TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CEM ÖZEN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1328)
Karar Tarihi: 29/9/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucu
:
Cem ÖZEN
Vekili
:
Av. Nilgün GÜRBÜZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, haksız gözaltı ve yakalama sırasında kötü muameleyemaruz bırakılma nedenleriyle işkence ve kötü muamele yasağı ile kişi hürriyetive güvenliğinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/1/2014 tarihinde Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıylayapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 23/12/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 22/1/2016 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş2/2/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşünekarşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
1. Başvurucu ile PolisMemurları Arasında Gelişen Olaylar
8. Başvurucu, Antalya Büyükşehir Belediyesinde işçi olarakçalışmakta olup 20/3/2013 tarihinde saat 15.20 sıralarında Antalya Lisesiönünde üç kişinin polisler tarafından durdurulduğunu ve kimlik kontrolüyapıldığını görmesi üzerine polislerin ne yapacaklarını merak ederek olayıizlemeye başlamıştır. Bu sırada başvurucunun elinde temizlik aracına ait olanyaklaşık 30 cm uzunluğunda metal bir çubuk bulunmaktadır.
9. Polis memurları başvurucuya kendilerinin polis olduklarını veihbar üzerine anılan kişileri durdurduklarını belirtmiş ve başvurucudan olayyerinden ayrılmasını istemişlerdir.
10. Başvurucunun olay yerinden ayrılmaması ve polis memurlarınındurdurdukları kişilere yönelik işlem yapmalarına sözlü olarak müdahale etmesiüzerine gözaltına alınmak istenmiş, başvurucunun kelepçe taktırmamak içindirenmesi ve elindeki metal çubuğu bırakmaması üzerine polis memurlarıtarafından kuvvet kullanılarak gözaltına alınmıştır. Başvurucunun gözaltıişlemine direnişi ve elindeki metal çubuğun alınmaya çalışılması sırasında birpolis memuru tarafından başvurucuya biber gazı sıkılmıştır.
11. Başvurucu ile polis memurları arasında yaşanan olaylarsırasında başvurucu ve bir polis memuru yaralanmıştır.
12. Başvurucuya gözaltı giriş işlemleri için adli muayene raporualdırılmış, ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından 21/3/2013 tarihindesaat 02.06'da gözaltı çıkış muayenesi yaptırıldıktan sonra salıverilmiştir.
2. Sağlık Raporları
13. Başvurucu hakkında gözaltı giriş işlemleri için AntalyaEğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 20/3/2013 tarihli ve 16.34saatli adli muayene raporunda, sağ el bileği iç kısmında ve üst kısımda ikiadet doku kayıplı lezyon sıyrık, sol el üst kısımda yüzeysel bir adet sıyrık,ense sağ alt kısımda yüzeysel kızarıklık tespit edilmiştir.
14. Başvurucu hakkında gözaltı çıkış işlemleri için aynı hastanetarafından düzenlenen 21/3/2013 tarihli ve 02.06 saatli adli muayene raporundada gözaltı giriş raporuyla aynı bulgular tespit edilmiştir.
15. Polis memuru A.Ü. hakkında olayın ardından düzenlenen adlimuayene raporunda, sağ el 2., 3., 5. parmaklar ve sol el 1 ve 4. parmaklarüstünde 1x1 cm'lik doku kayıplı sıyrık, sol el 5.parmakta ödem ve şişlik tespit edilmiştir.
3. Başvurucu HakkındaYürütülen Adli İşlemler
16. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/7044 esas sayılıiddianamesi ile başvurucu hakkında, görevi yaptırmamak için direnme suçundankamu davası açılmıştır.
17. Yargılamayı yürüten Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesi2/12/2013 tarihli ve E.2013/233, K.2013/770 sayılı kararıyla, başvurucunun beraatine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"...kolluk kuvvetlerinin başvurucununuzaklaşmasını istemesine rağmen başvurucunun sözlü müdahalelere devam ederekolay yerinden uzaklaşmadığı, bu sırada kalabalığın toplandığı, ... ,başvurucunun kolluk kuvvetlerine yönelik cebir ve şiddet göstermediği gibitehdit içeren bir söz sarfetmediği, müştekinin zorkullanma yetkisi kapsamında sanığa müdahale ettiği esnada kendi eylemisonucunda yaralandığı anlaşıldığından başvurucuya yüklenen fiilin kanunda suçolarak tanımlanmamış olması gerekçesiyle beraatine [kararverilmiştir]."
18. Anılan karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
4. Başvurucunun KötüMuameleme İddiaları Hakkında Yürütülen Adli İşlemler
19. Başvurucunun, görevi yaptırmamak için direnme suçu isnadıylahakkında yürütülen soruşturma kapsamında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından alınan ifadesinde, polis memurları tarafından kötü muameleye maruzbırakıldığına ilişkin şikâyette bulunması üzerine anılan iddiaya ilişkinsoruşturma başlatılmıştır.
20. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/17951 sayılıdosyasına kayıtlı olarak yürütülen soruşturma kapsamında başvurucunun beyanı veşüpheli polis memurlarının ifadeleri alınmış, adli muayene raporları vetutanaklar değerlendirilmiştir. Savcılık tarafından ayrıca olay yerini gören işyeri güvenlik kameraları bulunup bulunmadığına yönelik araştırma yapılmış,kamera kaydına rastlanmamıştır.
21. Alınan beyanında başvurucu; olay günü Antalya Lisesininbahçe duvarının yanındaki sokakta kullanmış olduğu aracın bir parçasını takmaküzere bulunduğu sırada bir motosikletli polis (Yunus) timinin geldiğini,sokakta bulunan 3-4 gence kimlik sorduklarını, bu gençleri tanımadığını,polisleri görünce durup ne yapacaklar diyebeklemeyebaşladığını, polislerin gençleri duvara yasladıklarını ve kimlik istediklerini,hakkınızda ihbar var dediklerini, kendisinin aynı zamanda sol görüşlü birsiyasi partinin yöneticisi olduğunu bu nedenle bir vatandaş olarak polislerinne yapacağını beklemeye başladığını, polislerin kendisini görünce "sen git" dediklerini, kendisinin isegitmeyeceğini ifade ettiğini, "git bizpolis memuruyuz" dediklerini, kendisinin ise merak ettiğini vegörmek istediğini beyan ettiğini, bunun üzerine polis memurlarının kendisine"elini ver sana kelepçe takacağız"dediklerini, "ben bir suç işlemedimvermeyeceğim bu gençlerde bir suç işlemedi, bu şekilde davranamasınız"dediğini, polis memurlarından birinin bileğini kavrayarak kelepçenin birtanesini koluna taktığını, kendisinin diğerini taktırmayacağını, doğru bir işyapmadıklarını ifade ettiğini, defalarca da bunları tekrarladığını bununüzerine kendisine biber gazı sıktıklarını belirtmiştir.
22. Başvurucu verdiği beyanda ayrıca, ne polislerin kendisine nede kendisinin polislere karşı herhangi bir fiziki müdahalede bulunmadığını,sadece kelepçe takıp takmama konusunda aralarında bir arbede yaşandığını,kendisini yere yatırarak kelepçelediklerini, polis memurunun elindeki bibergazına ait sprey yere düşünce tekrar sıkmamaları için yerden alıp uzak bir yereattığını, kendisini kelepçeledikten sonra ayağa kaldırdıklarını, bu sırada olayyerine başka polis memurlarının da geldiklerini, kendisini öğrencilerdenbiriyle aynı araca koyarak Sema Yazar Semt Polikliniğine götürerek raporaldırdıklarını belirtmiş, herhangi bir suçu olmamasına rağmen kendisini zorlayere yatıran ve biber gazı sıkan polislerden bu uygulamaları nedeniyleşikâyetçi olduğunu ifade etmiştir.
23. Şüpheli polis memuru A.Ö. ifadesinde, MuratpaşaMotorize Ekipler Amirliği'nde görev yaptığını, kaçak dergi ve gazete ihbari üzerine olay yerine gittiklerini ve kimseyibulamadıklarını, Antalya Lisesi yakınlarında 20-25 yaşlarında çantalı 3 çocukgördüklerini, yanlarına giderek çantalarında ne olduğunu sorduklarını, çantadan14-15 adet dergi çıkardıklarını, gençlere dağıtma izinlerinin olupolmadıklarını sorduklarında, orada bulunan belediyenin temizlik görevlisinin"bırakın bu çocukları bu çocuklar esrareroin satmıyor" dediğini, kendileri "biz olayı araştırıyoruz"dediklerinde, "kimlik kontrolüyapamazsınız, çocukların kimliklerine de bakamazsınız" diyerekçıkıştığını, "lütfen beyefendigörevimizi yapmamızı engellemeyin aksi takdirde hakkınıza işlem yaparız"diye uyardıklarını, bu şahsın ortalığı karıştırmak için yüksek sesle devrimiçerikli farklı cümleler kullandığını,sonra şahsın yanınagiderek zor kullanmak suretiyle etkisiz hâle getirmekistediklerini ancak şahsın direndiğini, yere yatırıp şahsa kelepçetaktıklarını, ardından diğer şahıslarla birlikte işlem yapmak üzere polismerkezi amirliğine getirilerek tutanak tanzim ettiklerini, olayda kendisinin deyaralandığını, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
24. Şüpheli K. Ö. ifadesinde, MuratpaşaMotorize Ekipler Amirliği'nde görev yaptığını, olay günü bir ihbar üzerine78264 kod nolu ekip olarak olay yerine gittiklerini,Antalya Lisesi yakınlarında ihbar ile ilgili şüpheli üç genci durdurupçantalarına baktıklarını, çantadan 14-15 adet dergi çıktığını, gençlere dergiiçin dağıtım izni alıp almadıklarını sorduklarında, orada bulunan belediyetemizlik görevlisinin "bırakın buçocukları bu çocuklar esrar eroin satmıyor, kimlik kontrolü yapamazsınız,çocukların kimliklerine de bakamazsınız" demesi üzerine,görevlerini yaptıklarını ve engellememesini söylediklerini ancak şahsındevrimci kelimeler kullanarak konuşmalarına devam ettiğini, ekip arkadaşı A.Ü.'nün şahsın yanına yasal işlem yapmak üzeri gittiğindeşahsın direndiğini, bunun üzerine şahsa zor kullanma yetkisini çerçevesindemüdahale ettiğini ve yere yatırıp kelepçe taktığını, şahsın elinde 30 cmuzunluğunda araca ait metal bir aparatın bulunduğunu, şahsın uzun süredirendikten sonra A. Ü. tarafından etkisiz hâle getirildiğini, görevyapmalarına engel olduğu için şahsa işlem yapmak zorunda kaldıklarını,suçlamaları kabul etmediklerini beyan etmiştir.
25. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 21/6/2013 tarihli ve2013/21367 sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiştir. Anılan kararıngerekçesi şöyledir: "... şüphelilerinzor kullanma yetkilerinin sınırlarını aşarak başvurucuya etkili eylemdebulunduklarına ve atılı suçu işlediklerine dair soyut iddia dışında kamu davasıaçılmasına yeterli delil bulunmadığı [anlaşılmıştır]."
26. Başvurucu tarafından bu karara karşı yapılan itiraz, Manavgat1. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/10/2013 tarih ve 2013/1750 Değişik İş sayılıkararıyla usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
27. Anılan karar 2/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,başvurucu 29/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
28. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve SalahiyetKanunu'nun 13. maddesi şöyledir:
"Polis,
A) Suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakıncabulunan diğer hâllerde suç işlendiğine veya suça teşebbüs edildiğine dairhaklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri,
...
E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığıtedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri,
...
eylemin veya durumun niteliğine göre; korumaaltına alır, uzaklaştırır ya da yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar.
Yakalanan kişilerin kaçması veya saldırıdabulunmasının önlenmesi bakımından kişinin sağlığına zarar vermeyecek şekildeher türlü tedbir alınabilir.
Yakalanan kişilere, yakalama sebebi herhaldeyazılı ve bunun mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak derhal; toplu suçlarda iseen geç bu kişiler hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
...
Yakalanan kişilerden suç işlediği şüphesialtında olanlar adlî mercilere sevk edilir. ... Yakalama sebebi ortadankalkanlar derhal serbest bırakılır."
29. 2559 sayılı Kanun'un ek 6. maddesi şöyledir:
".
Edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyetüzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan polis, olay yerinde kişilerinve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi vesuçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için derhal gereklitedbirleri alır.
Bir suç işlendiği veya işlenmekte olduğubilgisini edinen polis, olay yerinin korunması, delillerin tespiti,kaybolmaması ya da bozulmaması için acele tedbirleri aldıktan sonra el koyduğuolayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhal Cumhuriyetsavcısına bildirir ve Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda işinaydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapar.
...
Olay yerinde görevine ait işlemlere başlayanpolis, bunların yapılmasına engel olan veya yetkisi içinde aldığı tedbirlereaykırı davranan kişileri, işlemler sonuçlanıncaya kadar ve gerektiğinde zorkullanarak bundan men eder.
..."
30. 5237 sayılı Kanun’un 256. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Zor kullanma yetkisine sahip kamugörevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiğiölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkinhükümler uygulanır.”
31. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemeleriKanunu'nun 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka birsuretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamudavasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğiniaraştırmaya başlar."
32. 5271 sayılı Kanun'un 172. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Cumhuriyet savcısı,soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüpheoluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmamasıhâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. .."
33. 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yerolmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısınınyargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır cezamahkemesi başkanına itiraz edebilir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 29/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucu, kanunda suç olarak tanımlanmayan bir eylemnedeniyle gözaltına alındığını nitekim hakkında yürütülen yargılamanın beraatkararı ile sonuçlandığını, yakalama sırasında yaralanmasına sebebiyet verecekşekilde orantısız kuvvet kullanıldığını ve bu konuda yaptığı şikâyet üzerineetkili bir soruşturma yürütülmediğini belirterek, kişi hürriyeti ve güvenliği,işkence ve kötü muamele yasağı, adil yargılanma hakkı, etkili başvuru hakkı ileeşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, suç işlememesine karşın hukukaaykırı olarak gözaltına alındığına ilişkin şikâyetleri Anayasa'nın 19.maddesinde koruma altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği, yakalama sırasındayaralanmasına sebebiyet verecek şekilde orantısız kuvvet kullanıldığını ve bukonuda yaptığı şikâyet üzerine etkili bir soruşturma yürütülmediğine yönelikiddiaları ise Anayasa'nın 17. maddesinde koruma altına alınan işkence ve kötümuamele yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
37. Başvurucu, kanunda suç olarak tanımlanmayan bir eylemnedeniyle gözaltına alındığını nitekim hakkında yürütülen yargılamanın beraatkararı ile sonuçlandığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmektedir.
38. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
" Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenarbaşlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
" İhlale neden olduğu ileri sürülenişlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuruyollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
40. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
41. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddiaedilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucununAnayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkiliidari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahipolduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda busüreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olmasıgerekir (Ayşe Zıramanve Cennet Yeşilyurt, § 17).
42. Tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olmalarıyanında, telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarınınkanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
43. 5271 sayılı Kanun'un koruma tedbirleri nedeniyle tazminatkonusunu düzenleyen 141. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Madde 141 - (1) Suç soruşturması veyakovuşturması sırasında;
...
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veyatutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
44. 5271 Sayılı Kanun'un koruma tedbirleri nedeniyle tazminatkonusunu düzenleyen 141. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince; uygulanankoruma tedbirinin niteliğine göre asıl davada hüküm verilmesine gerekbulunmayan hâllerde yargılamanın sonucu beklenmeksizin (Hikmet Kopar ve diğerleri, B. No:2014/14061, 8/4/2015, § 68), asıl davada hüküm verilmesini gerektiren hallerdeise verilecek hükmün kesinleşmesinin ardından 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesihükümlerine göre tazminat talep edilmesi mümkündür.
45. Bu kapsamda, açılacaktazminat davasındaileri sürülen ihlal iddiası açısından uygun birgiderim sağlanması mümkün görünmektedir.
46. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen davayolunun, başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukukyolu olduğu, başvurucunun anılan yolu tükettiğine yönelik herhangi bir bilgibelge sunmadığı değerlendirildiğinde anılan şikâyetin incelenmesinin ikincillikilkesi gereği mümkün olmadığı tespit edilmiştir.
47. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. İşkence ve KötüMuamele Yasağının İhlal Edildiğine ilişkin İddia
48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
49. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
"Herkes, … maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
50. Başvurucu, polis memurları tarafından kendisine karşıorantısız kuvvet kullanılması ve yakın mesafeden biber gazı sıkılması nedeniyleişkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
51. Bakanlık görüşünde, işkence ve kötü muamele yasağıkapsamında yakalamayı gerçekleştirmek ve direnişi kırmak amaçlarıyla orantılıkuvvet kullanımının yasaklanmadığı, somut olayda başvurucunun elindeki metalparçasının alınarak fiziksel olarak etkisiz hâle getirilmeye çalışıldığı sıradabaşvurucuyla birlikte bir polis memurunun da yaralandığını, Savcılık tarafındanyapılan soruşturmada zor kullanma yetkisinin sınırının aşıldığına ilişkinyeterli delil elde edilemediği belirtilmiştir.
i. Genel İlkeler
52. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddeninbirinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında dakimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye"tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.
53. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi istisna öngörmemekte ve işkence,insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının mutlakmahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak mahiyeti Anayasa'nın15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başkabir genel tehlike hâlinde dahi istisna öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme'nin15. maddesi kapsamında da benzer bir düzenleme ile kötü muamele yasağınailişkin herhangi bir istisna öngörülmemiştir (AliRıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 74).
54. Öte yandan bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmışolması gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup her olayda asgari eşiğinaşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarakdeğerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsaletkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önemtaşımaktadır (Tahir Canan, § 23).Değerlendirmeye alınacak bu unsurlara muamelenin amacı ve kastı ile ardındakisaik de eklenebilir. Ayrıca kötü muamelenin, heyecanın ve duyguların yükseldiğidurumda meydana gelip gelmediği de dikkate alınması gereken diğer bir faktördür(Cezmi Demir ve diğerleri, § 83).
55. Bir ceza veya muamelenin “insanlıkdışı” ya da “aşağılayıcı”olarak nitelendirilebilmesi için belirli bir yasal muamele veya ceza ilebağlantılı ıstırap veya aşağılamanın kaçınılmaz unsurlarının ötesine geçmesigerekmektedir (Soering/Birleşik Krallık, B.No:14038/88, 7/7/1989, § 100).
56. Anayasa'nın 17. maddesi ve Sözleşme’nin 3. maddesi, belirlibir yasal muamele kapsamında, bir yakalamayı gerçekleştirmek için güçkullanımını yasaklamamaktadır. Ancak sınırları belli bazı durumlarda ve sadecekaçınılmaz ve asla aşırı olmaması koşuluyla güvenlik güçleri tarafından gücebaşvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul edilmektedir (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No:2013/3924, 6/1/2015, § 81,82).
57. Kolluk görevlileri, görevini yaparken direnişle karşılaşmasıhâlinde bu direnişi kırmak amacıyla ve direnişi kıracak ölçüde zor kullanmayayetkilidir. Fiili bir saldırının varlığı hâlinde kolluk görevlileri ayrıcameşru savunma kapsamında zor kullanma yetkisine sahiptirler. Ancak, zor kullanımıyalnızca zorunlu hallerde başvurulabilecek bir yol olduğu gibi, başvurulacakgüç ölçülü ve kademeli olmalıdır (ArifHaldun Soygür, B.No:2013/2659, 15/10/2015, § 51).
ii. Genel İlkelerin OlayaUygulanması
58. İncelemeye konu olayda, başvurucunun polis memurlarıtarafından kontrol altına alınması sırasında birtakım yaralanmaların meydanageldiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda, uygulanan kuvvetinyakalama/etkisiz hâle getirme amacıyla ve başvurucunun saldırısı/direnişiyleorantılı olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
59. Başvurucu, aldıkları bir ihbar üzerine durdurdukları üç kişihakkında işlem yapmakta olan polis memurlarına yönelik sözlü olarak müdahaledebulunmuştur. Polis memurlarının başvurucudan müdahale etmemesini istemesinekarşın başvurucunun yapılan uygulamaya müdahil olamaya devam etmesi üzerinebaşvurucu hakkında gözaltı işlemi uygulanmak istenmiş, başvurucunun direnmesive elindeki 30 cm uzunluğundaki metal çubuğu bırakmaması üzerine başvurucuyakuvvet uygulanmış ve biber gazı sıkılmıştır.
60. Polis memuru A.Ü.'nün başvurucununelindeki çubuğu almaya çalıştığı, başvurucunun direnmesi üzerine hem polismemurunun hem başvurucunun elinde yaralanma meydana geldiği, başvurucunundirenmeye devam etmesi üzerine biber gazı sıkıldığı anlaşılmaktadır. Başvurucu,kuvvet kullanılarak yere yatırılmış ve kelepçelenerek polis merkezinegötürülmüştür.
61. Sağlık raporunda tespit edilen yaralanmaların, polismemurları tarafından başvurucunun yere yatırılarak kelepçelenmesi ve elindekiçubuğun alınması için uygulanan kuvvetle uyumlu olduğu, başvurucunun anılaneylemler dışında bir kuvvet kullanımı iddiasında da bulunmadığıdeğerlendirildiğinde zor kullanma sınırının aşıldığı sonucuna ulaşılamamış,başvurucunun maruz kaldığı müdahalenin, belirli bir yasal muamele ilebağlantılı ıstırabın kaçınılmaz unsurlarının ötesine geçmediği tespitedilmiştir.
62. Açıklanan nedenlerle işkence ve kötü muamele yasağının ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altınaalınan işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddialarınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altınaalınan işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağınınİHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE29/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.