TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
CEMAL BAYSEFEROĞULLARI BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2013/8474)
Karar Tarihi: 21/1/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Cemal BAYSEFEROĞULLARI
Vekili
:
Av. Nedim ERKUŞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, iş kazasındankaynaklanan alacak davasında, Yargıtay bozma kararı öncesi verilen gerekçelikararın davalıya tebliğ edilmemesi ve bozma ilâmına karşı yapılan karar düzeltmetalebinin işleme konulmaması nedenleriyle mahkemeye erişim hakkının; yargılamasırasında ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporlarının tebliğ edilmemesi ve hükmeesas alınan bilirkişi raporuna itiraz etme hakkı tanınmadan karar verilmesinedenleriyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin; Mahkemeninusul ve kanuna aykırı uygulamaları nedeniyle tarafsız mahkemede yargılanmahakkının; dava sonucunu etkileyecek nitelikteki iddialarının Yargıtay kararındakarşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; yargılamanın uzun sürmesinedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarıhakkındadır.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 21/11/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzeredosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından25/2/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular 25/2/2015 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) bildirilmiştir.Bakanlık görüşünü 27/4/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından AnayasaMahkemesine sunulan görüş başvurucuya 4/5/2015 tarihinde bildirilmiştir.Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucunun işvereni olduğuinşatta işçi olarak çalışan M.B., 23/10/2002 tarihinde meydana gelen iş kazasısonucu vefat etmiş, ölenin yakınları, başvurucu ve diğer davalılar A.A., Ü.Müşavir Mühendislik A.Ş. ve Milli Eğitim Bakanlığınakarşı 1/8/2003 tarihinde, Bakırköy 2. İş Mahkemesinin E.2003/129 sayılıdosyasında maddi ve manevi tazminat davası açmışlardır.
9. Başvurucu vekili 30/9/2003,11/12/2013 ve 6/4/2004 tarihli duruşmalara mazeret bildirerek diğer duruşmalaraise herhangi bir neden bildirmeden katılmamıştır.
10. Davacı taraf 7/2/2008tarihli duruşmada dosyaya ıslah dilekçesini sunmuş, Mahkeme dilekçeyi hazırolan davalı Hazine vekiline tebliğ etmiş, başvurucu davalıya dilekçe ile ilgiliherhangi bir bildirimde bulunmamıştır.
11. Mahkeme, 7/2/2008 tarihli veE.2003/129, K.2008/83 sayılı kararıyla, başvurucu davalı açısından davayı kısmenkabul etmiş, diğer davalılar açısından reddetmiştir. Kararın ilgili kısımlarışöyledir:
“…
Davalı Cemal Bayseferoğullarıvekili tarafından Mahkememize verilen cevap dilekçe ile; işyeri sorumlularıtarafından gerekli tedbirlerin alındığı, uyarıların yapıldığını bu nedenledavanın reddi gerektiği beyan etmiştir.
…
Taraflarca dosyaya sunulan belgeler ile birlikte dosya kusurbilirkişisine verilerek rapor alınmıştır.
Dosyaya sunulan 09.12.2006 tarihli kusur bilirkişisiraporuna göre meydana gelen iş kazasında davalı işveren Cemal Bayseferoğulları’nın %100 oranında kusurlu olduğu bukusurun %10’unun davalı A.A.’ya ait olduğunun tespitedildiği diğer davalıların ve sigortalının kusurunun bulunmadığınınbelirtildiği görülmüştür.
Davacı vekilinin 6/2/2008 tarihli ıslah dilekçesi ile davadilekçesindeki taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah ederekarttırmış olduğu görülmüştür.
Sigorta Müdürlüğüne yazı yazılarak davacıların tüm peşinsermaye değerleri dosyaya celp edilmiştir.
Dosya hesap bilirkişisine verilerek davacıların maddizararları hesaplanmıştır. Ayrıca söz konusu olaydan davacıların duyduğu elem,üzüntü, ızdırap, tarafların sosyal ve ekonomikdurumları, paranın alım gücü dikkate alındığında, davacıların manevi tazminatahak kazandıkları kanaat ve sonucuna varılarak aşağıda gösterildiği şekildehüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davacı tarafından davalılardan S.B. aleyhine açılandavanın kısmen kabulü ve %10 takdiri indirim uygulanmak suretiyle;
Eş Z. için 110.666,62 YTL. Maddi tazminat ile 25.000,00 YTL.Manevi tazminatın olay tarihinden itibaren,
Oğlu S. için 11.954,68 YTL. Maddi tazminat ile 20.000,00YTL. Manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte,
Çocuk Y. için 4.101,84 YTL. Maddi tazminat ile 20.000,00YTL. Manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte,
Oğlu D. için 105,13 YTL. Maddi tazminat ile 20.000,00 YTL.Manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birliktedavalılardan Cemal Bayseferoğullarından alınarakdavacı Z.B.’ye kendisi adına ve çocuklarına velayeten verilmesine,
2-Davalılar Milli Eğitim Bakanlığı,A.A. ve Ü. Müşavirlik Mühendislik A.Ş. adına açılan davanın reddine,
…”
12. Davacıların temyiz istemiüzerine Mahkeme, 12/6/2008 tarihli ve E.2003/129, K.2008/83 sayılı ekkararıyla, temyiz harç ve masraflarının tamamlanmadığı gerekçesiyle, kararıntemyiz edilmemiş sayılmasına hükmetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“…
Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz eden tarafından adınatebligatın yapılmasına rağmen süresi içinde karar harcını, eksik temyiz harcınıikmal etmediği ve temyiz posta masrafı da vermediğinden HUMK.un434/3.-son maddesi gereğince kararın temyiz edilmemiş sayılmasına, kayıtlarınbu suretle kapatılmasına, başkacada harç alınmasına yer olmadığına, kanunyolları açık olmak üzere karar verildi”
13. Bu arada başvurucuyagerekçeli karar ve davacıların karar ve ek karara ilişkin temyiz dilekçeleritebliğ edilmemiş, Mahkemenin 12/6/2008 tarihli ek kararı, 10/7/2008 tarihindetebliğ edilmiştir.
14. Davacılar tarafından ekkararın temyizi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 5/5/2009 tarihli veE.2008/16950, K.2009/6399 sayılı ilâmıyla, temyiz harcının tamamlatılmasınailişkin davacılara yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle,kararın temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin karar kaldırılmış, esastan yapılanincelemeyle Mahkeme kararı bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısmı şöyledir:
“…
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacılarmurisi M.B.’nin davalı C.’ninyürüttüğü ilköğretim okulu inşaatında kalıp ustası olarak ve davalı C.’nin işçisi olarak çalışırken 23.10.2002 tarihinde inşaatın1. kat döşemesi üzerinde kırıcı ile beton traşlamaişini yaparken kırıcıdaki elektrik kaçağından etkilenerek 3 metre yüksekliktenzemine düşüp yaralandığı, daha sonra hayatını kaybettiği, olayda mahkemecehükme esas alınan 09.12.2006 tarihli kusur raporuna göre, davalı işveren Cafer Bayseferoğullarının %100 oranında kusurlu olduğunun, bukusurun %10’unun davalı şantiye şefi A.A’ ya ait olduğunun tesbitedildiği anlaşılmaktadır.Mahkemece hükme esas alınanbilirkişi raporunda davalı A.A.’ya da %10 oranındakusur verilmiş olmasına ve bu durumun mahkeme kararında da belirtilmesinekarşın nedenleri gösterilmeksizin davalı A.A. hakkındaki davanın reddine kararverilmesi doğru değildir.
Öte yandan hükümaltına alınan tazminatlardan davalı Cemal Bayseferoğullarıile davalı A.A.’nın müştereken ve müteselsilensorumlu olduklarının düşünülmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızınyazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacılarınbu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
…”
15. Bozma ilamı, 28/7/2009tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu karar düzeltme yolu kapalı olanYargıtay kararına karşı 31/7/2009 tarihli dilekçe ile karar düzeltme talebindebulunmuştur.
16. Mahkeme karar düzeltmedilekçesini işleme koymamış, dosyayı E.2009/640 sırasına kaydetmiş, bozmailamına uyarak yargılamaya devam etmiştir.
17. Başvurucu vekili, bozmadansonraki yargılama sürecinde, 23/3/2010 tarihli duruşmaya mazeret bildirerek,diğer duruşmalara ise herhangi bir neden bildirmeden katılmamıştır.
18. Başvurucu, 9/12/2009 tarihlidilekçe ile karar düzeltme dilekçesi gereği dosyanın Yargıtayagönderilmesi talebinde bulunmuş, Mahkemece bu taleple ilgili değerlendirmeyapılmamıştır.
19. Bozmadan önce davacılartarafından dosyaya sunulan ıslah dilekçesi, 9/12/2009 tarihinde başvurucuvekiline tebliğ edilmiş, başvurucu 17/12/2009 tarihli dilekçe ile ıslahtalebine karşı beyanda bulunmuştur.
20. Mahkemece, 27/5/2010,4/11/2010, 8/10/2011, 13/12/2011 ve 25/6/2012 tarihlerinde bilirkişi rapor veek raporları aldırılmış, yalnızca hükme esas alınan 25/6/2012 tarihli rapor29/6/2012 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.
21. Mahkeme, 27/6/2012 tarihliara kararı gereği başvurucuya tebliğ edilen bilirkişi raporunun bulunduğutebligat şerhinde, rapora karşı 15 günlük sürede beyanda bulunma hakkı olduğunuhatırlatmış, ancak 15 günlük süre dolmadan 10/7/20012 tarihli celsede esashakkındaki kararı vermiştir.
22. Mahkemenin 10/7/2012 tarihlive E.2009/640, K.2012/503 sayılı kararı ile başvurucu ile davalı A.A. açısındandavanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“…
Davalı Cemal Bayseferoğulları vekili tarafından Mahkememize verilencevap dilekçe ile; işyeri sorumluları tarafından gerekli tedbirlerin alındığı,uyarıların yapıldığını bu nedenle davanın reddi gerektiği beyan etmiştir.
Yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiğikararın temyiz edildiği Yargıtay 21. H.D, E.2008/16950 bozma sayılı ilamı ilehüküm altına alınan tazminatlardan davalı Cemal Bayseferoğullarıile davalı A.A.’nın müştereken ve müteselsilensorumlu oldukları düşünülmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidirdenilerek bozulmasına karar verilmiş bozma ilamına uyulmuş yargılamaya devamolunmuştur.
Dosya toplanan tüm delillerle birlikte kusur incelemesi içinbilirkişi heyetine verilmiş bilirkişi raporunda meydana gelen iş kazasındadavalı Cemal Bayseferoğullarının %100 davalı A.A.’nın %10 oranında kusurlu olduğu diğer davalıların vesigortalıların kusuru bulunmadığı tespit edilmiştir.
Dosya hesap bilirkişisine verilerek davacıların maddizararları hesaplanmıştır. SGK’ ya yazı yazılarak davacının tüm psd dosya ya celp edilmiştir.
Dosyaya sunulan 09.12.2006 tarihli kusur bilirkişisiraporuna göre meydana gelen iş kazasında davalı işveren Cemal Bayseferoğullan'nın %100 oranında kusurlu olduğu bu kusurun%10'unun davalı A.A.’ya ait olduğunun tespit edildiğidiğer davalıların ve sigortalının kusurunun bulunmadığının belirtildiğigörülmüştür.
Davacı vekilinin 06.02.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile davadilekçesindeki taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah ederekarttırmış olduğu görülmüştür.
Yapılan yargılama sonunda davacının iş kazası nedeniylemaddi ve manevi tazminat davası açtığı anlaşılmıştır.
Davalı A.A’nın vekili müvekkilininşantiye şefi olmadığını bu nedenle sorumlu olmadığını iddia etmişse de toplanantüm deliller Yargıtay bozma ilamı bilirkişi raporları ve tüm dosya birliktedeğerlendirilerek davalı Cemal Bayseferoğlu ve A.A’nın tazminat miktarlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu tarafların mali ve sosyaldurumları tazminat miktarları davacının davaya konu kaza nedeniyle duyduğu elemve üzüntü manevi tazminatın bir ceza ya da ödenceolmama özelliği sebepsiz zenginleşmeye neden olmaması gerektiği de dikkatealınarak davacıların maddi zararları bilirkişi raporu ile hesaplandığındanaçılan davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıda ki şekilde hükümkurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanannedenlerle ,
1- Açılan davanın kısmen kabulü ile, %10 takdir indirimiuygulanmak suretiyle Davacı Z. için 110.666,62 TL maddi tazminatın olaytarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte 25.000.00TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte,
S. için 11.954.68 TL madditazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte 20.000.00 TLmanevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte,
Y. için 4.101.84 TL madditazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte 20.000.00 TLmanevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte,
D. için 105,13.00 TL maddi tazminatın olay tarihindenitibaren yasal faizi ile birlikte 20.000.00 TL manevi tazminatın olaytarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalılar Cemal Bayseferoğulları, A. A.’nınmüştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı Z.B’ye kendisi adına ve velayeten çocukları adına verilmesine
...”
23. Başvurucu 18/9/2012 tarihlidilekçesinde, 31/7/2009 tarihli karar düzeltme dilekçesinde ileri sürdüğühususları tekrarlayarak kararı temyiz etmiş, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi,24/9/2013 tarihli ve E.2012/20210, K.2013/16953 sayılı ilamı ile hükmüonamıştır. Onama ilamının ilgili kısmı şöyledir:
“Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddive manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; bozmayauyarak ilamda yazılı nedenlerle davalılardan MilliEğitim Bakanlığı ile Ü. M. Mühendislik AŞ. adınaaçılan davanın reddine, 211.828,27 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziylebirlikte diğer davalılardan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmünsüresi içinde temyizen incelenmesi davacılar iledavalılardan Cemal Bayseferoğulları vekillerincesüresinde, davalılardan A.A.’nın vekilince de süresidışında duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabiolduğu anlaşılmış ve duruşma için 24/9/2013 Salı günü tayin edilerek taraflaraçağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar vekili Avukat M.H. iledavalılardan A.A.’nın vekili Avukat F.Y. geldiler.Diğer davalılar adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunanAvukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynıgün Tetkik Hâkimi B.M.Ş. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlarokundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbitedildi.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına,delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar iledavalılardan A.A. ve Cemal Bayseferoğullarıvekillerinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul vekanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
…”
24. Onama kararı başvurucuya23/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu, 21/11/2013 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
25. 11/1/2011 tarihli ve 6098sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren,bu zararı gidermekle yükümlüdür.”
26. 6098 sayılı Kanun’un 53.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:
…
Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebepleuğradıkları kayıplar.”
27. 6098 sayılı Kanun’un 56.maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veyaölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranınödenmesine karar verilebilir.”
28. 12/1/2011 tarihli ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
29. 6100 sayılı Kanun’un 447.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıfyaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleriuygulanır.”
30. 6100 sayılı Kanun’un 177.maddesi şöyledir:
“Islah,tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.
Islah, sözlü veyayazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslahtalebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, habervermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.”
31. 6100 sayılı Kanun’un 183.maddesi şöyledir:
“Taraflarınveya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesaphataları, karar verilinceye kadar düzeltilebilir. Taraflardan birinin yazı veyahesap hatasını düzeltmesi sonucu yargılama uzamışsa, yargılama giderlerininbelirlenmesinde bu durum da dikkate alınır.”
32. 6100 sayılı Kanun’un 304.maddesi şöyledir:
“Hükümdekiyazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veyataraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişsehâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse,dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.
Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilenhususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olansuretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır vemühürlenir.”
33. 6100 sayılı Kanun’un 280.maddesi şöyledir:
“Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzereteslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeyeverir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneğitaraflara tebliğ edilir.”
34. 6100 sayılı 281. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliğitarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların,bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında isebilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasınımahkemeden talep edebilirler.”
35. 6100 sayılı Kanun’un 321.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususlarıngerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde,hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetinitutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geçbir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.”
36. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü MuhakemeleriKanunu’nun yürürlükte olan 433. maddesininbirinci ve ikinci fıkrası şöyledir:
“Temyiz dilekçesi, hükmüveren mahkeme aracılığı ile karşıtarafa tebliğ olunur. Tebliğ tarihi temyiz dilekçesinindosyada kalan aslına işaret edilir.
Karşı taraf,tebliğ gününden başlayarak on gün içinde cevap dilekçesini,hükmü veren mahkemeye veya bu mahkemeye gönderilmeküzere başka bir mahkemeye verebilir.Cevap veren, hükmü süresinde temyiz etmemiş olsa bile, cevapdilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını bildirerek temyiz isteğinde de bulunabilir.“
37. 30/1/1950 tarihli ve 5521sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi şöyledir:
“İş Kanununa göreişçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve Efıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işverenvekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hakiddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzumgörülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.”
38. 5521 sayılı Kanun’un 7.maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulüuygulanır.”
39. 30/1/1950 tarih ve 5521sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 2/3/2005 tarihli ve 5308 sayılı Kanunladeğişmeden önceki 8. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“İş mahkemesinin nihaikararları tefhim tarihinden itibaren sekiz gün içinde temyiz olunabilir.
…
Yargıtayın kararlarına karşı karar düzeltme yolunabaşvurulamaz.”
40. 5521 sayılı Kanun’un geçici1. maddesi şöyledir:
“Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye MahkemelerininKuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecekgöreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında yapılan temyiz başvuruları,kesinleşinceye kadar Yargıtay tarafından sonuçlandırılır. Bu kararlar hakkındaİş Mahkemeleri Kanununun bu Kanunla yapılan değişiklikten önceki temyizeilişkin hükümleri uygulanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
41. Mahkemenin …/…/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 21/11/2013 tarihli ve 2013/8474 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
42. Başvurucu, aleyhine açılaniş kazası sonucu ölüme dayalı maddi ve manevi tazminat davasında yargılamanınmakul sürede tamamlanmadığını, davacının bozmadan önceki aşamada dosyayasunduğu ıslah dilekçesinin kendisine tebliğ edilmediğini, bu nedenle zamanaşımıve diğer itiraz haklarını kullanamadığını, yine bilirkişi raporları için itirazsüresi beklenmeden Mahkemece karar verildiğini, gerekçeli karar tarafına tebliğedilmeden temyiz incelemesi yapıldığını, bu açıdan temyiz hakkının elindenalındığını, ilk bozma kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunduğunu,ancak Mahkemenin dilekçesini işleme koymadığını, usul ve yasaya aykırıuygulamalar nedeniyle Mahkemenin tarafsızlığını yitirdiğini, Yargıtayın benzer uyuşmazlıklarda usul kurallarınauyulmasını esas almasına rağmen dosyada yapılan vahim hataların görmezdengelinmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin zedelendiğini, Yargıtay onama ilâmınıngerekçesiz olduğunu belirterek, Anayasanın 10. ve 36. maddelerinde güvencealtına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti ileyeniden yargılama kararı verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
43. Başvuru formu ve ekleriincelendiğinde başvurucunun, Mahkemenin verdiği karar nedeniyle Anayasa’nın 10.maddesinde düzenlenen eşitlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğügörülmüştür. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu yönde ileri sürdüğü iddiaların özüsöz konusu kararın adil olmadığı hususu ile ilgilidir. Bu nedenle başvurucununbu iddiası adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. MahkemeyeErişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası
44. Başvurucu, Mahkemenin7/2/2008 tarihli esas hakkındaki kararı ile davacının asıl ve ek karara yöneliktemyiz dilekçelerinin kendisine tebliğ edilmediğini, bu açıdan temyiz hakkınıkullanamadığını, yine Yargıtay bozma kararı sonrası verdiği karar düzeltmedilekçesinin de işleme konulmadığını belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
45. Bakanlık görüşünde,gerekçeli kararın tebliğ edilmemesi hususunun, silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
46. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
48. Herkes, kişisel hak veyükümlülüklerinin karara bağlanması için bir mahkemeye erişme ya da dava açmahakkına sahiptir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mahkemeye erişimhakkı, suç isnadı altındaki veya medeni haklarını icra etmesine yapılan müdahaleninhukuka aykırı olduğunu savunulabilir şekilde öne süren ve bu şikayetiniSözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının sağladığı güvencelere sahipbulunan bir mahkeme nezdinde öne süremediğini iddia eden herkese açıktır(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Smith/Almanya,27801/05, 1/4/2010, § 43, § 58; Roche/Birleşik Krallık [BD], B. No: 32555/96,19/10/2005, § 117; Stanev/Bulgaristan, [BD], B. No: 36760/06,17/1/2012, § 229).
49. Mahkemeye erişim hakkı somutve etkili olmalıdır. Erişim hakkının etkili olabilmesi için bireyin haklarınamüdahale eden bir işleme itiraz etmek üzere açık ve somut bir fırsata sahipolması gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Bellet/Fransa, B. No. 23805/94, 4/12/1995, § 38).
50. Mahkemeye erişim hakkısadece ilk derece mahkemesine dava açma hakkını değil, eğer iç hukukta itiraz,istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üstmahkemelere başvurma hakkını da içerir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz.Bayar ve Gürbüz/Türkiye, B. No:37569/06, 27/11/2012, § 42).
51. Ne var ki yargılamadakihakkaniyete ilişkin herhangi bir eksiklik, belli koşullar altında ister aynıseviyede (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Helle/Finlandiya, B. No. 20772/92, 19/12/1997, § 54), istersedaha üst bir mahkeme tarafından (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Schuler-Zgraggen/İsviçre, B. No. 14518/89, 24/6/1993 § 52)daha sonraki bir aşamada telafi edilebilir (Benzer yöndeki AİHM kararları içinbkz. Feldbrugge/Hollanda, B. No. 8562/79, 29/5/1986).
52. 6100 sayılı Kanun’un 321.maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kararın tefhiminin, mahkemece hükme ilişkintüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşeceği, zorunluhâllerde, hâkimin bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadecehüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebileceği, bu durumdagerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılmasınınzorunlu olduğu belirtilmiştir.
53. 5521 sayılı Kanun’un, halenyürürlükte olan, 5308 sayılı Kanun’la değişmeden önceki 8. maddesinin birincifıkrasında, temyiz yoluna başvurma süresinin, karar yüze karşı verilmişse nihaîkararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihindenitibaren sekiz gün olduğu, üçüncü fıkrasında ise, iş mahkemesince verilenkararlara ilişkin Yargıtayın onama ve bozmailamlarına karşı karar düzeltme yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir.
54. 6100 sayılı Kanun’un 304.maddesinin birinci fıkrasında, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğerbenzeri açık hataların, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerinedüzeltilebileceği, hüküm tebliğ edilmişse hâkimin, tarafları dinlemeden hatayıdüzeltemeyeceği, davet üzerine tarafların gelmemesi halinde, dosya üzerindeinceleme yapılarak karar verilebileceği hususu düzenlenmiştir.
55. Yine mülga 1086 sayılıKanun’un başvuru konusu olayda uygulanan 433. maddesinin birinci ve ikincifıkrasında, temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliğinin zorunlu olduğu, karşıtarafın hükmü süresinde temyiz etmemiş olsa bile,cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarınıbildirerek katılma yoluyla temyiz isteğinde bulunabileceği belirtilmiştir.
56. Başvurucu, Mahkemeningerekçeli kararı ile davacının asıl ve ek karara yönelik temyiz dilekçelerininkendisine tebliğ edilmediğini, bozma kararına karşı dosyaya sunduğu karardüzeltme dilekçesinin işleme konulmadığını, Yargıtay Hukuk Genel KuruluKararına göre iş mahkemesi kararlarına karşı karar düzeltme yolunabaşvurulabileceğini belirterek temyiz ve karar düzeltme hakkından yoksunbırakıldığını iddia etmiştir.
57. Somut olayda, davadosyasının içeriği ve Mahkemeye yazılan yazı cevabına göre, Mahkemenin,7/2/2008 tarihli gerekçeli kararı ile davacıların temyiz dilekçelerinibaşvurucuya tebliğ etmediği gibi başvurucunun 31/7/2009 tarihli karar düzeltmedilekçesi ile ilgili herhangi bir işlem yapmadığı anlaşılmıştır.
58. Mahkemenin gerekçeli kararıve davacının temyiz dilekçelerinin tebliğ edilmemesi nedeniyle başvurucu temyizhakkından yoksun bırakılmış ise de bozmadan sonra yapılan yargılamada verilen10/7/2012 tarihli kararın, başvurucuya tebliğ edildiği, başvurucunun bu kararakarşı, davanın esasına ilişkin tüm temyiz itirazlarını ileri sürdüğü, özellikleYargıtayın başvurucunun ilk kararı temyiz etmemesinedeniyle bozma kapsamı dışında kalan hususların kesinleştiği savından hareketetmediği, başka bir ifadeyle başvurucunun ilk karara yönelik olarak ilerisürebileceği temyiz nedenlerini de bir bütün olarak değerlendirdiğianlaşılmıştır.
59. Bunun yanında işmahkemelerinin kararlarıyla ilgili, Yargıtay tarafından verilen onama veyabozma ilâmlarına karşı karar düzeltme yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı,ancak Yargıtayın, 6100 sayılı Kanun’un 304. maddesikapsamında, maddi hataya dayalı onama veya bozma kararlarına karşı karardüzeltme yoluna gidilebileceğini belirttiği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun2/7/2003 tarihli ve E.2003/21-425, K.2003/441 sayılı ilamı), bu açıdanbaşvurucunun Yargıtay ilamına karşı Mahkemeye verdiği dilekçesinin, talebinreddi veya dosyanın bu kapsamda Yargıtayagönderilmesi hususunda değerlendirilmesi gerektiği halde Mahkemece herhangi birişlem tesis edilmediği anlaşılmış ise de başvurucunun bozmadan sonrakiyargılama sürecinde ve temyiz aşamasında maddi hatalara dayalı bozma ilamınakarşı bu iddialarını her zaman ileri sürebilme imkânına sahip olduğu, nitekimMahkemece en son verilen karara yönelik verdiği temyiz dilekçesinde, 31/7/2009tarihli karar düzeltme dilekçesinin içeriğindeki tüm hususları da tekrarladığı,bu itirazlarının da Yargıtay tarafından değerlendirildiği anlaşılmıştır.
60. Buna göre; başvurucuya,Mahkemenin 7/2/2008 tarihli kararına karşı kanun yolunda ileri sürebileceğiitirazlarını bozmadan sonraki temyiz aşamasında sunma imkânının tanındığı,nitekim başvurucunun, 10/7/2012 tarihli karara karşı esasa yönelik itirazlarıile birlikte, 31/7/2009 tarihli karar düzeltme dilekçesinin içeriğindekihususları ileri sürdüğü, temyiz merciinin de itirazları değerlendirdiği,dolayısıyla eksikliğin sonraki aşamada telafi edildiği anlaşılmış, yargılamanınbütününe göre başvurucu açısından herhangi bir hak kaybının söz konusu olmadığısonucuna ulaşılmıştır.
61. Açıklanan nedenlerle,mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğuanlaşıldığından başvurunun bu kısmının “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. SilahlarınEşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlali İddiası
62. Başvurucu, Mahkemece, hükmeesas alınan 25/6/2012 tarihli bilirkişi raporuna karşı iki haftalık itirazsüresi tanındığını, raporun 30/6/2012 tarihinde kendisine tebliğ edildiğini,ancak bu süre dolmadan 10/7/2012 tarihinde karar verildiğini, yargılamasüresince alınan diğer bilirkişi raporlarının kendisine tebliğ edilmediğini,ıslah dilekçesinin Yargıtay bozma kararından önce tebliğ edilmesi gerektiğihalde sonraki aşamada tebliğ edildiğini, dolayısıyla zamanaşımı gibi usuli itirazlarını ileri sürme hakkından yoksunbırakıldığını belirterek silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesininihlal edildiğini ileri sürmüştür.
63. Bakanlık görüşünde,Mahkemenin, bilirkişi raporunun başvurucuya tebliğ edildiği tarihin 11. günündekarar verdiğini, dosyada ıslah dilekçesinin tebliğine ilişkin bir belgeyerastlanmadığını, gerekçeli kararın da 11/9/2012 tarihinde başvurucuya tebliğedildiğini belirterek bu bilgiler doğrultusunda değerlendirme yapılmak üzeretakdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir.
64. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
65. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes davasının, … cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız vetarafsız bir mahkeme tarafından, hakkaniyete uygun ve kamuya açık olarak, …görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
66. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü,Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir(Güher Ergun ve diğerleri, B. No:2012/13, 2/7/2013, § 38).
67. “Hakkaniyeteuygun yargılanma”nın temel unsuru, yargılamanın “çelişmeli” olması ve taraflar arasında “silahların eşitliği”nin sağlanmasıdır (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Rowe ve Davis/Birleşik Krallık [BD], B. No: 28901/95,16/2/2000, § 60). Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeliyargılama ilkesi taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorumyapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktifolarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, mahkemece taraflarındinlenilmemesi, taraflara delillere karşı çıkma imkânı verilmemesi, yargılamafaaliyetinin hakkaniyete aykırı hale gelmesine neden olabilecektir (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Ruiz-Mateos/İspanya,§ 63; Feldbrugge/Hollanda, B. No. 8562/79, 29/05/1986, §44).
68. Adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri de silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesidavanın taraflarının usuli haklar bakımından aynıkoşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf birduruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önündedile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,16/5/2013, § 32).
69. Silahların eşitliğiilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli yargılama ilkesi, kural olarak bir hukukya da ceza davasında tüm taraflara, gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşlerhakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkânıvermektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. J.J./Hollanda, B. No: 9/1997/793/994, 27/3/1998, § 43; Vermeulen/Belçika, B.No: 19075/91, 20/2/1996, § 33).
70. Genel anlamda hakkaniyeteuygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkeleri ışığında taraflara tanık delili de dâhil olmak üzeredelillerini sunma ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınmasıgerekir. Bu anlamda, delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlikiddiaları da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilecektir (Yüksel Hançer, B. No. 2013/2116,23/1/2014, § 19).
71. AİHM, silahların eşitliğiilkesine uyulup uyulmadığını denetlerken somut olayda şikayetkonusu eşitsizliğin yargılamayı fiilen ve gerçekten adaletsiz kılıp kılmadığınabakmaktadır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Kremzov/Avusturya, B. No: 12350/86, 21/9/1993, § 75).
72. Bu bakımdan, daha önceulaşılamayan bilgi ve belgelere üst yargılama aşamasında ulaşılmış ve bunlarakarşı iddia ve itirazlar dile getirilmiş ise silahların eşitliği ilkesi ihlaledilmiş sayılmayabilir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındakigörevi, somut olayın usul kurallarına uygunluğunu denetlemek değil, adilyargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin somut olayda ihlal edilipedilmediğini denetlemektir (Durmaz Oto.Petrol Ürünleri İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. (4), B. No:2013/251,10/6/2015, § 22).
73. 6100 sayılı Kanun’un 280.maddesinde, bilirkişi raporunun duruşma gününden önce birer örneğinin taraflaratebliğ edileceği, aynı Kanun’un 281. maddesinin birinci fıkrasında, tarafların,bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde,raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını;belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasınınsağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebileceklerihususları düzenlenmiştir.
74. 6100 sayılı Kanun’un 177.maddesinde, ıslahın, tahkikatınsona ermesine kadar, sözlü veya yazılı olarak yapılabileceği, karşı tarafınduruşmada hazır olmaması veya ıslah talebinin duruşma dışında yapılmasıhalinde, yazılı talep veya tutanak örneğinin, haber vermek amacıyla karşıtarafa bildirileceği belirtilmiştir.
75. Somut olayda; Yargıtay bozmakararından önce davacılar tarafından dosyaya sunulan ıslah dilekçesinin, bozmakararından sonra 9/12/2009 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edildiği,başvurucunun 17/12/2009 tarihli dilekçe ile ıslah talebine karşı beyandabulunduğu, Mahkemenin, dosya kapsamına 27/5/2010, 4/11/2010, 8/10/2011,13/12/2011 ve 25/6/2012 tarihli bilirkişi rapor ve ek raporları aldırdığı,yalnızca hükme esas alınan 25/6/2012 tarihli raporun 29/6/2012 tarihindebaşvurucu vekiline tebliğ edildiği, Mahkemenin 27/6/2012 tarihli ara kararı ilebaşvurucuya, rapora karşı 15 gün içerisinde itiraz etme hakkı verilmesinerağmen süre dolmadan 10/7/2012 tarihinde esas hakkında karar verdiğianlaşılmıştır.
76. Mahkemenin, en son alınanbilirkişi raporu dışındaki raporları başvurucuya tebliğ etmediği, hükme esasalınan rapora karşı 15 günlük itiraz süresi dolmadan karar verdiği ve ıslahdilekçesinin bir suretini bozma ilamından önce başvurucuya tebliğ etmediğianlaşılmış ise de, Mahkemece yargılama sürecinde farklı bilirkişilerdenaldırılan raporlarla birlikte en son, dosyanın hesap uzmanı N.S.’yetevdi edilerek 25/6/2012 tarihli rapor aldırıldığı, bu raporun içeriğinde,8/10/2011 tarihli heyet raporunda varılan kusur oranlarına atıf yapıldığı,dolayısıyla başvurucunun yargılama sürecinde kendisine tebliğ edilmediğiniiddia ettiği kusur tespitine yönelik raporlarının sonuç kısmını öğrendiği, yineson bilirkişi raporuna karşı varsa itirazlarını temyiz mercii önünde ilerisürme hakkının da tanındığı, ancak başvurucunun bu yöndeki itirazlarını ilerisürmediği, bunun yanında ıslah dilekçesinin başvurucuya bozma kararından sonra9/12/2009 tarihinde tebliğ edildiği, başvurucuya varsa zamanaşımı gibi itirazveya defi haklarını kullanma imkanının bu aşamada tanındığı, kaldı kibaşvurucunun dosya kapsamında bu yönde bir hakkını ne mahkeme ne de Yargıtayönünde dile getirmediği anlaşılmıştır.
77. Buna göre; başvurucunun dahaönce ulaşamadığı bilgi ve belgelerin içeriğini yargılamanın sonraki aşamasındaelde ettiği ve bunlara karşı iddia ve itirazlarını dile getirme imkânınakavuştuğu, bu açıdan yargılama sürecindeki uygulamanın diğer tarafı üstün birkonuma getirmediği, yargılamayı fiilen ve gerçekten adaletten yoksun kılmadığısonucuna ulaşılmıştır.
78. Açıklanan gerekçelerle,başvurucunun silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine yönelik birihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. TarafsızMahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden
79. Başvurucu, Mahkemeninyargılama sırasında, kanun ve usul hükümlerini hiçe sayarak yaptığıuygulamaları nedeniyle tarafsızlığını yitirdiğini belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
80. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“… Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
81. 6216 sayılı Kanun’un, 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
82. Anayasa'nın 148. maddesininüçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasıuyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale nedenolduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının tüketilmiş olması gerekir.
83. Temel hak ve özgürlükleresaygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygundavranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır (Mümin Meriç, B. No: 2013/7204, 20/2/2014, § 27).
84. Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlaledildiği iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde, olağan yasa yollarıile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hakihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumundabaşvurulabilir (Bayram Gök, B.No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).
85. Bireysel başvuru yolununikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin öncelikle hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesizorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiğişikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygunolarak iletmesi ve bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bumakamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmekiçin gerekli özeni göstermiş olması gerekir (BayramGök, § 19).
86. Bireysel başvurunun ikincilniteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemelerönünde dayanılmayan iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusuedilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler deAnayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,§ 20).
87. Başvurucu, yargılamanın enbaşından beri taleplerine rağmen Kanuna ve hakkaniyete aykırı uygulamalarınedeniyle mahkemenin tarafsızlığını yitirdiğini belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
88. Başvuru konusu olayda,başvurucunun 18/9/2012 tarihli temyiz dilekçesi ve bozmadan önce verdiği31/7/2009 tarihli karar düzeltme dilekçesinde, Mahkemenin uygulamalarınedeniyle tarafsızlığını yitirdiğine ilişkin herhangi bir iddiayı ilerisürmediği görülmektedir. Başvurucu bu anlamda, ihlale neden olduğunu ilerisürdüğü iddiaya ilişkin olarak yargılama sırasında talepte bulunmadığı içinyargısal yollar usulünce tüketilmemiştir.
89. Açıklanan nedenlerle,Mahkemenin Kanuna ve hakkaniyete aykırı uygulamalarından dolayı tarafsızlığınıyitirmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının, başvuruyolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığıanlaşıldığından, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemesi”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
d. GerekçeliKarar Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden
90. Başvurucu, Yargıtay onamakararının yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, ileri sürdüğü iddia ve dosyadakimaddi olguları karşılayacak nitelikte olmadığını ileri sürerek hakkaniyeteuygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
91. Bakanlık, AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, buhususta görüş belirtmeyeceğini bildirmiştir.
92. Mahkeme kararlarınıngerekçeli olması, kanun yoluna başvurma olanağını etkili kullanabilmek vemahkemelere güveni sağlamak açısından, hem taraflarınhem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup, kararın gerekçesi hakkında bilgisahibi olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsiz halegetirecektir. Bu nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının yeteri kadar açıkbir biçimde gösterilmesi zorunludur (Tahir Gökatalay, B. No. 2013/1780, 20/3/2014, § 66).
93. Mahkeme kararlarının gerekçeliolması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber, bu hakyargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıtverilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğununkapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrıve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarınıncevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra,kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması daher zaman bu hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolumahkemelerince verilen bu tür kararların, ilk derece mahkemesi kararlarında yerverilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olup, budurumda, üst dereceli mahkeme tarafından önceki mahkeme kararının gerekçesininbenimsendiği kabul edilmelidir (MuhittinKaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi veTicaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).
94. Başvuru konusu davada,başvurucu aleyhine açılan iş kazası nedeniyle ölümden doğan maddi ve manevitazminat davasında, davanın kısmen kabulüne karar verildiği, İlk DereceMahkemesince oluşturulan karar ve gerekçesi hukuka uygun bulunmak suretiyleYargıtay 21. Hukuk Dairesinin 24/3/2013 tarihli ilâmıyla onandığıanlaşılmıştır.
95. Duruşmalı olarak yapılaninceleme sonucu verilen Yargıtay onama ilamında, dosyadaki iddia ve olgularaayrıntılı cevap verilmesi zorunluluğunun bulunmadığı, ilamda Mahkemeningerekçesine atıf yapılarak başvurucunun, önceki bozma kararına ilişkin karardüzeltme dilekçesinde geçen hususlar da dahil olmak üzere tüm temyizitirazlarının reddine karar verildiği, bu açıdan iddiaların ilamlardadeğerlendirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle Yargıtay kararınıngerekçesiz olduğundan bahsedilemez.
96. Başvurucunun gerekçeli kararhakkına yönelik bir ihlalin olmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmınındiğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
e. MakulSürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
97. Açıkça dayanaktan yoksunolmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenide görülmeyen başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
98. Başvurucu, davalısı olduğu,iş kazası nedeniyle ölümden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasınınmakul olmayan bir sürede tamamlanmasının hak arama özgürlüğünü ihlal ettiğiniileri sürmüştür.
99. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, daha önce benzer nitelikteki bireysel başvurulara ilişkingörüşlerini sunduklarını, bu süreçler neticesinde Anayasa Mahkemesinin uzunyargılama şikâyetlerine yönelik karar verdiğini, söz konusu başvurununkoşulları dikkate alındığında Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiğikararlarında varılan sonuçlardan farklı bir neticeye ulaşılmasını gerektirecek birneden bulunmadığını ifade ederek somut başvuru için ayrıca bir görüşbelirtilmemiştir.
100. Medeni hak ve yükümlülüklereilişkin yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesince makul süredeyargılanma hakkının adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olduğu kabuledilerek, bir davadaki yargılama süresinin makul olup olmadığının tespitindedavanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgilimakamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızlasonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağıbelirtilmiş (Güher Ergun ve diğerleri,§§ 34-59) ve bu kapsamda yapılan incelemeler sonucu makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine yönelik kararlar verilmiştir (bkz. Gülseren Gürdal ve diğerleri, B.No:2013/1115, 5/12/2013; Semira Babayiğit ve diğerleri, B. No: 2013/3283,19/12/2013; Haydar İzgi,B.No:2012/673, 19/12/2013).
101. Başvuru konusu olayda, İş Mahkemesinezdinde açılan tazminat davasının söz konusu olduğu görülmekle, 1086 ve 6100sayılı Kanun’larda yer alan usul hükümlerine göreyürütülen ve medeni hak ve yükümlülükleri konu alan somut yargılamafaaliyetinin makul süre değerlendirmesi için başlangıcı, uyuşmazlığı kararabağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı tarih olup (Güher Ergun ve diğerleri, § 50) bu tarihsomut başvuru açısından, 1/8/2003 tarihidir.
102. Sürenin bitiş tarihi ise,somut olayda olduğu gibi devam eden yargılamalar bakımından, başvurunun kararabağlandığı tarihtir (Güher Ergun vediğerleri, § 52).
103. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun başvurucunun işvereni olduğuinşatta meydana gelen iş kazasında ölenin yakınlarının açtığı maddi ve manevitazminat istemine ilişkin olduğu, davanın 1/8/2003 tarihinde açıldığı ve İlkDerece Mahkemesinin esasa ilişkin kararını, 7/2/2008 tarihinde verdiği ancaktemyiz incelemesi sonucu kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 5/5/2009 tarihliilamı ile bozulduğu, bozmaya uyularak verilen 10/7/2012 tarihli kararın daYargıtay 21. Hukuk Dairesinin 24/9/2013 tarihli ilamı ile onandığı ve kararınbu tarih itibarıyla kesinleştiği anlaşılmıştır.
104. Başvuruya konu tazminatdavasının incelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, yargılamanınniteliği, maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılanengeller gibi kriterler dikkate alındığında başvuruya konu yargılamanınkarmaşık nitelikte olmadığı, somut başvuru açısından, daha önce verilenkararlar dışında farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, sözkonusu yaklaşık on yıldır devam eden yargılama sürecinde, makul olmayan birgecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
105. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
106. Başvurucu, ihlalin tespitiile yeniden yargılanma kararı verilmesini talep etmiştir.
107. 6216 sayılı Kanun'un 50.maddesinin (2) numaralı fıkrasında, Anayasa Mahkemesince bir ihlalin tespitedilmesi halinde yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhallerde talep halinde başvurucu lehine tazminata hükmedilebileceği belirtilmiştir.
108. Başvuruda her ne kadar uzunsüren yargılama nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmiş ise de başvuru formu ve eklerinde başvurucunun tazminat talebindebulunmadığı anlaşıldığından başvurucu lehine tazminata hükmedilmesi mümkündeğildir.
109. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarıncatespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.998,35 TLyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurucunun,
1. Mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiği iddiasının, “açıkçadayanaktan yoksun olması”,
2. Silahların eşitliği veçelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiasının, “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
3. Tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının, “başvuruyollarının tüketilmemesi”,
4. Gerekçeli karar hakkınınihlal edildiği iddiasının, “açıkça dayanaktanyoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
6. Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucunun diğertaleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan198,35 TL harç ve 1.800,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğinitakiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ayiçinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiğitarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
21/1/2016tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.