TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CEMAL ÇAMLI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2173)
Karar Tarihi: 4/2/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucu
:
Cemal ÇAMLI
Vekili
:
Av. Gülay COŞKUN TAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru 10/3/2011 tarihli ve 6191sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967 tarihli ve926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’naeklenen geçici 32. maddede düzenlenen haklardan yararlanmak için açılan davanınreddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 28/3/2013 tarihinde doğrudanAnayasa Mahkemesine yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/5/2013tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 17/9/2013tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 8/11/2013tarihli tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 19/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu astsubay statüsünde görev yapmakta iken 28/5/1997 tarihli Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla TürkSilahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiği kesilmiştir.
9. 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı TürkSilâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici32. maddeyle 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine kapalı idariişlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı haklarınıniadesinin sağlanması amacıyla idareye başvurma imkânı getirilmiş ve bu hükümdenyararlanabilmek için Millî Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükmebağlanmıştır.
10. Başvurucunun geçici 32. madde düzenlemesindenyararlandırılması istemiyle Millî Savunma Bakanlığına yaptığı başvuru 5/7/2011 tarihli işlemle reddedilmiştir.
11. Başvurucu, bu idari işlemin iptali talebiyle 5/8/2011 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM)dava açmıştır.
12. Dava sırasında, davalı idare savunması ekinde gönderilen veişleme dayanak olan gizli bilgi ve belgelerin başvurucu vekili tarafındanincelenmesi istemi AYİM Genel Sekreterliğince reddedilmiş; bu işleme karşıyapılan itiraz üzerine AYİM Birinci Dairesi 19/4/2012tarihli ara kararıyla itirazı kabul etmiştir. Ara kararında şöyle denilmiştir:
“Davalıidare savunması ekinde 1602 sayılı Yasa’nın 52’nci maddesi kapsamında gizliolarak gönderilen ve Genel Sekreterlikçe davacı tarafa incelettirilmeyen bilgive belgeler incelendiğinde bahse konu bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkiledecek unsurlar içermesi, dolayısıyla bu bilgi ve belgelerin davacı tarafaincelettirilmemesinin savunma hakkını kısıtlayacak olması nedeniyle davacıtarafın itirazı haklı görülerek davalı idare savunması ekinde gönderilenbelgelerden;
A. 1) Genelkurmay Başkanlığının 26 Mayıs 1997tarihli “Karar” Başlıklı yazısının başka şahısların isimlerinin ve imzalarınınkarartılması suretiyle,
2) “Sicil Özet Formu” Başlıklı evrakın başkaşahısların isimlerinin ve imzalarının karartılması suretiyle,
3) Diğer evrakın doğrudan ,
B.1602 sayılı Kanun’un 52’inci maddesi 6’ncıfıkrası uyarınca Genel Sekreterlikçe davacı vekiline İNCELETTİRİLMESİNE,
C. Davacı vekilinin cevap verme süresininuzatılması talebi yerinde görüldüğünden; 1602 sayılı AYİM Kanunu’nun 46’ncımaddesi uyarınca kararın davacı vekiline tebliğ tarihinden itibaren sürenin(30) otuz gün UZATILMASINA,
19 NİSAN 2012 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.”
12. Bu ara karar üzerine başvurucu vekili 18/5/2012tarihinde söz konusu belgeleri incelemiş ve bu durum tutanak altına alınmıştır.İncelenen belgelerden başvuru formuna aktarıldığı kadarıyla başvurucu hakkındaşu şekilde bir bilgi notu vardır:
“(1)PKK terör örgütü mensubu olduğu, (2) KKK'lığıİstihbarat Başkanlığı raporundan; (a) Ağustos 1996 YAŞ Kararı ile ilişiğikesilen E.Bçvş M. P.'ninifadesinde ‘Tnk. Bçvş. Kars'lıÇerkezköy’ şeklinde isminin geçtiği, (b) M. P.'ninçok samimi olduğu, eşi Y.Ç’nin M. P.'nin eşi X ile akraba oldukları, SİVEREK'live PKK terör örgütü ile iltisaklarının bulunduğu, (c) 1991-1992 yıllarında PKKterör örgütü sempatizanı davranışlar içinde olduklarıve M.P.'nin eşi X hakkında ayrıca PKK terör örgütüile ilgili bilgilerin komutanlığa intikal ettiği, (d) PKK terör örgütününyayınlarını zaman zaman okuduğu. (e) M. P.'inTSK'dan ilişiğinin kesilmesinden sonra durgunlaştığı, tayin olmayı beklediği vebunu çevresine ifade ettiği, (f) Gerek lojmanlar bölgesine gerekse kışlanizamiyesine çok sayıda ziyaretçisinin geldiği kayıtların incelenmesindenbelirlendiği, (g) Halen sakıncalı bölücü personel kategorisinde bulunduğu bunedenle kanun ve yönetmelik hükümleri gereğince disiplin bozucu hareketlerdebulunduğu anlaşılmıştır. Yukarıdaki bilgilere ilave olarak ayrıcadosyasında; a. Disiplinsiz davranışlarından 3.10.1985 tarihinde 4 gün göz hapsicezası aldığı, b. Disiplinsiz davranışlarından 21.1.1987 tarihinde şiddetlitevbih cezası aldığı, 2. Yapılan işlem kanun ve yönetmelik hükümlerineuygundur. 3. Tnk. Bçvş. Cemal Çamlı (1981-6) hakkındaSilahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin yapılması uygun mütalaa edilmektedir. Arzederim. YAŞ Gündemine girmesi uygundur. KKK’lığıkararına göre işlem yapılması uygundur.”
13. AYİM tarafından, ara kararıyla davalı idareden söz konusubilgi notu dayanağı istihbarat raporunun onaylı suretinin gönderilmesi istenmişancak belgenin imha edildiği belirtilerek 14/3/2012tarihli imha tutanağı ve imha edilen belge bilgilerini içeren evrakgönderilmiştir.
14. AYİM Birinci Dairesi 29/1/2013tarihli ve E.2012/381, K.2013/130 sayılı kararıyla davayı oyçokluğuylareddetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
“…
Dava dosyasında yer alan belgelerden;davacının Tnk. Bçvş. rütbesiyle, 3'üncü Zh.Tug. 1’inci Tnk.Tb.Kh.Bl.K.lığı (Çerkezköy/TEKİRDAĞ) emrindegörev yapmakta iken, disiplinsizlik gerekçesiyle hakkında "SilahlıKuvvetlerde Kalması Uygun Değildir" sicil belgesi düzenlendiği,Genelkurmay Başkanlığı tarafından dosyanın Yüksek Askeri Şurada görüşülmesinekarar verildiği, davacının Yüksek Askeri Şuranın 28.05.1997 tarihli kararıylaTürk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılmasına karar verildiği, davacının bu kararüzerine ilişiğinin kesildiği, davacının 13.04.2011 tarihinde davalı idareyemüracaat ederek, 926 sayılı Kanunun Geçici 32'nci maddesi ile getirilenimkanlardan yararlanmak istediğini bildirdiği, ancak Milli Savunma Bakanlığının05.07.2011 tarihli cevabi yazısı ile bu talebin reddedilmesi üzerine suresiiçinde işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Dosyanın, esas hakkında karar verilmek üzereDairemize gönderilmesinden sonra alınan ara kararı ile; AYİM Kanunun 52'incimaddesi kapsamında gönderilen 26 Mayıs 1997 tarihli PER.:4184- 171-97/Per.D.Ynt.Ş.(4) nolubelgede ve "Sicil Özet Formu" adlı belgede belirtilen K.K.Kİstihbarat Başkanlığı raporunun onaylı suretinin ve rapora dayanak teşkil edenbelgelerin onaylı suretlerinin davalı idareden gönderilmesi istenmiştir.Verilen cevabi yazıda; söz konusu belgelerin imha edildiği belirtilmiştir.Ayrıca 14 Mart 2012 tarihli imha tutanağı ve imha edilen belgeleri gösterenevrak bilgilerini içeren belge gönderilmiştir. Diğer yandan YAŞ Kararında davacıile E.Bçvş. M. P.'nin çoksamimi olduğunun belirtilmesi nedeniyle, Dairemizde derdest olan 2012/420 Esas Nolu dosyada M. P.'nin Emniyettarafından alınan ifadelerinin iş bu dosyaya konulmasına karar verilmiştir. Bukarar doğrultusunda söz konusu dosyadan alınan ifade tutanakları suretleri işbu dosyaya konulmuştur.
Dava konusu mevzuata baktığımızda; 1982Anayasasının değiştirilmeden önceki 125. maddesinin ikinci fıkrasında; YüksekAskeri Şuranın kararlarının yargı denetimi dışında olduğu belirtilmekteydi.Ancak 07 Mayıs 2010 tarihinde Anayasanın 125. maddesinde 5982 sayılı Kanun iledeğişiklik yapılmış, yapılan bu değişiklik 12 Eylül 2010 tarihinde Halkoylaması sonucu yürürlüğe girmiştir. Yapılan bu değişiklik ile Yüksek AskeriŞuranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma işlemlerihariç her turlu ilişik kesme işlemlerine karşı yargı yolu açılmıştır.
…
Görüldüğü üzere, Geçici 32'nci maddede,TSK’dan Yüksek Askeri Şura kararlarıyla yargı denetimi olmaksızın ilişiğikesilenlere 32'nci maddede belirtilen haklardan yararlanmak üzere başvuru hakkitanınmıştır. Bu başvuru üzerine Milli Savunma Bakanının, talebin reddi veyakabulü yönünde bir karar vermesi gerekmektedir.
Anayasanın 125/4'üncü maddesinde; yargıyetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıolduğu, bu yetkinin hiçbir surette yerindelik denetimi şeklindekullanılamayacağı belirtilmektedir. 1602 sayılı AYİM Kanununun 21/2'ncimaddesinde de benzer hükümler yer almaktadır.
Bu bağlamda davakonusu işlem değerlendirildiğinde; 1602 sayılı AYİM Kanununun 52'nci maddesikapsamında gönderilen belgelerde; davacının son rütbesinde bulunduğu sırada PKKterör örgütü mensubu olduğunun, PKK terör örgütü üyesi kişilerle iltisaklıolduğunun, PKK terör örgütünün yayınlarını zaman zaman okuduğunun ve ayırmaişleminin uygulandığı tarih itibariyle sakıncalı bölücü personel kategorisindeolduğunun belirtildiği, bu bilgiler kapsamında değerlendirme yapıldığında; herne kadar belgelerde bahsi geçen istihbarat raporu imha edilmiş ise de, bubelgenin olmamasının başlı başına idare tarafından yapılan işlemi hukuka aykırıhale getirmeyeceği, zira 1602 sayılı Kanunun 52'inci maddesi kapsamındagönderilen belgeler arasında davacının Yüksek Askeri Şuraya sevk kararının,sicil özet formunun ve davacıya verilen iki adet disiplin cezasına ilişkinevrakın da yer aldığı, bu belgeler de incelendiğinde; idarenin takdir yetkisinihukuka uygun kullandığı, açık bir değerlendirme hatasının bulunmadığı, bubağlamda davalı idare tarafından tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir yönbulunmadığı sonucuna varılmıştır.”
15. Karşı oy gerekçesi ise şöyledir:
“Davacı hakkında tesisedilen ayırma işleminin "bilgi notu" adı altında tutulan bilgileredayandırıldığı, Dairemiz tarafından alınan ara karar gereği gönderilenifadelerde, bilgi notunda belirtilen bazı bilgilerin doğru olmadığınınanlaşıldığı, bilgi notunda geçen diğer hususların ise ilgili belgelerin imhaedilmesi nedeniyle gerçek olup olmadıklarının ortaya konamadığı açıktır.
Sonuç olarak davacı hakkında tesis edilenayırma işleminin tek dayanağı, somut bilgi ve belgelerle doğruluğu ortayakonamayan "bilgi notu" adı altında soyut olarak belirtilen hususlarolmaktadır. Davacıya ilişkin olarak ileri sürülen hususların soyut bir iddiaolmaktan öteye gidemediği, 6191 Sayılı Kanunla 926 Sayılı TSK. PersonelKanununun Geçici 32'nci maddesi kapsamında bir takım haklar tanınmasıkarşısında, davalı idarenin belgeleri imha ettik şeklindeki savunmasını hukukdevleti ilkesi çerçevesinde kabul etmek mümkün gözükmemektedir. Davacı hakkında1997 yılında YAŞ kararıyla tesis edilen ayırma işleminin yargı yolunun kapalıolması nedeniyle yapılamayan yargısal denetiminin yıllar sonra ilgilibelgelerin imha edilmesi sonucu yapılamaması arasında fark olmasa gerektir.İlgili belgelerin imha edilmesi nedeniyle, sağlıklı bir yargısal denetimyapılamayacağı, verilen kararın davalı idarenin soyut olarak ileri sürdüğükonuların yargı kararıyla kesin hüküm koruması altına almaktan öteyegidemeyeceği açıktır. Eğer davacı hakkında soyut olarak ileri sürülen iddialarsomut bir bilgi ve belgelerle desteklenemiyorsa, hukuki kabulün soyutiddiaların doğruluğu yönünde değil, aksi yönde olması gerektir. Bu bağlamda,soyut iddialarla, 926 Sayılı Kanunun Geçici 32'nci madde hükümlerindenyararlandırılmayan davacı hakkında tesis edilen işlemde, takdir yetkisininobjektif sınırlar içinde kullanılmadığı, kişi yararı - kamu yararı dengesininve ölçülülük ilkesinin korunamadığını değerlendirdiğimden ve işlemin iptalinekarar verilmesi kanaatinde olduğumdan aksi yönde oluşan sayın çoğunluk kararınakatılamadım.”
16. Anılan karar 26/2/2013 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu, karar düzeltme yoluna başvurmadan28/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmıştır.
B. İlgili Hukuk
17. 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinin birinci, ikinci vedördüncü fıkraları şöyledir:
“12 Mart 1971tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar, yargı denetimine kapalı idariişlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk Silahlı Kuvvetlerindenilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak sahipleri, bu madde hükümlerindenyararlanabilmek için altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvururlar.
Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veyareddine en geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlıkamacıyla sadece gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzeregerektiğinde komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ilekamu kurum ve kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk SilahlıKuvvetlerinden ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler GenelkurmayBaşkanlığınca en geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.
…
Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işleminekarşı ilgililer altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde davaaçabilirler.”
18. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılıAskeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 52. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(Değişik dördüncüfıkra: 19/6/2010-6000/20 md.)Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadar ki;mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge vedosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet vegüvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulmasımaksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ilepersonelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerineincelettirilemez.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyeceknitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerineaçık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerineincelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarakayrıca gönderilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veyaverilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğuiddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafındanincelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede dahaönce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafaincelettirilebilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilikderecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde,diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgilikanun hükümleri saklıdır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 4/2/2016 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu;
i. Davasını 5/8/2011tarihinde açtığını, belgelerin ise 14/3/2012 tarihinde imha edildiğini, davaaçıldıktan sonra belgelerin imha edilmesinin şüphe uyandırdığını, karşıoyda belirtildiği üzere ilgili belgelerin imha edilmişolması nedeniyle sağlıklı bir denetim yapılamadığını, hakkındaki iddialarınsoyut olup bilgi ve belgeyle desteklenmediğini,tümbu nedenlerle yargılamada takdir yetkisinin objektif sınırlar içindekullanılmadığını,
ii. YAŞ kararına dayanakiddialarla ilgili hakkında ceza davası açılmadığını, bu durumun iddialarındoğru olmadığını gösterdiğini, böylece geçici 32. maddeden yararlandırılmayarakAnayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suç ve cezaların kanuniliğiilkesinin ihlal edildiğini,
iii. M.P.nin Emniyet tarafından alınan ifadelerinindosyaya konulduğunu nihai kararla öğrendiğini, ifade tutanaklarından haberdaredilmediğini, bu nedenle savunma hakkının kısıtlandığını, böylece silahlarıneşitliği ve yargılamaya etkili katılma ilkelerinin ihlal edildiğini,
iv.Subay sınıfından üyelerin varlığı nedeniyle yargılamanın bağımsızlığı vetarafsızlığının kuşkulu olduğunu ileri sürmüş, yargılamanın yenilenmesine kararverilmesini ve 60.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ilerisürdüğü iddialar adil yargılanma hakkı kapsamındaki haklara ilişkin olduğundanbaşvuru, adil yargılanma hakkı çerçevesinde aşağıdaki başlıklar altındaincelenmiştir:
1. Bağımsız ve TarafsızMahkemede Yargılanma Hakkının İhlali İddiası
22. Başvurucu, AYİM’in bünyesindekisınıf subayları nedeniyle bağımsız ve tarafsız olmadığını belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temelhaklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açıkolan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurularaçıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (HikmetBalabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
24. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce incelenirkenbelirtildiği üzere AYİM’in oluşumu, statüsü vegörevleri Anayasa ve ilgili kanunda hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa veilgili kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleriyönünden askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı,kararlarından dolayı idareye hesap vermek zorunda olmadıkları, disiplineilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığıgörülmektedir (Yaşasın Aslan, B.No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29). Diğer yandan sınıfsubayı üyelerin en fazla dört yıl görev yapmaları, disiplin konularındadisiplinkuruluna tabi kılınmaları, görev sürelerinde idari veya askerî yetkililerceherhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu subayların idareye karşıbağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Mustafa Yavuz ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 29870/96, 25/5/2000;Bek/Türkiye, B. No: 23522/05,20/4/2010,§ 30).
25. Açıklanan nedenlerle mahkemenin bağımsız ve tarafsızolmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Silahların EşitliğiveÇelişmeli Yargılama İlkesinin İhlali İddiası
26. Başvurucu, imha edilen istihbarat raporlarına dayalı olarakhüküm kurulması ve dava dosyasına eklenen M.P.ninEmniyetteki ifade tutanaklarından haberdar edilmemiş olması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. Bakanlık görüşünde; başvurucununşikâyetlerinin Anayasa’nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin(Sözleşme) 6. maddesi kapsamında adil yargılanma hakkı çerçevesinde incelenmesigerektiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) delillerin kabuledilebilirliği veya değerlendirilmesi gibi konuların öncelikle yerelmahkemeleri ilgilendirdiğini belirttiği, bununla birlikte adil yargılanmahakkının kural olarak davanın taraflarına dosyaya sunulan tüm delil ve görüşlerhakkında bilgi sahibi olma ve bunlar üzerinde yorum yapma hakkının verilmesinide ifade ettiği, AİHM içtihatlarına göre adil yargılanma unsurlarından biriolan silahlarda eşitlik ilkesinin her bir tarafa davasını kendisini karşı tarafkarşısında ciddi düzeyde dezavantajlı duruma düşürmeyecek şartlar altındasunmasını sağlayacak makul imkânların verilmesini gerektirdiği belirtilerek buhususların dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
28. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhilolmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamındakabul edilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanmahakkı gibi adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgilihükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiylegerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahlarıneşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
29. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri silahlarıneşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelmektedir (Yaşasın Aslan, §32). Kural olarak başvurucular, davanın karşı tarafına tanınan bir avantajınkendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdan olumsuz etkilendiğini ispatetmek zorunda değildir. Taraflardan birine tanınan, diğerine tanınmayanavantajın fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa dasilahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılır(Benzer yöndeki AİHM kararıiçin bkz. Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).
30. Çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dava malzemesihakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenletarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Buanlamda mahkemece tarafların dinlenilmemesi, delillere karşı çıkma imkânıverilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine nedenolabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ruiz-Mateos/İspanya, B. No: 12952/87, 23/06/1993, § 63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahlarıneşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup bu iki ilke birbirini tamamlarniteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda davasınısavunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır. Çelişmeliyargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor olması, medenibir hakka ilişkin yargılamada tarafların duruşmada hazır bulunması da dâhilolmak üzere yargılamanın bütününe aktif olarak katılmalarını gerektirir (Tahir Gökaltay,B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 25).
31. AİHM, hükme esas olan ve gizli olduğu belirtilen belgeleretarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlal sebebi saydığı birçok kararındanbiri olan Miran/Türkiye (B. No:43980/04, 21/4/2009) kararında, Askeri Yüksek İdariMahkemesinde görülen davada “gizli” ibareli belgelere başvuranın erişimininimkânsız olmasına ilişkin şikâyet yönünden Sözleşme’nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir. AİHM, benzer birkararında “gizli” ibareli belgelere erişimin sağlanmamasının silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyleSözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiğine hükmetmiştir(Güner Çorum/Türkiye, B. No:59739/00, 31/10/2006, §§ 21-30).
32. Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkindavaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tüm aşamalarındasilahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının güvence altınaalınarak adil yargılanma hakkının korunması, hukuk devleti olmanın birgereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamaya katılımınınsağlanması, gösterilen kanıtlardan ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibiolması ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının kendilerineverilmesi olup kamu güvenliği, misilleme riski altında olan şahitlerinkorunması, soruşturma usullerinin gizli tutulması gibi bazı istisnalarınyargılama usulünde yer alması mümkündür. Bu durumda dahi verilmeyen veyakarartılan bilgi ve belgelere karşı ilgiliye, mahkemeye itirazda bulunabilmeimkânı getirilmesi adil yargılanmanın garanti altına alınması için birgerekliliktir. Bu hususlar 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklik yapan19/6/2010 tarihli ve 6000 sayılı Kanun’un genelgerekçesi ile madde gerekçesinde de ifade edilmiş olup değişikliğin sebebiolarak da AİHM’in 31/10/2006 tarihinde verdiği Aksoy (Eroğlu)/Türkiye kararıgösterilmiştir (Bülent Karataş,B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 74).
33. 6000 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52.maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş, maddeye beş ve altıncı fıkralareklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede dava dosyasındakibilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu ancak mahkeme tarafındangetirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan başka şahıs vemakamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veyaidarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerineincelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki davakonusu haricindekilerin taraf ve vekillerine incelettirilemeyeceği, taraf vevekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler bulundukları yeritibarıyla taraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikteise incelettirilecek suretlerin ilgili bölümlerinin idare tarafındankarartılarak ayrıca gönderileceği, davacı taraf veya vekilinin, karartılan veyaverilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğuiddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın, mahkeme tarafındanincelenerek haklı görülen hususlarda mahkemenin belirleyeceği çerçevede dahaönce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin karşı tarafa incelettirilebileceğikural altına alınmıştır (Bülent Karataş,§ 75).
34. Başvuru konusu olayda, başvurucunun 926 sayılı Kanun’ungeçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle yaptığı başvurununreddedilmesi üzerine bu işleme karşı açılan davada, davalı idare tarafındansunulan gizli bilgi ve belgelerin AYİM Birinci Dairesi ara kararıyla başvurucuvekiline incelettirildiği, bununla birlikte 26/5/1997 tarihli PER.: 4184- 171-97/Per.D.Ynt.Ş.(4)No.lu belgede ve Sicil Özet Formu adlı belgede belirtilen istihbarat raporununonaylı suretinin ve rapora dayanak teşkil eden belgelerin onaylı suretlerininAYİM tarafından istenmesine rağmen davalı idarece söz konusu belgelerin imhaedildiği belirtilerek imha tutanağı ve imha edilen belgeleri gösteren evrakbilgilerini içeren belge gönderildiği, diğer yandan AYİM Birinci Dairesinin2012/420 Esas No.lu dosyasında bulunan M.P.ninEmniyet tarafından alınan ifadelerinin de dava dosyasına konulmasına kararverildiği görülmektedir.
35. AYİM, başvurucunun 926 sayılıKanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılmamasına ilişkin uyuşmazlığıkarara bağlarken öncelikle yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hukukauygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğunu, bu yetkinin hiçbir suretteyerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı belirtmiş; ardından davadosyasına sunulan belgelere göre başvurucunun zaman zaman PKK terör örgütününyayınlarını okuduğu, PKK terör örgütü üyesi kişilerle iltisaklı olduğu, sonrütbesinde bulunduğu sırada PKK terör örgütü mensubu olduğu ve ayırma işlemininuygulandığı tarih itibarıyla sakıncalı bölücü personel kategorisinde bulunduğu,her ne kadar belgelerde bahsi geçen istihbarat raporu imha edilmiş ise de bubelgenin olmamasının idare tarafından yapılan işlemi hukuka aykırı hâlegetirmeyeceği; zira dosyada bulunan YAŞ'a sevkkararının, sicil özet formunun ve davacıya verilen iki adet disiplin cezasınailişkin evrakın da incelenmesinden idarenin takdir yetkisini hukuka uygunkullandığı, açık bir değerlendirme hatasının bulunmadığı, bu bağlamda davalı idaretarafından tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucunavarmıştır.
36. AYİM bu sonuca ulaşırken başvurucuvekili tarafından da incelenen ve dosyada bulunan YAŞ'asevk kararı, sicil özet formu ve iki disiplin cezasına ilişkin evraka atıftabulunmuş; dayanak istihbarat raporu imha edilmiş olsa da bu rapor dışındaanılan belgelerdeki bilgileri, geçici 32. maddeden yararlandırmama yönündetesis edilen işlemin hukuka uygunluğunu tespitte yeterli bulmuştur.
37. Öte yandan başvurucu, AYİM kararında M.P.nin Emniyet tarafından alınan ifadetutanaklarının dava dosyasına konulmasına karar verildiği belirtildiği hâlde bututanaklardan haberdar edilmediğinden de şikâyet etmekte ise de AYİM karargerekçesinin incelenmesinden anılan ifade tutanaklarının dava dosyasınakonulduğu hâlde AYİM gerekçesinin bu tutanaklara dayandırılmadığıanlaşıldığından başvurucunun yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkinbir imkândan mahrum bırakılmasının söz konusu olmadığı görülmektedir.
38. Açıklanan nedenlerle silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkesine yönelik açık bir ihlal olmadığından başvurunun bu kısmınındiğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla AdilOlmadığına İlişkin İddiası
39. Başvurucu; 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesindenyararlandırılması talebiyle açtığı davanın reddedildiğini, bu durumun sonuçitibarıyla adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
40. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmışmaddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukukkurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıklailgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuruincelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit vesonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veyaaçık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğindenbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Buçerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesikararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlikiçermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,§ 26).
41. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilenkararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletmeimkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkinşikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarınasaygı gösterilmediği, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller vegörüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etmefırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı, uyuşmazlığınçözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafındandinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararının oluşumunasebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olmasıgerekir (Nadi Karakoç, B. No:2013/2767, 2/10/2013, § 22).
42. Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili önceki kararlarında (Yümrü Dilek, B. No: 2013/4189, 21/5/2015, Ö.Ö.,B. No: 2013/3157, 10/6/2015, N.G.,B. No: 2013/4011, 10/6/2015,Ramazan İlhan,B.No: 2013/1200, 24/6/2015) belirtildiği üzere AYİM önünde görülen davanınkonusu, başvurucunun TSK’dan ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlem olmayıpyalnızca 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebininreddine ilişkin işlemdir. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi 926 sayılı Kanun'ungeçici 32. maddesi hükmünden yararlandırılmamaya ilişkin başvurularda TSK'danilişik kesmeye ilişkin olay ve olgular hakkından yeniden değerlendirmeyapmamakta, başvuruyu AYİM kararına yönelik iddialar yönünden incelemektedir.
43. Somut olayda, başvurucu öncelikle YAŞ kararına dayanakiddialarla ilgili olarak hakkında ceza davası açılmadığını, bu durumuniddiaların doğru olmadığını gösterdiğini belirterek AYİM’inimha edilen istihbarat raporuna dayalı hüküm kurmasındanşikâyetetmektedir. Anayasa Mahkemesi, yargılamanın hakkaniyete uygun şekildegörülmesine zarar verme ihtimali bulunacak şekilde istihbarat raporunun davaaçıldıktan sonra imha edildiğini tespit etmiştir. Bununla birlikte biruyuşmazlıkta delillerin kabul edilebilirliği veya değerlendirilmesi önceliklederece mahkemelerin takdirinde olan hususlardır. AYİM karar gerekçesinde, davadosyasında anılan rapor bulunmamakla birlikte dosyada bulunan ve başvurucuvekilinin de incelediği YAŞ’a sevk kararını, sicilözet formunu ve davacıya verilen iki disiplin cezasına ilişkin evrakıinceleyerek idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullandığı sonucunavardığını belirtmiştir. Bu çerçevede AYİM’in,istihbarat raporu imha edilmesine rağmen dosyada bulunan diğer belgelere dayalıolarak davayı reddetmesinde bariz takdir hatası veya açıkça keyfîlikbulunduğu söylenemez.
44. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararınınbariz takdir hatası veya açık keyfîlik de içermediğianlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
4/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.