TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CEMAL SOĞUNÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2878)
Karar Tarihi: 28/5/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Cüneyt DURMAZ
Başvurucu
:
Cemal SOĞUNÇ
Vekili
:
Mahmut ERTEK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, terör olayları nedeniyle köyünü terk etmekzorunda kaldığını, uğradığı zararların karşılanması amacıyla tazminatkomisyonuna yaptığı başvurudan ve sonrasında açtığı davadan bir sonuçalamadığını belirterek Anayasa’da düzenlenen mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 24/4/2013 tarihinde Siirt 2. Asliye HukukMahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 27/5/2013 tarihindekabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 28/5/2014 tarihinde yapılan toplantıdakabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
III. OLAYLAR VEOLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, Siirt ili, Eruh ilçesi, Ormanardıköyünde ikamet etmekte iken meydana gelen terör olayları nedeniyle köyünden göçetmiştir.
7. Başvurucu, 2/12/2005 tarihinde, göç etmesi nedeniyleuğramış olduğu zararların karşılanması talebiyle, 17/7/2004 tarih ve 5233sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması HakkındakiKanun kapsamında kurulan Siirt Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığına(Komisyon) başvuruda bulunmuştur.
8. Komisyon, 30/11/2010 tarih ve 2010/2-6351 sayılıkararıyla, söz konusu yerleşim yerinin boşaltılmadığını, köydeki seçimlerindüzenli yapıldığını, 1987 yılından bu yana köyde kadrolu din görevlisininbulunduğunu ve nüfus sayımlarında önemli miktarda nüfus tespit edildiğini,dolayısıyla talebin 5233 sayılı Kanun kapsamına girmediğini belirterekbaşvuruyu reddetmiştir.
9. Komisyonun verdiği ret kararı üzerine başvurucu,Diyarbakır İdare Mahkemesine (Mahkeme) işlemin iptali için dava açmıştır.Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 23/11/2011 tarih ve E.2011/247 ve K.2012/2709sayılı kararıyla, söz konusu yerleşim yerinin tamamen boşaltılan yerlerdenolmadığı, geçici köy koruculuğu sisteminin bulunmadığı, köydeki seçimlerindüzenli yapıldığı, nüfus sayımlarında önemli miktarda nüfus tespit edildiği,köyde din görevlisi kadrosunun her dönem dolu olduğu ve başvurucunun kişiselgüvenlik kaygısı nedeniyle göç etmesinden dolayı uğradığı zararların idarecekarşılanmasına hukuki olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiştir.
10. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay 15.Dairesinin 15/11/2012 tarih, E.2012/1764 ve K.2012/10737 sayılı kararıylaonanmıştır.
11. Başvurucu, Danıştay 15. Dairesinin temyiz talebininreddine ilişkin kararının 28/3/2013 tarihinde kendisine tebliğinden sonra24/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
12. 5233 sayılı Kanun’un “Amaç”kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veyaterörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zararauğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleribelirlemektir.”
13. Aynı Kanun’un “Kapsam”kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
“Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanununkapsamı dışındadır:
…
d) Terör dışındaki ekonomik ve sosyalsebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriylebulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar.”
14. Aynı Kanun’un “KarşılanacakZararlar” kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:
“Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluylakarşılanabilecek zararlar şunlardır:
a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğertaşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar.
b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölümhâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri.
c) Terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından
kaynaklanan maddî zararlar.”
15. Aynı Kanun’un “ZararınTespiti” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“7 ncimaddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerîmercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarargörenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de gözönünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarınauygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ilebelirlenir.”
16. Danıştay 10. Dairesinin 30.12.2008 tarih ve E.2008/4141,K.2008/9584 sayılı kararı şöyledir:
“…Öte yandan; kişilerin malvarlıklarına ulaşamamaları nedeniyle uğradıkları zararların5233 sayılı Yasa uyarınca tazmini; köyün, idarece veya köy halkı tarafındantamamen boşaltılması halinde mümkün olabileceğinden; Mahkemece bozmakararı üzerine davacının ikamet ettiği köyün boşaltılıp boşaltılmadığınınaraştırılmasından sonra bir karar verilmesi gerektiği tabiidir.
…”
17. Danıştay 10. Dairesinin 31/12/2008 tarih ve E.2008/5548,K.2008/9733sayılı kararı şöyledir:
“…5233sayılı Yasanın yukarıda aktarılan maddelerinin değerlendirilmesinden; kişilerinmalvarlıklarına ulaşamaması nedeniyle uğradıkları zararın 5233 sayılı Yasauyarınca tazmininin, terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sonucumeydana gelmesi şartına bağlı bulunduğu; başka bir ifadeyle, köyün, idarece veya köy halkı tarafından tamamenboşaltılması halinde söz konusu zararların tazmini yoluna gidilebileceği;güvenlik kaygısına dayansa dahi, terör olayları sonucu köyü terk edenlerinmalvarlıklarına ulaşamaması nedeniyle uğradıkları zararın, sadece köyün idareceveya köy halkı tarafından tamamen boşaltılması halinde ve köyünboşaltılmasından köye dönüşün başladığı tarihe kadar geçen süreçle sınırlıolarak tazmininin mümkün olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Zira, boşaltılan birköye dönüşün başlaması, o köyde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanaklarınakavuşulduğu anlamına gelmektedir. Köye dönüş için sağlanması zorunlu olanasgari güvenlik düzeyi ölçütünün ise objektif olması gerektiği; başka biranlatımla, köye geri dönen ve dönmeyen kişilere göre değişmemesi gerektiği detabiidir.
Bu kabule göre, uyuşmazlığa konu olayda,davacının terör olayları sonucu terk ettiği YoncalıbayırKöyü'nde bulunan malvarlığına ulaşamamasından kaynaklanan zararının; sadeceköyün boşaltılmasından, köye dönüşün başladığı tarihe kadar geçen süreçlesınırlı kalmak kaydıyla tazmini olanaklı bulunduğundan, davalı idareceyaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu 1 yıllık süre üzerinden hesaplananmiktarın ödenmesi yolundaki dava konusu işlemde hukuka aykırılıkbulunmamaktadır.
…”
18. Danıştay 10. Dairesinin 20.2.2009 tarih ve E.2008/6679,K. 2009/1227 sayılı kararı şöyledir:
“…Dava konusu olayda; komisyonca düzenlenentutanaklarda da belirtildiği üzere, Alluç Köyü'ndeherhangi bir terör olayının meydana gelmediği; bununla birlikte, 1993 yılındabölgede yaşanan terör olayları nedeniyle köye geçici köy koruculuğu sisteminingetirildiği, koruculuğu kabul edenlerin köyde ikamet etmeye devam ettiği,diğerlerinin ise koruculuğu kabul etmedikleri için ve yaşanan terör olaylarısonucu duydukları güvenlik kaygısı nedeniyle köyden göç ettikleri hususlarındaçekişme bulunmamaktadır.
Buna göre, sadecegeçici köy korucularının yaşadığı köyün, güvenli bir yerleşim yeri olduğundanbahsedilemeyeceği açık olup; güvenlik kaygısı nedeniyle köyü terk edendavacının 5233 sayılı Yasa kapsamında uğradığı bir zararı olupolmadığının tespiti ve saptanan zararının tazmini gerekirken, başvurusununreddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamakta ise de; bu husus, temyize konu kararın bozulmasını gerektireceknitelikte görülmemektedir.
…”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 28/5/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 24/4/2013 tarih ve 2013/2878 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, terör olayları nedeniyle köyünü terk etmekzorunda kaldığını, bu dönemde Siirt ili Eruh ilçesi OrmanardıKöyü Berzani Direş mevkiinde kalan malvarlığınaerişemediğini, uğradığı zararların karşılanması amacıyla tazminat komisyonunayaptığı başvurudan ve sonrasında açtığı davadan sonuç alamadığını, ancak aynıköy ve mezrada oturan başka bir kişinin başvurusunun Komisyon tarafından reddiişleminin Batman İdare Mahkemesinin kararıyla, “korucu ailesi dışında kalan diğer köy halkının yerleşim yerini terketmiş olmasının, yerleşim yerini kısmen terk eden köy halkının da güvenlikkaygısıyla köyden ayrıldığının kabul edileceği ve bu nedenden dolayımalvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın 5233 sayılı Kanunhükümlerine göre idarece karşılanacağı kuşkusuz olduğundan, köyünboşaltılmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunma”dığıgerekçesiyle iptal edildiğini ve bu durumun kendisi hakkında verilen kararlaçelişki oluşturduğunu belirterek Anayasa’da düzenlenen adil yargılanma vemülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
21. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurularailişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeyetabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.
22. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz bir takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğindenbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Buçerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz bir takdir hatasıveya açık keyfilik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez(B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
23. Başvurucunun iddiaları incelendiğinde, başvurucu, İdareve Mahkeme tarafından 5233 sayılı Kanun’un yanlış yorumlanması ve delillerinyanlış değerlendirilmesi sonucu ikamet ettiği köyün boşaltılmadığı sonucunaulaşıldığını, ancak yine aynı köyde ikamet eden bir başka kişinin aynı talepleaçtığı davada Batman İdare Mahkemesinin kararıyla Siirt ili, Eruh ilçesi, Ormanardı köyünde korucu ailesi dışında yaşayan kimseninbulunmadığı, diğer köy halkının yerleşim yerini terk ettiği, dolayısıyla anılanköyün boşalan köylerden olduğu gerekçesiyle iptal kararı verildiğini, buşekilde verilen çelişkili kararlar sonucu uğradığı zararların tazminedilmediğini ileri sürmektedir.
24. Başvurucunun taleplerinin reddine ilişkin 30/11/2010tarihli Komisyon kararı ve derece mahkemelerinin karar gerekçeleriincelendiğinde, iddiaların özünün 5233 sayılı Kanun’un kapsamına ilişkinhükümler içeren 2. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer verilen “Terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerleuğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriylebulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar.”ifadesinin Komisyon ve derece mahkemeleri tarafından yorumlanmasında isabetolmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğuanlaşılmaktadır.
25. Başvurucu her ne kadar iddialarını adil yargılanmahakkının yanı sıra mülkiyet hakkına dayanarak ileri sürmüşse de, başvurucunundava ve temyiz dilekçelerinde de aynen ileri sürdüğü bu iddialarının idarimakamların ve mahkemelerin delilleri değerlendirmesine ve konuya ilişkin hukukkurallarının mahkeme tarafından yorumlanmasına ilişkin olduğu, nihai olaraklehine olmayan mahkeme kararının sonucundan şikâyet edildiği, bununla birliktebaşvurucunun ileri sürdüğü iddiaların ve delillerin derece mahkemeleritarafından değerlendirilerek karşılandığı anlaşılmaktadır.
26. Nitekim Komisyon’a yaptığı başvurunun reddi üzerinebaşvurucunun söz konusu işlemin iptali için açtığı davada Diyarbakır 2. İdareMahkemesi, 23/11/2011 tarih ve E.2011/247, K.2011/2709 sayılı kararında 5233sayılı Kanun kapsamında hangi hallerde uğranılan zararların tazminedilebileceğini şu şekilde ifade etmiştir:
“5233 sayılı Yasanın yukarıda aktarılanmaddelerinin değerlendirilmesinden; "terör eylemleri" veya"terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler" sonucunda bir yerleşimyerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması nedeniyle malvarlığına ulaşamayankişilerce uğranılan maddi zararın, sözü edilen Yasa hükümlerine göre idarecesulh yoluyla ödenmesi gerekir. Bir başka deyişle, bir yerleşim yerinin güvenliknedeniyle idarece veya güvenlik kaygısıyla o yerleşim yerinde yaşayan halktarafından "tamamen" boşaltılmış olması halinde yerleşim yerininboşaltılmasından yerleşim yerine dönüşün başladığı tarihe kadar Yasada tek teksayılmak suretiyle belirlenen maddi zararın idarece karşılanması mümkündür.Dolayısıyla, güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmenboşalmış olması nedeniyle malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddizararın idarece ödenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
Yerleşim yerinin kısmen boşalmış olması, oyerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanağını sağlayan asgarigüvenlik şartlarının idarece yerine getirilmiş olduğunun nesnel birgöstergesidir. Güvenlik kaygısının, yerleşim yerinde sürekli yasayan kişilereve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişilere göredeğişmemesi gerekmektedir. Terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku veendişe karşısında her bireyin farklı tepki göstermesi mümkündür. Bu nedenle,kişiden kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının yukarıdabelirtildiği şekilde nesnel bir ölçüte dayandırılması zorunludur. Ancak, biryerleşim yerinde meydana gelen terör olayları nedeniyle yerleşim yerinde sadeceköy korucuları ile bunların aileleri kalmış, diğer köy halkının yerleşim yeriniterk etmiş olması halinde, bir başka İfade ile bu şekilde bir yerleşim yerikısmen boşalmış ise yerleşim yerini kısmen terk eden köy halkının da güvenlikkaygısıyla köyden ayrıldığının kabul edileceği ve bu nedenden dolayımalvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın 5233 sayılı Yasahükümlerine göre idarece karşılanacağı açıktır.”
27. Mahkemenin kararında Siirt ili Eruh ilçesi Ormanardı köyüne ilişkin şu değerlendirmelere yer verilerekdavacının (başvurucunun) uğradığını ileri sürdüğü zararların 5233 sayılı Kanunkapsamında tazminin mümkün olmadığına ve davanın reddine karar verilmiştir:
“Dava dosyasında ve Mahkememizin aynı köyeilişkin diğer dava dosyalarında (Örneğin; E:2009/294, E:2009/291 esas sayılıdava dosyalarında) yer alan bilgi ve belgelerden; OrmanardıKöyünün ve bu köye bağlı hiç bir mezranın, Eruh İlçe Jandarma Komutanlığı ileSiirt Valiliği tarafından sunulan boşalan/boşaltılan köylere ilişkin listelerdeyer almadığı, köyde geçici köy koruculuğu sisteminin bulunmadığı, 1990-2000yılları arasında yapılan Genel Nüfus Sayımları ve Tespitlerine göre 1990yılında 671, 1997 yılında 72, 2000 yılında ise 101 kişinin köyde yaşadığı,seçimlerde sandık kurulan merkezler arasında OrmanardıKöyünün de yer aldığı, köyde din görevlisi kadrosunun her dönem dolu olduğugörülmüştür.
Bu durumda, Ormanardıköyünde, 5233 sayılı Kanun kapsamına giren dönemlerde normal yaşam düzeyinisağlayacak güvenlik ortamının bulunması ve kişisel güvenlik kaygıları sonucuyaşadığı köyü terk edenlerin uğradıkları zararların anılan Kanun kapsamındakarşılanma olanağı bulunmaması karşısında, davacı tarafından yapılan başvurununreddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamıştır.”
28. Mahkemenin bu kararı, ilgili hükmün (5233 sayılı Kanun’un2. maddesi) yorumu kapsamında başvurucuların zararının tazmin edilebilmesi içinköyün ya da mezranın tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşimyerlerinde sadece geçici köy korucularının kalması şartını arayan Danıştay’ın yerleşikiçtihatlarına (§§ 16–18) uygun olup herhangi bir bariz takdir hatası veya açıkkeyfilik içermemektedir.
29. Başvurucu, aynı köy ve mezrada oturan başka bir kişinintalebinin Komisyon tarafından reddine rağmen söz konusu işlemin Batman İdareMahkemesinin 25/12/2012 tarih ve E.2012/3342, K.2012/6519 sayılı kararıyla, “korucu ailesi dışında kalan diğer köy halkınınyerleşim yerini terk etmiş olmasının, yerleşim yerini kısmen terk eden köyhalkının da güvenlik kaygısıyla köyden ayrıldığının kabul edileceği ve bunedenden dolayı malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın 5233sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanacağı kuşkusuz olduğundan, köyünboşaltılmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunma”dığıgerekçesiyle iptal edildiğini ve bu durumun kendisi hakkında verilen kararlaçelişki oluşturduğunu ileri sürmektedir.
30. Halbuki başvurucunun değindiği Batman İdare Mahkemesininanılan kararı Danıştay 15. Dairesinin 18/09/2013 tarih ve E.6385, K.5343 sayılıkararıyla şu gerekçelere yer verilerek bozulmuştur:
“İdare Mahkemesi tarafından; İlçe JandarmaKomutanlığı'nın 04.07.2009 tarihli yazısında, OrmanardıKöyü'nün "dolu" ve "koruculuk sisteminin bulunmadığı"belirtilmesine karşın, aynı idarenin 22.11.2011 tarihli yazısında,"koruculuk sisteminin bulunduğu ve her aileden bir bireyin korucuolduğunun" ve "1993-1998 yılları arasında korucu ailesi dışındayaşayan kimsenin bulunmadığının" belirtilmesi nedeniyle, korucu ailesidışında kalan diğer köy halkının yerleşim yerini terk etmiş olmasının, yerleşimyerini kısmen terk eden köy halkının da güvenlik kaygısıyla köyden ayrıldığınınkabul edileceği gerekçesiyle Ormanardı Köyü'nünboşaldığı sonucuna varılmış ise de; İdare Mahkemesi kararına dayanak alınan Jandarmatutanağının Köy Muhtarı Yavuz Teymur ve Köy AzasıAydın Nas'ın ifadeleri doğrultusunda düzenlendiği veanılan kişilerden Aydın Nas'ın, 5233 sayılı Kanunkapsamında tazminat istemi ile davalı idareye başvurusu olduğu dikkatealındığında, karara dayanak alınan beyana dayalı Jandarma tutanağına itibaredilemeyeceği açıktır.
Buna göre, davacının ikamet ettiği Siirt İli,Eruh İlçesi, Ormanardı Köyü'nün "teröreylemleri" veya "terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler" nedeniyle idarece veya köy halkı tarafından tamamenboşaltılmadığı sonucuna varılmıştır.
Nitekim, Batman İdare Mahkemesince, aynıyerleşim yerine ilişkin olarak yerleşim yerinin boşaltılmadığı gerekçesiyledavanın reddine ilişkin olarak verilen kararlar (E:2012/2070, E:2012/1798, E:2012/1377,E:2012/10097, E:2012/8635, E:2012/10533...) dairemizce onanmıştır.
Bu durumda, davacının başvurusunun reddineilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından aksi yönde verilenmahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.”
31. Dolayısıyla, başvurucunun ileri sürdüğü gibi, aynı köyeilişkin 5233 sayılı Kanun’un uygulama kapsamının belirlenmesi konusundabirbiriyle çelişkili kesinleşmiş mahkeme kararları bulunmadığı anlaşılmaktadır.
32. Böylelikle başvurucunun mülkiyetinde bulunan mallarınıterör dolayısıyla terk etmediği Danıştayın onamasısonucu kesinleşen mahkeme kararıyla tespit edilmiştir. Bu şekilde bir tespitindoğal sonucu ise başvurucunun mülkiyet hakkına 5233 sayılı Kanun’un kapsamınagirecek şekilde müdahalede bulunulmadığıdır. Anayasa Mahkemesi açısından butespitten ayrılmayı gerektirecek herhangi bir husus bulunmadığından mülkiyethakkı açısından ayrı bir değerlendirme yapılmayacaktır (B. No: 2013/3008,6/2/2014, § 48).
33. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, mülkiyet hakkı kapsamındabir inceleme yapılmasının mümkün olmadığı ve derece mahkemesi kararının bariztakdir hatası veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından başvurunun,diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle başvurunun “açıkça dayanaktanyoksunluk” nedeniyle, KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerindebırakılmasına, 28/5/2014 tarihindeOY BİRLİĞİYLE karar verildi.