TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CELAL AFŞİN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18943)
Karar Tarihi: 19/9/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
M. Emin ŞAHİNER
Başvurucular
:
1. Celal AFŞİN
2. Mahmut AFŞİN
3. Murat AFŞİN
Vekili
:
Av. Abdullah Murat SARAÇOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucular; sırasıyla 1950, 1952 ve 1959 doğumlu olup yinesırasıyla İstanbul, Kocaeli ve Batman illerinde ikamet etmektedirler.
9. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafındangerçekleştirilmesi planlanan Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi kapsamındabaraj gölü alanında kalan başvuruculara ait Siirt ili Merkez ilçesi Yazlıca köyü sınırlarındaki 396 parsel No.lu taşınmazhakkında anılan idarece kamulaştırma kararı alınmıştır. Taraflar arasındauzlaşma sağlanamaması üzerine idare tarafından 29/4/2013 tarihinde kamulaştırmabedelinin tespiti ve tescil talebiyle Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde davaaçılmıştır.
10. Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, taşınmazın tamamı kamulaştırıldığıiçin arta kalan kısım söz konusu olmadığından taşınmazın değerinde bir artış yada azalma meydana gelmediği belirtilmiştir. Taşınmazda tarla sebzeciliğiüretimi yapıldığı varsayımıyla ve %6 kapitalizasyonfaizi uygulanmak suretiyle net gelir yöntemiyle taşınmazın çıplak m² değeri12,25 TL olarak saptanmıştır. Raporda ayrıca taşınmazın değerini etkileyenobjektif nedenler de dikkate alınmıştır. Buna göre taşınmazın köy yerleşim yeriiçinde kalmasının, Yazlıca köyünün Siirt merkezi ilebağlantılı kara yolunun mevcut olmasının, çeşitli nehir ve derelere yakın birkonumda olmasının, bölgedeki sulu tarım arazisi varlığının az olması nedeniylebu niteliğe sahip taşınmazın özel rağbet görmesinin taşınmazın değerini %100oranında artırdığı kabul edilmiştir. Bu doğrultuda taşınmazın çıplak m² değeri%100 oranında artırılmış ve bu oran fiyat üzerinden yapılan hesaplamaya göretaşınmazın arazi olarak kullanılan kısmının kamulaştırma bedeli 20.636 TLolarak tespit edilmiştir.
11. Anılan keşif ve bilirkişi incelemesi kapsamında ayrıcataşınmaza ait inşaatın da değeri tespit edilmiştir. Buna göre bilirkişilercedava konusu taşınmaz üzerinde yapılan incelemelerde parsel üzerinde taban alanı357 m² olan, tek katlı betonarme olarak inşa edilen, görünümü itibarıyla 1-2 yaşlarındaolduğu belirlenen ve giriş kapısı demir imalattan, pencereleri ise PVCimalatından yapılmış olan yapının ahır olarak kullanıldığı tespit edilmiştir.Anılan yapının değeri hesaplanırken Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 24/4/2013tarihli ve 28627 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan16/7/1985 tarihli ve 85/9707 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren "Mimarlık ve Mühendislik Hizmetleri Şartnamesi"nin3.2. maddesi gereğince mimarlık ve mühendislik hizmet bedellerinin hesabındakullanılacak 2013 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğ'deyapının mimarlık hizmetlerine esas olan sınıfı dikkate alınmıştır. Buna göretaşınmazın üzerinde bulunan yapının değeri tespit edilirken resmî birimfiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesi yöntemiuygulanmıştır. Bu yöntemin uygulanması suretiyle inceleme konusu mezkûr yapınınyayımlanan yapı sınıflarından 2. sınıf B grubu yapılar arasına girmekte olduğuve bu gruba giren yapıların da 2013 yılı için beher metrekaresinin birim fiyatının320 TL olduğu tespit edilmiş ve yapıya toplamda 112.069,05 TL değerbiçilmiştir. Sonuç olarak bilirkişiler dava konusu taşınmazın kamulaştırmabedelinin 132.705,05 TL olduğu görüşünü bildirmişlerdir.
12. Mahkemece 3/7/2013 tarihli kararla bu bilirkişi raporunadayanılarak kamulaştırma bedeli 132.705,05 TL olarak tespit edilmiştir.Mahkeme, mezkûr taşınmazın tapusunun iptali ile davacı DSİ Genel Müdürlüğüadına tapuya tesciline karar vermiştir.
13. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire)3/7/2014 tarihli kararıyla "Dava konusutaşınmazın niteliği ve bilirkişi raporundaki özelliklerine göre objektif değerarttırıcı unsur oranı %50'denfazla olmadığı halde, bu oran daha yüksek alınarak bedel tespit edilmesinin,dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının niteliğine göre yapı sınıfı 1/A olduğuhalde, 2/B kabul edilerek fazla bina bedeli tespit edilmesi"nin doğru görülmediğigerekçesiyle kararı bozmuştur.
14. Bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılamada Dairekararı doğrultusunda objektif değer artış oranı %50 olarak kabul edilmeksuretiyle ve taşınmaz üzerindeki yapının niteliğine göre yapı sınıfının 1/Aolduğu kabul edilerek bina bedeli tespitine gidilmesi suretiyle yeniden yapılanhesaplama sonucu kamulaştırma bedeli 45.332,84 TL olarak belirlenmiştir.Mahkeme 22/12/2014 tarihli kararıyla bu oran üzerinden tazminata hükmetmiş,daha önce fazladan hükmedilen 87.372,21 TL'nin davacı idareye iadesine kararvermiştir.
15. Mahkeme kararı, Dairenin 1/10/2015 tarihli kararıyla onanmış;anılan karara karşı karar düzeltme yoluna gidilmemiştir.
16. Nihai karar 4/11/2014 tarihinde başvuruculara tebliğedilmiştir.
17. Başvurucular 4/12/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti vetaşınmaz malın idare adına tescili" kenar başlıklı 10.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Kamulaştırmanın satın alma usulü ileyapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göretopladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedeltespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerektaşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmazmalın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesikarşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister."
19. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırmabedelinin tespiti esasları” kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
“15inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmazmal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazırbulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;
a) Cins ve nevini,
b) Yüzölçümünü,
c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik veunsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,
d)Varsa vergi beyanını,
e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,
f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağınkamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılmasıhalinde getireceği net gelirini,
g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden öncekiözel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,
h) Yapılarda, (…) resmi birim fiyatları veyapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,
ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğerobjektif ölçüleri,
Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün buunsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını dadikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmazmalın değerini tespit ederler.
Taşınmaz malın değerinin tespitinde,kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değerartışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kârdikkate alınmaz."
B. Uluslararası Hukuk
20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.luProtokol'ün 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."
21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Kahyaoğlu ve diğerleri/Türkiye (B. No:37203/05, 31/5/2016, §§ 4-19) kararına konu olayda, başvurucuların taşınmazınınbir bölümü üzerinde kamulaştırma yapılmaksızın veya kamu irtifakı tesisedilmeksizin enerji nakil hattı geçirilmiştir. Başvurucular tarafındankamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasında mahkeme bilirkişigörüşüne başvurmuştur. Bilirkişi, taşınmazın bir bölümünün üzerinden enerjinakil hattı geçirilmiş olması dolayısıyla değerinin %9 oranında azaldığınıkabul ederek tazminat hesaplamıştır. Ancak mahkemece, Yargıtay kararlarındakamu irtifakı kurulması nedeniyle taşınmazda oluşacak değer düşüklüğününtaşınmazın toplam değerinin %2'sini geçemeyeceğinin belirtildiği gerekçegösterilerek meydana gelen zararın taşınmaz değerinin %2'siyle sınırlı olduğusonucuna ulaşılmıştır. Mahkeme, bu görüşten yola çıkarak bilirkişi raporundakitespite rağmen taşınmazın değerinin %7'sine isabet eden tazminat istemiyönünden davayı reddetmiştir. Söz konusu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.
22. AİHM, bilirkişi raporunda taşınmazda oluşan değer kaybıtaşınmazın gerçek değerinin %9'u olarak tespit edildiği hâlde mahkemeninYargıtay içtihadından hareketle zarar miktarını taşınmaz değerinin %2'si ilesınırlandırdığına işaret ettikten sonra yargı mercilerince bunun gerekçesininaçıklanamadığını vurgulamıştır. AİHM, Yargıtayınfarklı durumların gözönünde bulundurulmasını dışlayankatı yorumu nedeniyle başvurucuların taşınmaz değerinin %7'sine tekabül eden zararlarınınkarşılanamadığını belirtmiş ve bunun da kamu yararı ile bireysel yarararasındaki adil dengeyi bozduğunu ifade ederek mülkiyet hakkının ihlal edildiğisonucuna ulaşmıştır (Kahyaoğlu vediğerleri/Türkiye, §§ 33-40).
23. Diğer taraftan Kutlu vediğerleri/Türkiye kararında da kamulaştırılan bir taşınmazınbilirkişi raporunda objektif değer artışının %40 oranında belirtilmesine rağmenderece mahkemelerince %25 olarak belirlenmesi yine mülkiyet hakkı bağlamındaincelenmiştir. AİHM derece mahkemelerinin bilirkişi raporundaki sonuçların gözardı edilmesi nedenlerini somut ve yeterli gerekçelerle açıklaması gerektiğini,somut olayda ise göz önünde bulundurulacak ölçütlerin basit bir anlatımının,mahkemece değer düşüklüğü oranının %25 ile sınırlandırmasına neden olankriterleri neden ve nasıl dikkate aldığını belirtmediği için yeterli birgerekçe gibi kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. AİHM bu gerekçeyle sonuçolarak tazminat miktarının belirlenme şeklinin, söz konusu miktarın maruzkalınan zarar ile makul bir şekilde uygun olduğunu ifade etmesine imkânvermediği gerekçesiyle ölçülülük yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğinekarar verilmiştir (Kutlu vediğerleri/Türkiye, B. No:51861/11, 13/12/2016, §§ 62-76).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Mahkemenin 19/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
25. Başvurucular, temyiz makamının yetkisi olmadığı hâldebilirkişi tarafından belirlenmesi gereken ve uzmanlık alanı dışında bir konudadoğrudan değerlendirme yaparak karar vermesinden yakınmaktadırlar. Başvurucularsonuç olarak ödenen tutarın kamulaştırılan taşınmazın gerçek bedeliniyansıtmaktan uzak olduğunu ileri sürmekte ve adil yargılanma hakkı ile mülkiyethakkının ihlal edildiğini belirtmektedirler.
B. Değerlendirme
26. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın"Mülkiyet hakkı" kenarbaşlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
27. Anayasa'nın 46. maddesi şöyledir:
"Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamuyararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunlagösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarîirtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlananartırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformununuygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projeleriningerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması veturizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunlagösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirmesüresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.
Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudandoğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.
İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerdeve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacaklarıiçin öngörülen en yüksek faiz uygulanır. "
28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların Dairenin yetkisi olmadığıhâlde bilirkişi tarafından belirlenmesi gereken ve uzmanlık alanı dışında birkonuda doğrudan değerlendirme yapmak suretiyle keyfî olarak Mahkeme kararınıbozduğuna yönelik şikâyetlerinin özünün kamulaştırma bedelinin miktarınailişkin olduğu gözetildiğinde başvuruların mülkiyet hakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
29. Başvurucuların kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkinşikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığına ve başka bir kabul edilemezliknedeni de bulunmadığından kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı ileMüdahalenin Varlığı ve Türü
30. Somut olayda başvurucuların taşınmazı tamamenkamulaştırılmıştır. Taşınmaz mal varlığının Anayasa’nın 35. maddesinde yer alanmülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.Başvurucuların taşınmazının mülkiyetinin kamulaştırma yoluyla Hazineye geçmişolmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Anayasa Mahkemesininçok sayıda kararında da belirtildiği üzere taşınmazın kamulaştırılmasımülkiyetten yoksun bırakma niteliği taşımaktadır (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §32; AYM, E.1988/34, K.1989/26, 21/6/1989; E.2011/58, K.2012/70, 17/5/2012).
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
31. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
32. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönündebulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleninAnayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararıamacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(RecepTarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).
i. Kanunilik
33. Kamulaştırmanın usul ve esasları 2942 sayılı Kanun'dadüzenlenmiştir. Somut olayda, başvurucuların taşınmazının Ilısu Barajı ve HidroelektrikSantrali'nin yapılması amacıyla idare kararıyla kamulaştırıldığı vekamulaştırma sürecinin 2942 sayılı Kanun’a göre sürdürülerek tamamlandığıgörülmektedir. Bu durumda mülkiyetten yoksun bırakmanın kanuni dayanağınınbulunduğu anlaşılmaktadır.
ii. Meşru Amaç
34. Somut olayda başvurucuların taşınmazı Ilısu Barajı veHidroelektrik Santrali'nin yapılması amacıyla kamulaştırılmıştır. Baraj vehidroelektrik santrali yapılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır.
iii. Ölçülülük
(1)Genel İlkeler
35.Ölçülülük ilkesi; elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişliliköngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102,K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32,K.2013/112, 10/10/2013; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127,22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,§ 38).
36. Mülkiyet hakkından yoksun bırakma biçimindeki müdahalelerde,hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında gözetilmesi gerekenadil denge ancak malike tazminat ödenmek suretiyle sağlanabilir. Diğer birifadeyle mülkten yoksun bırakmalarda malike tazminat ödenmesi, müdahaleylemalike yüklenen aşırı külfetin telafi edilmesini temin eden temel bir araçtır.Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma yoluyla malikin mülkiyet hakkınınsona erdirildiği hâllerde malike ödenmesi gereken tazminat taşınmazın gerçekbedelidir. Bu itibarla taşınmazın gerçek bedelinin ödenmediği durumlarda somutolayın koşulları da gözetilerek müdahalenin orantılı olmadığı sonucunaulaşılabilir (Cevat Aydın, B. No:2014/13886, 4/10/2017, § 59).
37. Çok sayıda alıcısı ve satıcısı bulunmayan ve satışa konuolan malların aynı nitelikte (homojen) olmadığı emlak piyasasında birtaşınmazın herkes için geçerli tek, değişmez ve kolay hesaplanabilir birfiyatının olmadığı da gözönünde bulundurulmalıdır.Anayasa'nın koruması altında bulunan mülkiyet hakkı açısından önemli olan,kamulaştırılan veya üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın gerçek değerinin2942 sayılı Kanun'a göre belirlenmesi, irtifak hakkı kurulan taşınmazda meydanagelen değer düşüklüğü karşılığının objektif kriterlere göre tespit edilmesi veulaşılmak istenen kamu yararı ile orantılı bir bedelin başvurucularaödenmesidir (Mukadder Sağlam ve diğerleri,B. No: 2013/2511, 22/1/2015, § 48).
38. Kamulaştırma yoluyla malikin mülkiyet hakkının sonaerdirildiği hâllerde taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi orantılılıkilkesinin gereğidir. Taşınmaz bedelinin tespiti teknik ve uzmanlık gerektirenbir konudur. Bu nedenle kamulaştırılan taşınmazın bedelinin tespiti uzmanmahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzmandairelerinin yetki ve görevindedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda uzmanlaşmış birmahkeme olmadığı gibi Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkı kapsamında yapılanbireysel başvurularda bedel veya değer düşüklüğü karşılığını hesaplamak gibibir görevi de bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkına yapılanmüdahale ile ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden yapacağı tespit,orantılılık incelemesinden ibarettir (MukadderSağlam ve diğerleri, § 49; AbdülkerimÇakmak ve diğerleri, B. No: 2014/1964, 23/2/2017, § 52).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
39. Somut olayda taşınmazları kamulaştırılan başvurucularaödenmesi gereken tazminat miktarının tespitine yönelik açılan davada Mahkemece taşınmazıngerçek bedelinin tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda kapitalizasyonfaizi %6, objektif değer artış oranı ise %100, taşınmaz üzerindeki yapınınniteliğine göre yapı sınıfı 2/B kabul edilmek suretiyle yapılan hesaplamayagöre kamulaştırma bedeli 132.705,05 TL olarak tespit edilmiş ve Mahkemece bubedele hükmedilmiştir. Ancak kararı temyiz yoluyla inceleyen Daire, objektifdeğer artışının %50'den fazla olamayacağı ve dava konusu taşınmaz üzerindekiyapının niteliğine göre yapı sınıfı 1/A olduğu için bina bedelinin buna göretespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma kararıdoğrultusunda yeniden yapılan hesaplamada taşınmaz ve üzerindeki yapının bedeli45.332,84 TL olarak belirlenmiştir.
40. Başvurucular, ilkin taşınmazlarının değerini etkileyenobjektif değer artış oranının %50 olarak dikkate alınmasından yakınmaktadırlar.Başvurucuların lehine hükmedilen tazminatın taşınmazın gerçek değerinikarşılayıp karşılamadığının ve dolayısıyla müdahalenin ölçülü olup olmadığınındenetiminin yapılabilmesi bakımından taşınmazındeğerini etkileyen objektif unsurların mahiyetinin ortaya konulmasıgerekmektedir.
41. 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının (f)bendinde araziler için kamulaştırma bedelinin taşınmazın kamulaştırmatarihindeki mevkii ile şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması hâlindegetireceği net getiri esas alınarak belirlenmesi öngörülmektedir. Düzenli vesürekli tarımsal getiri istatistikleri ise ülkemizde il ve ilçe tarımmüdürlükleri tarafından il merkezi ve ilçeler düzeyinde tutulmaktadır. Bunedenle mahkemeler ve mahkemelerin atadığı bilirkişiler, Yargıtayınyerleşik içtihatları doğrultusunda özel bir durum olmadıkça kamulaştırmabedelinin tespitinde resmî birer kurum olan il ve ilçe tarım müdürlüklerininverilerini kullanmaktadırlar (Tahsin Erdoğan,B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 63).
42. Net gelir yönteminde, taşınmazda mutat olarak ekilen tarımürünlerinin ortalama verim miktarı ile değerlendirme yılındaki ortalama toptankilogram satış fiyatları esas alınarak arazinin değerlendirme yılında birdekarından elde edilecek gayrisafi geliri bulunur. Gayrisafi gelirden ortalamamasraflar çıkarılarak net gelir hesaplanır. Hesaba alınan ürünlerin yıllıkortalama fiyatları değil hasat dönemindeki fiyatları esas alınır (Cevat Aydın, § 57).
43. Taşınmazın değerini etkileyen objektif unsurlar da değerinbelirlenmesinde hesaba katılmaktadır. Bu unsurların tahdidi olarak sayılmasımümkün değil ise de taşınmazın yola ve yerleşim yerine yakınlığı, ticari ve işkapasitesi, deniz, göl, nehir gibi tabii güzelliklere uzaklığı, imarlıbölgelere yakınlığı gibi özellikler buna örnek gösterilebilir (Cevat Aydın, § 59).
44. Olayda bilirkişi raporunda, taşınmazın köy yerleşim yeriiçinde kalmasının Yazlıca köyünün Siirt merkezi ilebağlantılı kara yolunun mevcut olmasının, çeşitli nehir ve derelere yakın birkonumda olmasının, bölgedeki sulu tarım arazisi varlığının az olması nedeniylebu niteliğe sahip taşınmazın özel rağbet görmesinin taşınmazın değerini %100oranında artırdığı kabul edilmiştir. Ancak Daire bu oranın %50'yigeçemeyeceğini belirtmiştir.
45. Bilirkişi; uyuşmazlığın çözümünü etkileyen ve hâkimin hukukibilgisiyle aydınlatılamayan bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak,bu tür meselelerde mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla görüşüne başvurulan uzmankişi olup bilirkişi görüşünün mahkemeyi bağlamayacağı muhakkaktır. Bilirkişiraporu, hâkimin uyuşmazlığı çözerken dikkate alacağı takdirîbir delilden ibarettir. Hâkim; bilirkişi görüşünü içeren raporun yeterliliğini,raporda açıklanan görüş ve kanaatin itibar edilebilirliğini, dayandığı olgularıgözönünde bulundurarak hükme esas alınıpalınmayacağını serbestçe değerlendirir ve takdir eder. Bu bağlamda hâkim,bilimsel ve teknik bakımdan yetersiz ve çelişkili bulduğu bilirkişi raporlarınıhükme esas almak zorunda değildir. Bu durum, karar verme ve hüküm kurmayetkisinin hâkime ait olmasının doğal bir sonucudur. Aksi takdirde şekil olarakhükmü kuran hâkim olsa da gerçekte hüküm bilirkişi tarafından verilmiş olur kibu durum yargı yetkisinin devri anlamına gelir (Saadet Esin, B. No: 2014/18103, 26/10/2017, § 46).
46. Bununla birlikte bilirkişinin bilimsel veya teknik uzmanlıkgerektiren ve objektif olarak bakıldığında mahkemenin vâkıf olmadığımeselelerde görüş beyan ettiği dikkate alındığında mahkemenin bilirkişiraporunu yetersiz görmesi durumunda bunun gerekçesini ortaya koyması gerekir.Mahkemenin gerekçesini açıklamadan bilirkişi raporunu hükme esas alınamazbulması, raporun lehine olduğu kişi açısından yargılama adaletini olumsuz yöndeetkileyebileceği gibi kamulaştırma veya idari irtifak bedelinin tespit edildiğidavalarda taşınmazın gerçek bedelinin veya taşınmazda meydana gelen değer kaybınıngerçek miktarının tespit edilmesini de engelleyebilir (Saadet Esin, § 47).
47. Taşınmazın değerini etkileyen objektif nedenlerin her somuttaşınmaz yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Taşınmazın köyyerleşim yeri içinde kalıp kalmamasının, şehir merkezi ile bağlantılı karayolunun mevcut olup olmamasının, su kaynağı olan dere ve nehirlere uzaklığının,bölgedeki sulu tarım arazi varlığının az ya da çok olmasının, rağbet görmederecesinin onun değerini etkileyebileceği tabiidir. Olayda bilirkişiraporunda, somut taşınmazın bu özellikleri dikkate alınarak objektif değerartırıcı unsur oranı %100 olarak belirlendiği hâlde Daire, bunun en fazla %50olabileceğini kabul etmiştir. Daire kararında bilirkişi raporunda yer alan vetaşınmazın değerini artırdığı kabul edilen objektif nedenlere yönelik somut bireleştiriye de yer verilmemiştir. Dairenin somut taşınmazla ilgili birdeğerlendirme yapmadan objektif değer artırıcı unsur oranını %50 ilesınırlaması taşınmazın gerçek değerinin ödenmemesi sonucuna yol açmıştır.
48. Diğer yandan aynı şekilde Bilirkişi Kurulunca düzenlenenraporda taşınmaz üzerinde yer alan yapının yayımlanan mezkûr yapı sınıflarından2/B grubu yapılar arasında girmekte olduğu ve bu gruba giren yapıların da 2013yılı için beher metrekaresinin birim fiyatının 320 TL olduğu tespit edilmiş vebu tespitten hareketle yapıya toplamda 112.069,05 TL değer biçilmiştir. Bunagöre taşınmaz üzerinde yer alan yapının mezkûr yapı sınıflarından hangi yapıgrubuna girdiği hususunun da her yapının kendine mahsus özellikleri tespitedilerek belirlenmesi yoluna gidilmelidir. Bu kapsamda bir yapının tarımsalendüstri yapısı mı yoksa basit tarım yapısı mı olduğunun tespiti için onunbetonarme olup olmadığı, yapımında kullanılan malzemenin niteliği, taşınmazüzerinde kapladığı alanın büyüklüğü gibi hususların dikkate alınacağı tabiidir.
49. Nitekim olayda bilirkişi raporunda, taşınmaz üzerindekiyapının bu özellikleri dikkate alınarak mezkûr yapı sınıflarından 2/B grubuyapılar arasına girmekte olduğu tespit edilmiştir. Anılan somut tespitlererağmen Daire, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının niteliğine göre yapısınıfı 1/A olduğu için bina bedelinin buna göre tespit edilmesi gerektiğinekarar vermiştir. Daire kararında bilirkişi raporunda yer alan ve taşınmazınüzerinde yer alan taşınmaz üzerindeki yapının niteliğine göre yapı sınıfının2/B olduğu şeklindeki kabulüne yönelik somut bir eleştiriye de yerverilmemiştir. Dairenin somut taşınmaz üzerinde yer alan yapının niçin basittarım yapısı sayılması gerektiğine ilişkin bir değerlendirme yapmadan onuntarımsal endüstri yapısı olarak nitelendirilmesi gerektiğine ilişkin kanaati,bu yönden de kamulaştırılan taşınmazın gerçek değerinin ve buna bağlı olaraktaşınmazın rayiç değerinin ödenmemesine yol açılmıştır.
50. Sonuç olarak Dairenin Mahkemece hükme esas alınan bilirkişiraporundaki somut tespitlere yönelik herhangi bir eleştiri getirmeden ve soyutolarak objektif değer artırıcı unsur oranının %50'yi geçemeyeceğini kabulündenhareketle bu oranı %50 ile sınırlamasının ve benzer bir yaklaşımla dava konusutaşınmaz üzerindeki yapının niteliğine göre yapı sınıfı 1/A olduğu için binabedelinin buna göre tespit edilmesi gerektiğine karar vermesinin kamulaştırmaişlemi nedeniyle taşınmazın değerinde oluşan azalmanın tam olarakkarşılanmasını engellediği anlaşılmaktadır. Bu durumda kamulaştırma işlemi sonucumülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle malike yüklenenkülfet ile kamu yararı arasında makul bir dengenin kurulamadığı ve başvurucuyayüklenen külfetin aşırı ve ölçüsüz olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
53. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
54. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
55. Mehmet Doğankararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derecemahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derecemahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bunagöre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yenidenyargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde, ilgili usul kanunlarında düzenlenenyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesisebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derecemahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararıverilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdirderece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiğidoğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmaklayükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
56. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafındanbir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespitedilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin birişlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsasöz konusu usul işleminin hak ihlalini giderecek şekilde yeniden (veya dahaönce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılıkihlalin idari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derece mahkemesince yapılanveya yapılmayan usul işlemlerinden değil de) derece mahkemesi kararınınsonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiğihâllerde derece mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan, doğrudan,mümkün olduğunca dosya üzerinden, önceki kararının aksi yönünde karar vererekihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).
57. Başvurucular, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesitalebinde bulunmuştur.
58. Anayasa Mahkemesi, Dairenin Mahkemece hükme esas alınanbilirkişi raporundaki somut tespitlere yönelik herhangi bir eleştiri getirmedenve soyut olarak objektif değer artırıcı unsur oranının %50'yi geçemeyeceğikabulünden hareketle bu oranı %50 ile sınırlamasının ve benzer bir yaklaşımladava konusu taşınmaz üzerindeki yapının niteliğine göre yapı sınıfı 1/A olduğuiçin bina bedelinin buna göre tespit edilmesi gerektiğine karar vermesininkamulaştırma işlemi nedeniyle taşınmazın değerinde oluşan azalmanın tam olarakkarşılanmasını engellediğini ve bu nedenle başvurucuların mülkiyet haklarınınihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
59. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikleihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlalsonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesine(E.2014/732) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderininbaşvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmak üzere Siirt 2. Asliye Hukuk HukukMahkemesine (E.2014/732) GÖNDERİLMESİNE,
D. Kararın bir örneğinin bilgi için Yargıtay 5. Hukuk DairesineGÖNDERİLMESİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin MÜŞTEREKEN BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE19/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.