TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CEMAL UÇAR VE İBRAHİM UÇAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/9608)
Karar Tarihi: 26/9/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 6/11/2019-30940
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Hasan SARAÇ
Başvurucular
:
1. Cemal UÇAR
:
2. İbrahim UÇAR
Vekilleri
:
Av. Varol SOYSAL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; terör olaylarından doğan maddi zararların eksiktazmin edilmesi, manevi zararların ise tazmin edilmemesinden dolayı açılandavada verilen kararın hukuka aykırı olması nedeniyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/6/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Anayasa Mahkemesinin istikrar kazanmış içtihat alanıkapsamında kaldığı değerlendirilen başvurunun bir örneğinin Adalet Bakanlığına(Bakanlık) görüş için gönderilmesine gerek bulunmadığına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvuruculardan Cemal Uçar, diğer başvurucu İbrahim Uçar'ınbabası olup başvurucular bireysel başvurunun yapıldığı tarihte Aydın'ınKuşadası ilçesinde ikamet etmektedirler.
9. Kuşadası'nda 16/7/2005 tarihinde başvurucu Cemal Uçar'ın işletmekteolduğu minibüste başvurucu ve diğer yolcular da olduğu hâlde terör örgütü PKKtarafından uzaktan kumandalı düzenek ile C-4 tipi patlayıcının patlatılmasısonucunda ikisi yabancı uyruklu olmak üzere toplam beş kişi ölmüş, başvurucuCemal Uçar'ın kullanmakta olduğu araç kullanılamayacak hâle gelmiş, başvurucuCemal Uçar ile olay tarihinde 15 yaşında olup araç içinde para toplamaksuretiyle babasına yardımcı olan diğer başvurucu İbrahim Uçar yaralanmıştır.
10. Ayrıca başvurucu Cemal Uçar hakkında olay nedeniyle yaşamışolduğu stres ve psikolojik travma neticesinde iki aya kadar uzayabilecekdüzeyde rahatsızlık geçirdiğine dair adli tıp raporunun bulunduğu ilk derecemahkemesi kararından anlaşılmaktadır. Diğer başvurucu ise %49 oranında maluliyetyaşamıştır.
11. Başvurucular 4/8/2005 tarihinde 17/7/2004 tarihli ve 5233sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması HakkındaKanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Aydın Valiliği ZararTespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.
12. Komisyon 29/3/2006 tarihli kararı ile başvurucu Cemal Uçar'ailçe halkı tarafından yeni araç alınması, maddi zararın bu şekilde telafiedilmesi ve iki aya kadar çalışamayacak olması nedeniyle 1.194,20 TL., diğerbaşvurucu İbrahim Uçar'a ise oluşan maluliyet oranına göre 7.165,20 TL madditazminat ödenmesine dair teklif sunmuştur.
13. Anılan teklifin kabul edilmemesi nedeniyle başvurucular,Aydın 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmışlardır. Mahkeme 20/12/2011tarihli kararı ile maddi tazminata ilişkin talepleri kısmen kabul etmiş, manevitazminata ilişkin talepleri ise reddetmiştir. Mahkeme kararının ilgilikısımları şöyledir:
''...Cemal Uçar'ıniyileşme süresinin 2 ay olduğunun kabulü ile 5233 sayılı Kanun ve Yönetmelikçerçevesinde tazminat miktarı hesaplandığında (7.000 x Maaş Katsayısı/10 x İşKaybı Gün sayısı= 7.000 x 0.042565/10 x 60 = ) 1.791,30 TL olmaktadır. Bumiktar, davalı idarenin 29.03.12006 tarih ve 2006/15 sayılı kararındabelirtilen miktarı (1.194,20 TL) aştığından, bu miktarın tazmini, fazlayailişkin talebin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
İbrahim Uçar'ın maluliyet oranının Adli TıpKurumu raporuna göre %49 olduğunun kabulü ile 5233 sayılı Kanun ve Yönetmelikçerçevesinde tazminat miktarı hesaplandığında (7.000 x Maaş Katsayısı xMaluliyet Oranı Katsıyısı = 7.000 x 0.04265 x 20 = )5.971,00 TL olmaktadır. Bu miktar, davalı idarenin 29.03.2006 tarih ve 2006/16sayılı kararında belirtilen miktarın (7.165,20 TL) altında kalmakta ise de;5233 sayılı Kanun çerçevesinde özellik arz eden durum, tazminat isteyen kişilerlehine getirilmiş prosedürün (idari aşamada uzlaşma sağlanamaması üzerine yargıyoluna başvurma), ilgililerin aleyhine sonuç doğuracak şekildeuygulanamayacağıdır. Dolayısıyla, davacı teklif edilen tazminatı kabuletmediğinden ve idare teklifiyle bağlı olduğundan 7.165,20 TL'nin tazmini,fazlaya ilişkin talebin reddi gerekmiştir.
Davacıların manevi tazminat istemine gelince;5233 sayılı Kanun hükümlerine göre, terör olayları nedeniyle kişilerin uğradığımaddi zararların karşılanması olanaklı olup manevi zararların karşılanmasınaolanak bulunmadığından, manevi tazminat isteminin reddine... [kararverilmiştir.]''
14. Kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onuncu Dairesinin17/4/2013 tarihli ilamı ile karar onanmış ve karar düzelme istemi aynı Dairenin12/3/2015 tarihli ilamı ile reddedilmiştir.
15. Anılan kararın 4/5/2015 tarihinde başvurucular vekilinetebliğ edilmesi üzerine başvurucular 3/6/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. İlgili hukuk için bkz. AzmiOkyay ve diğerleri (B. No: 2015/9747, 22/1/2019), Mehmet Emin Timurtaş (B. No: 2014/2008,22/11/2017), Abdurrahman Dündar (B.No: 2014/1681, 14/9/2017) ve Filiz Balic ve diğerleri (B. No: 2015/15824, 3/7/2019)başvuruları hakkında verilen kararlar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 26/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
18. Başvurucular; terör örgütü tarafından yerleştirilen bombanınpatlaması nedeniyle yaralandıklarını, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıklarıbaşvuruların kabul edildiğini fakat kendilerine sunulan maddi tazminat miktarıçok düşük olduğu için idare ile sulhnameimzalamadıklarını, Komisyon kararının iptali ile maddi ve manevi zararlarınınödenmesi için açtıkları davaların 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılmış birbaşvuru ve dava gibi kabul edilerek reddedildiğini, bu şekilde olay nedeniyleuğradıkları maddi zararının bir kısmını, manevi zararının ise tamamını talepetme imkânından mahrum bırakıldıklarını belirterek Anayasa’nın 5., 15. ve 17.maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerve yeniden yargılama talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme
19. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucuların 5233sayılı Kanun kapsamında Komisyona yapmış oldukları başvurunun ve açtıklarıdavanın maddi tazminat istemlerinin kısmen kabul edilmesi, manevi tazminatistemlerinin ise tamamen reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın5., 15. ve 17.maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiklerianlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların Komisyona ve Mahkemeye sunduklarıdilekçe, dava dilekçesi ve bireysel başvuru formunun incelenmesi sonucundaşikâyetlerini dile getiriş şeklinden anılan ihlal iddiasının adil yargılanmahakkı kapsamında tazminat taleplerini delillendirmeamaçlı olduğu değerlendirilmiş; bu iddialar hakkında Anayasa’nın 17. maddesindegüvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında ayrıca inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir (benzer bir değerlendirme için bkz. Özden Sayar ve Deren Dilara Sayar, B. No: 2013/4022,13/4/2016).
20. Başvurucular, öncelikle olay nedeniyle ortaya çıkan maddizararının tazmin edilmesi için yaptıkları başvuruda ilk olarak Komisyon, sonrada Mahkemece hükmedilen maddi tazminat miktarının zararlarını karşılamaktanuzak olduğunu fakat bu konuda açtıkları davanın kısmen kabul edildiğini, manevizararlarının ise giderilmediğini ileri sürmüşlerdir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
22. 5233 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay İdari DavaDaireleri Kurulunun verdiği kararlarda da belirtildiği üzere maddi zararlarınözel bir giderim usulü olmakla birlikte manevi zararların genel hükümlere görekarşılanmasına da engel olmayan bir kanundur. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. ve 13. maddelerinde idarenin işlem veyaeyleminden kaynaklı olarak hakları ihlal edilenlere tazminat talebindebulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol 5233 sayılı Kanun dışında idariyargıda genel hükümlere başvurularak uğranılan zararın tazminine imkânsağlamaktadır (Abbas Emre, B. No:2014/5005, 6/1/2016, § 81).
23. Anılan içtihatta ortaya konulduğu üzere 5233 sayılı Kanun,manevi zararların karşılanmasını öngörmemekle birlikte genel hükümlere göreaçılacak tam yargı davasında manevi tazminat istenmesini de engellememektedir.Bir başka ifadeyle kişiler manevi tazminat taleplerini 5233 sayılı Kanunkapsamında değil 5233 sayılı Kanun'dan bağımsız olarak tazminat hukukunun genelprensiplerine göre açacakları davalarda da dile getirebilirler.
24. Bu durumda başvurucuların idare mahkemelerinde açtıklarıdavaların niteliği ve manevi tazminata ilişkin taleplerini dile getirilişbiçimleri özel önem taşır. Bir diğer ifadeyle davanın yukarıda belirtileniçtihada uygun şekilde yani genel hükümler çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'unilgili maddelerinde belirtilen usullere göre mi açıldığının yoksa manevitazminat talebinin 5233 sayılı Kanun'a mı dayandırıldığının ortaya konulmasıgerekir.
25. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin Emir Ağgül ve diğerleri(B. No: 2014/16320, 21/11/2017) kararında belirtildiği üzere bir tazminat veyatam yargı davasına konu alacağa ilişkin mevzuat hükümleri kapsamında yürütülen yargılamada,kişilerin taleplerini başlattıkları usulde hataya düşülerek incelemeninyapılacağı mevzuat kaynaklarının daraltılmasının belirtilen anlamda davaaçılması ile ilgili bir kısıtlama olarak değerlendirilmesi ve bu müdahaleninmahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.
26. Nitekim 5233 sayılı Kanun kapsamında manevi tazminatödenmesine ilişkin benzer iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş veAnayasa Mahkemesi, terör ve terörle mücadele kapsamında gerçekleşen zararlara ilişkinmanevi tazminat taleplerinin karşılanması için 5233 sayılı Kanun’da hükümbulunmamakla birlikte idare hukukunun genel hükümleri kapsamında başvurucularınanılan talep hakkına sahip olduklarını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi 5233sayılı Kanun'un maddi zararların özel bir giderim usulü olmakla birlikte manevizararların karşılanmasına da engel olmayan bir kanun olduğunu, 2577 sayılıKanun’un 12. ve 13.maddelerinde, idarenin işlem veya eyleminden kaynaklı olarakhakları ihlal edilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanındığınıbelirterek idareye yaptıkları başvuru ve açtıkları davayı tazminat hukukunungenel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum kalan başvurucularınmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Özden Sayar ve Deren Dilara Sayar, B. No:2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).
27. Somut olayda başvurucular, idare hukuku genel hükümlerikapsamında maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle iptal ve tam yargıdavası açmışlardır (bkz. § 13). Başvurucuların maddi ve manevi tazminatistemini 5233 sayılı Kanun'a dayandırmadıkları anlaşılmaktadır. Buna rağmenMahkeme başvurucuların açmış oldukları davayı 5233 sayılı Kanun kapsamındaaçılmış bir dava olarak nitelemiş, ardından bu Kanun kapsamında değerlendirmeyaparak başvurucuların maddi tazminat istemini kısmen kabul ederken manevitazminat istemini ise reddetmiştir. 5233 sayılı Kanun'a göre manevi tazminatahükmedilemeyeceği gerekçesiyle manevi tazminat istemini reddetmiştir.
28. Oysa manevi tazminat istemiyle tazminat hukukunun genelprensiplerine göre açıldığı anlaşılan davada 5233 sayılı Kanun’un 12.maddesinin son fıkrasındaki ve 2577 sayılı Kanun’un 2. ve 13. maddelerindekiaçık düzenlemeler ile Danıştay ve Anayasa Mahkemesi içtihatları dikkatealındığında(ilgili tüm mevzuat ve içtihadın yer aldığı kararlar için bkz. § 16)manevi tazminat talepleri hakkında idare hukukunun genel hükümleri kapsamındainceleme yapılarak bir karar verilmesi yoluyla başvurucuların mahkemeyeerişimine olanak sağlanmalıdır. Açtığı davasını tazminat hukukunun genelhükümlerine göre inceletme imkânından mahrum kalan başvurucuların mahkemeyeerişim haklarına müdahalede bulunulduğu açıktır. Yukarıdaki belirtilen ilkelerışığında yapılan incelemede başvurucuların manevi tazminat isteminin reddedilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkındayukarıda değinilen içtihatlardan farklı karar verilmesini gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
29. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
31. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususundagenel ilkeler belirlenmiştir.
32. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
33. Başvurucular, yargılanmanın yenilenmesini talep etmişler;tazminat talebinde bulunmamışlardır.
34. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
35. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yenidenyargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireyselbaşvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2)numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılmasıgereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadankaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren,ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesindenibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Aydın1. İdare Mahkemesine (E.2010/2068, K.2011/2304) GÖNDERİLMESİNE,
D. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onuncu DairesineGÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE26/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.