TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
CENGİZ KOÇ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/18188)
Karar Tarihi: 8/3/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Ceren Sedef EREN
Başvurucular
:
1. Cengiz KOÇ
2. Yusuf KOÇ
3. Şehnaz KOÇ
4. Aysel GEZER
5. İlhan KOÇ
6. Bayram KOÇ
7. Hadice KOÇ
8. Nurettin KOÇ
9. Şükrü KOÇ
10. Sekine KOÇ
11. Ayhan YILDIRIM
12. Mehmet KOÇ
13. Nursel DAĞDELEN
14. Kadriye KARACA
15. İbrahim ADIYAMAN
16. İbrahim KOÇ
17. Kasım KOÇ
18. Sevinç ADIYAMAN
19. Serdar KOÇ
Vekili
:
Av. Mehmet Selim TEMUR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir..
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/11/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Maliye Bakanlığı tarafından 22/5/1967 tarihinde Mardin AsliyeHukuk Mahkemesinde hasımsız olarak açılan tapu tescili davası görevsizliknedeniyle Mardin Kadastro Mahkemesine gönderilmiş, anılan Mahkemede 1974/4esasını alan davaya başvurucular Cengiz Koç, Yusuf Koç, Şehnaz Koç, AyselGezer, İlhan Koç, Bayram Koç, Nurettin Koç, Şükrü Koç, Ayhan Yıldırım, MehmetKoç, Nursel Dağdelen, Kadriye Karaca, İbrahim Koç, Kasım Koç, Sevinç Adıyamanve Serdar Koç'un babaları ve başvurucu Hadice Koç'un mirasçısı olduğu eşininbabası olan murisleri Ahmet Koç ile başvurucu İbrahim Adıyaman 1974 yılındadavacı sıfatıyla müdahil olmuşlardır. Yerel Mahkemece verilen kararlarınmüteaddit defalar Yargıtayca bozulduğu söz konusudava, yerel Mahkeme aşamasında derdest durumdadır.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
9. Mahkemenin 8/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
10. Başvurucular, makul sürede yargılanma ve mülkiyet haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
A. Kabul EdilebilirlikYönünden
1. Başvurucu Sekine KoçYönünden
11. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihlive 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa'da güvence altınaalınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkeseAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Dolayısıylamedeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişiler bireysel başvuru yönünden davaehliyetine sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı, B. No: 2012/22,25/12/2012, § 24).
12. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 34.maddesinde yer alan "mağdur" kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya daihmalden doğrudan etkilenen kişinin kast edildiğini belirtmiş (bkz. Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,28/10/1999, § 50); hakkı ihlal edilen kişinin bireysel başvuru yapmadan önceölmesi durumunda mağdurluk durumunun ortadan kalkması nedeniyle, hukuken birbaşkasının ölen kişi adına bireysel başvuruda bulunamayacağına karar vermiştir(Davut Kaya, ZöhrePolat/Türkiye, B. No: 2794/05, 40345/05, 21/10/2008).
13. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyladoğduğu anda başlar ve ölümle sona erer."
.
14. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi şöyledir:
"Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarcakararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanınveya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesiveya iflas etmesi durumlarında sona erer.
Bu hüküm, bir tüzel kişiliğin sona ermesi durumunda da uygulanır.
Tarafların karşılıklı kişisel hakları saklıdır."
15. 6098 sayılı Kanun'un 513. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
"Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme,vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ilekendiliğinden sona ermiş olur."
16. 4721 sayılı Kanun'un28. maddesine göre gerçek kişiler hakkında sağ doğmakla başlayan kişilik ölümlesona ermekte olup ölüm ile kişiliği sona erenler için artık hak ve fiilehliyetine sahip olduklarından söz etmeye olanak bulunmamaktadır. 6098 sayılıKanun'un anılan hükümlerinden anlaşıldığı üzere ise hukuki işlemden doğanvekâlet veren ile vekil arasında temsil yetkisine dair sözleşme, aksikararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça taraflarınınbirinin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası ile hiçbir işleme gerekkalmaksızın kendiliğinden son bulacaktır (Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 28).
17. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi şöyledir:
"Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüyekullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında,ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzeredisiplin para cezasına hükmedilebilir."
18. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) 83. maddesi şöyledir:
“Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri niteliktekidavranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespitedilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin paracezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.”
19. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde birkamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkçaöngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasınınhukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının,bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamdabireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve mahkemenin başvuruyugereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüyekullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy, [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31;S.Ö., B. No: 2013/7087,18/9/2014, § 28).
20. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek olmayanmaddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgiverilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusudeğerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkındamahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaatoluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmakkaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veyatahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamındaihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçlabağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuruhakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö.,§ 29).
21. Başvuru konusu olayda başvurucu Sekine Koç 19/7/2012tarihinde Avukat Mehmet Selim Temur'a vekâlet vermiştir. Başvurucu nüfuskayıtlarına göre 18/11/2014 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucu vekilitarafından 20/11/2014 tarihinde başvurucunun adil yargılanma ve mülkiyethakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuru yapılmıştır. Başvurutarihinden itibaren geçen yaklaşık 2 yıllık sürede de Mahkemeye bir bildirimdebulunulmamıştır.
22. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireyselbaşvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafındanbireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman Uray, § 30).
23. Açıklanan nedenlerle başvuru tarihinden önce vefat etmişkişi adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılan bireyselbaşvurunun, Sekine Koç yönünden başvuruhakkının kötüye kullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
24. Bu durumda Avukat Mehmet Selim Temur aleyhine, AnayasaMahkemesini yanıltıcı nitelikte başvuru yapması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un51. maddesi ve İçtüzük’ün 83. maddesi uyarınca takdiren 500 TL disiplin para cezasına hükmedilmesigerekir.
2. Diğer BaşvurucularYönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılanmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Esas Yönünden
26. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra aşamasınıda kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam eden davalaryönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 50, 52).
27. Başvuruya konu dava, bir kısım başvurucuların murislerindenintikalle takip etmekte oldukları bir uyuşmazlık olup bu yönüyle makul süredeğerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçınınyargılamaya katıldığı an değil somut olayda muris açısından değerlendirmeyeesas alınan sürenin başlangıç anıdır (GülserenGürdal ve diğerleri, B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).
28. Başvuru konusu davanın açılış tarihi farklı olmakla beraberbaşvurucu İbrahim Adıyaman ile diğer başvurucular murisi Ahmet Koç'un 1974yılında verdikleri müdahale talepli dilekçe sonrasında, dâhili davacı sıfatıylayargılamada yer almaya başladıkları anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucularaçısından makul süre değerlendirmesinde dikkate alınacak sürenin başlangıç anı,davanın açıldığı tarih değil usulüne uygun olarak müdahale talebinde bulunulan1974 yılıdır (İsmail Özkan, B. No: 2012/367, 17/9/2013, § 25).
29. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
30. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 43 yıllık yargılamasüresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
31. Açıklanan gerekçelerle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
32. Başvurucular, uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlarınıkullanamadıklarını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyethaklarının da ihlal edildiğini iddia etmişlerse de başvurucuların makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitlerışığında, mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
33. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…”
34. Başvurucu İbrahim Adıyaman yalnızca ihlalin tespititalebinde bulunurken, diğer başvurucular şikâyet konusu yargılama sürecinin uzunsürmesi nedeniyle taşınmazlarını kullanamadıklarını ve gelirlerindenfaydalanamadıklarını ileri sürerek maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
35. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
36. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucular her ne kadar taşınmazlarınıkullanamadıklarını belirterek maddi tazminat talebinde bulunmuşlarsa da anılansoyut ifadeler dışında uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarara ilişkinherhangi bir bilgi ya da belge sunmamış olmaları nedeniyle maddi tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerekir.
37. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderininbaşvurucular Cengiz Koç, Yusuf Koç, Şehnaz Koç, Aysel Gezer, İlhan Koç, BayramKoç, Nurettin Koç, Şükrü Koç, Ayhan Yıldırım, Mehmet Koç, Nursel Dağdelen,Kadriye Karaca, İbrahim Koç, Kasım Koç, Sevinç Adıyaman, Serdar Koç, Hadice Koçve İbrahim Adıyaman'a müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Başvurucu Sekine Koç adına vekâleten Av. Mehmet SelimTemur tarafından yapılan başvurunun başvuruhakkının kötüye kullanımı nedeniyle REDDİNE,
2. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 83. maddesi uyarınca Avukat Mehmet SelimTemur'un 500 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,
3. Kararın bir örneğinin Ankara Barosuna GÖNDERİLMESİNE,
B. Diğer başvurucular yönünden makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Başvurucuların maddi tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucular Cengiz Koç, Yusuf Koç, Şehnaz Koç,Aysel Gezer, İlhan Koç, Bayram Koç, Nurettin Koç, Şükrü Koç, Ayhan Yıldırım,Mehmet Koç, Nursel Dağdelen, Kadriye Karaca, İbrahim Koç, Kasım Koç, SevinçAdıyaman, Serdar Koç, Hadice Koç ve İbrahim Adıyaman'a MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Mardin Kadastro Mahkemesine (E.2000/3)GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.