TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CEZAİR AKGÜL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/10634)
Karar Tarihi: 26/10/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Akif YILDIRIM
Başvurucu
:
Cezair AKGÜL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; mahkûmiyete esas alınan telefon görüşme kayıtlarınduruşmada okunmaması ve aleyhte ifade veren tanığın sorgulanmasına fırsatverilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine İstanbulCumhuriyet Bşsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuruformu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurununKomisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/12/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 28/1/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 30/3/2015 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşbaşvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını21/4/2015 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla MücadeleDaire Başkanlığınca kimliği mahfuz muhbirin, başvurucunun elinde çok miktardauyuşturucu madde bulunduğunu ve elinde bulundurduğu uyuşturucu maddeye A.Ç.aracılığıyla müşteri aradığını ihbar etmesi üzerine başvurucu hakkında İstanbulCumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır.
9. Soruşturma neticesinde şüphelilerden A.Ç. hakkında İstanbul11. Ağır Ceza Mahkemesine uyuşturucu madde ticareti yapma ve örgüte üye olmasuçlarından kamu davası açılmıştır. Başvurucu ve diğer iki şüpheli hakkındakisoruşturmaya devam olunmuştur.
10. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ilegörevli) E.2005/190 sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonunda suçunörgütlü olarak işlenmediği ve örgütün yasal unsurlarının bulunmadığı kanaatinevarılarak sanık A.Ç.nin örgüte üye olma suçundan beraatine, diğer suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir.Anılan karar temyiz olunmadan kesinleşmiştir.
11. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu karar üzerine başvurucuve diğer iki şüpheli hakkındaki dosyayı Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınagöndermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"İstanbul 11. Ağır CezaMahkemesinin2005/190 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucundasuçun örgütlü olarak işlenmediği, liderliğini Cezair AKGÜL'ün [başvurucu] yaptığı iddia edilen örgütün yasalunsurlarının bulunmadığı kanaatine varılarak, şüpheli [A. Ç.] hakkında busuçtan beraat kararı verildiği ve bu kararın 20.05.2006 tarihinde kesinleştiğianlaşılmakla, firari ve kimliği meçhul şahıslarla ilgili devam edensoruşturmanın da takibinin örgütlü suçlar kapsamından çıktığı olayda 5237Sayılı TCK'nun 220. maddesinde düzenlenen örgütlülükhali bulunmadığı değerlendirilmiş olunmakla,
Firari şüpheli ve kimliği meçhul şahıslarınüzerlerine atılı suçun bireysel olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçunuoluşturduğu ve atılı suça bakma görevinin Cumhuriyet Başsavcılığımızın görevidahilinde bulunmadığı görülmekle, Cumhuriyet Başsavcılığımızın GÖREVSİZLİĞINE[karar verildi.]"
12. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2005/190 sayılıdosyası üzerinden yürütülen yargılamanın ilk celsesinde A.Ç., Maltepe D...Kıraathanesinde başvurucu ile tanıştığını, Cezair'inelinde yüklü miktarda uyuşturucu olduğunu söyleyerek bunu yurt dışına göndermekistediğini belirterek yardım istediğini, onu Ayhan adında biri iletanıştırdığını, Maltepe'deki pastanelerde Ayhan ile Cezair'ibuluşturduğunu, kiralık otomobilin Ayhan tarafından getirildiğini, A.T.yevasıtanın teslim edildiğini beyan etmiştir.
13. Bu arada Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 17/2/2010tarihli veE.2010/3080 sayılı iddianamesiyle başvurucu ve başka bir şüpheli(A.T.) hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan kamu davası açılmıştır. Açıkkimliği bilinmeyen şüpheli Ayhan hakkındaki dosyanın ise tefrikine kararverilmiştir.
14. Başvurucu, İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin5/9/2013 tarihli ve E.2010/73, K.2013/254 sayılı kararıyla uyuşturucu maddeticareti yapma suçundan mahkûm edilmiş, diğer sanık hakkındaki kamu davasınıntefrikine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
"... Hükümlü A. Ç. ilesanık Cezair Akgül arasında yapılan telefon görüşmeiçeriği, konuşmaları doğrulayan fiziki takip tutanakları, muhbir tutanakları,dava dosyası kapsamı ve toplanan delillere göre sanık CezairAkgül'ün firari sanık A. T. ile birlikte yüklü miktarda uyuşturucu maddeyisatmak için hazırladıkları, bunu yurt dışına naklettirecek kişileri aradıklarıbu vesile ile A. Ç.yi ve onun aracılığı ile de Ayhanismindeki şahsı buldukları, muhtemelen Ayhan isimli kişinin Bayram adınakiralanmış otomobili getirip A. Ç. aracılığı ile A. T. ye teslim ettikleri,uyuşturucu maddenin pazarlaması konusunda sanık CezairAkgül'ün A. Ç. ile telefon görüşmesi yaptığı, Maltepe ... Kebap Salonu, A...pastanesi, Ş... pastanesi, A... kebap salonu gibi yerlerde buluşupgörüştükleri, neticede uyuşturucuları A. T. tarafından Ayhan isimli şahsateslim edilmek üzere bir kısmının bagaja yerleştirildiği, durumu kontrolaltında bulunduran ve takip eden güvenlik görevlilerince vasıtayla içindekiuyuşturucuya el koydukları, A. T. ve Ayhan adındaki şahısların kaçtıkları,sanık Cezair Akgül'ün olaydan sonra firar ettiğibilahare yakalandığı, A. T.'nin henüz yakalanamadığı,bu suretle sanık Cezayir'in hükümlü A. Ç. ve firari sanık A. T. ile birlikteuyuşturucu madde ticareti yaptığı ve pazarladığı anlaşılmakla, sanı[ğın] (...) cezalandırılması gerektiği sonuç ve kanaatinevarıl[mıştır]."
15. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 10. CezaDairesinin 13/3/2014 tarihli ve E.2013/13199, K.2014/1689 sayılı ilamıylaonanmıştır.
16. Başvurucu 20/6/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleriruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden,başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden,bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibingüne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veyasatılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapiscezası on beş yıldan az olamaz.
(4) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin,kokain, morfin veya bazmorfin olması hâlinde,yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.”
18. 4/12/2004 tarihli 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun başvuruyu ilgilendiren hükümlerinin ilgili kısımlarışöyledir:
"Madde 209 - (1)Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgu tutanakları, naipveya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşiftutanakları gibi delil olarak kullanılacak belgeler ve diğer yazılar, adlîsicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yeraldığı belgeler, duruşmada okunur.
Madde 210 - (1) Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanıkduruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiştutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.
Madde 211 - (1) a) Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş veya akıl hastalığınatutulmuş olur veya bulunduğu yer öğrenilemezse,
b) Tanık veya sanığın suç ortağının duruşmada hazır bulunması,hastalık, malûllük veya giderilmesi olanağıbulunmayan başka bir nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı değilse,
c) İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazırbulunması gerekli sayılmıyorsa,
Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce yapılan dinleme sırasındadüzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu belgeler okunabilir.
Madde 215 -(1) Suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin dinlenmesinden veherhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara karşı bir diyecekleri olupolmadığı katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine sorulur.
Madde 216 - (1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıylakatılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiineveya kanunî temsilcisine verilir.
Madde 217 - (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurundatartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyleserbestçe takdir edilir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 26/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu; aleyhine ifade veren A.Ç. ile yüzleştirilme vesoru sorma taleplerinin reddedildiğini, fiziki takip tutanağında kendisi olduğukabul edilen şahsın 1,75 - 1,80 boylarında olarak tarif edilmesine vekendisinin ancak 1,55-1,60 boylarında olmasına rağmen buna yönelik itirazınındikkate alınmadığını, A.Ç. hakkındaki iletişimin tespiti kararıyla elde edilenkayıtlarda geçen kişi olmadığını belirtmesine rağmen herhangi bir ses analizive araştırma yapılmadan görüşmelerdeki kişinin kendisi olarak kabul edildiğini,söz konusu kayıtların duruşma esnasında kendisine okunması ve savunma fırsatıtanınması gerekmesine rağmen kayıtların içeriğinden hiçbir şekilde haberdarolmadığını belirterek Anayasa'nın 19., 36. ve 38. maddelerinde tanımlananhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yargılamanın yenilenmesine kararverilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanmahakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılanhakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Çelişmeli Yargılamaİlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
23. Başvurucu, aynı olay nedeniyle başlatılan ancak tefrikedilen başka bir dosyada yargılanan A.Ç. hakkındaki iletişimin denetlenmesikararıyla elde edilen görüşmelerdeki kişinin kendisi olarak kabul edildiğini,söz konusu kayıtların duruşma esnasında kendisine okunması ve savunma fırsatıtanınması gerekmesine rağmen kayıtların içeriğinden hiçbir şekilde haberdarolmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanmahakkına sahiptir.”
25. Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında, ilgili hükmüAvrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yeralan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilençelişmeli yargılama ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesikapsamında yer vermektedir (Güher Ergun vediğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
26. Hakkaniyete uygun yargılanmanın temel unsurlarından biri deyargılamanın “çelişmeli” olmasıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Rowe ve Davis/Birleşik Krallık[BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60). Genel anlamda hakkaniyete uygun biryargılamanın yürütülebilmesi için yargılamaya etkili katılım ve çelişmeliyargılama ilkeleri ışığında taraflara, iddialarını sunma hususunda uygun olanaklarınsağlanması şarttır (Yüksel Hançer,B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 19).
27. Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeliyargılama ilkesi taraflara dava dosyası hakkında bilgi sahibi olma ve yorumyapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktifolarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda mahkemece taraflarındinlenilmemesi, delillere karşı çıkma imkânı verilmemesi, yargılamafaaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine neden olabilecektir (Abdullah Özen, B. No: 2013/4424, 6/3/2014,§ 21). Dolayısıyla ceza davalarında mahkemenin kararını etkilemek amacıyladosyaya sunulan görüş ve delillerden sanığın haberdar olmasına ve bunlara karşıetkili bir şekilde karşı çıkmasına fırsat verilmesi gerekir.
28. Çelişmeli yargılamanın bir amacı da dosyaya birgörüşün/talebin girmesini sağlamakla sınırlı olmayıp onun mahkemece dikkatealınarak bir sonuca ulaşmasını sağlamaktır. Çelişmeli yargılama ilkesi, sanığınaleyhindeki delillerin çelişmeli bir usul ile mahkemeye sunulmasını ve sadecetanıkların değil diğer delillerin de tartışılmasını gerektirir. Böyleliklebaşvurucular delilin davayla ilgisini ve ağırlığını değerlendirerek güvenirliğihususundaki iddia ve itirazlarını dile getirebilecektir.
29. Öte yandan Anayasa'daki hakların etkili bir biçimdekorunması için, davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre"tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimdeinceleme görevi" vardır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, §33).
30. Ceza davalarında sanığın lehine ve aleyhine olan maddidelillerin kovuşturma evresinde sanığa açıklanmaması -savunma tarafının haklarıyeterli güvencelerle dengelenmedikçe- çelişmeli yargılama ilkesine aykırılıkoluşturabilir. Delillere yönelik iddia ve itirazların dile getirilmesinegeçerli bir neden olmaksızın imkân sağlanmaması hakkaniyete uygun yargılanmahakkını ihlal edebilir.
31. Ceza davasında ulaşılması amaçlanan temel hedef, maddigerçeğin adil yargılanma hakkına uygun olarak ortaya çıkarılmasıdır. Çelişmeliyargılama ilkesi, bu amacın gerçekleştirilmesinin en önemli unsurlarındadır.5271 sayılı Kanun çelişmeli yargılama ilkesini hayata geçirmek için ortayakonan delillerle ilgili tartışmada sanığa ve müdafiinesöz hakkı verileceğini; suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin dinlenmesindenve herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara karşı bir diyecekleri olupolmadığı sanığa ve müdafiine sorulacağınıöngörmüştür. Aynı Kanun'a göre hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş vehuzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir.
32. Somut olayda suç ortağı olduğu kabul edilen A.Ç.nin yargılanıp mahkûm edildiği İstanbul11. AğırCeza Mahkemesinin E.2005/190 sayılı sayılı dosyasındakiolaytutanakları, fiziki izleme tutanakları, tanıkifadeleri, ekspertiz raporları ve diğer delillerindosyayaithal edildiği ve duruşmada okunduğu anlaşılmaktadır. Ancak mahkûmiyete esasalınan telefon konuşmalarına ilişkin çözüm tutanaklarının İlk Derece Mahkemesitarafından sanığa okunmadığı görülmektedir. Mahkûmiyetin belirleyici delilleriarasında gösterilen bu iletişim çözüm tutanaklarının dava dosyasındabulunduğuna dair bir veri de bulunmamaktadır. Yargıtay kararına muhalif kalanüyenin karşıoy gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sanığın telefon konuşmalarının hükme esas alındığı, ancak bukonuda verilmiş herhangi bir kararın dosyada bulunmadığı ve telefonkonuşmalarına ilişkin çözüm tutanaklarının sanığa okunmadığıanlaşılmıştır."
33. Çelişmeli yargılanma ilkesinin yukarıda bahsedilen gerekleriilgili usul kurallarında belirtilmiştir. Bu bağlamda 5271 sayılı Kanun'un 209.maddesinin (1) numaralı fıkrasında delil olarak kullanılacak belgelerinduruşmada okunması, bir belge veya yazının delil olarak kullanılabilmesiduruşmada okunmasına bağlı olduğu; 215. maddesinin (1) numaralı fıkrasında,herhangi bir belgenin okunmasından sonra ilgililerden diyeceklerinin sorulması;217. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise hâkimin kararını ancak duruşmayagetirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceği öngörülmüştür.Çelişmeli yargılama ilkesinin somut görünümlerinden olan bu düzenlemelere göresanığın telefon konuşmalarının dinlenmesi ve kayda alınması konusunda verilmişbir karar varsa getirtilip telefon konuşmalarına ilişkin çözüm tutanakları ilebirlikte duruşmada okunması ve ilgililerden diyeceklerinin sorulmasıgereklidir.
34. Somut olayda anılan telefon konuşma içerikleri duruşmadaokunmayarak başvurucunun bu delilin davayla ilgisini ve ağırlığını değerlendirerekgüvenirliği hususundaki iddia ve itirazlarını dile getirebilmesine imkânverilmediği görülmektedir. Diğer yandan başvurucunun itirazına karşınkullandığı belirtilen telefon hattının konuşma tarihlerinde kimin adına kayıtlıolduğuna, telefon konuşmalarının dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkinverilmiş bir karar bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır.
35. Sonuç olarak başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında çelişmeli yargılama ilkesinin ihlaledildiği anlaşılmıştır.
b. TanıkSorgulamaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
36. Başvurucu; başka bir dosyadayargılananve suç ortağı olduğu ileri sürülen A.Ç.nin aleyhindebeyanda bulunduğunu, talebine karşın bu kişiyi sorgulamasına imkântanınmadığını, sorgulama fırsatı tanınmadan elde edilen beyanların hükme esasalındığını, böylelikle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
37. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğübaşvurulara ilişkin olarak birçok kararında “tanık sorgulama hakkı”yla ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir cezayargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme,lehine olan tanıkların da aleyhine olan tanıklarla aynı koşullar altında davetedilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı vardır. Sanığın;hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde tanıklara soruyöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunusınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımındangereklidir. Ancak başvurucuların tanıklara soru sorabilmesi, onlarlayüzleşebilmeleri mutlak bir hak değildir. Makul gerekçelerle getirilenkısıtlamalar, kimi zaman başvurucunun iddia tanıklarına soru sorabilme veonlarla yüzleşme imkânını da ortadan kaldırabilmektedir. Diğer yandan birmahkûmiyet -sadece veya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılamaaşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafındanverilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36.maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99,20/3/2014, §§ 34-56; Az. M., B.No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 46-67; LeventYanlık, B. No: 2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-77; İsmet Özkorul,B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§44, 45).
38. Sonuç olarak somut bir yargılama öncesinde veya haricindeelde edilen tanık ifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğinezarar verip vermediğini değerlendirmek için iki aşamalı bir testuygulanmalıdır. İlk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesi, geçerli birnedenin mevcudiyetine dayanmalıdır. İkinci olarak ise okunmasıyla yetinilenifadenin karara götüren tek ya da belirleyici kanıt olması hâlinde savunmahaklarının adil yargılanmanın gerekleriyle bağdaşmayacak ölçüde sınırlandırılıpsınırlandırılmadığına bakılacaktır (Abdurrahim Balur, B. No:2013/5467, 7/1/2016, § 80).
39. Yukarıdaki değerlendirme yapılırken "geçerlineden" şartı, öncelikli olarak gözetilmelidir. Çünkü tek veya yegâne ispatunsuru olmasa dahi ifadesi hükme esas alınan bir tanığın geçerli bir nedenolmaksızın duruşmada dinlenmemesi tek başına adil yargılanma hakkına aykırılıkoluşturabilir. Kamu makamları bu nedenle ifadesi hükme dayanak yapılacaktanıkların duruşmada hazır edilmesi için makul bir çaba sergileme yükümlülüğüaltındadır (Abdurrahim Balur, § 81).
40. Diğer yandan kural olarak savcılığın ileri sürdüğü birtanığın ifadesinin hükme esas alınması, bu tanığın mahkeme önünde dinlenmesinive sorgulanmasını gerektirirse de tanık ifadesinin görülen dava bakımından"açıkça ilgisiz olması ya da ihtiyaç haricinde kalması" hâlleri saklıtutulmalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Khodorkovskiy ve Lebedev/Rusya,B. No: 11082/06, 13772/05, 25/7/2013, § 717; CevatSoysal/Türkiye, B. No: 17362/03, 23/9/2014, § 77). İddia tanıklarıaçısından geçerli olan bu istisnanın doğrudan mahkemenin başvurduğu tanık vebenzeri kişilere öncelikle uygulanacağının kabulü gerekir (Abdurrahim Balur, § 82).
41. Somut olayda başvurucu ve müdafii,aynı olaydan ötürü başlatılan soruşturma kapsamında dosyası tefrik edilip başkabir dosyada yargılanan ve aleyhte beyanda bulunan suç ortağı olan A.Ç.nin huzurda dinlenilmesi ve sorgulanması için taleptebulunmuştur. Başvurucunun huzurda dinlenilmesini istediği A.Ç.,İstanbul11.AğırCeza Mahkemesinde verdiği 24/3/2006 tarihliifadesinde "Ben işsizdim[.] Maltepe'deD... Kıraathanesine gidiyordum. [B]urada CezayirAKGÜL ile tanıştım, bana elinde eroin olduğunu ve yurtdışına bunu götürecek biradam bulmamı istedi, paraya ihtiyacım vardı. [B]en de tanıdığım A. G.ye buteklifi yaptım. (...)" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkeme,tanık A.Ç.nin mahkûm olduğu mahkemede ifadesinin tespitedildiği gerekçesiyle talebi reddetmiştir.
42. Başvurucu hakkındaki gerekçeli karar incelendiğinde adıgeçen tanığın (A.Ç.)başvurucu aleyhine verdiğiifadenin tek olmamakla birlikte belirleyici nitelikte delil olarak kabuledildiği görülmektedir. İlk Derece Mahkemesi, bu kişinin ifadelerinin dosyayakonulmasıyla yetinmiştir. Başvurucu aleyhinde beyanda bulunan A.Ç., diğersanıkların (özellikle başvurucunun) konumlarını ortaya çıkardığı gerekçesiyleetkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılmış ve cezasından yarı oranındaindirim yapılmıştır.
43. Başvurucuya, beyanları mahkûmiyette belirleyici ölçüde esasalınan tanığı sorgulama veya sorgulatma imkânı verilmediğinden ve savunmahaklarının korunması için hiçbir tedbir alınmadığından başvurucunun haklarıAnayasa’nın 36. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmıştır.
44. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında tanık sorgulama hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
45. Başvurucunun çelişmeli yargılama ilkesinin ve tanık sorgulamahakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden adil yargılanma hakkıkapsamındaki diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönündenayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin(1)ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
47. Başvurucu, yargılanmanın yenilenmesine karar verilmesitalebinde bulunmuştur.
48. Başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkı kapsamında "çelişmeli yargılama ilkesinin" ve"tanık sorgulama hakkının" ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
49. Çelişmeli yargılama ilkesinin ve tanık sorgulama hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmaküzere İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanmahakkı kapsamında çelişmeli yargılama ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkıkapsamında tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin çelişmeli yargılama ilkesinin ve tanıksorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza MahkemesineGÖNDERİLMESİNE,
D. 206,10 TL harçtan oluşanyargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE26/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.