TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CELAL ORAJ ALTUNÖRGÜ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/31036)
Karar Tarihi: 12/1/2021
R.G. Tarih ve Sayı: 5/2/2021-31386
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
Celal Oraj ALTUNÖRGÜ
Vekili
:
Av. Galip UZUN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, özel bir bankada çalışan başvurucununkurumsal e-posta hesabı içeriğinin işveren tarafından incelenmesi ve buyazışmalar gerekçe gösterilerek iş akdinin feshedilmesi nedeniyle özel hayatasaygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı vehaberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 3/10/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği ve UlusalYargı Ağı Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemeyle elde edilen bilgi vebelgelere göre olaylar özetle şöyledir:
A. UyuşmazlığınArka Planı
7. Başvurucu, özel bir bankada 14/5/2007 tarihli belirsizsüreli iş sözleşmesi kapsamında müşteri ilişkileri yönetmeni olarakçalışmaktadır. İş Sözleşmesi'nin "Özenle çalışma" kenarbaşlıklı bölümünde özetle personelin görevini banka yönetmelikleri ve içdüzenlemeler ile yönetim yetkisi kapsamında verilen emir ve talimatlara bağlıolarak özen ve dikkatle yerine getireceği, personelin verimliliğinin bankanınyürürlükte olan performans kriterlerine göre belirleneceği düzenlenmiştir.Ayrıca İş Sözleşmesi'nde ayrıntıları belirtilen özenle çalışma yükümlülüklerineuyulmaması hâlinin 22/5/2003 tarihli ve 4857 İş Kanunu'nun 17. maddesikapsamında geçerli neden olarak kabul edileceğinin personel tarafından kabuledildiği ifade edilmiştir.
8. İş Sözleşmesi'nin "Demirbaş ve elektronikposta kullanımı" kenar başlıklı 6. maddesinin (c) bendinde, personelinbanka mülkiyetinde olan elektronik posta adresini (kurumsal e-posta) sadece işamaçlı olarak kullanmakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı maddenin (d)bendinde ise kurumsal e-postanın banka yönetimi tarafından haber verilmeksizindenetlenebileceği, personelin bu konuda itirazının olmayacağı ve talimatlarauyacağını kabul ettiği şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüştür.
9. Başvurucunun, eşi üstüne kayıtlı bir işletmedeçalıştığı iddiası üzerine müfettiş incelemesi yapılmış ve başvurucunun konuylailgili savunması alınmıştır. Müfettiş incelemesi sonucunda 7/4/2016 tarihlirapor düzenlenmiştir. Raporda; başvurucunun eşi adına 1/4/2014 tarihinde birşirket kurulduğu, başvurucunun bu şirketin muhasebecisine kurumsal e-postaüzerinden ödemelere ilişkin çeşitli belgeler gönderdiği, başvurucunun kurumsale-posta üzerinden başka bankalarla anılan şirkete ilişkin kredi pazarlığıyaparak kredi başvurusunda bulunduğu, işyerinin stokunda bulunan ürünlerleilgili bazı belgeleri kişisel e-posta hesabından kurumsal e-posta hesabınagönderdiği ve eşinin hesabının sıkça görüntülendiği hususlarının tespitedildiği belirtilmiştir.
10. İnceleme raporunda başvurucunun 30/3/2016 tarihindealınan savunması da değerlendirilmiştir. Başvurucu savunmasında; eşiyle açtıklarıişyerini zarara uğramaması için kendi gözetiminde tuttuğunu, ödeme stokuntakibi gibi işlerde eşine yardımcı olduğunu, bu durumun zaman zaman işperformansını biraz olsa da etkilediğini ifade etmiştir. Başvurucu ayrıcakurumsal e-posta kullanılarak yapılan yazışmaların nedeninin işyerine aitfaaliyetlerin düzene sokulması ve işyeri banka faaliyetlerinin kontrolüolduğunu, bunu sağlamak için eşinin hesabını da sıkça kontrol ettiğini,amacının işyerini zarar etmeden devretmek olduğunu beyan etmiştir. Raporsonucunda, mesai saatleri içinde performansı etkileyecek şekilde eşine aitişyerinin çeşitli işlemlerini takip ettiği hususlarının tespit edilmesi ve buşekilde ticari faaliyette bulunduğuna dair kanıt niteliği taşıyan beyanlarıbirlikte gözetildiğinde başvurucunun banka çalışma ilkelerine aykırı olarakkendi namına ve hesabına ticari faaliyette bulunduğu kanaatine ulaşıldığı ifadeedilmiştir.
11. Başvurucunun iş akdi 11/5/2016 tarihli yazılıbildirimle feshedilmiştir. Anılan bildirimde; başvurucunun göreviylebağdaşmayacak ve banka kurallarına aykırı şekilde eşine ait işletme üzerindenmesai saatleri içinde ticari faaliyette bulunduğu, başvurucunun bu nedenle asligörevini ihmal ettiği, şube içinde olumsuzluklara sebebiyet verdiğihususlarının başvurucunun ikrarı ve müfettiş raporuyla tespit edildiğivurgulanmıştır. Görev ve sorumluluklarla bağdaşmayan, banka kurallarına aykırıbu davranışların kabul edilemeyeceği belirtilerek iş akdinin 4857 sayılıKanunun 17. ve 18. maddeleri uyarınca feshedildiği ifade edilmiştir.
B. İşe İadeDavası Süreci
12. Başvurucu, işveren aleyhine Amasya İş Mahkemesinde8/6/2016 tarihinde işe iade istemli tespit davası açmıştır. Dava dilekçesindebaşvurucu özetle feshin haksız olduğunu, işverenin daha önce de performans eksikliğigerekçesiyle kendisinden savunma aldığını ve iş akdinin tazminatsızfeshedilmesi amacıyla bahane üretildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu çalışmahayatı boyunca işverene sadakat yükümlülüğüne aykırı ve görevini olumsuzetkileyecek davranışının olmadığını vurgulamıştır. Başvurucu ayrıca yargılamasürecindeki beyanlarda, kurumsal e-posta hesabının işveren tarafındanincelenmesinin özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini ve hukuka aykırı olmasınedeniyle hükme esas alınmaması gerektiğini belirtmiştir.
13. İşveren davaya cevabında özetle müfettiş raporundakitespitlere ve başvurucunun ikrar içeren savunmasına dayanarak başvurucununmesai saatleri içinde eşine ait şirketin işlerini takip ettiğini, bu durumunbaşvurucunun performansında kayba neden olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca işsözleşmesi ve işyeri etik kurallarına göre başvurucunun başka bir işteçalışmayacağına dair düzenlemeler olduğu hatırlatıldıktan sonra başvurucunundavranışlarının İş Sözleşmesi'nde ayrıntılı bir şekilde belirtilen çalışanınyükümlülüklerine bu bağlamda özellikle özen yükümlülüğüne aykırı olduğubelirtilmiştir.
14. Yargılama sürecinde tarafların tanıklarıdinlenmiştir. Başvurucunun tanıkları özetle başvurucunun başka bir yerdeçalıştığı ve performans düşüklüğü yaşadığını görmediklerini ancak eşinin adınabir ayakkabı dükkânının mevcut olduğunu ifade etmişlerdir. Davalı tanıkları iseözetle başvurucunun mesai saatlerinde ticari faaliyetleri takip ettiğine birkaçkez şahit olduklarını, ayrıca son dört beş aydır performans düşüklüğü yaşadığınıbildiklerini beyan etmişlerdir.
15. Mahkeme 27/12/2017 tarihinde davanın reddine kararvermiştir. Kararın gerekçesinde; tanık beyanları, başvurucunun savunması,dosyaya sunulan belgeler ile e-posta içerikleri değerlendirilerek eşine aitticari işletmenin işlerini başvurucunun takip ettiğinin sabit olduğu, budurumun başvurucu tarafından da kabul edildiği belirtilmiştir. Ayrıca davacınıne-posta kayıtlarından mesai saatleri içinde ticari faaliyet takibi amacıylayazışmalar yaptığının anlaşıldığı ifade edilmiştir. Başvurucunun görevi dışındaticari faaliyet ile ilgilendiğini kabul ettiği, dosyaya sunulan kayıtlarındavacının mesai saatleri içinde ticari faaliyetine ilişkin iş ve işlemleriyaptığını doğruladığı ve bu durumun performansına olumsuz etki ettiğininbaşvurucu tarafından da beyan edildiği vurgulanmıştır. Başvurucunun özel işleriile işini sekteye uğratacak kadar ilgilenmesinin İş Sözleşmesi'nin gereklerineaykırılık teşkil edeceği, doğruluk ve bağlılık kuralı gereği işçinin gelirgetirici başkaca işlerle mesai saatleri içinde ilgilenmesi ile iş ilişkisininsarsıldığı ve işverenden iş ilişkisini sürdürmesinin beklenemeyeceğibelirtilerek feshin geçerli nedene dayandığı değerlendirmesine yer verilmiştir.
16. Başvurucu vekili; ikrar içeren yazılı savunmasınınbaskı ile alındığını, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) işverenine-posta incelemesini özel hayata saygı hakkının ihlali saydığını, müvekkilininde e-postasının incelenmesinin bu kapsamda olduğunu belirterek istinafbaşvurusu yapmıştır. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 17/7/2018tarihinde delillerin takdirinde isabetsizlik görülmediği ve davalı işvereningeçerli nedeni ispatladığının anlaşıldığı gerekçesiyle istinaf itirazlarınınreddine kesin olmak üzere karar vermiştir.
17. Nihai karar 4/9/2018 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
18. Başvurucu 3/10/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
19. İlgili hukuk (ulusal mevzuat, uluslararasıdüzenlemeler ve AİHM kararları) için bkz. E.Ü. [GK], B. No:2016/13010, 17/9/2020, §§ 22-51.
20. 4857 sayılı Kanunun "Feshin geçerli sebepleredayandırılması" kenar başlıklı 18. maddesi şöyledir:
"Otuz veya daha fazla işçiçalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli işsözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından yada işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebedayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/2 md.) Yer altı işlerindeçalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.
Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66ncı maddesindeki süreler dikkate alınır.
Özellikle aşağıdaki hususlar fesih içingeçerli bir sebep oluşturmaz:
a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleridışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlerekatılmak.
b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak.
c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğanhaklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhineidari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürecekatılmak.
d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aileyükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler.
e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadınişçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek.
f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 incimaddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işegeçici devamsızlık.
İşçinin altı aylık kıdemi, aynıişverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesapedilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde,işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısınagöre belirlenir."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 12/1/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
22. Başvurucu; kurumsal e-posta hesapları ilegerçekleştirdiği yazışmaların bilgilendirme yapılmadan ve rızası alınmadanincelendiğini, bu yazışmalara dayanılarak performans düşüklüğü nedeniyle işakdinin haksız olarak feshedildiğini belirtmiştir. İş performansının her zamanüst düzeyde olduğunu, ayrıca yazılı savunmasının iş akdini sonlandırmakamacıyla banka müfettişlerinin baskısı ve psikolojik tacizi ile alındığınıileri sürmüştür. Eşinin işyeri ve kendisinin e-posta kayıtlarının iş akdininfeshini sağlamaya yönelik bahaneler olduğunu, Bankanın e-posta içerikleriniincelemesi ve Mahkemenin bu içerikleri hükme esas delil olarak kabul etmesisonucu özel hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
23. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak "Özel hayatın gizliliği" kenar başlıklı 20.maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ve ailehayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve ailehayatının gizliliğine dokunulamaz.
...
Herkes, kendisiyle ilgili kişiselverilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyleilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunlarındüzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıpkullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülenhallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasınailişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir."
24. Anayasa'nın “Haberleşme hürriyeti” kenarbaşlıklı 22. maddesi şöyledir:
"Herkes, haberleşme hürriyetinesahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suçişlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veyabaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçınabağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplerebağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmışmerciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğinedokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkiminonayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde,karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir."
25. Özel hayata saygı hakkı Anayasa'nın 20. maddesindekoruma altına alınmıştır. Devlet, kişilerin özel ve aile hayatına keyfî olarakmüdahale etmemek ve üçüncü kişilerin haksız saldırılarını önlemekle yükümlüdür.Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında ise herkesin kendisiyle ilgilikişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ayrıca düzenlenmiş ve güvence altınaalınmıştır. Söz konusu anayasal güvence, Sözleşme'nin 8. maddesinde korumaaltına alınan özel hayata saygı hakkına karşılık gelmektedir. Kişisel verilerinkorunması hakkı, kişinin insan onurunun korunmasının ve kişiliğini serbestçegeliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak bireyin hak ve özgürlüklerinikişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamaktadır (AYM, E.2014/122,K.2015/123, 30/12/2015, §§ 19, 20).
26. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzerekişisel veri -belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla- bir kişiyeilişkin bütün bilgileri ifade etmekte olup bireyin adı, soyadı, doğum tarihi vedoğum yeri gibi sadece kimliğini ortaya koyan bilgileri değil telefon numarası,motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, öz geçmişi,resmi, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, sağlık bilgileri, genetikbilgileri, IP adresi, e-posta adresi, alışveriş alışkanlıkları, hobileri,tercihleri, etkileşimde bulunduğu kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri gibikişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler kişiselveri kapsamındadır (AYM, E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2014/180,K.2015/30, 19/3/2015).
27. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden incelemeyapılabilmesi için öncelikle anılan hak kapsamında korunması gereken birkişisel verinin olup olmadığı belirlenmelidir. Anayasa hükmünün lafzı, konuyailişkin uluslararası belgeler ve karşılaştırmalı hukuk dikkate alındığındabelirli veya belirlenebilir bir gerçek veya tüzel kişi hakkındaki her türlübilgi kişisel veri olarak değerlendirilir. Ancak her davada ya da başvurudaAnayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası anlamında bir kişisel veri bulunupbulunmadığı, davanın ve başvurunun kendine özgü koşulları dikkate alınaraktespit edilir. Bir kişisel verinin bulunduğu tespit edildiğinde bu veriyeyönelik her türlü sınırlama ve müdahale Anayasa’nın anılan hükmü kapsamındakigüvenceleri harekete geçirir (E.Ü., § 59).
28. Ayrıca Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hürriyeti, haberleşmenin yanında içeriği ve biçimi ne olursaolsun haberleşmenin içeriğinin gizliliğini de güvence altına almaktadır.Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı vegörsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması vehaberleşmeye yönelik haksız müdahalelerde bulunulmaması gerekir (YaseminÇongar ve diğerleri, B. No: 2013/7054, 6/1/2015, § 49).
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Somut olayda işverenin başvurucunun kurumsal e-posta hesabını kullanarakyaptığı mesajlaşmalarını denetlemesi ve içeriğini geriye dönük olarakincelemesi sonucu elde ettiği bilgileri, iş akdinin feshine dayanak yapması sözkonusudur. Bu durumla birlikte başvurucunun e-posta bilgileri ve yazışmalarınınbelirli bir gerçek kişi hakkındaki bilgi kapsamında olduğu gözetildiğindebu bilgilere erişilmesinin, bunların kullanılmasının ve işlenmesinin özelhayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı vehaberleşme hürriyeti yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasınıisteme hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
31. Anayasa'nın 12. ve 5. maddesindeki düzenlemelerışığında devletin bireyin temel hak ve özgürlüklerine keyfî olarak müdahaleetmemesinin yanında üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlü kılındığı,bu bağlamda pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğu söylenebilir.Uyuşmazlıkların özel hukuk kişileri arasında gerçekleştiği durumlarda da temelhak ve özgürlüklerin sağladığı güvencelerin yerine getirilip getirilmediğidenetlenirken Anayasa’nın kamusal makamlara yüklediği sorumluluklardan doğrudanözel hukuk kişileri sorumlu tutulamayacağı için taşıdığı koşullarınözelliklerine göre bu tür başvuruların devletin pozitif yükümlülükleribağlamında ele alınması gerekebilir.(Ömür Kara ve Onursal Özbek, B.No:2013/4825, 24/3/2016, § 46; Ali Çığır, B. No: 2015/19298,8/5/2019, §§ 32, 33; Erol Kumcu, B. No: 2015/18988, 9/5/2019, §§ 32, 33;U.B., B. No: 2015/3175, 10/10/2019, §§ 33, 34; E.Ü., § 65).
32. Pozitif yükümlülükler özel hukuk kişilerininbirbirleri ile olan uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin yasal altyapınınoluşturulmasını, söz konusu uyuşmazlıkların adil yargılama gereklerine uygun veusul yönünden güvenceleri haiz bir yargılama kapsamında incelenmesini ve buyargılamalarda temel haklara ilişkin anayasal güvencelerin gözetilipgözetilmediğinin denetlenmesini gerektirir. Bu doğrultuda derece mahkemelerincesöz konusu güvenceler gözardı edilmemeli, işveren ve çalışanlar arasındakiçatışan çıkarlar adil biçimde dengelenmeli, başvuranların temel haklarınayönelik müdahalenin meşru amaca dayalı ve ölçülü olup olmadığıdeğerlendirilmeli, ulaşılan sonuç hakkında hüküm kurulurken ilgili ve yeterligerekçeler sunulmalıdır (Ömür Kara ve Onursal Özbek, §§ 47-50; E.Ü.,§ 66).
33. Yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek işvereninişçinin iletişimini denetlemesi yetkisini kişisel verilerin korunmasını istemehakkı ve haberleşme hürriyeti bağlamında devletin pozitif yükümlülüklerikapsamında irdelemek gerekmektedir. Öncelikle teknolojik gelişmelerinimkânlarından yararlanmak isteyen işverenlerin bilgisayar, internet, e-postagibi iletişim araç ve gereçlerini çalışanın kullanıma sunması nedeniyle oluşanuyuşmazlıklarda işverenin menfaatleri ile işçinin temel hak ve özgürlükleriarasında bir dengeleme yapma gerekliliği doğmaktadır. Bu bağlamda işveren ileçalışan arasındaki ilişkinin iki taraf açısından da belirli hak veyükümlülükler öngören ve esasen güven ilişkisi üzerine kurulu iş sözleşmesiyleşekillendiği unutulmamalıdır. Somut uyuşmazlığın ilgili olduğu iş hukukunundinamik bir niteliğinin olduğu, ayrıca iş ilişkilerinin genel kurallardanfarklı, kendine özgü bazı hukuki kurallar içerdiği de dikkate alınmalıdır (E.Ü.,§ 68).
34. Bu bağlamda işlerin etkin bir şekilde yürütülmesi ilebilgi akışının kontrolünü sağlamak, işçinin eylemlerine bağlı cezai ve hukukisorumluluğa karşı korunmak, verimliliği ölçmek veya güvenlik endişeleri gibihaklı ve meşru görülebilecek nedenlerle işverenin yönetim yetkisi kapsamındakural olarak işçinin kullanımına sunduğu iletişim araçlarını denetleyebileceğive kullanıma ilişkin sınırlamalar öngörebileceği söylenebilir. Ancak işvereninyönetim yetkisinin işyerinde işin yürütülmesi, işyerinin düzeninin vegüvenliğinin sağlanmasıyla sınırlı olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamdaişverenin yetki ve haklarının sınırsız olmadığı, çalışana tanınan temel hak veözgürlüklerin somut olayda haberleşme hürriyeti ve kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkının işyeri sınırları dâhilinde de korunduğu, aynızamanda kısıtlayıcı ve uyulması zorunlu işyeri kurallarının çalışanların temelhaklarının özünü zedeleyecek nitelikte olmaması gerektiği vurgulanmalıdır. Buçerçevede işyerinde kullanıma sunulan iletişim araçlarının işverene ait olduğugözetilerek sırf bu nedenle bile işverenin iletişim araçları üzerinde sınırsızve mutlak bir gözetleme ve denetleme yetkisinin olduğunu kabul etmek, işçinindemokratik bir toplumda temel hak ve özgürlüklerine işyerinde de saygıgösterilmesi gerektiği yönündeki haklı beklentisiyle uyuşmayacaktır (E.Ü.,§ 69).
35. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde devletin pozitifyükümlülükleri kapsamında Anayasa Mahkemesinin özellikle derece mahkemelerinin-somut olayın koşullarına uygun düştüğü ölçüde- aşağıda belirtilen güvencelerinsomut olayda hakka müdahale eden üçüncü kişi tarafından sağlanıp sağlanmadığınıgereği gibi denetleyip denetlemediğini incelemesi gerekir:
i. İşverenin çalışanın kullanımına sunduğu iletişimaraçlarının ve iletişim içeriklerinin incelenmesinin haklı olduğunu gösterenmeşru gerekçeleri olup olmadığı denetlenmelidir. Bu durumda işvereningerekçelerinin ifa edilen işin ve işyerinin özellikleri de gözetilerek meşruolup olmadığı irdelenmelidir. Bu denetlemede iletişim akışı ile iletişimiçeriklerinin incelenmesi arasında ayrım yapılarak içeriklerin incelenmesiyönünden daha ciddi gerekçeler aranmalıdır.
ii. Demokratik bir toplumda iletişimin denetlenmesi vekişisel verilerin işlenmesi süreci şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmeli vebunun bir gereği olarak da süreçle ilgili olarak çalışanlar işveren tarafındanönceden bilgilendirilmelidir. Uluslararası hukuk ve karşılaştırmalı hukukdikkate alındığında bu bilgilendirmenin -somut olayın özelliklerine uygundüştüğü ölçüde- en azından iletişimin denetlenmesi ile kişisel verilerinişlenmesinin hukuki dayanağı ve amaçları, denetlemenin ve veri işlemeninkapsamı, verilerin saklanacağı süre, veri sahibinin hakları, denetlemenin veişlemenin sonuçları ile verilerin muhtemel yararlanıcıları hususlarınıkapsaması gerekir. Ayrıca bildirimde iletişim araçlarının kullanımına ilişkinolarak işveren tarafından öngörülen sınırlamalara da yer verilmelidir.Bilgilendirmenin mutlaka belli şekilde yapılması şart olmayıp şeffaflığısağlamak bakımından bireylere, kişisel verilerin işlenmesine ve iletişimindenetlenmesine ilişkin süreçten yukarıda belirtilen kapsamda haberdar olmaimkânı sağlayan uygun bir yöntem tercih edilebilir.
iii. Çalışanın kişisel verilerinin korunmasını istemehakkına ve haberleşme hürriyetine işveren tarafından yapılan müdahale,ulaşılmak istenen amaç ile ilgili ve bu amacı gerçekleştirmeye elverişliolmalıdır. Ayrıca inceleme faaliyetiyle elde edilen verilerin işverentarafından hedeflenen amaç doğrultusunda kullanılması gerekir.
iv. İşveren tarafından çalışanın kişisel verilerininkorunmasını isteme hakkına ve haberleşme hürriyetine işveren tarafından yapılanmüdahalenin gerekli kabul edilebilmesi için aynı amaca daha hafif bir müdahaleile ulaşılması mümkün olmamalı, müdahale ulaşılmak istenen amaç bakımındanzorunlu olmalıdır. Çalışanın iletişiminin içeriğine girilmesi yerine onunkişisel verilerine daha az müdahale eden yöntem ve tedbirlerin uygulanmasınınmümkün olup olmadığı denetlenmelidir. Bu kapsamda işverenin ulaşmak istediğiamaca çalışanın iletişimi incelenmeden de erişilme imkânı olup olmadığı her birvakıanın somut özellikleri ışığında değerlendirilmelidir.
v. İşveren tarafından başvurucunun kişisel verilerininkorunmasını isteme hakkına ve haberleşme hürriyetine yönelik müdahaleninorantılı kabul edilebilmesi için ise iletişimin denetlenmesi ile işlenecek veyaherhangi bir şekilde yararlanılacak veriler ulaşılmak istenen amaçla sınırlıolmalı, bu amacı aşacak şekilde sınırlama ya da müdahaleye izin verilmemelidir.
vi. Ayrıca iletişimin incelenmesinin muhatabı olançalışan üzerindeki etkisi ve çalışan bakımından sonuçları gözönünde tutularaktarafların çatışan menfaat ve haklarının adil bir biçimde dengelenipdengelenmediğine bakılması gerekmektedir. Taraflardan birine şahsi olarak aşırıbir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde devletin pozitif yükümlülükleriniyerine getirmediği sonucuna varılabilir (E.Ü., § 70).
b. İlkelerinUygulanması
36. Başvurucu; e-posta hesabının incelenmesinin özelhayat alanına ve haberleşme hürriyetine haksız bir müdahale oluşturmasınarağmen açtığı işe iade davasında bu yönde bir tespit yapılmadığını,mahkemelerce verilen kararlar nedeniyle söz konusu müdahalelerin meşru hâlegetirildiğini iddia etmiştir. Bu kapsamdaki iddiaların yukarıda belirtilenesaslar gözetilerek değerlendirilmesi gerekmektedir.
37. Öncelikle işverenin işçinin kullanımına sunulaniletişim araçlarını denetlemesi ve çalışanın kişisel verilerinin işlemesineilişkin olarak 4857 sayılı Kanun'da özel bir düzenleme olmadığı görülmüştür.Ancak Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde yer bulan özel hayata saygı hakkı kapsamındakişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ve haberleşme hürriyetine ilişkingüvenceler ile 6698 sayılı Kanun ve hukuk sistemimizde mevcut olan geneldüzenlemelerin iş hukuku uyuşmazlıklarında uygulanması yönünde bir engelolmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda yasal altyapı oluşturmak bağlamında pozitifyükümlülüklerin yerine getirilmiş olduğu söylenebilir (E.Ü., § 69).
38. Başvuru konusu olayda başvurucu, çok sayıda çalışanıistihdam eden özel bir bankanın çalışanıdır. Başvurucu adına tanımlanmışkurumsal e-posta hesabının mevcut olduğu ve başvurucunun kullanımına sunulan bue-posta hesabının işveren tarafından incelendiği hususlarında başvuran ileişveren arasında bir ihtilaf olmadığı görülmüştür. Çok sayıda çalışanı olduğuve kurumsal olarak finans hizmeti verdiği anlaşılan işverenin çalışanlarınakurumsal e-posta hesabı oluşturmak suretiyle kişisel verileri işlemesinin veiletişim akışını denetim altında tutmasının işlerin etkin bir şekildeyürütülmesini sağlama amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumdakurumsal e-posta hesabının iletişim akışına ve içeriğine erişilecek şekildekullanıma sunulmasının somut olayda işyerinin yönetimi bakımından meşru birmenfaat teşkil ettiği, ayrıca hedeflenen amacı sağlamaya elverişli bir yöntemolduğu söylenebilir.
39. Öte yandan e-posta hesabı üzerinden yapılaniletişimin denetlenebileceğine ve iletişim araçlarının kullanım koşullarınailişkin olarak önceden tam ve açık bir bilgilendirme yapılmadığı hâllerde temelhak ve özgürlüklerinin işyerinde de korunacağı yönündeki haklı beklentiyleçalışan kişinin kurumsal e-posta üzerinden kişisel yazışmalar yapabileceğininişveren tarafından da öngörülebilecek bir durum olduğu vurgulanmalıdır. Buradanhareketle çalışana açık bir bilgilendirmenin yapılmadığı hâllerde hak veözgürlüklerine bir müdahalede bulunulmayacağı hususunda çalışanların makul birbeklenti içinde olacaklarının kabul edilmesi, temel hak ve özgürlüklerin sağladığıgüvencelerden yararlandırılması gerektiği söylenebilir (E.Ü., § 75).
40. Bununla birlikte açık bir bilgilendirme yapılmasıhâlinde işverenin kurumsal e-postayı incelemeden önce çalışanın ayrıca rızasınıalması beklenemez. Bu bağlamda bilgilendirme sonrası işverenin denetlemeyetkisine ilişkin bir itiraz şerh edilmediği sürece çalışanın rızasının mevcutolduğu ve aksi kanıtlanana kadar da bu rızanın geçerli olduğunun kabulügerektiği vurgulanmalıdır.
41. Somut olayda başvurucu bilgilendirme yapılmadan verızası olmadan kurumsal e-posta hesabının incelediğini ileri sürmüştür.Başvurucunun bağlı olduğu iş akdi incelendiğinde (bkz. §§ 7, 8) başvurucuyatahsis edilen kurumsal e-postanın sadece iş amaçlı olarak kullanılacağının vekurumsal e-postanın banka yönetimi tarafından haber verilmeksizindenetlenebileceğinin, personelin bu konuda itirazının olmayacağı ve talimatlarauyacağı hususlarının düzenlendiği görülmüştür. Ayrıca iş sözleşmesinde çalışaniçin belirlenen yükümlülüklere -kurumsal e-postanın amacına uygun kullanılması,performans düşüklüğü tespiti, başka işte çalışma yasağı- uyulmaması durumundaiş akdinin feshedilebileceğinin açıkça düzenlendiği anlaşılmaktadır.
42. Bu durumda işverenin iş sözleşmesinde, kurumsale-postanın kullanımına ilişkin sınırları, e-postanın denetlenme usulü veinceleme yetkisini, işçinin işini yürütürken ve e-postayı kullanırken uymasıgereken yükümlülükleri ile belirlenen yükümlülüklere uyulmaması durumunda 4857sayılı Kanun çerçevesinde nasıl yaptırım uygulanacağını belirlediğisöylenebilir. Bu durum gözetildiğinde başvurucunun kullanımına sunulan kurumsale-postanın denetlenebileceği ve denetimin usulüne ilişkin önceden İşSözleşmesi'yle açıkça bildirim yapıldığı, ayrıca İş Sözleşmesi'nde belirlenendenetleme usulü ve yetkisine başvurucunun İş Sözleşmesi'ni imzalayarak rızagösterdiği kabul edilmelidir. Ayrıca başvurucunun bu rızanın geçerli olmadığınadair bir iddiası ya da açıklaması olmadığı görülmüştür.
43. Öte yandan somut olayda işverenin yaptığı müdahaleninkapsamının tartışılması gerekir. Bu bağlamda yargılama kapsamında başvurucununişveren tarafından sunulan yazışmaları ve yargılama süreci bir bütün hâlindedeğerlendirildiğinde işverenin başvurucunun başka bir işte çalıştığı iddiasınıdestekleyen mesajları incelediği veiddiasını kanıtlamak amacıyla sadece yargısürecinde kullandığı görülmüştür. Bu durumda işverenin inceleme amacı dâhilindebir denetleme gerçekleştirdiği, inceleme sonucu elde edilen verileri amacauygun kullandığı söylenebilir. Ayrıca işverenin kurumsal e-postayı incelemeamacına uygun olmayacak şekil ve kapsamda incelediği ve denetleme sonuçlarınınamaca uygun kullanılmadığı yönünde başvurucunun bir iddiasının bulunmadığıvurgulanmalıdır.
44. Bununla birlikte yargılama süreci incelendiğinde; Mahkemeninsadece kurumsal e-postanın incelenmesi ile elde edilen bilgi ve belgelere değiltanık anlatımları, iş sözleşmesi, işyeri dosyası ve dosyaya sunulan diğerbelgeleri de değerlendirerek bir sonuca ulaştığı, ilgili ve yeterli gerekçesunduğu görülmüştür. Ayrıca bir vekille temsil edilen başvurucunun yargılamasürecine etkin olarak katılımının sağlandığı anlaşılmaktadır.
45. Açıklanan gerekçelerle özel hukuk iş ilişkilerindendoğan uyuşmazlığı karara bağlayan derece mahkemeleri tarafından pozitif yükümlülüklerinyerine getirildiği anlaşıldığından başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesindegüvence altına alınan özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkı ile Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınanhaberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özelhayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı veAnayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin İHLALEDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 12/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.