TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
CEMALEDDİN DEMİRCAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7845)
Karar Tarihi: 18/6/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucular
:
Cemaleddin DEMİRCAN
Nizamettin DEMİRCAN
Nizame DEMİRCAN
Celile AĞAOĞLU
Meryem DEMİRCAN
Nezihe NAİFOĞLU
Vejdin DEMİRCAN
Fatma DEMİRCAN
Şeyhdavut DEMİRCAN
Vekilleri
:
Av. Şükrullah KURUL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, 4/10/1957tarihinde murisleri aleyhine açılan kadastro tespitine itiraz davasının MardinKadastro Mahkemesinde devam ettiğini, makul sürede yargılama yapılmadığınıbelirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşler, tazminat talep etmişlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 25/10/2013 tarihindeKızıltepe 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurununKomisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinciBölüm İkinci Komisyonunca, 19/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesiBölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine kararverilmiştir.
4. İkinci Bölümün 6/3/2014 tarihli ara kararıgereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine kararverilmiştir.
5. AdaletBakanlığı, 14/3/2014 tarihli yazısı ile görüş sunulmayacağını bildirmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuruformu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Abdulaziz Kurt tarafından, Dinham Demircan ve başvurucuların murisi Mahmut Demircanaleyhine 4/10/1957 tarihinde Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada,davalıların taşınmaza müdahalelerinin men’i talepedilmiştir.
8. Mahkemece, 8/5/1958 tarih ve E.1957/128, K.1958/41 sayılıkararla; taşınmazın bulunduğu yerde kadastro tespitinin yapılması nedeniyleMahkemenin görevsizliğine, dosyanın Kızıltepe Kadastro Mahkemesinegönderilmesine karar verilmiş, dava dosyası E.1958/18 sayılı dosyasınakaydedilmiştir.
9. Halil Özgül tarafından, DinhamDemircan ve arkadaşları aleyhine 1958 yılında Kızıltepe Kadastro Mahkemesindeaçılan dava dosyası, Mahkemenin E.1958/23 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.
10. Mahkemece, 11/9/1958 tarih ve E.1958/18, K.1958/18 sayılıilamla, E.1958/18 sayılı dava dosyasının, Mahkemenin E.1958/23 sayılı davadosyasıyla birleştirilmesine ve yargılamaya bu dava dosyası üzerinden devamedilmesine karar verilmiştir.
11. Mahkemece, 3/3/1960 tarih ve E.1958/23, K.1960/11 sayılıkararla davanın reddine karar verilmiştir.
12. Temyiz üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 28/4/1960tarih ve E.1960/4724, K.1960/3944 sayılı kararıyla; taşınmazın bulunduğu yerdebilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak sonucuna göre karar verilmesigerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
13. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılamasonunda, 14/10/1987 tarih ve E.1960/2, K.1987/13 sayılı kararla yeniden davanınreddine karar verilmiştir.
14. Temyiz üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16/1/1989tarih ve E.1987/26266, K.1989/30 sayılı ilamıyla tanık beyanlarınabaşvurulmadığı, eksik incelemeye dayalı karar verildiği gerekçesiyle hükümbozulmuştur.
15. Mahkemece bozma kararına uyularak E.1989/13 sayılı davadosyasında yargılamaya devam edilmiştir.
16. Başvurucuların murisi Mahmut Demircan 29/3/2008 tarihindevefat etmiş olup, başvurucular, mirasçı olarak davaya devam etmişlerdir.
17. Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin kapatılması üzerine davadosyası, Mardin Kadastro Mahkemesine devredilmiş, anılan Mahkemenin E.2013/94sayılı dosyasında yargılamaya devam edilmektedir.
B. İlgiliHukuk
18. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun“Usul ekonomisi ilkesi”kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
19. 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev”kenar başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlıayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesindegösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapusicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilenişlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıklarıçözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir. ”
20. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul” kenar başlıklı28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro hakimi, askı süresiiçinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacaktaşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerindendevredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunubeklemeksizin kadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkiliolabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerinegöre resen tebliğ eder.”
21. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar başlıklı 29.maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşmayapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosyaişlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olandelilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.
…
Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyanhallerde basit yargılama usulü uygulanır.
Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”
22. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin takdiri”kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
“Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bubeyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşmasırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek içintutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yenidendinleyebilir.
Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahallimahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığıveya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığıtakdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleritoplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekleyükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları datespit edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararıverilir.”
23. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına başvurma veilamların infazı” kenar başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerine göreresen taraflara tebliğ olunur.”
24. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku”kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir:
“Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma vetebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftanalınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
25. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucuların 25/10/2013 tarih ve 2013/7845 numaralı başvuruları incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
26. Başvurucular, murisleri aleyhine 4/10/1957 tarihindeKızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan men’imüdahale davasında görevsizlik kararı verilerek dosyanın Kızıltepe KadastroMahkemesine devredildiğini, Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin kapatılması üzerinedosyanın Mardin Kadastro Mahkemesine gönderildiğini, yargılamaya anılanMahkemede devam edildiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, mülkiyetve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
27. Başvurucuların yargılamanın uzunluğuyla ilgilişikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabuledilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle,başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
28. Başvurucular, 4/10/1957 tarihinde, murisleri aleyhineKızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasınınhalen devam ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek,Anayasa’nın 35. ve 36. maddesinde tanımlanan mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
30. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
31. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
32. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
33. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamaksuretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
34. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır.
35. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, taşınmaz mülkiyeti hakkında Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılankadastro tespitine itiraz davasında, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yeralan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hakve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 49).
36. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardıedilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuruaçısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
37. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
38. Ancak, belirtilenkriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyicideğildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bukriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurunyargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 46).
39. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göredeğişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
40. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından4/10/1957 tarihidir.
41. Başvuruya konu dava, başvurucuların miras bırakanlarındanintikalle takip etmekte oldukları bir uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süredeğerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçılarınyargılamaya katıldıkları an değil, somut olayda muris açısından değerlendirmeyeesas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).
42. Davanın ikame edildiği tarihile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zamanbakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacaksüre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıçtarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).
43. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam edenyargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınıiçeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesiolanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anıbaşvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
44. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,yargılamanın konusunun, taşınmazın başvurucuların murisi adına yapılan kadastrotespitinin iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
45. Başvurucuların murisi vearkadaşları aleyhine Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde 4/10/1957 tarihindeaçılan müdahalenin men'i davasında Mahkemece, davakonusu taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmalarının başlaması nedeniyledava dosyasının Kızıltepe Kadastro Mahkemesine devrine karar verilmiş,yargılamaya Mahkemenin E.1958/18 sayılı dosyasında devam edilmiştir.
46. Mahkemece, E.1958/18 sayılı dava dosyası ile E.1958/23sayılı dava dosyasının taraflarının ve konusunun aynı olduğu gerekçesiyle davadosyalarının birleştirilmesine ve yargılamaya E.1958/23 sayılı dava dosyasıüzerinden devamına karar verilmiştir. Mahkemece taraf teşkilinin sağlanmasındansonra eski tapu kayıtları çıkarılmış ve tarafların delilleri toplanmıştır.Yargılama sırasında davaya müdahil olarak katılan kişiler olduğu anlaşılmıştır.
47. Mahkemece verilen 3/3/1960 tarihli kararın Yargıtaytarafından bozulması üzerine yargılamaya devam edilmiş, taşınmazın bulunduğuyerde 21/7/1987 tarihinde keşif yapılmasından sonra 14/10/1987 tarihindedavanın reddine karar verilmiştir. Karar, Yargıtay tarafından, eksik incelemeve araştırmaya dayalı hüküm kurulduğu ve müdahillerin talepleri hakkındainceleme ve araştırma yapılmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
48. Mahkeme bozma kararına uyarak yargılamaya devam etmiştir.Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin kapatılmasından sonra dava dosyası MardinKadastro Mahkemesine devredilmiş olup, yargılama halen anılan Mahkemede devametmektedir.
49. Yargılama evrakınınincelenmesinden, özellikle tensip zaptı kapsamında ikmaline başlanılmasıgereken tapu kaydı, birleşik kroki, mahalli bilirkişi listesi gibi evrakınilgili kurumlardan talep edilmeyerek, yargılama sırasında münferit celselerdeverilen ara kararları uyarınca kısım kısım talepedildiği, Mahkemece birçok defa dosyanın incelemeye alındığı ve bu sebeple duruşmalarınertelendiği, keşif ara kararlarının farklı gerekçelerle yerine getirilmediği vebirçok defa keşiflerin ertelendiği anlaşılmaktadır.
50. 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile buKanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulama alanı bulacak olan ve medeni hakve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri içingeçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılıKanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğiniortaya koymaktadır.
51. Belirtilen hükümlere rağmen, Mahkemece defalarca davayadâhil edilmesi gereken şahısların tespiti ve davaya dâhil edilmeleri, yargılamasırasında vefat edenlere ait veraset ilamlarının sunulması için taraflarasüreler verildiği, keşif ara kararlarının müracaat yokluğu, hava şartları,bilirkişi temin edilememesi, keşif masrafının yatırılmaması, ilçede tek hâkiminolması ve duruşmalarının bulunması, güvenlik gibi nedenlerle yerinegetirilmediği ve bu uygulamanın davada yer alan taraf sayısı da nazaraalındığında yargılamanın uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğuanlaşılmaktadır. Bu kapsamda verilen bir kısım keşif ara kararlarındandönülerek tekrar taraf teşkili sağlanmaya çalışıldığı görülmektedir.
52. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konuyargılamanın gerek taşınmaz sayısı gerekse taraf sayısı bakımından ve keşif vebilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak karmaşıkbir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrıdeğerlendirildiğinde Kadastro Mahkemesinde tatbiki gereken yargılamayıhızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilenara kararların birçoğunda taraflara eksikliklerin ikmali hususunda usulhükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek, yapılması gereken işlemlerin uzunsürelerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
53. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruyakonu yargılama sürecinin kısmen asliye hukuk kısmen kadastro mahkemesi önündesürdüğü görülmekle, 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ilemedeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılamafaaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 3402sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30.maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortayakoyduğu anlaşılmaktadır.
54. Kadastro mahkemesi ve 6100 sayılı Kanun’un öngördüğüyargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul süredetamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış veAnayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmeteden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67; 2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43), başvuruya konu davadayer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usulişlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortayakoymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısındanfarklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusuyaklaşık elli yedi yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmeninolduğu sonucuna varılmıştır.
55. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
56. Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyletaşınmazdan yararlanamadıkları gibi taşınmazdan sağlanan gelir desteğinden demahrum kaldıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyethaklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, makul sürede yargılanmahaklarının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler ışığında,mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddianın ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
57. Başvurucular, taşınmazlarını uzun süren yargılama boyuncakullanamadıklarını ve taşınmazın değerinin düştüğünü belirterek, maruzkaldıkları zarar karşılığı 2.225.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevitazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.
58. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
59. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebindebulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğitespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarararasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların madditazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
60. Başvurucuların tarafı oldukları uyuşmazlığa ilişkinyaklaşık elli yedi yıllık yargılama süresi nazara alındığında, başvurucularınyargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında her bir başvurucuya takdiren 3.900,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
61. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine kararverilmesi gerekir.
62. Başvuruya konu yargılamanın yaklaşık elli yedi yıldırdevam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiğigözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılamadosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devametmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa süredesonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğininilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların,
1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuların her birine 3.900,00 TL manevi TAZMİNATÖDENMESİNE,
C. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARAMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
F. Kararın bir örneğinin ilgili Mardin Kadastro Mahkemesinegönderilmesine,
18/6/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.