TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
CEVAHİR YÜCE BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/999)
Karar Tarihi: 30/10/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör Yrd.
:
Halil İbrahim DURSUN
Başvurucu
:
Cevahir YÜCE
Vekili
:
Av. Mürsel EKİCİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; güvenlik güçleri ile terör örgütü üyeleri arasındayaşanan çatışmada bir eve havan mermisi isabet etmesi sonucu ölüm olayınınmeydana gelmesi ve bu ölüm olayının etkili bir şekilde soruşturulmamasınedenleriyle yaşam hakkının, aynı olayda evin zarar görmesi nedeniyle demülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/1/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerine, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere ve Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığındanbir örneği elde edilen soruşturma evrakına göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu; Van Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 16/9/2008tarihli dilekçesinde özetle Hakkari ili Şemdinliilçesi Günyazı köyü Tekkeli mezrasında ikametettiğini, 1994 yılı ağustos ayında yaşanan çatışmalarda evlerine isabet edenağır bir silah mermisi nedeniyle eşi K.Y.nin hayatınıkaybettiğini belirtmiştir. Başvurucu dilekçesinde ayrıca olay hakkında güvenlikgerekçesiyle herhangi bir tutanak düzenlenmediğini, olay tarihinden itibarenkullanılmayan olay yerinin olduğu gibi durduğunu belirterek gerekenin yapılmasıtalebinde bulunmuştur. Başvurucu dilekçesinde son olarak söz konusu olayda karıkoca olan G.Y. ve S.Y.nin de yaralandığını ifadeetmiştir.
9. Van Cumhuriyet Başsavcılığı 15/10/2008 tarihinde olayhakkında yetkisizlik kararı vererek dosyayı Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığınagöndermiştir.
10. Bu karar üzerine Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığısoruşturmaya devam etmiştir. Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı bu kapsamda13/2/2009 tarihinde Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığına müzekkere yazarak olayhakkında komutanlık tarafından herhangi bir tahkikat yapılıp yapılmadığınısormuş; olay hakkında şimdiye kadar herhangi bir tahkikat yapılmamışsa tahkikatyapılarak sonucun kendilerine bildirilmesini istemiştir.
11. Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri 13/4/2009tarihinde olay yerine giderek çeşitli incelemelerde bulunmuştur.
12. Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri, olay yerinevardıklarında başvurucunun dilekçesinde adı geçen G.Y. adlı kişiye ait evinçatı kısmında bir inşaat yaması tespit etmiştir. Köy Muhtarı A.H.A., havanmermisinin inşaat yamasının bulunduğu noktaya düştüğünü, buraya düşen havanmermisi parçalarının K.Y.ye ait eve de isabet ettiğini ifade etmiştir. Şemdinliİlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri, G.Y.ye ait ev ile K.Y.ye ait ev arasında950 cm mesafe bulunduğu, K.Y.ye ait evde bir kısmı tamir edilmiş toplam dokuzadet deliğin olduğu, bu deliklerden altısının evin tuvalet kısmında olduğutespitini yapmıştır. Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri olayyerinin fotoğraflarını da çekmiştir.
13. Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı görevlileri bu tahkikatkapsamında ayrıca başvurucunun, olayın meydana geldiği tarihte köy muhtarı olanZ.A.nın ve havan mermisininisabet ettiği evin sahibi G.Y.nin ifadesini almıştır.
14. Başvurucu 14/4/2009 tarihinde alınan ifadesinde özetle22/9/1994 günü saat 22.00 sıralarında eşi K.Y. ile birlikte evin yatak odasıkısmında bulundukları sırada eşinin tuvalete gittiğini, bu esnada bir patlamasesi geldiğini, aynı anda eşinin bulunduğu yerden de bir inleme sesi duyduğunu,bunun üzerine hemen evin tuvalet kısmına gittiğini ve eşini yerde kanlar içindegördüğünü ifade etmiştir. Başvurucu; vücuduna isabet eden şarapnelparçalarından dolayı eşinin yaşamını yitirdiğini, olayı o dönemde köyün muhtarıolan Z.A.ya bildirdiğiniancak yollar mayınlı ve kapalı olduğundan kimsenin köye gelip gidemediğini, busebeple kendi imkânlarıyla eşini toprağa verdiklerini, yaşanan bu olaydandolayı köylerine herhangi bir askerî birliğin gelmediğini belirtmiştir.
15. Köy Muhtarı Z.A. ise 14/4/2009 tarihinde alınan ifadesindeözetle olay günü terör örgütü PKK ile güvenlik güçleri arasında çatışmaolduğunu, mezradaki birinin evine havan mermisi düştüğünü duyar duymaz olayyerine gittiğini, olay yerine vardığında havan mermisinin düştüğü evin sahibiolan G.Y. ile S.Y.nin olayda yaralandığını gördüğünü,seken şarapnel parçalarının ise G.Y.nin komşusu olan K.Y.nin evine iabet ettiğini ve K.Y.nin bu şarapnel parçaları nedeniyle yaşamınıyitirdiğini ifade etmiştir. Köy Muhtarı Z.A. ayrıca durumu gerek ŞemdinliCumhuriyet Başsavcılığına gerekse İlçe Jandarmaya bildirdiğini ancak yollarmayınlı olduğundan ve arazide PKK terör örgütü mensupları bulunduğundangüvenlik güçlerinin olay yerine gelemediğini, bunun üzerine ailenin isteğidoğrultusunda K.Y.yi toprağaverdiklerini ifade etmiştir. Köy Muhtarı Z.A. olayda yaralanan S.Y.nin de bir yıl sonra yaşamını yitirdiğini belirtmiştir.
16. Havan mermisinin isabet ettiği evin sahibi olan G.Y. de köymuhtarı ile başvurucunun ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuştur.
17. Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı yaptığı bu tahkikatsonucunda elde ettiği bilgi ve belgeleri 22/4/2009 tarihinde ŞemdinliCumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
18. Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı, anılan bilgi ve belgeleridikkate alarak olayla ilgili soruşturma yapma görev ve yetkisinin VanCumhuriyet Başsavcılığında olduğu sonucuna ulaşmış ve soruşturma dosyasınıfezlekeye bağlayıp 20/5/2009 tarihinde Van Cumhuriyet Başsavcılığınagöndermiştir.
19. Van Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma dosyasının kendisinegönderilmesi üzerine 4/6/2009 tarihinde Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığınamüzekkere yazarak 1994 yılı Eylül ayı içinde Şemdinli ilçesi Günyazı köyü civarında terör örgütü PKK üyeleri ilegüvenlik güçleri arasında silahlı çatışma yaşanıp yaşanmadığı hususunun araştırılarakelde edilen bilgi ve belgelerin kendisine gönderilmesi talebinde bulunmuştur.
20. Van Cumhuriyet Başsavcılığının bu talebi doğrultusundaŞemdinli İlçe Jandarma Komutanlığınca çeşitli araştırmalar yapılmış ancakolayla ilgili olarak herhangi bir bilgi elde edilememiştir. Şemdinli İlçeJandarma Komutanlığı yetkilileri anılan dönemde söz konusu bölgede terör örgütüPKK'nın herhangi bir olayının olduğuna ilişkin bir bilginin kayıtlarındabulunmadığını tutanak altına alarak bu tutanağı 28/7/2009 tarihinde VanCumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
21. Van Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu olayı gerçekleştirenPKK terör örgütü mensuplarının zamanaşımı süresi sonuna kadar aranması amacıyla27/10/2009 tarihinde daimî arama kararı vermiştir.
22. Daimî arama kararı uyarınca kolluk görevlilerince zamanzaman düzenlenen,faillerintespit edilemediğine ve faillerin kimliğinin tespitine çalışıldığına ilişkintutanaklar Van Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
23. Van Cumhuriyet Başsavcılığı 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılıKanun uyarınca 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 10.maddesi gereği kurulan mahkemeler ile Cumhuriyet başsavcılıklarının görevlerineson verildiği gerekçesiyle 18/3/2014 tarihinde yetkisizlik kararı vermiş vesoruşturma evrakını Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. HakkâriCumhuriyet Başsavcılığı ise 5/5/2014 tarihinde yetkisizlik kararı verereksoruşturma dosyasını Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
24. Başvurucu 28/8/2014 tarihinde Şemdinli CumhuriyetBaşsavcılığına bir dilekçe sunmuştur. Başvurucu bu dilekçesinde özetle cezazamanaşımının dolmasına yirmi iki gün kalmasına rağmen olay hakkında hiçbiretkili araştırma yapılmadığını belirterek olayda kastı ya da ihmali bulunanaskerî personel ve sivil kişilerin cezalandırılması talebinde bulunmuştur.
25. Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı, dava zamanaşımı süresininyirmi yıl olduğu ve bu sürenin de 22/9/2014 tarihinde dolduğu gerekçesiyle20/10/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Söz konusukararda suç vasfı, silahlı terör örgütüne üye olma, kasten adam öldürme, kastenöldürmeye teşebbüs olarakbelirtilmiştir.
26. Başvurucu 11/11/2014 tarihinde Yüksekova Sulh CezaHâkimliğine sunduğu dilekçede özetle soruşturmanın eksik bir şekildeyürütüldüğünü, askerî personelin ifadesine başvurulmadığını, eve isabet edenhavan mermisinin menşei ve cinsinin araştırılmadığını, olayın fail ya dafaillerinin ortaya çıkarılması için aktif ya da pasif hiçbir araştırmayapılmadığını belirterek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasıtalebinde bulunmuştur.
27. Yüksekova Sulh Ceza Hâkimliği, 18/11/2014 tarihli karar ilebaşvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.
28. Bu karar 22/12/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
29. Başvurucu 14/1/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
30. İlgili hukuk için bkz. Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,B. No: 2014/15732, 24/1/2018, §§ 32-69.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Yaşam Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
32. Başvurucu 22/9/1994 tarihinde Hakkâri ili Şemdinli ilçesi Günyazı köyü Tekeli mezrasında terör örgütü PKK ilegüvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada atılan havan mermisinin evlerineisabet etmesi neticesinde eşi K.Y.nin öldüğünü,yaşadığı bölgenin güvenliğinin sağlanamaması nedeniyle K.Y.ninhastaneye dahi götürülemediğini ileri sürmüştür. Başvurucu; olayın meydanagelmesinden sonra köylerine hiçbir kolluk görevlisinin gelmediğini, olayhakkında bir soruşturma yürütülüp yürütülmediğini tespit etmek amacıyla16/9/2008 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı müracaat üzerine olaylailgili olarak hiçbir işlemin yapılmadığını öğrendiğini, bunun üzerine eşininölümüne neden olan olayın fail ya da faillerinin cezalandırılması istemiyle suçduyurusunda bulunduğunu ancak bu tarihten sonra da olay hakkında etkili birsoruşturma yürütülmemesi sonucunda zamanaşımı gerekçesiyle kovuşturmaya yerolmadığına karar verildiğini belirtmiştir. Başvurucu; olaydan sonra adli veidari mercilere başvurmak istemişse de güvenlik problemleri nedeniyle herhangibir makama başvuramadığını, yirmi yıl boyunca etkili bir soruşturmayürütülmeyerek soruşturmanın sürüncemede bırakıldığını ifade etmiştir.Başvurucu; bu nedenlerle yaşam hakkının, kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkının, sağlık ve tedavi hakkının, özel hayatın ve ailehayatının korunması hakkının, adil yargılanma hakkının, etkili başvuru hakkınınve serbest dolaşım hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
33. Anayasa’nın "Kişinindokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."
34. Anayasa’nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilibölümü şöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin vetoplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak vehürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır.”
35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, güvenlikgüçleri ile terör örgütü PKK arasında meydana gelen çatışmada hiçbir kusurlarıolmamasına rağmen evlerine havan mermisinin isabet etmesi nedeniyle eşi K.Y.nin yaşamını yitirmesi ve bu olay hakkında etkili birceza soruşturması yürütülmemesi hususlarına ilişkindir. Bu nedenle başvurucununbu başlık altındaki tüm iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altınaalınan yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
36. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişiaçısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınlarıtarafından yapılabilecektir (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41).Başvuruya konu olayda başvurucu, yaşamını yitiren kişinineşidir. Bu nedenle başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklikbulunmamaktadır.
37. Bununla birlikte başvurunun başvuru yollarının tüketilmesive bu kuralla iç içe girmiş bulunan otuz günlük başvuru süresi kuralıbakımından da ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.
38. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.”
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“İhlaleneden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüşidari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir.”
40. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihtenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”
41. Öncelikle belirtmek gerekir ki anılan Anayasa ve Kanunmaddelerinde yer verilen kanun yollarının tüketilmesi koşulu, bireyselbaşvurunun temel hak ihlallerini önlemek için son ve olağanüstü bir çareolmasının doğal sonucudur (Necati Gündüz veRecep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).
42. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınanayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hakihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenletemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
43. Tüketilmesi gereken başvuru yolları, başvurucununşikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözümsağlayabilecek nitelikteki kullanılabilir ve etkili başvuru yollarıdır. Ayrıcabaşvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir birkural olup bu kurala uygunluğun denetlenmesinde somut başvurunun koşullarınındikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuruyollarının varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ilebaşvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınmasıgerekmektedir. Bu nedenle başvurucuların kendisinden başvuru yollarınıntüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin-başvurunun özellikleri dikkate alınarak- incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §28).
44. İhlal iddiasını değerlendirmeye ve ihlal tespitiyapıldığında yeterli giderimi sağlamaya imkân tanıyan bir başvuru yolununbulunmaması hâlinde başvuru yollarının tüketilmesi kuralını uygulamak mümkünolmayacaktır (Yasin Ağca, B. No:2014/13163, 11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucuların ihlaliöğrendikleri tarihten itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunmalarıgerekmektedir.
45. Şikâyetleri konusunda çözüm sağlayabilecek etkili birbaşvuru yolunun mevcut olması hâlinde öncelikle bireysel başvuruda bulunma, davave başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü bulunanbaşvurucular, en kısa sürede yetkili makamlara başvurmalıdırlar. Zira zamangeçtikçe delillerin kaybolma veya bozulma ihtimali artmakta, gerçeklerin ortayaçıkması zorlaşmaktadır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,§ 84).
46. Öte yandan şikâyeti yetkili makamlara iletmenin imkânsızveya önemli ölçüde güç olduğu durumlar -ki bu durumların neler olduğu herbaşvuruda olay ve olgular ile başvurucunun tutumu nazara alınarak ayrıcadeğerlendirilmelidir-mevcutsa başvurucuların özen yükümlülüğünün ancak bahsekonu durumların sona ermesinden itibaren başlayacağı kabul edilmelidir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,§ 85).
47. Yaşam hakkı ile ilgili bir soruşturmanın etkili olup olmadığıyönünden inceleme yapabilmek için -mutlak surette gerekli olmasa da- yürütülensoruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgili kamu makamlarıtarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi, bireysel başvuru ile getirilenkoruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848, 17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).
48. Diğer taraftan yetkili makamlara müracaat etmelerine rağmendoğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılansoruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsabaşvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makulolmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli veşikâyetlerini uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidirler (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zirasoruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâldeanılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir(Yasin Ağca, § 121). Böyle birdurumda başvurucular, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardıklarıveya varmaları gerektiği andan itibaren otuz gün içinde bireysel başvurudabulunmalıdırlar. Doğal olarak başvurucuların etkili bir soruşturma yürütülmediğininne zaman farkına varmaları gerektiği her davanın şartlarına bağlı olarakdeğerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,§ 87).
49. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut vericigelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın ilerlemesinisağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarınıtüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâldedahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun farkınavardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireyselbaşvuruda bulunmalıdırlar (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,§ 88).
50. Son olarak ifade etmek gerekir ki soruşturmanınetkisizliğinin fark edildiği veya fark edilmesi gerektiği andan itibaren süresiiçinde bireysel başvuru yapılmayıp zamanaşımı süresinin dolması nedeniylekovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin beklenmesi hâlindesoruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun zaman gerçeklerin ortayaçıkmasını zorlaştıracak, neredeyse imkânsızlaştıracaktır. Böylesi bir durumdaAnayasa Mahkemesi, devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyupuymadığını inceleyemeyecek; yaşam hakkının usul boyutu yönünden yapacağıdeğerlendirmede yeniden yargılamaya karar veremeyecek ve şartlarıgerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip tazminata hükmedebilecektir. Oysaölüm olayının sebep ve koşulları ile sorumluların tespitine imkân verenetkinlikte bir soruşturma yapılması ve gerektiği takdirde sorumluların caydırıcıbir ceza ile cezalandırılmaları için yeniden yargılamaya karar verilebilmesininbenzer yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde oynadığı rolün büyüklüğütartışılmazdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,§ 89).
51. Somut olayda yaşanan elim hadiseyle ilgili olarak ölümolayından hemen sonra bir ceza soruşturması başlatılmamış olup cezasoruşturması ancak başvurucunun 16/9/2008 tarihli dilekçesinden sonrabaşlatılmıştır. Bu tarihten sonra başlatılan ceza soruşturması kapsamında ise13/4/2009 tarihinde olay yerinde çeşitli incelemelerde bulunulmuş, başvurucudâhil toplam üç kişinin 14/4/2009 tarihinde ifadeleri alınmış, 1994 yılı Eylülayı içinde Şemdinli ilçesi Günyazı köyü civarındaterör örgütü PKK üyeleri ile güvenlik güçleri arasında herhangi bir silahlı çatışmayaşanıp yaşanmadığı hususu araştırılmıştır. Şemdinli İlçe JandarmaKomutanlığınca anılan dönemde söz konusu bölgede terör örgütü PKK'nın herhangibir olayının olduğuna ilişkin bir bilginin kayıtlarında bulunmadığının28/7/2009 tarihinde Van Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi sonrasında isesoruşturma kapsamında olayın aydınlatılmasına ve faillerin tespitine yönelikherhangi bir soruşturma işlemi yapılmamış, yalnızca faillerin tespitineçalışıldığı yönünde kolluk görevlilerince belli aralıklarla tutulan ve zamanlasıradan hâle gelen tutanaklar soruşturma evrakı arasına alınmıştır.
52. Başvurucu 28/8/2014 tarihli bir dilekçe ile ŞemdinliCumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmiş ve ceza zamanaşımının dolmasına yirmi ikigün kalmasına rağmen olay hakkında hiçbir etkili araştırma yapılmadığınıbelirterek olayda kastı ya da ihmali bulunan askerî personel ve sivil kişilerincezalandırılması talebinde bulunmuştur. Başvurucunun bu dilekçesine kadarolayın aydınlatılmasına ve sorumluların tespit edilmesine imkân veren herhangibir somut delil elde edilemediği ve bu yönde başvurucu tarafından da somut birdelil ortaya konulamadığı dikkate alındığında talepte yer alan hususlarınsoruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.Başvurucunun bu talep ile soruşturmanın etkililiği adına yetkili makamlarlaanlamlı bir temas kurduğu söylenemez. Nitekim başvurucunun bu talebi sonrasındada soruşturmada ilerleme sağlanamamıştır.
53. Başlatılan ceza soruşturmasından sonra olayla ilgilişikâyetlerini yetkili makamlara iletmede veya soruşturmanın etkisizliğiyle ilgili bireysel başvuru yapmada güçlükçektiği yönünde herhangi bir iddiası bulunmayan başvurucu -özellikle daimîarama kararından sonra- yaşanan elim olayla ilgili şikâyetlerini yetkilimakamlara iletmemiş ve soruşturmanın etkililiği yönünde beklentiye girmesineneden olacak şekilde soruşturma makamları ile anlamlı bir temas kurmamıştır.Soruşturmada -özellikle daimî arama kararından sonra- ilerleme sağlanacağınadair umut verici bir gelişme yaşanmamış ve soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcıbir tedbir de alınmamıştır. Buna rağmen başvurucu, bireysel başvuru yapmak içinkovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesini ve bu karara yaptığı itirazınsonuçlanmasını beklemiştir. Yürütülen soruşturmanın etkisiz bir hâl almasınedeniyle soruşturma sonucunu beklemesi gerekmeyen başvurucunun AnayasaMahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı olan 23/9/2012 tarihindenmakul olmayan bir süre sonra 14/1/2015 tarihinde yaptığı başvuru, süresindeyapılmış bir başvuru olarak kabul edilemez.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
55. Başvurucu, güvenlik güçleri ile terör örgütü üyeleriarasında yaşanan çatışmada evlerine isabet eden havan mermisi nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
56. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikleve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi,bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, busüreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir(İsmail Buğraİşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
57. Somut olayda başvurucu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddiasıyla idareye başvurduğuna ve aldığı olumsuz cevap üzerine idari yargıdazararlarının telafisi için tam yargı davası açtığına dair bireysel başvuruformunda herhangi bir açıklama yapmamış ve bu hususta herhangi bir delil ortayakoymamıştır. Dolayısıyla başvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısalyolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu sonucuna varılmıştır.
58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE30/10/2018 tarihinde karar verildi.