TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CEM KURU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/29874)
Karar Tarihi: 14/10/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 19/11/2020-31309
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Sinan ARMAĞAN
Başvurucu
:
Cem KURU
Vekili
:
Av. Himmet KIZMAZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, hükümlü olan başvurucunun ceza infazkurumunda darbedilmesi sonrasında ellerinden ve ayaklarından kelepçelenerekgözlem odasında soğuk bir ortamda tutulması ve bu olaya ilişkin soruşturmanınetkisiz yürütülmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğineilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 12/7/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.Bakanlık görüşüne karşı başvurucu beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, İzmir 2 Numaralı F Tipi Yüksek GüvenlikliCeza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak tutulmaktadır.
9. Başvurucunun aynı zamanda ablası da olan vasisi L.K.,İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına yazdığı 27/12/2016 tarihli dilekçeylebaşvurucunun Ceza İnfaz Kurumunda maruz kaldığını ileri sürdüğü birtakımolaylar sebebiyle şikâyetçi olmuştur. Söz konusu dilekçede özetle başvurucunun14/12/2016 tarihine kadar beş gün süreyle ellerinin domuz bağı şeklindekelepçelenerek pencereleri açık soğuk bir odada tutulduğunu, yemek verilirkendahi ellerinin çözülmediğini, bu sebeple aç bırakıldığını ve tutulduğu odadançıkarıldıktan sonra revire gitme talebinin kabul edilmediğini iddia etmiştir.Başvurucunun tutulduğu alanda kamera bulunduğunu ifade eden L.K. ayrıcabaşvurucunun bileklerinde oluşan tahrişin hâlen durup durmadığını bilmediğinibelirtmiştir.
10. Başvurucu vekili 10/1/2017 tarihli dilekçeyle aynıolay nedeniyle Başsavcılığa şikâyette bulunmuştur. Dilekçede 9/12/2016 ila12/12/2016 tarihlerinde başvurucunun S. ve Y. isimli infaz koruma memurlarıtarafından darbedilerek ellerinin ve ayaklarının arkadan bağlandığını,pencerelerin açık bırakılması nedeniyle soğuk bir odada tutularak başvurucuyaişkence edildiğini, ellerinde ve kaburgalarında kalıcı hasar meydana geldiğiniileri sürmüştür.
11. Başsavcılık, başvurucu vasisinin şikâyeti üzerinebaşlattığı soruşturma kapsamında Ceza İnfaz Kurumuna yazdığı 12/1/2017 tarihliyazıyla;
- Başvurucunun elleri bağlı şekilde beş gün süre iletutulup tutulmadığı,
- İddia edilen olaydan sonra başvurucunun Kurum revirineveya hastaneye götürülüp götürülmediği, götürülmüş ise düzenlenen adliraporunun bir suretinin gönderilmesi, aksi takdirde hastaneye sevkininyapılarak raporunun aldırılması,
- Bu olaya ilişkin olarak yapılan disiplinsoruşturmasının kararının bir suretinin gönderilmesi,
- Olayın geçtiği yeri gösteren kamera kaydının bulunupbulunmadığı, varsa olay tahindeki kamera kayıtlarının gönderilmesi şeklindebilgi ve belge istemiştir.
12. Ceza İnfaz Kurumu 30/1/2017 tarihli yazıylaBaşsavcılığın talebine yanıt vermiştir. İlgili yazıda özetle;
i. Başvurucunun 10/12/2016 tarihinde kalmakta olduğu A-32numaralı odada oda arkadaşı hükümlü M.A. ile tartıştığı, tartışma sonrasıagresif tavırlar gösteren iki hükümlünün de odadan çıkarılarak gözlem odasınaalındığı, başvurucunun gözlem odasına alındığı esnada görevli memurlaradirenerek küfrettiği, bu eyleminden dolayı hükümlü hakkında disiplinsoruşturması yapıldığı ve Disiplin Kurulu Başkanlığının kararıyla 12 günsüreyle hücreye koyma disiplin cezası ile cezalandırıldığı, M.A.nın gözlemodasına alındıktan sonra sakinleşmesi üzerine kalmakta olduğu A-32 numaralıodaya alındığı, başvurucunun agresif tavırlarına devam etmesi sebebiyle gözlemodasında kalmaya devam ettiği,
ii. Başvurucunun oda arkadaşı hükümlü M.A. ile yaşadığısorun nedeniyle konulduğu B tek 31 numaralı gözlem odasında kalmaktaykenöncesinde tutulmakta olduğu A-32 numaralı odaya götürüldüğü (üç infaz korumamemuru tarafından düzenlenen tutanağa göre bu sırada saatin 11.15 olduğu), A-32numaralı odada tutulan M.A. ile hükümlü F.E.nin başvurucunun odaya konulmasınıistememesi üzerine tartışma yaşandığı, tartışma sırasında F.E.nin başvurucuyatokat attığı, bu olaydan sonra her iki hükümlünün tekrar gözlem odasına alındığı,F.E. hakkında bu olay nedeniyle disiplin soruşturması yapıldığı, soruşturmaneticesinde 2 gün hücreye koyma disiplin cezası verildiği,
iii. Başvurucunun tutulduğu gözlem odasının camınınkapalı olduğu, başvurucunun çeşitli tarihlerde konulduğu gözlem odasındakendisini keserek yaralaması ve gözlem odasına zarar vermesi, görevli memurlarasaldırgan tavırlar göstererek küfredip tekme atması, ayrıca gözlem odasındakaldığı takdirde odaya zarar vereceğini, kapıya vurarak hükümlü ve tutuklularıyatırmayacağını, orada tutulanları galeyana getirip isyan çıkaracağınısöylemesi üzerine ayaklarının ve ellerinin arkadan kelepçeyle -giymiş olduğueşofmanının üstünden- bağlandığının 9/12/2016 tarihli Olay Tutanağı, görevlimemurlardan alınan ifadeler ve izlenen kamera görüntülerinden anlaşıldığı,
iv. Başvurucunun iddia edildiği gibi beş gün süre iledeğil 10/12/2016 tarihinden 12/12/2016 tarihine kadar gözlem odasındatutulduğu, 12/12/2016 tarihinde B-51 numaralı odaya konulduğu,
v. Kurum doktorunun 26/1/2017 tarihinde başvurucuyumuayene ederek başvurucu hakkında düzenlediği darp ve cebir raporunda her ikikolda, göğüs ön duvarında eski kesiklere bağlı yara ve sağ yanında hassasiyetsaptandığı, göğüs cerrahisine sevk edildiği bilgisinin yer aldığı,
vi. Başvurucunun vasisinin dilekçesinde iddia ettiğininaksine başvurucuya yemek verilmesine ilişkin olumsuz bir durumun söz konusuolmadığı, yemeklerinin hükümlüye verildiğinin görevli memurların ifadelerindenanlaşıldığı belirtilmiştir.
13. Ceza İnfaz Kurumu, yazı ekinde ayrıca iddialarailişkin soruşturma evrakını ve gözlem odasına ilişkin kamera görüntüleriniiçeren üç DVD göndermiştir.
14. Yazı ekleri içinde bulunan, başvurucuya ait12/12/2016 tarihli kesin doktor raporunda başvurucunun "Yüzüne veçenesine yumruk darbeleri almış." olduğu belirtilerek sağ elmacıkkemiğinin hafif şiş ve burun kökünün kızarık olduğu, yaralanmanın basit tıbbimüdahale ile giderilebileceği tespiti yer almıştır. Söz konusu doktor raporudışında başvurucu hakkında düzenlenen 26/1/2017 tarihli rapor da (bkz. § 12, v)yazı eklerinde gönderilmiştir.
15. Beş infaz koruma memuru tarafından düzenlenen10/12/2016 tarihli tutanak içeriğinde başvurucunun kalmakta olduğu A-32numaralı odada 9/12/2016 günü saat 23.00 sıralarında M.A. ile tartışmasısonrasında gözlem odasına götürüldüğü, buraya girişinde yapılan arama sırasındagörevlileri engellediği, sakin olması istenmesine rağmen saldırgan tavırlarınısürdürdüğü, bu odaya konulduğu takdirde odaya zarar vereceğini söylemesiüzerine kendisine ve odaya zarar vermemesi için başvurucuya plastik kelepçetakıldığı, başvurucunun bu esnada infaz koruma başmemuruna tekme attığı vegörevlilere küfrettiği belirtilmiştir.
16. Ceza İnfaz Kurumunun Başsavcılığa gönderdiği belgelerUYAP aracılığıyla incelendiğinde başvurucunun ne kadar süreyle el veayaklarının kelepçelendiği veya yemek verilmesi sırasında kelepçenin çözülüpçözülmediği konusunda herhangi bir tutanağın ya da infaz koruma memurlarınınbeyanını içeren ifade örneklerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
17. Başvurucu 12/12/2016 tarihinde A-32 numaralı odadaF.A. ile yaşadığı olay sonrasında yürütülen disiplin soruşturması kapsamındasözlü ifade vermiştir. 19/12/2016 tarihli ifadesinde başvurucu, olayı anlatmış;beyanında F.A.nın attığı ilk yumruğun burnuna, ikincisinin ise yanağınageldiğini belirtmiştir.
18. Savcılık, Ceza İnfaz Kurumundan gelen belgelerışığında başkaca bir araştırma yapmaksızın 14/2/2017 tarihinde kovuşturmaya yerolmadığına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"...
5275 Sayılı Ceza ve Güvenliktedbirlerinin Uygulanması Hakkındaki Kanunun 50/1-c maddesine göre 'diğerkontrol usullerinin [yetersizliği]halinde hükümlünün kendisine veya başkalarına zarar vermesine veya eşyayıtahrip etmesine engel olmak için kurum en üst amirinin emriyle kelepçe vebedensel hareketleri kısıtlayıcı araçların kullanılabilir' hükmünün bulunduğu,
Bahse konu olayda da hükümlü CemKuru’nun infaz koruma memurlarına yumruk ve tekme atarak saldırması, kendisineve çevreye zarar vereceği şeklinde bağırması üzerine, kendisine ve çevresine veeşyalara zarar vermesinin önlenmesi için sakinleşene kadar ellerinin veayaklarının kelepçelendiği ve sakinleştiğinde kelepçelerin açılmasında, görevliİnfaz Koruma memurlarının görevlerini kötüye kullanarak hükümlü Cem Kuru’yuişkence ettiklerine dair haklarında kamu davası açılması için yeterli şüpheoluşturacak delil elde edilemediğinden ceza infaz kurumu görevlileri hakkındakamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA ...[karar verildi.]"
19. Başvurucu vekili Başsavcılık kararına itiraz ettiğidilekçesinde; isimlerini bildirdiği tanıkların ve olayın faillerininifadelerinin alınmadığını, gönderildiği beyan edilen kamera kayıtlarınınbilirkişi marifetiyle çözümlenmediğini, Ceza İnfaz Kurumunun cevap yazısındabelirtilenler dışında başkaca bir araştırmanın yapılmadığını, soruşturmanınetkili olmadığını ileri sürmüştür.
20. Başvurucunun Başsavcılık kararına itirazı, İzmir 6.Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/5/2017 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.Anılan karar, başvurucu vekiline 16/6/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
21. Başvurucu 12/7/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
22. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Kasten yaralama" kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Kasten başkasının vücuduna acıveren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kasten yaralama fiilinin kişiüzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafifolması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veyaadli para cezasına hükmolunur.
(3) Kasten yaralama suçunun;
...
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğunüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
...
İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın,verilecek ceza yarı oranında artırılır."
23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısınıngörevi" kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Cumhuriyet savcısı, ihbar veyabaşka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğreniröğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işingerçeğini araştırmaya başlar."
24. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un "Zorlayıcı AraçlarınKullanılması" kenar başlık 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Hiçbir hâlde zincir ve demirevurmak tedbir olarak uygulanmaz. Kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcıaraçlar;
...
c) Diğer kontrol usûllerininyetersizliği hâlinde hükümlünün kendisine veya başkalarına zarar vermesine veyaeşyayı tahrip etmesine engel olmak için kurum en üst amirinin emriyle,
Kullanılabilir."
B. UluslararasıHukuk
25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.maddesi şöyledir:
"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışıya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."
26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3.maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumlarınen temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibien zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence,insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yleyasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15.maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahihiçbir istisnaya yer vermediğini içtihatlarında hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa,B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,6/4/2000, § 119).
27. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muameleolduğunun söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşmasıbeklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; ErdoğanYağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007, §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD],B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).
28. AİHM'e göre ceza infaz kurumundaki bir kişi üzerindefiziksel güce başvurulması -bu kişinin kendi eylemi kesinlikle gereklikılmadığı sürece- insan onuruna zarar verir ve prensip olarak Sözleşme'nin 3.maddesini ihlal eder (Satık ve diğerleri/Türkiye, B. No:31866/96, 10/10/2000, § 54).
29. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir vemakul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturmayükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlikiçin minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açıkolmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasınıgerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).
30. AİHM'e göre kısıtlama yöntemlerinden biri olankelepçeleme, yasal yakalama ya da tutuklama ile bağlantılı olarakuygulandığında ve koşulların makul olarak gerektirdiğinden daha fazla güçkullanma ya da kamuya teşhir içermediğinde genellikle Sözleşme'nin 3. maddesindedüzenlenen işkence yasağı kapsamında bir sorun teşkil etmez (Raninen/Finlandiya,§ 56; Öcalan/Türkiye [BD], B. No: 46221/99, § 182; Gorodnitchev/Rusya,B. No: 52058/99, 24/5/2007, §§ 101, 102, 105, 108; MirosławGarlicki/Polonya, B. No: 36921/07, 14/6/2011, §§ 73-75).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
31. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
32. Başvurucu, Başsavcılığın kovuşturmaya yer olmadığınailişkin kararına yaptığı itirazında belirttiği iddiaları tekrarlayarakAnayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
33. Bakanlık görüşünde özetle başvurucunun Ceza İnfazKurumundaki agresif tutumları ve disiplinsiz hareketleri nedeniyle burayanakledildiği 17/12/2014 tarihinden itibaren 59 disiplin soruşturması geçirdiği,olay tarihinde gözlem odasına yerleştirilmeye çalışıldığı sırada başvurucunungörevlilere fiziki mukavemet göstererek hakaretlerde bulunması ve gözlem odasınakonulduğu takdirde odaya zarar vereceğini beyan etmesi karşısında Kurum üstamirinin sözlü talimatı ile el ve ayaklarına plastik kelepçe takılmak suretiylegözlem odasına alındığı, sakinleşip sakinleşmediği belli periyotlarla kontroledilerek kısa süre sonra kelepçelerin çıkarıldığı belirtilmiştir. Görüşyazısında ayrıca başvurucunun gözlem odasında barındırıldığı 9/12/2016 ile12/12/2016 tarihleri arasında agresif hareketler sergilediği durumlarda ara araellerine kelepçe takıldığı ancak yemek ile tuvalet ihtiyacını giderirken buuygulamaya son verildiği dile getirilmiştir. Bakanlık, gözlem odasındakigörüntü kayıtları üzerinde herhangi bir inceleme yapılmamakla birliktesoruşturmada elde edilen diğer delillerin değerlendirmesi neticesinde kötümuamele iddialarının gerçeği yansıtmadığının ortaya çıkarıldığını, etkilisoruşturma yapma yükümlülüğüne aykırı davranılmadığını dile getirmiştir.
B. Değerlendirme
34. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî vemanevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Kimseye işkence ve eziyetyapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabitutulamaz.”
35. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Somut olayda başvurucunun iddiaları kötü muamele yasağı kapsamındadeğerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. İnfaz KorumaMemurları Tarafından Darbedilme ve Soğuk Odada Tutulma İddiası Yönünden
37. Başvurucu, gözlem odasına konulduğu sırada infazkoruma memurları tarafından darbedildiğini ve pencereleri açık bırakılan soğukodada tutularak kötü muameleye maruz kaldığını iddia etmektedir.
38. Başvurucunun beyanlarından ve düzenlenentutanaklardan başvurucunun gözlem odasına 9/12/2016 günü gece yarısına doğrukonulduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu bu sırada infaz koruma memurlarıtarafından darbedildiğini ileri sürmektedir. Dosyadaki belgelerden başvurucunun12/12/2016 günü gözlem odasından çıkarıldıktan sonra daha önce tutulmaktaolduğu çoklu odaya konulacağı sırada bu odadaki hükümlülerden F.A. ile tartışmayaşadığı ve aldığı darbeler sonrasında hakkında doktor raporu düzenlendiğigörülmüştür. Aynı gün düzenlenen doktor raporunda başvurucunun elmacık kemiğive burun kökünde şişlik ve kızarıklık tespit edilmiş, bu yaralanmaların dabaşvurucunun anlatımına göre (bkz. § 17) F.A.dan aldığı darbelerin yerleriyleörtüştüğü anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun darbedilme iddiasından ikigün sonra düzenlenen doktor raporunda infaz koruma memurlarınca darbedildiğiiddiası kapsamında fiziksel bir bulgu veya tarif edilen bir hassasiyetbulunmamaktadır. Ayrıca söz konusu raporda soğuk odada kalmaya bağlı olarakgelişen bir belirti veya dile getirilmiş bir şikâyet de yer almamaktadır.
39. Başvurucunun darbedilme iddiasından sonra düzenlenendoktor raporu dışında üzerinde durulması gereken bir diğer husus da iki ayrıdilekçeyle ifade edilen şikâyetlerin içeriğidir. Başvurucunun vasisi L.K.nın27/12/2016 tarihli şikâyet dilekçesinde başvurucunun infaz koruma memurlarıtarafından darbedildiğine ilişkin bir iddiası bulunmamaktadır.
40. Anayasa Mahkemesi, asgari eşik seviyesini aştığıvarsayılan kötü muamele iddialarının makul şüphe kalmayacak şekildekanıtlanması şartını aramakta ve başvurularda öncelikle bu konudaki kanıtlamasorununu ele almaktadır. Burada kötü muameleye maruz kalması nedeniyle mağdurolduğunu ileri süren kişilerin -ispat külfetinin devlete geçtiği durumlar istisnaolmak üzere- kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüşolabileceklerini gösteren emare ve delil sunmaları gerektiğini belirtmekgerekir (Beyza Metin, B. No: 2014/19426, 12/12/2018, § 45).
41. Somut olayda başvurucunun darbedildiği ve soğuk odadatutulduğu yönündeki kötü muamele iddiaları, tutarlı ve birbiriyle uyumluşekilde ileri sürülmemiş; ayrıca düzenlenen doktor raporuyla desteklenmemiştir.Başvurucunun söz konusu şikâyetleri kapsamında soruşturma dosyasında iddialarıngerçekliğini ortaya koyan ve Anayasa Mahkemesince inceleme yapılmasınıgerektirir nitelikte bir veri bulunmamaktadır. Başvurucunun somut delillerledesteklenmeyen iddialarının savunulabilir olduğundan söz etmek mümkün değildir.Bu nedenle söz konusu iddialarla ilgili bir ihlalin olmadığının açık olduğusonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. GözlemOdasında Tutulma Süresi Boyunca El ve Ayaklardaki Kelepçelerin Çözülmediğineİlişkin İddia Yönünden
43. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
44. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını korumahakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutubulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel veruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsacezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmekdurumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırılarıönleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıklarıolaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altındameydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir vediğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 110).
45. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafındanhukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde birmuameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunmasıhâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişliolmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikteetkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilîdokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarınıistismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, § 25).
46. Ancak etkili bir soruşturma başlatılabilmesi içinöncelikle kötü muamele iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerekir. Bunitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksiispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşullarıntespiti hâlinde etkili bir soruşturma yükümlülüğün gerekliliğindenbahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).
47. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumlularıntespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterliolmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi içinsoruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumlularıntespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötümuamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde hızlı vederinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olgularıciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarınıtemellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (CezmiDemir ve diğerleri, § 114). Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması,bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi vebir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, §116).
48. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tekbaşına soruşturma yapılmamış olması veya yeterli soruşturma yapılmamış olmasıda kötü muamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsunyetkililer, resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyetyapılmadığında bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli, kesinbelirtiler olduğunda soruşturma açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamdasoruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olaraközenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (CezmiDemir ve diğerleri, § 116).
49. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada eldeedilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması,bunun yanı sıra söz konusu kararın yaşam hakkına yönelik müdahaleninAnayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olupolmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (CemilDanışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99).
50. Yukarıda ifade edilen tüm hususların yanında birmuamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesiiçin asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini ifade etmekgerekir. Her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleridikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fizikselve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlerönem taşımaktadır (Tahir Canan, § 23).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
51. Başvurucu; hükümlü olarak tutulduğu Ceza İnfazKurumunda gözlem odasına konulduğunu, tutulduğu süre boyunca ellerinin veayaklarının kelepçelendiğini, yemek yiyebilmesi için dahi bunlarınçözülmediğini iddia etmiştir.
52. Ceza İnfaz Kurumunun 30/1/2017 tarihinde Başsavcılığayazdığı cevap yazısında gözlem odasına konulduğu sırada başvurucunun ellerininve ayaklarının arkadan bağlandığı belirtilmiştir. Buna karşın yazıdabaşvurucunun kelepçelerinin ne kadar süreyle takılı kaldığı, yemek sırasındaçıkarılıp çıkarılmadığı açıklanmamıştır.
53. Ceza İnfaz Kurumuna göre başvurucuya kelepçetakılmasının sebebi daha önce başvurucunun kendisine ve konulduğu gözlemodasına zarar vermesi ile odaya konulması sırasında gösterdiği saldırgantavırlardır. İleri sürülen gerekçeler itibarıyla başvurucuya kelepçe takılması5275 sayılı Kanun'un 50. maddesi de dikkate alındığında haksız olmasa dayapılan müdahalenin süresi ve niteliği eylemin ağırlığını belirleyecek, kötümuamele için aranan asgari sınırın aşılıp aşılmadığını ortaya koyacaktır.
54. Somut olayda başvurucunun iddia ettiği gibi9/12/2016'nın son saatinden 12/12/2016'ın öğlen vaktine kadar yaklaşık ikibuçuk günlük bir süre boyunca başvurucunun ellerinin ve ayaklarının süreklikelepçe ile bağlı tutulması hâlinde asgari eşiğin aşıldığı kabul edilmelidir.
55. Öte yandan belirtmek gerekir ki başvurucu vasisişikâyet dilekçesinde kelepçelenme nedeniyle başvurucunun bileklerinde tahrişolduğunu belirtmesine rağmen gözlem odasından çıkarıldıktan sonra düzenlenen12/12/2016 tarihli raporda başvurucunun bileklerinde meydana gelmiş fizikselbir bulgudan bahsedilmemesi karşısında Anayasa Mahkemesince inceleme konusuyapılması gereken, yaralanma olgusu dışında ellerin ve ayakların kelepçelenmesimeselesidir.
56. Bir devlet görevlisi tarafından hukuki sınırlarınaşılarak Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabitutulduğuna ilişkin bir iddianın soruşturma makamına iletilmesi durumundaetkili soruşturma yükümlülüğünün başlaması için öncelikle gerekli olan husus,söz konusu iddianın savunulabilir olmasıdır. İddianın savunulabilir olması,açık ve olgulara ilişkin ayrıntı içermesinin yanında ancak makul kanıtlarladesteklenmesiyle mümkündür. Böylesine bir iddianın varlığı hâlinde olayınaydınlatılarak sorumluların belirlenmesini ve gerekirse cezalandırılmasınısağlamaya elverişli, etkili bir soruşturma yapılması gerekmektedir.
57. Ceza İnfaz Kurumu idaresinin başvurucunun ellerindenve ayaklarından kelepçelendiğini kabul etmesi karşısında başvurucununiddiasının makul delillerle desteklendiğinin ve savunulabilir olduğunun kabulümümkündür. Bu aşamadan sonra soruşturma makamları başvurucunun iddialarıkonusunda etkili bir soruşturma yapmakla yükümlüdür.
58. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedekiinceleme, her soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir. Bu koşullar,ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik gerçekleri dikkatealınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın etkililiği bakımından herolayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma işlemler listesi veya benzeribir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri,B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68).
59. Başsavcılık, soruşturma kapsamında Ceza İnfazKurumunun gönderdiği yazı içeriğine göre bir sonuca ulaşmış, bunun dışında biraraştırma yapmamıştır. Gönderilen yazı ve eklerinde başvurucunun gözlem altınakonulduğu alanda kamera kaydı yapıldığı belirtilmesine rağmen bunların çözümütarafsız bilirkişi vasıtasıyla yapılmış değildir. Bunun yanında Ceza İnfazKurumu da kamera kayıtlarının içeriğine dair güvenilir bir tutanak veya raporhazırlayarak Savcılığa sunmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun gözlem altındatutulma süresince kelepçeli olup olmadığı nesnel bir delilin varlığına rağmentespit edilmiş değildir.
60. Diğer taraftan Ceza İnfaz Kurumunun yazısındabaşvurucunun kelepçelendiğinin kabulü, olay sırasında görevli memurlarınbeyanlarına dayandırılmış ise de bu beyanlar Başsavcılığa gönderilmemiştir.Başsavcılık da bu kişilerin ifadelerini şüpheli veya tanık sıfatıylaalmamıştır. Buna rağmen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda başvurucununsakinleşene kadar ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiği kabul edilerek infazkoruma memurlarının görevlerini yaptığı değerlendirilmiştir. Başsavcılığın Cezaİnfaz Kurumunun gönderdiği bilgi ve belgeler kapsamında inceleme yaptığıortadayken elinde var olan hangi belgelere dayanarak başvurucunun sadecesakinleşene kadar kelepçelendiğini kabul ettiği anlaşılamamıştır. Bu bağlamdabaşvurucunun gözlem odasında tutulduğu iki buçuk günlük süre boyunca ellerininve ayaklarının çözülmediği iddiası, Başsavcılığın soruşturması sonundanetleştirilememiştir. Dolayısıyla soruşturmadaki eksiklikler ve ulaşılan sonuçbirlikte değerlendirildiğinde başvurucuya karşı kötü muamele oluşturduğu iddiaedilen eylemlere yönelik olayın aydınlatılması amacıyla etkili bir soruşturmayürütülmediği sonucuna ulaşılmıştır.
61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutununihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
62. Yukarıda belirtilen tespitler doğrultusundasoruşturmadaki eksiklikler nedeniyle başvurucunun şikâyetine konu ettiğikelepçeli bir şekilde gözlem odasında tutulmanın gerçekleşme koşullarıbağlamında iddia dışında olayı aydınlatmaya yeter veri bulunmadığı, dolayısıylabu aşamada olguların gerçekliği konusunda kanaat oluşmadığından kötü muameleyasağının maddi boyutu itibarıyla bir inceleme yapılmasına olanak bulunmadığıdeğerlendirilmiştir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
63. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
64. Başvurucu, ihlalin tespiti ve tazminat talebindebulunmuştur.
65. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına daişaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,7/11/2019).
66. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
67. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenenbir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlalkararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı mahkemeninyasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlalkararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalinsonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
68. Başvuruda, başvurucunun ellerinden ve ayaklarındanhukuka aykırı bir şekilde kelepçelendiği iddiasına yönelik etkili soruşturmayapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının usulboyutuyla ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Kötü muamele yasağının usulboyutuna yönelik ihlalin Cumhuriyet Başsavcılığının işlemlerinden kaynaklandığıanlaşılmıştır.
69. Bu durumda kötü muamele yasağının usul boyutunayönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturmayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma isebireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden soruşturma kararıverilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlalkararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir soruşturma yapılmasındanibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzereİzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
70. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için kötü muamele yasağının ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözlem odasında tutulduğu süre boyunca el veayaklarındaki kelepçelerin çözülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. İnfaz koruma memurları tarafından darbedilme ve soğukodada tutulma iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötümuamele yasağının usule ilişkin boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usuleilişkin boyutunun ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidensoruşturma yapılmak üzere İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına (İhlal kararıSavcılığın 2017/1052 numaralı soruşturma dosyasıyla ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,
D. Kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlali nedeniylenet 20.000 TL manevi tazminatın başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.