TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
CİHAT ÖZDEMİR BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2016/9621)
Karar Tarihi: 22/1/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Tuğçe TAKCI
Başvurucu
:
Cihat ÖZDEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; hükümlünün bazı haklarından disiplin cezasınınyerine getirilmesi sürecinde mahrum bırakılması ve disiplin cezasına ilişkin savunmasınımüdafi huzurunda yapamaması nedenleriyle kötü muamele yasağı ile adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/5/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, başvuru tarihinde Kırıkkale F Tipi YüksekGüvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.
8. Ceza İnfaz Kurumunun ring aracıyla hastaneye sevklerisırasında başvurucunun da arasında bulunduğu hükümlülerin ring aracınınkamerasını peçeteyle kapatarak görüntü alınmasını engellemeleri üzerinehaklarında disiplin soruşturması başlatılmıştır.
9. Disiplin Kurulu Başkanlığının 28/1/2016 tarihli kararı ile13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Kanun'un 43. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bendi gereğincebaşvurucunun "5 gün hücreye koymacezası" ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararda, bueyleme dair kamera kayıtlarının da incelendiği belirtilmiştir.
10. Başvurucu, anılan karara karşı Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine(Hâkimlik) şikâyet başvurusunda bulunmuştur. Hâkimlik tarafından yazılan 10/3/2016tarihli müzekkereyle 17/3/2016 tarihinde saat 13.35'te şikâyetin duruşmalıolarak inceleneceği, savunmasını kendisi hazır bulunması ya da vekâletnamesiniibraz etmesi suretiyle avukatı ile birlikte veya avukatı aracılığıylayapabileceği başvurucuya bildirilmiş, anılan müzekkere Ceza İnfaz Kurumuidaresince başvurucuya 16/3/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11. 17/3/2016 tarihli duruşmada başvurucunun avukatıyla görüşmekistediğini bildirmesi üzerine Hâkimlikçe kendisine bu konuda daha önce tebligatyapıldığı hatırlatılmıştır. Başvurucu ise duruşma tarihinin kendisine 16/3/2016tarihinde tebliğ edildiğini, bu süre zarfında avukatıyla görüşmesinin mümkünolmadığını ifade ederek ek süre talep etmiştir.
12. Hâkimlik, başvurucuya gerekli tebligat yapıldığı hâldebaşvurucunun avukatıyla hazır olmadığını ve beyanda bulunmadığını belirtmiş;başvurucunun beyanda bulunmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar vererekbaşvurucunun verilen disiplin cezasına itirazının reddine karar vermiştir.
13. Aynı celsede Ceza İnfaz Kurumunda jandarma astsubay olarakgörev yapan ve olay anında Ceza İnfaz Kurumunun ring aracında bulunan T.E. tanıkolarak dinlenmiş ve beyanında başvurucunun güvenlik kamerasının önüne peçetekapatmak suretiyle içeriyi görmelerini engellediğini bildirmiştir. Başvurucuyatanık beyanına karşı diyeceği olup olmadığı sorulmuş, başvurucu karşı birbeyanda bulunmak istemediğini ifade etmiştir.
14. Başvurucu, müdafi huzurunda savunmasını yapamadığı itirazınıda içerir biçimde karara karşı itiraz etmiştir. İtiraz, Kırıkkale Ağır CezaMahkemesinin 7/4/2016 tarihli kararıyla kararın usul ve yasaya uygun olduğugerekçesiyle reddedilmiştir.
15. Nihai karar başvurucuya 16/4/2016 tarihinde tebliğ edilmiş,başvurucu 13/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
16. Anayasa Mahkemesi 9/7/2018 tarihli yazısıyla Ceza İnfazKurumundan başvurucunun hücre disiplin cezasının infaz edildiği süreçtebaşvurucunun erişemediğini iddia ettiği hususlara ilişkin ayrıntılı bilgi talepetmiştir. Ceza İnfaz Kurumu, Anayasa Mahkemesinin sorduğu tüm hususlara12/7/2018 tarihinde yazılı cevap vermiştir. Söz konusu cevap şöyledir:
"1. Hücre cezasınıninfaz edilip edilmediği ile ilgili olarak;
Kurumumuz Disiplin Kurulu'nun 28/01/2016tarihli ve 2019/99 sayılı kararı ile verilen 5 Gün Hücreye Koyma disiplincezasına karşı adı geçenin Kırıkkale İnfaz Hakimliğine itiraz ettiği veitirazının reddedildiği, İnfaz Hakimliği kararına karşı yapmış olduğu itirazında Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmesi üzerine kararın kesinleştiği,Kurum Tabibi tarafından 12/05/2016 tarihinde 2016/1642 protokol numarası ileyapılan muayene sonucunda hücre cezasına katlanabileceğinin bildirildiği,12/05/2016 - 17/05/2016 tarihleri arasında hücre cezası infaz edildiğikayıtların tetkikinden anlaşılmıştır.
2. Başvurucunun yakınlarıyla görüştürülüpgörüştürülmediği; görüşmüş ise sayısı ve tarihleri ile ilgili olarak;
5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin 1. Fıkrasında ' Hücreye koyma cezası, hükümlününeylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli vegündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan yoksunbırakılmasıdır.', 5. Fıkrasında'Hücreye konulan hükümlünün, resmî ve yetkili merciler ve avukat ilegörüşmesine engel olunmaz.' hükümlerinin yer aldığı bu nedenle hücre cezası infaz edilmekte iken yalnızca resmî veyetkili merciler (Vasi, Kayyım vb.) ve avukat ile görüşmesine izinverilmektedir. Kanun hükümleri gereğince adı geçen hücre cezasıinfaz edilmekte iken (5 Gün) yasal temsilcisiolmayan yakınları ile görüştürülmemiştir.
3. Başvurucuya talebi üzerine kendisine gazeteve diğer süreli veya süresiz yayınların verilip verilmediği ile ilgili olarak;
5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin 1. Fıkrasında yer alan ' Hücreye koyma cezası,hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar,açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere,geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastanyoksun bırakılmasıdır.' hükmü gereğince hücre cezasının infazı süresince (5 Gün) yayınlardanfaydalandırılmamıştır.
4. Başvurucunun televizyon izlemesine yada radyo dinlemesine müsaade edilip edilmediği, müsaadeedilmekte ise hangi şartlara tabi olduğu ile ilgili olarak;
5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin 1. Fıkrasında yer alan ' Hücreye koyma cezası,hükümlünün eylemlerininnitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkısaklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü birhücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılmasıdır.' hükmügereğince hücre cezasının infazı süresince(5 Gün) radyo dinlemesine ve televizyon izlemesinemüsaadeedilmemiş ancak merkezi sistem radyo yayınından faydalanmıştır.
5. Başvurucunun mektuplaşma imkanının bulunupbulunmadığı ile ilgili olarak;
5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinin 1. Fıkrasında yer alan ' Hücreye koyma cezası,hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar,açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere,geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastanyoksun bırakılmasıdır.' hükmü gereğince hücre cezasının infazı süresince (5 Gün) mektuplaşma imkanı bulunmamaktadır."
IV. İLGİLİ HUKUK
17. İlgili hukuk için bkz. CihanYeşil, B. No: 2013/8635, 6/5/2015,§§ 23-26.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 22/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
19. Başvurucu, hükümlü olarak tutulduğu Ceza İnfaz Kurumununidaresince verilen hücre disiplin cezasının sonucu olarak ziyaretçi kabulüne,televizyon izlemesine, radyo dinlemesine, gazete okumasına, mektup almasınaizin verilmemesi nedenleriyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
20. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“…
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
…”
21. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarınıgerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı göstermeyükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (CezmiDemir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).
22. Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası veAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesi herhangi birsınırlama öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele vecezaların yasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muameleyasağının mutlak mahiyeti Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaşveya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi, aynışekilde Sözleşme’nin 15. maddesi de benzer bir düzenleme ile kötü muameleyasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörmemiştir (Turan Günana, B. No: 2013/3550,19/11/2014, § 33).
23. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar, ayrımcı davranışlar,devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamiz ifadeler, kişiye normalolmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muameleler kötü muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 90).Mahpuslar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılabilirken (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme’nin ortak alanıkapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununla birlikteceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi vedisiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelikkabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip olunan haklarsınırlanabilir (Turan Günana,§ 35).
24. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecekhususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu idaresive görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimselhatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Bu nedenlemahpuslar için bir ceza infaz kurumundaki yaşam tüm yönleriyledeğerlendirilmelidir. Ceza infaz kurumlarındaki yaşam, mahpuslara sunulanaktivitelerin genişliğinden mahpuslar ve ceza infaz görevlileri arasındakiilişkilerin genel durumuna kadar geniş bir alanda değerlendirilmelidir (Turan Günana, §37). Anayasa’nın 17. maddesi, ceza infaz kurumunda tutulan bir mahpusun içindebulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde olmasını da koruma altınaalmaktadır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahpuslarıözgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden dahafazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir (Turan Günana, §39).
25. Yukarıda ifade edilen tüm hususların yanında ilave olarakbir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamınagirebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğiniifade etmek gerekir.Herolayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkatealınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel veruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlerönem taşımaktadır (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 23).
26. Öncelikle Anayasa Mahkemesi içtihadının ceza infazkurumlarında hükümlü ya da tutuklu statüsüyle tutulan kişilerin hücre hapsinealınmasının ya da diğer tutulanlardan ayrılmasının tek başına Anayasa'nın 17.maddesine aykırı bir durum oluşturmadığı yönünde olduğunu belirtmek gerekir.Disiplinin sağlanması, güvenlik gerekçesi veya ayrı tutulan kişiyi diğertutulan kişilerden korumak kaygısıyla bu tür uygulamalar yapılabilmektedir (Turan Günana §43; Ahmet Yeter, B. No:2014/5100, 16/2/2017, § 39).
27. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulmakoşullarını değerlendirirken başvurucular tarafından ileri sürülen somutolaylara ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi vebu kapsamda önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarınınbirlikte değerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Turan Günana, §38). Dolayısıyla her başvuruda somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin niteliğive süresi, amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.
28. Ceza infaz kurumlarında farklı şekillerde ortaya çıkabilecekkötü muamele biçimleri olabilir. Bununla birlikte hücre disiplin cezasınıninfaz koşulları infazın niteliğinden kaynaklanan ve özgürlükten mahrum kalmanındoğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin ötesinde asgari bir ağırlıkderecesine ulaşmalıdır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Raşit Konya, B. No: 2017/26780,28/6/2018, § 50).
29. Somut olayda,hücredisiplin cezası süresince açık havalandırmadan faydalandırılmadığı ya da müdafiiyle görüşemediği yönünde iddiaları bulunmayanbaşvurucunun cezasının infazı süresince mahrum kaldığını iddia ettiğihususlardan yalnızca merkezî sistem radyo yayınından faydalandırıldığıanlaşılmıştır (bkz. § 16). Başvurucunun somut olayda mahrum bırakıldığı bazıhaklar hücre disiplin cezasının infazının niteliğinden kaynaklanmaktadır veözgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucudur. Bu bakımdan somut olaydaki hücrecezasının süresi ve infaz şekli gözetildiğinde başvurucunun bazı haklardanmahrum bırakılmasının başvurucuyu yukarıda değinilen özgürlükten mahrumkalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılıveya eziyetli bir duruma sokmadığı anlaşılmıştır.
30. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağına ilişkin birihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Müdafi Yardımından Yararlanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
31. Başvurucu, hakkında verilen hücre disiplin cezasına karşıyaptığı şikâyetin değerlendirilmesi sürecinde müdafiiylesavunma yapması için kendisine yeterli süre tanınmadığını belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
32. Somut olayda başvurucunun Ceza İnfaz Kurumunun ring aracındagerçekleştirdiği eylemine ilişkin olarak 5275 sayılı Kanun’un disiplinhükümleri çerçevesinde Disiplin Kurulu tarafından ceza verilmiştir. Bu bağlamdabaşvurucunun eylemi disiplin hukuku çerçevesinde değerlendirilmiştir.
33. Başvuruya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler AnayasaMahkemesinin Cihan Yeşilkararında ortaya konulmuştur. Adı geçen kararla yirmi gün süreyle hücreye koymadisiplin cezasının infazıyla haberleşme veya iletişim araçlarından ve ziyaretçikabulünden yoksun bırakılması sonucu ortaya çıkacağından disiplin cezasınınkişisel hak ve bu bağlamda medenihak niteliğinde olduğu, sözkonusu disiplin cezasından dolayı yaptığı şikâyetin İnfaz Hâkimliği tarafındanincelenmesinin de medeni hak ve yükümlüklereilişkin uyuşmazlık kapsamında kaldığı kabul edilmiştir (Cihan Yeşil, § 35).
34. Somut olayda da başvurucu, hücre cezasının infazından dolayıhaberleşme veya iletişim araçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksunbırakılacağından hücreye koyma disiplin cezasının medeni hak niteliğinde olduğukabul edilmelidir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Cihan Yeşil, § 35).
35. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının, suç isnadına ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin dava türlerinin herbirine uygulanabileceğinde herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bununlabirlikte somut olayda başvurucunun iddialarının Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının medeni hak veyükümlülükler yönü kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir.Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında sayılan haklar maddemetninde de belirtildiği üzere münhasıran suç isnadı altında bulunan kişileretanınmış usule ilişkin haklardır. Bu hakların Sözleşme'nin 6. maddenin (1)numaralı fıkrasında belirtilen "medenihak ve yükümlülükler" ile ilgili "uyuşmazlıklar" için uygulanıp uygulanamayacağınınbelirlenmesi gerekmektedir (Cihan Yeşil,§ 42).
36. Anayasa Mahkemesi de Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasında yer alan “hakkaniyete uygun yargılama” kavramının aynı maddenin (3)numaralı fıkrasında yer alan “suç isnat edilmiş kişi”ninasgari haklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kabul etmiştir (Erol Aydeğer, B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 34). Bununlabirlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalararasında bir ayrım yapılmadığından disiplin cezalarının da bu maddede öngörülenilkelere tabi olduğunu belirtmiştir (AYM, E.2010/28, K.2011/139, 20/10/2011).
37. Somut olayda başvurucunun, disiplin cezasına karşı yaptığışikâyetinin de uygun düştüğü ölçüde “kıyasen” Sözleşme’nin 6. maddesinin (3)numaralı fıkrasının (c) bendinin tanıdığı usule ilişkin güvencelere sahipolduğu kabul edilmesi gerekir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz.Cihan Yeşil, § 46).
38. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hakkaniyete uygun yargılama kavramındanhareket ederek adil yargılamanın gereklerini saptamıştır. Bu gereklerden en önemlisiAnayasa'nın 36. maddesinde de açıkça ifade edilmiş olan savunma hakkıdır. Ceza yargılamasındakisavunma haklarının güvence altına alınması demokratik toplumun temel birilkesidir. Bu sebeple AİHM'e göre hakkaniyete uygunbir yargılamanın gerçekleştirilmesi için yargılamanın yürütülmesi sırasındaalınan önlemlerin savunma hakkının yeterince ve tam olarak kullanılması ileuyumlu olması, bu hakların teorik ve soyut değil etkili ve pratik olacakşekilde yorumlanması gerekmektedir (CihanYeşil, § 48).
39. Suç isnadı altındaki kişinin müdafi yardımından yararlanmahakkının Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında korunan bir hak olduğu kuşkusuzdur(AYM, E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013). Bu hak gereğince sanığa talebi hâlindemüdafi tayin edilmesi gerekmektedir.
40. Somut olayda, başvurucunun müdafi ile temsil edilmesi içinmevzuatta herhangi bir zorunluluk bulunmamaktadır. 16/5/2011 tarihli ve 4675sayılı İnfaz Hâkimliği Kanun'un 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasına eklenencümleye göre, disiplin cezasına karşı yapılan şikâyeti inceleyen infazhâkiminin eğer müdafi hazır ise müdafii hazır olan vevekâletnamesini ibraz eden avukatıyla veya avukat aracılığı ile hükümlü veyatutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen delilleri toplayıpdeğerlendirdikten sonra kararını vermesi gerekir.
41. Başvuru konusu olayda Hâkimlikçe başvurucuya kendi avukatınıtemin etme fırsatı tanınmış (bkz. § 10), başvurucu ise avukatını hazırbulundurmamıştır. Tanık celsede başvurucunun huzurunda dinlenmiş, başvurucuyatanığın beyanlarına karşı diyecekleri sorulmuş, başvurucu herhangi bir karşıbeyanda bulunmayacağını belirtmiştir (bkz. § 13). Şikâyete konu disiplinişleminin ring aracındaki güvenlik kamerasının peçeteyle kapatılarak görüntününengellenmesi eyleminden kaynaklandığı, savunma hazırlamak için teknik veyahukuki bilgi gerektirecek karmaşık olaylar olmadığı ve İnfaz Hâkimliği şikâyetdeğerlendirme sürecinin basit usul kuralları ile yürütüldüğü, başvurucununeylemine ilişkin kamera kaydı bulunduğu (bkz. § 9) dikkate alınmalıdır.
42. Açıklanan gerekçelerle müdafi yardımından yararlanma hakkınayönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetineneden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAFTUTULMASINA 22/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.