2., 17.,36., 37., 38. ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucular temelolarak yakınları Özlem Tamer'in tıbbi hata sonucu yaşamını yitirmesinden,açtıkları davada hükmedilen tazminat miktarının düşük olmasından, tam yargıdavasının makul bir sürat ve özenle yürütülmemesinden yakınmaktadır.Başvurucuların Özlem Tamer'in tıbbi hata sonucu yaşamını yitirdiği ve açılantam yargı davasında hükmedilen tazminat miktarının düşük olduğu yönündekiiddiaları Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının maddiyönü ile ilgili olduğundan bu iddiaların bir bütün hâlinde yaşam hakkının maddiyönü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Tam yargı davasınınmakul sürede tamamlanmadığı yönündeki şikâyet ise yaşam hakkının usul boyutuyönünden ayrı bir başlık altında incelenmiştir.
26. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığınıkoruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
27. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır.”
1. Yaşam Hakkının Maddi Yönünün İhlalEdildiğine İlişkin İddia
28. Başvurucular, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz. § 22)yaşam hakkının maddi yönünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralıfıkrasında ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmalnedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuruhakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliğigereği yaşamını kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru, ancakyaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafındanyapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, §41). Somut olayda başvurucular, ölen kişinin annesi, babası ve kardeşleridir.Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.
30. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi açısından idari makamlarve derece mahkemeleri tarafından başvurucular lehine bir tedbir ya da kararınalınması suretiyle ihlalin tespit edilmesi ve verilen karar ile bu ihlalinuygun ve yeterli biçimde giderilmesi hâlinde ilgili tarafın artık mağdur olduğuileri sürülemeyecektir (Sadık Koçak vediğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 83).
31. Mağduriyetin giderilmesi, özellikle ihlal edildiği ilerisürülen hakkın niteliği ve ihlali tespit eden kararın gerekçesi ile bu kararınardından ilgili açısından uğradığı zararların devam edip etmediğine bağlıdır.Başvuruculara sunulan telafi imkânının uygun ve yeterli olup olmadığı kararı,söz konusu anayasal temel hak ve özgürlüğün ihlalinin niteliği gözönünde bulundurularak dava koşullarının tamamınındeğerlendirilmesi sonucunda verilebilecektir. Bu çerçevede bir başvurucununmağdur sıfatı, Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet ettiği durum için aynı zamandaidari veya yargısal bir kararla kendisine ödenmesine karar verilen tazminata dabağlı olabilecektir (Sadık Koçak vediğerleri, § 84).
32. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkıbağlamında mağduriyetin giderilip giderilmediğinin tespiti açısından kasten yada saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm olayları ile ihmalsonucu meydana gelen ölüm olayları arasında bir ayrım yapmak gerekir (Mehmet Aydoğan ve NuferAydoğan, B. No: 2013/3775, 14/4/2016, § 55).
33. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydanagelen ölüm olaylarına ilişkin davalarda Anayasa'nın 17. maddesi gereğincedevletin ölümcül saldırı durumunda sorumluların tespitine vecezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütmeyükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda, yürütülen idari ve hukukisoruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkıihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).
34. Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkindavalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşamhakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise"etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki pozitif yükümlülük, herolayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari vehatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir(SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 59).
35. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölümolaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakemehatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu yani olası sonuçlarınfarkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkilerigöz ardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmekiçin gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda -bireyler kendiinisiyatifleriyle ne gibi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun- insanlarınhayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine hiçbir suçlamadabulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması Anayasa'nın 17. maddesininihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 60).
36. Mevcut başvurunun koşulları bireysel başvuru formu veeklerinde sunulan bilgi ve belgeler ışığında incelendiğinde başvurucularınyaşadığı üzüntü verici olayın kasti bir tutumdan kaynaklandığını gösterenherhangi bir bulgu olmadığı gibi olayın meydana geldiği koşulların, bu bağlamdaherhangi bir şüphe uyandırmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucular da söz konusuolayın ilgili sağlık personeli tarafından kasti şekilde gerçekleştirildiğiyönünde bir iddia ileri sürmemiştir. Başvurucular, idarenin sağlık hizmetininyerine getirilmesi sırasındaki kusuru nedeniyle ölümün meydana geldiğini veolaya ilişkin davada uygun ve yeterli tazminata karar verilmemesi nedeni ilemağduriyetlerinin giderilmediğini iddia etmektedir.
37. Bu durumda öncelikle idare aleyhine açılan tam yargıdavasında derece mahkemeleri tarafından idarenin hizmet kusurunun bulunduğununtartışmaya yer vermeyecek şekilde tespit edilip edilmediğinin değerlendirilmesigerekmektedir. Bu değerlendirmenin ardından başvurucuların davanın koşullarıçerçevesinde yeterli ve uygun tazminata karar verilmediği iddiasıdeğerlendirilmelidir.
38. Kocaeli 1. İdare Mahkemesi somut olay hakkındakideğerlendirmesinde İzmit Devlet Hastanesinde ameliyat sonrasında yapılan takipve tedavinin tıp kurallarına uygun olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla sabitolduğunu belirterek başvurucuların yakını Özlem Tamer'in ölümünde hizmet kusurubulunduğu kanaatine varmış ve başvurucuların zararlarının hizmet kusuruilkesine göre karşılanması gerektiği sonucuna ulaşmıştır (bkz. § 15). Somutolayda başvurucuların yakını Özlem Tamer'in ölümünden idarenin sorumluolduğunun tespit edilmesi, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınanyaşam hakkının ihlal edildiğinin ve yaşam hakkının devlete yüklediği yaşamıkoruma pozitif yükümlülüğünün (yaşam hakkının maddi yönünün) idare tarafındanyerine getirilmediğinin derece mahkemelerince açıkça kabul edildiği anlamınagelmektedir.
39. Dolayısıyla bu noktada başvurucuların söz konusu davadaihlale ilişkin olarak karar altına alınan tazminatın yetersiz olduğu iddiasınındeğerlendirilmesi gerekmektedir. Öncelikle İdare Mahkemesi kararında açık birşekilde ihlal tespiti yapılarak başvurucular lehine toplamda 85.000 TL manevitazminata hükmedildiği görülmektedir. Kararda ayrıca, hükmedilen manevitazminat miktarına idareye başvuru tarihi olan 26/9/2006 tarihinden ödemetarihine kadar yıllık yasal faiz işletilmesine de karar verilmiştir.
40. Davanın koşullarına göre belirlenen tazminat miktarı ilebaşvurucuların uğradığı zararlar arasında açık bir orantısızlık bulunmadığıgörülmektedir. İdare Mahkemesi kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik tespit edilmediğinden Anayasa Mahkemesinintazminat miktarlarının belirlenmesi konusunda derece mahkemelerinin takdiryetkisine müdahalesi söz konusu olamaz.
41. Bu itibarla derece mahkemeleri tarafından, sağlıkhizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında gerçekleştirilen hizmet kusurunedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğinin tartışmaya yer bırakmayacak şekildebelirlendiği ve ihlale karşılık olarak uygun ve yeterli tazminata kararverildiği olayda başvurucuların söz konusu ihlal nedeniyle yeterli tazminatakarar verilmediğini ileri sürerek mağduriyetlerinin giderilmediği iddiasınınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Yaşam Hakkının UsulYönünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
43. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşamhakkının usul yönünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
44. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı ile maddive manevi varlığı koruma hakkı kapsamında devletin yerine getirmek zorundaolduğu pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin boyutu, yaşanan ölüm olayının veyabireylerin maddi ve manevi varlığının zarar görmesine sebep olan vakaların tümyönlerinin ortaya konulmasına ve sorumlu kişilerin belirlenmesine imkân tanıyanbağımsız bir soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir (Sadık Koçak vediğerleri, § 94).
45. Yaşam hakkına ilişkin ceza soruşturmasının etkili olmasıiçin diğer bazı şartların yanı sıra soruşturmanın makul bir sürat ve özenleyürütülmesi gerekir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96). Yaşamhakkı ile maddi ve manevi varlığın korunması hakkı kapsamında yürütülecek olanceza soruşturmalarının yanı sıra hukuki sorumluluğu ortaya koymak adına adli veidari yargıda açılacak tazminat davalarının da makul derecede ivedilik ve özenşartını yerine getirmesi gerekmektedir. Derece mahkemelerinin bu tür olaylarailişkin yürüttükleri yargılamalarda, Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiğiseviyede derinlik ve özenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüdeyaptıklarının da Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.Zira derece mahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet,yürürlükteki yargı sisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer yaşam hakkıihlallerinin önlenmesinde sahip olduğu önemli rolün zarar görmesine engelolacaktır (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 110).
46. Tıbbi ihmallerden kaynaklandığı ileri sürülen ihlaliddiaları açısından ayrıca belirtmek gerekir ki sağlık kurumlarında işlenenkusurlu eylemlerin bilinmesi, ilgili kurumlara ve sağlık personeline potansiyelkusurlarını giderme ve benzer hataların meydana gelmesini önleme imkânı vermesibakımından büyük önem arz etmektedir. Dolayısıyla bu tür olaylara ilişkinsoruşturma veya davaların hızlı bir şekilde incelenmesi, sağlık hizmetlerindenfaydalanan tüm bireylerin güvenliği için son derece önemlidir (İlker Başer ve diğerleri, B. No:2013/1943, 9/9/2015, § 76).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
47. Başvurucular, 2006 yılında başlayıp 2014 yılında tamamlananyargılamanın makul sürede neticelenmediğini ileri sürmüştür.
48. Yukarıda da belirtildiği üzere ölüm olayı üzerine açılan tamyargı davasının makul bir sürede sonuçlandırılmadığı yönündeki şikâyetin yaşamhakkının usul boyutu yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (bkz. §25).
49. Başvuruya konu yargılama süreci bu kapsamda incelendiğindebaşvurucuların yaşanan ölüm olayı üzerine 26/9/2006 tarihinde SağlıkBakanlığına müracaat ettiği, akabinde ise Kocaeli 1. İdare Mahkemesinde tamyargı davası açtığı, İdare Mahkemesinin 11/7/2008 tarihli kararıylabaşvurucular lehine toplamda 35.000 TL manevi tazminata hükmedildiği ancak bukararın Danıştay Onuncu Dairesinin 1/7/2009 tarihli ilamıyla tazminatmiktarının az olduğu gerekçesiyle bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılamaneticesinde 4/5/2011 tarihinde başvurucular lehine toplamda 85.000 TL manevitazminata hükmedildiği ve bu kararın Danıştay OnbeşinciDairesinin 18/3/2014 tarihli ilamı neticesinde kesinleştiği görülmektedir.
50. Başvuruya konu davanın karmaşık bir nitelik arz etmemesi vebaşvurucuların davanın uzamasında hiçbir dahlinin olmaması gibi hususlardikkate alındığında somut olaya ilişkin yargılamanın 8 yıla yakın bir süredesonlandırılmasının makul olduğu söylenemeyecektir.
51. Dolayısıyla başvuruya konu davanın, daha sonra ortayaçıkabilecek benzer yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde sahip olunan önemli rolünzarar görmesine neden olabilecek şekilde makul süratte yürütülmediği sonucunavarılmıştır.
52. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan yaşama hakkının usul yönünün ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
53. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
54. Somut olayda yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
55. Başvurucular yakınlarının ölümü nedeni ile talep ettiklerimanevi tazminatın başvuruya konu dava sonucunda reddedilen miktarını-205.000 TL- talep etmişler, söz konusu davanın makul süratteyürütülmemesi nedeni ile tazminata karar verilmesini ise talep etmemişlerdir.Dolayısıyla başvurucuların manevi tazminata ilişkin taleplerini yaşam hakkınınmaddi boyutu ile açıkça sınırlandırdıkları, yaşam hakkının usule ilişkin boyutukapsamında ise tazminat talep etmedikleri sonucuna varılmıştır.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderininbaşvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yaşam hakkının maddi yönünün ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yaşam hakkının usul yönünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının usul yönünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. 206,10 TL harç ve 1.800 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARAMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
E. Kararın bir örneğinin Kocaeli 1. İdare Mahkemesine(E.2011/398, K.2011/454) GÖNDERİLMESİNE,
F. Kararın bir örneğinin AdaletBakanlığına GÖNDERİLMESİNE 5/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.