TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
CEM TAYFUN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/99)
Karar Tarihi: 17/4/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Heysem KOCAÇİNAR
Başvurucu
:
Cem TAYFUN
Vekili
:
Av. Levent ÖZÇELİK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, emekli aylığına ek kadrosuzluk tazminatının iki yılödenmesinin ardından ödeme işleminin sehven yapıldığı gerekçesiyle kesilmesi veödenen bu meblağın iadesinin istenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/1/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu; Gülhane Askerî Tıp Fakültesi (GATA) Radyoloji AnaBilim başkanı olarak tuğamiral rütbesiyle görev yapmakta iken 17/4/2012tarihinde, rütbede bekleme süresini doldurmadan kendi isteğiyle emekliyeayrılmıştır. Kendi isteğiyle emekliye ayrılan başvurucuya 44 yıl 8 ay 16 günlükçalışma süresi esas alınarak 1. derece 4. kademe üzerinden kadrosuzluktazminatı uygulanmak suretiyle aylık bağlanmıştır.
7. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) 21/3/2014 tarihliişlemle, bulunduğu rütbede dört yıl bekleme süresini doldurmadan kendiisteğiyle emekliye ayrılan başvurucuya kadrosuzluk nedeniyle ödemeyapılmayacağına ve yapılan toplam 12.833,46 TL ödemenin borç olarakkaydedilmesine karar vermiştir. Kaydedilen borç başvurucunun emekli aylığındanyapılan kesintilerle taksitler hâlinde tahsil edilmiştir.
8. Başvurucu 29/4/2014 tarihli dilekçesiyle SGK'nın21/3/2014 tarihli işleminin iptali talebiyle dava açmıştır.
9. Ankara 3. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 27/172015 tarihindedavanın reddine karar vermiştir. Mahkemenin anılan kararında, 27/7/1967 tarihlive 626 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nda bulunduğu rütbedebekleme süresini doldurmadan kendi isteğiyle emekliye ayrılan general veamirallerin kadrosuzluk tazminatından yararlandırılacaklarına dair birdüzenleme bulunmadığına işaret edilmiştir.
10. Hüküm, başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Danıştay Onbirinci Dairesi 11/9/2015 tarihli kararla ilk derecemahkemesi kararını onamıştır.
11. Nihai karar 14/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu5/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Kanun Hükümleri
12. 926 sayılı Kanun'un "Genaral ve amiral miktarları" kenar başlıklı49. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
f) (Değişik: 9/8/1993 -KHK - 499/9 md.) Bekleme süreleri sonunda terfiettirilemeyen general ve amiraller emekliye sevk edilirler.
Bunlardan:
I – Bekleme ve görev süresi sonunuda emekliye sevk edilen veya bu süreler içerisindekendi isteği üzerine emekliye ayrılan orgeneral-oramiraller,
II – Bekleme süresi sonunda, kadrosuzluksebebiyle terfi ettirilemeyerek emekliye sevk edilen general ve amiraller,
III – Bu maddenin (d) bendi gereğince aynırütbede hizmete devam ettirilerek kadrosuzluk nedeniyle, bir üst rütbeye terfiettirilmeyip emekliye sevk edilen general ve amiraller,
IV – 47 ncimaddenin (f) bendine göre korgeneral-koramiralliğeyükselemeyen ve bekleme süresi sonunda emekliye sevk edilentümgeneral-tümamiraller,
V – Yaş haddinden emekliye ayrılangeneral-amiral ve albaylar ile,
VI – Kadrosuzluk nedeniyle yaş haddinden önceemekliye sevk edilen albay, yarbay, binbaşı ve yüzbaşılara,
emekliye sevk edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren, orgeneralaylığının (ek gösterge dahil); yüzbaşılara % 30'u, binbaşılara % 50'si,yarbaylara % 55'i, albaylara % 70'i, tuğgeneral-tuğamirallere %75'i,tümgeneral-tümamirallere %80'i, korgeneral-koramirallere % 90'ı,orgeneral-oramirallere % 100'ü oranında kadrosuzluk tazminatı rütbelerinin vemakamının yaş haddinden az olmamak üzere 65 yaşına kadar olan sürede EmekliSandığınca ödenir. Ancak bu suretle verilecek emekli aylığı ve kadrosuzluktazminatının toplamı, Silahlı Kuvvetlerde görevli aynı rütbedeki bütünemsalinden en az istihkak, tazminat ve aylık alanın eline geçenden fazlaolamaz.”
13.926 sayılı Kanun'un geçici30. maddesi şöyledir:
“BuKanunun ek 5 inci maddesi kapsamında kadrosuzluk tazminatı almaya hak kazanmışolanlar hariç olmak üzere, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli SandığıKanunu hükümlerine göre emeklilik hakkını elde etmiş olan kıdemli albaylardankendi isteği ile emekli olanlara da yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, 49uncu maddenin (f) bendi esaslarına göre kadrosuzluk tazminatı ödenir.''
14. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun 96. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Kurumcaişverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almaktaolanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunlarınbakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespitedilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
...
b) Kurumun hatalı işlemlerindenkaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beşyıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihtenitibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerdefaizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihtensonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,(1)
itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdanalacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümleregöre geri alınır.
...
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardankesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faiziile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25oranında kesilmek suretiyle uygulanır.''
B. Uluslararası Hukuk
15. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin kural olarakmülkiyeti edinme hakkını içermediğini kabul etmektedir (Stec ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No:65731/01-65900/01, 12/4/2006, § 53). Bununla birlikte AİHM, modern demokratikdevletlerde birçok bireyin yaşamlarını sürdürebilmek için hayatlarının tamamıya da bir bölümünde sosyal güvenlik ve sosyal yardım ödemelerine bağımlıolduklarını belirtmektedir. AİHM bu sebeple birçok hukuk sisteminin bireylerinbelli bir derecede belirlilik ve güvenliğe ihtiyaç duyduklarını kabul ederekonlara birtakım imkânlar sağladığını ve bu çerçevede, öngörülen bazı koşullarınyerine getirilmesi şartıyla bu bireylere çeşitli ödemeler yapılması yolunda haktanıyan düzenlemelere yer verdiğini hatırlatmaktadır. AİHM bu bağlamda -isterönceden kişilerin katkı yapma şartına bağlı olsun ister olmasın- iç hukuka göresosyal yardım alma hakkının bulunduğu durumlarda bu ekonomik menfaatlerin 1No.lu ek Protokol'ün 1. maddesi kapsamında olduğu sonucuna varmıştır (Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009, §§38, 39).
16. AİHM'e göre mülkiyet hakkına konubir menfaatin sonradan ortadan kaldırılması, en azından ortadan kaldırıldığıana kadar bu menfaatin Sözleşme'ye ek 1 No.luProtokol'ün 1. maddesi kapsamında mülk olarak değerlendirilmesini engellemez (Beyeler/İtalya, B. No: 33202/96, 5/1/2000,§ 105). Öte yandan AİHM, uyuşmazlık konusu menfaate hak kazanmanın şartabağlandığı, ancak bu şartın yerine getirilmediği durumlarda ise söz konusumenfaatin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1.maddesi anlamında mülk olarak değerlendirilemeyeceği görüşündedir (Lihtenştayn Prensi Hans-AdamII/Almanya [BD], B. No: 42527/98, 12/7/2011, §§ 82-83).
17. AİHM, sosyal güvenlik sisteminin düzenlenmesi ve bu kapsamdahangi yardımların veya ödemelerin yapılacağı ya da ne kadar yapılacağıhususunda devletlerin geniş takdir yetkileri olduğunu kabul etmektedir (Stec ve diğerleri/Birleşik Krallık, § 53). AİHM,sosyal adaletin önemine dikkat çekmekle birlikte bunun kural olarak kamumakamlarının -kendi ihmallerinden kaynaklansa bile- hatalı işlemlerini gerialmasına engel teşkil etmeyeceğinin altını çizmektedir. AİHM'egöre aksi karara varılması, haksız zenginleşme yasağına aykırılık oluşturur. Budurum aynı zamanda sosyal güvenlik sistemine katkı payı ödeyen ve özelliklekatkı payı ödedikleri hâlde kanuni koşulları taşımamaları nedeniyle bundanyararlanamayan diğer bireylere haksızlık oluşturur. Son olarak bu durum sınırlıkamu kaynaklarının kamu yararına uygun olmayan alanlara harcanması sonucunu doğurur(Moskal/Polonya, § 73).
18. Öte yandan AİHM'e göre iyi yönetişim ilkesi kamu yararıkapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda,uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmesini gerektirir (Beyeler/İtalya, § 120). Bu bağlamda eskibir yanlışlığı düzeltme ihtiyacı,iyi niyetli kişilerin resmî mercilerin meşru işlemleri sonucu kazanılmışhaklarına orantısız şekilde müdahale sonucuna da yol açmamalıdır (Pincová ve Pinc/Çek Cumhuriyeti,B. No: 36548/97, 5/11/2002, § 58; Moskal/Polonya,§ 73).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu; Türk Silahlı Kuvvetlerinde tuğamiral rütbesiylegörev yapmakta iken rütbe bekleme süresi içinde kendi isteğiyle emekliye ayrıldıktansonra kendisine 15/5/2012 tarihinden itibaren kadrosuzluktazminatı da dâhil olacak şekilde emekli maaşı bağlandığını, ne varki SGK'nın 21/3/2014 tarihli karar ile kadrosuzluktazminatı adı altında yapılan ek ödemeyi iptal edip bu tarihe kadar yapmışolduğu ödemeleri borç çıkardığını belirtmiştir. Başvurucu, tuğamiral rütbesindebekleme süresini doldurmamış ise de bir önceki albay rütbesinde toplam on üçyılı aşan hizmet süresi nedeniyle bu rütbe için öngörülen kadrosuzluktazminatının ödenmesi gerektiğini iddia etmiştir. Başvurucu, daha alt birrütbede bulunan albayların iki yıllık görev süresinden sonra rütbe beklemesüresini doldurmadan kendi istekleriyle dahi olsa emekliliklerinde butazminattan yararlandırıldıkları nazara alındığında daha liyakatli olmasınarağmen daha az bir ödeme yapılmasının mülkiyet hakkını ihlal etmesinin yanısıra hakkaniyet ve eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu hakkaniyete uygun yargılanma hakkıile eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmüşse de başvurucunun şikâyetininözü, kadrosuzluk tazminatının kesilmesi ve ödenen miktarın iadesine ilişkinolup ihlal iddiasının bir bütün olarak mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
22. Başvurucuya sonradan kesilmekle birlikte bir süre ödenenkadrosuzluk tazminatının mülk teşkil ettiğinde kuşku bulunmamaktadır (benzeryöndeki karar için bkz. Uğur Ziyaretli, B. No: 2014/5724, 15/2/2017, § 44).Başvurucunun kadrosuzluk tazminatı ödemesinin kesilmesinin ve yapılan ödemeniniadesi yolunda işlem tesis edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale oluşturduğuaçıktır.
23. Mülkiyet hakkı mutlak olmayıp hakkın sınırlandırılmasımümkündür. Ancak Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkınayönelik müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıcaölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, § 62).
24. Başvurucu 30/8/2011 tarihinde tuğamiralliyenasbedilmiş ve bulunduğu rütbede bekleme süresinidoldurmadan 17/4/2012 tarihinde emekliye ayrılmıştır. Anayasa Mahkemesininkural olarak bireysel başvuru kapsamında bir ödemenin ilgili hukuk kurallarıçerçevesinde yapılıp yapılamayacağını belirleme gibi bir görevibulunmamaktadır. Bu hukuk kurallarını yorumlama görevi açıkça keyfî olmadığıveya bariz bir takdir hatası içermediği sürece derece mahkemelerine aittir.Nitekim başvurucu, aynı iddialarını derece mahkemeleri önünde de dilegetirmiştir. Derece mahkemeleri ise 926 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sözkonusu ödemenin başvurucunun konumunda bulunan kişilere yapılabileceğine dairbir düzenleme olmadığına işaret etmiştir. Nitekim kadrosuzluk tazminatınınödenmesi hususunu düzenleyen 926 sayılı Kanun'un 49. maddesi başvurucu ile aynıhukuki statüde bulunan general ve amirallerin ancak kadrosuzluk nedeniyleemekliye ayrılmaları hâlinde bu tazminattan yararlanabilecekleri hükmünüiçermektedir. Derece mahkemelerinin tespitlerine göre rütbede bekleme süresidolmadan kendi isteğiyle emekli olan başvurucunun bu tazminatı almasına dayanakteşkil edecek bir kanun hükmü mevcut değildir. Öte yandan başvurucunun anılantazminatı alması yönünde haklı beklenti oluşturacak nitelikte, yerleşik veistikrarlı bir içtihat da bulunmamaktadır. Bu durumda söz konusu hukukkurallarının yorumuna ilişkin derece mahkemelerinin kararlarının keyfî olmadığıaçıktır. Dolayısıyla hukuki bir temeli bulunmayan ödemenin kesilmesine vehatalı olarak yapılan ödemelerin istenmesine yönelik işlemin kanuni birdayanağının olduğu sonucuna varılmıştır.
25. Kadrosuzluk tazminatının kesilmesi ve yapılan ödemeleriniadesi yolunda işlem tesis edilmesinin kamu yararı çerçevesinde sosyal güvenliksisteminin devamlılığını ve sınırlı kamusal kaynakların doğru şekildeharcanmasını gözeten meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
26. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkınayapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacıngerçekleştirilmesi için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülükilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.
27. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımındanmüdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ileulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaçarasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13,K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğanve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
28. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuşolacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; birtaraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkatealacaktır (Arif Güven, B. No:2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).
29. Anayasa Mahkemesi haksız yere yapılan sosyal güvenliködemelerinin iadesine ilişkin uyuşmazlıkla ilgili bireysel başvuruları dahaönce incelemiş ve bu konuda temel ilkeleri ortaya koymuştur (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074,9/3/2016; Uğur Ziyaretli).Anayasa Mahkemesi müdahalenin ölçülülüğünün tespitinde yersiz ödeme yapılması biçimindeortaya çıkan sonuca tarafların katkı derecelerine de bakılması gerektiğinivurgulamış; bu bağlamda tarafların yasal yükümlülüklerinin neler olduğu,bunların yerine getirilmesinde ihmalkârlık gösterilip gösterilmediği veihmalkârlığın varlığının tespiti hâlinde bunun hukuka aykırı sonucun doğmasındabir etkisinin bulunup bulunmadığı hususlarının da gözönündebulundurulması gerektiğine işaret etmiştir (UğurZiyaretli, § 65). Anayasa Mahkemesi ayrıcaidarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumunun yanında işlemin fark edilmesindegeçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem,alacağa kanuni faiz gibi yaptırımların öngörülüp görülmediği meselelerinin deönem arz ettiğini ifade etmiştir (TevfikBaltacı, § 71).
30. General-amiral sınıfına mensup olup bekleme süresinidoldurmadan kendi isteğiyle emekli olan başvurucuya kadrosuzluk tazminatı adıaltında bir ödeme yapılmasının kanuni bir dayanağı mevcut değildir. Ayrıcaemekli aylığı içinde cüzi bir miktar teşkil eden bu ödemenin kesilmesi ya daödeme yapılmaması başvurucuya özgü olmayıp benzer durumda bulunan kişilereyönelik genel bir uygulama niteliğindedir. Somut olayda 15/5/2012 ile 30/4/2014tarihleri arasında kadrosuzluk tazminatı adı altında başvurucuya ödenen toplam12.833,46 TL'nin emekli maaşından taksitler hâlinde yapılan kesintilerleyaklaşık bir yıllık süre içinde tahsil edildiği ve tahsil edilen bu miktarınanaparadan ibaret olup idare tarafından anaparaya faiz işletilmediğianlaşılmıştır.
31. Bu durumda kadrosuzluk tazminatı adı altında yapılanödemenin kesilerek başvurucunun emekli aylığınınazaltılmasıve geriye dönük olarak yapılan ödemelerin tahsil edilmesi yönündeki müdahaleylebaşvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmediği, bu sebeplekamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulmasıgereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.Buna göre mülkiyet hakkının ihlal edilmediği açıktır.
32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA17/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.