TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÇİĞDEM ASLAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/4774)
Karar Tarihi: 7/3/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucular
:
Çiğdem ASLAN ve diğerleri [bkz. ekli tablonun (C) sütunu]
Vekilleri
:
Bkz. ekli tablonun (E) sütunu
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yaşlılık aylıklarının artış oranlarının azaltılmasınedeniyle mülkiyet hakkının; yapılan kanuni düzenleme ile devam eden yargılamasürecine sonuca etkili olacak biçimde müdahale edilmesi nedeniyle de adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Ekli tabloda sıralanan başvurulara ait başvuru formları veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemelerinden sonra başvurularKomisyonlara sunulmuştur.
3. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun (B) sütunundanumaraları belirtilen başvuru dosyalarının aynı tablonun (1) numaralı satırındayer alan 2015/4774 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine veincelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
4. Komisyonlarca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümlertarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Aynı konuya ilişkin içtihadın (Zekiye Şanlı, B. No: 2012/931, 26/6/2014; Yasemin Mutlu, B. No: 2013/1426,25/3/2014) mevcut olması nedeniyle Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün71. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince başvuru, Bakanlık cevabıbeklenmeksizin kabul edilebilirlik ve esas yönünden incelenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Uyuşmazlığın ArkaPlanı
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucular; Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığında(Banka) çalıştıkları süre zarfında 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı SosyalSigortalar Kanunu’nun geçici 20. maddesi uyarınca kurulmuş bulunan T. VakıflarBankası T.A.O. Memur ve Hizmetlileri Emekli Sağlık Yardım Sandığı Vakfına(Vakıf) ödedikleri primler karşılığında emekliliğe hak kazanmışlardır.
9. Vakıf, kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumları dışındakalan ancak onlara denk kabul edilen bir tüzel kişilik olup söz konusu sandıkmensupları bakımından zorunlu sosyal güvenlik kurumu niteliğindedir.
10. Vakfın amacı, Vakıf Senedi’nin 4.maddesinde şöyle ifade edilmiştir:
“...
a) İş bu vakıf senedi hükümleri dairesindeüyelerin emeklilik, malullük, ölüm, hastalık, analık, iş kazaları ve meslekhastalıkları hallerinde ve eş ve çocukları ile üyenin geçindirmekle yükümlübulunduğu ana ve babasının hastalıklarında, Sosyal Sigortalar Kanunları iletemin edilen yardımlardan az olmamak üzere hak sahiplerine yardımda bulunmak;
…”
11. Vakfın gelirleri, sandık üyelerinin aylıklarından yapılanprim kesintilerinden ve diğer gelirlerden oluşmaktadır. Banka da aynı esaslarçerçevesinde hesaplanan tutarı işveren hissesi olarak her ay Vakfaaktarmaktadır. Vakıf, üyelerine yapacağı yardımın miktarını ve dolayısıylaemekli aylıklarına ilişkin artışları Vakıf Senedi’ndeyazılı hükümler çerçevesinde tek taraflı olarak belirlemekte olup bunun 506sayılı Kanun'la belirlenmiş alt sınırın altına düşmemesi gerekmektedir.
B. Başvurulara Konu DavaSüreçleri
12. Sandık üyeleri, yapılan artışların 506 sayılı Kanun’ungeçici 20. maddesine uygun bir şekilde yapılmadığı gerekçesiyle Vakıf aleyhineiş mahkemeleri önünde alacak davaları açmışlardır. Bu davalar sonucunda 506sayılı Kanun’un geçici 20. maddesinin nasıl anlaşılıp uygulanacağı konusundabir yargısal içtihat yerleşmiştir.
13. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bu çerçeveyi çizen 24/3/2010tarihli ve E.2010/10-155, K.2010/170 sayılı kararına göre 506 sayılı Kanun'ungeçici 20. maddesinde değinilen alt sınırın belirlenmesinde, davalı Vakfınbağladığı aylıklara yapılan artış oranlarının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK, buKuruma devredilen SSK) sigortalılarına bağlanan yaşlılık aylıklarına yapılanartış oranlarıyla karşılaştırılması usulü dikkate alınmalıdır. Böylece bulunanartış oranının 506 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığı alanlara yapılan artışoranından daha az olması durumunda da Vakıf Senedi'ndekidüzenlemelere göre aylıklarında artış olacak kişilerin ayrıca 506 sayılıKanun'un aylık artışlarına dair hükümlerinden yararlanmaları gerekmektedir.
14. Söz konusu Vakıf tarafından kendilerine aylık bağlananbaşvurucular, muhtelif tarih aralıklarında emekli aylıklarına artış yapılmamasınedeniyle Ankara iş mahkemelerinde alacak davaları açmışlardır. Açtıklarıdavalarda başvurucular, emekli aylıklarında artış yapılmayan dönemler yönünden farkınhesaplanarak kendilerine ödenmesini talep etmişlerdir.
15. Bu arada yargılama süreci devam ederken 13/2/2011 tarihli ve6111 sayılı Kanun’un 53. maddesiyle 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesineeklenen beşinci fıkra ile aynı maddenin sandık emeklilerine yapılacakyardımların düzenlendiği birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmasında;yardımların sağlanması ve bağlanması yönünden alt sınırın belirlenmesinde muadilmiktar karşılaştırmasının esas alınacağı, bunun mevcut davalara da uygulanacağıdüzenlenmiştir.
16. 6111 sayılı Kanun 25/2/2011 tarihli ve 27857 Mükerrer sayılıResmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
17. 6111 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından davalarıgörmekte olan yargılama makamları, açıldığı tarihteki mevzuat hükümlerine görekabul ile sonuçlanacak davaların yasal dayanağını oluşturan düzenlemeninyargılama sürecindeki yasa değişikliğiyle ortadan kalktığı gerekçesine dayanarakret kararları vermiştir. Davaların reddine ilişkin kararlar, kanun yoludenetiminden geçerek kesinleşmiş ve yargılama süreçleri sona ermiştir.
18. Yargılama süreçlerinin sona ermesinin ardından ekli (2)numaralı tablonun (C) sütununda yer verilen başvurucular, bireysel başvurudabulunmuşladır.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. İlgili hukuk için bkz. ZekiyeŞanlı, §§ 20-22; Yasemin Mutlu,§§ 21-23.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 7/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvuruya Konu DavaTarihleri Sonrası Yaşlılık Aylıkları Yönünden Mülkiyet Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
21. Başvurucular, yüksek miktarda prim ödemelerine rağmen dahadüşük miktarda prim ödeyenlerle aynı miktarda yaşlılık aylığı almak zorundabırakıldıklarını belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
22. Başvuru konusuyla ilgili ilkeler, daha önce AnayasaMahkemesi tarafından Zekiye Şanlı ile Yasemin Mutlu başvurularına ilişkin26/6/2014 tarihli kararda ortaya konulmuştur. Buna göre başvurucuların emekliaylıklarına yapılması gerektiğini iddia ettikleri artış oranı yönünden kanundaöngörülen alt sınırın belirlenmesinde, SGK sigortalılarına bağlanan yaşlılıkaylıklarına yapılan artış oranları ile karşılaştırılma ölçütü yerine muadilmiktar karşılaştırması esasının getirildiği yönündeki şikâyet mülkiyet hakkı bağlamındaincelenmiştir. Buna göre 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesinde değinilenalt sınırın belirlenmesini muadil miktar karşılaştırmasının esas alınmasışeklinde değiştiren kanuni düzenleme neticesinde başvurucu, büsbütün emekliaylığından veya aylık miktarının belirli bir asgari standardın altınadüşmemesine ilişkin güvenceden mahrum bırakılmamaktadır. Bu çerçevede altsınırın belirlenmesinde, SGK sigortalılarına bağlanan yaşlılık aylıklarınayapılan artış oranları ile karşılaştırılma ölçütü yerine muadil miktarkarşılaştırması esasının getirildiği, bu durumun da meşru beklentisine konuolan eksik ödemelere ilişkin alacağın başvurucuya ödenmemesi ile sınırlı birsonuç doğurmaktadır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi; 506 sayılı Kanun’un geçici20. maddesindeki düzenlemelere işaret ederek zorlayıcı nitelikte kamu yararıamacına dayanan söz konusu düzenlemenin başvurucuyu ağır ve tahammül edilemezbir yük altına sokmadığı, müdahalenin amacı ile başvurucuya yüklenen külfetinorantılı olduğu ve bu bakımdan mülkiyet hakkının ihlal edilmediği sonucunavarmıştır (Zekiye Şanlı, §§49-63; Yasemin Mutlu, §§ 49-62).
23. Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumbulunmamaktadır. Buna göre başvuruya konu dava tarihi sonrası yaşlılıkaylıkları yönünden 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesiyle getirilen kanunidüzenleme çerçevesinde davanın reddine karar verilmesinin mülkiyet hakkınınihlaline yol açmadığı açıktır.
24. Açıklanan gerekçeyle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik nedenleri incelenmeksizinaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
B. Başvuruya Konu DavaTarihleri Öncesi Yaşlılık Aylıkları Yönünden Adil Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
25. Başvurucular, 6111 sayılı Kanun’un 53. maddesi ile 506sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine eklenen fıkranın devam eden davalara dauygulanmasına ilişkin ibaresiyle açtıkları alacak davasının dayanağı olan vekendilerini haklı kılan Yargıtay içtihatlarının ortadan kaldırıldığını,dolayısıyla devam eden yargı süreçlerine kanun çıkarılarak müdahale edildiğinibelirtmişler; adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile ayrımcılık yasağınınihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
26. Başvurucular her ne kadar aynı şikâyet bağlamında ayrımcılıkyasağı ve mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de buşikâyetin ilgili olduğu adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliğiilkesi çerçevesinde incelenmesi uygun görülmüştür (Benzer yönde bkz. Zekiye Şanlı, § 44; Yasemin Mutlu, § 44).
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
27. Başvurucuların adil yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmayıp başka bir kabul edilmezliknedeni de bulunmadığından başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
28. Anayasa Mahkemesi ZekiyeŞanlı ile Yasemin Mutlu başvurularında,silahların eşitliği ilkesi güvencesini değerlendirirken kanun çıkarılmasısuretiyle bu güvenceye yapılan müdahalenin yargılamanın taraflarından birininkonumunda diğer tarafa nazaran orantısız ve açık bir dengesizlik veyadezavantaj oluşturup oluşturulmadığının tespit edilmesi gerektiğini vurgulamış,başvuruya konu olay temelinde böyle bir dengesizlik veya dezavantaj oluşupoluşmadığını irdelemiştir (Zekiye Şanlı,§§ 64-86; Yasemin Mutlu, §§63-86).
29. Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda başvuruya konuolaya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun içtihadının varlığı karşısında(bkz. § 13) -her ne kadar zorlayıcı bir kamu yararına dayansa da- kanundeğişikliğinin dava açılırken kişi lehine sonuçlanacağı anlaşılan durumudeğiştirmeye yönelik olduğu, davanın kişi lehine sonuçlanmasını imkânsız hâlegetirdiği tespit edilmiştir. Bu tespit ışığında silahların eşitliği güvencesineyönelik müdahalenin öngörülebilir olmadığından meşru kabul edilemeyeceği,dolayısıyla dezavantajlı hâle getirilen başvurucuya katlanılması zor külfetleryüklendiği belirtilerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine kanaatgetirilmiştir (Zekiye Şanlı,§§ 87, 88; Yasemin Mutlu, §§ 85, 86).
30. Somut başvuruda da ZekiyeŞanlı ile Yasemin Mutlu kararındaaçıklanan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumun bulunmadığıanlaşıldığından başvurucuların adil yargılanma haklarının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekmektedir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
1. Genel İlkeler
32. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetinihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığındansöz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikledevam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin ve bunlarınyol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi vemanevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğertedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).
33. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Bunagöre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasamaişlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderimyolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).
2. İlkelerin OlayaUygulanması
a. Başvuruya Konu DavaTarihleri Sonrası Yaşlılık Aylıkları Yönünden
34. Anayasa Mahkemesi başvuruya konu dava tarihleri sonrasıyaşlılık aylıklarının artış oranları ile ilgili olarak 506 sayılı Kanun'ungeçici 20. maddesine 6111 sayılı Kanun’un 53. maddesiyle eklenen beşinci fıkraçerçevesinde alt sınırın belirlenmesinde muadil miktar karşılaştırmasının esasalınması yönünden yapılan şikâyetleri mülkiyet hakkı bağlamında incelemiş veihlal olmadığının açık olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
35. Buna göre adil yargılanma hakkı bağlamında yeniden yapılacakyargılamanın konusunu başvuruya konu dava tarihleri sonrası yaşlılık aylıklarıoluşturmamaktadır. Diğer bir deyişle Anayasa Mahkemesinin ihlal görmediğibaşvuruya konu dava tarihleri sonrası yaşlılık aylıkları yönünden derecemahkemelerince yeniden yargılama yapılması mümkün olmadığı ve derecemahkemelerinin söz konusu davalar açıldıktan sonraki aylıklar yönünden AnayasaMahkemesinin ihlal görmemesi nedeniyle bu karara dayalı olarak herhangi birdeğerlendirme yapamayacakları açıktır.
b. Başvuruya Konu DavaTarihleri Öncesi Yaşlılık Aylıkları Yönünden
36. Anayasa Mahkemesi yapılan kanuni düzenleme ile devam edenyargılama sürecine sonuca etkili olacak biçimde müdahale edilmesi nedeniyleadil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğinekarar vermiştir. Buna göre başvurucuların adil yargılanma hakkı kapsamındasilahların eşitliği ilkesinin ihlalinin giderimi yönünden 6111 sayılı Kanun’un53. maddesi ile 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine eklenen fıkranın devameden davalara da uygulanmasının ihlal sonucuna yol açtığı dikkate alınmalıdır.
37. Anayasa Mahkemesinin ZekiyeŞanlı ile Yasemin Mutlu kararlarındabelirtilen ilkeler doğrultusunda, devam eden davalara uygulanması sonucuna yolaçan söz konusu kanun hükmünün yürürlüğünden önceki hukuksal duruma göreuyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması adil yargılanma hakkı kapsamındasilahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasınısağlayabilecek uygun bir çözüm yolu olarak görülmüştür (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Hülya Karacaoğlanve diğerleri, B. No: 2015/3068, 21/3/2018, §40).
38. Bu itibarla Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı çerçevesindeyeniden yapılacak yargılamanın konusunu yalnızca başvuruya konu dava tarihleriöncesi yaşlılık aylıkları oluşturmaktadır. Dolayısıyla adil yargılanma hakkıkapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılabilmesi için ihlal görülen başvuruya konu dava tarihleri öncesiyaşlılık aylıkları yönünden maddi tazminatın belirlenerek ödenmesine kararverilmesi gerekmektedir. Bunun için derece mahkemelerince yapılacak iş, herdava yönünden ayrı ayrı başvurucuların dava tarihleri öncesi hangi dönemleryönünden tazminat talebinde bulunduklarının tespit edilerek, yapılacakçelişmeli yargılamayla ilgili kanun hükmünün yürürlüğünden önceki duruma göretazminat koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi ve buna göre madditazminata hükmedilmesinden ibarettir.
39. Bu bağlamda her somut olayın özelliğine göre tazminatıgerektirip gerektirmediğinin değerlendirilmesi ve miktarının belirlenmesi kuralolarak delillere ilk elden erişme imkânı bulunan derece mahkemelerinin görevinegirmektedir. Yine yukarıda da değinildiği üzere Anayasa Mahkemesinin ihlalkararının başvuruya konu dava tarihlerinden sonraki aylıklara ilişkin olmadığıve bu yönden yapılan şikâyetlerin ise yerinde görülmediğine ayrıca dikkatiçekmek gerekir.
40. Bu sebeple yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere eklitablonun (F) sütununda yer verilen mahkemelere gönderilmesine karar verilmesigerekir.
41. Silahların eşitliği ilkesinin ihlali nedeniyle yenidenyargılamaya hükmedilmesi yeterli bir giderim oluşturduğundan başvurucularındiğer tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
42. Avukat Oya Aydın Göktaş tarafından temsil edilen başvurucu Gülser Aytan'a 1.980 TL vekâlet ücreti ödenmesine, AvukatFatma Sümer Özer tarafından temsil edilen başvurucu Sadettin Beynam'a 1.980 TL vekâlet ücretinin ödenmesine ve AvukatKoray Özarslan tarafından temsil edilen başvurucuÇiğdem Arslan'a 1.980 TL vekâlet ücretinin ödenmesine karar verilmesi gerekir.Ayrıca dosyadaki belgelerden tespit edilen 2015 yılında yapılan başvurular için226,90 TL harç tutarlarından oluşan yargılama giderlerinin her bir başvurucuyaayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Başvuruya konu dava tarihleri sonrası yaşlılık aylıklarıyönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Başvuruya konu dava tarihleri öncesi yaşlılık aylıklarıyönünden adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlaledildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın birer örneğinin Anayasa'nın 36. maddesinde güvencealtına alınan silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli tablonun (F) sütunundayer verilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların diğer taleplerinin REDDİNE,
E. Avukat Oya Aydın Göktaş tarafından temsil edilen başvurucu Gülser Aytan'a 1.980 TL vekâlet ücreti ÖDENMESİNE, AvukatFatma Sümer tarafından temsil edilen başvurucu Sadettin Beynam'a1.980 TL vekâlet ücretinin ÖDENMESİNE ve Avukat Koray Özarslantarafından temsil edilen başvurucu Çiğdem Arslan'a 1.980 TL vekâlet ücretininÖDENMESİNE; dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL tutarındaki harçlarınBAŞVURUCULARA AYRI AYRI ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazineve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE7/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
EK- TABLO
A
B
C
D
E
F
G
Sıra No.
Başvuru Numarası
Başvurucu
T.C. Kimlik No.
Vekili
Mahkemesi
Esas Numarası
1
2015/4774
Gülser AYTAN
Av. Oya Aydın GÖKTAŞ
Ankara 15. İş Mahkemesi
2011/140
2
2015/5169
Sadettin BEYNAM
Av. Fatma SÜMER ÖZER
Ankara 5. İş Mahkemesi
2011/119
3
2015/13114
Çiğdem ASLAN
Av. Koray ÖZARSLAN
Ankara 12. İş Mahkemesi
2011/123
4
2015/14634
Osman CAN
-
Ankara 10. İş Mahkemesi
2011/231
5
2015/15848
Neşe ALTUNCU
-
Ankara 4. İş Mahkemesi
2009/349
6
2015/19295
Veli ERDOĞAN
-
Ankara 14. İş Mahkemesi
2010/644