TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CİHAN YEŞİL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8635)
Karar Tarihi: 6/5/2015
R.G. Tarih- Sayı: 27/6/2015-29399
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Raportör
:
Murat ŞEN
Başvurucu
:
Cihan YEŞİL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Bolu F Tipi YüksekGüvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memurlarının saldırısınamaruz kalarak hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasının, bu olaynedeniyle Disiplin Kurulu tarafından kendisine verilen iki ayrı 20 gün sürelihücreye koyma cezasına karşı yaptığı itirazda avukatı huzurunda savunma yapmakiçin kendisine makul süre verilmemesinin ve üç ayrı cezaevine sevkinin yapılarakavukatı ile görüşmesinin kısıtlanmasının kötü muamele yasağını ve adilyargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüş, disiplin cezalarının sonuçlarıitibariyle kaldırılması ve tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 28/11/2013 tarihinde ElazığCeza Mahkemeleri Ön Bürosu vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur.
4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde,adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine kararverilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 18/7/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğiningörüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
6. Başvuru konusu olay ve olgular 18/7//2014 tarihindeBakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık görüşünü, ek süre sonunda 22/9/2014tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakanlık görüşü, başvurucuya 25/9/2014 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu görüşe karşı cevaplarını 8/10/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formu ve ekleri ile Bakanlık görüşünde ve UYAPüzerinden temin edilen belgelerde ifade edildiği şekliyle olaylar özetleşöyledir:
9. Başvurucu, başvuru tarihinde ElazığE Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.
10. Başvurucu, 8/2/2013 tarihinde infaz koruma memurlarıtarafından yaralandığını ve işkenceye maruz kaldığını belirterek vekillerivasıtasıyla Bolu Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyetçi olmuştur. Yapılansoruşturma sonucunda bazı infaz koruma memurları hakkında zor kullanmayetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle kasten yaralama suçundan BoluAsliye Ceza Mahkemesinde dava açılmış ancak işkence, kasten öldürmeye teşebbüs,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit ve hakaret suçundan kovuşturmayapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
11. Kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karara yapılanitiraz, Düzce Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş ve anılan kararkaldırılmıştır. Bunun üzerine Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, altı şüpheli infazkoruma memuru hakkında işkence suçundan Bolu Ağır Ceza Mahkemesine kamu davasıaçmıştır.
12. Bolu Asliye Ceza Mahkemesinde infaz koruma memurlarıhakkında açılan zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiylekasten yaralama suçuna ilişkin E.2013/243 sayılı dosyası Bolu Ağır CezaMahkemesinin E.2013/246 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Birleştirilendosya, Bolu Ağır Ceza Mahkemesinde halen derdesttir.
13. Başvurucunun infaz koruma memurlarını şikâyetine konuolan olay ile ilgili olarak başvurucu hakkında disiplin soruşturmasıaçılmıştır. Disiplin soruşturması sonucunda Disiplin Kurulu, başvurucuya,13/2/2013 tarihli ve 2013/20 sayılı kararı ile "hükümlü ve tutukluları kasten veya neticesi sebebiyle ağırlaşmışyaralama ve görevlileri her türlü kasten yaralama" eylemi ve14/2/2013 tarihli ve 2013/21 sayılı kararı ile "kurum görevlilerine karşı hakaret ve tehditte bulunmak"eylemi nedeniyle iki ayrı 20 gün hücreye koyma cezası vermiştir.
14. Başvurucu, anılan kararlara karşı 27/2/2013 tarihindeBolu İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Şikâyet dilekçesinde aynı koğuştabulunan hükümlüler M.Ç., S.A. ve E.R.’nin tanıkolarak dinlenmesini ve şikâyetin duruşmalı incelenmesini talep etmiştir. Bununüzerine Bolu İnfaz Hâkimliği her iki itiraz ile ilgili olarak başvurucununsavunmasının alınması için başvurucunun sevk edildiği cezaevlerinin bulunduğuyerler gözetilerek önce Tekirdağ İnfaz Hâkimliğine sonra Elazığİnfaz Hâkimliğine talimat yazmıştır.
15. Elazığ İnfaz Hâkimliğinde her iki şikâyetkapsamında Bolu İnfaz Hâkimliği tarafından yazılan 3/7/2013 tarihli talimatüzerine yapılan 4/7/2013 tarihli duruşmada başvurucu "ben beyanlarımı avukatım ile birlikte vermekistiyorum. Avukatım Hüseyin Yılmazdır, kendisi Diyarbakır Barosuna kayıtlıdır.Kendisine ben haber vereceğim avukatım ile beyanda bulunacağım. Şu an beyandabulunmak istemiyorum, talimatın mahkemesine iadesini istiyorum, daha sonraitiraz dilekçemle ilgili avukatımla beyanda bulunacağım"şeklinde açıklamada bulunmuştur.
16. Başvurucunun talebi doğrultusunda iade edilen talimatüzerine Bolu İnfaz Hâkimliği başvurucunun şikâyet dosyasını Bolu CumhuriyetBaşsavcılığına göndererek görüş istemiştir. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı,16/7/2013 tarihli mütalaasında başvurucunun savunması alındıktan ve ilerisüreceği deliller toplandıktan sonra mütalaa istenmesi yönünde görüş beyanetmiştir. Bunun üzerine Bolu İnfaz Hâkimliği, Elazığİnfaz Hâkimliğine tekrar talimat yazarak başvurucunun talebi doğrultusundaavukatı ile birlikte dinlenilmesini, varsa delillerinin sorulmasını başvurucuyamakul bir süre verilerek bu yönde tebligat yapılmasını istemiştir.
17. Elazığ İnfaz Hâkimliği, Elazığ E TipiKapalı İnfaz Kurumuna yazdığı 1/8/2013 tarihli müzekkerede, başvurucununavukatı ile görüşüp birlikte savunma yapıp yapmayacağının sorulmasını, avukatıile savunma yapması halinde avukatının kimliğini bildirmesi için bir hafta süreverilmesini, bu hususun başvurucuya tebliğ edilmesini ve düzenlenecek tutanağıngönderilmesini istemiştir.
18. Elazığ E Tipi Kapalı İnfaz Kurumu13/8/2013 tarihli ve 2013/10493 sayılı cevabında başvurucunun avukatınaulaşamadığını, ulaşmak için yakınları aracılığıyla haber gönderdiğini, habergelmesi durumunda başvurucunun kendiliğinden bir dilekçe ile avukatının isminive adresini bildireceğine dair beyanda bulunduğunu belirtmiştir.
19. Talimatların iadesi üzerine Bolu İnfaz Hâkimliği,9/9/2013 tarihli ve E.2013/573, K.2013/1645 sayılı kararında başvurucunun"hükümlü ve tutukluları kasten veyaneticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ve görevlileri her türlü kasten yaralama"eylemi nedeniyle aldığı disiplin cezasına dair şikâyetlerinin "makul süre içinde savunma yapmadığı ve delilleri desunmadığı" gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Başvurucunun"kurum görevlilerine karşı hakaret vetehditte bulunmak" eylemi nedeniyle aldığı disiplin cezasınailişkin şikayetleri ise İnfaz Hâkimliğinin 10/9/2013 tarihli ve E.2013/574,K.2013/1651 sayılı kararında "makulsürenin iki kez verilmesine rağmen savunma yapmadığından savunma hakkındanvazgeçmiş sayılacağı" anlaşılmakla disiplin cezası verilmesine dairkararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile reddedilmiştir.
20. Anılan kararlara karşı itiraz, Bolu Ağır CezaMahkemesinin sırasıyla 23/10/2013 tarih ve 2013/1126 Değişik İş sayılı ve7/10/2013 tarihli 2013/1159 Değişik İş sayılı kararları ile reddedilmiştir.
21. Başvurucu, kararların kendisine tebliğ edilmediğini ve28/10/2013 tarihinde kararlardan haberdar olduğunu belirtmiştir.
22. Başvurucu, 26/11/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
23. 16/5/2011 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz HâkimliğiKanunu'nun 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
" Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplintedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veya yönetmelikhükümleri ile genelgelere aykırı olduğu iddiasıyla yapılan şikâyetleriincelemek ve karara bağlamak."
24. 4675 sayılı Kanun'un 6. maddesi şöyledir:
"Şikayet başvurusu, 5 incimaddede yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetkialanı dışında kalan bir işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayankimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmedenreddeder; şikayet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise omercie gönderir.
Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızındosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde kararvermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında resen araştırmayapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumuve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır. (Ekcümle: 22/7/2010-6008 S.K/5.md.) Disiplin cezasınakarşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasınıaldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonrakararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K/5.md.)Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibrazetmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. (Ekcümle: 22/7/2010-6008 S.K/5.md.) İnfaz hâkimi gerekligörmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda daalabilir.
İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezsereddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetindurdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.
İnfaz hâkimi, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4/4/1929tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre incelemeve işlemlerini yürütür ve kararını verir.
İnfaz hâkiminin kararlarına karşı şikayetçi veya ilgiliCumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren bir hafta içinde CezaMuhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre acele itiraz yoluna gidilebilir.
İtiraz, infaz hâkimliğinin kurulduğu yer ağır cezamahkemesine, ağır ceza mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması halinde(2) numaralı daireye yapılır. İnfaz hâkimi aynı zamanda bu mahkemenin üyesiolduğu takdirde itirazla ilgili karara katılamaz."
25. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 44. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"(1) Hücreye koyma cezası, hükümlünün eylemlerininnitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkısaklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve hertürlü temastan yoksun bırakılmasıdır.
2) Bir günden on güne kadar hücreye koyma cezasınıgerektiren eylemler şunlardır:
…
j) Kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunmak.
…
(3) Onbir günden yirmi güne kadarhücreye koyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:
...
e) Hükümlü ve tutukluları kasten veya neticesi sebebiyleağırlaşmış yaralamak ile görevlileri her türlü kasten yaralamak.
…
(4) Hücre, yaşamsal gereksinmeleri karşılayacak biçimdedüzenlenir."
26. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere AvrupaCezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararlarında hükümlüve tutukluların disiplin ve cezalandırılmalarına dair kısmı şöyledir:
“Disiplin suçu işlediği öne sürülen mahpuslar:
a. Kendilerine isnat edilen suçlamaların mahiyeti hakkındaanlayacakları bir dilde ve ayrıntılı olarak bilgilendirilmelidir;
b. Savunmalarını hazırlayabilmeleri için yeterli zaman veimkanlara sahip olmalıdırlar;
c. Savunmalarını bizzat kendilerinin yapmasına ya daadaletin yararı bunu gerektiriyorsa hukuki bir yardım alarak yapmalarına izinverilmelidir;
d. Tanık dinlenmesini istemelerine ve onları dinlemelerine,ya da kendileri adına dinlenmelerine izin verilmelidir;ve,
e. Soruşturma esnasında kullanılan dili anlayamıyor veyakonuşamıyorsa bir çevirmenin yardımından ücretsiz olarak yararlanmalıdır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 6/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 26/11/2013 tarih ve 2013/8635 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Bolu F Tipi YüksekGüvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 9-10 gardiyanın saldırısına maruzkalarak hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, bununla ilgili halenBolu Asliye Ceza Mahkemesinde davanın derdest olduğunu, ancak bu olaya ilişkincezaevi disiplin kurulunca kendisine iki ayrı 20 gün süreli hücre cezasıverildiğini, kararlara karşı Bolu İnfaz Hâkimliğine itirazda bulunduğunu, bazıhükümlüleri tanık gösterdiğini ancak bunların dinlenmediğini, avukatı ilesavunma yapmak istediğini ancak İnfaz Hâkimliğinin kendisine makul bir sürevermediğini, ayrıca sırasıyla Tekirdağ 1 Nolu F Tipi,Kırıkkale ve Elazığ Ceza İnfaz Kurumlarına sevkinin yapılarak avukatı ileirtibatının koparıldığını belirterek Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerindetanımlanan kötü muamele yasağı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş, hücre hapis cezasının sonuçları ile kaldırılması ve tazminattalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
29. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucu, diğeriddiaları ile birlikte, 9-10 gardiyanın saldırısına maruz kalarak hayatitehlike geçirecek şekilde yaralandığını belirterek Anayasa’nın 17. maddesininağır bir şekilde ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Öte yandan başvurucu,Bakanlık görüşüne karşı beyanında da başvurusunun İnfaz Hâkimliğinin kararınayönelik olduğunu, gardiyanların saldırısına ilişkin olarak Ağır Ceza Mahkemesiveya Cumhuriyet Savcılığının yaptığı işlemlere yönelik bir şikâyetininolmadığını beyan etmiştir.
30. Başvurucu, başvuru formunda infaz koruma memurlarınıneylemleri nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin ağır bir şekilde ihlaledildiğini ileri sürmüş ise de Bakanlık görüşüne karşı verdiği beyanda genelolarak hakkında verilen hücreye koyma cezasına karşı yaptığı itirazda İnfazHâkimliğinin kendisine yapılan işkence ve kötü muameleyi gözetmemesi ve cezayakarşı yaptığı itirazın reddi yönünde adil olmayacak şekilde karar vermesindenşikâyetçi olmuştur. Nitekim beyanında Anayasa Mahkemesine İnfaz Hâkimliğinin “gayri hukuki” uygulamasını şikâyetettiğini ifade etmiştir.
31. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurulara ilişkinincelemesi başvuru kapsamıyla sınırlı olup başvurucu tarafından ilerisürülmeyen herhangi bir hak ihlalinin resen incelenmesi mümkün değildir.Dolayısıyla her ne kadar başvuru formunda Anayasa’nın 17. maddesinin ihlaledildiğine yönelik iddialar ileri sürülmüş ise de Bakanlık görüşüne karşı verilenbeyanda anılan hususa ilişkin herhangi bir şikâyetin olmadığının beyan edilmesiüzerine Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir. Bu nedenle başvurucunun iddiaları aşağıda adil yargılanma hakkıyönünden incelenmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
32. Başvurucu, hakkında verilen iki ayrı 20 gün hücreye koymadisiplin cezasına yaptığı şikâyetin değerlendirilmesinde Bolu İnfaz Hâkimliğitarafından disiplin cezasına konu olaydaki kötü muamelenin gözetilmediğini, gösterdiğitanıkların dinlenmediğini, avukatı ile savunma yapmak istediğini ancak İnfazHâkimliğinin kendisine makul bir süre vermediğini, ayrıca sırasıyla Tekirdağ 1 Nolu F Tipi, Kırıkkale ve Elazığ Ceza İnfaz Kurumlarınasevkinin yapılarak avukatı ile irtibatının koparıldığını belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Bakanlık görüşünde, başvurunun kabul edilemezliğine dairherhangi bir beyanda bulunmamıştır.
34. Mahkûmlara uygulanan disiplin yaptırımlarına karşı 4675 sayılıKanun’un 6. maddesi gereğince infaz hâkimliğine şikâyet hususu kabuledilmiştir. Bu çerçevede disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infazhâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğerdelilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veyatutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluylaavukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. Dolayısıyla hükümlüveya tutuklulara uygulanacak disiplin yaptırımlarına ilişkin olarak infazhâkimliğine yapılacak bir şikâyet ile yargı yolu sağlanmıştır (Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02,20/5/2008, § 29).
35. Başvurucunun, hücre hapsi cezasının infazı ile haberleşmeveya iletişim araçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılması sonucuortaya çıkacağından disiplin cezasının kişisel hak ve bu bağlamda “medeni” hak niteliğinde olduğu kabuledilmelidir (bkz. Gülmez/Türkiye,§ 25; Ganci/İtalya, B. No. 41576/98, 30/10/2003, §25; Enea/İtalya [BD], B. No: 74912, 17/9/2009, §§105-107). Dolayısıyla başvurucunun disiplin cezasına çarptırılmasından dolayıyaptığı şikâyetin infaz hâkimliği tarafından incelenmesinin “medeni hak” kapsamında kaldığının vedolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesinin birincifıkrasının uygulanmasının mümkün olduğunun kabul edilmesi gerekir.
36. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında hükümlü olanbaşvurucunun hakkında verilen disiplin cezasına karşı yaptığı itirazındeğerlendirilmesinde Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurusunun, açıkça dayanaktan yoksunolmadığından ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka birneden de görülmediğinden kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
37. Başvurucu, hakkında verilen disiplin cezasına yaptığıitirazda İnfaz Hâkimliğinin disiplin cezasına konu olan kötü muameleyigözetmediğini, gösterdiği tanıkları dinlemediğini, avukatı ile savunma yapmakistediğini ancak kendisine makul bir süre vermediğini, ayrıca sırasıylaTekirdağ 1 Nolu F Tipi, Kırıkkale ve Elazığ Ceza İnfaz Kurumlarına sevkinin yapılarak avukatı ileirtibatının koparıldığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
38. Bakanlık görüşünde, başvurucunun iddialarını suç isnadınabağlı Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b), (c) ve (d)bentleri kapsamında değerlendirmiştir. Bu çerçevede başvurucunun savunmasınınalınması için Bolu İnfaz Hâkimliğinin ilgili infaz hâkimliklerine talimatyazdığını ancak başvurucunun savunmasını avukatı ile yapacağını beyan edereksavunma yapmaktan imtina ettiğini, bunun üzerine infaz hâkimliğininbaşvurucunun itirazından altı ay sonra ret kararı verdiğini belirtmiştir.Bakanlık, ayrıca, bu süreç içinde Bolu Asliye Ceza Mahkemesinde devam eden vebaşvurucunun müşteki sıfatı ile taraf olduğu dosyada başvurucunun iki avukatile temsil edildiğini, karara itiraz edilmesi gibi işlemleri yürütenavukatların cezaevinde başvurucu ile de görüştüklerini, başvurucunun buavukatlarla birlikte savunmasını yapmak istediğine dair ya da bu avukatlaraulaşamadığına dair dosya içerisinde bir bilgi mevcut olmadığını ifade etmiştir.Bununla birlikte başvurucunun disiplin cezasına karşı verdiği şikâyet dilekçesindeisimlerini belirttiği tanıkların dinlenmesi için Bolu İnfaz Hâkimliğitarafından herhangi bir girişimde bulunulduğuna, tanıkların hazır edilmeleriiçin ilgili cezaevine talimat yazdıklarına dair dosya içerisinde bir bilgibulunmadığı belirtilmiştir.
39. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, infazhâkimliğinin, tanıklarını dinlemediğini, herhangi bir delil toplamadığını,avukatları ile irtibatını kesmek için başka cezaevlerine sevk edildiğini veinfaz hâkimliğinin cezaevi idaresinin tuttuğu tutanaklar üzerinden kararverdiği iddialarını yinelemiştir.
40. Sözleşme’nin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (b), (c) ve(d) bentleri şöyledir:
“3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklarasahiptir:
…
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklarasahip olmak;
c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafininyardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardanyoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacakbir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunmatanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin vedinlenmelerinin sağlanmasını istemek;…”
41. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasıkapsamında hakkında suç isnadında bulunulan kimseye tanınan haklar arasında (b)bendinde “savunmasını hazırlamak içinyeterli zamana ve kolaylıklara sahip olma”, (c) bendinde "kendini bizzat veya seçeceği bir avukat aracılığı ilesavunma" (d) bendinde de "aleyhineolan tanıkları sorguya çekme ve sorguya çektirme; lehine olan tanıklarınaleyhine olan tanıklarla aynı şartlarda hazır bulunmalarını ve sorguyaçekilmelerini sağlama" hakları da bulunmaktadır.
42. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “suç isnadına” ve “medeni hak ve yükümlülüklere” ilişkin davatürlerinin her birine uygulanabileceğinde herhangi bir tereddütbulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurunun kabul edilebilirliğine ilişkinolarak yukarıda yapılan değerlendirmede başvurucunun iddialarının Sözleşme’nin6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “medenihak ve yükümlülükler” yönü kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir.Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında sayılan haklar maddemetninde de belirtildiği üzere münhasıran suç isnadı altında bulunan kişileretanınmış usuli haklardır. Bu hakların Sözleşme’nin 6.maddenin (1) numaralı fıkrasında belirtilen “medenihak ve yükümlülükler” ile ilgili “uyuşmazlıklar”için uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesi gerekmektedir.
43. AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkradabelirtilen “medeni hak ve yükümlülükler”ile ilgili uyuşmazlıklarda “hakkaniyeteuygun yargılanma” kavramına uygun düştüğü ölçüde maddenin ikinci veüçüncü fıkrasında belirtilen suç isnadı altındaki kişilere tanınan usuli hakların da güvence altına alındığını kabuletmektedir (Dombo Beheer B.V./Hollanda,B. No. 14448/88, 27/10/1993, §§ 31-33; Albertve Le Compte/Belçika, B. No: 7299/75,7496/76, 10/2/1983, §§ 39-41). Bu bağlamda AİHM, “suç isnadına” maruz kalmış kişilere uygulanacak 6. madenin(2) ve (3) numaralı fıkrası hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde “kıyasen” (mutatismutandis) disiplin soruşturmaları için deuygulanabilir olduğunu kabul etmiştir (Albertve Le Compte/Belçika, § 39).
44. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Sözleşme’nin 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasında yer alan “hakkaniyeteuygun yargılama” kavramının, aynı maddenin (3) numaralı fıkrasındayer alan “suç isnat edilmiş kişi”ninasgari haklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kabul etmiştir (Erol Aydeğer, B.No: 2013/4784, 7/3/2014, § 34). Bununla birlikte Mahkeme, Anayasa'nın 38.maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından disiplincezalarının da bu maddede öngörülen ilkelere tâbi olduğunu belirtmiştir (AYM,20/10/2011 tarih ve E.2010/28, K.2011/139 sayılı kararı). Böylelikle AnayasaMahkemesi, Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilenmasumiyet karinesinin disiplin suçları için de uygulanabileceğini öngörmüştür.
45. Öte yandan, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin ÜyeDevletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı TavsiyeKararlarında da hükümlülere uygulanacak disiplin cezaları bakımındanSözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında belirtilen usuli hakların tanınması gerektiği tavsiye edilmiştir (bkz.§ 26).
46. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, somut olaydabaşvurucunun disiplin cezasına karşı yaptığı itirazlarda uygun düştüğü ölçüde “kıyasen” Sözleşme’nin 6. maddesinin (3)numaralı fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerinin tanıdığı usuligüvencelere sahip olduğu kabul edilmesi gerekir. Bu kapsamda başvurucununiddiaları savunma ve tanık dinletme hakları kapsamında aşağıda iki ayrıbaşlıkta incelenmiştir.
i. Savunma Hakkının İhlali İddiaları
47. Başvurucu, hakkında verilen disiplin cezasına yaptığıitirazda avukatı ile savunma yapmak istediğini ancak İnfaz Hâkimliğininkendisine makul bir süre vermediğini, ayrıca sırasıyla Tekirdağ 1 Nolu F Tipi, Kırıkkale ve ElazığCeza İnfaz Kurumlarına sevkinin yapılarak avukatı ile irtibatının koparıldığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
48. AİHM, “hakkaniyeteuygun yargılama” kavramından hareket ederek adil yargılamanıngereklerini saptamıştır. Bu gereklerden en önemlisi Anayasa’nın 36. maddesindede açıkça ifade edilmiş olan “savunma hakkı”dır.Ceza yargılamasındaki savunma haklarının güvence altına alınması demokratiktoplumun temel bir ilkesidir. Bu sebeple AİHM’e görehakkaniyete uygun bir yargılamanın gerçekleştirilmesi için, yargılamanınyürütülmesi sırasında alınan önlemlerin, savunma hakkının yeterince ve tamolarak kullanılması ile uyumlu olması ve bu hakların teorik ve soyut değil,etkili ve pratik olacak şekilde yorumlanması gerekmektedir (Erol Aydeğer, §32).
49. Savunmanın hazırlanması için gerekli zamana sahip olmahakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen “meşruvasıta ve yollardan yararlanmak” kavramının kapsamındadır. Bu hakgereğince sanığa ve müdafiine savunma için gereklihazırlıkları yapabilecekleri zamanın verilmesi gerekmektedir (Erol Aydeğer, §38). Nitekim savunma yapacak kişiye savunma yapabilmesi için yeterli zamanverilmesi alelacele yargılama yapılmasını önlemeyi amaçlamaktadır (Kröcher ve Müller/İsviçre,B. No. 8463/78, 8/7/1981).
50. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b)bendinde belirtilen “yeterli kolaylıklar”kavramı yargılama başlamadan önce veya yargılama sırasında savunmayıhazırlayabilmek için gerekli olduğu ölçüde avukata erişim hakkı da dâhil olmaküzere gerekli bilgi ve belgelere ulaşmak gibi “silahlarıneşitliğini” sağlamayı amaçlamaktadır (Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, B. No:7819/77 7878/77, 28/6/1984; Öcalan/Türkiye,B. No: 46221/99, 12/5/2005; Jespers/Belçika, B. No: 8403/78, 15/10/1980).
51. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c)bendinde hakkında bir suç isnadında bulunulan kişinin “Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafiinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak içingerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekligörüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarakyararlanabilmek” hakkı bulunduğu belirtilmiştir. Sanık kendisinibizzat savunma hakkına sahip olduğu gibi bir müdafi yardımıyla savunma hakkınada sahiptir. Ancak müdafi ile temsil edilme hakkı bakımından önemli olan,yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında, başvurucunun müdafi yardımındanetkili bir biçimde yararlanmış olmasıdır (ErolAydeğer, § 40).
52. Ceza yargılaması temelinde savunma hakkının ve bubağlamda Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) ve (c)bentlerinin “hakkaniyete uygun yargılanma”kavramına uygun düştüğü ölçüde disiplin suçlarına kıyasen uygulanabileceğikabul edilmiştir (bkz. §§ 67-70). Bu bağlamda yukarıdaki paragraflarda (bkz. §73-75) ceza yargılaması temelinde belirlenen ilkelerin uygun düştüğü ölçüdebaşvurucunun iddiaları açısından değerlendirilmesi mümkündür.
53. Somut olayda başvurucunun, vekil ile temsil edilmesi içinmevzuatta herhangi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Nitekim başvurucunun dasavunmasını hazırlamak için infaz hâkimliğinden herhangi bir vekil atanmasıtalebi de bulunmamaktadır. Başvurucu, kendisinin vekilinin olduğunu vesavunmasını vekili ile birlikte yapacağını belirtmiştir. Dolayısıyla başvurukonusu olayda temel sorun başvurucunun vekil ile temsil edilememesi değilSözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendi kapsamındasavunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylık sağlanmasına yöneliktir.
54. Başvurucunun hakkında verilen iki ayrı disiplin cezasınakarşı talimatla savunması alınmak istendiğinde başvurucu savunmasını avukatıile yapmak istediğini beyan etmiştir (bkz. § 15). Bu beyan üzerine yetkiliinfaz hâkimliği bu hususu tutanağa geçirerek talimatı yetkili Bolu İnfazHâkimliğine iade etmiştir. Bunun üzerine Bolu İnfaz Hâkimliği, Elazığ İnfaz Hâkimliğine tekrar talimat yazarak başvurucuyabir hafta süre vererek bu hususu Elazığ Kapalı İnfaz Kurumu aracılığı ilebaşvurucuya tebliğ ettirmiştir. Ancak başvurucunun, avukatına ulaşamadığının,ulaşmak için yakınları aracılığıyla haber gönderdiğinin, haber gelmesidurumunda kendiliğinden bir dilekçe ile avukatının ismini ve adresini bildireceğinibeyan ettiğine ilişkin düzenlenen tutanak üzerine talimat Bolu İnfazHâkimliğine iade edilmiştir. Bunun üzerine Bolu İnfaz Hâkimliği, iki ayrıdisiplin cezasına "makul süre içindesavunma yapmadığı ve delilleri de sunmadığı" ve "makul sürenin iki kez verilmesine rağmen savunmayapmadığından savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı"gerekçesiyle usul ve yasaya uygun bulunan disiplin cezaları ile ilgiliitirazları reddetmiştir (bkz. § 17).
55. 4675 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasınaeklenen cümleye göre disiplin cezasına karşı yapılan şikâyeti inceleyen infazhâkiminin hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilendelilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını vermesi gerekir. Ancaksavunma yapmayan veya savunma yapmayarak infaz hâkimliğindeki yargılamayısürüncemede bırakan hükümlü ve tutuklular için nasıl bir yol izleneceği anılanKanun’da açıklığa kavuşturulmamıştır. Bununla birlikte “medeni hak ve yükümlülükler” ile ilgilibir yargılamaya konu olan somut olay açısından savunması alınacak kişinin,savunma yapmayarak ilgili yargılamayı sürüncemede bırakmaya yönelik kanaat eldeedilmesi gibi gerekçelerle kişinin savunma yapmaktan imtina ettiğinin kabuledilmesinin makul olmadığı söylenemez.
56. Başvuru konusu olayda, Bolu İnfaz Hâkimliği, başvurucununsavunmasının alınması için Elazığ İnfaz Hâkimliğineiki kez talimat yazmıştır. İlk talimat üzerine başvurucunun beyanı alındığı4/7/2013 tarihinden İnfaz Hâkimliğinin itirazın reddine karar verdiği8-9/9/2013 tarihine kadar başvurucunun beyanında belirttiği savunmasını avukatıile birlikte yapma talebine yönelik olarak herhangi bir girişimde bulunduğunayönelik dosya kapsamında herhangi bir hususa rastlanmamıştır. Nitekimbaşvurucunun avukatının isim ve adresini dilekçe ile bildireceğini beyanetmesine rağmen herhangi bir girişimde bulunduğuna yönelik bir iddia da ilerisürülmemiştir (bkz. § 18).
57. Somut olaya ilişkin olarak Bolu İnfaz Hâkimliğibaşvurucunun savunmasını yapabilmesi için yaklaşık iki aylık süre içinde ikikez imkân tanımış ve kendisine buna ilişkin en son talimatında ayrıca birhaftalık süre de vermiştir. Başvurucuya iki kez savunma hakkı verilmesinerağmen savunma yapmaması gerekçesiyle de İnfaz Hâkimliği itirazın reddine kararvermiştir. Cezaevinde bulunan başvurucunun hakkında uygulanan disiplin cezasısonrasında iki ayrı cezaevine nakledilmesine dair iddialar yönünden ise Boluİnfaz Hâkimliğinin başvurucuya iki kez savunmasını yapması için makul olmadığısöylenemeyecek zaman ve kolaylıklar tanıdığı söylenebilir. Öte yandanbaşvurucu, cezaevinde bulunmasından kaynaklanan iletişiminin engellenmesinedeniyle avukatına ulaşamadığına yönelik herhangi bir iddiada bulunmamıştır.Dolayısıyla, İnfaz Hâkimliğinin Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının(b) bendi uyarınca başvurucunun savunmasını hazırlamak için gerekli zaman vekolaylıkları sağlamadığını söylemek mümkün değildir.
58. Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamındagüvence altına alınan savunma hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.Üyeler Serruh KALELİ ve HicabiDURSUN bu görüşe katılmamıştır.
ii. Tanık Dinletme Hakkının İhlali İddiaları
59. Başvurucu, infaz hâkimliğine yaptığı itirazda gösterdiğitanıkların dinlenmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ilerisürmüştür.
60. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ilerisürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır.Bununla birlikte, belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisiesasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunmave inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığınıdenetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp, Mahkemenin görevibaşvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığınındeğerlendirilmesidir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriışığında, taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanmasışarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma veinceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda,delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının dayargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir (Muhittin Kaya,B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).
61. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d)bendinde ilk olarak, sanığın iddia tanıklarını sorguya çekme veya çektirmehakkı güvence altına alınmıştır. Kovuşturma sırasında bütün kanıtlarıntartışılabilmesi için, kural olarak, bu kanıtların aleni bir duruşmada vesanığın huzurunda ortaya konulmaları gerekir. Bu kural istinasız olmamaklabirlikte, eğer bir mahkûmiyet sadece veya belirleyici ölçüde, sanığınsoruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânıbulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere dayandırılmış ise, sanığınhakları Sözleşme’nin 6. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüdekısıtlanmış olur. Olayın tek tanığı varsa ve sadece bu tanığın ifadesinedayanılarak hüküm kurulacak ise, bu tanık duruşmada dinlenmeli ve sanıktarafından sorgulanmalıdır. Bu tanığın, sanığın sorgulamadığı bir dönemdealınan önceki ifadesine dayanılarak mahkûmiyet kararı verilemez (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99,20/3/2014, § 46).
62. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d)bendinde ikinci olarak sanığın, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla “aynı koşullar altında” davet edilmelerininve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı güvence altına alınmıştır. Sanığatanınan bu güvence, silahların eşitliği ilkesinin bir gereğidir. Tanıklarındinlenmek üzere çağırılmasının uygun olup olmadığının değerlendirmesi, kuralolarak, derece mahkemelerinin takdir yetkisi dâhilindedir. Sözleşme’nin 6.maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi, sanığın lehine olan bütüntanıkların çağrılmasını ve dinlenmesini gerektirmez. Bu düzenlemenin esasamacı, sanığın “aynı koşullar altında”ve “silahların eşitliği ilkesi”ne uygun olarak tanıkdinletme talebinde bulunabilmesinin sağlanmasıdır. Dolayısıyla, bir sanığınbazı tanıkları dinletemediğinden şikâyet etmesi yeterli olmayıp, ayrıca butanıkların dinlenmesinin hangi nedenlerle önemli olduğunu ve gerçeğin ortayaçıkması için neden gerekli olduğunu açıklamak suretiyle tanık dinletme talebinidesteklemesi gerekmektedir (Atila OğuzBoyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, § 47).
63. Ceza yargılaması temelinde tanık dinletme hakkının ve bubağlamda Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendinin “hakkaniyete uygun yargılanma” kavramınauygun düştüğü ölçüde disiplin suçlarına kıyasen uygulanabileceği kabuledilmiştir (bkz. §§ 67-70). Bu bağlamda yukarıdaki paragraflarda (bkz. § 84-86)ceza yargılaması temelinde belirlenen ilkelerin uygun düştüğü ölçüdebaşvurucunun iddiaları açısından değerlendirilmesi mümkündür.
64. Başvuru konusu olaya ilişkin olarak 4675 sayılı Kanun’un6. maddesinin (2) numaralı fıkrasına eklenen cümleye göre disiplin cezasınakarşı yapılan şikâyeti inceleyen infaz hâkiminin talep edilen delilleritoplayıp değerlendirdikten sonra kararını vermesi gerekir. Nitekim başvurucudisiplin cezasına konu olan olaya doğrudan tanık olduklarını iddia ettiği veaynı koğuşta bulunan isimlerini de verdiği bazı hükümlülerin dinlenmesini talepetmiştir (bkz. § 14). Ancak Bolu İnfaz Hâkimliği, başvurucunun itirazdilekçesinde dinlenmesini talep ettiği ve başvurucunun iddiaları kapsamındaolaya doğrudan şahitlik ettiği ileri sürülen tanıkları dinlemediği gibi,dinlememesinin gerekçesini de belirtmemiştir.
65. Dolayısıyla hükümlü olan başvurucuya verilen disiplincezasına yapılan itirazlarda Sözleşme’nin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (d)bendinin disiplin suçlarında kıyasen uygulanabilirliği ve bu bağlamda 4675sayılı Kanun’un açık hükmü ile güvence altına alınan delillerin toplanmasıhususu birlikte değerlendirildiğinde başvurucun tanık dinletme hakkınınsağlanamadığının kabul edilmesi gerekir.
66. Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan tanık dinletme hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. MaddesiYönünden
67. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği içinmaddi, manevi tazminat ve disiplin cezalarının sonuçları itibariylekaldırılması talebinde bulunmuştur.
68. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
69. Başvurucu uğradığı maddi ve manevi zararlarınınkarşılanmasını talep etmiştir. Başvurucu, uğradığını iddia ettikleri maddizarar ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmamıştır.Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için, başvurucularınuğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tazminat talebi arasında illiyetbağı kurulması gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine herhangi bir belgesunmayan başvurucunun maddi tazminat talebi reddedilmelidir.
70. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalının tanık dinletme hakkının ihlal edilmesi nedeniyle yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net2.250,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Üye NuriNECİPOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
71. Başvuruya konu iddialara ilişkin olarak başvurucunun ikiayrı 20 gün süreyle hücreye koyma cezası ile cezalandırılması üzerine yaptığınitirazın infaz hâkimliği tarafından değerlendirilmesinde adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verildiği gözetilerek, başvurucu hakkındakiyargılamada 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarıncagereği yapılmak üzere dosyanın ilgili Bolu İnfaz Hâkimliğine ve karardan bilgiedinilmesi için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinin ihlaline ilişkinşikâyetlerin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,
B. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınansavunma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE, üyelerSerruh KALELİ ve Hicabi DURSUN’un karşıoyu ve OY ÇOKLUĞUYLA,
C. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınantanık dinletme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D. Başvurucuya net 2.250,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, üye Nuri NECİPOĞLU’nunkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
F. Kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralıfıkrası uyarınca yargılamanın yenilenmesi için Bolu İnfaz Hâkimliğine,aynı maddenin (3) numaralı fıkrası uyarınca başvurucuya ve Adalet Bakanlığınagönderilmesine,
6/5/2015 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Başvurucu,hükümlü kaldığı cezaevinde;
- Gardiyanların saldırısı ileyaralandığını,
- Olaya ilişkin olarakkendisine iki ayrı hücre cezası verildiğini,
- Karara itiraz etmiş ve tanıkgöstermiş ise de dinlenmediklerini,
- İnfaz hakimliğinin savunmaiçin makul süre vermediğini,
- Üç değişik cezaevine sevkedilerek Avukat ile bağının koparıldığını
- Neticede kötü muamele yasağıve Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucunun şikayeti üzerine infazkoruma memurları hakkında işkence suçundan açılan davanın halen derdest olduğugörülmektedir.
Değerlendirme:
Savunmahakkının ihlali yönünden;
Başvurucu, şikayete konu eylemleringeçtiği yer cezaevinden, önce Tekirdağ sonra Elazığ cezaevine sevk edilmiş,soruşturmayı yürüten Bolu İnfaz Hakimliği başvuru konusu her iki şikayetnedeniyle Elazığ İnfaz Hakimliği’ne ifade alınması yönünde yazdığı talimatbaşvurucu tarafından verilen Avukat ile beyanda bulunmak cevabı üzerine iadeedilmiştir.
Buaşamada Hakimlik, Adil yargılanma ilkesi kapsamında savunma hakkına verilmesigereken öncelik ve önem konusunu dikkate almayarak doğrudan Bolu CumhuriyetBaşsavcılığı’na mütalaa için başvurmuş ise de Başsavcılığın savunmanın alınmasıve delillerin toplanması işlemi bittikten sonra MÜTALAA isteyin uyarısı ileyeniden savunma almak ihtiyacına yönelmiştir.
Bolu İnfaz Hâkimliğinin ikinci talimatı üzerine Elazığ İnfaz Hâkimliği, başvurucuya avukatı ile savunmasınıyapması için bir hafta süre vererek bu hususu Elazığ Kapalı İnfaz Kurumuaracılığı ile başvurucuya tebliğ ettirmiştir. Ancak bu tebligatta başvurucununavukatı ile savunma yapmamasının ne gibi bir sonuç doğuracağına yönelik ihtardabulunulmamıştır.
Hükümlünün ikinci kez yazılan talimata “Avukatıma habergönderdim, dönünce tebligat adresini bildireceğim.” şeklinde dilekçesinde yeralan ifadesi, talimatın iade edildiği Bolu İnfaz Hakimliğince kısaca savunmahakkından vazgeçme olarak sayılmış ve verilmiş disiplin cezasının usul veyasaya uygunluğuna karar verilmiştir.
4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 6. maddesinin (2)numaralı fıkrasına 22/7/2010 tarih ve 6008 sayılı Kanun’un 5. maddesi ileeklenen cümle gereğince, disiplin cezasına karşı yapılan şikâyeti inceleyeninfaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilendelilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını vermesi gerekir. Ancaksavunma yapmayan veya savunma yapmayarak infaz hâkimliğindeki yargılamayısürüncemede bırakan hükümlü ve tutuklular için nasıl bir yol izleneceği anılanKanun’da açıklığa kavuşturulmamıştır.
Bu tür durumlarda ilgili yargı mercii de savunma yapmayarakyargılamayı sürüncemede bıraktığına yönelik kanaat oluşması veya yargılamanınmakul sürede sonuçlanmasına yönelik haklı beklentiler ile savunma yapılmasındanvazgeçildiği kabul edebilir. Ancak her halükardasavunmadan vazgeçildiğinin kabulü için savunması istenen kişiye süre verilmişolması ve bu süre sonunda kişiye savunmasını yapmaz ise ne ile karşılaşacağınıbilmesi imkânı tanınmış olmalıdır.
Cezaevinde bulunan başvurucunun hakkında uygulanan disiplincezası sonrasında iki ayrı cezaevine nakledildiği gözetildiğinde avukatınaulaşamaması makul görülebilir. Her ne kadar Bakanlık görüşünde, başvurucununbaşka vekiller aracılığı ile savunma yapmasının mümkün olduğu belirtilmiş isede başvurucunun savunmasını beraber yapmak istediği avukatının seçiminde özgürolduğunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurucuyayapılan tebligatta savunma yapmaması halinde savunma yapmaktan vazgeçmişsayılacağı bildirilmemiştir. Dolayısıyla, İnfaz Hâkimliğinin Sözleşme’nin 6.maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca başvurucunun savunmasınıhazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıkları sağladığını söylemek mümkündeğildir.
Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendindebelirtilen “yeterli kolaylıklar” kavramı yargılama başlamadan önce veyayargılama sırasında savunmayı hazırlayabilmek için gerekli olduğu ölçüdeavukata erişim hakkı da dahil olmak üzere gerekli bilgi ve belgelere ulaşmakgibi “silahların eşitliğini” sağlamayı amaçlamaktadır (Campellve Fell/Birleşik Krallık, B. No: 7819/77 7878/77,28/6/1984; Öcalan/Türkiye, B. No: 46221/99, 12/5/2005; Jespers/Belçika,B. No: 8403/78).
Sanık kendisini bizzat savunma hakkına sahip olduğu gibi birmüdafi yardımıyla savunma hakkına da sahiptir. Ancak müdafi ile temsil edilme hakkıbakımından önemli olan, yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında, başvurucununmüdafi yardımından etkili bir biçimde yararlanmış olmasıdır.
Anılan nedenler ile başvurucunun savunma hakkının ihlaledilmediğine yönelik çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
Üye
Serruh KALELİ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvurucunun tanık dinletme hakkının ihlal edildiğinedair çoğunluğun yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında manevi tazminata hükmedilmesine yönelik çoğunluğun kararınakatılmamaktayım.
2. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık dinletmehakkının ihlal edildiğine yönelik kararı Bolu İnfaz Hâkimliği kararının tamamenhukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşmaya matuf bir karar değildir. Nitekim adilyargılanma hakkının ihlali iddialarına yönelik Anayasa Mahkemesinin yaptığıinceleme yargılamada usulü güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti ilesınırlıdır. Bu kapsamda usuli güvencelerin yerinegetirilmediğine yönelik bir ihlal ve yargılamanın yenilenmesine kararınınverilmesi halinde ilgili yargı merci usuligüvenceleri yerine getirerek yeni bir karar verecektir. Ancak bu kararın neyönde olacağı usuli güvencelerin yerine getirilmesiile ortaya çıkabilecek yeni duruma göre ilgili yargı merciinin takdirindedir.Dolayısıyla kişiler hakkında verilen ve bireysel başvuruya konu olan yargımerci kararının infaz edilip edilmediğinin, hak ihlalinin tazminat ilegiderilip giderilemeyeceğinin değerlendirilmesinde gözetilmesinin bir anlamıyoktur. Zira usuli güvenceler getiren adil yargılanmahakkının ihlalinin tespiti üzerine yargılanmanın yenilenmesi kararı kapsamındailgili yargı mercii, takdir alanı çerçevesinde belki de aynı kararı tekrarverecektir. Bu durumda ilgili kişi hakkında verilen cezanın infazının herhangibir haksızlık yarattığını savunmak zordur.
3. Başvuru konusu olayda başvurucunun tanık dinletmehakkının ihlal edildiğinin tespiti üzerine verilen yargılamanın yenilenmesikararı ile Bolu İnfaz Hâkimliği usuli güvencelerisağlayarak tekrar karar verecektir. Dolayısıyla başvurucu hakkında verilendisiplin cezalarının infaz edilmiş olsa dahi bu infazların Anayasa Mahkemesininihlal kararı ile tamamen hukuka aykırı ve kesin bir mağduriyete yol açtığınınkabulü mümkün değildir. Bu durum ancak Bolu İnfaz Hâkimliğinin yeniden yapacağıyargılama sonunda belli olacaktır.
4. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan tanık dinletme hakkının ihlal edilmesine ve bubağlamda yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi yeterli bir tazminsağladığından ayrıca manevi tazminata karar verilmesine yönelik sayınçoğunluğun kararına katılmıyorum.
Üye
Nuri NECİPOĞLU
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü çoğunluğu 2013/8635 nolu başvuruda, başvurucunun savunmasını yapması içingerekli zaman ve kolaylığın sağlanmadığına yönelik iddiaları açısından savunmahakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.
2. Somut olayda gözetilmesi gereken en önemli hususbaşvurucunun cezaevinde hükümlü olmasıdır. Nitekim cezaevinde bulunmanınkaçınılmaz sonuçları açısından başvurucunun dışarıda özgür olan kişilerdenfarklı olarak çok daha kısıtlı imkânlar içinde olduğu konusunda tereddütbulunmamaktadır. Öte yandan hükümlü olmak, başvurucunun taraf olduğuyargılamalarda kendisine her zaman ulaşma imkânını da tanımaktadır.
3. Hakkında verilen disiplin cezalarından sonra başvurucununiki ayrı cezaevine sevk edilmesi savunma hazırlayabilmek için olumsuz bir durumyaratmaktadır. Ayrıca Bolu İnfaz Hâkimliğinin talimatları ile alınanbeyanlarında, başvurucu, sürekli olarak savunmasını avukatı ile yapacağınıancak avukatına ulaşamadığını, ulaşınca hemen bildireceğini belirtmiştir.Hükümlü olan başvurucunun savunma yapmaktan kaçtığı yönünde de herhangi birsomut bilgi yoktur. Aksine alınan her beyanında avukatı ile savunma yapmakistediğini belirtmiştir. Ancak İnfaz Hâkimliği bu hususları gözetmedenbaşvurucunun savunma yapmaktan vazgeçtiğini değerlendirmiştir.
4. Somut olay açısından “medenihak ve yükümlülere” dair bir yargılamada savunması alınacak kişinin,savunma yapmayarak yargılamayı sürüncemede bıraktığına yönelik kanaat eldeedilmesi veya yargılamanın makul sürede sonuçlanmasına yönelik beklentiler gibigerekçelerle kişiye savunmasını yapmak için kesin bir süre verilmesinin ve aksitakdirde savunma yapmaktan imtina ettiğinin kabul edilmesi mümkündür. Ancakhangi amaç ile yapılacak olursa olsun savunması istenen kişinin kendisineverilen süre sonunda savunmasını yapmaz ise ne ile karşılaşacağını bilmesineimkânı tanınmalıdır. Başvuru konusu olayda Elazığİnfaz Hâkimliği vasıtasıyla Bolu İnfaz Hâkimliği başvurucunun savunmayapmamasının ne gibi bir sonuç doğuracağını başvurucuya bildirmemiştir.Başvurucuya avukatını bildirmesi için bir hafta süre verilmesine ilişkintebligatta da başvurucunun avukatı ile savunma yapmamasının ne gibi bir sonuçdoğuracağı bildirilmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun savunmasını yapmakistediğine dair beyanları dikkate alınmamıştır.
5. Cezaevinde bulunmanın sonucu olarak yeterli imkânlaraulaşamama durumu gözetilmeden ve belirli bir süre içinde savunma yapmamanınsonuçları açıklanmadan Bolu İnfaz Hâkimliğinin başvurucunun savunma yapmaktanvazgeçtiğini kabul etmesinin, başvurucuya savunma için yeterli zaman vekolaylığın sağlandığı kanaatine varılamamaktadır. Bu gerekçelerle savunmahakkının ihlal edilmediği yönündeki çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Üye
Hicabi DURSUN